SPOR - 12 Mart 2026 Perşembe 09:31

Aral Şimşir: "Trabzonspor’un teklifi beni motive etti"

A
A
A

Danimarka temsilcisi Midtjylland’da forma giyen milli futbolcu Aral Şimşir, kış transfer döneminde Trabzonspor’dan teklif aldığını ve bu teklifin kendisini motive ettiğini söyledi. Aral, futbol hayatına Avrupa’da devam etmek istediğini de sözlerine ekledi.

Danimarka ekibi FC Midtjylland’da top koşturan milli futbolcu Aral Şimşir, bu sezon gösterdiği performanstan kariyer hedeflerine, Trabzonspor’dan aldığı transfer teklifinden milli takıma kadar birçok konuda İHA muhabirine açıklamalarda bulundu. 9 yaşında futbol hayatına başladığını ve 15 yaşına kadar alt yaş kategorilerinde farklı takımlarda top koşturduğunu belirten Aral, daha sonra Kopenhag, Brondby gibi kulüplerin de kendisini istemesine rağmen Midtjylland’ı tercih ettiğini söyledi.

"Bu sezon bu seviyede oynamamda etken sakatlanmamam"

Bu sezon Midtjylland ile tüm kulvarlarda çıktığı 41 maçta 11 gol ve 18 asiste imza atan, ayrıca Danimarka Süperliga’da ise 21 müsabakada ortaya koyduğu 8 gol, 13 asistlik performansla birlikte ‘Şubat ayının oyuncusu’ da seçilen 23 yaşındaki futbolcu, kariyerinin en skorer dönemini yaşıyor. Aral, geçmiş sezonlara göre neleri daha farklı yapıp bu istatistiklere ulaştığına dair görüşlerinin sorulması üzerine, "Tek sebep sakatlanmamam. Geçen sezon çok fazla sakatlık geçirdim aynı yerden. Ondan önceki sezon da aynısı oldu. Bu sezon bu seviyede oynamamda etken sakatlanmamam. Tabii ki bazı şeylerde daha profesyonelim, bazı şeyleri daha ciddiye alıyorum ama sakatlanmamam büyük etken" cevabını verdi.

"Danimarka’da Osimhen, Sane gibi futbolcuları getiremiyorlar"

Midtjylland’ın altyapıya verdiği öneme değinen Aral Şimşir, Danimarka futbolunu diğer ülkelerden ayıran en büyük farkın ise ‘disiplin’ olduğunu vurguladı. Milli futbolcu, "Danimarka’nın ekonomisi Türkiye’nin ekonomisi gibi değil. Onlar Osimhen, Sane gibi futbolcular getiremiyorlar. Takım olarak ofansif ve defansif anlamda çok disiplinliler. Burada o kadar büyük bir disiplin var ki kimse takımın üstünde değil. Hiç kimse. Buraya gelen herkes ne kadar iyi bir oyuncu olursa olsun savunma konusunda elinden geleni yapma isteğine sahip oluyor. İlk geldiğimizde inanılmaz oyunculara sahiptik. Öyle futbolcular vardı ki Barcelona, Real Madrid istiyordu. İyi olsalar bile defansif olarak antrenörün istediğini yapmıyorsan oynatmıyordu. Ofansif olarak ne kadar iyi olursan ol, hiç fark etmez. Defansif olarak antrenörün istediğini yapmıyorsan oynamıyorsun. Burada çok disiplin var. Buranın sadece Türkiye’den değil, birçok yerden farklı olduğunu söyleyebilirim. Çok zor ve disiplinli bir lig" ifadelerini kullandı.

"İspanya liginde oynamayı çok isterim"

Aral, küçüklüğünden itibaren Avrupa’nın büyük takımlarında forma giymeyi hayal ettiğini dile getirdi. Futbol stiline İspanya’yı daha yakın bulduğunu da aktaran başarılı futbolcu, "İspanya liginde oynamayı çok isterim. Ama babam ‘Nerede mutluysan orada oyna’ der hep. O da bende biraz takıntı oldu. Mutlu olduğum bir yere gitmeyi isterim. Mutlu olduğumda daha iyi performans gösteriyorum" şeklinde konuştu. Aral Şimşir, İspanya’da da Barcelona veya Real Madrid’de oynamayı hedeflediğini belirtti.

"Messi ve Hazard’ı örnek alıyorum"

Ay-yıldızlı futbolcu, örnek aldığı futbolcuların başında Lionel Messi’nin geldiğini söylerken, "Ama Eden Hazard’ı da örnek alıyorum. Oyun stilimizde biraz benzerlik var. Onun da kalçası biraz büyük, benimki de öyle. Vücut olarak kendimi onunla kıyaslıyorum. Aktif oynayanlardan da Rayan Cherki olur. Onu da çok beğeniyorum" dedi.

"Trabzonspor’un benimle ilgilenmesini motivasyon olarak gördüm"

‘Kış transfer döneminde Trabzonspor’dan teklif aldın mı? sorusuna Aral, şöyle cevap verdi:

"Teklif geldi. En büyük hayallerimden biri daha iyi bir lige, daha büyük bir kulübe gitmek. O ara sıcak bakıyordum. Trabzonspor, Türkiye’de çok büyük bir kulüp. Ben bunu daha çok motivasyon olarak gördüm. Öyle büyük bir kulübün beni istemesi, daha çok motive etti. Midtjylland’ın satmayacağından emindim. Çünkü çok iyi bir dönemdeyiz. Hem Avrupa Ligi, hem kupa hem ligde çok iyi gidiyoruz. Sıcak bakmadıklarını biliyordum. Trabzonspor’un benimle ilgilenmesini motivasyon olarak gördüm. Tabii ki yaza nasıl olacak orasını bilemem."

"Avrupa’da oynamaktan yanayım"

23 yaşındaki oyuncu, Avrupa’da futbol oynama isteğinin daha ağır bastığından da bahsetti. Şimşir, "Hayalim Avrupa’da, büyük kulüplerde oynamak. Futbol o kadar hızlı gidiyor ki ne olacağını bilemiyorum. Ama tabii ki biraz daha Avrupa’dan yanayım" cümlelerine yer verdi.

"Büyük ihtimalle Midtjylland’da son sezonum"

Büyük ihtimalle Midtjylland’da son sezonunu geçirdiğini sözlerine ekleyen Aral, "Zaten kulüple de görüşmüştük. Yakında 24 yaşına gireceğim. En mantıklısı yaza ayrılmak. Tabii ki o da kendime bağlı. Böyle yüksek seviyede tutarsam kendimi çok daha kolay olur. İnşallah sezonun geri kalanı sakatlıksız geçer. Ondan sonra Allah’ın izniyle güzel bir transfer olur" değerlendirmesinde bulundu.

"Milli takıma hiç düşünmeden ‘evet’ dedim"

Aral Şimşir, milli takım tercihini Türkiye’den yana kullandığı sürecin nasıl geliştiğini de anlattı. Aral, "Aradılar, hemen ‘evet’ dedim. O zaman Trabzonspor’a karşı Youth League oynamıştık FC Midtjylland ile. Birkaç gün sonra Tolunay Kafkas hoca aramıştı. O ara U21 takımının antrenörüydü. ‘Aral, seni U21 Milli Takımı’na istiyorum. Biz her şeyi halledeceğiz. Gelmek ister misin?’ dedi. Bir saniye düşünmedim. O da benim için büyük bir hayaldi. Süreç çok kısaydı. Hiç düşünmeden ‘evet’ dedim. Ondan sonra kamptaydım" diye konuştu. Türkiye U21 Milli Takımı’na gittikten sonra Danimarkalı yetkililerden telefon aldığını söyleyen Şimşir, "‘U21 takımında oynadıktan sonra Danimarka Milli Takımı’na geri geçemezsin’ demek için aradılar. Ben de kuralın nasıl olduğunu bildiğimi söyledim" dedi.

"Dünya Kupası’na gideceğimizden çok eminim"

Milli oyuncu, A Milli Takım’ın, 2026 FIFA Dünya Kupası Elemeleri play-off turu yarı finalinde Romanya ile ardından da finali kalınması halinde Slovakya-Kosova eşleşmesinin galibiyle oynayacağı maçlar hakkında görüşlerini, "Yüzde 100 geçeceğimizi söylemek isterim. Takımda o kadar kaliteli, iyi futbolcular var ki ben de Allah’ın izniyle gitmeyi isterim. Ama olmazsa da elbet vardır bir hayır. Ben kendime odaklanıyorum; nasıl daha iyi oynarım, nasıl daha profesyonel olurum diye. Bu performansımı devam ettirirsem en kısa zamanda milli takıma gideceğim inşallah. İnşallah da Dünya Kupası olur. İlk gittiğimde orada bulunmak öyle bir duyguydu ki.. O kadar kaliteli futbolcular var ki Dünya Kupası’na gitmeyeceğimizi düşünemiyorum. O yüzden çok eminim gideceğimizden" şeklinde aktardı.

Aral Şimşir:

"Kamptan sonra Montella ile iletişimim olmadı"

Milli takıma katıldığı son kampın ardından A Milli Takım Teknik Direktörü Vincenzo Montella ile iletişim kurmadığını hatırlatan Aral, "Geçen sefer de beni aramadı. Birden bire babam aradı ve A Milli Takım’a gideceğimi söylemişti. Ama kampta çok iyi iletişim vardı. Bazı şeyleri daha iyi yapabilelim diye o anlamda iletişim vardı. Kamptan sonra iletişimim olmadı henüz" dedi.

"Takım her geçen gün daha iyiye gidiyor"

Aral Şimşir, 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda (EURO 2024) milli takımın çok iyi bir performans gösterdiğini ve o günden bu yana takımın daha da iyiye gittiğini belirtti. 23 yaşındaki futbolcu, "Bunun çok büyük bir turnuva olduğunu söyleyebilirim. Ama Türkiye Milli Takımı’nın daha da ileriye gitmesini umuyordum. Hollanda’ya karşı oynadıkları maçı düşündüğümde bence Hollanda’dan çok daha iyiydiler. Bunu açıkça söyleyeceğim; Hollanda’dan daha iyiydiler. Hollanda’nın sahip olduğu oyuncularla Türkiye Milli Takımı’nın oyuncularını kıyasladığınızda elbette bir fark var. Ama bu farkı sahada hissetmiyorsunuz çünkü biz de onlar kadar iyiyiz. Büyük bir fark olduğunu düşünmüyorum. Genel olarak Türkiye Milli Takımı için çok güzel bir turnuva olduğunu düşünüyorum. O zamandan bu yana sürekli daha iyiye gidiyorlar. Macaristan’a karşı oynanan maçı milli takımla beraberken izlediğimi hatırlıyorum. Gürcistan’a karşı oynanan maçı da izledim. Birçok maçı takip ettim. Takım her geçen gün daha iyiye gidiyor. Çok gol atıyorlar ve çok fazla gol yemiyorlar. Bu yüzden çok iyi olduğunu söyleyebilirim" açıklamasını yaptı.

‘3 yıl içinde kulüp ve milli takım düzeyinde hedeflerin ne?’ şeklindeki soruyu Aral, "Kulüp için; dünyanın en iyi 10 kulübünden birinde olmak. Milli takım için de Türkiye Milli Takımı için çok önemli bir oyuncu olmak" diye cevaplandırdı.

"Fenerbahçe’nin olmasını isterdim"

Şimşir, UEFA Avrupa Ligi son 16 turunda karşılaşacakları Nottingham Forest’in, bir önceki turda Fenerbahçe ile oynadığı müsabakayı izlemediğini dile getirdi. Aral, "Fenerbahçe’nin olmasını isterdim. Geçen sezon da Fenerbahçe’ye karşı oynamıştık. Maalesef evimizde oynamıştık. Dışarıda oynamayı denemek isterdim. Büyük bir taraftarın önünde, 50 bin kişinin önünde oynamak isterdim" ifadelerini kullandı.

En iyi 11

Aral Şimşir, kedisi için tarihin en iyi 11’inden oluşan kadroyu ise şu şekilde belirledi:

"Gianluigi Buffon - Dani Alves, Sergio Ramos, Carlos Puyol, Marcelo - Xavi, Mesut Özil, Andres Iniesta - Cristiano Ronaldo, Lionel Messi, Luis Suarez."

Uygar Aydın

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Saitabat Şelalesi eski ihtişamlı günlerine döndü Bursa’nın Kestel ilçesine bağlı Derekızık Mahallesi’ne 3 kilometre mesafede, kayalıklar arasında bulunan ve Marmara Bölgesi’nin önemli doğa turizmi destinasyonlarından biri olan Saitabat Şelalesi’nde su seviyesi rekor düzeye ulaştı. Uludağ eteklerindeki bir kanyondan neşet eden ve yaklaşık 5 metre yükseklikten dökülen şelale, geçmiş yaz dönemlerinde kuraklık ve yetersiz yağışlar nedeniyle kuruma noktasına gelerek parmak kalınlığında akmaya başlamıştı. Bu yıl kış ve ilkbahar aylarında zirvede etkili olan yoğun kar yağışı ve ardından gerçekleşen hızlı erimeler, şelalenin su debisini son yıllarda görülmemiş bir seviyeye taşıdı. Tekirdağ’dan gelen bir aile, Uludağ’da kar gördüklerini ve aşağıya inip eriyen kar sularının oluşturduğu şelaleye hayran kaldıklarını dile getirerek, bu güzelliğin korunması gerektiğini söyledi. Saitabat Köyü Kadınları Dayanışma Derneği İdari İşler Sorumlusu Kemal Akçay, gazetecilere yaptığı açıklamada, doğal güzelliğin geri dönmesinin bölge turizmine doping etkisi yaptığını belirtti. Şelalenin son 10 yıldır bu denli güçlü akmadığına dikkati çeken Akçay, mevcut su rezervi sayesinde canlılığın yaz ayları boyunca kesintisiz sürmesini öngördüklerini ifade etti. Akçay, artan su debisiyle beraber İstanbul, Ankara ve Trakya başta olmak üzere çevre illerden gelen ziyaretçi sayısında ciddi bir artış yaşandığını, bu durumun yerel esnafın yüzünü güldürdüğünü aktardı. Doğa yürüyüşü, yöresel köy kahvaltısı, akarsuda yetiştirilen alabalık tesisleri ve atlı safari gibi etkinliklerin sunulduğu şelale çevresini ziyaret eden vatandaşlar ise Uludağ’ın serin havası eşliğinde gürül gürül akan suyun oluşturduğu görsel şölene hayran kaldıklarını dile getirdi.
Ankara Bayramın kokusu çam ormanlarından yükseliyor: Çam kolonyası ve aromalı Türk kahvesine yoğun ilgi Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde bulunan, çam ormanlarından esinlenerek hazırlanan çam kolonyası ve aromalı Türk kahvesi Kurban Bayramı’nda vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Kurban Bayramı’nda termal ve doğal güzellikleriyle öne çıkan Kızılcahamam ilçesinde, yıllardır üretilen çam kolonyası ve aromalı Türk kahveleri vatandaşlardan yoğun ilgi görüyor. Başta Başkent’teki ilçelerin doğasından ilham alınarak hazırlanan çam, havuç, kavun ve üzüm aromalı esanslar ve kahveler, bayram ziyaretlerinde hem geleneksel hem de farklı bir hediye alternatifi olarak tercih ediliyor. Kadın istihdamıyla üretim yapan işletme sahibi Nuray Arslan, niş esanslarla hazırlanan kolonyalar ve özel aromalı kahvelerin yapım sürecini İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine anlattı. "Amacım ilçemize ne katabilirim, ne yapabilirim" Yaklaşık 12 yıldır kolonya firmasını işlettiğini belirten Arslan, "Kadınlarla başladık, kadınlarla devam ediyoruz. Üreten kadının gücüne inanlardanım. Çalışan personelin büyük bir çoğunluğu kadın. Sadece Kızılcahamam değil bizim çalıştığımız yerler. İlçelerle çalışıyorum. Amacım ilçemize ne katabilirim, ne yapabilirim? Nasıl bir fayda sağlayabilirim diye düşünürken kahvelerle çıktığımız yolculukta kolonyalarla bütünleştirdik. Daha sonra Kahramankazan’a çalıştık, kavun kahvesi ile kavun kolonyası. Elmadağ’ın elma kahvesi, elma kolonyası. Kalecik’le çalıştık. Çok büyük bir festivalleri oluyor. Üzümle çalışmamız devam etti. 2 sene öncesinde de Beypazarı’na dedik neden çalışmıyoruz? Beypazarı’nın havucu çok meşhur. Görüştük yetkililerle. Onlar da çok memnun oldular. Beypazarı’nın havuç kahvesi ve havuç kolonyasıyla yolculuğumuz devam ediyor. Çamlıdere ve Kızılcahamam’a da çam kahvesi ve çam kolonyası yapıyoruz" dedi. "Kolonyalarımız bizim bebeklerimiz gibi" Kolonya yapımındaki esanslara ve çeşitliliğe değinen Arslan, şu ifadelere yer verdi: "Kolonyalarımız bizim bebeklerimiz gibi. Bir ürünün 10 tane çeşidi var. Düşünün ki 50 milimden 40 milime kadar, 400 milimden, şişelerden plastik petlere kadar hepsi bizim evlatlarımız. Hepsinin dolumları da esansları da yaptığımız çalışmalar da keyif alarak yaptığımız işler. 3 sene önce kızımın adına bir kolonya çıkardım, Damla kolonyası diye. Aslında orkide var içerisinde. Müşterilerimiz yıllardır geliyorlar, ismini hatırlayamasalar bile kızınızın adıydı diyorlar. 1 sene olacak gelinimin adına Esin kolonyası çıkardık. O da çok niş bir ürünümüz. Onda çok ünlü bir parfümün esansı kullanıldı. Şimdi diyorlar ki biz gelinden alalım, biz kızdan alalım. Böyle bir rekabet var kendi aralarında. Buraya özgü kolonyamız var. Bize ait tılsım kolonyası dediğimiz lavanta ve zambak karışımı gibi bir kokumuz var. Yaklaşık 15 çeşit ürünle biz gelen müşterilerimize hitap ediyoruz." Niş esanslar tercih ediliyor Nuray Arslan, kolonya ve koku seçiminde kullanılan esansların büyük önem taşıdığını belirterek, kaliteli ve insan sağlığına zarar vermeyen niş esanslar tercih ettiklerini söyledi. Kokuların deri yoluyla da vücuda temas ettiğine dikkati çeken Arslan, kalıcı ve kaliteli ürünler kullanmalarının vatandaşların tercih sebeplerinden biri olduğunu ifade etti. "Belli bir süre ayrışması var" Kolonyaların yapım sürecini anlatan Özarlsan, "Önce alkol geliyor, damıtılıyor. Belli bir süre ayrışması var. Esansların dinlendirilmesi var. Belli bir dinlendirilme sürecinden sonra dolum aşamaları var. Dolum aşamalarında da belli bir boyutta 50 milimler, 100 milimler dolup paketleniyor. Şişelenme süreçleri, paketlenmelerle birlikte adetler, adetlerle birlikte müşteriye dağıtım yapıyoruz. Sonra dağıttığımız yerler de müşteriyle buluşturuyorlar" ifadelerini kullandı. "Hem ülke ekonomisine katkısı sağlıyoruz hem de çalışan insanlar evine ekmek götürüyor" Aynı zamanda kahvelerin İstanbul, İzmir ve Mersin’deki limanlardan alındığını söyleyen Arslan, "Kavrulma aşamaları, öğütülme aşamaları ve daha sonra yapılan aşamalarla birlikte paketlemeleri var. Zor bir süreç ama çok keyifli ve zevkli bir süreç bunlar. Biz işimizi aşkla ve severek yaptığımız için bize zor gelmiyor. Bunu yapıp kendi yavrularımız gibi doğumundan satışına kadar bir süreç bu. Kendi sevgimizle büyüterek satışımızı yapıyoruz. Hem ülke ekonomisine bir katkısı sağlıyoruz hem burada çalışan insanlar evine ekmek götürüyor. Kadınların ayakta durması için fırsat tanıyoruz. Çalışan, üreten kadının, emeğin ülke genelinde daha büyük katkı sağlayacağını ve ülkenin gelişmesine faydası saylayacağını düşünen insanlarız" şeklinde konuştu. Bayram dönemlerinde yoğunluk Nuray Arslan, Kızılcahamam’ın turistik bir ilçe olduğunu ve üretici firma olarak ilçe genelindeki işletmelerle çalıştıklarını belirtti. Bayram dönemlerinde yoğunluk yaşandığını ifade eden Arslan, özellikle Kızılcahamam’daki otellerin ve turistik hareketliliğin şovrum satışlarında önemli paya sahip olduğunu söyledi. Kızılcahamam’ın doğasından çam kolonyası ve Türk kahvesi Arslan, Soğuksu Milli Parkı’nın dünyada sayılı olduğunu dile getirerek, "Özellikle hamamlarımız çok şifalı. Şöyle düşündüm, gelen kişiler Kızılcahamam’ın hamam suyunu götüremiyor. Soğuksu’ya çıkıyor, yürüyüş, piknik yapıyor. Havasını da götüremiyor. Ne götürecek bu insanlar? Bazlamayı götürebiliyor. Tereyağı, etlerimiz çok güzeldir. Etlerimizi götürüyor ama bir şeyler daha katmak gerekmiyor mu buna? Sınırlı kalmamalı diye düşündüm. Kahveyle başladığımız yolculukta Kızılcahamam, Çamlıdere yan ilçemiz çam kahvesi olarak çıkarttığımız yolda çam kolonyamızı da ekledik. Ne oldu? Mis gibi orman koktu. İçtiğinizde de yoğun bir şey yoktur. Türk kahvesi ağırlıklıdır. İçtikten sonra damağınıza gelen çok güzel bir tadı vardır. İlçemize katkı olsun amacıyla başladığımız yolda Allah bizi bugünlere nasip etti" diye konuştu.
Kütahya İlkbahar Kütahya’ya ayrı bir güzellik kattı Kütahya’da ilkbaharın etkisini göstermesiyle birlikte kent genelinde ortaya çıkan yeşil manzara vatandaşların beğenisini topluyor. Tarihi yapıları, meydanları ve doğal güzellikleriyle dikkat çeken şehir, özellikle son yıllarda yapılan ağaçlandırma çalışmaları sayesinde adeta "yeşil şehir" kimliğini daha da güçlendirdi. Havadan çekilen görüntülerde tarihi alanların doğayla bütünleşmesi ise kartpostallık manzaralar oluşturdu. Kentte "şehrin kalbi" olarak adlandırılan Hisar Kalesi çevresindeki tarihi burçlar, baharın gelişiyle birlikte yemyeşil bir görünüme kavuştu. Tarihi dokunun doğayla birleştiği görüntüler sosyal medyada da ilgi görürken, şehrin simgesi Zafer Meydanı’ndaki çinili vazo ve çevresi yeşili bol görüntüsüyle dikkat çekti. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın verilerine göre Kütahya, Türkiye’de en fazla ormanlık ve yeşil alana sahip beşinci il konumunda bulunuyor. Şehir genelinde sürdürülen ağaçlandırma ve çevre düzenleme çalışmaları, kentin doğal güzelliğinin korunmasına katkı sağlıyor. "Yeşil Bursa değil, artık Yeşil Kütahya diyoruz" Kütahya’daki yeşil dönüşüm vatandaşların da takdirini topluyor. Emekli din görevlisi Turhan Bayatlı, son yıllarda devlet ve vatandaş iş birliğiyle gerçekleştirilen ağaçlandırma çalışmalarının kente önemli katkılar sunduğunu belirterek, Kütahya’nın artık tamamen yeşil bir şehir görünümüne kavuştuğunu söyledi. Yeşilin gelecek nesiller açısından büyük önem taşıdığına dikkat çeken Bayatlı, "Yapılan ağaçlandırma çalışmalarıyla Kütahya tamamen yeşil bir şehir haline geldi. Bu bize sevinç ve kıvanç veriyor. Gelecek nesillere umut oluyor. Vatandaşlarımızın da bu konuda duyarlılık göstermesi çok önemli" dedi. Hz. Muhammed’in ağaç dikmenin önemine vurgu yapan hadis-i şerifini hatırlatan Bayatlı, "Kıyametin kopacağını bilseniz bile elinizde bir fidan varsa onu dikiniz" sözünün çevre bilinci açısından önemli bir mesaj taşıdığını ifade etti. Bayatlı, son yıllarda dikilen ağaçların Kütahya’nın çehresini değiştirdiğini belirterek, "Yeşil Bursa değil, artık Yeşil Kütahya diyoruz. Yaşanabilir bir şehir için yeşil alanların artması büyük önem taşıyor" diye konuştu. "Her yerde ağaç, her yerde doğa var" Emlakçı Özcan Öz de Kütahya’nın huzurlu atmosferi ve doğal güzellikleriyle öne çıktığını söyledi. Kütahya’nın birçok bölgesini gezdiğini dile getiren Öz, "Kütahya’ya geldiğiniz zaman insan rahatlıyor. Psikolojiniz düzeliyor. Şehrin her tarafı yemyeşil. dolaşırken kendimi vadide hissediyorum. Her yerde ağaç, her yerde doğa var" dedi. Kütahya’nın doğal güzelliklerini reklam amacıyla değil, içinden geldiği gibi anlattığını belirten Öz, "Bunu reklam olsun diye söylemiyorum. Gerçekten kalbimden geçenleri anlatıyorum. Kütahya çok huzurlu bir şehir. Burayı görmek isteyen herkes gelsin, misafirimiz olsun" ifadelerini kullandı.
Hatay Akıma kapılarak hayatını kaybeden 16 yaşındaki Mahir Buğra’nın ölümünden 2 gün önce söylediği kurban hayalini gözü yaşlı annesi gerçekleştirdi Hatay’da staj yaptığı pastanede çalışırken elektrik akımına kapılarak hayatını kaybeden 16 yaşındaki Mahir Buğra Karagön’ün vefatından 2 gün önce annesine Kurban Bayramı’nda kurban kesmek istediğini söylemesi nedeniyle acılı aile evlatlarının hayalini gerçekleştirdi. Evladı adına kına yaktıkları ve süsledikleri koyunu kurban olarak kestiren gözü yaşlı anne Serap Karagön’ün "Ramazan Bayramı’nda 5 kişiydik, bu bayramda 4 kişi kaldık" sözleriyse yürekleri dağladı. İskenderun ilçesi Modernevler Mahallesi’nde bulunan Saray Pastanesi’nde 1 Mayıs günü yaşanan olayda Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) Yiyecek İçecek Hizmetleri Bölümünde eğitim gören 10. sınıf öğrencisi 16 yaşındaki Mahir Buğra Karagön, staj gördüğü iş yerinde elektrik akımına kapılarak vefat etmişti. Evladı vefat eden anne Serap Karagön, oğlunun ölmeden 2 gün önce kendine söylediği "Ben de kurban kesmek istiyorum, benim param var" sözleri nedeniyle ailesiyle birlikte Mahir Buğra’nın hayalini gerçekleştirdi. Hayatında ilk kez para kazanan ve kurban kesmek isteyen Mahir Buğra için ailesi tarafından kurban kesildi. Oğulları adına seçtikleri kurbanı süsleyen aile duygusal anlar yaşarken anne Serap Karagön, elleriyle kına yaktığı koyuna ’kınalı yavrum’ diyerek duygusal anlar yaşadı. Karagön ailesi, Mahir Buğra’nın mezarını ziyaret ederek duygusal anlar yaşadı. "Ramazan Bayramı’nda 5 kişiydik, bu bayramda 4 kişi kaldık" Evladının vefatından 2 gün önce kendisine kurban kesmek istediğini söylediğini dile getiren hayalini acılı anne Serap Karagön, "Ölmeden iki gün önce Çarşamba günüydü. Beraber oturduk kahvaltı yaptık, oğlumla. Kahvaltıdan sonra oturduk sohbet ediyorduk. ‘Anne bu sene kurban kesmek istiyorum’ dedi. Oğlum senin daha yaşın küçük, sana düşmez dedim. Ama yine de istiyorsan babana söylerim dedim. Senin adına keseriz bu senelik. ‘Ben de kurban kesmek istiyorum, benim param var’ ve ‘ben de çalışıyorum’ dedi. Bugün o hayalini gerçekleştirdik. Şimdi sıra ikinci hayalinde inşallah. Ne yapayım kısmet ederse pastaneyi de açmayı düşünüyorum. Oğlumun hayalini gerçekleştirmeyi düşünüyorum inşallah, babasıyla birlikte. Diyecek bir şey bulamıyorum. Ramazan Bayramı’nda 5 kişiydik, bu bayramda 4 kişi kaldık. Bir yanım eksik kaldı, benim bayramım oğlumun yanına geldiğim zaman oluyor. Bugün benim bayramım, bugün onun bayramıydı. Bugün kurbanını kestiğimiz için e bizim bayramımız. Bizim bayramımız bitti bugünden itibaren" dedi.