Son Dakika
|
Antalya’da akran zorbalığı!
MHP Genel Başkanı Bahçeli’den CHP’ye kongre için ’9 Eylül’ önerisi
Futbolcu Furkan Perker bayram tatili yolunda ailesiyle kaza geçirdi: 5 yaralı
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Büyük Çamlıca Camii'nde bayram mesajı!
Acemi kasaplar hastaneye koştu!
MHP lideri Bahçeli, Merhum Türkeş’in kabrini ziyaret etti
Artvin’de sağanak taşkınlara neden oldu
Demokrasi şehitleri mağdurları ilk kez Dolmabahçe’de
Arafat'ta 2 milyon Müslüman hacı oldu
Sele kapılan amca ve yeğenin son görüntüleri ortaya çıktı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Transparent Steel Church Revives Belgium’s Historic Herkenrode Abbey
ABD ordusu Doğu Pasifikte uyuşturucu taşıyan tekneyi vurdu: 2 ölü
İran’dan "kırmızı çizgi" açıklaması: "Geri adım atmayacağız"
Büyükçekmece'de bıçaklanarak öldürülen 16 yaşındaki Abdulbaki Demirel'in kabrinde hüzünlü bayram
Putin resmi ziyaret için Kazakistan’da
New York’ta binlerce Müslüman bayram namazında buluştu
Mescid-i Aksa'da bayram namazı 140 bin Müslümanla kılındı
Edirnekapı Şehitliği’nde bayram ziyareti
EKONOMİ
Palandöken: "7 bin 200 prim günü esnafın en büyük beklentisi"
28 Mayıs 2026 Perşembe - 09:37:33
Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, TBMM’de görüşülen Torba Kanun kapsamına alınarak esnafın prim gün sayısının 7 bin 200 düşürülmesi gerektiğini vurguladı. Bağ-Kur’lu esnafın prim gün sayısının 7 bin 200’e düşürülmesine yönelik beklentinin artık karşılanması gerektiğini söyleyen TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Sosyal Güvenlik Kurumu kurulalı hayli zaman geçti. Buradaki norm birliğinin sağlanmasıyla ilgili emekli sandığı, SSK ve Bağ-Kurluların müşterek aynı çatının altında, aynı standarda dahil hizmet almaları aynı kalitede hizmet alırken de sosyal devletin içeriklerine uygun emeklilik aylıkları. Bu emeklilik aylığının yanı sıra prim gün sayısı bunların hepsini üst üste koyduğunuz zaman önemli. Bağ-Kurluların hakikaten beklentisi bir türlü yerine getirilemedi. Ülkemiz önemli bir ekonomik sıkıntıyla karşı karşıya kaldı. Yüksek enflasyon seyretmesi bunları belki de 7 bin 200 güne norm birliğiyle düşürülmesi mümkün olacaktı. Ancak olmadı. Hala Sosyal Güvenlik Kurumu’nda 9 bin gün Bağ-Kurlular, 7 bin 200 gün SSK’lılar biliyorsunuz devlet memurunda yaş haddiyle. Şimdi hem ödedikleri prim yüksek. Hem aynı şekilde yine devlet memurlarınınki devletimiz karşılıyor. SSK’da çalıştıkları iş yerlerinin sahipleri tarafından karşılıyor. Bağ-Kurlular dükkandaki satmış oldukları emtialardan kazanacak ki götürüp yatırsın. Birçoğu da borçlu" dedi. "Esnafın yıllardır beklediği düzenleme artık hayata geçmeli" TBMM’de görüşülen Torba Kanun kapsamına alınarak esnafın prim gün sayısının 7 bin 200 düşürülmesi gerektiğini ifade eden Palandöken, "Cumhurbaşkanımız bu yılın sonuna kadar bunların sağlık hizmetlerinden mahrum bırakmamasıyla ilgili talimatıyla doktora gidebiliyoruz. Hastaneye gidebiliyoruz. Ancak ilaç alamıyoruz. Niye SSK’ya yani sisteme borcumuz görünüyor. Yatıramadığımız primler görünüyor. Tabii ki yatırmak istiyoruz. Sağlığımızın düzelmesi için de tedavi olmak için de ilacın lazım olduğunu biliyoruz. Onun için bir kolaylık yapılıp 7 bin 200 gün meselesi hakikaten sadece esnaf açısından değil yaklaşık neredeyse nüfusumuzun üçte birinin bu hizmet aldığı alanda bu konuda destek bekliyor. Bir makul süreye yayılıp hem borçların ödenmesiyle ilgili aynı şekilde bu norm birliğinin sağlandığı düzenlemedeki işlerin birlikte yapılmasının gerekliliğini anlıyoruz. Bu inşallah ki bu yasama döneminde kanunlaşır. Vatandaşlarımız da bu haksızlıktan kurtulur diye düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.
27 Mayıs 2026 Çarşamba - 15:43
Genç İş İnsanı Kızılgüney’den bayram mesajı
İstanbul 2020 A.Ş. Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve inşaat sektörünün önde gelen genç girişimcilerinden Ömer Faruk Kızılgüney, bayram mesajında "Tıpkı yapılar gibi, toplumları ayakta tutan da sarsılmaz bağlardır" diyerek Kurban Bayramı’nı kutladı. Son dönemde hem uluslararası arenadaki ticari temasları hem de eğitime ve kentsel dönüşüme verdiği desteklerle öne çıkan İstanbul 2020 A.Ş. Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ömer Faruk Kızılgüney, bayram tebriği yayımladı. İş dünyasındaki dinamik vizyonunu bayramın birleştirici ruhuyla harmanladığını belirten Kızılgüney, mesajında birlik ve beraberliğin "en sağlam yapı taşı" olduğuna dikkat çekti. Kızılgüney, basın ve kamuoyuyla paylaşılan mesajında şu ifadelere yer verdi: "Sektörümüz gereği yıllardır modern mühendislik ve ileri teknolojiyle geleceğin şehirlerini inşa ediyoruz. Ancak çok iyi biliyoruz ki; bir toplumu ayakta tutan en güçlü yapı malzemesi çelik veya beton değil; sevgi, hoşgörü ve dayanışmadır. Tıpkı kentsel dönüşümle şehirlerimizi güvenli hale getirdiğimiz gibi, bayramlar da manevi dünyamızı yenilediğimiz, kırgınlıkları onardığımız ve kardeşlik bağlarımızı sarsılmaz bir şekilde güçlendirdiğimiz en kıymetli ’dönüşüm’ günleridir. Ülkemizde ve küresel arenada attığımız her adımda, bu topraklardan aldığımız ilham ve yardımlaşma kültürüyle hareket ediyoruz. Bu vesileyle, başta omuz omuza çalıştığımız mesai arkadaşlarım ve kıymetli iş ortaklarımız olmak üzere, tüm halkımızın Kurban Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyor; barışın ve huzurun temellerinin atıldığı nice sağlam yarınlar diliyorum." Sivil toplumdan da tam not aldı ERKON, MÜSİAD ve ASKON gibi köklü sivil toplum kuruluşlarındaki aktif rolüyle de bilinen Kızılgüney’in bu mesajı, iş dünyasında "sadece binaları değil, gönülleri de inşa eden" bir yaklaşımın yansıması olarak iş çevrelerinde beğeni topladı.
27 Mayıs 2026 Çarşamba - 15:17
Kurbanlıklar alıcı buldu, yetiştirici bayrama mutlu girdi: "Dedikleri fiyata verdik, milleti kurbansız göndermedik"
Kırıkkale’de bayramın ilk gününde hayvan pazarında hareketlilik sürerken, satışlardan memnun kalan yetiştiricilerin yüzü güldü. Küçükbaş hayvan yetiştiricisi Selami Güneşli, "Satışlardan memnunum. Allah bereket versin. Milleti kurbansız ve etsiz göndermedik. Dedikleri fiyata verdik" dedi. Kırıkkale’de Kurban Bayramı’nın ilk gününde hayvan pazarlarında son pazarlıklar yapıldı. Pazarda küçükbaş hayvan fiyatları 17 bin liradan başlayarak 30 bin liraya kadar yükseldi. Yetiştiricilerin büyük bölümü, geçen yıla göre satışların daha iyi geçtiğini söyledi. Bazı yetiştiriciler getirdikleri hayvanların tamamını satarken, bazıları ise ellerinde az sayıda kurbanlık kaldığını belirtti. Küçükbaş hayvan yetiştiricisi Selami Güneşli, 40 küçükbaş hayvandan 33’ünü sattığını ifade ederek, "Allah bereket versin. 40 tane küçükbaş hayvanımız vardı, 7 tane kaldı. Müşterilerimizi bekliyoruz. Fiyatlar 25 bin, 27 bin ve 30 bin lira arasında değişiyor. Satışlardan memnunum. Allah bereket versin. Milleti kurbansız ve etsiz göndermedik. Dedikleri fiyata verdik" dedi. Pazardan memnun ayrılan yetiştiricilerden Murat Olgun da, "Geçen seneye göre bu sene satışlarımız çok güzeldi. 100 tane kurbanlık getirdik, şu an 12 tane kaldı. Herkese şimdiden iyi bayramlar diliyorum" ifadelerini kullandı. Pazarın 14 yaşındaki en genç yetiştiricilerinden Hamza Çubuk ise 30 hayvanla pazara geldiklerini söyledi. Çubuk, "Son 2 tane kaldı. Onları da satabilirsek köye gideceğiz inşallah. Köyde daha pahalıya satıyoruz, burası biraz ucuz gidiyor" diye konuştu. Mustafa Eşmebaş ise 40 hayvandan 36’sını sattığını belirterek, "Aza kanaat edersek memnun oluyoruz. Kurban satışlarından memnunuz. Satışlar iyi geçti. 40 tane hayvan aldık, 36 tanesini sattık. Bu sene satışlar hızlı gitti" dedi. Rıza Karataş da pazara getirdiği 19 hayvanın tamamını sattığını dile getirerek, "Bayram satışları iyi geçti. Arefe günü ve bayramın birinci günü satışlar iyiydi. Alanların kurbanlarını Allah kabul etsin. Biz de paramızın bereketini gördük" açıklamasında bulundu. Yaklaşık 200 küçükbaş hayvanla pazara gelen Yasin Çilingir ise 150 civarında hayvan sattıklarını söyledi. Çilingir, fiyatların 17 bin liradan başlayıp 30 bin liraya kadar çıktığını belirterek, bazı hayvanları bekledikleri fiyatın altında satmak zorunda kaldıklarını ifade etti. Bir başka yetiştirici de 140 hayvanın tamamını arefe günü sattığını belirterek, "Mutluyum. Önceki dönemlerde biraz hüsran oluyordu ama bu sene mutluyuz. Hayvanlarımızı bitirdik, mutlu bir şekilde ayrılacağız" diye konuştu.
27 Mayıs 2026 Çarşamba - 15:06
Kurbanlıklar alıcı buldu, yetiştirici bayrama mutlu girdi: "Dedikleri fiyata verdik, milleti kurbansız göndermedik"
Kırıkkale’de Kurban Bayramı’nın ilk gününde hayvan pazarında hareketlilik sürerken, satışlardan memnun kalan yetiştiricilerin yüzü güldü. Küçükbaş hayvan yetiştiricisi Selami Güneşli, "Satışlardan memnunum. Allah bereket versin. Milleti kurbansız ve etsiz göndermedik. Dedikleri fiyata verdik" dedi. Kırıkkale’de Kurban Bayramı’nın ilk gününde hayvan pazarlarında son pazarlıklar yapıldı. Pazarda küçükbaş hayvan fiyatları 17 bin liradan başlayarak 30 bin liraya kadar yükseldi. Yetiştiricilerin büyük bölümü, geçen yıla göre satışların daha iyi geçtiğini söyledi. Bazı yetiştiriciler getirdikleri hayvanların tamamını satarken, bazıları ise ellerinde az sayıda kurbanlık kaldığını belirtti. Küçükbaş hayvan yetiştiricisi Selami Güneşli, 40 küçükbaş hayvandan 33’ünü sattığını ifade ederek, "Allah bereket versin. 40 tane küçükbaş hayvanımız vardı, 7 tane kaldı. Müşterilerimizi bekliyoruz. Fiyatlar 25 bin, 27 bin ve 30 bin lira arasında değişiyor. Satışlardan memnunum. Allah bereket versin. Milleti kurbansız ve etsiz göndermedik. Dedikleri fiyata verdik" dedi. Murat Olgun da pazardan memnun ayrılan yetiştiricilerden biri oldu. Olgun, "Geçen seneye göre bu sene satışlarımız çok güzeldi. 100 tane kurbanlık getirdik, şu an 12 tane kaldı. Herkese şimdiden iyi bayramlar diliyorum" ifadelerini kullandı. Pazarın en genç yetiştiricilerinden 14 yaşındaki Hamza Çubuk ise 30 hayvanla pazara geldiklerini söyledi. Çubuk, "Son 2 tane kaldı. Onları da satabilirsek köye gideceğiz inşallah. Köyde daha pahalıya satıyoruz, burası biraz ucuz gidiyor" diye konuştu. Mustafa Eşmebaş ise 40 hayvandan 36’sını sattığını belirterek, "Aza kanaat edersek memnun oluyoruz. Kurban satışlarından memnunuz. Satışlar iyi geçti. 40 tane hayvan aldık, 36 tanesini sattık. Bu sene satışlar hızlı gitti. Bir de "Para yok" diyorlar. Nasıl para yok? Herkes kurbanını alıyor. Para var" dedi. Rıza Karataş da pazara getirdiği 19 hayvanın tamamını sattığını dile getirerek, "Bayram satışları iyi geçti. Arefe günü ve bayramın birinci günü satışlar iyiydi. Alanların kurbanlarını Allah kabul etsin. Biz de paramızın bereketini gördük" dedi. Yaklaşık 200 küçükbaş hayvanla pazara gelen Yasin Çilingir ise 150 civarında hayvan sattıklarını söyledi. Çilingir, fiyatların 17 bin liradan başlayıp 30 bin liraya kadar çıktığını belirterek, bazı hayvanları bekledikleri fiyatın altında satmak zorunda kaldıklarını ifade etti. Bir başka yetiştirici de 140 hayvanın tamamını arefe günü sattığını belirterek, "Mutluyum. Önceki dönemlerde biraz hüsran oluyordu ama bu sene mutluyuz. Hayvanlarımızı bitirdik, mutlu bir şekilde ayrılacağız" diye konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
24 Mayıs 2026 Pazar- 10:55
Kurban Bayramı için tescilli tatlıların üretimi gece gündüz devam ediyor
2
25 Mayıs 2026 Pazartesi- 10:17
Dangalak domatesin hasadı başladı
3
29 Kasım 2021 Pazartesi- 12:19
Kahta’daki fırıncılar düşük maliyetle un alabilecek
4
25 Mayıs 2026 Pazartesi- 11:27
Fethiye Ölüdeniz-Kayaköy yolları yenilendi
5
25 Mayıs 2026 Pazartesi- 13:38
Sinop fuarlarına "Amazon" dokunuşu
22 Eylül 2025 Pazartesi - 16:52
Gurbetçi sezonu emlakçılara yaramadı
Kayseri Emlakçılar Odası Başkanı Selim Atasoy, gurbetçilerin konuttan sonra arsa yatırımlarını değerlendirmeye çalıştıklarını söyleyerek, "Son 3 yıldır gurbetçiler sadece ziyaretini yapıp gidiyorlar" dedi. Son 3 yıldır gurbetçilerin sadece ziyaretlerini yapıp gittiklerini söyleyen Atasoy, "Gurbetçilerimiz geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl da geldiler, gördüler, gezdiler ve geri gittiler. 2023-2024 yılında da aynı durumla karşı karşıyaydık biz. 2025 yılında da gurbetçilerimizden gayrimenkul konusunda gerekli yatırımları göremedik. Kendileri de zaten herhangi bir gayrimenkul yatırım içerisine girmediklerini ifade ettiler. Onun için bu yıl da maalesef gurbetçi sezonu açısından durağan geçti. Geçmiş dönemlerde gurbetçilerimiz konut alımına yöneliyorlardı daha sonra değişim yaptılar. Arsa konusunda biraz daha yatırım yapmaya değerlendirmeye çalıştılar. Son zamanlarda da özellikle gurbetçilerimiz bizlere gurbetten gelmeden önce yurt dışından bir ay öncesinde ararlardı. Yatırım yapacakları konu ile ilgili bize bilgi verirlerdi. Arsa, konut ya da ne isterlerse biz kendilerine bir çalışma yapar geldikleri zaman da sunumlarını yapardık yardımcı olmaya çalışırdık. Bir yer alırlardı gayrimenkul konusunda ama maalesef özellikle son 3 yıldır gurbetçilerimiz geliyorlar biraz önce ifade ettiğim gibi ziyaretlerini yapıyorlar. Daha sonra gerisin geriye işlerinin başına, yurt dışına geri dönüyorlar" dedi. Atasoy, maliyetlerin artmadan konut almak isteyenlerin alması gerektiğini söyleyerek, "Kendilerinin ifadesine göre fiyatların çok yüksek olduğunu ifade ediyorlar. Kayseri, Türkiye geneline baktığımız zaman gayrimenkul konusunda ucuz bir şehir ama maalesef yüksek olduğunu ifade ediyorlar. Tabii ki yurt dışındaki eski çalışma imkanlarının ya da kazançlarının düşük olduğunu ifade ediyorlar. Kendi ifadeleri bu konuda biraz da piyasa itibarıyla dediğim gibi Kayseri şehir olarak uygun bir şehir ama Türkiye genelinde fiyatlar da onlara göre yüksek geliyor. Bundan dolayı da maalesef yatırım konusunda girmiyorlar. Biz normalde bunu Türkiye’de yaşayan vatandaşlarımıza ve gurbetçilerimize ifade ediyoruz. Gayrimenkul almanın tam zamanı. Zaman kaybetmesinler. Zaman zaman söylüyorlar piyasanın durağan olduğundan dolayı fiyatların yükselmeyeceğini ifade ediyorlar ama şunu unutmasın vatandaşlarımız; maliyet artışları olduğu takdirde fiyatlar durmaz. Bu ikinci el piyasası olsun yani sıfır konut piyasası olsun ister istemez fiyatları yükseliyor. Maliyetler artıyor çünkü. Onun için maliyetler artmadan bir an önce değerlendirmelerinin de kendileri için menfaati olur diye düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.
22 Eylül 2025 Pazartesi - 15:44
SANKO Holding, gençliğin enerjisini destekliyor
TEKNOFEST’te gençlerle buluşan SANKO Holding, bu yıl 6. kez Çevre ve Enerji Teknolojileri Yarışması’nın yürütücülüğünü üstlendi. Yarışmada dereceye giren genç yetenekler düzenlenen törende ödüllendirildi. Türkiye’nin lider sanayi kuruluşlarından SANKO Holding, dünyanın en büyük Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali olan TEKNOFEST 2025’te bir kez daha gençlerle buluştu. 17-21 Eylül tarihleri arasında İstanbul Atatürk Havalimanı’nda gerçekleştirilen festivalde, SANKO Holding 6. kez Çevre ve Enerji Teknolojileri Yarışması’nın yürütücülüğünü üstlendi. TEKNOFEST’in paydaşları arasında yer alan SANKO Holding, 2020’den bu yana yürütücülüğünü üstlendiği yarışma kapsamında yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve çevre bilincini merkeze alan projelerin geliştirilmesine destek oluyor. Türkiye’nin yanı sıra yurt dışında öğrenim gören öğrenciler ve mezunların da katıldığı yarışmada projeler, "Çevre Teknolojileri" ve "Enerji Teknolojileri" kategorilerinde değerlendirildi. Bu yıl 14 bin 610 takım başvuru yaparken, finale kalan 50 takım (230 öğrenci), festival alanında projelerini jüriye sunma heyecanı yaşadı. Çevre teknolojileri kategorisi dereceleri Çevre Bilimleri Enstitüsü doktora öğrencisi Aslıhan Yesir, Chromalg Projesi ile tekstil atık sularını mikroalglerle temiz suya dönüştüren ve elde ettiği biyokütleden doğal boya üreten böylece sektöre hem temiz su hem de doğal boya sunan bir sistem geliştirerek birinci olma başarısı sağladı. Aslıhan Yesir bu projeyle hem birincilik hem de ticarileşme potansiyeli ödüllerinin sahibi oldu. Milli Savunma Üniversitesi Kara Harp Okulu lisans öğrencileri Emircan Şengül ve Melih Metehan Toklu’dan oluşan BOZDOĞAN Takımı, Müh. Üstğm. Umur Akdeniz öncülüğünde geliştirdikleri askerî üs bölgelerinde, kırsal alanlarda ve afet bölgelerinde kullanılmak üzere güvenilir su temini sağladıkları sahra su toplama ünitesi prototipiyle ikinci oldular. Çevre ve Enerji Teknolojileri Yarışması Çevre Teknolojileri Kategorisi üçüncüsü ise İstanbul Teknik Üniversitesi FODLAIR Takımı oldu. Master öğrencisi olan Anılcan Irmak, Dr. Evrim Ünal öncülüğünde yüzde 96 saflıkta etanol üreten patentli ve yerli bir AFP cihazı geliştirerek ekmek üretim fabrika gazlarından havaya salınan kıymetli bir gazı geri çeviren projeleriyle; üçüncü olma başarısı gösterdiler. Enerji teknolojileri kategorisi dereceleri Çevre ve Enerji Teknolojileri Yarışması Enerji Kategorisi birincisi İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa NovAir Takımı oldu. Lisans öğrencileri Mina Kaynar ve Emir Yusuf Günler, Doç. Dr. Sibel Yazar Aydoğan öncülüğünde yerli güç kaynağı olarak geliştirdikleri çinko-hava batarya prototipiyle; birincilik kazandı. İkinciliği Gazi Üniversitesi Fizik Bölümü öğrencileri Nurcan Özen, Seher Küçükdemir, Berna Hanım Subaşı, Şimal Kırca ve Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Makine Mühendisliği öğrencisi Metehan Beyaztaş’tan oluşan reVapor Takımı Gazi Üniversitesi Fizik Bölümü Öğr. Görevlisi Doç. Dr. Yunus Özen danışmanlığında hazırladıkları Vortexgen projesiyle ikincilik elde etti. Çevre ve Enerji Teknolojileri Yarışması Enerji Verimliliği Kategorisi üçüncüsü ise Dumlupınar Üniversitesi SRG Carbon Takımı oldu. SRG Carbon Takımı aynı zamanda En Yüksek Ticarileştirme Potansiyeli ödülüne layık görüldü. Danışman Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Selçuk Erdoğan, Lisansüstü öğrencileri Muhammed Bekmezci, Merve Akın, Ramazan Bayat ve Muhammad Hasan Izzuddin öncülüğünde, sanayide yeşil dönüşüm kapsamında biyolojik atıklarından termal boya üretimi sağlanarak enerji verimliliğini artıran proje geliştirdiler. Dereceye giren öğrencilere ödülleri Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, TEKNOFEST Yönetim Kurulu ve T3 Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar ile SANKO Holding Kurumsal İletişim Direktörü Pınar Ulutaş İsen takdim etti. SANKO, Türkiye’nin milli teknoloji hamlesine katkı sunuyor Çevre ve Enerji Teknolojileri Yarışması ile toplumda yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı ve enerji verimliliği kültürü oluşturulması, verimlilik ve çevre konularında farkındalığın artırılarak yenilikçi ve teknolojik fikirlerin geliştirilmesi hedefleniyor. SANKO Holding, toplumun tamamında teknoloji ve bilim konusunda farkındalık oluşturmayı, Türkiye’nin bilim ve mühendislik alanlarında yetişmiş insan kaynağını artırmayı hedefleyen TEKNOFEST’in bu yıl altıncı kez ana paydaşları arasında yer alarak Türkiye’nin Milli Teknoloji Hamlesi yolculuğunda geleceğin teknolojilerini üretecek gençleri desteklemeyi sürdürüyor.
22 Eylül 2025 Pazartesi - 15:44
MUSKİ, Muğla’daki tüm hatları tarıyor
MUSKİ ekipleri kayıp kaçakla mücadele kapsamında büyük önem taşıyan akustik dinleme sistemi ile içme suyu hatlarındaki arızaları daha hızlı ve noktasal olarak tespit ediyor. Ekipler bu sistemle 2025 yılının 8 aylık sürecinde 1257 kilometre hat taraması gerçekleştirirken 1289 tespiti yaptı. Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon idaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü ekipleri İl genelinde vatandaşlara kesintisiz su sağlamak için yürüttüğü çalışmalarına ara vermeden devam ediyor. Envanterde bulunan son teknoloji cihazlarla arıza tespit çalışmalarını sürdüren ekipler böylelikle hem arızaları hızlıca buluyor hem de noktasal tespit yapıyor. Yerin 7 metre altındaki arızalar tespit edilebiliyor MUSKİ Genel Müdürlüğü İçme Suyu Dairesinde görevli 11 kişilik bir ekip tüm Muğla’nın içme suyu hatlarını dinliyor. Ekipler yerin 7 metre altındaki boru hattında bulunan su arızasını tespit edebilme özelliğine sahip ‘Akustik Dinleme Cihazı’ ile abone hattı ve ana hat üzerindeki borulardaki suyun sesini dinleyerek arıza tespiti yapıyor. Cihaz ile borudan geçen suyun sesini dinleyen ekipler hat üzerinde meydana gelen patlaklar nedeniyle ortaya çıkan olağan dışı ses ile arızayı buluyor. Bin 289 arızanın tespiti yapıldı 2025 yılında 1257 kilometre gibi çok büyük bir alanda tarama gerçekleştiren ekipler buldukları arızaları tamir ekibine bildiriyor. Bu şekilde patlakların tamir edilmesi sağlanıyor. Bu yıl 8 aylık süreçte hat taraması sonucunda 1289 arızanın tespiti yapılırken ciddi oranda su kaybının önüne geçildi. Bunun yanı sıra depolara giren ve çıkan su miktarları sürekli kontrol edilerek arıza tespitleri de sürüyor. Bu kapsamda ekipler yine bu yıl 1852 debi ölçümü yaparak suyu gözetim altında tutmaya devam ediyor.
22 Eylül 2025 Pazartesi - 15:41
Bakan Yumaklı: "Sektörümüze yönelik bu dezenformasyonlar bizlerin moralini bozmuyor"
Sivas’ta katıldığı bir toplantıda konuşan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, sektöre yönelik dezenformasyonlara tepki gösterdi. Bakan Yumaklı, "Maalesef ki emeğe hiçbir saygısı olmayan, bu konularla ilgili düşünmek için 10 dakikasını bile ayırmayanlar her zaman olduğu gibi yapılanı ve gelişmeleri görmemekte ısrar ediyorlar. Onların işi olarak gördüğü dezenformasyonu da yanında getiriyor, bundan da vazgeçmiyorlar" dedi. Bir dizi programa katılmak üzere Sivas’a giden Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Sivas Tarım ve Orman Müdürlüğü’nü ziyaret etti. İl Tarım ve Orman Müdürü Salih İnan’ı makamında ziyaret eden Bakan Yumaklı, yürütülen çalışmalar ile ilgili bilgiler aldı. Ziyaretin ardından Sektör Paydaşları Toplantısı’na katılan Bakan İbrahim Yumaklı, sektör temsilcileri ile bir araya geldi. "Ssılsız iddialar, yapılan birçok iyi çalışmayı da gölgede bırakıyor" Toplantıda konuşan Bakan İbrahim Yumaklı, tarım, orman ve su sektörünün stratejik konumuna dikkat çekerek, "Bu dönemde küresel ısınma ve iklim değişikliği, sektörü etkileyen en önemli risk faktörleri arasında yer alıyor. Bizim ülkemizde de benzer şeyleri yaşamaya devam ediyoruz. Dün ve bir önceki gün Doğu Karadeniz Bölgesi’nde 4 ilimizde çok şiddetli bir taşkın oldu. Aynı anda Antalya ve Muğla’da orman yangınları vardı. Geçtiğimiz nisan ayında zirai don vardı. Dönem içerisinde bazı illerimizi etkileyen kuraklıkla karşılaştık. Ülkemizin dört bir tarafında üreticilerimizle tarım, gıda, orman ve su alanındaki çalışmalarımıza devam ederken aynı zamanda bu tür riskleri de yönetmek durumunda kaldık. Maalesef ki emeğe hiçbir saygısı olmayan, bu konularla ilgili düşünmek için 10 dakikasını bile ayırmayanlar her zaman olduğu gibi yapılanı ve gelişmeleri görmemekte ısrar ediyorlar. Onların işi olarak gördüğü dezenformasyonu da yanında getiriyor, bundan da vazgeçmiyorlar. Allah’a şükür sektörümüze yönelik bu dezenformasyonlar bizlerin moralini bozmuyor. Her zaman bunu yaptılar. Ben buradaki ana temelin maalesef ki onların üretken tarım kesimini çok daha dikkate değer bulmadıkları için bunu yaptıklarını ve istedikleri gibi manipüle edecekleri için yaptıklarını düşünüyorum. Eğer emeğe saygı olsaydı bunları dezenformasyon şeklinde değil gerçekten herkese şifa olacak fikir ve düşünce seviyesinde tutabilirlerdi. Çiftçimizin alın teri ile yetiştirmiş olduğu ürünlere karşı yayılan yanlış bilgiler, hem onların emeklerini değersizleştiriyor hem de tüketicilerin kafasını karıştırıyor. Özellikle dijital platformlarda hızla yayılan bu asılsız iddialar, aslında yapılan birçok iyi çalışmayı da gölgede bırakıyor" ifadelerine yer verdi. "Yatırımlara ekstra teşvik ve destekler veriyoruz" Sektöre yönelik çalışmalardan bahsede Bakan Yumaklı, "Tarımsal üretimde suyu merkeze alan politikalar geliştiriyoruz. Bu kapsamda tarımsal üretim planlamasını devreye aldık. Artık hangi ürünü, nerede üreteceğiz, bunun planlamasını önceden yapıyoruz. Hayvansal üretimde de yeni bir yol haritasını geçen sene çizmiş ve bu kapsamda çalışmalara başlamıştık. Özellikle anaç hayvan sayımızı artırmak, aile işletmelerimizi güçlendirmek, kadın ve gençlerimizin hayvancılıkta daha fazla yer almasını sağlamak en önemli hedeflerimiz arasında. Üretim planlaması kapsamında; süt, besi, küçükbaş ve kanatlı üretim bölgeleri oluşturduk. Doğru yatırımın doğru yerde yapılmasını gerçekleştirmek de yine hedeflerimizden biriydi. Bunun için hayvancılıkta planlama kapsamına giren illerde yapılacak yatırımlara ekstra teşvik ve destekler veriyoruz. Doğru yatırımın doğru yerde yapılmasını gerçekleştirmek de yine hedeflerimizden biriydi. Bunun için hayvancılıkta planlama kapsamına giren illerde yapılacak yatırımlara ekstra teşvik ve destekler veriyoruz. Sivas da hem küçükbaş hem de besi üretim bölgesi olarak, bu avantajını inşallah önümüzdeki dönemde en iyi şekilde değerlendirecektir. Ayrıca Yeni Tarımsal Destekleme modelimiz ile tarımsal desteklerin yönlendirici etkisini daha da artırdık" dedi.
22 Eylül 2025 Pazartesi - 15:34
Yalova’da Dereköy elması üreticisinin yüzünü güldürdü
Yalova’da elma üretimi yapılan son köylerden olan Dereköy’de bu yıl hem kalite hem fiyat çiftçinin yüzünü güldürdü. Muhtar Hidayet Köken, göletler sayesinde kuraklıktan etkilenmediklerini, verimin arttığını ve Dereköy elmasının pazarlarda marka değerini koruduğunu söyledi. Bir zamanlar elma denilince akla gelen ilk yerlerden olan Yalova’da, yıllar geçtikçe üreticiler farklı ürünler yetiştirmeye başlamış ve elma üretimi azalmıştı. Kentteki son elma üretimi yapılan köylerden olan Dereköy’de bu yıl elma verimi ve kalitesi beklenenin çok üzerinde gerçekleşti. Dereköy Muhtarı Hidayet Köken, göletlerin devreye girmesiyle sulama imkanlarının artmasının üretimi ve kaliteyi doğrudan etkilediğini söyledi. Muhtar Köken yaptığı açıklamada, "Göletlerin faydası çok fazla oldu. Bu yıl olan kuraklıktan göletler sayesinde hiç etkilenmedik" diye konuştu. Çiftçinin yüzü güldü Geçen yıla kıyasla fiyatların çiftçinin yüzünü güldürdüğünü belirten Muhtar Köken, "Geçen yıl elmayı 12,5 TL’ye verdik, dalından. Bu yıl 45 TL’ye verildi. Elma şu an 40-50 TL arasında değişiyor. Bu yılki fiyatlar geçen yılki fiyatlardan yüksek. Bu yıl memnunuz. Çiftçi bütün meyvelerden çok para kazandı bu yıl" dedi. Dereköy’de yapılan sulama göletlerinin çiftçilere büyük katkı sağladığını vurgulayan Köken, göletlerin büyük yatırımlar sonucu kurulduğunu söyledi. Sulama imkanının düzenli olması nedeniyle ağaçların büyüdüğünü, verimin arttığını ve yeni çeşit bahçelerinin kurulabildiğini ifade eden Muhtar Köken, "Bölgeye bir gölet daha yapılırsa elma rekoltesi 2 bin tonlara kadar çıkabilir. Dereköy Yalova’daki elma üretim geleneğini ayakta tutan yerlerden biri. Elma bakmak zor, artık herkes elma bakmıyor ama Dereköy hala bu değerini koruyor. Yalova’da elma yapacak son köylerden biri Dereköy’dür. Yalova’da sadece Dereköy kaldı. Dereköy elmaları İstanbul pazarlarında ve Yalova pazarlarında Dereköy elması adıyla satılıyor. Dereköy elmada bir markadır" diye konuştu. Pazarlamada sıkıntı yaşanmadı Dereköy’de yetiştirilen başlıca elma çeşitleri arasında Golden, Starking, M106 ve M9’un yer aldığını dile getiren Muhtar Köken, pazarlama açısından bu sezon sorun yaşanmadığını sözlerine ekleyerek, "Türkiye genelinde elma popülasyonu azalmaya başladı. Genç neslin elma yetiştiriciliğine yönelmemesi nedeniyle üretici sayısı düşüyor. Elma bakmak çok zor. Zor olduğu için yeni nesil yönelmiyor. Yönelmediği için de popülasyon azalmaya başladı. Artık bu iş bizde kaldı. Dereköy bu konuda namını hala yürütüyor" dedi.
22 Eylül 2025 Pazartesi - 15:34
Yalova’da Dereköy elması üreticisinin yüzünü güldürdü
Yalova’da elma üretimi yapılan son köylerden olan Dereköy’de yıl hem kalite hem fiyat çiftçinin yüzünü güldürdü. Muhtar Hidayet Köken, göletler sayesinde kuraklıktan etkilenmediklerini, verimin arttığını ve Dereköy elmasının pazarlarda marka değerini koruduğunu söyledi. Bir zamanlar elma denilince akla gelen ilk yerlerden olan Yalova’da, yıllar geçtikçe üreticiler farklı ürünler yetiştirmeye başladı. Böylece Yalova’da elma üretimi azalmıştı. Kentteki son elma üretimi yapılan köylerinden olan Dereköy’de bu yıl elma verimi ve kalitesi beklenenin çok üzerinde gerçekleşti. Dereköy Muhtarı Hidayet Köken, göletlerin devreye girmesiyle sulama imkanlarının artmasının üretimi ve kaliteyi doğrudan etkilediğini söyledi. Muhtar Köken, yaptığı açıklamada, "Göletlerin faydası çok fazla oldu. Bu yıl olan kuraklıktan göletler sayesinde hiç etkilenmedik" diye konuştu. Çiftçinin yüzü güldü Geçen yıla kıyasla fiyatların çiftçinin yüzünü güldürdüğünü belirten Muhtar Köken, "Geçen yıl elmayı 12,5 TL’ye verdik, dalından. Bu yıl 45 TL’ye verildi. Elma şu an 40-50 TL arasında değişiyor. Bu yıl ki fiyatlar geçen yıl ki fiyatlardan yüksek. Bu yıl memnunuz. Çiftçi bütün meyvelerden çok para kazandı bu yıl" dedi. Dereköy’de yapılan sulama göletlerinin çiftçilere büyük katkı sağladığını vurgulayan Köken, göletlerin büyük yatırımlar sonucu kurulduğunu söyledi. Sulama imkanının düzenli olması nedeniyle ağaçların büyüdüğünü, verimin arttığını ve yeni çeşit bahçelerinin kurulabildiğini ifade eden Muhtar Köken, "Bölgeye bir gölet daha yapılırsa elma rekoltesi 2 bin tonlara kadar çıkabilir. Dereköy Yalova’daki elma üretim geleneğini ayakta tutan yerlerden biri. Elma bakmak zor, artık herkes elma bakmıyor ama Dereköy hala bu değerini koruyor. Yalova’da elma yapacak son köylerden biri Dereköy’dür. Yalova’da sadece Dereköy kaldı. Dereköy elmaları İstanbul pazarlarında ve Yalova pazarlarında Dereköy elması adıyla satılıyor. Dereköy elmada bir markadır" diye konuştu. Pazarlamada sıkıntı yaşanmadı Dereköy’de yetiştirilen başlıca elma çeşitleri arasında Golden, Starking, M106 ve M9 yer aldığını dile getiren Muhtar Köken, pazarlama açısından bu sezon sorun yaşanmadığını sözlerine ekleyerek, "Türkiye genelinde elma popülasyonu azalmaya başladı. Genç neslin elma yetiştiriciliğine yönelmemesi nedeniyle üretici sayısı düşüyor. Elma bakmak çok zor. Zor olduğu için yeni nesil yönelmiyor. Yönelmediği için de popülasyon azalmaya başladı. Artık bu iş bizde kaldı. Dereköy bu konuda namını hala yürütüyor" dedi.
22 Eylül 2025 Pazartesi - 14:42
Milletvekili Ün; "Rant uğruna bağların arasına kum ocağı açılmasına müsaade etmeyeceğiz"
2 yılda elde edeceği rantı için bizim yüzyıllar boyu ekip biteceğimiz bereketli üzüm bağlarımız yok olup gidecek" dedi. Buldan Ovasının bölgede üzüm üretiminin önemli merkezlerinden birisi olduğunu belirten Milletvekili Sema Silkin Ün, "Bugün burada üzüm üreticilerinin sorunlarını konuşmamız gerekirken, bölge yıllardır ekilmeyen ve altında bir kum rezervi bulunan arazinin kum ocağı yapılması için başvuru yapıldığını öğrendik. Burası için tarıma elverişli ve tarım dışında başka bir amaçla kullanılamayacağına dair bir rapor bulunmasına rağmen, bakanlıktan tam bunun aksine rapor geldiğine dair belgeler elimizde mevcut. Bu tarla kum ocağı olarak kullanılmaya başlandığında, bir takım riskleri de beraberinde getirecek. Bunlardan birincisi toprağın kayması yani bölgedeki tarların kayması olacak. İkincisi ise her ne kadar önlem alınırsa alınsın rüzgarla birlikte dağılacak tozlar, 2-3 kilometre yarı çaplı bir alanda üzümlere zarar verecek. Bu durum hem hastalığa neden olacak hem de bu bağlar işlevini yitirmiş olacak. Buldan gibi bir üzüm üretim merkezi maalesef zamanla elimizden alınmış olacak" diye konuştu. "Rantta değil, üreticiye sahip çıkmalıyız" Mevcut ekonomik şartlar nedeniyle üreticilerin zaten emeğinin karşılığını alamadığını savunan Milletvekili Ün, "Bu yüzden genç nesil artık tarımla uğraşmak istemiyor. Bunun üzerine sanayileşmeyle birlikte bir de toprağın rant değeri başladığında, insanlar tarımdan para kazanamadıkları için bir şekilde topraklarını üretimden çekerek bu ranttan istifade etmeye çalışacak. Bu yanlışlara göz yumulmaya devam edilmesi halinde gelecek nesillere bırakabileceğimiz bereketli bir buldan ovamız olmayacak. Birkaç kişinin 1-2 yılda elde edeceği rantı için bizim yüzyıllar boyu ekip biteceğimiz bereketli üzüm bağlarımız yok olup gidecek. Verimli arazilerde bir kum ocağı açılması asla kabul edilebilir bir durum değil. Bunun engellenmesi için Meclis’te konunun takipçisi olacağım" "Üretimin karşılığı bu olmamalıydı" Yetkilileri göreve davet eden Doğanköy Mahalle Muhtarı Ahmet Boynikar ise "Tarım arazilerinin arasında yapılacak bir kum ocağına bir üreticiler kesinlikle karşıyız. Tarımı bitirecek, çocuklarımızın geleceğiyle oynayan bu projeyi istemiyoruz. Bize ekip biçin, üretin diyorlar ama ektiğimiz arazileri de yok etmeye çalışıyorlar. Pandemide kimse evinden çıkamazken, biz üreticiler çalışıp üretim milletin ihtiyacını karşıladık. Şimdi bunun karşılığı tarım bölgesine bir kum ocağı için ruhsat vermek olmamalıydı" ifadelerini kullandı.
22 Eylül 2025 Pazartesi - 14:21
Ecomondo 2025 için geri sayım başladı
Italian Exhibition Group (IEG) tarafından düzenlenecek Avrupa ve Akdeniz havzasının önde gelen yeşil ekonomi etkinliği Ecomondo için geri sayım başladı. 4-7 Kasım 2025 tarihleri arasında, Italian Exhibition Group (IEG) tarafından düzenlenecek Avrupa ve Akdeniz havzasının önde gelen yeşil ekonomi etkinliği Ecomondo 2025, İtalya’nın Rimini Fuar Merkezi’nde döngüsel, yeşil ve mavi ekonomilere odaklanacak. IEG CEO’su Corrado Peraboni, "166 bin metrekareyi aşan sergi alanıyla, 100’den fazla yüksek profilli etkinlikten oluşan programıyla bu etkinlik şirketler, kurumlar ve akademik dünya için uluslararası tartışma ve karşılaştırma platformu olarak rolünü bir kez daha teyit ediyor" dedi. IEG Başkanı Maurizio Ermeti ise "Programın en merakla beklenen etkinliklerinden biri ve çevre politikalarına ilişkin stratejik tartışmaların ana noktası, Çevre Bakanlığı ve Yeşil Ekonomi Ulusal Konseyi ile iş birliği içinde düzenlenen Yeşil Ekonomi Genel Kuruludur" dedi. IEG Yeşil ve Teknoloji Bölümü Başkanı Alessandra Astolfi de "Etkinlik, toprak restorasyon sektörü de dahil olmak üzere sürdürülebilirliğin her alanı için önem taşıyan konuları ele alacak" dedi.
22 Eylül 2025 Pazartesi - 14:15
Aydın’ın tescilli ürünü enginarın kaymağını başkaları yiyor
Türkiye’nin en fazla ve en kaliteli enginarının üretildiği Aydın’da üretici kestanede olduğu gibi enginarın da sahip çıkılamaması ve işlenememesinden dertli. Yaklaşık 5 bin dönüm alanda üretilen Aydı enginarı Aydınlı üreticiden tanesi 8-10 TL’ye alınırken, başta Bursa olmak üzere diğer illerde işenip kavanoza alınan enginarın adedi 40 TL ile 60 TL arasında tüketiciye sunuluyor. Enginar üretiminin en yoğun olduğu Efeler Gölhisar Mahalle Muhtarı Mehmet Karagöz, Aydın enginarının kestanenin düştüğü duruma düşmemesi için bir an önce enginarda sanayileşmeye gidilmesi gerektiğini belirtti. Aydın’ın Efeler ilçesine bağlı Gölhisar Mahallesi’nde üretimi her geçen gün artan coğrafi işaret tescilli ürün enginarın gerektiği şekilde değerlendirilememesinin sıkıntısı yaşanıyor. Uğraşı neredeyse 12 ay süren enginarın en kalitelisini ürettiklerini ancak bu işin kaymağını üretimde söz sahibi olan Aydın’ın değil başka illerin yediğini belirten Gölhisar Mahalle Muhtarı Mehmet Karagöz, sanayileşmenin içinde yer almak istediklerini belirterek, "Büyük emeklerle yetiştirip 8-10 liraya sattığımız enginar, kavanozların içine koyularak 40-60 liradan satılıyor. Bir an önce ilimizde bu konuda sanayileşme istiyoruz. Maalesef enginarı biz üretiyoruz, kaymağını başkaları yiyor" diyerek Aydın’ın kestanede düştüğü durumu enginarda düşmemesi gerektiğini belirtti. Bu ürün madem sanayileştiyse ’Biz bunu niye kendimiz şişelemeyelim, kendimiz paketlemeyelim, kendimiz etiketimizi vurup kendi milli ürünümüzü kendi milli ismimizle birlikte pazarlara sürmeyelim?’ şeklinde düşünüyoruz." ifadelerini kullandı. Enginarın üretim süreciyle ilgili bilgiler veren Karagöz, Gölhisar’da enginarın işçiliğinin ağustos ayında başladığını, şubat ayına kadar devam ettiğini belirterek, "Gölhisar Mahallesi’nde 4 bin 500 dönüm civarında enginar üretimi var. Bunun bin 500 dönümü sakız cinsi enginar, bin 500 dönümü Kıbrıs türü enginar, bin 500 dönüme yakını da Bayrampaşa mor enginar türü. Sadece köyümüzde 137 aile ekmeğini enginar üretiminden kazanıyor. Coğrafi İşaret Tesciline sahip bu ürünümüz, Aydın’dan kamyonlarla toptan adedi 8-10 TL’ye başta İzmir, Bursa ve Balıkesir olmak üzere değişik illere satılıyor. Ürünümüzün talep görmesinden memnunuz ama sanayileşmemiz şart oldu" diye konuştu. Aydın’da da bu yönde mutlaka adım atılması gerektiğini vurgulayan Karagöz, yetkililerden bu yönde destek beklediklerini söyledi.
22 Eylül 2025 Pazartesi - 14:07
DTO Başkanı Erdoğan, Londra’da temaslarda bulundu
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Gümrük ve Turizm İşletmeleri Ticaret AŞ’nin (GTİ) Yönetim Kurulu Üyesi olan Denizli Ticaret Odası (DTO) Başkanı Uğur Erdoğan, TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu ile Londra’da bir dizi resmi temasta bulundu. Aynı zamanda TOBB Genel İdare Kurulu ve Ticaret Odaları Konseyi Üyesi olan DTO Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Erdoğan, TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu ile İngiltere’de önemli toplantılara katıldı. Toplantılarda 57 İslam ülkesi ile farklı coğrafyalardaki sınır gümrük kapılarının modernizasyonunu yapmayı ele aldılar ve bu ülkelerde lojistik merkezleri inşa etmeye yönelik planlamayı görüştü. Londra’daki resmi temaslarıyla ilgili açıklamada bulunan Başkan Erdoğan, "TOBB ile 137 oda ve borsamızın ortaklığındaki, yap-işlet-devret modeli ile kara sınır kapılarımızı modernize eden Yönetim Kurulu Üyesi olduğumuz Gümrük ve Turizm İşletmeleri Ticaret AŞ’nin iş tecrübesini yurt dışına da taşımak istiyoruz. Bu kapsamda; TOBB ile İslam Ticaret ve Kalkınma Odası ve GTİ ortaklığında kurulan Border Management & Consulting (BMC), 57 İslam ülkesi ile farklı coğrafyalardaki sınır gümrük kapılarının modernizasyonunu yapmayı ve lojistik merkezleri inşa etmeyi planlıyor. Ortak Yönetim kurulu toplantımızı, İngiltere’de gerçekleştirdik ve sürece dair yol haritamızı çizdik. Hayırlı ve uğurlu olsun. Ayrıca Londra’da kurulan Muslim Business Forum (MBF) Başkanı Sir Iqbal Sacranie OBE ve İcra Kurulu üyeleri ile bir araya geldik. Toplantımıza Türkiye Cumhuriyeti Londra Büyükelçisi Osman Koray Ertaş, BMC Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Yusuf Khalawi, GTİ Yönetim Kurulu Başkanımız Arif Parmaksız ile GTİ Yönetim Kurulu Üyeleri olarak bizler de katıldık. Toplantımızda aldığımız kararların hayırlara vesile olmasını temenni ediyoruz" dedi.
22 Eylül 2025 Pazartesi - 13:58
Türkiye’nin Mühendis Kızları’nda yeni dönem başvuruları başladı
Kadınların mühendislik alanında eşit koşullarda yer almasını sağlamak ve nitelikli kadın istihdamını artırmak amacıyla 10 yıldır sürdürülen Türkiye’nin Mühendis Kızları (TMK) projesinde yeni dönem başvuruları başladı. Limak Vakfı ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı iş birliği ile yürütülen projeye bu yıl 17 Eylül-8 Ekim 2025 tarihleri arasında başvuru yapılabilecek. Proje, URAP 2024-2025 Dünya Alan Sıralaması’nda mühendislik alanında Türkiye’den listeye girmiş mühendislik fakültelerinde lisans eğitimi alan veya alacak olan tüm kadın mühendis adaylarını kapsıyor. Kadın temsilinin kısıtlı olduğu STEM (Bilim, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik) alanlarında kadın istihdamını desteklemek amacıyla 10 yıldır yürütülen ve ülke sınırlarını aşarak küresel bir sosyal etki hareketine dönüşen Türkiye’nin Mühendis Kızları projesinde yeni dönem başvuruları başladı. Limak Vakfı, URAP 2024 - 2025 Dünya Alan Sıralaması Araştırması’na göre Türkiye’de mühendislik alanında listelenen fakültelerde eğitim gören kadın lisans öğrencilerini Türkiye’nin Mühendis Kızları programına davet ediyor. Program; bilgisayar, çevre, elektrik-elektronik, inşaat, endüstri, kimya ve makine mühendisliği bölümlerinin 1., 2. ve 3. sınıfında öğrenim gören veya görecek adayları kapsıyor. Daha fazla kadın mühendisin iş hayatına katılmasına yönelik bir model ile kapsayıcı ve sürdürülebilir büyümeye katkıda bulunmak amacıyla 2015 yılında hayata geçirilen projeden bugüne kadar 37 ildeki 68 üniversitede 1.500’den fazla öğrenci faydalandı. Kapsayıcı bir sosyal fayda modeli oluşturan TMK projesi, burs imkânı ile birlikte mühendislik fakültesindeki eğitim boyunca kişisel ve mesleki gelişime katkıda bulunacak sertifika programı, online İngilizce dil eğitimi, mentörlük ve koçluk desteği, staj ve istihdam imkânı gibi fırsatlar sunuyor. Mühendislikte fırsat eşitliği sağlanması hedefiyle etki alanını her geçen gün genişleten program ile bugüne kadar 1.546 öğrenciye öğrenim bursu, TMK mezunu 281 öğrenciye farklı sektörlerdeki şirketlerde istihdam imkânı, 135 öğrenciye de staj desteği sağlandı. Ülke sınırlarını aşarak uluslararası bir boyut kazanan Türkiye’nin Mühendis Kızları projesi, Global Engineer Girls ismiyle Kosova, Kuzey Makedonya, Suudi Arabistan, İspanya, Mozambik ve Fildişi Sahili dahil olmak üzere toplam yedi ülkede geleceğin kadın mühendislerine ilham olmaya devam ediyor. Proje ile ilgili detaylı bilgiye ve başvuru koşullarına turkiyeninmuhendiskizlari.com internet sitesi üzerinden ulaşılabiliyor.
22 Eylül 2025 Pazartesi - 13:56
Van’da "Gurme ve Gastronomi Fuarı" kapılarını açmaya hazırlanıyor
Van Ticaret ve Sanayi Odası (Van TSO) tarafından bu yıl 3’üncüsü düzenlenecek olan "Van Gurme ve Gastronomi Fuarı"nın lansmanı gerçekleştirildi. Organize Sanayi Bölgesi Expo Fuar ve Kongre Merkezi’nde 25-28 Eylül tarihlerinde kapılarını açacak olan fuarın tanıtımı, Van TSO ev sahipliğinde düzenlenen basın toplantısıyla yapıldı. Toplantıda, fuarın bu yıl Türkiye’nin farklı illerinden çok sayıda ünlü şef, gurme ve yemek yazarının katılımıyla gerçekleşeceği vurgulandı. Etkinliğin Van’ın zengin mutfak kültürünü ve tescilli ürünlerini tanıtarak kenti gastronomi turizmi açısından bir çekim merkezi haline getirmesinin hedeflendiği bildirildi. Toplantıda konuşan Van TSO Yönetim Kurulu Başkanı Necdet Takva, gastronomi ve gurme faaliyetlerinin turizm açısından önemli bir destinasyon haline geldiğini belirtti. Bu kapsamda bu yıl da "81 İl 81 Lezzet" mottosuyla, 25-28 Eylül tarihleri arasında Van Gurme ve Gastronomi Fuarı’nı düzenleyeceklerini ifade eden Yönetim Kurulu Başkanı Takva, "1990’lı yıllardan itibaren dünyanın önde gelen turizm gurmeleri ve gastronomi profesyonelleri, yeme-içme sektörünün, hatta yemek biliminin insanların vazgeçilmez arayışlarından biri olduğunu vurgulamış; bu bakış açısıyla bazı ülkeler gastronomiyi bir turizm destinasyonu haline getirmeyi başarmıştır. Bugün Güney Amerika’daki bazı ülkeler, İskandinavya ve özellikle Hollanda bu konuda oldukça başarılı örnekler sunmaktadır. Son 10 yılda ise ülkemizde birçok şehir, bu potansiyeli fark ederek rekabetçiliklerini artırmak amacıyla önemli yatırımlar yapmaya başlamıştır. Bizim de derin tarihimizden gelen zenginliğimizi, özellikle mutfak alanında henüz gün yüzüne çıkmamış değerlerimizi tanıtmak, bu küresel gastronomi liginde yerimizi almak ve ilimizin, bölgemizin turizmden hak ettiği payı almasını sağlamak temel amacımızdır" dedi. "Bu fuarı sıradan yöresel etkinliklerden ayrı değerlendirin" Fuarın 3 gün boyunca Türkiye’nin dört bir yanından firmaları bir araya getirip bir eğlence ortamı oluşturmayı hedefleyen bir etkinlik olmayacağını dile getiren Takva, "Aksine, çok daha stratejik bir yaklaşımla tasarlanmış, önemli bir girişimdir. Lütfen Van Gurme ve Gastronomi Fuarı’nı sıradan yöresel etkinliklerden ayrı değerlendirin. Malumunuz, birçok ilde gastronomi temalı organizasyonlar artık bir modaya dönüşmüş durumda. Bizim gayemiz; başta tescilli ürünlerimiz olmak üzere binlerce yıllık mutfak kültürümüzü dünyaya tanıtmak, şehrimizi bir çekim merkezi haline getirmektir. Bu nedenle etkinliğimize ’Gastronomi ve Gurme Fuarı’ adını veriyoruz. Zira gastronomi yemek bilimi, gurme ise bu lezzetleri tadan ve değerlendiren uzmanlardır" diye konuştu. Bu yıl düzenlenecek olan fuarda farklı bir heyecan yaşadıklarını ifade eden Takva, sözlerini şöyle sürdürdü: "Üçüncüsünü gerçekleştireceğimiz bu organizasyona Türkiye’nin dört bir yanından, ulusal ve uluslararası başarılarıyla kendini kanıtlamış şefler, gurmeler ve yemek yazarları yoğun ilgi göstermiştir. Hatta davet etmek istediğimiz isimlerden çok daha fazlası katılım talebinde bulunmuştur. Ancak bilindiği üzere bu tür etkinlikler ciddi bütçe gerektirmektedir. Umuyorum ki önümüzdeki yıllarda destekçi firmalarımız ve kurumlarımız bu önemli organizasyonu daha güçlü sahiplenir. Böylece arzu eden tüm şefleri, gurmeleri ve yemek yazarlarını Van’da ağırlamanın gururunu hep birlikte yaşarız." Van TSO Başkan Yardımcıları Fevzi Çeliktaş ve Serdar Balandi ile Sayman Üye Burak Gültepe’nin de birer konuşma yaptığı toplantı, soru-cevap bölümüyle son buldu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder