Son Dakika
|
İran'da can kaybı bin 230'a yükseldi
İran Dışişleri Sözcüsü Bekayi: "ABD ve İsrail, sivil bölgeleri kasten hedef alıyor"
İran Kızılayı: "ABD ve İsrail, 636 ayrı noktada bin 332 saldırı düzenledi"
Türbede kaçak kazı yapan 7 şahıs suçüstü yakalandı
ABD Savunma Bakanı Hegseth'ten İsrail'e: "Sonuna kadar devam edin"
İtalya’dan Körfez’e hava savunma yardımı
İran, IKBY'de İran karşıtı ayrılıkçı güçlere saldırdı
Kuzey Kore dev savaş gemisinden füze denemesi yaptı
Arakçi: "ABD, fırkateynimizi batırarak vahşet işledi ve bundan çok pişman olacak"
NATO: "İran'ın Türkiye'yi hedef almasını kınıyoruz''
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Kyrgyz Designer Brings Traditional Motifs to the International Runway
İsrail ordusu, Lübnan’a yönelik saldırıda bir Hamas yetkilisinin öldürüldüğünü iddia etti
Kremlin Sözcüsü Peskov: "(İran'a yönelik saldırılar) Bu bizim savaşımız değil"
Aliyev: "İran yetkilileri tarafından açıklama yapılmalı ve özür dilenmeli"
Dışişleri Bakanlığı'nden Nahçıvan'a yönelik İHA saldırısına tepki
Ağır hasarlı binanın enkazı iş makinesinin üstüne yıkıldı
Motorcu ayağının altında et taşıdı
Türbede kaçak kazı yapan 7 şahıs suçüstü yakalandı
SAĞLIK
Ula’nın içme suyu hatları yenileniyor
05 Mart 2026 Perşembe - 18:38:16
Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü tarafından Ula ilçesinde şahıs arazileri içinden geçen içme suyu hatları hem mülkiyet dışına taşınıyor, hem de su isale hatları yenileniyor. İçme suyu isale ve şebeke hatlarının mülkiyet dışına taşınmasını, yenilenmesinin yanında alt depodan üst depoya iletimi sağlayan tüp terfi istasyonu yapıldığı açıklandı. MUSKİ Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamada, "Ula ilçemizin merkez mahallelerinde içme suyu altyapısını daha modern, güçlü ve verimli bir yapıya kavuşturmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu kapsamda, Köprübaşı Mahallesi Kökcüler Sokak’ta mülkiyetlerin içerisinden geçtiği için müdahalesi zor olan içme suyu şebeke ve terfi hatlarını mülkiyet dışına, yol güzergâhlarına taşıyarak yeniledik. Aynı zamanda hatların çaplarını büyüterek yenileme çalışması gerçekleştirdik. Karadere kaynaklarından gelen suyu daha etkin kullanabilmek amacıyla alt depodan üst depoya iletim sağlayan modern bir tüp terfi istasyonu da inşa ettik. Çalışmalar kapsamında içme suyu deposu çevresinde çevre düzenlemeleri de yaparak alanı daha düzenli ve kullanışlı hale getirdik. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Aras’ın öncülüğünde gerçekleştirdiğimiz bu yatırımlarla su kayıplarını önlüyor, Ula’da yaşayan vatandaşlarımıza daha sağlıklı, kaliteli ve kesintisiz içme suyu ulaştırmaya devam ediyoruz" denildi.
05 Mart 2026 Perşembe - 15:10
Erzurum Şehir Hastanesi’nde yeni dönem, başhekim değişti
Doğu Anadolu’nun önemli sağlık üslerinden biri olan Erzurum Şehir Hastanesi başhekimlik görevinde bayrak değişimi yaşandı. Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde üst düzey görevlerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Mesud Fakirullahoğlu, hastanenin yeni başhekimi olarak göreve başladı. Erzurum’un Hınıs ilçesinde doğan Fakirullahoğlu, ilk ve orta öğrenimini memleketinde tamamladıktan sonra tıp eğitimini Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde bitirdi. Mezuniyetinin ardından Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü’nün çeşitli birimlerinde yöneticilik yaparak sağlık yönetimi alanında tecrübe kazandı. Meslek hayatı boyunca sağlık sisteminin pek çok farklı kademesinde sorumluluk üstlenen Fakirullahoğlu’nun kariyeri dikkat çeken başarılarla dolu: 2015-2016 yılları arasında Erzurum Halk Sağlığı Müdürü olarak şehre hizmet verdi. Genel Cerrahi alanındaki uzmanlık eğitimini Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamlayarak 2021 yılında uzman doktor ünvanını aldı. Uzmanlık sonrası Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı olarak bir süre görev yaptı. Son olarak kendi memleketinde, daha önce genel cerrahi uzmanı olarak görev yaptığı kuruma Başhekim olarak atanan Dr. Öğr. Üyesi Mesud Fakirullahoğlu, hem akademik birikimi hem de sahadaki yönetim tecrübesiyle Erzurum ve çevre illere hizmet veren hastanenin sağlık kalitesini daha ileriye taşımayı hedefliyor. Mesut Fakirullahoğlu atandığı Erzurum Şehir Hastanesi Başhekimlik görevini bu gün itibarı ile Doç. Dr. İbrahim Hakkı Tör’den devraldı..
05 Mart 2026 Perşembe - 14:36
Dr. Cinik Diş Kliniği Antalya’da diş tatili turizmine katkı sunmayı hedefliyor
Türkiye’de sağlık turizminde adından söz ettirirken özellikle diş tedavilerinin yurt dışından gelen hastaların en çok tercih ettiği alanlar arasında yer aldığı belirtiliyor. Dr. Cinik Diş Kliniği de Antalya’da hizmet vermeye başlayarak diş tatili turizmine katkı sunmayı hedefliyor. Turizm ve sağlık hizmetlerinin bir araya geldiği diş tatili konseptinin son yıllarda uluslararası hastalar arasında giderek daha fazla ilgi çektiği belirtilirken hastalar, diş tedavilerini yaptırırken aynı zamanda tatil yapma imkanı buluyor. Antalya’nın turizm altyapısı ve ulaşım kolaylığının bu alandaki talebin artmasına katkı sağladığı belirtilirken uzmanlar, diş tatili modelinin özellikle Avrupa ülkelerinde yaşayan hastalar için önemli avantajlar sunduğunu söyledi. Diş tatili turizmine ilgi artıyor Son yıllarda Türkiye gerçekleştirilen başarılı çalışmalarla sağlık turizmi alanında adından söz ettirirken diş tedavilerinin ise bu alanın en hızlı büyüyen noktalardan biri olarak öne çıktığı ifade ediliyor. Türkiye, diş tatili turizminde Avrupa ve Orta Doğu’dan gelen hastalar için dikkat çekerken ulaşım kolaylığı, deneyimli diş hekimleri ve gelişmiş klinik altyapısı Türkiye’nin tercih edilmesinde rol oynuyor. İmplant tedavisi, estetik gülüş tasarımı, zirkonyum kaplama ve diş beyazlatma gibi işlemler için Türkiye’ye gelen hasta sayısının önemli bir oranda olduğu aktarıldı. Hem tatil hem tedavi Uzmanlar, Türkiye’de diş hekimliği alanında kullanılan teknolojilerin ve tedavi yöntemlerinin uluslararası standartlarda olduğunu, planlı tedavi süreçleri ve ulaşılabilir fiyatların da Türkiye’yi tercih edilen ülkeler arasında öne çıkardığını söyledi. Antalya ise her yıl milyonlarca turisti ağırlarken son yıllarda şehrin sağlık turizmi alanında da öne çıktığı, uluslararası havalimanı, otel kapasitesi ve turizm deneyiminin bu gelişimi desteklediği belirtiliyor. Diş tatili modeli çerçevesinde hastaların tedavi süreci genellikle ön görüşme ile başlarken hastaların, tedavi öncesinde röntgen veya ağız fotoğraflarını paylaşarak ilk değerlendirmeyi online olarak alabildiği ifade ediliyor. Ardından tedavi planı ve ziyaret programı hazırlanırken Antalya’ya gelen hastalar önce muayeneden geçiyor, sonrasında planlanan tedavi süreci başlıyor. Uzmanlar, bu modelin özellikle yoğun çalışma temposuna sahip kişiler için avantaj sağladığını belirtti. Antalya sağlık turizminde öne çıkıyor Uzmanlar, Antalya’nın sağlık turizmi alanında önümüzdeki yıllardaki payının daha da büyüyeceğini, diş tatili konseptinin ise bu büyümenin önemli bir parçası olarak görüldüğünü söyledi. Diş tatili çerçevesinde Antalya’ya gelen hastalar için ulaşım, konaklama ve tedavi programının uyumlu şekilde organize edilmesi, hastaların konforlu bir deneyim yaşaması sağlanıyor. Klinikler genellikle uluslararası hasta koordinatörleri ile çalışırken farklı ülkelerden gelen hastalar kendi dillerinde destek alabiliyor. Estetik gülüş ilgi topluyor, Türkiye diş tatili turizminde öne çıkıyor Diş estetiği uygulamaları son yıllarda dünya genelinde popüler hale gelirken özellikle gülüş tasarımı, implant tedavileri ve kaplama uygulamalarının ilgi gördüğü belirtiliyor. Antalya’da sunulan diş tedavileri de bu talebi karşılamaya yönelik hizmetler sunuyor. Modern teknolojiler ve dijital planlama yöntemleri sayesinde tedavi süreçleri daha hızlı ve konforlu hale geliyor. Uzmanlar, sağlıklı ve estetik bir gülüşün bireylerin özgüvenini doğrudan etkilediğini bu nedenle diş tedavilerinin sadece sağlık açısından değil, yaşam kalitesi açısından da önem taşıdığını aktarıyor. Öte yandan sağlık hizmeti ile tatil deneyimini birleştiren bu yaklaşım, uluslararası hastalar için cazip bir alternatif sunarken Dr. Cinik Diş Kliniği de Antalya’da hizmet vermeye başlayarak diş tatili turizmine katkı sağlamayı hedefliyor.
05 Mart 2026 Perşembe - 14:06
Eskişehir’de düzey III Tüberküloz Laboratuvarı açılıyor
Eskişehir Halk Sağlığı Laboratuvarı, Türkiye’de Düzey III Tüberküloz Laboratuvarı’na sahip 6’ncı merkez oluyor. Eskişehir’de tüberküloz tanı ve tedavi süreçlerinde önemli bir eşik aşılıyor. Eskişehir Halk Sağlığı Laboratuvarı bünyesinde hizmet veren Tüberküloz Laboratuvarı, gerçekleştirilen kapsamlı altyapı ve teknik kapasite çalışmaları sonucunda Düzey III standartlarında hizmet verecek seviyeye ulaştı. Bu gelişmeyle birlikte Eskişehir Halk Sağlığı Laboratuvarı, Türkiye’de halk sağlığı laboratuvarları bünyesinde Düzey III Tüberküloz Laboratuvarı’na sahip 6’ncı merkez olacak. Böylece daha önce ileri inceleme için farklı illere gönderilen birçok tetkik artık Eskişehir’de gerçekleştirilebilecek. Tanı süreleri kısalacak Tüberküloz Laboratuvarı, ’Tüberküloz Laboratuvarlarının Çalışma Usul ve Esaslarına Dair Tebliğ kapsamında bugüne kadar Düzey II Tıbbi Laboratuvarı olarak hizmet veriyordu. Bu süreçte klinik örnekler klasik katı besiyeri tabanlı yöntemlerle inceleniyor, ön tanı sonuçlarının ardından Mikobakterium tür tayini ve 1. İlaç Direnç Düzeyi (antibiyogram) çalışmaları için örnekler Ulusal Tüberküloz Referans Laboratuvarı’na sevk ediliyordu. Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü ve Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen çalışmalar sonucunda laboratuvar Tüberküloz Düzey III standartlarına uygun hale getirildi. Katı besiyeri tabanlı kültür çalışmalarına ek olarak; PCR tabanlı moleküler tanı yöntemleri, sıvı otomatize besiyeri ile kültür sistemleri, hızlı direnç testleri, seçenek ilaç direnç düzeyi (antibiyogram) ve mikobakterium tür tayini artık Eskişehir’de gerçekleştirilebilecek. Tanı süreçlerinin hızlanmasıyla birlikte tedavi planlamasına daha erken başlanabilecek ve hasta mağduriyetlerinin önüne geçilebilecek. "Tedavi süreçlerinde zaman kaybı yaşanmaması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz" Eskişehir İl Sağlık Müdürümüz Doç. Dr. Yaşar Bildirici, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, "İlimizde Tüberküloz Düzey III laboratuvar şartlarının oluşturulmasıyla birlikte daha önce sevk edilerek sonuçlandırılan ileri tetkikleri artık kendi laboratuvarımızda çalışabileceğiz. Bu gelişme tanı süreçlerini ciddi şekilde hızlandıracak ve tedavi planlamasına daha erken başlanmasını sağlayacaktır. Vatandaşlarımızın tanı ve tedavi süreçlerinde zaman kaybı yaşamaması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Eskişehir’imize ve sağlık camiamıza hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. Bölgesel hizmet kapasitesi Hayata geçirilen bu önemli altyapı ile birlikte laboratuvar, yalnızca Eskişehir’e değil çevre illere de hizmet verebilecek bölgesel bir kapasiteye ulaşacak. Düzey III kapasiteye ulaşan Tüberküloz Laboratuvarı ile birlikte Eskişehir, bölgesinde referans olabilecek güçlü bir halk sağlığı laboratuvar altyapısına kavuşacak. Yerinde ve hızlı tanı imkânı sayesinde hem hastaların tedavi süreçleri daha etkin yönetilecek hem de bulaşıcı hastalıkların kontrolünde daha güçlü bir izleme ve müdahale süreci yürütülecek. Eskişehir Halk Sağlığı Düzey III Tüberküloz Laboratuvarı, 24 Mart 2026 tarihinde düzenlenecek törenle resmi olarak hizmete açılacak.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
03 Mart 2026 Salı- 11:19
Tokat’ta şap hastalığına karşı yoğun mesai
2
04 Mart 2026 Çarşamba- 15:17
"Obezite, kişinin yaşam kalitesini düşürüyor"
3
04 Mart 2026 Çarşamba- 10:55
6 ayda fazla kilolarından kurtularak hem bedenini hem de ruhunu iyileştirdi
4
01 Mart 2026 Pazar- 11:03
Kapalı damarı Almanya’da açılmayınca, Elazığ’a gelip sağlığına kavuştu
5
04 Mart 2026 Çarşamba- 11:51
"Obezite, kalp ve diyabet riskini artırıyor"
25 Şubat 2026 Çarşamba - 14:40
Uzman Klinik Psikolog Alparslan: "Zeka testi ile çocuğunuzun zihinsel harikasını keşfedebilirsiniz"
Memorial Bodrum Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Uz. Klinik Psikolog Semiha Alparslan, WISC-IV Zeka Testi’nin kullanılma amaçları ve sağladığı katkılar hakkında bilgi verdi. "Çocukların bilmekle alakalı potansiyelini bilimsel ve standart bir çerçevede değerlendirmek amacıyla geliştirilen WISC-IV Zeka Testi, 6-16 yaş arası çocuklara uygulanan, uluslararası geçerlilik ve güvenirlik çalışmaları yapılmış kapsamlı bir zeka değerlendirme aracıdır diyen Uzman Klinik Psikolog Alparslan, "Test; yalnızca genel bir zeka puanı üretmekle kalmaz, çocuğun bilmekle alakalı performansını alt alanlar bazında analiz ederek ayrıntılı bir zihinsel profil ortaya koyuyor. Bu yönüyle akademik performansın altında yatan bilmekle alakalı dinamikleri anlamada önemli bir bilimsel veri sağlıyor. WISC-IV Zeka Testi’nin çocuğun zihinsel işleyişini çok boyutlu biçimde değerlendiriyor. WISC-IV Zeka Testi; sadece bir ‘zeka puanı’ sunmuyor. Sözel anlama, algısal akıl yürütme, çalışma belleği ve işlemleme hızı gibi temel bilmekle alakalı alanları ayrı ayrı değerlendiriyor. Böylece çocuğun güçlü yönlerini netleştirirken desteklenmesi gereken alanları da objektif verilerle belirlenmesini sağlıyor. Bu kapsamlı analiz, hem aileler hem de eğitimciler için doğru yönlendirme açısından önemli bir rehber olabiliyor" dedi. Memorial Bodrum Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Uz. Klinik Psikolog Semiha Alparslan, WISC-IV Zeka Testi’nin kullanılma amaçları ve sağladığı katkılar hakkında bilgi verdi. Bilimsel değerlendirmenin öneminden bahseden Alparslan, "Her çocuk aynı hızda öğrenmez, aynı yöntemle anlamaz ve aynı alanda zorlanmaz. Bazı çocuklar ders çalıştığı halde düşük performans gösterebilir; bazıları ise potansiyelinin altında kalabilir. Velilerin en sık sorduğu sorular şunlardır: "Çocuğum çalışıyor ama neden başarılı olamıyor?", "Dikkat problemi mi var, yoksa öğrenme tarzı mı farklı?", "Üstün bir potansiyeli olabilir mi?", "Okul seçimini nasıl yapmalıyım?" İşte bu noktada bilimsel bir değerlendirme, tahminlere değil verilere dayalı net bir tablo sunar. WISC-IV, çocuğun bilmekle alakalı profilini ortaya koyarak hem akademik zorlukların nedenini anlamayı hem de güçlü yönleri doğru şekilde desteklemeyi mümkün kılar" şeklinde açıklamada bulundu. Zihinsel performansın dört temel alanı hakkında da açıklamalarda bulunan Alparslan, "WISC-IV; çocuğun bilmekle alakalı profilini dört ana başlık altında inceler. Sözel Anlama:düşünme, kelime bilgisi ve sözel ifade becerileri, Algısal Akıl Yürütme: Görsel-mekansal analiz, problem çözme ve mantıksal neticelendirme, Çalışma Belleği: Bilgiyi kısa süreli zihinde tutma ve işleme kapasitesi, İşlemleme Hızı: Dikkat, odaklanma ve zihinsel işlemleri hızla tamamlama becerisi. Bu alt alanlar sayesinde yalnızca genel bir zeka düzeyi değil, çocuğun öğrenme stilini etkileyen bilmekle alakalı dinamikler de net biçimde ortaya konur" dedi. Uz. Klinik Psikolog Semiha Alparslan açıklamasının devamında şunları söyledi: "Uzmanlara göre WISC-IV değerlendirmesi; Akademik performans düşüklüğünün nedenlerini anlamada, dikkat, öğrenme güçlüğü veya üstün potansiyel gibi durumları erken fark etmede, eğitim planlamasını çocuğun bireysel profiline göre yapılandırmada, okul yönlendirmelerinde ve rehberlik süreçlerinde güvenilir ve objektif veri sunar. Çocukluk döneminde yapılan kapsamlı bilmekle alakalı değerlendirmeler, ilerleyen eğitim hayatında karşılaşılabilecek güçlüklerin önceden belirlenmesini sağlar. Aynı zamanda çocuğun güçlü alanlarını destekleyerek özgüven gelişimine katkıda bulunur. Uzmanlar, özellikle akademik uyum sorunları, dikkat problemleri, öğrenme güçlüğü şüphesi ya da üstün yetenek değerlendirmesi gereken durumlarda bilimsel test uygulamalarının ihmal edilmemesi gerektiğini vurguluyor. WISC-IV uygulaması sonrasında ailelere ayrıntılı bir değerlendirme raporu sunulmakta; çocuğun bilmekle alakalı profiline uygun eğitim ve gelişim önerileri paylaşılmaktadır. Böylece yalnızca ölçüm değil, aynı zamanda yönlendirici bir psikoeğitsel destek süreci sağlanmaktadır. Bilimsel değerlendirme, doğru eğitim planlamasının temelidir. WISC-IV ile çocuğun zihinsel haritası netleşir; eğitim yolculuğu bilinçli adımlarla şekillenir"
25 Şubat 2026 Çarşamba - 14:32
Uzmanı açıkladı, oruç spora engel değil
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Antrenörlük Eğitimi Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Erkan Konca, Ramazan ayında sağlıklı bireyler için spor yapmanın mümkün olduğunu belirterek, bu süreçte hedefin maksimum performans değil, mevcut formu ve kas kütlesini korumak olması gerektiğini vurguladı. Konca, oruç tutarken gün içerisinde yüksek şiddetli antrenmanların performans düşüşüne neden olabileceğini ifade ederek, iftar öncesindeki 30-60 dakikalık sürede hafif tempolu yürüyüş, koşu, pilates ve yoga gibi egzersizlerin tercih edilebileceğini söyledi. Daha yoğun antrenmanların ise iftardan yaklaşık 2 saat sonra yapılmasının daha verimli olacağını belirtti. Kas kaybının önlenmesi için iftar ve sahurda yeterli protein alınması gerektiğine dikkat çeken Konca sahurda kompleks karbonhidratların, iftarda ise karbonhidrat-protein dengesinin önem taşıdığını ifade etti. Konca, Ramazan süresince spor yapan bireylerin performans artışı yerine koruyucu ve dengeli bir antrenman planı uygulamalarının daha sağlıklı olacağını sözlerine ekledi.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 13:44
Akşehir Devlet Hastanesi’nde bir ilk: V-NOTES izsiz rahim ameliyatı
Konya’nın Akşehir İlçe Devlet Hastanesinde ilçede bir ilke imza atılarak V-NOTES izsiz cerrahi ile ilk histerektomi (rahim alınması) ameliyatı başarıyla gerçekleştirdi. Daha önce aynı yöntemle farklı jinekolojik operasyonların yapıldığı hastanede bu operasyonla birlikte minimal invaziv cerrahi alanındaki uygulamalar bir adım daha ileri taşındı. Ameliyatı gerçekleştiren Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Kazım Ünal, son yıllarda açık ameliyatlar yerine dokulara daha az zarar veren minimal invaziv yöntemlerin tercih edildiğini belirtti. Uzman Dr. Ünal, V-NOTES tekniğinin vajinal yoldan uygulanan laparoskopik bir cerrahi yöntem olduğunu ifade ederek, "V-NOTES yönteminin en önemli avantajı, karında herhangi bir kesi yapılmamasıdır. Bu sayede hastalarımız ameliyat sonrası daha az ağrı hissediyor, hastanede kalış süresi kısalıyor ve günlük yaşamlarına daha hızlı dönebiliyorlar. Laparoskopik cerrahiden en büyük farkı ise karında kesi izi bulunmamasıdır. Bu da özellikle kozmetik açıdan önemli bir avantaj sağlamaktadır" dedi. Başarılı operasyonun ardından ameliyathane ekibine teşekkür eden Uzman Dr. Ünal, hastanede minimal invaziv cerrahi alanındaki çalışmaların artarak devam edeceğini vurguladı. Hastane Başhekimi Bülent Erdem ise yapılan operasyonun ilçe adına önemli bir gelişme olduğunu belirterek, "Hastanemizde modern cerrahi tekniklerin uygulanabiliyor olması, hem hastalarımızın konforu hem de sağlık hizmetlerinin kalitesi açısından büyük önem taşımaktadır. V-NOTES yöntemi ile gerçekleştirilen ilk histerektomi ameliyatı, ilçemiz adına önemli bir adımdır. Uzman hekim kadromuz ve güçlü ameliyathane ekibimizle bölge halkına nitelikli sağlık hizmeti sunmaya devam edeceğiz" diye konuştu.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 13:30
İnme riskini azaltmak için stent uygulaması yapıldı
İnme riskine karşı 65 yaşındaki hastaya lokal anestezi yöntemi ile müdahale edilerek karotis stent uygulaması yapıldı ve hasta aynı gün taburcu edildi. Eskişehir Özel Ümit Batıkent Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nde, 65 yaşındaki Fatma Selli isimli hastaya inme riskini azaltmaya yönelik karotis arter stentleme işlemi başarıyla gerçekleştirildi. İşlem, Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Hakan Göçer tarafından uygulandı. Boyun bölgesindeki şah damarında (karotis arter) darlık tespit edilen hastaya, cerrahi ameliyat gerektirmeden, lokal anestezi altında ve minimal invaziv yöntemle müdahale edildi. Ameliyatsız ve aynı gün taburcu Karotis stentleme işlemi sırasında hastanın bilinci açık tutulurken, daralan damar bölgesine kateter aracılığıyla ulaşıldı. Damar içindeki plak oluşumunun bulunduğu alana yerleştirilen stent sayesinde kan akışı yeniden düzenlendi. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Hakan Göçer, bu yöntemin özellikle yüksek cerrahi risk taşıyan hastalar için güvenli ve etkili bir alternatif sunduğunu belirtti. Göçer, işlem sonrası hastanın kısa sürede mobilize olduğu ve aynı gün içerisinde taburcu edilebildiğini kaydetti. İnme riskine karşı etkili müdahale Göçer, "Karotis arterlerde meydana gelen darlıklar, beyne giden kan akışını azaltarak inme (felç) riskini artırabiliyor. Endovasküler kateter sistemi kullanılarak yapılan stent uygulaması sayesinde, damar içindeki daralma açılarak beyne yeterli kan akışı sağlanıyor."dedi. Modern anjiyografi altyapısı ve deneyimli kadrosuyla girişimsel kardiyoloji alanında hizmet veren hastane yetkilileri, bu tür işlemlerin bölge halkı için önemli bir sağlık avantajı sunduğunu ifade etti.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 12:52
Kafasındaki nadir tümör alındı, hayata tekrar gülümsedi
Gaziantep’te kafasında dünyada nadir görülen tümörle dünyaya gelen 1,5 aylık Talha bebek, 4 saat süren zorlu ameliyatın ardından sağlığına kavuştu. Gaziantep’te Yalçın Enes ve Tuğba Yalçın çiftinin 1,5 aylık çocukları Talha, Gaziantep Şehir Hastanesinde kafasında büyük bir kitle ile dünyaya geldi. Aynı hastanede yapılan tetkiklerde minik Talha’nın kafatasında 7 x 6,5 x 4 santimetre boyutlarında, dünyada nadir görülen vakalar arasında yer alan bir tümör tespit edildi. Ailenin başvurusu üzerine Talha bebek, hastanede tedavi altına alındı. Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği’nde görev yapan Op. Dr. Ali Yayla ve ekibi tarafından gerçekleştirilen detaylı değerlendirmelerin ardından ameliyat kararı verildi. Tümörün büyüklüğü ve hastanın yaşının küçük olması sebebiyle 4 saat sonunda başarılı geçen ameliyat sonucunda nadir görülen tümör başarıyla çıkarıldı. Ameliyatın ardından yoğun bakımda yakından takip edilen Talha bebek, kısa sürede toparlanarak sağlığına kavuştu. Talha bebeğin tedavi ve ameliyat sürecini anlatan Beyin Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ali Yayla, 4 saat süren zorlu ameliyatın başarıyla geçtiğini ifade etti. "4 saat süren bir ameliyatla tümörün tamamını başarılı bir şekilde çıkardık" Op. Dr. Ali Yayla, "Hastamız Talha bebek, başında dev bir kitle ile doğdu. Yaptığımız tetkikler ve görüntüleme sırasında tümörün hızla büyüdüğünü ve kafa tası kemiklerini harap ettiğini, beyne de baskı yaptığını gördük. Bunun üzerine ameliyat planladık. Fakat bu tümörün özelliğinden dolayı çok fazla damar yapısı vardı. Kanlanması çok fazlaydı ve tümörün kanama riski nedeniyle hayati tehlikesi bu cerrahi işlemle yüksek düzeydeydi. Bu nedenle cerrahi stratejimizi tekrar ve yeniden kurduk. Buna göre basamaklandırılmış ve multidispliner bir yaklaşım sunduk. Öncesinde girişimsel radyoloji ekibi hastaya bir embolizasyon işlemi yaptı ve tümörün kanlanmasını azalttı. Hemen bir gün sonra plastik cerrahisi ve beyin cerrahisinden oluşan bir ekiple, yaklaşık 4 saat süren bir ameliyatla tümörün tamamını başarılı bir şekilde çıkardık. Hastamız bundan herhangi bir zarar görmedi ve sağlığı da gayet iyi seyrediyor. Çocuğumuzu ailesine sağ salim teslim ettik. Tabii bu işlemin arka planında çalışan yeni doğan çocuk yoğun bakım, çocuk hematolojisi, beyin cerrahisi, plastik cerrahi, anestezi olmak üzere büyük bir ekip var. Doktorundan hemşiresine ve sağlık personeline, bütün hastane yönetimine bir buçuk ay boyunca gayret gösterildi ve sonunda da çocuğumuz sağ salim bir şekilde ailesine teslim edildi" dedi. "Talha bebek, beşinci gün taburcu olabilir" Bu tarz tümörlerin nadir olarak görüldüğünü aktaran Op. Dr. Ali Yayla, bebeğin taburcu olmasında herhangi bir sorun olmadığını söyleyerek, "Tümörün boyutları yaklaşık 7 x 6,5 x 4 santimetre çaplarındaydı. Bu büyüklükte bir tümör dünyada nadir bir şekilde bu yaş grubunda görülebiliyor. Bu operasyonu başarılı bir şekilde Gaziantep Şehir Hastanesi’nde uygulamak da bizim için büyük bir gurur oldu. Taburcu olmasında herhangi bir sorun yok bugün dördüncü günü. Ama biraz daha bekleyip güvende olmasını istiyoruz. Dolayısıyla dördüncü gün tamamladık, beşinci gün taburcu olabilir" ifadelerini kullandı. "Agresif bir tümör olması nedeniyle zorlu bir ameliyattı" Talha bebeğin, agresif tümörden dolayı zorlu bir ameliyat geçirdiğini söyleyen ve ameliyatı gerçekleştiren ekibin başarılı bir şekilde bu süreci tamamladığını aktaran Gaziantep Şehir Hastanesi Başhekimi Ilgın Türkçüoğlu, "Hastamız Talha bebek, bizim hastanemizde doğmuştu. Doğduğunda, arkadaşlarımız kafatasının üzerinde cilt altında bir kitle olduğunu tespit ettiler ve bunun takibini yaptılar. Hemen doğar doğmaz ameliyat etmediler çünkü kilosu itibariyle çok küçük olması nedeniyle ameliyat sürecini kaldıramayacağı öngörüldüğünden bir takibe alındı. Tabii bu takip sürecinde kitlenin hızlı büyümesi, kafatası kemiğini invaze etmesi yani oraya da uzanması ve beyin dokusunu da itmeye başlaması, damarlanmasının da çok fazla olması nedeniyle artık bu kitlenin çıkarılması gerektiği kararı alındı. Damarlanması fazla olduğundan ameliyat sırasında küçük bir bebek fazla kan kaybı olmasın diye öncelikle girişimsel radyolojide embolizasyon işlemi yapıldı. Yani girişimsel radyolojinin yaptığı, damarların tıkanması ve kitlenin beslenmesinin engellenmesine dair bir işlemdir. Arkasından da beyin cerrahisi ve plastik cerrahi, ameliyatını başarılı bir şekilde tamamladı. Beynin küçük olması nedeniyle kitlenin invaziv olması, hızlı büyümesi, agresif bir tümör olması nedeniyle zorlu bir ameliyattı. Ekibimiz başarılı bir şekilde bu süreci tamamladı. Tabii burada arka planda çalışan anestezi, yoğun bakım hekimlerimiz bu sürecin sağlıklı bir şekilde yapılabilmesi konusunda bizlere destek verdiler. Ben hastanemizde böyle bir multidisipliner çalışmanın başarılı bir şekilde tamamlanmış olmasından dolayı hekimlerimizi çok tebrik ediyorum" diye konuştu.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 12:47
Kafasındaki nadir tümör alındı, hayata tekrar gülümsedi
Gaziantep’te, kafasında dünyada nadir görülen tümörle dünyaya gelen 1,5 yaşındaki Talha bebek, 4 saat süren zorlu ameliyatın ardından sağlığına kavuştu. Gaziantep’te yaşayan Enes ve Tuğba Yalçın çiftinin çocuğu olarak dünyaya gelen 1,5 yaşındaki Talha Yalçın, Gaziantep Şehir Hastanesinde kafasında büyük bir kitle ile dünyaya geldi. Daha sonra aynı hastanede yapılan tetkiklerde minik Talha’nın kafatasında 7 x 6,5 x 4 santimetre boyutlarında, dünyada nadir görülen vakalar arasında yer alan bir tümör tespit edildi. Ailenin başvurusu üzerine Talha bebek, hastanede tedavi altına alındı. Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği’nde görev yapan Op. Dr. Ali Yayla ve ekibi tarafından gerçekleştirilen detaylı değerlendirmelerin ardından ameliyat kararı verildi. Gerçekleştirilen operasyon, tümörün büyüklüğü ve hastanın yaşının küçük olması sebebiyle 4 saat sonunda başarılı geçen ameliyat sonucunda nadir görülen tümör başarıyla çıkarıldı. Ameliyatın ardından yoğun bakımda yakından takip edilen Talha bebek, kısa sürede toparlanarak sağlığına kavuştu. Talha bebeğin tedavi ve ameliyat sürecini anlatan Beyin Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ali Yayla, 4 saat süren zorlu ameliyatın başarıyla geçtiğini ifade etti. "4 saat süren bir ameliyatla tümörün tamamını başarılı bir şekilde çıkardık" Op. Dr. Ali Yayla, "Hastamız Talha bebek, başında dev bir kitle ile doğdu. Yaptığımız tetkikler ve görüntüleme sırasında tümörün hızla büyüdüğünü ve kafa tası kemiklerini harap ettiğini, beyne de baskı yaptığını gördük. Bunun üzerine ameliyat planladık. Fakat bu tümörün özelliğinden dolayı çok fazla damar yapısı vardı. Kanlanması çok fazlaydı ve tümörün kanama riski nedeniyle hayati tehlikesi bu cerrahi işlemle yüksek düzeydeydi. Bu nedenle cerrahi stratejimizi tekrar ve yeniden kurduk. Buna göre basamaklandırılmış ve multidispliner bir yaklaşım sunduk. Öncesinde girişimsel radyoloji ekibi hastaya bir embolizasyon işlemi yaptı ve tümörün kanlanmasını azalttı. Hemen bir gün sonra plastik cerrahisi ve beyin cerrahisinden oluşan bir ekiple, yaklaşık 4 saat süren bir ameliyatla tümörün tamamını başarılı bir şekilde çıkardık. Hastamız bundan herhangi bir zarar görmedi ve sağlığı da gayet iyi seyrediyor. Çocuğumuzu ailesine sağ salim teslim ettik. Tabi bu işlemin arka planında çalışan yeni doğan çocuk yoğun bakım, çocuk hematolojisi, beyin cerrahisi, plastik cerrahi, anestezi olmak üzere büyük bir ekip var. Doktorundan hemşiresine ve sağlık personeline, bütün hastane yönetimine bir buçuk ay boyunca gayret gösterildi ve sonunda da çocuğumuz sağ salim bir şekilde ailesine teslim edildi" dedi. "Talha bebek, beşinci gün taburcu olabilir" Bu tarz tümörlerin nadir olarak görüldüğünü aktaran Op. Dr. Ali Yayla, bebeğin taburcu olmasında her hangi bir sorun olmadığını söyleyerek, "Tümörün boyutları yaklaşık 7 x 6,5 x 4 santimetre çaplarındaydı. Bu büyüklükte bir tümör dünyada nadir bir şekilde bu yaş grubunda görülebiliyor. Bu operasyonu başarılı bir şekilde Gaziantep Şehir Hastanesi’nde uygulamak da bizim için büyük bir gurur oldu. Taburcu olmasında herhangi bir sorun yok bugün dördüncü günü. Ama biraz daha bekleyip güvende olmasını istiyoruz. Dolayısıyla dördüncü gün tamamladık, beşinci gün taburcu olabilir" ifadelerini kullandı. "Agresif bir tümör olması nedeniyle zorlu bir ameliyattı" Talha bebeğin, agresif tümörden dolayı zorlu bir ameliyat geçirdiğini söyleyen ve ameliyatı gerçekleştiren ekibin başarılı bir şekilde bu süreci tamamladığını aktaran Gaziantep Şehir Hastanesi Başhekimi Ilgın Türkçüoğlu, "Hastamız Talha bebek, bizim hastanemizde doğmuştu. Doğduğunda, arkadaşlarımız kafatasının üzerinde cilt altında bir kitle olduğunu tespit ettiler ve bunun takibini yaptılar. Hemen doğar doğmaz ameliyat etmediler çünkü kilosu itibariyle çok küçük olması nedeniyle ameliyat sürecini kaldıramayacağı öngörüldüğünden bir takibe alındı. Tabi bu takip sürecinde kitlenin hızlı büyümesi, kafatası kemiğini invaze etmesi yani oraya da uzanması ve beyin dokusunu da itmeye başlaması, damarlanmasının da çok fazla olması nedeniyle artık bu kitlenin çıkarılması gerektiği kararı alındı. Damarlanması fazla olduğundan ameliyat sırasında küçük bir bebek fazla kan kaybı olmasın diye öncelikle girişimsel radyolojide embolizasyon işlemi yapıldı. Yani girişimsel radyolojinin yaptığı, damarların tıkanması ve kitlenin beslenmesinin engellenmesine dair bir işlemdir. Arkasından da beyin cerrahisi ve plastik cerrahi, ameliyatını başarılı bir şekilde tamamladı. Beynin küçük olması nedeniyle kitlenin invaziv olması, hızlı büyümesi, agresif bir tümör olması nedeniyle zorlu bir ameliyattı. Ekibimiz başarılı bir şekilde bu süreci tamamladı. Tabi burada arka planda çalışan anestezi, yoğun bakım hekimlerimiz bu sürecin sağlıklı bir şekilde yapılabilmesi konusunda bizlere destek verdiler. Ben hastanemizde böyle bir multidisipliner çalışmanın başarılı bir şekilde tamamlanmış olmasından dolayı hekimlerimizi çok tebrik ediyorum" diye konuştu.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 12:23
Uzm. Dr. Eda Pınarbaşılı: "Ameliyatsız genç görünmek mümkün"
Dermatoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Eda Pınarbaşılı, cilt gençleştirme uygulamaları hakkında bilgi verdi. Pınarbaşılı, "Erken dönemde yapılan medikal uygulamalar, ilerleyen yaşlarda oluşabilecek derin deformasyonların önlenmesine katkı sağlamaktadır" dedi. Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Eda Pınarbaşılı, cilt yaşlanmasının yalnızca zamanın doğal bir sonucu olmadığını belirterek ameliyatsız gençleşme yöntemlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. "Cilt yaşlanması 30’lu yaşlarda başlıyor" Cilt yaşlanmasının birçok çevresel faktöre bağlı olarak hızlandığını ifade eden Uzm. Dr. Eda Pınarbaşılı, "Güneş ışınları, hava kirliliği, stres, sigara kullanımı ve düzensiz yaşam alışkanlıkları; ciltte kolajen ve elastin kaybını hızlandırarak daha erken yaşta yorgun ve sarkmış bir görünüm oluşmasına neden olur. Cilt yaşlanması 30’lu yaşlarda biyolojik olarak başlamakta; 40’lı yaşlarda ise gözle görülür hale gelmektedir" dedi. Erken müdahalenin önemine dikkat çeken Pınarbaşılı, "Erken dönemde yapılan medikal uygulamalar, ilerleyen yaşlarda oluşabilecek derin deformasyonların önlenmesine katkı sağlamaktadır" ifadelerini kullandı. "Doğru hasta, doğru planlama esastır" Medikal estetik uygulamalar öncesinde detaylı bir dermatolojik değerlendirme yapılması gerektiğini vurgulayan Pınarbaşılı, "Yaş, cilt tipi, mevcut deformasyon derecesi ve hastanın beklentileri doğrultusunda kişiye özel tedavi planı oluşturulması esastır. Uygun hasta seçimi ve bilimsel protokoller çerçevesinde uygulanan tedaviler güvenilir sonuçlar sağlamaktadır" diye konuştu. Mat ve yorgun ciltler için mezoterapi Mezoterapinin içeriğine değinen Pınarbaşılı, "Mezoterapi; vitamin, mineral, aminoasit ve antioksidan içeriklerin mikro enjeksiyon yöntemiyle doğrudan cilt altına verilmesini içeren bir medikal uygulamadır. Ciltte parlaklık artışı, nem dengesinin sağlanması ve genel cilt kalitesinin iyileştirilmesi hedeflenir" dedi. Mezoterapinin daha çok önleyici ve destekleyici bir uygulama olduğuna dikkat çeken Pınarbaşılı, "Cilt tonu mat ve solgun görünen bireyler, yoğun iş temposuna bağlı cilt kalitesi düşen kişiler, sigara kullanımına bağlı cilt hasarı bulunan hastalar ve 25 yaş sonrası cilt sağlığını korumak isteyen kişiler için uygundur" ifadelerini kullandı. İnce kırışıklıklar için gençlik aşısı Halk arasında "gençlik aşısı" olarak bilinen uygulamalara da değinen Pınarbaşılı, "Yoğun hyaluronik asit içerikleri sayesinde cildin nem kapasitesi artırılır. İnce kırışıklıklarda azalma ve daha homojen bir cilt görünümü sağlanması hedeflenir. Cilt daha dolgun ve sağlıklı bir görünüm kazanır" dedi. Bu uygulamanın özellikle belirli yaş grubuna önerildiğini belirten Pınarbaşılı, "Ciltte belirgin kuruluk ve nem kaybı olan, ince kırışıklık başlangıcı bulunan hastalar, güneş hasarına bağlı elastikiyet kaybı yaşayan kişiler ve 30–45 yaş aralığında cilt kalitesini artırmak isteyen hastalar için önerilmektedir" diye konuştu. Ameliyatsız tedavilerde lifting aşısı Lifting aşısının kolajen üretimini uyaran bir uygulama olduğunu ifade eden Pınarbaşılı, "Cerrahi müdahale istemeyen ancak yüz konturunda toparlanma talep eden hastalar için planlanmaktadır. Kolajen üretiminin desteklenmesiyle ciltte sıkılaşma, yüz ovalinde belirginleşme ve daha dinamik bir görünüm elde edilmesi hedeflenir" dedi. Uzm. Dr. Eda Pınarbaşılı, "Yanak ve çene hattında hafif sarkma başlayan, 40 yaş ve üzeri hastalar ile elastikiyet kaybı belirginleşmiş kişiler ameliyatsız gençleşme yöntemlerinden fayda görebilir" ifadelerini kullandı.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 12:17
Uzmanı açıkladı: "Oruç tutmak vücudu dinlendirip birçok fayda sağlıyor"
Sivas Medicana Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. İbrahim Emre Kurtça, iftar ve sahurda aşırıya kaçılmaması halinde orucun vücutta toparlanma ve dinlenme etkisi oluşturduğunu vurgulayarak, oruç tutmanın sindirim sistemini rahatlattığını ifade etti. Ramazan ayıyla birlikte oruç ibadeti devam ederken, değişen beslenme düzeninin insan sağlığına etkileri de dikkat çekiyor. Gün boyu süren açlığın ardından yapılan sahur ve iftar öğünlerinin dengeli ve ölçülü tüketilmesi, vücudun dinlenme sürecine girmesine katkı sağlıyor. Bu süreçte sindirim sisteminin çalışma temposu düşerken, mide ve diğer organların daha az zorlanmasıyla birlikte bünyenin kendini toparlama imkânı buluyor. Ramazan döneminde abur cubur tüketiminin azalması ve gereksiz kalori alımının düşmesi, özellikle sindirim organlarının daha sakin çalışmasına imkan tanıyor. İftar ve sahurda aşırı ve hızlı yemek tüketilmemesi halinde bu olumlu etkinin daha belirgin hale geliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Medicana Hastanesi’nde görevli Gastroenteroloji Uzmanı Dr. İbrahim Emre Kurtça, oruç tutun bir bünyenin kendini dinlemeye aldığını söyleyerek, "Bu ayda zararlı şeylerden uzak duruyoruz ve gereksiz yere kalori almıyoruz. Oruç tutmanın bu iyi yönlerinden faydalanarak, iftarda ve sahurda da vücuda aşırı yüklenmeyi yapmazsak vücudumuz dinlenme haline geçer" dedi. "Midenin en güzel dinlendiği ay, Ramazan ayıdır" Gerektiği gibi oruç tutulduğunda insan vücuduna faydası olduğunu söyleyen İbrahim Emre Kurtça, "Ramazan ayında abur cubur tarzı yiyeceklerin yenmesi azalıyor. Bu ayda böyle şeylerden uzak duruyoruz ve gereksiz yere kalori almıyoruz. Oruç tutmanın bu iyi yönlerinden faydalanarak, iftarda ve sahurda da vücuda aşırı yüklenmeyi yapmazsak vücudumuz dinlenme haline geçer. Herhangi bir yerimiz sakatlandığı zaman kendimizi dinlenmeye alıyoruz. Bizimde midemizin en güzel dinlendiği ay, Ramazan ayıdır. Eğer biz kurallara uyarak oruç tutarsak ve sağlık uzmanlarının verdiği önerilere uyduğumuz zaman bu durum bizim hem bağırsaklarımız, pankreasımız ve midemiz açısından da dinlenmemizi sağlamaktadır. Gerektiği gibi oruç tutarsak bize faydaları daha çok olur. Oruç tutmadan önce herhangi bir rahatsızlığımız varsa doktor görüşü alınmalıdır. Eğer mide ve şeker gibi çeşitli rahatsızlıklar varsa uzman görüşü alınmalıdır. Oruç tutacağız diye sağlığımızdan olmamalıyız" dedi.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 12:11
Van’da ilk kez korneanın sadece hasarlı tabakası değiştirildi
Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Kliniği’nde uygulanan Descemet membran endotel keratoplasti (DMEK) yöntemiyle, 78 yaşındaki kadın hastanın korneasının tamamı yerine yalnızca en içte bulunan ve görme kalitesini etkileyen endotel tabakası değiştirildi. Van’da ilk kez korneanın sadece hasarlı tabakasının değiştirildiği bir kornea nakli ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi. Minimal invaziv (küçük kesiyle yapılan, dokuya daha az zarar veren cerrahi yöntem) teknikle gerçekleştirilen ameliyatın ardından hastanın görmesinde belirgin düzelme sağlandığı ve genel sağlık durumunun iyi olduğu bildirildi. Klasik kornea nakline göre iyileşme süresinin daha kısa olduğu DMEK yöntemi, uygun hastalarda daha başarılı sonuçlar verdiği belirtildi. Van’da ilk kez uygulanan bu teknikle birlikte, göz hastaları için önemli bir adım atılmış oldu. Konuya ilişkin konuşan Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Rumeysa Bilmez Tan, 78 yaşındaki hastanın daha önce geçirdiği katarakt ameliyatı sonrası korneanın en iç tabakası olan endotel tabakasının işlevini yitirdiğini tespit ettiklerini belirtti. Op. Dr. Tan, "Endotel tabakasının yeterince çalışmaması nedeniyle korneada ödem gelişmişti. Bu tür durumlarda hastalara genellikle kornea nakli önerilmektedir. Ancak güncel yaklaşımlarda, korneanın tamamını değiştirmek yerine sadece hasarlı olan tabakanın değiştirilmesi ön plana çıkan bir cerrahi yöntemdir. Biz de bu hastamızda, yalnızca korneanın en iç tabakası olan endotel tabakasını değiştirmeyi planladık. Bu ameliyatın tıbbi adı Descemet membran endotel keratoplastidir (DMEK). Gerçekleştirdiğimiz operasyon başarıyla sonuçlandı. Naklettiğimiz doku hastamızın gözüne tutundu, işlev görmeye başladı ve korneadaki ödem gerilemeye başladı" dedi. Bu ameliyatın daha önce kentte yapılmayan bir yöntem olduğunu hatırlatan Tan, "Daha önce ilimizde uygulanamayan bu cerrahi yöntem, artık gerekli teknik altyapı ve ekip desteğiyle Van’da da başarıyla gerçekleştirilebilmektedir. Cerrahi; ekip çalışması gerektiren ve aynı zamanda bir usta-çırak geleneğiyle gelişen bir süreçtir. Bana bu ameliyatları öğreten, kornea konusundaki bilgi ve tecrübelerini paylaşan kıymetli hocalarıma teşekkür ediyorum. Ayrıca sürecin her aşamasında emeği olan anestezi ekibinden hemşirelerimize, ameliyathane personelimize ve tüm sağlık çalışanlarımıza şükranlarımı sunuyorum. Bu ameliyatın gerçekleştirilmesine imkân sağlayan başhekimliğimize ve hastane yönetimine de ayrıca teşekkür ederim" diye konuştu.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 12:07
Aydın’da ambulans ve istasyon binası bağışı
Aydın Valisi Yakub Canbolat’ın katılımı ile Çine’de düzenlenen protokol ile sağlık hizmetlerinde kullanılması amacıyla sağlık istasyonu binası ve ambulans tesisi için imzalar atıldı. Aydın Valisi Yakup Canbolat’ın katılımıyla, Çine Organize Sanayi Bölgesi (OSB) ile Aydın İl Sağlık Müdürlüğü arasında iş birliği protokolü imzalandı. Protokol kapsamında, İl Sağlık Müdürlüğü hizmetlerinde kullanılmak üzere ambulans bağışlanacak. Ayrıca protokol kapsamında yapımı tamamlanan sağlık istasyonu binası da İl Sağlık Müdürlüğü’ne tahsis edildi. Protokolün Aydın için hayırlı olması temennisinde bulunan Aydın Valisi Yakup Canbolat, "Sanayimizin gücüyle sağlığa destek, güçlü yarınlara yatırım yapıyoruz" dedi.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 12:02
Medical Point Gaziantep Hastanesi’nden skolyoz uyarısı
Medical Point Gaziantep Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Sezgin Bahadır Tekin, skolyozun erken teşhis edilmediğinde ilerleyebilen ciddi bir omurga rahatsızlığı olduğunu belirterek ailelere önemli uyarılarda bulundu. Özellikle büyüme çağında hızlı ilerleyebileceğine dikkat çeken Medical Point Gaziantep Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Sezgin Bahadır Tekin, erken tanının tedavi başarısını doğrudan etkilediğini vurguladı. Dr. Tekin, "Skolyoz, omurganın yana doğru eğrilmesi ve kendi ekseni etrafında dönmesiyle ortaya çıkan bir deformitedir. En sık 10-18 yaş aralığındaki çocuklarda görülür" dedi. Belirtilere dikkat Belirtiler hakkında konuşan Dr. Tekin, "Omuz seviyelerinde eşitsizlik. Kürek kemiğinde belirgin çıkıntı. Bel çukurlarında asimetri. Öne eğilince sırtta eğrilik fark edilmesi yer alıyor. Ailelerin bu tür belirtileri göz ardı etmemesi gerekiyor" ifadelerini kullandı. Tedavi kişiye özel planlanıyor Skolyoz tedavisinin eğriliğin derecesine ve hastanın yaşına göre planlandığını belirten Doç. Dr. Sezgin Bahadır Tekin, hafif vakalarda düzenli takip ve özel egzersiz programlarının yeterli olabildiğini söyledi. Dr. Tekin, orta dereceli eğriliklerde korse tedavisi uygulanırken, ileri dereceli ve ilerleme riski yüksek vakalarda cerrahi tedavinin gündeme gelebileceğini ifade etti. Modern cerrahi teknikler ve gelişmiş omurga enstrümantasyon sistemleriyle başarılı skolyoz ameliyatlarının gerçekleştirildiğini belirten Tekin, "Erken teşhis sayesinde birçok hastamız ameliyata gerek kalmadan sağlığına kavuşabiliyor" ifadelerine yer verdi. "Erken tanı hayat kurtarır" Dr. Tekin, çocuklarda duruş bozukluklarının basit bir alışkanlık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini hatırlatarak, skolyozun erken dönemde tespit edilmesi, hem ameliyatsız tedavi şansını artırdığını hem de ileride oluşabilecek ciddi omurga problemlerinin önüne geçileceğini söyledi.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 11:21
Akçakoca’da minik öğrencilere ağız ve diş sağlığı eğitimi
DÜZCE (İHA) – Akçakoca İlçe Sağlık Müdürlüğü ekipleri tarafından, ilçede bulunan Osmaniye İlkokulu ile Nezahat Özdemir Ortaokulu anasınıfında eğitim gören öğrencilere yönelik Ağız ve Diş Sağlığı eğitimi düzenlendi. Okulda gerçekleştirilen eğitimlerde, çocuklara ağız ve diş sağlığının önemi, doğru diş fırçalama teknikleri, sağlıklı beslenmenin diş sağlığı üzerindeki etkileri ve düzenli diş hekimi kontrollerinin gerekliliği hakkında bilgilendirme yapıldı. Yaş gruplarına uygun, görsel materyaller ve uygulamalı anlatımlarla desteklenen eğitimler sayesinde öğrencilerin konuyu daha iyi kavramaları sağlandı. Eğitim programı ile küçük yaşlardan itibaren ağız ve diş sağlığı bilincinin kazandırılması, sağlıklı alışkanlıkların erken dönemde yerleştirilmesi ve toplum genelinde koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması hedeflendi. Program sonunda öğrencilere bilgilendirici materyaller dağıtıldı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder