Son Dakika
|
Şanlıurfa’da kuyumcuda hırsızlık anı kameraya yansıdı
MSB: "İncirlik bir Türk üssüdür, üs komutanı Türk Tuğgeneralimizdir"
ABD ordusu: "İran, hava gücünü her geçen gün kaybediyor"
İstanbul’da yabancılara sahte belge düzenleyen şebeke çökertildi: 13 gözaltı
İran, Bahreyn'de yakıt tanklarını vurdu
İran'da hayatını kaybeden üst düzey askeri yetkililer için cenaze töreni
Ziraat Türkiye Kupası’nda çeyrek ve yarı final eşleşmeleri belli oldu
Trabzonspor’da, Orhan Kaynak için tören düzenlendi
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Savaş, küresel ekonomi üzerinde ağır bir tahribat oluşturdu''
Kremlin: "Barış görüşmeleri için tüm taraflar İstanbul seçeneğine olumlu bakıyor"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Kyrgyz Designer Brings Traditional Motifs to the International Runway
Ezilmekten son anda kurtuldu
İran, Bahreyn'de yakıt tanklarını vurdu
Fenerbahçe, Fatih Karagümrük’e konuk olacak
Aral Şimşir: "Trabzonspor’un teklifi beni motive etti"
İran Dışişleri Bakanı Arakçi: "Çalışanlarla dolu bir banka bombalandı"
ABD Başkanı Trump, İran’dan "erken ayrılmak istemediklerini" söyledi
Dubai’de sivil bir binaya isabet eden İHA yangına yol açtı
SAĞLIK
Ramazan’da tok tutan karışım
12 Mart 2026 Perşembe - 13:09:05
Kayseri’de aktarlarda satılan karışım tok tutmasıyla Ramazan’da vatandaşlardan ilgi görüyor. Kayseri’de 13 yıldır aktarlık yapan Muhammet Hanzala Altun, orucu daha rahat tutmanın püf noktası olan tok tutan karışımın tarifini verdi. 1 çorba kasesine 4 yemek kaşığı yoğurt, 2 yemek kaşığı yulaf, keten tohumu gibi doyurucu besinlerin bulunduğu karışımı ekleyip tükettiğimizde daha rahat oruç tutulacağını belirten Altun, "Zaten iftarla sahur arası çok bir süre olmuyor, vücut iftarda yenileni eritmiyor. Sahura uyanamayan kişiler için chia tohumu, keten tohumu, kinoa tohumu, ay çekirdeği içi ve yulaf karışımlarını tavsiye ediyoruz. Hem bağırsaklara iyi geliyor hem de midede bir kütle oluşturup tokluk hissi veriyor. Yatmadan önce 1 kâse yoğurdun içine bu karışımdan 2 yemek kaşığı koyup tüketildiğinde ve üzerine 1 bardak ılık süt içildiğinde, sahura kalkmadan da vücutta enerji kaybı olmaz. Ayrıca tokluk hissi vererek orucu daha rahat tutmayı sağlar" şeklinde konuştu. Altun, yapılan bu karışıma vatandaşların ilgi gösterdiğinin altını çizdi.
12 Mart 2026 Perşembe - 12:53
Türkiye’de her 7 kişiden biri böbrek hastası
Türk Nefroloji Derneği ve Sağlık Bakanlığı’nın güncel verilerine göre Türkiye’de her 7 yetişkinden biri kronik böbrek hastası. Bu kapsamda, Türk Nefroloji Derneği ise 12 Mart Dünya Böbrek Günü kapsamında, Sağlık Bakanlığı ve Ankara Aile Hekimliği Derneği iş birliğinde, Vantive Sağlık Hizmetleri Şirketi sponsorluğunda, bilinçlendirme programına imza attı. Türk Nefroloji Derneği ve Sağlık Bakanlığı’nın güncel verilerine göre Türkiye’de her 7 yetişkinden biri kronik böbrek hastası. Böbrek hastalıkları konusunda, Türkiye genelindeki çeşitli bilimsel çalışmalar ve farkındalık projeleri ile bilinen Türk Nefroloji Derneği ise 12 Mart Dünya Böbrek Günü kapsamında, Sağlık Bakanlığı ve Ankara Aile Hekimliği Derneği iş birliğinde, Vantive Sağlık Hizmetleri Şirketi sponsorluğunda, bilinçlendirme programına imza attı. Ankara Üniversitesi İbni Sina Tıp Fakültesi’nde gerçekleşen programda, Sağlık Politikaları Zirvesi ve Aile Hekimleri Eğitim Toplantısı ile kronik böbrek hastalıkları konusu ele alındı. Türk Nefroloji Derneği Yönetim Kurulu Üyeleri, Sağlık Bakanlığı Araştırma, Geliştirme ve Sağlık Teknolojisi Değerlendirme Daire Başkanlığı’ndan Olgun Şener, Vantive Pazar Erişim ve Kurumsal İlişkiler Yöneticisi Volkan Doğan, Sağlık Bakanlığı Doku, Organ Nakli ve Diyaliz Daire Başkanı Prof. Dr. Erkan Ölçücüoğlu katıldı. Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Aydın Türkmen, "Türk Nefroloji Derneği olarak halkımızın bilinçlenmesi, meslektaşlarımızın en yüksek düzeyde bilimsel bilgilerle donanması ve bunu sağlık hizmetine yansıtmalarına yönelik çalışmalarımızı aralıksız sürdürmekteyiz. Ülkemizde her yıl 10 binden fazla hasta diyaliz tedavilerine başlamakta ve bu sayının giderek artmasından endişe duymaktayız. Ülke olarak, bu konuda özellikle de toplumsal bilinç oluşturmak için kapsamlı ve uzun soluklu çalışmalara ihtiyaç duymaktayız" şeklinde konuştu. TND Yönetim Kurulu üyelerinden Prof.Dr. Aydın Türkmen, böbrek nakline verilen önemin arttırılması, Prof.Dr.Ercan Ok, tuz tüketimine dikkat edilmesi, Prof.Dr. Özkan Güngör, ülkemizde nefrolog sayısının giderek azalması ve bunun nedenleri, Prof.Dr. Galip Güz, obezite, diyabet ve KBH ilişkisi, Prof.Dr. Şükrü Ulusoy, hipertansiyon kontrolü, Prof.Dr. İsmail Koçyiğit, periton diyalizi, Prof.Dr. Elif Arı Bakır, diyabetik böbrek hastalığı açıklamalarda bulundu. Yine Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinden Prof.Dr. Şehsuvar Ertürk’de KBH’nin erken teşhisine vurgu yaptı. Konuşmasında, böbrek sağlığının iyileştirilmesine yönelik Vantive’in çözüm ve bilinçlendirme yaklaşımlarına vurgu yapan Vantive Ülke Müdürü Fuat Çukadar ise evde diyalizin sadece bir yöntem değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi olduğunu belirterek şunları söyledi: "Bugün pek çok hastamız, diyaliz için haftanın belirli günlerini hastanelerde geçirmek zorunda olduğunu düşünüyor. Oysaki Vantive olarak sunduğumuz global düzeydeki inovasyonlar sayesinde, tıpkı bir mobil ofis veya ev konforu gibi, en ileri teknolojiye sahip evde diyaliz tedavi seçeneklerini (periton diyalizi) hastalarımızın yaşam alanlarına getiriyoruz. Amacımız; hastanın hayatını tedaviye göre değil, tedaviyi hastanın hayatına göre planlamak."
12 Mart 2026 Perşembe - 12:26
İnme geçiren 91 yaşındaki hastaya başarılı müdahale, uzmanlardan uyarı: "Dakikanın önemi var"
İstanbul’da yaşayan 91 yaşındaki Ali Bakırkalay’da bir anda konuşma bozukluğu, ağızda kayma gibi durumlar gelişince hemen hastaneye kaldırıldı. İnme geçirdiği anlaşılan ve başarılı bir tedavi süreci geçiren Kalay, "Kızlarım ‘Baba ağzın kaydı’ dedi. Hepsi düzeldi, bana çok iyi baktılar" derken uyguladıkları tedavi hakkında bilgi veren Doç. Dr. Songül Şenadım, "Hastamızı yürüyerek taburcu ettik. İnmenin tedavisi acildir, 1 dakika bile önemli. İnme gençlerde de artık sık görülüyor. Hipertansiyon, diyabet, sedanter yaşam, sigara kullanımı gibi risk faktörü olan insanlarda inmeyi diğer insanlara göre daha fazla görüyoruz" dedi. Yüzde kayma, çekilme, konuşmada bozulma, kol ya da bacakta güçsüzlük, kol ve bacak bölgesinde uyuşma gibi belirtileri olan inme (felç) her yıl çok sayıda kişiyi yaşamdan koparırken uzmanlar, uyarıyor. İstanbul’un Avcılar ilçesinde de 91 yaşındaki Ali Bakırkalay’da edinilen bilgiye göre 30 Ocak Cuma günü 16.00 sıralarında konuşma bozukluğu, bir anda yüzünde kayma gibi belirtiler ortaya çıktı. Endişelenen ailesi önce tansiyon ile ilgili bir problemden şüphelendi sonra inme olduğunu anlayınca sağlık ekiplerine haber verildi. İAÜ VM Medical Park Florya Hastanesi İnme Merkezi’ne getirilen Kalay için hemen işlemlere başlandı. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Songül Şenadım ve inme merkezi ekibinin başarılı tedavisiyle sonrası Kalay taburcu edildi. Doç. Dr. Şenadım, uygulanan tedavi ve inmeye ilişkin bilgi verdi. İnmede 1 dakikanın bile büyük önem taşıdığını aktaran Doç. Dr. Şenadım, inmenin önlenebilir olduğuna dikkat çekti. Kalay ve torunu ise yaşadıkları süreci anlattı. "Kızlarım ‘Baba ağzın kaydı’ dedi, hepsi düzeldi" Rahatsızlandığı süreçle ilgili konuşan 91 yaşındaki Ali Bakırkalay, "Evvela bir şey hissetmedim, odaya girdim, çıkıyordum, sağ tarafa düştüm. Kafamı kapıya vurdum. Ondan sonra bir daha konuşamadım, Allah doktor kızlarımdan sağ olsun. Bana çok iyi baktılar, çok teşekkür ediyorum. Ertesi gün iyileştirdiler beni, Kızlarım ‘Baba ağzın kaydı’ dedi. Hepsi düzeldi, düzelttiler" ifadelerini kullandı. "En sık belirtiler; ağızda kayma, kol ve bacakta güçsüzlük, konuşma bozukluğu" Hastasının durumuna ilişkin bilgi veren Doç. Dr. Songül Şenadım, "Ali Bey 91 yaşında, ani gelişen sağ kol ve bacakta güçsüzlük, konuşma bozukluğu şikayetleriyle acil servisimize başvurdu. Bu belirtiler bize ilk olarak inmeyi düşündürdü. Hastamızı acil olarak görüntüleme amacıyla radyoloji ünitesine aldık. Beynin sol orta serebral arter dediğimiz büyük damarlarından birinde bir tıkanıklık olduğunu fark ettik. Buradaki damarı açmak üzere acil olarak hastamızı anjiyo ünitesine aldık. Mekanik trombektomi dediğimiz bir işlemi yaptık ve oldukça iyi geçti. İşlemden sonra kol ve bacağındaki güçsüzlükte belirgin bir düzelme gördük, yürüyerek taburcu ettik. İnme bir beyin damar hastalığıdır, beyin damarlarının tıkanması ya da kanamasına bağlı olarak ortaya çıkar. En sık belirtiler; ağızda kayma, kol ve bacakta güçsüzlük, konuşma bozukluğu, dengesizlik, görme bozukluğu şeklinde. Bu belirtiler hastada gelişir gelişmez hemen 112’yi aramaları, çok hızlı bir şekilde hastanın inme merkezine getirilmesi gerekiyor" dedi. "İnme gençlerde de artık sık görülüyor, 1 dakika bile önemli" İnme sonrası hızlı müdahalenin önemine dikkat çeken Doç. Dr. Şenadım, "İnmenin tedavisi acildir, birkaç tedavi seçeneği var. İlk 24 saate kadar mekanik trombektomi dediğimiz işlemi uygun hastalarda yapabiliyoruz. Tabi ki bu süre ne kadar erken olursa o kadar iyi. Bizim için 1 dakika bile önemli, dakikada 1.7 milyon nöron kaybımız oluyor. Bu hastamızda kalpte ritim bozukluğu tespit ettik, pıhtının sebebini ona bağladık. Bu da yine ileri yaşta sık görülen inme sebebidir. İnme gençlerde de artık sık görülüyor. İnme sıklığı artıyor çünkü beklenen yaşam süresi artık arttı. İnme sıklığının artmasının diğer bir sebebi de risk faktörlerimizin olması. Hipertansiyon, diyabet, kolesterol yüksekliği, sedanter yaşam, sigara kullanımı, uyku apne sendromu. Bu tür risk faktörü olan insanlarda inmeyi diğer insanlara göre daha fazla görüyoruz. Hastalar risk faktörlerini kontrol altına alırsa inme önlenebilir. Ali Bey ilk 6 saat içinde geldi" şeklinde konuştu. "Gayet sağlıklı, şu an her şeyini yapabiliyor" Kalay’ın torunu Halil Kaan Sarıkaya ise "30 Ocak Cuma günü 16.00-16.30 gibi anneannem aradı. Dedemin kötü olduğuna dair, direkt annem ve babam onlara geçti. İlk başta bizimkiler tansiyon ile alakalı bir şey olduğunu düşünmüşler. Daha sonra toparlamak yerine daha kötü olunca yüzde kayma meydana gelince, isim hatırlamama olunca inme olduğunu anlıyorlar. Ambulansa haber veriliyor, ambulans bu hastaneye getirdi. Operasyon yapıldı, gerçekten çok hızlıydı. Burada çok iyi bakıldı, çok hızlı bir şekilde her şey halloldu. Çok mutluyuz, şu an gayet iyi, öncesinde yaptığı işleri kendi başına yapmaya devam ediyor. Gayet sağlıklı bir şekilde şu an her şeyini yapabiliyor" dedi.
12 Mart 2026 Perşembe - 12:21
İnme geçiren 91 yaşındaki hastaya başarılı müdahale, uzmanlardan uyarı: "Dakikanın önemi var"
İstanbul’da yaşayan 91 yaşındaki Ali Bakırkalay’da bir anda konuşma bozukluğu, ağızda kayma gibi durumlar gelişince hemen hastaneye kaldırıldı. İnme geçirdiği anlaşılan ve başarılı bir tedavi süreci geçiren Kalay, "Kızlarım ‘Baba ağzın kaydı’ dedi. Hepsi düzeldi, bana çok iyi baktılar" derken uyguladıkları tedavi hakkında bilgi veren Doç. Dr. Songül Şenadım, "Hastamızı yürüyerek taburcu ettik. İnmenin tedavisi acildir, 1 dakika bile önemli. İnme gençlerde de artık sık görülüyor. Hipertansiyon, diyabet, sedanter yaşam, sigara kullanımı gibi risk faktörü olan insanlarda inmeyi diğer insanlara göre daha fazla görüyoruz" dedi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
11 Mart 2026 Çarşamba- 09:34
"Glokom belirti vermeden görme kaybına yol açabilir"
2
11 Mart 2026 Çarşamba- 14:47
Üroloji Uzmanı Dr. Şığva: "Taş hastalığı böbrek kaybına yol açıyor"
3
11 Mart 2026 Çarşamba- 10:18
Gümüşhane’de bel fıtığı vakaları Türkiye ortalamasının üzerinde
4
11 Mart 2026 Çarşamba- 11:04
Uzmanından uyarı: "Türkiye’de her üç kişiden biri tansiyon hastası"
5
11 Mart 2026 Çarşamba- 16:10
12 Mart Dünya Böbrek Günü’nde erken tanının önemi vurgulandı
05 Şubat 2026 Perşembe - 13:28
Görenler kilo aldı sandı, karnından 30 santim uzunluğunda 10,5 kiloluk kitle çıktı
Fransa’nın Commercy kentinde yaşayan yaşlı kadının karnından, Samsun’da yapılan ameliyatla 30 santimetre çapında ve 10,5 kilogram ağırlığında dev bir kitle çıkarıldı. Yaklaşık 2-3 yıldır karın şişliği şikayetleri bulunan 75 yaşındaki Gülhanım Aşkın, son 1 ayda şikayetlerinin hızla artması üzerine Samsun Büyük Anadolu Hastanesi’ne başvurdu. Yapılan tetkikler ve özellikle tomografi sonuçlarında, karın arka duvarından kaynaklanan oldukça hacimli bir kitlenin varlığı belirlendi. Hastanın nefes almakta ve günlük yaşam aktivitelerini sürdürmekte zorlanması nedeniyle ameliyat kararı alındı. Yaklaşık 30 santimetre çapında ve 10,5 kilogram ağırlığında büyük bir kitle Genel Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Sedat Ocak tarafından gerçekleştirilen başarılı ameliyatla çıkarıldı. "Meslek hayatımda ilk kez bu büyüklükte bir kitle çıkardım" Ameliyatı gerçekleştiren Genel Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Sedat Ocak, "Hastamız karın şişkinliği şikayetiyle bize başvurdu. Yapılan tetkiklerde karın arka duvarından kaynaklanan oldukça büyük bir kitle tespit ettik. Ameliyatta yaklaşık 30 santimetre çapında, çevre organlara baskı yapan bir kitle ile karşılaştık. Titiz bir çalışma ile özellikle karın arka duvarındaki büyük ana damarlara zarar vermeden kitlenin tamamını çıkardık. Ameliyat sonrası hastamızın şikayetleri hızla azaldı. Kitleyi tarttığımızda yaklaşık 10,5 kilo olduğunu gördük. Meslek hayatımda ilk kez bu büyüklükte bir kitle çıkardım. Ameliyatın başarılı geçmesinden dolayı mutluyum" dedi. "Görenler ’ne kadar kilo almışsın’ diyorlardı" Sağlığına kavuşan Gülhanım Aşkın ise yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: "Karın şişliğim giderek arttı. Nefes alamaz, yürüyemez, yemek yiyemez hale geldim. Birden büyüdü. Görenler ’ne kadar kilo almışsın’ diyorlardı. Ben bunun kilo olmadığını söylüyordum. Doktorumuzdan Allah razı olsun, beni kurtardı. Hocamız sayesinde yeniden sağlığıma kavuştum." Başarılı ameliyat sonrası Aşkın’ın genel sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.
05 Şubat 2026 Perşembe - 13:17
Kanserde erken teşhisin önemi anlatıldı
Gaziantep Özel ANKA Hastanesi’nde , 4 Şubat Dünya Kanser Günü kapsamında hastanede kurulan stantta, kanser farkındalığı, erken tanının önemi ve korunma yöntemleri hakkında vatandaşlara bilgi verildi. Etkinlikte, kanserle mücadelede erken tanının hayati rolüne dikkat çekilirken, düzenli sağlık kontrolleri, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite ve zararlı alışkanlıklardan uzak durmanın kanser riskini azaltmadaki önemi vurgulandı. Gaziantep Özel ANKA Hastanesi Genel Müdür Yardımcısı Ayşe Koç, toplumda kanser bilincinin artırılmasının tedavi başarısını doğrudan etkilediğini belirterek, erken teşhis sayesinde birçok kanser türünde yaşam süresinin ve yaşam kalitesinin önemli ölçüde arttığını ifade etti . Standı ziyaret edenlere, bilgilendirici broşürler verildi. Hastane koridorlarına da bilgilendirici afişler asıldı.
05 Şubat 2026 Perşembe - 13:09
Hasta 2 bebek ambulans uçakla İstanbul’a sevk edildi
Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne getirilen 2 bebek, ileri tetkik ve tedavileri için ambulans uçakla İstanbul’daki hastanelere sevk edildi. Edinilen bilgilere göre, 43 günlük E.B. isimli bebek, kalp ve damar cerrahisi ihtiyacı nedeniyle İstanbul Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi. Aynı uçak ambulansla, 3 aylık N.Y. isimli bebek ise atriyoventriküler septal defekt tanısıyla İstanbul Cemil Taşçıoğlu Şehir Hastanesi’ne gönderildi. Hasta sevkleri kapsamında ambulans uçak Van Ferit Melen Havalimanı’na iniş yaptı, gerekli işlemlerin ardından hastalar İstanbul’daki ilgili sağlık kuruluşlarına güvenli şekilde ulaştırıldı.
05 Şubat 2026 Perşembe - 13:05
Susuz’da okul kantinleri ve gıda işletmelerine sıkı denetim
Susuz’da halk sağlığının korunması ve özellikle öğrencilerin güvenilir gıdaya erişiminin sağlanması amacıyla okul kantinleri ile gıda üretimi ve satışı yapan işletmelere yönelik denetimler aralıksız sürüyor. Susuz Kaymakamlığı koordinesinde, İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri tarafından gerçekleştirilen denetimlerde; okul kantinleri, yemekhaneler, marketler, fırınlar ve gıda satışı yapan işletmeler tek tek kontrol edildi. Denetimlerde ürünlerin son kullanma tarihleri, hijyen koşulları, çalışanların kişisel temizliği, gıdaların muhafaza şartları ve işletmelerin yasal mevzuata uygunluğu incelendi. Özellikle okul kantinlerinde satışı yapılan ürünler üzerinde hassasiyetle duran ekipler, çocukların sağlığını tehdit edebilecek ürünlere karşı titiz bir çalışma yürüttü. Etiket bilgileri, ambalajlı ürünlerin uygunluğu ve açıkta satılan gıdalar detaylı şekilde kontrol edildi. Kurallara uymadığı tespit edilen işletmelere gerekli uyarılar yapılırken, mevzuata aykırı durumlar için idari işlem uygulandı. Denetimlerde ayrıca işletme sahipleri ve çalışanlara gıda güvenliği, hijyen kuralları ve sağlıklı gıda üretimi konularında bilgilendirmelerde bulunuldu. Yetkililer, vatandaşların güvenilir ve sağlıklı gıdaya ulaşabilmesi için denetimlerin belirli aralıklarla devam edeceğini belirterek, özellikle çocukların tükettiği gıdalar konusunda taviz verilmeyeceğini vurguladı.
05 Şubat 2026 Perşembe - 12:44
Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde göz hastalıklarına lazer ile tedavi
Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde Refraktif Cerrahi Merkezi açılışı Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan tarafından yapıldı. Merkezde miyop, astigmat, hipermetrop gibi göz hastalıkları lazer ile tedavi edilecek. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde Refraktif Cerrahi Merkezi açılışı yapıldı. Açılış töreninde konuşan Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Bugün hastanemiz için yine gurur verici bir an yaşıyoruz. Refraktif Cerrahi Merkezimizin açılışıyla, Antalya’mız ve bölgemiz için bir ilki daha hep beraber hayata geçireceğiz. Göz sağlığı bu anlamda daha güçlü, daha erişilebilir ve daha modern bir hizmeti sunacak hastalarımıza" ifadelerini kullandı. "2025 yılında 80 bine yakın ameliyat yaptık" Üniversitede son 5 yılda alt yapıya yönelik kapsamlı çalışmalar yapıldığının altını çizen Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Akdeniz Üniversitesi bu 5 yılda bence iyi bir yol kat etti. Hep beraber katettik bu yolu. Geçen yıl 80 bine yakın ameliyat yaptık hep beraber. Birçok insanın sağlık sorununu çözdük, insanlara şifa olma görevini hep beraber üstlendik doktorlar olarak ve destek personelimiz olarak" şeklinde konuştu. "İnsanların hayatlarına dokunuyoruz" İnsanlara umut olmanın ve onlara dokunmanın çok kıymetli olduğunu söyleyen Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Biliyorsunuz çok vahim bir kazayla biz pazar sabahına uyandık ve maalesef 10 vatandaşımızı kaybettik. Üçü de maalesef gencecik Akdeniz Üniversitesi öğrencisiydi. Allah’tan rahmet diliyorum. Bu haberi aldığım zaman çok üzülecek vaktimiz bile olmadı. Çünkü 5 hasta Akdeniz Üniversitesi’ne sevk edildi. 3 hastanın durumu bir hayli ağırdı ve Ömer Özkan hocam ve ekibimizle beraber ameliyata aldık. Orada şunu gördüm; ameliyattan dışarıya çıktığımız anda yaklaşık 50-60 hasta yakınının sizin gözlerinizden, ağzınızdan çıkacak şeyleri umut etmesi o kadar farklı bir şey ki yaptığımız iş çok kıymetli hocalarım, çalışma arkadaşlarım" ifadelerini kullandı. "İnsan kaynağımızı en üst seviyeye taşımak için uğraşıyoruz" Daha fazla insana umut olmak için hem insan kaynağı hem de altyapının gerekliliğine değinen Rektör Prof. Dr. Özkan, "Akdeniz Üniversitesi olarak da hem altyapısıyla hem insan kaynağımızla bunu en üst seviyeye taşımak için uğraşıyoruz. Hatta biz ilk geldiğimiz dönemde tomografimiz bile yoktu. Hep beraber el ele vererek altyapıyı güçlendirmeye çalıştık." dedi. Rektör Özkan altyapıyı güçlendirmek için çalışmaya devam ettiklerini bu merkezin de bu kapsam da önemli bir adım olduğunu kaydetti. "Kornea hastalıklarının tedavisinde de kullanılacak" Açılan merkezle ilgili bilgi veren Rektör Özkan, "Bu merkezimiz de hipermetrop, miyop ve astigmat için çok güncel tedaviler sunacak bize. Sadece tedavi değil ben buradan araştırma da istiyorum hocalarım. Bunu da buradan belirtmek istiyorum. Çünkü çok güzel bir alet anladığım kadarıyla. Sadece gözlükten kurtulmayacak hastalarımız, aynı zamanda kornea naklinde ve kornea hastalıklarında da bu elimiz ayağımız olacak bu alet" dedi. "Bölgemiz için referans merkezi haline gelecek" Merkezin bölge için bir referans merkezi olacağını kaydeden Rektör Özkan, "Halkımıza yüksek teknoloji ve akademik güvence ile tedavi imkanı sunacak olan Lazer Merkezimizin hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. İnanıyorum ki Refraktif Cerrahi Merkezimiz kısa sürede bölgemiz için yine olduğu gibi bir referans merkezi haline gelecek. Üniversitemizin sağlık alanında da önemli bir güç olacak. Emeği geçen herkese, herkese ama hem alımında hem bundan sonraki hizmetinde çok teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız, sağ olun, var olun" şeklinde konuştu. Konuşmanın ardından Rektör Özkan ve beraberindeki heyet açılış kurdelesini keserek Antalya ilinde kamu kurumları arasında tek olma özelliğini taşımakta olan merkezi gezdi ve bilgi aldı. Törene Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli ve İleri Sağlık Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ayşe Gülbin Arıcı, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Yıldıray Çete, başhekim yardımcıları, akademisyenler ve hastane çalışanları katıldı.
05 Şubat 2026 Perşembe - 12:18
Hisarcık’ta satışa sunulan ürünlere yönelik denetim yapıldı
Kütahya’nın Hisarcık ilçesinde, organik tarım ve iyi tarım uygulamaları kapsamında satışa sunulan ürünlere yönelik denetimler gerçekleştirildi. İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü teknik personelleri tarafından yapılan denetimlerde; marketlerde satışı yapılan organik ve iyi tarım sertifikalı ürünlerin etiket bilgileri, sertifika geçerlilikleri, izlenebilirlik kayıtları ve ürünlerin muhafaza şartları kontrol edildi. Denetimler sırasında mevzuata uygunluk esas alınarak ürünlerin tüketiciye doğru ve güvenilir şekilde sunulup sunulmadığı incelendi. Yetkililer, organik ve iyi tarım ürünlerinde sertifikasız ve yanıltıcı etiket kullanımına karşı sıfır toleransla hareket edildiğini belirterek, denetimlerin periyodik olarak devam edeceğini ifade etti. Ayrıca tüketicilerin, satın aldıkları ürünlerde organik ve iyi tarım logolarını, sertifika bilgilerini ve ürün etiketlerini dikkatle incelemeleri konusunda uyarılarda bulunuldu. Hisarcık İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü, güvenilir gıda arzının sağlanması ve tüketici haklarının korunması amacıyla denetim çalışmalarının aralıksız sürdürüleceğini bildirdi.
05 Şubat 2026 Perşembe - 12:05
Çocuklarda görülen enfeksiyonların ilk belirtisi, yüksek ateş
Okullarda ikinci dönemin başlamasıyla beraber çocuklarda yoğun olarak görülen enfeksiyon hastalıklarına karşı uyarıda bulunan uzmanlar, hijyen kurallarına uyulması, hasta çocukların doktorun önerdiği zaman okula dönmesi gerektiğini belirtiyor. Uzmanlar, ateşin bir hastalık değil, vücudun verdiği bir cevap olduğunu vurgularken, özellikle 3 günden uzun süren bir ateş varsa mutlaka bir doktora başvurulması gerektiğine dikkat çekti. İkinci dönem eğitim ve öğretimin başlamasıyla beraber uzmanlardan salgınlara karşı uyarı geldi. Kış aylarında ortamlarda havalandırmanın sağlıklı yapılamadığına dikkat çeken Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Özge Metin Akcan, bu dönemlerde dikkat edilmesi gereken noktaları sıraladı. Doç. Dr. Özge Metin Akcan, "Okullar açıldı, kış mevsimdeyiz, havalar soğuk ve kapalı ortamlarda havalandırma güzel sağlanamıyor. Mümkün olduğu kadar havalandırmanın sağlanması, el hijyenine dikkat edilmesi, özellikle kış aylarında görülen viral enfeksiyonların yayılmasını önlemek için önemli. Bunun dışında şu anda sık gördüğümüz suçiçeği enfeksiyonları var. Aşısı olmayan çocukların aşılanması bu aşamada önemli. Hala influenza enfeksiyonlarımız devam ediyor. Bunun dışında halk arasında BETA olarak bilinen boğaz enfeksiyonlarımız devam etmekte. Bunlara karşı da dikkatli olunması gerekiyor. Ellerin yıkanması, hijyen kurallarına uyulması, ishal varsa tuvaletin mümkünse ayrılması, boğaz enfeksiyonu olan çocuk istirahate ayrıldığında çocuğun doktorun önerdiği zaman okula tekrar dönmesi, bunun dışında hasta çocukların mümkün olduğunca okula gönderilmemesi de çok önemli" dedi. "3 günden uzun süren bir ateş varsa mutlaka bir doktora başvurmaları gerekiyor" Ateşlenen çocuğun takip edilmesine dikkat çeken Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Özge Metin Akcan, "Aileler şu anda özellikle doktora sık sık başvuruyor. Bu da ne demek oluyor diye bakarsak, antibiyotik kullanma ihtimalinin artması. Aslında enfeksiyonların çoğu bu aşamada bir enfeksiyon ve viral enfeksiyonlar. Maalesef ki antibiyotikler bir cevap vermiyor. Burada ne öne geçiyor; dinlenme, uyku düzeni, beslenme. Bunun dışında sıvı tedavisi, özellikle su içme, hidrasyonun sağlanması önemli. Çocuklarda ateş ailelerin en çok korktuğu semptomlardan birisi. Ateşli çocuğu tabii ki takip etmemiz gerekiyor. Özellikle 3 günden uzun süren bir ateş varsa mutlaka bir doktora başvurmaları gerekiyor. Onun dışında evde fark ettiniz, ne yapmamız gerekiyor; o sırada çocuğun üstünü soymamız ve ince giydirmemiz, ıık suyla yıkamamız, ateş düşürücü uygun dozda, uygun şekilde vermemiz gerekiyor. Tekrarlayan ateş düşürücü verdiğimiz zaman ise mutlaka doktorun önereceği aralara uyarak verilmesi gerekmekte" ifadelerini kullandı. "Ateşi tedavi etmeyiz, altında yatan hastalığı tedavi ederiz" Özellikle ailelerin çocukları yanlış şekilde iyi etmenin yolunu bulmaya çalıştığını ifade eden Doç. Dr. Özge Metin Akcan, "Örnek vermek gerekirse; sirkeli suya sokuyorlar, soğuk suya sokuyorlar, soğuk suya sokunca da birden vücut ısısı düşürüyorlar ama vücut bu sefer ne olarak cevap veriyor, algıladığı vücudun soğuduğu. Çocuklar bu sefer kendi beyninden gelen yanıtla tekrar vücut ısınmaya başlıyor. Tekrar ateşle gelebiliyor. Onun dışında aslında viral enfeksiyonlarda ateş kendi düşeceği zaman düşüyor, bu dönemde bizim verdiğimiz ek bir ilacın faydası olmuyor. Ateş hastalık değildir, ateş vücudun verdiği bir cevaptır. Ateş olduğu zaman ‘demek ki bir ortamda sıkıntı var ve buna karşı savaşıyoruz’ demektir. Bu da nasıl oluyor, vücutta enfeksiyona karşı savunacak hareketi tetikleyen mekanizmadır. Biz aslında ateşi tedavi etmeyiz, altında yatan hastalığı tedavi ederiz. O yüzden hastalığımız neyse onu tedavi etmek önemlidir" diye konuştu.
05 Şubat 2026 Perşembe - 12:03
Hisarcık’ta şap karantinası kaldırıldı
Kütahya’nın Hisarcık ilçesinde 2 Aralık 2025 tarihinde görülen şap hastalığı nedeniyle uygulanan kordon ve karantina tedbirleri sona erdi. İlçede büyük ve küçükbaş hayvan giriş çıkışları yeniden serbest bırakıldı. Hisarcık İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, 30 Ocak 2026 itibarıyla hastalığın kontrol altına alındığı, gerekli tüm tedbirlerin uygulanmasının ardından karantinanın kaldırıldığı bildirildi. Açıklamada ayrıca benzer vakaların tekrar yaşanmaması için aşılama ve dezenfeksiyon kurallarına titizlikle uyulmasının büyük önem taşıdığı vurgulandı.
05 Şubat 2026 Perşembe - 11:43
Prof. Dr. Korkmaz, "Kadınlarda depresyon erkeklere oranla yaklaşık 1,5-2 kat daha fazla görülüyor"
Kadınlarda depresyonun erkeklere oranla yaklaşık 1,5-2 kat daha fazla görüldüğünü vurgulayan Prof. Dr. Sevda Korkmaz, "Yaşam boyunca her 10 erkekten biri ve her 5 kadından biri en az bir kez depresyona yakalanıyor" dedi. Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Fırat Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sevda Korkmaz, depresyon hastalığı hakkında açıklamalarda bulundu. Depresyonun hem dünyada hem de ülkede oldukça sık görülen bir ruhsal hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Korkmaz, "Depresyon; keyifsizlik, neşesizlik, hayattan zevk alamama, motivasyon eksikliği, değersizlik hissi, karamsarlık, suçluluk duygusu ile ölüm ve intihar düşünceleri gibi klinik bulgularla ortaya çıkıyor. Toplumda görülme sıklığı, bölgelere göre değişmekle birlikte yaklaşık yüzde 8-10 arasındadır. Kadınlarda depresyon erkeklere oranla yaklaşık 1,5-2 kat daha fazla görülüyor. Yaşam boyunca her 10 erkekten biri ve her 5 kadından biri en az bir kez depresyona yakalanıyor. Depresyon daha çok 30’lu ve 40’lı yaşlarda başlıyor, ancak genel olarak 7’den 77’e tüm yaş gruplarında görülebiliyor. Hastalığın ortaya çıkmasında erken ebeveyn kaybı, madde ve alkol kötüye kullanımı, anksiyete bozuklukları, kadın olmak, düşük sosyoekonomik düzey, ayrı yaşama ya da boşanmış olma, işsizlik, daha önce depresyon geçirmiş olma, yakın zamanda yaşanan önemli yaşam olayları ve stres etkenleri, kişilik yapısı, çocukluk döneminde cinsel ya da fiziksel istismar öyküsü, bazı ilaçlar, tıbbi hastalıklar ve hormonal değişiklikler risk faktörleri arasında yer alıyor" diye konuştu.
05 Şubat 2026 Perşembe - 11:27
Kütahya Evliya Çelebi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde HOLEP dönemi başladı
Kütahya Evliya Çelebi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği’ne, iyi huylu prostat büyümesinin cerrahi tedavisinde kullanılan ileri teknoloji HOLEP (Holmium Lazer Prostatektomi) cihazı tahsis edildi. Hastaneye kazandırılan cihazla birlikte, modern lazer teknolojisine dayalı HOLEP yöntemi Üroloji Kliniği’nde aktif olarak uygulanmaya başlandı. Kapalı cerrahi yöntemler arasında yer alan HOLEP, prostat büyümesine bağlı idrar yolu şikâyetlerinin tedavisinde etkili ve güvenli bir seçenek olarak öne çıkıyor. Uygulama sırasında idrar kanalından girilerek büyüyen prostat dokusu holmiyum lazer yardımıyla kapsülünden ayrılıyor. Mesane içine alınan dokular ise özel bir cihazla parçalanarak vücut dışına çıkarılıyor. Gerekli görülen durumlarda çıkarılan dokular patolojik incelemeye gönderiliyor. HOLEP yöntemi, prostat hacminden bağımsız olarak hem küçük hem de büyük prostatlarda güvenle uygulanabiliyor. Lazer teknolojisi sayesinde kanama kontrolünün etkin şekilde sağlanması, özellikle kan sulandırıcı ilaç kullanan hastalar için önemli bir avantaj oluşturuyor. Ameliyat sonrası sonda kalış süresinin ve hastanede yatış süresinin kısa olması ise hastaların günlük yaşamlarına daha hızlı dönmesine imkân tanıyor. Üroloji Kliniği’ne tahsis edilen HOLEP cihazı ile birlikte Kütahya Evliya Çelebi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde sunulan ürolojik cerrahi hizmetlerin kapsamı ve kalitesinin artırıldığı, hasta güvenliği ve konforunun öncelikli hale getirildiği bildirildi. Hastanenin, sağlık alanındaki teknolojik gelişmeleri yakından takip ederek bölge halkına nitelikli sağlık hizmeti sunmaya devam edeceği belirtildi.
05 Şubat 2026 Perşembe - 11:15
Rahim ağzı kanserine karşı "Güç sende" söyleşisi
Acıbadem Kent Hastanesi ve Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği iş birliğiyle düzenlenen "Güç Sende" söyleşisinde, rahim ağzı kanseriyle mücadelede erken teşhisin önemi anlatıldı. Katılımcılar, bilgilendirme toplantısının ardından Japon iyileştirme sanatı Kintsugi atölyesinde bir araya gelerek farkındalık etkinliğine imza attı. Ocak Ayı Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı ve 4 Şubat Dünya Kanser Günü kapsamında düzenlenen "Güç Sende" söyleşisinde, rahim ağzı kanserinin aşı, tarama ve farkındalıkla önlenebileceğine dikkat çekildi. Acıbadem Kent Hastanesi ile Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği iş birliğinde gerçekleştirilen etkinlikte, uzmanlar ve katılımcılar rahim ağzı kanseriyle mücadele yöntemlerini konuştu. Sanatçı Berna Laçin’in moderatörlüğünü üstlendiği söyleşinin ardından katılımcılar, Japon iyileştirme sanatı olarak bilinen "Kintsugi" atölyesine katılarak farkındalık çalışmasına destek verdi. "Türkiye’de yaklaşık 10 milyon kadının HPV pozitif olduğu tahmin ediliyor" Acıbadem Kent Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. İsmail Mete İtil, Türkiye ve dünyadaki rahim ağzı kanseri verilerini paylaştı. Türkiye’de hastalığın görülme sıklığının yüz binde 4,5 civarında olduğunu belirten Prof. Dr. İtil, bu oranın gelişmemiş ülkelerde yüz binde 30 seviyelerine kadar çıktığını kaydetti. Bulaşma oranlarına ilişkin bilgiler veren Prof. Dr. İtil, "Türkiye’de yaklaşık 8 ila 10 milyon kadının HPV pozitif olduğu tahmin edilmektedir. Ayrıca serviks kanseri öncüsü lezyonların görülme sıklığı çok daha yüksektir" dedi. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) stratejisine değinen İtil, hedeflerin tutturulması halinde hastalığın yok edilebileceğini vurguladı. İtil, "Hedef kitlenin yüzde 90’ının aşılanması, toplumun en az yüzde 70’inin taranması ve tarama sonucu pozitif çıkan veya lezyon tespit edilen hastaların yüzde 90’ının tedaviye erişiminin sağlanması gerekmektedir. Bu hedefler tutturulduğunda, serviks kanseri bir ülkeden tamamen yok edilebilir. Avustralya, İngiltere ve Kuzey Avrupa ülkeleri gibi aşılama oranlarının yüksek olduğu bölgelerde, 2030 yılından sonra serviks kanserinin tamamen eradike edilmesi öngörülmektedir" ifadelerini kullandı. "30-65 yaş aralığındaki kadınlara ücretsiz tarama yapılıyor" Prof. Dr. İtil, kamuoyunda HPV ve aşılamayla ilgili bilgi kirliliği yaşandığına dikkat çekerek, doğru bilgilendirmenin önemine işaret etti. Sağlık Bakanlığı’na bağlı Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM) şubelerinin her ilde hizmet verdiğini hatırlatan İtil, şunları söyledi: "Bugüne kadar yaklaşık 16 milyon kişi tarandı. 30-65 yaş aralığındaki kadınlara ücretsiz HPV ve serviks kanseri taraması yapılmaktadır. HPV pozitif çıkan hastalara daha sık tarama, kolposkopik inceleme ve gerektiğinde biyopsi gibi ileri tetkikler uygulanmalıdır. Serviks kanseri, yüzde 99,5 oranında HPV kaynaklı olduğu için sebebi bu kadar net bilinen, yoğun tarama programları ve aşılamayla önlenebilen ender kanser türlerinden biridir." Berna Laçin: "Sağlık sorunları utanç kaynağı olmamalı" Etkinliğin moderatörü Sanatçı Berna Laçin, kadın sağlığı konularının kültürel kodlar nedeniyle konuşulmaktan çekinildiğini ancak bu durumun sağlığı olumsuz etkilediğini belirtti. Kadınların tarihsel süreçte sağlık alanında geri planda kaldığını ifade eden Laçin, "Kendi meselelerimiz hakkında konuşmaktan çekindik ve utandık. Ancak bu buluşmayı, sağlık sorunlarının ayıp olmadığını bilmek, vücudumuzu tanımak ve farkındalık kazanmak adına bir bilgilendirme faaliyeti olarak nitelendirebiliriz" şeklinde konuştu. Meme kanserindeki farkındalığın rahim ağzı kanseri için de oluşturulması gerektiğini vurgulayan Laçin, aşılamanın önemine değindi. Laçin, "Rahim ağzı kanseri özelinde bir aşı mevcuttur. Devletin bu aşılamaları üstleneceğine dair duyumlar alıyoruz, bu çalışmaların bir an önce hayata geçmesini umuyorum. Böylece gençlerimiz, henüz hastalıkla tanışmadan önlem alabilir. Önleyici tedbirler, hem birey hem de toplumun sağlık yükü açısından büyük önem taşımaktadır" dedi. "Meme kanserine gösterilen hassasiyeti rahim ağzı kanserine de göstermeliyiz" Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği Başkan Yardımcısı Feyza Öztürk ise derneğin kadın kanserlerine yönelik farkındalığı artırmak amacıyla yola çıktığını ifade etti. Kanserin küresel ölçekte en sık görülen ikinci ölüm sebebi olduğunu hatırlatan Öztürk, "Meme kanseri, hakkında sıkça konuşulan bir alan olmakla birlikte, benzer sıklıkta görülmesi ve önlenebilir nitelikte olması nedeniyle rahim ağzı kanseri konusunda da bir kampanya yürütmekteyiz. Özellikle çocukluk çağından itibaren uygulanabilen bir aşısının bulunması, hastalığın tedavisinin ve koruyuculuğunun mümkün olması büyük önem arz etmektedir" açıklamasında bulundu.
05 Şubat 2026 Perşembe - 11:11
Deprem sonrası bel fıtığı vakalarında artış yaşandı
Kahramanmaraş’ta 6 Şubat depremlerinin ardından özellikle bel ağrısı ve bel fıtığı şikayetleriyle sağlık kuruluşlarına başvuran hasta sayısında artış yaşandığı bildirildi. Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Beşir Şahin İnceer, "Deprem anında ani yapılan hareketler, vücudun kendini koruması için refleks olarak yaptığı koruma hareketleri, zorlamalar, depremden sonra ağır eşya taşımalar, çadırda, konteynerde kalma, bunlar omurgada zorlanmaya yol açtı" dedi. Özel HG Hospital Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Beşir Şahin İnceer, deprem sonrası dönemde omurga kaynaklı rahatsızlıkların sık görülmeye başladığını belirterek, hastaların büyük bölümünün şikayetlerini doğrudan deprem süreciyle ilişkilendirdiğini söyledi. İnceer, deprem anında yapılan ani hareketler, korunma refleksleri, kaçma sırasında oluşan zorlanmaların yanı sıra deprem sonrası ağır eşya taşınması, ev değişiklikleri, çadır ve konteyner yaşamı ile araçlarda kalmanın omurgada anormal yüklenmeye yol açtığını ifade etti. Depremin ortaya çıkardığı psikolojik stresin de kas-iskelet sistemi üzerinde etkili olduğuna dikkat çeken Dr. İnceer, uzun süreli kaygı ve tetikte olma halinin bel ve sırt kaslarının gevşemesini engellediğini, bunun da bel ağrıları ve bel fıtığı oluşumuna zemin hazırladığını vurguladı. Uzman Dr. Beşir Şahin İnceer, deprem ile bel fıtığı arasındaki bölgede belirgin bir ilişki gözlemlediklerini dile getirerek, şu bilgileri paylaştı: "Deprem anında ani yapılan hareketler, ters hareketler, vücudun kendini koruması için refleks olarak yaptığı koruma hareketleri, zorlamalar, kaçma sırasında kendini koruma sırasında. Bunlar omurgada bir zorlanmaya yol açtı. Depremden sonra özellikle ağır eşya taşımalar, ev taşımaları, çadırda, konteynerda kalma, insanlar arabalarda kaldılar. Bunların hepsi omurgada anormal bir yüklenmeye ve bel ağrılarının, bel fıtıklarının oluşumuna yol açtı. Tabii bir de işin görünmeyen tarafı var insanlarda. Depremin psikolojik hissi, stres dediğimiz durum. Burada vücut uzun süre strese maruz kaldığında, her an bir deprem olacak, her an bir sallanacak hissi, insanlarda her an savaş ya da kaç dediğimiz duruma hazır bir şekilde tetiklenmiş bir şekilde bekliyor vücut. Yani bel kasları, omurga kasları gevşemeye fırsat bulamıyor. Sürekli stres altında. Bu da omurga kaslarında gevşemeye fırsat bulamayıp sürekli bir kasılı halde kalmasına yol açıyor. Ve bu da yine omurgada, belde fıtıklara ve bel ağrılarına, bacak ağrılarına oluşmasına zemin hazırlıyor. Depremle bel fıtığı arasında çok belirgin bir ilişki. Omurgada bizim diskler dediğimiz iki omurgayı bir arada tutan, omurun arasında yerleşen diskler mevcut. Bu disklerin içerisindeki materyal dışarı çıkıp bacağına sinirlere baskı yaptığında bel fıtığına bağlı ağrılar oluşuyor. Bel fıtığında genellikle bel ve bacak ağrıları görüyoruz ve birçoğu ameliyata gerek kalmadan iyileşebiliyor. Ve hastalara bizim tavsiyemiz şu eğer bel ağrısı varsa bir an önce başvurmaları ve tedavi yapmaları. Erken tedavi ile doğru tedavi ile kalıcı bir hasar oluşmadan ağrıları önlemek ve bu sorunların önüne geçmek mümkün."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder