GÜNDEM - 12 Mart 2026 Perşembe 12:18

MSB: "İncirlik bir Türk üssüdür, üs komutanı Türk Tuğgeneralimizdir"

A
A
A

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), "İncirlik bir Türk üssüdür. Üzerindeki tüm tesisleri ile birlikte mülkiyeti Türkiye Cumhuriyetine aittir. Üs komutanı Türk Tuğgeneralimizdir. Orada Amerikan askerlerinin olması Amerikan üssü olduğu anlamına gelmez" dedi.

Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) beka ve güvenliğe yönelen risk ve tehdit unsurlarına karşı mücadelesini kararlılıkla sürdürdüğünü bildirdi. Aktürk, Bakanlıkta düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında yaptığı açıklamada, devam eden operasyon ve arama-tarama faaliyetlerinin yanı sıra ABD-İsrail ile İran arasındaki çatışmalardaki son duruma ilişkin bilgi verdi. Terörle mücadele operasyonlarının kesintisiz sürdüğünü aktaran Tuğamiral Aktürk, "Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, beka ve güvenliğimize yönelen risk ve tehdit unsurları ile mücadelesini kararlılıkla sürdürmektedir. Devam eden operasyon ve arama-tarama faaliyetleri kapsamında hafta içerisinde 4 PKK’lı terörist daha teslim olmuştur" ifadelerini kullandı. Sınır ötesinde güvenliği kalıcı hale getirmeye yönelik çalışmaların devam ettiğini vurgulayan Aktürk, mayın ve el yapımı patlayıcıların yanı sıra mağara, sığınak ve barınakların tespit edilerek imha edildiğini kaydetti.

"Menbic’te tünellerin yüzde 95’i imha edildi"

Suriye harekât alanlarındaki tünel imha çalışmalarına da değinen Aktürk, şu bilgileri paylaştı:

"Son bir haftada imha edilen 3 kilometre tünel ile birlikte Menbic’te tespit edilen tünel hatlarının yüzde 95’i, yani 462 kilometresi başarıyla imha edilmiştir. Böylelikle Suriye harekât alanlarında imha edilen toplam tünel uzunluğu 764 kilometreye ulaşmıştır. Bunun 302 kilometresi Tel Rıfat’ta, 462 kilometresi ise Menbic’te bulunmaktadır."

Hudutlarda yoğun güvenlik tedbirleri

Hudut güvenliğine ilişkin verileri de açıklayan Aktürk, sınırların uluslararası standartlarda korunduğunu belirtti. Aktürk, "Hafta boyunca yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 7’si terör örgütü mensubu olmak üzere 78 şahıs yakalanmış, 1.733 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir" dedi. Yıl başından bu yana yakalanan düzensiz geçiş sayısının 1.278’e, engellenen kişi sayısının ise 13 bin 493’e ulaştığını aktaran Aktürk, hudutlarda kademeli güvenlik sisteminin kesintisiz şekilde sürdüğünü kaydetti.

MSB:

"Ramstein/Almanya’dan görevlendirilen bir PATRIOT sistemi Malatya’da konuşlandırılmaktadır"

Aktürk, 9 Mart’ta İran’dan ateşlenen ve Türk hava sahasına giren balistik mühimmatın NATO unsurları tarafından etkisiz hale getirildiğini açıkladı. Aktürk, "İran’dan ateşlenen ve hava sahamıza giren bir balistik mühimmat, Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hâle getirilmiştir. Bazı mühimmat parçalarının Gaziantep ve Diyarbakır’da boş araziye düştüğü olayda herhangi bir can kaybı ya da yaralanma meydana gelmemiştir. ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarıyla başlayan, İran’ın üçüncü ülkeleri de hedef alan saldırılarıyla genişleyen çatışmalar kapsamında; hava sahamızın ve vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamak amacıyla millî düzeyde alınan tedbirlere ilave olarak, Müttefik Hava Komutanlığı Ramstein/Almanya’dan görevlendirilen bir PATRIOT sistemi Malatya’da konuşlandırılmaktadır" şeklinde konuştu.

KKTC’nin güvenliği için F-16 ve hava savunma sistemleri konuşlandırıldı

Aktürk, İran ile ABD-İsrail arasında yaşanan çatışmaların bölgesel güvenlik risklerini artırdığını belirterek, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliğine yönelik adımların da atıldığını söyledi.

"Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliğinin artırılmasına yönelik kademeli planlamalar kapsamında 6 adet F-16 savaş uçağı ile hava savunma sistemleri KKTC’ye konuşlandırılmıştır." diyen Aktürk, Türkiye’nin hava sahası ve vatandaşlarının güvenliği için gerekli tüm tedbirleri aldığını vurguladı. Aktürk, bölgedeki gelişmeler nedeniyle hava ve deniz unsurlarının görevlerini sürdürdüğünü belirterek, "Hava sahamızın güvenliğini sağlamak ve olası ihlalleri önlemek amacıyla muharip uçaklarımızla hava devriyesi icra edilmekte, Doğu Akdeniz’de deniz ve hava unsurlarımız tarafından seyir, keşif ve gözetleme faaliyetleri yürütülmektedir" dedi.

İran sınır hattında olağan dışı bir hareketlilik bulunmadığını kaydeden Aktürk, muhtemel risklere karşı devletin ilgili kurumlarıyla koordinasyon içinde gerekli tedbirlerin alındığını söyledi.

Türkiye’nin bölgesel gelişmeleri yakından takip ettiğini belirten Aktürk, şunları kaydetti:

"Ülkemiz, hava sahasının, sınırlarının, vatandaşlarının ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliğini sağlamak amacıyla millî imkân ve kabiliyetlerini kullanmaya, savunma ve caydırıcılık temelinde NATO ve müttefiklerimizle eş güdüm içerisinde gerekli tüm tedbirleri almaya devam edecektir."

Aktürk, masum sivillerin hayatını kaybetmesine yol açan çatışmaların derhal sona erdirilmesi ve kalıcı ateşkes sağlanmasının önemini de vurguladı.

Türkiye-Yunanistan GAÖ temasları

Türkiye ile Yunanistan arasında tesis edilen Güven Artırıcı Önlemler kapsamında bazı temasların gerçekleştirildiğini aktaran Aktürk, Yunanistan Hava Kuvvetleri Komutanlığından bir heyetin 9-11 Mart tarihlerinde Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığını ziyaret ettiğini bildirdi.

Ayrıca Aktürk, Nordik-Baltık ülkeleri Ankara büyükelçileri ve savunma ataşelerinin 10 Mart’ta İstanbul’daki Deniz Güvenliği Mükemmeliyet Merkezini ziyaret ettiğini söyledi.

Aktürk, yerli ve milli savunma sanayisinin TSK’nın kabiliyetlerini güçlendirmeye devam ettiğini belirterek, şu bilgileri verdi:

"Geçtiğimiz hafta içerisinde Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketimiz tarafından muhtelif adet ve çapta silah ve mühimmatın teslimatı tamamlanmış, Hassas Güdüm Kiti (HGK-84) Tedariki Projesi kapsamında ASFAT tarafından TÜBİTAK SAGE iş birliğiyle geliştirilen çeşitli miktarda güdüm kiti Hava Kuvvetleri Komutanlığımıza teslim edilmiştir."

Gayri askeri statüdeki adaların silahlandırılmasına tepki

Milli Savunma Bakanlığı, Doğu Ege adalarının statüsüne ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Bakanlık, söz konusu adaların 1923 tarihli Lozan Barış Antlaşması’nda Limni ve 1947 tarihli Paris Barış Antlaşması’nda Kerpe Adalarının gayri askeri statüde bulundurulmaları şartıyla Yunanistan’a devredildiğini hatırlatarak şunları kaydetti:

"Gayri askeri statü, antlaşmaların esaslı şartı olarak düzenlenmiştir. Dolayısıyla gayri askeri statünün ihlal edilmesi esaslı bir ihlale sebep olmakta ve bu oldu-bitti çabaları hukuken tek taraflı olarak gayri askeri statünün sona erdiği sonucunu doğurmamaktadır. Bu husus devletimizin en üst kademesi tarafından da dile getirilmiştir. Yunanistan’ın usulüne uygun olarak akdedilmiş antlaşmalar hilafına adaların statülerini ihlal eden girişimleri hem hukuka aykırılık yaratmakta hem de komşuluk-müttefiklik ilişkilerimizi zedelemektedir. Coğrafyamızda süregelen güvenlik krizlerine karşı NATO müttefikleri arasında bu tarz durumların yaşanması kabul edilemezdir. Yunanistan’ın gerçek amaca hizmet etmeyen ve bölgemizde yaşanan krizleri fırsata çevirmeye yönelik girişimlerini kabul etmediğimizi ve bu doğrultuda gerekli tüm tedbirleri aldığımızı ifade ediyoruz."

"Türkiye’nin aldığı tedbirler son derece meşru, yerindedir"

MSB, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliğinin Türkiye açısından stratejik öneme sahip olduğunu vurguladı. ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan çatışmaların ardından ortaya çıkan füze ve drone tehdidi nedeniyle KKTC’ye konuşlandırılan unsurların caydırıcılığı artırmaya yönelik olduğunu belirten kaynaklar, şu değerlendirmeyi yaptı:

"KKTC’ye konuşlandırdığımız hava ve hava savunma unsurları caydırıcılığı tahkim etmeye, hava sahasının güvenliğini desteklemeye ve muhtemel tehditler karşısında hızlı reaksiyon kabiliyetimizi güçlendirmeye yöneliktir. Aldığımız bu ilave tedbirler sadece Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin değil Ada’nın tamamının güvenliğine katkı sağlayacaktır. Bilindiği üzere Türkiye Kıbrıs’ta Garantör ülkedir. Garantör olmayan bazı ülkelerin Kıbrıs Adası ve Doğu Akdeniz’e askerî unsur sevk ettiği bir ortamda, Türkiye’nin aldığı tedbirler son derece meşru, yerinde ve dengeli bir güvenlik yaklaşımının gereğidir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne biz yeteriz. Türkiye, bölgede gerilimi artıran değil barış ve istikrarı koruyan bir anlayışla hareket etmektedir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliği bizim güvenliğimizdir. Bununla birlikte, Kıbrıs Türklerinin hak ve menfaatlerini hedef alan hiçbir hasmane tutuma ve oldubittiye izin vermeyecek; Garantörlüğün vermiş olduğu hak ve yetkileri kullanmaktan çekinmeyeceğiz."

İran’dan ateşlenen ve NATO hava ve füze savunma unsurlarınca etkisiz hale getirilen gelişmeler üzerine NATO ile istişare mekanizmalarının devreye alındığını belirten MSB, şunları kaydetti:

"Bu kapsamda NATO Müttefik Hava Komutanlığı Ramstein/Almanya’dan görevlendirilen bir Patriot sistemi, hava savunma mimarisinin tamamlayıcı unsuru olarak Malatya’ya konuşlandırılmaktadır. Atılan bu adımlar; hem Türkiye’nin hem NATO’nun savunma, caydırıcılık ve müttefik dayanışması anlayışıyla, ortak güvenliğini tahkim etmeyi amaçlamaktadır."

"S-400 neden kullanılmadı?" sorusu

Bakanlık, balistik füze tehdidine karşı neden S-400 sisteminin kullanılmadığı yönündeki sorulara da yanıt verdi. Türkiye’nin hava ve füze savunma faaliyetlerinin çok katmanlı bir yapı içinde yürütüldüğünü belirten MSB, şu bilgileri paylaştı:

"Türkiye NATO’nun entegre hava ve füze savunma sisteminin bir parçasıdır. Bu sistem erken uyarı sensörleri, komuta kontrol sistemi ve önleme füzelerinden oluşmaktadır. Bir balistik füze tespit edildiğinde, müdahale süresinin çok kısa olması sebebiyle sistem en uygun ve en hızlı önleme aracını otomatik olarak seçerek ateşlemektedir. Ülkemize yönelen balistik füze tehdidine karşı en uygun ve etkin savunma unsurları devreye alınarak söz konusu mühimmat başarıyla imha edilmiştir."

"İncirlik bir Türk üssüdür, üs komutanı Türk Tuğgeneralimizdir"

Bakanlık, İncirlik Üssü’nün statüsüne ilişkin değerlendirmelerde de bulunarak "İncirlik bir Türk üssüdür. Eskişehir’deki Muharip Hava Kuvveti Komutanlığımıza bağlı olarak görev yapan 10’ncu Ana Jet Üs Komutanlığımız Adana İncirlik’te konuşludur. 10’ncu Ana Jet Üs Komutanlığımızda, F-16 filomuz, Tanker filomuz ve İHA’larımız bulunmaktadır. Üzerindeki tüm tesisleri ile birlikte mülkiyeti Türkiye Cumhuriyetine aittir. Üs komutanı Türk Tuğgeneralimizdir. Orada Amerikan askerlerinin olması Amerikan üssü olduğu anlamına gelmez. Orada ayrıca İspanya, Polonya ve Katar askeri personeli de bulunmaktadır."

Oğuzhan Halil Özbek

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kahramanmaraş 2 milyar TL’lik yatırımla Kahramanmaraş’a kazandırılan yeni stadyum yükseliyor Kahramanmaraş’ta 17 bin 500 seyirci kapasitesine sahip şehrin yeni stadyumunun inşası hızla devam ediyor. Kahramanmaraş’ın uzun yıllardır özlemle beklediği ve en önemli ihtiyaçlarından biri olan stadyum projesinde çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor. Dulkadiroğlu İstasyon Mahallesi’nde hayata geçirilen modern stadyum projesinde önemli aşamalar geride bırakılırken, inşaat sahasında yoğun bir mesai yürütülüyor. Toplam 2 milyar TL’lik yatırımla şehre kazandırılan yeni stadyumun temel imalatları ve ana taşıyıcı sisteminin büyük bölümü tamamlandı. Proje kapsamında tribünlerin önemli bir kısmı da inşa edilirken, saha çevresindeki yapı elemanları ve tribün montaj çalışmaları eş zamanlı olarak sürdürülüyor. İnşaat sahasında yürütülen çalışmalar kapsamında kuzey, doğu ve batı tribünlerinde üçüncü kata ulaşılırken, güney tribünün inşası da büyük bir hızla ilerliyor. Tribün bloklarının yükselmesiyle birlikte stadyumun genel silueti de her geçen gün daha belirgin hale geliyor. 17 bin 500 seyirci kapasitesine sahip olacak şekilde projelendirilen stadyum, sadece bir spor tesisi olmanın ötesinde modern bir yaşam ve etkinlik alanı olarak tasarlandı. Projede; modern localar, geniş ve fonksiyonel fuaye alanları, sosyal donatı birimleri, spor salonları ve çağdaş stadyumlarda bulunması gereken tüm teknik altyapı unsurları yer alacak. Böylece tesis hem spor müsabakalarına hem de farklı organizasyonlara ev sahipliği yapabilecek çok yönlü bir merkez niteliği kazanacak. Tamamlandığında Kahramanmaraş’ın spor altyapısına önemli katkı sağlayacak olan yeni stadyum, aynı zamanda şehrin sosyal ve ekonomik hayatına da canlılık kazandıracak. Spor karşılaşmalarının yanı sıra kültürel ve sosyal etkinliklere de ev sahipliği yapması planlanan tesisin, bölgesel ölçekte bir çekim merkezi olması hedefleniyor. Bu yönüyle stadyumun, Kahramanmaraş’a yeni bir marka değeri kazandırması bekleniyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel, stadyum inşaatında gelinen aşamaya ilişkin yaptığı değerlendirmede, şehrin uzun yıllardır beklediği önemli bir yatırımın hızla yükseldiğini belirtti. Başkan Görgel, "Şehrimizin uzun yıllardır beklediği stadyum projesi büyük bir hızla sürüyor. Temel imalatları ve taşıyıcı sistemin büyük bölümü tamamlandı, tribünler yükselmeye devam ediyor. Her geçen gün stadyumun silueti daha belirgin hale geliyor. Bu proje yalnızca bir spor tesisi değil, aynı zamanda Kahramanmaraş’ın sosyal hayatına, gençliğine ve spor kültürüne değer katacak çok önemli bir yatırım. Tamamlandığında hem spor altyapımız güçlenecek hem de şehrimiz yeni bir cazibe merkezi kazanacak" ifadelerini kullandı.
Antalya Kocagöz: "Kepez Antalya’nın vitrini olma yolunda" Varsak Menderes Mahallesi’ndeki iftar programında konuşan Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, Kepez’deki değişim ve dönüşüme değinerek, "Eskiden Antalya’nın arka bahçesi olarak anılan Kepez, bugün Antalya’nın vitrini olma yolunda hızla ilerliyor" dedi. Kepez Belediyesi, Ramazan’ın yirmi birinci gününde iftar sofralarını Varsak Menderes Mahallesi’nde kurdu. Demirel, V.Esentepe ve V.Menderes Mahallesi sakinleri gönül sofralarında bir araya geldi. Kur’an tilavetiyle gönüller huzur bulurken, eller semaya açılarak hep birlikte dualar edildi. Birlik ve beraberlik içinde lokmalar paylaşıldı, komşular aynı sofrada buluşmanın mutluluğunu yaşadı. Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz de, Ramazan’ın manevi atmosferinde komşularıyla bir araya geldi. İftar yemeği öncesi masaları tek teke gezerek, "Hayırlı Ramazanlar" dileklerini iletti. Programda konuşan Başkan Kocagöz, Ramazan ayının sabırla beraber birlik, beraberlik, paylaşma ve dayanışmayı öğrettiğini söyledi. Belediyecilik anlayışının sadece park yapmak ya da yol yapmak olmadığını belirten Başkan Kocagöz, "Bizler çocuklarımızın umutlarını, gençlerimizin hayallerini gerçekleştirmek ve büyüklerimizin de huzur içinde bir ilçede yaşayabilmeleri için gecemizi, gündüzümüze katıyoruz ve Kepez için çalışıyoruz. Bizim için en önemlisi; bizim olduğumuz yerde bir çocuğumuz üşümemeli, bir insanımız yatağa aç girmemeli, işte bunun için mücadele ediyoruz. Derdimiz yoksulluğu yönetmek değil, yoksulluğu yok etmektir. İşte bunun içinde bir değişim başladı. Eskiden Antalya’nın arka bahçesi denilen Kepez, Antalya’nın vitrini olma yolunda ilerliyor. Bunu hep birlikte yapıyoruz" dedi. Türk’ün gücü Dünyadaki sıcak gelişmelere de değinen Kocagöz’ün, "Maalesef dünyamız kan ve gözyaşı… Dünyayı ateşe verenlerin bir gün o ateşte yanacaklarını hep beraber biliyoruz. Biz Türkleri ayağa kaldırmak zordur. Kimse bize bulaşmasın. Türklerin ayağa kalması zordur ama ayağa kalktı mı oturtması daha da zordur" sözleri alkışlarla karşılık buldu. Kepez’de birlik ve beraberlik Kepez’de Ramazan ayının dolu dolu programlarla geçtiğine değinen Başkan Kocagöz, her akşam düzenlenen iftar yemeğinde iki ya da üç mahalleyi aynı sofralarda buluşturduklarına değinerek, "Biz gönül sofralarında sizlerle birlikte olmaktan dolayı mutluluk ve huzur duyuyoruz" diye konuştu. Kocagöz, Dokumapark ve Kent Meydanı’nda her akşam renkli Ramazan etkinliklerinin düzenlediğini de bildirdi. Kocagöz, Kent Meydanı’nda Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, iftar programının ardından Ramazan etkinliklerinin düzenlendiği Kepez Kent Meydanı’nı ziyaret ederek vatandaşlarla bir araya geldi. Meydanda kurulan stantları tek tek gezen Başkan Kocagöz, esnafla sohbet etti, hal hatır sordu. Yöresel lezzetlerin de yer aldığı stantları inceleyen Başkan Kocagöz, bir esnafın ikram ettiği Türk kahvesini geri çevirmeyerek içti. Ziyaret sırasında Antalya Yörük Türkmen Derneği tarafından Başkan Kocagöz’e poşu, tespih ve el emeği çanta hediye edildi. Ramazan ayının birlik ve beraberliğini vurgulayan Başkan Kocagöz, "Ramazan, yüzümüzde gülümseme ve dostluklarımızla güzel… Kepez Kent Meydanı’ndaki Ramazan etkinliklerimizde her akşam hemşehrilerimizle buluşuyoruz. Çocuklarımızın neşesi, gençlerimizin enerjisiyle meydan dolup taşıyor. Hep birlikte Ramazan’ın coşkusunu doyasıya yaşıyoruz" dedi.
Şırnak Şırnak’ta ilkokul öğrencilerine AFAD’dan hayat kurtaran afet eğitimi Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Şırnak İl Müdürlüğü tarafından ilkokul öğrencilerine yönelik afet farkındalık eğitimi düzenlendi. Gerçekleştirilen eğitim programında öğrencilere deprem, sel ve diğer doğal afetler sırasında nasıl davranmaları gerektiği uygulamalı olarak anlatıldı. AFAD Şırnak İl Müdürlüğü ekipleri tarafından gerçekleştirilen eğitimlerde, küçük yaşta afet bilincinin oluşturulmasının hayati önem taşıdığı vurgulandı. Program kapsamında öğrencilere afetlerin ne olduğu, afet öncesinde alınması gereken tedbirler, afet anında doğru davranış şekilleri ve afet sonrasında yapılması gerekenler hakkında kapsamlı bilgiler verildi. Eğitimlerde özellikle deprem anında yapılması gereken "çök-kapan-tutun" hareketi uygulamalı olarak gösterilirken, öğrenciler de eğitime aktif şekilde katıldı. Uzman ekipler tarafından verilen eğitimlerde, doğal afetlerin tamamen önlenemeyeceği ancak doğru hazırlık ve bilinç sayesinde can ve mal kayıplarının en aza indirilebileceği ifade edildi. AFAD yetkilileri, afetlere karşı bilinçli bir toplum oluşturmanın küçük yaşlarda verilen eğitimlerle mümkün olduğunu belirterek öğrencilerin afet anında panik yapmadan doğru hareket etmelerinin hayati önem taşıdığını dile getirdi. Yoğun ilgi gören eğitim programında öğrenciler, afet anında nasıl hareket etmeleri gerektiğini öğrenmenin yanı sıra merak ettikleri soruları da AFAD ekiplerine yöneltme fırsatı buldu. Programın sonunda öğrencilere afet bilinci konusunda farkındalık kazandırılması hedeflenirken, eğitimin oldukça verimli geçtiği belirtildi. AFAD yetkilileri, benzer eğitim programlarının Şırnak genelindeki okullarda aralıksız şekilde devam edeceğini ifade ederek, afetlere karşı bilinçli ve hazırlıklı nesiller yetiştirmenin önemine dikkat çekti.
Adana Yüreğir Belediyesi’nden kadın istihdamına destek Yüreğir Belediyesi, kadın istihdamını artırmaya yönelik çalışmaları kapsamında 30 kadın işçi alımı için noter huzurunda kura çekimi gerçekleştirdi. Kura çekim töreni Atatürk Kültür Merkezi’nde yoğun katılımla düzenlendi. Şeffaflık ve eşitlik ilkesi doğrultusunda gerçekleştirilen kura çekimi, Adana 23. Noterliği gözetiminde yapıldı. Törende başvuruda bulunan adaylar arasından 30 asil ve 30 yedek aday kura ile belirlendi. Kura çekim törenine Yüreğir Personel Hizmetleri ve İmar Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Rukiye Alpay Çinkılıç da katılarak süreci yerinde takip etti. Çinkılıç, kadınların çalışma hayatında daha fazla yer almasının önemine dikkat çekerek, belediye olarak kadın istihdamını destekleyen projelere devam edeceklerini ifade etti. Yüreğir Belediye Başkanı Ali Demirçalı, kadın istihdamının artırılmasının hem toplumsal kalkınma hem de yerel ekonomi açısından büyük önem taşıdığını belirterek, "Kadınların üretimde, hizmette ve çalışma hayatının her alanında daha güçlü şekilde yer almasını önemsiyoruz. Belediyemiz bünyesinde gerçekleştirdiğimiz bu alım da kadın emeğini destekleme ve fırsat eşitliğini güçlendirme hedefimizin bir parçasıdır. Şeffaf bir şekilde, noter huzurunda gerçekleştirdiğimiz kura ile belirlenen çalışanlarımızın Yüreğir’e değer katacağına inanıyorum. Kadınların ekonomik hayata katılımını artıracak projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Kura sonucunda belirlenen asil adayların gerekli işlemleri tamamlamalarının ardından görevlerine başlayacakları, yedek adayların ise ihtiyaç halinde değerlendirileceği bildirildi.
Adana Beta Enerji’nin hedefi halka arz Türkiye’nin öncü transformatör markalarından Beta Enerji, sürdürülebilir büyüme yolculuğunda yeni bir dönüm noktası için gün sayıyor. 130 milyon dolarlık yatırımıyla Avrupa’nın en büyük enerji kampüslerinden birini hayata geçiren şirket, halka arzla birlikte küresel enerji dönüşümünün merkezinde yer almayı hedefliyor. Yaklaşık yarım asırlık sanayi tecrübesine sahip Beta Enerji, bugün Adana’dan dünyaya uzanan üretim ve ihracat gücünü halka arz ile taçlandırmaya hazırlanıyor. Gelecek hedefleri hakkında açıklamalarda bulunan Beta Enerji Yönetim Kurulu Üyesi ve İcra Kurulu Başkanı Yusuf Cenk Dağsuyu, şirketi enerji sektörünün şampiyonlar ligine çıkarmaya ve Beta markasını bir dünya markası yapmaya hazırlandıklarını belirtti. Halka arz için Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) onayını beklediklerini ifade eden Yusuf Cenk Dağsuyu, "Halka arz kararımızın temelinde, şirketimizi kişilerden bağımsız, sistem temelli ve şeffaf bir yönetim yapısıyla üçüncü nesle güçlü bir kurumsal miras olarak aktarma vizyonu yatıyor. Uluslararası kurumsal yönetim standartlarını benimseyerek, finansal dayanıklılığımızı özkaynaklarımızla perçinlemeyi hedefliyoruz. Türkiye’nin enerji arz güvenliğini destekleyen yerli ve milli bir güç olarak, yatırımcıların bu büyüme hikayesine ortak olmalarını hedefliyoruz" dedi. "Enerji arz güvenliği savunma sanayi kadar kritik hale geldi" Elektrifikasyonun artık ülkeler için savunma sanayi kadar kritik bir arz güvenliği meselesi haline geldiğini vurgulayan Yusuf Cenk Dağsuyu, küresel konjonktürün transformatöre olan ihtiyacı hiç olmadığı kadar artırdığını belirtti. Dağsuyu, enerjinin iletiminde alternatifi olmayan transformatörün, bugün dünya ekonomisinin en stratejik bileşeni olduğunu ifade ederek sektörün geleceğine dair şunları söyledi: "Dünyada devam eden jeopolitik gerilimler, bölgesel savaşlar ve küresel stres ortamı, özellikle Rusya-Ukrayna savaşının tetiklediği enerji kriziyle birlikte ülkelerin enerjide arz güvenliği ve bağımsızlık arayışını hayati bir noktaya taşıdı. Enerji artık ulusal güvenlik meselesi olarak ele alınıyor. Bununla birlikte ABD ve Avrupa’da 40-50 yıllık elektrik şebekeleri ekonomik ömrünü tamamlarken, bu altyapının akıllı şebeke uyumlu modern sistemlerle yenilenmesi gerekiyor. Afrika başta olmak üzere birçok bölgede ise hala yeni altyapı yatırımı ihtiyacı çok yüksek. Yani küresel ölçekte hem yenileme hem de sıfırdan kurulum kaynaklı çift yönlü bir talep söz konusu. Yeşil dönüşüm, elektrikli araçlar, veri merkezleri ve yapay zekânın artan enerji ihtiyacı da bu tabloyu hızlandırıyor. Tüm bu gelişmeler, elektrifikasyon sektörünü küresel stratejilerin merkezine yerleştiriyor." "Artan talebi karşılayacak donanıma sahibiz" Beta Enerji olarak bu büyük dönüşümün tam merkezinde olduklarını belirten Dağsuyu, "Türkiye’nin yerli ve milli üretim gücünü temsil ederken, Avrupa’nın tek çatı altındaki en büyük enerji komplekslerinden biri olan Beta Enerji ve Teknoloji Kampüsü ile global ölçekteki bu talebi karşılayacak donanıma sahibiz. Tüm bu küresel gelişmeler, ürünlerimize olan talebin önümüzdeki uzun yıllar boyunca kesintisiz ve artarak devam edeceğini gösteriyor" dedi. "Enerji AVM’sini yeni kampüsümüzde başardık" Dağsuyu, yaklaşık 130 milyon dolar değerinde yatırımla hayata geçirdikleri yeni kampüs ile ilgili çarpıcı rakamlar da paylaşarak, "Eski tesisimizde yıllık 6 bin adedin üzerinde olan dağıtım trafosu kapasitemiz, yeni kampüsümüzle 25 bin adedin üzerine ulaşacak. Güç transformatörlerinde ise kapasitemizi yaklaşık 30 kat artırmayı hedefliyoruz. Artık 1000MVA/1000kV gücündeki devasa üniteleri üretebilecek kabiliyetteyiz. Hedefimiz müşterinin tüm ihtiyacını tek noktadan karşıladığı bir ’enerji AVM’si’ kurgulamaktı, yeni kampüsümüzle bunu başardık" ifadelerini kullandı. "İhracatta ülke sayısını 5 yılda 130’un üzerine çıkarmayı hedefliyoruz" Beta Enerji’nin uluslararası pazarlardaki başarısına da dikkat çeken Dağsuyu, ihracatta ülke sayısını 5 yılda 130’un üzerine çıkarmayı hedeflediklerini anlatarak şunları söyledi: "Kurulduğumuz günden bugüne 6 kıtada 80’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştirdik ve toplam satışlarımızın içindeki ihracat payını yüzde 56 seviyesine ulaştırdık. 2025 yılında 2,3 milyar TL ihracat geliri elde ettik, toplam ciromuz ise 4,3 milyar TL oldu. Yeni kampüsümüzün tam kapasiteyle devreye girmesiyle birlikte, bu başarıyı çok daha ileriye taşıyarak ihracat yaptığımız ülke sayısını kısa vadede 100’ün, 5 yıl içinde ise 130’un üzerine çıkarmayı öngörüyoruz. Özellikle Amerika Kıtası, Avrupa Birliği, İngiltere, Balkan Ülkeleri, Suudi Arabistan, Suriye ve Ukrayna odak noktamızda yer alıyor. Turquality programının sağladığı ivmeyle de Amerika ve Avrupa pazarlarında en bilinen enerji markalarından biri olma yolunda varlığımızı her geçen gün daha da güçlendireceğiz." "Yeni teknoloji ve ürün yatırımlarını hızlandırmayı planlıyoruz" Beta Enerji’nin küresel rekabetteki en büyük kozunun Ar-Ge ve dijitalleşme olduğunu vurgulayan Yusuf Cenk Dağsuyu, 2010 yılında başlayan inovasyon yolculuğunu 2017’de Ar-Ge Merkezi belgesiyle taçlandırarak kurumsal bir ekosisteme dönüştürdüklerini belirtti. Ar-Ge stratejilerini, daha az enerji kaybı, daha uzun ömür ve akıllı şebeke çözümleri üzerine kurguladıklarını ifade eden Dağsuyu "Yeni nesil güç transformatörlerinden yüksek gerilim anahtarlama ürünlerine kadar geniş bir yelpazede, tasarımdan üretime, testlerden satış sonrası süreçlere kadar uzanan döngüyü dijital üretim sistemlerimizle hızlandırıyoruz. TÜBİTAK destekli projelerimizle transformatörleri sadece birer ekipman olmaktan çıkarıp, uzaktan izlenebilen ve yapay zeka ile erken uyarı veren akıllı çözümlere dönüştürdük. Üniversite-sanayi iş birliklerimiz sayesinde nitelikli genç beyinleri ekosistemimize dahil ediyor, patent ve ürün çıktılarımızla yeşil dönüşüm odaklı projelerimizi küresel pazarlarda fark oluşturacak şekilde geliştiriyoruz. Adana’daki Ar-Ge merkezimiz, sadece şirketimize değil, bölgenin teknoloji yatırımlarına ve tedarik zinciri gelişimine de yön veren bir üs konumunda. Önümüzdeki dönemde de yeni nesil güç transformatörleri, yüksek gerilim anahtarlama ürünleri, test altyapıları ve dijital üretim sistemleri, yapay zeka uygulamaları, verimlilik artırıcı üretim teknolojileri ve akıllı şebeke çözümleri alanında Ar-Ge faaliyetlerimizi hızlandırmayı hedefliyoruz" dedi. Küresel ticaretin yeni anayasası olarak kabul edilen "Sınırda Karbon Düzenlemesi"ne tam uyum stratejisini, sürdürülebilir büyümenin merkezine yerleştirdiklerini belirten Dağsuyu, "Yeni kampüsümüzü dünyanın en prestijli yeşil bina sertifikası olan LEED standartlarında hayata geçirdik. Yeni kampüsümüzde güneş paneli gücümüzü 8 MW’a çıkararak enerji üretimini yaklaşık 16 kat artırıyoruz. Bu hamleyle enerji ihtiyacımızın yüzde 100’ünü kendi ürettiğimiz temiz kaynaktan karşılayarak karbon nötr yolunda önemli bir adım atacağız. 2030 vizyonumuz kapsamında, emisyonlarımızı yüzde 30 azaltmayı, su tüketimini yüzde 20 düşürmeyi ve ambalaj atıklarımızı tamamen geri dönüştürülebilir hale getirmeyi amaçlıyoruz" diye konuştu. "İnsan odaklı dönüşüme öncülük ediyoruz" Beta Enerji ve Teknoloji Kampüsü ile mevcut çalışan sayısını yaklaşık bin 200 kişiye çıkarmayı hedeflediklerini belirten Yusuf Cenk Dağsuyu, halka açık bir şirket olmanın verdiği kurumsal güçle mühendislik ve teknoloji alanında en yetkin beyinleri bünyelerine katmayı amaçladıklarını söyledi. Sanayide "insan odaklı" dönüşümün öncülüğünü üstlendiklerini ifade eden Dağsuyu, "Yeni kampüsümüzü aynı zamanda nitelikli iş gücü için bir cazibe merkezi olarak kurguladık. Yaklaşık 20 bin metrekarelik dev bir alanı tamamen çalışanlarımızın sosyal ihtiyaçlarına ayırdık. Konaklama tesislerinden modern eğitim merkezlerine, spor komplekslerinden ailece vakit geçirilebilecek sosyal mekanlara kadar her ayrıntıyı, çalışan mutluluğunu ve sadakatini önceliklendirerek tasarladık. Yeni nesil açık ofis düzeni ve ergonomik iş birliği alanlarımızla, çalışanlarımıza çalışma alanının ötesinde bir yaşam alanı sunuyoruz. Bu yatırım, hem Adana ekonomisine sağladığımız katma değeri pekiştirecek hem de küresel rekabetteki en büyük gücümüz olan insan kaynağımızı geleceğe hazırlayacak" ifadelerini kullandı.