Son Dakika
|
Fenerbahçe, evinde 5. kez puan kaybetti
GÜNDEM
Brent petrol 90 doların altına geriledi
İran: "Hürmüz Boğazı açıldı"
İstanbul’da barajlar doldu: Doluluk oranı yüzde 70’i aştı
Diyarbakır’da otomobil tren ile çarpıştı: Feci kaza kamerada
Suriye ordusu, ABD güçlerinin konuşlandığı tüm üslerde kontrol sağladı
MİT’ten siber suç şebekesine operasyon: 12 kişi gözaltında
Araştırma görevlisinin hayatını kaybettiği saldırının failleri yakalandı
Geri dönüşüm fabrikasında yangın böyle görüntülendi
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Inside the Success of Sialkot’s Thriving Leather Hub in Pakistan
Lavrov: "Bu savaş Batı'nın Rusya'ya karşı Ukrayna eliyle yürüttüğü savaştır"
Hamaney: "Donanmamız, düşmanlara yeni yenilgilerin acısını tattırmaya hazır"
Aziz Yıldırım: "Fenerbahçe çürümüşlüğün içindedir"
Türkiye’nin nüfusa kaydedilen ilk robotu işe başladı
Türk yolcunun belinden 5 kilo 510 gram uyuşturucu çıktı
Fenerbahçe Yüksek Divan Kurulu Toplantısı başladı
Galibaf'tan Trump'a: "Abluka devam ederse Hürmüz Boğazı açık kalmayacak"
POLİTİKA
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kongo Demokratik Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Tshisekedi ile görüştü
18 Nisan 2026 Cumartesi - 16:25:05
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 5. Antalya Diplomasi Forumu (#ADF2026) için Türkiye’de bulunan Kongo Demokratik Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Félix Tshisekedi ile bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede Türkiye ile Kongo Demokratik Cumhuriyeti ikili ilişkileri ve bölgesel konular ele alındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülke arasındaki ticaret hacimini artırma başta olmak üzere ikili ilişkileri geliştirme gayretlerinin süreceğini, iş birliğinin derinleştirilmesi için adımlar atmaya devam edileceğini belirtti. Erdoğan, Türkiye’nin Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde kalıcı barış ve istikrarın sağlanması çalışmalarını desteklediğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgemizde devam eden savaşların önemli bir kısmının arkasında, İsrail’in tehditkar ve saldırgan tutumu olduğunu, Türkiye’nin bölgede barış ve istikrar için gayret gösterdiğini belirtti.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 16:13
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya Başbakanı Muhammed el-Dibeybe ile görüştü
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Libya Başbakanı Abdülhamid Muhammed el-Dibeybe ile görüştü
18 Nisan 2026 Cumartesi - 16:13
Bakan Kurum: "Fosil yakıtlardan uzaklaşmak zorundayız"
Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2026 kapsamında düzenlenen "COP31’e Doğru: Jeopolitik Değişim Döneminde İklim Eyleminin Güçlendirilmesi Paneli"nde konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, COP31 sürecinde temiz enerji, dirençli şehirler, teknoloji transferi ve iklim eyleminde somut sonuçlara odaklanacaklarını belirterek, "Fosil yakıtlardan uzaklaşmak, temiz enerjiye ulaşmak zorundayız" dedi. Antalya Diplomasi Forumu 2026 kapsamında gerçekleştirilen panele, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un yanı sıra Eski Fransa Başbakanı ve COP21 Başkanı Laurent Fabius, Azerbaycan İklim Meselelerinden Sorumlu Cumhurbaşkanlığı Özel Temsilcisi Muhtar Babayev, COP30 Başkanı Andre Aranha Correa do Lago ile BM Genel Sekreter Özel Danışmanı ve İklim Eylem Ekibi Genel Sekreter Yardımcısı Selwin Hart katıldı. Panelde, jeopolitik dönüşüm döneminde iklim eyleminin güçlendirilmesi, enerji güvenliği, iklim finansmanı ve kararların uygulanma süreci ele alındı. "Antalya deklarasyonu yayınlayacağız" Bakan Murat Kurum, konuşmasında Türkiye’nin dirençli şehirler, depremler ve enerji başta olmak üzere birçok alandaki bilgi ve tecrübesini paylaşacağını belirterek, Antalya deklarasyonu yayınlayacaklarını söyledi. COP31 kapsamında netice almak ve farkındalığı artırmak istediklerini ifade eden Kurum, Türkiye’nin tüm krizlerde irade ortaya koyduğunu ve güçlü bir dış politika yürüttüğünü kaydetti. İklim değişikliği nedeniyle dünyada insanların hayatını kaybettiğine dikkat çeken Kurum, "Bir kriz var, bu krizi çözmek için hep birlikte el vermeli, el kaldırmalıyız. Elimizi, gövdemizi taşın altına koymamız gerekiyor. Hedefleri yakalamak için irade ortaya koymak gerekiyor" diye konuştu. COP süreçlerinde artık çok daha geniş toplum kesimlerinin yer aldığına işaret eden Kurum, bu adımın birlikte atılması gerektiğini belirterek, bunu yalnızca sözle değil, eylem ve icraatla gerçekleştirmek istediklerini ifade etti. "Temiz enerjiye ulaşmak zorundayız" Her ülkenin enerji, gıda ve sanayi alanlarında kendi programını yürüttüğünü belirten Kurum, çoklu krizlerin ülkelerin kendi kendine yetebilmesinin önemini ortaya koyduğunu söyledi. Kurum, "Her ülke kendi kendine yetecek. Her ülke, çoklu krizler bunu gösterdi, enerjisini, gıdasını, üretimini kendi ülkesi için kendi halkına yetecek seviyede yürütmesi önemli. Temiz enerjiye ulaşmak zorundayız, öyle veya böyle" dedi. Yenilenebilir enerji üretimi için proje ortaya koyan bir ülke olarak konuya bu perspektiften baktıklarını belirten Kurum, temiz enerjinin ülkelere göre farklı kaynaklarla şekillenebileceğini vurgulayarak, "Temiz enerji bizde rüzgarla, güneşle olur. Avrupa’da denizle olabilir. Brezilya’da derelerle olabilir. Fosil yakıtlardan uzaklaşmak zorundayız ki bu karar alındı" ifadelerini kullandı. Türkiye olarak süreci bir fırsat olarak gördüklerini dile getiren Kurum, temiz enerjiyi COP31’in en önemli gündem maddelerinden biri yapacaklarını ve örnek çalışmalar ortaya koyacaklarını kaydetti. "Teknoloji transferini gerçekleştirmek zorundayız" Yeşil enerji ve dönüşüm sürecinde teknoloji transferinin önemine de değinen Kurum, gelişmiş ülkelerin teknolojiyi gelişmekte olan ülkelere aktarması gerektiğini söyledi. Afrika ile Avrupa’nın önceliklerinin birbirinden farklı olduğuna işaret eden Kurum, "Yeşil enerji, dönüşüm teknoloji transferiyle olur. Gelişmiş ülkelerin teknolojiyi, gelişmekte olan ülkelere aktarması gerekiyor. Afrika’daki öncelik ile Avrupa’daki öncelik farklı. Oralara teknoloji transferini gerçekleştirmek zorundayız" dedi. "Herkese ihtiyacımız var" Eski Fransa Başbakanı ve COP21 Başkanı Laurent Fabius ise jeopolitik gelişmelerin yalnızca iklim açısından değil, güvenlik ve bağımsızlık bakımından da harekete geçme zorunluluğunu ortaya koyduğunu belirtti. Düşük karbonlu ekonomiye geçişin giderek daha gerekli hale geldiğini ifade eden Fabius, bazı ülkelerde gelişmelerin ters yönde ilerlediğini söyledi. İklim mücadelesinin artık yalnızca hükümetlerin eylemlerine bağlı olmadığını kaydeden Fabius, "Başlangıçta COP’un aksiyonu hükümetlerin eylemlerine bağlıydı. Tamam, hükümetler çok ama çok önemlidir ancak iş dünyasına, yerel seçilmiş makamlara, sanatçılara, bilim insanlarına, yani herkese ihtiyacımız var" diye konuştu. Fabius, geçmişte iklim zirvelerine askeri çevrelerin de davet edilmesi fikrini düşündüğünü belirterek, iklim konusunun artık yalnızca sivil toplumun değil, güvenlik alanının da merkezi meselelerinden biri haline geldiğini dile getirdi. "Türkiye için eşsiz bir şans" Azerbaycan İklim Meselelerinden Sorumlu Cumhurbaşkanlığı Özel Temsilcisi Muhtar Babayev de küresel gündemde iklim konusunun geri planda kaldığını, çatışmalar, savaşlar ve enerji krizlerinin uluslararası kamuoyunun öncelikli gündemi haline geldiğini ifade etti. Türkiye’de düzenlenecek COP31’in, ilgiyi yeniden iklim gündemine çekmek açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirten Babayev, "Dünya genelinde pek çok zorluk ve çatışma var. Şimdi bu, Türkiye ekibi için bu süreçteki liderliğini sergilemek adına yine eşsiz bir şans. İklim finansmanı sürecine daha fazla oyuncu, daha fazla katılımcı ve daha fazla bağışçı davet etmemiz gerekiyor" dedi. COP31’in, önceki zirvelerde alınan kararların uygulanmasına odaklanacağını aktaran Babayev, geçmişte çok sayıda güçlü karar alınmasına rağmen uygulamanın yetersiz ya da kısmi kaldığını söyledi. "Uygulama aşamasına ağırlık verilmeli" COP30 Başkanı Andre Aranha Correa do Lago ise şimdiye kadar oluşan birikimin ve Paris Anlaşması sonrasında alınan kararların izlenecek yolu net biçimde gösterdiğini belirterek, artık uygulama aşamasına ağırlık verilmesi gerektiğini ifade etti. BM Genel Sekreter Özel Danışmanı ve İklim Eylem Ekibi Genel Sekreter Yardımcısı Selwin Hart da Paris Anlaşması’ndan 10 yıl sonra ülkelerin ekonomilerini karbonsuzlaştırma yönünde yalnızca iklim gerekçeleriyle hareket etmediğinin anlaşıldığını söyledi. Hart, enerji güvenliği, egemenlik, bağımsızlık ve genel güvenlik başlıklarının da artık belirleyici hale geldiğini bildirdi.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 15:58
Cumhurbaşkanı Erdoğan Komorlar Birliği Cumhurbaşkanı Assoumani Azali ile görüştü
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 5. Antalya Diplomasi Forumu (#ADF2026) için Türkiye’de bulunan Komorlar Birliği Cumhurbaşkanı Assoumani Azali ile bir araya geldi. Görüşmede Türkiye ile Komorlar Birliği ikili ilişkileri ve bölgesel konular ele alındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, Türkiye ile Komorlar Birliği arasında ilişkilerin geliştirilmesi için ticaret, altyapı, savunma sanayi alanlarında iş birliğinin artırılmasını hedeflediklerini ifade etti. Erdoğan, Filistin’in haklı davasının desteklenmesi konusunda iki ülkenin her zeminde dayanışmasını artırmasının önemli olduğunu, Gazze’de huzur ve istikrarın sağlanması için çalışmaya devam edeceğimizi belirtti.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
17 Nisan 2026 Cuma- 14:48
’Türk dostuyum’ dedi, Netanyahu’nun dostu çıktı
2
17 Nisan 2026 Cuma- 00:24
Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan atamalar Resmi Gazete’de
3
17 Nisan 2026 Cuma- 09:22
Eşme Belediyesi'ne irtikap operasyonu! Belediye Başkanı dahil 5 şüpheli gözaltına alındı
4
16 Nisan 2026 Perşembe- 21:13
"Bayğaralar" suç örgütü operasyonunda 216 şüpheli ve 5 suça sürüklenen çocuk tutuklandı
5
17 Nisan 2026 Cuma- 13:52
Çin’in Ankara Büyükelçisi Jiang: "Orta Doğu’da çözüm siyasi yoldan geçiyor"
18 Nisan 2026 Cumartesi - 15:50
Mısır Dışişleri Bakanı Abdulati: "Diplomasi için pencereyi değil, kapıyı açmalıyız"
Antalya Diplomasi Forumu’nda konuşan Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, ABD ile İran arasında gerilimin düşürülmesi ve nihai bir anlaşmaya ulaşılması için yoğun çaba yürüttüklerini belirterek, "Gerilimi azaltmak ve diplomasi için pencereyi değil, kapıyı açmak amacıyla çok yoğun şekilde bastırıyoruz" dedi. Abdulati, savaşın uzamasının enerji fiyatlarından gıda güvenliğine kadar tüm dünyayı etkilediğini söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde bu yıl beşinci kez düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nda basın mensuplarının sorularını cevaplayan Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, ABD ile İran arasında gerilimin düşürülmesi ve nihai bir anlaşmaya ulaşılması amacıyla yürütülen diplomatik temaslara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Abdulati, gerilimin azaltılması yönünde bölgesel düzeyde yoğun bir koordinasyon yürütüldüğünü belirterek, "Gerilimi azaltmak ve Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında nihai bir anlaşmaya varmak için çabalarımızı koordine ediyoruz. Bunu önümüzdeki günlerde yapmayı umuyoruz" ifadelerini kullandı. "Savaşın devamı bütün dünyayı etkiliyor" Yalnızca bölge ülkelerinin değil, tüm dünyanın mevcut krizden etkilendiğini söyleyen Abdulati, savaşın sürmesinin enerji fiyatlarında artışa, tedarik zincirlerinde aksamalara ve gübre tedarikinde sıkıntılara yol açtığını kaydetti. Abdulati, "Bu çok önemli senaryoyu gerçekleştirmek için daha fazla çaba harcıyoruz; çünkü yalnızca biz bölgede değil, bütün dünya bu savaşın devam etmesinden, enerji fiyatlarının yükselmesinden, tedarik zincirindeki eksikliklerden ve kesintilerden, gübre eksikliğinden zarar görüyor; bu da dünyanın gıda güvenliğini ve enerji güvenliğini etkiliyor. Bu yüzden gerilimi azaltma yönünde ilerlemek ve diplomasi için pencereyi değil kapıyı açmak amacıyla çok yoğun şekilde bastırıyoruz. Ve tekrar söyleyeyim, bunu mümkün kılmalıyız. Elbette mümkün ve bu yüzden çabalarımızı sürdürmeli ve bunu kazan-kazan durumuna dayalı olarak başarmak için baskımızı devam ettirmeliyiz" dedi. "Ortak stratejimiz, ortak vizyonumuz, ortak politikalarımız var" Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlarıyla gerçekleştirilen görüşmeye ilişkin soruyu da yanıtlayan Abdulati, önceliklerinin gerilimin barışçıl şekilde sona erdirilmesi olduğunu söyledi. Abdulati, "Her şeyden önce bu gerilimin nihai barışçıl sonucuna ulaşmak ve tansiyonu düşürmek için koordinasyon içindeyiz ve ortak bir stratejimiz, ortak bir vizyonumuz, ortak politikalarımız var. İkinci olarak da savaş sonrası bölgesel düzen konusunda ortak bir vizyon geliştirmeyi ve buna sahip olmayı düşünüyoruz. Ve bunun, komşu ülkelerin, Körfez ülkelerinin, bölgesel ortakların, buna Mısır da dahil olmak üzere, çıkarlarını ve kaygılarını dikkate alması gerekir. Ve tekrar söyleyeyim, Körfez ülkeleri için güvenliğe, garantilere tam koruma sağlamalıyız; çünkü İran’dan daha önce olanlar kınanacak nitelikteydi ve Körfez ülkelerine yönelik saldırganlıkları, saldırıları, düşmanca eylemleri kabul edemeyiz; çünkü onlar bu savaşa katılmadılar, bu savaşın tarafı değillerdi. Bu yüzden Körfez ülkelerine saldırılması kınanacak bir şeydi ve kabul edilemezdi. Bu nedenle geleceğe bakmalı ve Körfez devletlerinin ve bölgesel ortakların, buna Mısır da dahil olmak üzere, güvenlik çıkarlarını gelecekteki herhangi bir güvenlik ve bölgesel düzenlemede dikkate almalıyız" ifadelerini kullandı. "Herkes zarar görüyor" Mevcut krizin dünya ekonomisine etkilerine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Abdulati, gıda ve enerji güvenliğinin ciddi baskı altında olduğuna dikkat çekti. Abdulati, "Herkes zarar görüyor; gübre tedarik zincirindeki kesintiden dolayı gıda güvenliği de etkileniyor, ayrıca enerji fiyatlarının yüksek ya da fırlamış olması dünya ekonomisini etkiliyor" dedi. "Rusya çok önemli bir ortak" Rusya’nın rolüne ilişkin soruya da yanıt veren Abdulati, tüm aktörlerin gerilimin azaltılması için yapıcı katkı sunması gerektiğini belirtti. Abdulati, "Herkes gerilimi azaltmayı ilerletmek için yapıcı bir rol oynamalı. Elbette şimdi gerilimi azaltma yönünde hareket etmeliyiz; çünkü şu anda sorun yalnızca seyrüseferdeki kesinti nedeniyle erişilebilirlik değil, aynı zamanda karşılanabilirliktir; fiyatları aşağı çekmemiz gerekiyor. Ve Rusya, elbette, çok önemli bir ortaktır" şeklinde konuştu.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 15:45
Cumhurbaşkanı Erdoğan Slovenya Cumhurbaşkanı Natasa Pirc Musar ile görüştü
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 5. Antalya Diplomasi Forumu (#ADF2026) için Türkiye’de bulunan Slovenya Cumhurbaşkanı Natasa Pirc Musar ile bir görüşme gerçekleştirdi. Liderler, Türkiye-Slovenya ikili ilişkileri ile bölgesel ve küresel gelişmeleri ele aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, Türkiye ile Slovenya ilişkilerinin her geçen gün daha da güçlendiğini, özellikle ticaret, ekonomi ve altyapı alanlarında iş birliğini artırmak için gayret gösterildiğini belirtti. Erdoğan, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyelik hedefini stratejik önemde gördüğünü, Birlik’ten cesaretli ve vizyoner yaklaşım beklendiğini ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin yakın coğrafyasındaki istikrarsızlık ve savaş ortamında, NATO müttefikleri olarak savunma sanayii alanında iş birliğinin arttırılmasının önem arz ettiğini, NATO’nun Ankara Zirvesi’nde bu konuda yeni kararlar alınmasını beklediklerini, Slovenyalı yetkililerin 5 Mayıs’tan itibaren İstanbul’da yapılacak SAHA savunma fuarına katılmalarının faydalı olacağını belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Slovenya’nın Filistin Devleti’ni tanımasının, İsrail’e silah ambargosu uygulamasının ve BM’de Filistin lehine karar tasarılarına öncülük etmesinin takdirle karşılandığını ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Balkanlar’da istikrarı desteklemeye yönelik tesis ettiği Balkan Barış Platformu’na Slovenya’nın da katılımını arzu ettiğini belirtti.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 15:39
Lavrov: "Bu savaş Batı'nın Rusya'ya karşı Ukrayna eliyle yürüttüğü savaştır"
Antalya Diplomasi Forumu'nda konuşan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Ukrayna savaşından NATO'nun genişlemesine, Filistin meselesinden küresel ekonomideki dönüşüme kadar birçok başlıkta Batı'yı hedef aldı. Lavrov, "Bu savaş Batı'nın Rusya Federasyonu'na karşı Ukrayna eliyle yürüttüğü ve titizlikle hazırladığı bir savaştır. Batı, trajedileri kendi halkını seferber etmek ve kararsız ülkeleri harekete geçirmek amacıyla propaganda malzemesi olarak kullanmayı iyi biliyor" dedi.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 15:32
Başkan Selmanoğlu: "AK Parti milletimizin ortak değerlerinin, birlik ve beraberlik ruhunun güçlü bir temsilcisidir"
AK Parti Elazığ İl Başkanı Sencer Selmanoğlu, "AK Parti, yalnızca bir siyasi hareket değil; milletimizin ortak değerlerinin, birlik ve beraberlik ruhunun güçlü bir temsilcisidir"dedi. Elazığ’ın Maden ilçesi ile Gezin bölgesinden bir grup vatandaş, düzenlenen programla AK Parti saflarına katıldı. Gerçekleştirilen katılım programında yeni üyelik işlemleri yapılırken, birlik ve beraberlik mesajları verildi. Yeni üyelerle buluşma programına Ak Parti Elazığ İl Başkanı Sencer Selmanoğlu, AK Parti Elazığ Milletvekilleri Prof. Dr. Erol Keleş ve Ejder Açıkkapı, Merkez İlçe Başkanı Hasan Çalışkan ve Gençlik Kolları Başkanı Koray Adsız ile teşkilat mensupları katıldı. Programda yeni üyelik müracaatında bulunan vatandaşlar ile istişare edilerek, AK Parti’nin Elazığ genelinde büyümeye devam ettiği vurgulandı. AK Parti Elazığ İl Başkanı Sencer Selmanoğlu, "Bugün Maden ve Gezin bölgemizden aramıza katılan kıymetli hemşehrilerimizle birlikte teşkilatımızın gücünü arttırmış bulunuyoruz. AK Parti, yalnızca bir siyasi hareket değil; milletimizin ortak değerlerinin, birlik ve beraberlik ruhunun güçlü bir temsilcisidir. Her geçen gün büyüyen bu aileye katılan her bir kardeşimiz, Türkiye’nin güçlü yarınlarına olan inancın en somut göstergesidir. Bizler; ayrıştıran değil birleştiren, ötekileştiren değil kucaklayan bir anlayışla yol yürümeye devam ediyoruz. Elazığ’ımızın her köşesinde gönül köprüleri kurarak, milletimizle omuz omuza, istişare ve ortak akıl çerçevesinde hizmet üretmeyi sürdüreceğiz. Bu vesileyle ailemize katılan tüm büyüklerime, kardeşlerime ‘hoş geldiniz’ diyor, katılımlarının ilimize ve partimize hayırlı olmasını temenni ediyorum" diye konuştu. Program, hatıra fotoğrafı çekilmesiyle sona erdi.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 15:29
AK Parti İzmir İl Başkanı Saygılı’dan mecliste yaşananlara tepki
AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinde faaliyet raporu görüşmeleri sırasında yaşananlara tepki gösterdi. Saygılı, eleştiriden kaçan ve söz hakkını engelleyen bir anlayışın kente hizmet edemeyeceğini belirtti. AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, mecliste gerçekleştirilen görüşmelere ilişkin bir açıklama yaptı. Saygılı, "İzmir Büyükşehir Belediye Meclisinde dün yaşananlar, tam anlamıyla demokrasiye gölge düşüren bir tabloyu ortaya koymuştur. Faaliyet raporları, bir belediye meclisinin kenti adına görüşeceği en önemli gündemlerden biridir" ifadelerini kullandı. "Eleştiriden kaçmıştır" İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın tutumunu eleştiren Saygılı, "Sayın Cemil Tugay, iki yıllık icraatlarının konuşulacağı bu kritik oturumda yönetmeliklere ve siyasi teamüllere uygun olmayan bir tutum sergileyerek İzmir Büyükşehir Belediyesinde bir ilke imza atmıştır. Grup başkan vekillerine söz hakkı tanımayarak eleştiriden kaçmış, yapılmayan işlerin konuşulmasını engellemeye çalışmıştır" şeklinde konuştu. "Kabul edilemez bir yaklaşım" Meclis öncesinde alınan kararlara uyulmadığını savunan Saygılı, "Üstelik meclis öncesinde CHP Grup Başkanlığı ile yapılan toplantıda süreler ve işleyiş konusunda mutabakata varılmış olmasına rağmen, bu uzlaşıya aykırı şekilde sürelerin kısılması ve konuşmaların sınırlandırılması kabul edilemez bir yaklaşım olmuştur. Bu tavır, şeffaflıktan uzak bir yönetim anlayışının açık göstergesidir" sözlerine yer verdi. "Asıl engelin kim olduğu ortaya çıkmıştır" Konuşmaları engellemenin hizmet eksikliğini kapatmayacağını dile getiren Saygılı, "Şunu herkes bilmelidir ki, konuşmaları engellemek, süreleri kısmak ya da eleştiriden kaçmak, İzmir’in yaşadığı hizmet eksikliğini ortadan kaldırmaz. Aksine, bu tutum hizmet üretemeyen bir yönetimin gerçeğini daha da görünür hale getirir. Bugün gelinen noktada ’engelleniyoruz’ söyleminin de bir karşılığı kalmamıştır. Çünkü bizzat belediye meclisinde faaliyet görüşmelerini engelleyerek asıl engelin kim olduğu açıkça ortaya çıkmıştır. İzmir, hizmet beklemektedir. Tartışmadan kaçan değil, hesap veren ve üreten bir belediyecilik anlayışını hak etmektedir" dedi.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 15:16
Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov: "Bu savaş Batı’nın Rusya’ya karşı Ukrayna eliyle yürüttüğü savaştır"
Antalya Diplomasi Forumu’nda konuşan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Ukrayna savaşından NATO’nun genişlemesine, Filistin meselesinden küresel ekonomideki dönüşüme kadar birçok başlıkta Batı’yı hedef aldı. Lavrov, "Bu savaş Batı’nın Rusya Federasyonu’na karşı Ukrayna eliyle yürüttüğü ve titizlikle hazırladığı bir savaştır. Batı, trajedileri kendi halkını seferber etmek ve kararsız ülkeleri harekete geçirmek amacıyla propaganda malzemesi olarak kullanmayı iyi biliyor" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde bu yıl beşinci kez düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) ikinci gününde Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, değerlendirmelerde bulundu. "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Başetmek" temasıyla Belek turizm bölgesindeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen forumda konuşan Lavrov, Rusya-Ukrayna savaşı, NATO’nun genişleme politikası, Batı’nın güvenlik yaklaşımı, Orta Doğu’daki gelişmeler ve küresel ekonomik sistemdeki dönüşüme ilişkin sert değerlendirmeler yaptı. "Maalesef güvenlik konusunda hukuki garantiler ancak NATO üyesi olunursa elde edilebilir" Sergey Lavrov, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Rusya’nın eşit muhatap olarak görülmediğini savunarak, Batı’nın verdiği sözleri yerine getirmediğini öne sürdü. NATO’nun genişlemesine ilişkin sözlü taahhütlerin daha sonra yok sayıldığını belirten Lavrov, bu durumun yalnızca sözlü güvenceyle sınırlı kalmadığını, 1999 yılında İstanbul’da düzenlenen AGİT Zirvesi’nde kabul edilen belgelerde de "güvenliğin bölünmezliği" ilkesinin kayıt altına alındığını anlattı. Kasım-Aralık 2021 döneminde Batı’ya yeniden hukuki güvenlik garantileri önerdiklerini söyleyen Lavrov, bu girişimlerin karşılıksız bırakıldığını belirterek, "Maalesef güvenlik konusunda hukuki garantiler ancak NATO üyesi olunursa elde edilebilir. Hepsi bu. Döngü kapanmış oldu" dedi. "Ukrayna, Rusya’ya karşı mücadele aracına dönüştürüldü" Lavrov, Ukrayna krizinin son yıllarda ortaya çıkmış bir başlık olmadığını savunarak, sürecin çok daha önce şekillenmeye başladığını ileri sürdü. Ukrayna’nın Rusya’ya karşı kullanılan bir araca dönüştürüldüğünü öne süren Lavrov, "Bugün konuştuğumuz olaylar, Ukrayna krizinden çok önce, Ukrayna’nın Rusya’ya karşı kullanılacak bir Nazi devlete dönüştürülmesinden çok önce olgunlaşmaya başlamıştı. Başka hiçbir ülke yoktur ki dili yasaklanmış olsun. Ukrayna’da Rusça dil, Anayasa tarafından hâlâ korunmaktadır; ancak buna aldırış etmiyorlar ve eğitimde, kültürde, medyada, hatta günlük yaşamda Rusçayı her yerde yasaklayan kanunlar çıkardılar. Aynı zamanda Nazizm ideolojisini ve pratiğini teşvik eden bir dizi yasa da mevcut" ifadelerini kullandı. Avrupa’nın Ukrayna’ya verdiği desteği de bu çerçevede değerlendiren Lavrov, "Ukrayna’yı bugün en aktif biçimde destekleyenlerin, Nazizmin açık şekilde yeniden canlandığı Avrupa ülkeleri olması tesadüf değildir. Ne yazık ki buna Almanya ve Finlandiya gibi ülkeler de dahildir. Britanyalılar ise hiçbir zaman Nazizm felsefesinden çok da uzak olmadılar. Dolayısıyla evet, bu savaş Batı’nın Rusya Federasyonu’na karşı Ukrayna eliyle yürüttüğü ve titizlikle hazırladığı bir savaştır. Bu savaş sırasında Zelensky’nin başlıca değerleri, Rus dilinin, kültürünün, kitle iletişim araçlarının tümüyle yasaklanmasıdır. Ve onun ün kazandığı ikinci değer de Nazizmin yüceltilmesi ve meşrulaştırılmasıdır. Yani, modern Avrupa’nın değerleri de demek ki bunlarmış; çünkü Avrupa açıkça, Zelensky’nin tam da kendi değerlerini savunduğunu söylüyor" dedi. Batı’nın kendi politikalarını meşrulaştırmak için savaşı propaganda zeminine taşıdığını savunan Lavrov, "Ukrayna meselesi, anlaşılır nedenlerle öne çıkarıldı; çünkü Batı, bizim özel askerî operasyonumuzla bağlantılı olarak propaganda kartını kullanmak istiyordu. Oysa kendisi, Ukrayna’yı Rusya Federasyonu’na karşı bir mücadele aracına dönüştürme yoluna girdiğinde bunun kaçınılmaz olduğunu çok uzun yıllar boyunca biliyordu. Ama yine de trajedileri, kendi halkını seferber etmek, kararsız ülkeleri harekete geçirmek amacıyla propaganda malzemesi olarak kullanmayı iyi biliyorlar" ifadelerini kullandı. Küresel düzlemde yaşanan ekonomik rekabetin de yeni bir safhaya geçtiğini söyleyen Lavrov, enerji alanındaki mücadelenin artık farklı yöntemlerle yürütüldüğünü belirtti. BM, uluslararası hukuk ve Batı’ya "çifte standart" suçlaması Lavrov, Batı’nın "kurallara dayalı düzen" söylemini de hedef aldı. Bu kavramın hiçbir zaman somut ve ortak kabul görmüş bir zemine dayanmadığını savunan Lavrov, Kosova ile Kırım örnekleri üzerinden uluslararası hukukta çifte standart uygulandığını öne sürdü. Batı’nın bir yerde "halkların kendi geleceklerini tayin hakkı" ilkesini öne çıkarırken, başka bir yerde "toprak bütünlüğü" ilkesini öncelediğini belirten Lavrov, bunun duruma göre değişen siyasal bir yaklaşım olduğunu söyledi. Birleşmiş Milletler çevresindeki tartışmalara da değinen Lavrov, Ukrayna ve Grönland örnekleri üzerinden aynı ilkelerin farklı biçimde yorumlandığını savunarak, "Bunu artık nasıl yorumlayacağımı bilmiyorum ama bana göre her şey herkes için fazlasıyla açıktır" dedi "Biz NATO’nun iç işlerine karışmıyoruz" Rusya’nın komşu coğrafyalardaki tutumuyla Batı’nın yaklaşımını karşılaştıran Lavrov, Moskova’nın müttefiklerini zorlayıcı yöntemlerle yönlendirmediğini söyledi. Özellikle Orta Asya ülkeleri üzerinde Batılı aktörlerin ekonomik ve siyasi baskı kurduğunu savunan Lavrov, bazı çevrelerin yatırım ya da yaptırım tehdidiyle Rusya ile yürütülen projeleri durdurmaya çalıştığını öne sürdü. Lavrov, "Elbette hepimiz şunu kabul edebiliriz; biz NATO’nun iç işlerine karışmıyoruz. Ne büyükelçilerimiz ne de mevcut şartlarda NATO üyesi Avrupa ülkelerinde bulunan diğer temsilcilerimiz, üye ülkelerin topraklarında dolaşıp müdahalede bulunmuyor. Ve biz, Batı’nın yaptığını yapmıyoruz. Taklitçilik etmiyoruz; Batı’nın ve özellikle Amerikalıların uzun zamandır yaptığı şeyi yapmıyoruz. Üstelik bunu Biden döneminde başlattılar ve şimdi de sürdürüyorlar. Avrupalılar da bizim komşumuz olan ülkelere, bir zamanlar aynı imparatorlukta ve aynı Sovyetler Birliği’nde bulunduğumuz, ayrıca ekonomi, savunma, güvenlik, kamu düzeni, gümrük işleri ve benzeri birçok alanda Rusya Federasyonu’yla çeşitli anlaşmalar çerçevesinde müttefik olan ülkelere gittiklerinde aynı şeyi yapıyorlar" ifadelerini kullandı. "Gönüllüler koalisyonu" değerlendirmesi ABD’nin Avrupa’nın güvenlik yükünü azaltma arayışına girdiğini savunan Lavrov, bunun yerine Avrupa Birliği, Britanya, Türkiye ve Ukrayna’yı da kapsayan yeni bir blok fikrinin tartışıldığını söyledi. Ukrayna ordusunun bu yapının çekirdeği haline getirilmek istendiğini ileri süren Lavrov, bu çerçevede Zelenskiy ve Ukrayna askeri yönetimiyle ilgili sert değerlendirmelerde bulundu. Lavrov, "Kısacası gidişat, ‘gönüllüler koalisyonu’na benzer bir oluşuma doğru ilerliyor. Bu ismi onlar buldu ve şimdi daha çok gerçekten öyle görünmek isteyenlerin koalisyonuna, yani gerçekmiş gibi görünmek isteyenlerin koalisyonuna benziyorlar. Ama bana kalırsa çok yakında bu yapı, modası geçmişlerin koalisyonuna dönüşecek. Ben, Avrupa ülkelerinin ulusal çıkarlarının açıkça rövanşist ve militarize bir politikanın dayatılmasıyla nasıl karşılanabileceğini göremiyorum. Üstelik modern insanlık tarihinde üçüncü kez küresel tehdit yine Avrupa’dan kaynaklanacak ve onlar şimdi her yolla Ukrayna’nın bu küresel tehdidin tetikleyicisi haline gelmesini sağlamaya çalışıyorlar. Ancak Devlet Başkanı bunu birçok kez söyledi: Bizim de cevap verecek imkânlarımız var" dedi. Filistin, Gazze, Golan Tepeleri ve Hürmüz vurgusu Lavrov, Orta Doğu’daki gelişmelere ilişkin değerlendirmesinde ise Filistin meselesinin geri plana itilmemesi gerektiğini söyledi. İsrail-Filistin sorununda Birleşmiş Milletler kararlarının zamanla etkisizleştirildiğini savunan Lavrov, Batı’nın burada da seçici bir hukuk anlayışıyla hareket ettiğini ileri sürdü. Golan Tepeleri, Batı Şeria, Gazze Şeridi ve Lübnan’la ilgili gelişmelere değinen Lavrov, iki devletli çözüm kararının büyük ölçüde görmezden gelinmesinin "tarihî bir hata" olacağını ifade etti. Gazze için önerilen planların BM’nin önceki kararlarıyla ne ölçüde bağdaştığını sorguladıklarını belirten Lavrov, "Birleşmiş Milletler’in iki devletin, yani Yahudi devleti ile Arap Filistin devletinin kurulmasına ilişkin tarihî kararının büyük ölçüde görmezden gelinmesi ve fiilen ortadan kaldırılması gerçekten üzücü olur" dedi. Hürmüz Boğazı ve Suriye başlıklarının da bölgesel denklemde dikkatle izlenmesi gerektiğini vurgulayan Lavrov, bugünün manşetlerine sıkışan bir diplomasi anlayışının kalıcı sorunları çözmeyeceğini savundu. "Küreselleşme sona erdi" Biden döneminden bu yana parçalanma, bölgeselleşme ve ticaret savaşlarının hızlandığını söyleyen Lavrov, doların yaptırım aracı haline getirilmesinin küresel sistemde güven kaybına neden olduğunu ifade etti. BRICS başta olmak üzere birçok yapının Batı’dan bağımsız ödeme, sigorta, yatırım ve finans mekanizmaları üzerinde çalıştığını belirten Lavrov, şöyle devam etti: "Masumiyet karinesi ve en önemlisi, ticarette, ekonomide ve her alanda tüm engellerin kaldırılması. Bildiğiniz gibi bu küreselleşme artık sona ermiş bulunuyor. Şimdi uzun zamandır, daha Biden döneminden beri, parçalanmayı, bölgeselleşmeyi ve ABD’nin kendi konumunu güçlendirme, eski konumlarını koruma yöntemi olarak aktif biçimde kullandığı ticaret savaşlarını gözlemliyoruz. Bunların elbette küreselleşmeyle hiçbir ilgisi yok. Bu yeni bir hayat. Ve boşuna değil; giderek daha fazla sayıda alt bölgesel yapı, yalnızca düşünmekle de kalmıyor, artık aynı doların dayatmasından kendini korumak için fiilen çalışıyor. Çünkü dolar bir savaş aracına dönüştürülmüş durumda." "Bazıları bugün yaşananları Üçüncü Dünya Savaşı olarak görüyor" Konuşmasının sonunda değişen küresel tabloda diyalog kanallarının açık tutulmasının önemine işaret eden Lavrov, büyük güçler arasında doğrudan temasın önem kazandığını söyledi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in daha önce BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesiyle zirve önerdiğini hatırlatan Lavrov, bugün bazı Batılı liderlerin söylemleri nedeniyle geri adım atmasının zorlaştığını dile getirdi. Lavrov, "Bazıları, ‘İşte ’Üçüncü Dünya Savaşı budur; sadece artık dünya savaşlarının bu yöntemlerle yürütüldüğünü henüz tam kavrayamıyoruz’ diyor. Buna bizim hüküm vermemiz doğru olmaz; bunu tarihçiler değerlendirecektir" sözleriyle konuşmasını tamamladı.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 14:49
Anket firması Ege’deki sonuçları açıkladı
Ülke genelinde anket çalışmaları yapan bir araştırma şirketi, Ege Bölgesi’nde yaptığı son anket çalışmalarının sonuçlarını açıkladı. 2026 yılının ilk üç ayına ait verilerle hazırlanan araştırma sonuçları, Ege Bölgesi’nde yerel seçimlere ilişkin güncel tabloyu ortaya koydu. Sonuçlara göre Aydın, Uşak ve Kütahya sınırlarında yaşayan vatandaşların son seçimlere göre tercih değiştirdiği belirtildi. Araştırmada Aydın Büyükşehir Belediyesi için dikkat çeken bir değişim de görüldü. 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde büyükşehir belediyesini Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) kazanırken, son anket verilerine göre bugün seçim yapılması halinde Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) ilk sırada yer aldığı belirtildi. Sonuçlarda Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun CHP’den AK Parti’ye geçmesiyle birlikte seçmenin de tercihini Çerçioğlu ile birlikte AK Parti’den yana kullandığı görüldü.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 14:43
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Demokratik Kongo Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Tshisekedi ile görüştü
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 5. Antalya Diplomasi Forumu (#ADF2026) için Türkiye’de bulunan Kongo Demokratik Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Félix Tshisekedi ile bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede Türkiye ile Kongo Demokratik Cumhuriyeti ikili ilişkileri ve bölgesel konular ele alındı.Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülke arasındaki ticaret hacimini artırma başta olmak üzere ikili ilişkileri geliştirme gayretlerinin süreceğini, iş birliğinin derinleştirilmesi için adımlar atmaya devam edeceğimizi belirtti.Erdoğan, Türkiye’nin Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde kalıcı barış ve istikrarın sağlanması çalışmalarını desteklediğimizi ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgemizde devam eden savaşların önemli bir kısmının arkasında, İsrail’in tehditkar ve saldırgan tutumu olduğunu, Türkiye’nin bölgede barış ve istikrar için gayret gösterdiğini belirtti.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 14:40
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Burundi Cumhurbaşkanı Ndayishimiye ile görüştü
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Burundi Cumhurbaşkanı Evariste Ndayishimiye ile görüştü
18 Nisan 2026 Cumartesi - 14:18
Emine Erdoğan: "Çocuklarımız için şiddeti özendiren ve sıradanlaştıran ne varsa, hangi mecrada ve ne kılıkta olursa olsun kararlılıkla mücadele etmek zorundayız"
Emine Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu’nda yaptığı konuşmada Filistin ve Gazze için uluslararası topluma destek çağrısında bulunurken, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırılarında hayatını kaybeden çocukların ailelerine başsağlığı diledi. Günümüz çocuklarının içine sürüklendiği şiddet sarmalına terk edilemeyeceğini vurgulayan Erdoğan, "Çocuklarımız için şiddeti özendiren ve sıradanlaştıran ne varsa, hangi mecrada ve ne kılıkta olursa olsun kararlılıkla mücadele etmek zorundayız" dedi. Antalya’da düzenlenen Antalya Diplomacy Forum kapsamında gerçekleştirilen "Filistin için Tek Yürek: Eğitimde Yıkıma Karşı Geleceği Korumak" başlıklı oturumda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan; BM Genel Sekreteri Çocuklara Yönelik Şiddet Özel Temsilcisi Najat Maalla M’jid, Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başbakanı’nın eşi Mirela Bocirovic ve akademisyen Ilan Pappe ile bir araya geldi. "Vereceğimiz mesajlar savaş kurbanı olan çocuklar için yepyeni bir hayatın umut olsun" Oturumda konuşan Emine Erdoğan, "Bu sene 5’incisi düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu vesilesiyle sizlerle buluşmaktan büyük mutluluk duyduğumu ifade ediyorum. Dünyanın dört bir yanından katılım sağlayan kıymetli misafirlerimize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bu buluşma, en ufak anlaşmazlıklarda dahi silahların konuştuğu dünyamızda, insanlık onuruna en çok yakışan değer olan diyalog ve diplomasiyi sürdürme kararlılığımızın bir göstergesidir. Temennim odur ki vereceğimiz mesajlar kalplere dokunsun, daha da önemlisi dünyanın dört bir yanında savaşların kurbanı olan çocuklar için yepyeni bir hayatın umut ışığı olsun" dedi. "Çocuklarımız için şiddeti normalleştiren her unsura karşı kararlı mücadele edeceğiz" Sözlerinin başında Şanlıurfa’da ve ardından Kahramanmaraş’taki okullarda meydana gelen silahlı saldırılardan dolayı duyduğu derin üzüntüyü ifade eden Erdoğan, "Saldırılarda hayatını kaybeden kıymetli öğretmenimize ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Kederli ailelerine, yakınlarına ve eğitim camiamıza başsağlığı diliyorum. Hastanede tedavi gören evlatlarımızın bir an önce sağlıklarına kavuşmasını temenni ediyorum. Çocuklar ve gençler bir milletin ümidi ve yarınlarıdır. Onları içine düştükleri bu şiddet sarmalına terk edemeyiz. Şiddeti özendiren ve sıradanlaştıran ne varsa, hangi mecrada ve ne kılıkta olursa olsun kararlılıkla mücadele etmek zorundayız. Özellikle dijital dünyada ve kültür endüstrisinde yer alan kontrolsüz şiddet içeriklerinin çocuklar ve gençler üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat edilmelidir. Temennim odur ki hiçbir öğretmen, hiçbir öğrenci ve hiçbir aile böyle acılarla sınanmasın. Bir kez daha milletimize ve acılı ailelerimize başsağlığı diliyorum" şeklinde konuştu. "Filistin’de eğitim direnişin ve umudun adı oldu" Filistin halkının 1948’de öz vatanlarından sürgün edildiğinde, mülteci kamplarındaki ilk işlerinden birinin okul kurmak olduğunu dile getiren Erdoğan, "O günden bu yana eğitim, Filistin halkı için bir direniş ve varoluş cephesi olmuştur. Çocukların ve gençlerin ellerinden düşürmedikleri defter ve kalem, Filistin’in geleceğine dair umudun sembolüdür. 7 Ekim sonrasında Gazze’de yaşanan soykırım, bu gerçeği bir kez daha gözler önüne sermiştir. Gazze’nin dört bir yanında, harabeler ve çadırlar arasında, bombaların gölgesinde eğitim devam etmiştir. Öğretmenler ve eğitimciler sivil direnişin en önemli aktörleri olmuşlardır" ifadelerini kullandı. "Eğitim barışı beklerken durdurulamaz" Tam 78 yıldır süren abluka ve bitmeyen saldırılara rağmen eğitime ara vermeyen Filistinlilerin, dünyaya çok önemli bir mesaj verdiğini ifade eden Erdoğan, "Eğitim, barışı beklerken askıya alınabilecek bir faaliyet değildir. Filistinliler sadece bir savaşın içinde değil, yaklaşık bir asırdır sistematik bir kültür kırımı, eğitim kırımı ve soykırıma maruz kalmaktadır. Bugün Gazze’de okul ve üniversite binalarının yüzde 90’dan fazlasının yıkılmış olması bu stratejinin bir sonucudur. Bu, savaşın yan hasarı değildir. İsrail, kütüphaneleri ve yüzyılların mirası olan kültür varlıklarını kasten bombalayarak Filistin’in varlığını hedef almaktadır. Amaç, Filistin halkına ait tarihî ve kültürel izleri tamamen silmektir" dedi. Çocukların yaşadığı dram ve uluslararası çağrı 7 Ekim öncesinde dünyanın en yüksek okuryazarlık oranlarından birine sahip olan Gazze’de bugün yaklaşık 637 bin çocuğun yüzde 60’ı eğitime erişemediğini dile getiren Erdoğan, "Bunun yanı sıra 90 bin üniversite öğrencisi eğitimine devam edememektedir. 1 milyondan fazla çocuk ise ruhsal yaralarla acil psikososyal desteğe ihtiyaç duymaktadır. Geçtiğimiz günlerde Gazze’de 3-5 yaşlarındaki çocukların oyuncak bir bebeği şehit gibi taşıdığı cenaze oyunu, medyada geniş yankı uyandırmıştır. Oysa çocuk oyunları denildiğinde akla saklambaç, bebek oyunları gelir. Ancak Gazze’nin çocukları artık ölümün ötesinde bir hayal kuramamaktadır. Öyle ki orada oyuncak bebekler bile ‘ölmektedir.’ Buna rağmen Gazze’de eğitim sürdürülmekte, mezuniyetler yapılmakta ve kolektif öğrenme kültürü ayakta tutulmaktadır. Ne yazık ki sadece birkaç gün önce İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nde çocukların eğitim aldığı çadırlara açtığı ateş sonucu 9 yaşındaki bir kız çocuğu hayatını kaybetmiştir. Annesinin sevgiyle büyüttüğü bir evladın ölümü tüm dünyayı ayağa kaldırmalıdır. Çocuklara karşı savaş yürütecek kadar akıl dışı, gayri insani ve hukuksuz bir şiddetle karşı karşıyayız. Uluslararası toplumun harekete geçmesi ve bu korkunç çocuk katliamına dur demesi için daha kaç çocuğun ölmesi gerektiğini bilmiyorum" şeklinde konuştu. Türkiye’nin yardım çalışmaları ve çağrı Türkiye olarak 7 Ekim’den bu yana Kızılay, AFAD ve Diyanet İşleri Başkanlığı gibi kurumlar ile Filistinli vatandaşlara destek olmak için insani yardım faaliyetleri yürüttüklerini ifade eden Erdoğan, "Bu süreçte 110 bin tondan fazla insani yardımı Gazze’ye ulaştırdık. Ancak 80-90 kilometrekarelik dar bir alana sıkışmış 2 milyon Filistinliye hâlâ yeterli insani yardım ulaştırılamamaktadır. Uluslararası yardımlar ise İsrail tarafından engellenmektedir. Bu vesileyle tüm ülkelerin Filistin halkının yanında durmasının ve gerekli siyasi ile finansal desteği vermesinin ne kadar önemli olduğunu vurgulamak istiyorum. Filistin halkı küllerinden doğacak bir Filistin’e inanıyor, biz de buna inanıyoruz. O yüzden gelin el ele verelim; medeniyet değerlerinin ve insanlık vicdanının dimdik ayakta olduğunu gösteren bir Filistin’i birlikte inşa edelim" dedi.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 14:17
MHP’li belediyeler Manavgat’ta toplandı
MHP’nin ’Belediye Başkanları İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’ Manavgat’ta başladı. Toplantıda konuşan Yerel Yönetimlerden Sorumlu MHP Genel Başkan Yardımcısı Sadir Durmaz, "Günümüzde hemen her gün basına düşen, ekranlarda yer alan rüşvet, irtikap, görevi kötüye kullanma, imar rantı üzerinden menfaat temini gibi sorunlar, bize göre yalnızca hukuki değil aynı zamanda ahlaki ve milli bir beka sorunudur çünkü yolsuzluk, devletle millet arasındaki güven bağını çürüten ahlaksız bir ihanettir" dedi. Manavgat’taki toplantıya Yerel Yönetimlerden Sorumlu MHP Genel Başkan Yardımcısı Sadir Durmaz, parti yöneticileri ve belediye başkanları katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan toplantıda açılış konuşmasını gerçekleştiren Genel Başkan Yardımcısı Sadir Durmaz, son dönemde yaşanan olaylarla dünya çapında güç dengelerinin yeniden şekillendiğini söyledi. Devletler arasında ekonomik, siyasi ve askeri rekabetin belirginleştiğini söyleyen Durmaz, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli tarafından ortaya konulan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da desteğiyle devlet projesine dönüşen ’Terörsüz Türkiye’ vizyonunun toplumsal huzurun, milli birlik ve dayanışmanın güçlendirilmesini hedefleyen kardeşlik projesi olduğunu ifade etti. Durmaz, Türkiye için en önemli olanın iç cepheyi tahkim etmek, milletin birlik ve beraberliğini güçlendirmek, terörün istismar alanlarını tamamen ortadan kaldırmak olduğunu söyleyerek köklü devlet geleneği ve sarsılmaz milli birliğiyle Türkiye Cumhuriyeti’nin bu fırtınalı coğrafyada emin adımlarla yoluna devam edeceğini, hiçbir emperyalist gücün yolundan döndüremeyeceğini belirtti. Türk kültür ve medeniyetinde şehircilik anlayışının, insan onurunun korunduğu, sosyal adaletin gözetildiği, çevrenin ve tüm canlıların muhafaza edildiği yaşam alanı olduğunu, MHP’nin de kadim Türk şehircilik geleneğinin en yetkin temsilcisi olduğunu vurgulayan Genel Başkan Yardımcısı Sadir Durmaz, belediyeler ve şehirlerin yeni ve çok boyutlu risklerle karşı karşıya bulunduklarını söyledi. Durmaz, büyükşehir belediyeleri ile ilçe belediyeleri arasında yetkilerin yeniden ve tam olarak belirlenmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’de belediyelerdeki en önemli sorunlardan birinin ahlaki kavramların aşınması olduğunu anlatan Durmaz, "Belediye bütçeleri, bir siyasi partinin, bir zümrenin, bir çevrenin değildir. Doğrudan doğruya aziz milletimizin alın teriyle oluşmuş kamu kaynağıdır ancak bugün hepinizin malumu olduğu üzere birçok belediyede gösteriş odaklı projeler, ihtiyaç dışı harcamalar, şatafatlı ve bir o kadar pahalı organizasyonlar, verimsiz iştirakler, plansız yatırımlar sebebiyle ciddi bir kaynak israfı yaşanmaktadır. Belediye başkanı o şehrin emin kişisidir. Şehri bütün değerleriyle mukaddes bir emanet olarak görüp sahiplenmelidir. Günümüzde hemen her gün basına düşen, ekranlarda yer alan rüşvet, irtikap, görevi kötüye kullanma, imar rantı üzerinden menfaat temini gibi sorunlar, bize göre yalnızca hukuki değil aynı zamanda ahlaki ve milli bir beka sorunudur çünkü yolsuzluk, devletle millet arasındaki güven bağını çürüten ahlaksız bir ihanettir" ifadelerini kullandı. MHP Genel Başkan Yardımcısı Sadir Durmaz’ın konuşmasının ardından toplantı basına kapalı olarak devam etti.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 13:45
Cumhurbaşkanı Erdoğan Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi üyeleriyle bir araya geldi
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 5. Antalya Diplomasi Forumu (#ADF2026) için Türkiye’de bulunan Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi üyeleri Zeljka Cvijanovic, Denis Beirovic ve Zeljko Komsic ile çalışma kahvaltısında bir araya geldi. Liderler, Türkiye-Bosna Hersek ikili ilişkileri, bölgesel ve küresel gelişmeleri değerlendirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, Türkiye’nin Balkanlar’ın istikrarı için kilit konumda bulunan Bosna Hersek’in geleceği için atılacak her türlü yapıcı adımın yanında olduğunu, Bosna Hersek’in toprak bütünlüğü ve anayasal düzenine şartsız desteğinin süreceğini belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, son dönemde Boşnak halkına yönelik ayrılıkçı ve kışkırtıcı söylemlerin arttığını, Balkanlar’ın istikrarını tehlikeye atacak sorumsuz tavırların kimseye hayır getirmeyeceğini, üç kurucu unsurun uyum içinde yaşayabileceği bir Bosna-Hersek’i inşa etmenin önemli olduğunu ifade etti.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder