SPOR - 11 Mart 2026 Çarşamba 14:55

Ziraat Türkiye Kupası’nda çeyrek ve yarı final eşleşmeleri belli oldu

A
A
A
Ziraat Türkiye Kupası’nda çeyrek ve yarı final eşleşmeleri belli oldu

Ziraat Türkiye Kupası’nda çeyrek ve yarı final müsabakaları kura çekimi gerçekleştirildi.

Ziraat Türkiye Kupası’nda çeyrek ve yarı final müsabakaları kura çekimi, İstanbul Finans Merkezi’ndeki Ziraat Bankası Oditoryumu’nda yapıldı. Kura çekimine Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, Ziraat Bankası Genel Müdürü Alpaslan Çakar, TFF 1. Başkan Vekili Mecnun Otyakmaz, Beşiktaş Başkanı Serdal Adalı, Galatasaray Sportif AŞ Başkan Vekili Abdullah Kavukcu, Fenerbahçe Yönetim Kurulu Üyesi Ertan Torunoğulları, Samsunspor Başkanı Yüksel Yıldırım, A Milli Takım Teknik Direktörü Vincenzo Montella ve kulüp yetkilileri katıldı. Kura çekimi, TFF Başkan Vekili Zehra Neşe Kavak tarafından gerçekleştirildi. Kura çekiminde Galatasaray, Beşiktaş, Samsunspor ve Konyaspor seri başı olarak yer alırken, Fenerbahçe, Gençlerbirliği, Trabzonspor ve Corendon Alanyaspor seri başı olmayan takımlar olarak katıldı.

Hacıosmanoğlu: "Son 8 takım arasında kalan ekiplerimize bundan sonraki maçlarında başarılar diliyorum"

Kura çekimine ev sahipliği yapan Ziraat Bankası’na teşekkür ederek sözlerine başlayan TFF Başkanı Hacıosmanoğlu, "Bugün burada Türk futbolunun en önemli markalarından Ziraat Türkiye Kupası kura çekimi heyecanını birlikte yaşıyoruz. Amatörden Süper Lig’e kadar geride kalan turlarda mücadele eden, milyonlarca taraftarın futbol hasretini dindiren ve bu tura renk katan tüm takımlarımıza teşekkür ediyorum. Son 8 takım arasında kalan ekiplerimize bundan sonraki maçlarında başarılar diliyorum. Çıktığımız bu yolda futbol ailemizin tüm paydaşlarıyla birlikte hareket etmeyi ve ortak değerler etrafında buluşmayı öncelik edindik. Bu amaçla futbolumuzun birlik ve beraberliğini güçlendirmeyi ve herkes için güven veren bir ortam oluşturmaya çalıştık. Amacımız ülkemizin eşsiz potansiyelini sahaya en güzel şekilde yansıtmak, Türk futbolunu hak ettiği uluslararası konuma ulaştırmaktır. Çünkü çocuklarımıza ve gelecek nesillerimize yalnızca kupa zaferleri değil, temiz bir futbol ve sağlam bir miras bırakma sorumluluğumuz var. Futbol, güçlü bir ekonomiye ve zengin bir kültüre sahip milyonları etrafında toplayan bir dev organizasyondur. Güçlü futbol yapılarının en önemli destekçileri ise sponsorlardır. İş ortaklarımızın desteği kulüplerimizin, liglerimizin ve organizasyonlarımızın daha güçlü bir yapıya kavuşmasının önemli unsurlarındandır. Bu yapının gelişmesi futbolumuzun hem sportif hem de finansal açıdan güçlenmesi için vazgeçilmezdir" diye konuştu.

"Türkiye Kupası futbolumuzun en büyük markalarından biri olma özelliğini taşımaktadır"

Türkiye Kupası’nda ülkenin dört bir yanından oyuncuların kendilerini gösterme şansı bulduklarına değinen Hacıosmanoğlu, "Türkiye Kupası bu özelliğiyle futbolumuzun en büyük markalarından biri olma özelliğini taşımaktadır. Lig tarihimizle neredeyse aynı şekilde sahip bu kupayı 162 yıllık köklü ve geleneğe sahip ülkemizin bayrak kurumlarından olan Ziraat Bankası’nın ismiyle özdeşleştirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Kurulduğu günden bu yana ülkesinin ve milletinin yanında olan Ziraat Bankası’nın verdiği destek sayesinde gençlerimize ve ülkemize daha büyük fırsatlar sunma imkanı buluyoruz. Hepinizin bildiği gibi Milli Takım’ın Dünya Kupası’na katılım yolunda önemli son iki maçı var. Allah’ın izniyle teknik direktörümüz Montella’nın yönetiminde milli takımımız bizleri onurlandıracak ve 24 yıl aradan sonra Dünya Kupası biletini alacaktır. Bu maçlar öncesinde tüm taraftarlarımızı ve futbol paydaşlarımızı tek yürek olmaya davet ediyorum. Burası futbolun zirvesi; o zirvede yer alarak Türk futbolunun gücünü dünyaya göstermek istiyoruz. Bizim için ayrı bir gurur vesilesi Kadın Milli Takımımız oldu. Dünya Kupası elemelerinde oynadıkları ilk maçı kazandılar. İnşallah bundan sonraki maçları da alacaklar ve aldıkları güzel sonuçlarla Türk kadınının gücünü bir kez daha dünyaya göstereceklerdir" ifadelerini kullandı.

Alpaslan Çakar: "Ziraat Türkiye Kupası bu yıl da futbolseverlere unutulmaz hikayeler yaşatsın"

Futbol haricinde voleybol başta olmak üzere birçok branşı da desteklediklerini aktaran Ziraat Bankası Genel Müdürü Alpaslan Çakar, "Ziraat Bankası olarak sporun birleştirici gücüne ve toplum üzerindeki olumlu etkisine yürekten inanıyoruz. Bu anlayışla yalnızca futbola değil, ülkemizin farklı spor branşlarına da hem sponsor oluyoruz hem de yatırım yapmaya devam ediyoruz. Ziraat Türkiye Kupası organizasyonuna tam 17 yıldır aralıksız olarak ana sponsor, Ziraat Bankası olmaya devam ediyor. Biz bunu sadece bir sponsorluk olarak değerlendirmiyoruz. Bu, bizim Türk sporuna duyduğumuz güçlü bağlılığın ve sorumluluğun bir ifadesi olarak değerlendiriyoruz. Bugün gerçekleştirdiğimiz kura çekimiyle birlikte Ziraat Türkiye Kupası’nda heyecan daha da artacak. Çeyrek final ve yarı final mücadeleleri futbolseverlere farklı bir rekabet ve yüksek bir futbol kalitesi sunacaktır inşallah. Bu aşamaya kadar gelerek çeyrek finale kalan bütün takımlarımızı yürekten tebrik ediyor ve onlara bundan sonraki maçlarında da başarılar diliyorum. Değerli misafirler, Ziraat Bankası olarak Türk sporunun gelişmesine katkı sağlamaya, sporu ve sporcuları desteklemeye bundan sonra da aynı kararlılıkla devam edeceğiz. Çünkü biz sporun sadece sahalarda oynanan bir oyun olmadığına; birlik, dayanışma ve ortak ruh duygusunun en güçlü temsilcilerinden biri olduğuna yürekten inanıyoruz. Temennimiz odur ki, Ziraat Türkiye Kupası bu yıl da futbolseverlere unutulmaz hikayeler yaşatsın. Sahada centilmenlik, tribünlerde dostluk ve Türk futbolunun marka değerine değer katsın" şeklinde konuştu. Türkiye Kupası’nda çeyrek final maçları 21-22-23 Nisan, yarı final müsabakaları ise 12-13-14 Mayıs tarihlerinde tek maç eleme usulüne göre yapılacak.

Ziraat Türkiye Kupası çeyrek ve yarı final eşleşmeleri şu şekilde:

Çeyrek final

Beşiktaş - Corendon Alanyaspor

Konyaspor - Fenerbahçe

Galatasaray - Gençlerbirliği

Samsunspor - Trabzonspor

Yarı final

Galatasaray - Gençlerbirliği / Samsunspor - Trabzonspor

Beşiktaş - Corendon Alanyaspor / Konyaspor - Fenerbahçe

Yunus Emre Öztaş - Mehmet Ekrem Ceylan

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Karaman Uzmanından cilt kanseri ve güneşten korunma uyarısı Karaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Aslıhan Gülel, cildimizin en değerli giysimiz olduğunu belirterek, "Dışarıda uzun süre kalınacaksa güneş koruyucunun iki-üç saatte bir yenilenmesi gerekir. Ne kadar güneş koruyucu kullansak da güneşten fiziksel olarak korunmak esastır. Uzun kollu, açık renkli kıyafetler tercih etmeliyiz" dedi. Dermatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Aslıhan Gülel, 1-31 Mayıs Cilt Kanseri Farkındalık ayı kapsamında cilt kanserleri ve güneşten korunma yöntemlerine dair uyarılarda bulundu. Cildin dış etmenlere karşı vücudu koruyan en önemli bariyerlerden biri olduğunu belirten Gülel, özellikle mayıs ayından itibaren güneş ışınlarının ve ultraviyole (UV) radyasyonun etkisini artırdığına dikkat çekti. Deri kanserlerinin sık görülen bir tür olduğunu ve melanom ile melanom dışı olarak iki başlıkta ele alındığını aktaran Gülel, "Benlerimiz, yeni oluşan renkli lekeler ve ciltte meydana gelen değişiklikler mutlaka takip edilmelidir. Benlerimizi zaman zaman kontrol etmeli, yılda en az bir kez de cilt doktorumuza başvurmalıyız. Özellikle tarım işçileri ve güneş altında uzun süre çalışan kişilerde deri kanserleri daha sık görülebilmektedir. Bu nedenle bu kişilerin de düzenli takip yaptırması önemlidir" dedi. "Dışarıda uzun süre kalınacaksa güneş koruyucunun iki-üç saatte bir yenilenmesi gerekir" Güneşten korunma noktasında doğru bilinen yanlışlara değinen ve basit ama etkili önlemlerin alınması gerektiğini vurgulayan Gülel, şunları kaydetti: "Özellikle saat 10.00 ile 16.00 arasında güneş altında uzun süre kalmamalıyız. Eğer güneş altında kalmamız gerekiyorsa mutlaka güneş koruyucu kullanmalıyız. Güneş koruyucular fiziksel ve kimyasal olarak ikiye ayrılır. Fiziksel koruyucular dışarı çıkmadan hemen önce kullanılabilirken, kimyasal koruyucular güneşe çıkmadan yaklaşık yarım saat önce sürülmelidir. Dışarıda uzun süre kalınacaksa güneş koruyucunun iki-üç saatte bir yenilenmesi gerekir. Genellikle yapılan yanlışlardan biri, güneş koruyucunun bir kez sürülmesinin yeterli olduğunu düşünmektir. Oysa koruyucunun düzenli aralıklarla tazelenmesi gerekir. Yaşımıza ve cilt yapımıza uygun güneş koruyucu seçmeliyiz. Az miktarda kullanıldığında yeterli koruma sağlamaz. Genellikle yüz bölgesi için beş parmak ucu kadar güneş koruyucu kullanılması önerilmektedir." "Cildimiz, en değerli giysimizdir" Fiziksel korunmanın ve rutin kontrollerin önemine de değinen Dermatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Gülel, "Ne kadar güneş koruyucu kullansak da güneşten fiziksel olarak korunmak esastır. Uzun kollu, açık renkli kıyafetler tercih etmeliyiz. Özellikle yaz döneminde birkaç haftada bir bütün cildimizi kontrol etmeliyiz. Yeni oluşan benler, lekeler, kanamalı ya da iyileşmeyen lezyonlar görüldüğünde mutlaka doktora başvurulmalıdır. Açık tenli, çillenmeye yatkın cilt yapısına sahip kişilerin daha dikkatli olması gerekir. Cilt kanserlerinde güneş en önemli etkenlerden biridir. Cildimiz çok önemlidir. En değerli organımız, en değerli giysimizdir. Aslında ona yatırım yaparsak kendimize de yatırım yapmış oluruz" diye konuştu.
Van Van’ın simgesi inci kefali sahildeki heykeliyle ilgi odağı oldu Van Gölü sahiline yerleştirilen devasa inci kefali heykeli, yerel halk ile turistlerin ilgi odağı oldu. Van’ın eşsiz doğal güzellikleri ve endemik türleri arasında ilk sıralarda yer alan, dünyada sadece Van Gölü havzasında yaşayan inci kefali (Chalcalburnus tarichi), bu kez bir sanat eseriyle kentin siluetindeki yerini aldı. Van Gölü sahiline yerleştirilen devasa inci kefali heykeli, hem yerel halk hem de kenti ziyaret eden turistler tarafından büyük bir beğeniyle karşılandı. Van kültürünün ve doğal yaşamının sembollerinden biri haline gelen inci kefalini temsil eden heykel, sahil bandına farklı bir görsellik kattı. Vatandaşlar heykelin hem şehrin tanıtımına katkı sunduğunu hem de inci kefalinin önemine dikkat çektiğini belirtti. Özellikle sahilde yürüyüş yapan vatandaşlar ve fotoğraf çekmek isteyen ziyaretçiler heykelin önünde yoğunluk oluştururken, sosyal medyada da heykelle ilgili çok sayıda paylaşım yapıldı. Vatandaşlar, Van’ın doğal ve kültürel değerlerini yansıtan bu tür çalışmaların artırılması gerektiğini ifade ederek emeği geçenlere teşekkür etti. İnci kefali heykelinin, yaz sezonunda Van Gölü sahiline gelen yerli ve yabancı turistlerin de ilgi noktalarından biri olması bekleniyor. "20 santim boyundaki bir balık üremek için kendi boyunun 10-15 katı yüksekliğindeki kayaları zıplayarak aşıyor" Van Gölü sahiline yerleştirilen inci kefalinin heykeli ile ilgili değerlendirme yapan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Mustafa Akkuş, "İnci kefali Van Gölü’nün tuzlu ve sodalı sularına adapte olmuş endemik bir balık türü. Dünyada sadece burada var ve burada yaşıyor. Normalde Van Gölü’nün tuzlu ve sodalı sularında yaşamak çok zor bir hadise ama inci kefali bunu başarıyor. İnci kefali her ne kadar yaşamını Van Gölü’nün tuzlu ve sodalı sularında sürdürse de üreme dönemi olan nisan ve temmuz ayları geldiği zaman üremek için göle dökülen akarsulara üreme göçü gerçekleştiriyor. İnci kefali akarsulara girdiği zaman kendi boyunun 10-15 katı yüksekliğindeki kayaları zıplayaraktan akarsuların 15-20 kilometre yukarısına çıkıyor. Kayaları geçerken belki de yüzlerce kez zıplıyor ve asla vazgeçmiyor. Akıntıyla mücadele ediyor, soğukla, dalgalarla, martılarla ve kendi boyunun 10-15 katı yüksekliğindeki kayalarla mücadele edip başarıyor. Bunu yapan sadece 20 santim boyundaki bir balık. İşte bu yönüyle inci kefali asla vazgeçmemenin dünyadaki en güzel simgelerinden birisi. Bugüne kadar Van Gölü kenarında arkamdaki gibi bir inci kefali maketi heykeli görmeniz mümkün değildi. Fakat Van İl Kültür Turizm Müdürlüğü ile Van Valiliği tarafından yapılan bu güzel eserle beraber adeta bir ruh, bir anlam kazanmış oldu. Buradan başta Van Valiliği olmak üzere Van İl Kültür Turizm Müdürlüğü’ne ve emeği geçenlere sonsuz teşekkür ediyoruz. Arkamdaki bu eserin gölün dört bir yanında çok daha fazla yere konulması gerekiyor. Çünkü artık inci kefali bölgemizin bir markası ve Van dediğimiz zaman aklımıza en önce gelen canlılardan birini oluşturuyor" dedi.
Ankara Palandöken: "7 bin 200 prim günü esnafın en büyük beklentisi" Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, TBMM’de görüşülen Torba Kanun kapsamına alınarak esnafın prim gün sayısının 7 bin 200 düşürülmesi gerektiğini vurguladı. Bağ-Kur’lu esnafın prim gün sayısının 7 bin 200’e düşürülmesine yönelik beklentinin artık karşılanması gerektiğini söyleyen TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Sosyal Güvenlik Kurumu kurulalı hayli zaman geçti. Buradaki norm birliğinin sağlanmasıyla ilgili emekli sandığı, SSK ve Bağ-Kurluların müşterek aynı çatının altında, aynı standarda dahil hizmet almaları aynı kalitede hizmet alırken de sosyal devletin içeriklerine uygun emeklilik aylıkları. Bu emeklilik aylığının yanı sıra prim gün sayısı bunların hepsini üst üste koyduğunuz zaman önemli. Bağ-Kurluların hakikaten beklentisi bir türlü yerine getirilemedi. Ülkemiz önemli bir ekonomik sıkıntıyla karşı karşıya kaldı. Yüksek enflasyon seyretmesi bunları belki de 7 bin 200 güne norm birliğiyle düşürülmesi mümkün olacaktı. Ancak olmadı. Hala Sosyal Güvenlik Kurumu’nda 9 bin gün Bağ-Kurlular, 7 bin 200 gün SSK’lılar biliyorsunuz devlet memurunda yaş haddiyle. Şimdi hem ödedikleri prim yüksek. Hem aynı şekilde yine devlet memurlarınınki devletimiz karşılıyor. SSK’da çalıştıkları iş yerlerinin sahipleri tarafından karşılıyor. Bağ-Kurlular dükkandaki satmış oldukları emtialardan kazanacak ki götürüp yatırsın. Birçoğu da borçlu" dedi. "Esnafın yıllardır beklediği düzenleme artık hayata geçmeli" TBMM’de görüşülen Torba Kanun kapsamına alınarak esnafın prim gün sayısının 7 bin 200 düşürülmesi gerektiğini ifade eden Palandöken, "Cumhurbaşkanımız bu yılın sonuna kadar bunların sağlık hizmetlerinden mahrum bırakmamasıyla ilgili talimatıyla doktora gidebiliyoruz. Hastaneye gidebiliyoruz. Ancak ilaç alamıyoruz. Niye SSK’ya yani sisteme borcumuz görünüyor. Yatıramadığımız primler görünüyor. Tabii ki yatırmak istiyoruz. Sağlığımızın düzelmesi için de tedavi olmak için de ilacın lazım olduğunu biliyoruz. Onun için bir kolaylık yapılıp 7 bin 200 gün meselesi hakikaten sadece esnaf açısından değil yaklaşık neredeyse nüfusumuzun üçte birinin bu hizmet aldığı alanda bu konuda destek bekliyor. Bir makul süreye yayılıp hem borçların ödenmesiyle ilgili aynı şekilde bu norm birliğinin sağlandığı düzenlemedeki işlerin birlikte yapılmasının gerekliliğini anlıyoruz. Bu inşallah ki bu yasama döneminde kanunlaşır. Vatandaşlarımız da bu haksızlıktan kurtulur diye düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.