EKONOMİ - 22 Eylül 2025 Pazartesi 13:56

Van’da "Gurme ve Gastronomi Fuarı" kapılarını açmaya hazırlanıyor

A
A
A
Van’da "Gurme ve Gastronomi Fuarı" kapılarını açmaya hazırlanıyor

Van Ticaret ve Sanayi Odası (Van TSO) tarafından bu yıl 3’üncüsü düzenlenecek olan "Van Gurme ve Gastronomi Fuarı"nın lansmanı gerçekleştirildi.


Organize Sanayi Bölgesi Expo Fuar ve Kongre Merkezi’nde 25-28 Eylül tarihlerinde kapılarını açacak olan fuarın tanıtımı, Van TSO ev sahipliğinde düzenlenen basın toplantısıyla yapıldı. Toplantıda, fuarın bu yıl Türkiye’nin farklı illerinden çok sayıda ünlü şef, gurme ve yemek yazarının katılımıyla gerçekleşeceği vurgulandı. Etkinliğin Van’ın zengin mutfak kültürünü ve tescilli ürünlerini tanıtarak kenti gastronomi turizmi açısından bir çekim merkezi haline getirmesinin hedeflendiği bildirildi.


Toplantıda konuşan Van TSO Yönetim Kurulu Başkanı Necdet Takva, gastronomi ve gurme faaliyetlerinin turizm açısından önemli bir destinasyon haline geldiğini belirtti. Bu kapsamda bu yıl da "81 İl 81 Lezzet" mottosuyla, 25-28 Eylül tarihleri arasında Van Gurme ve Gastronomi Fuarı’nı düzenleyeceklerini ifade eden Yönetim Kurulu Başkanı Takva, "1990’lı yıllardan itibaren dünyanın önde gelen turizm gurmeleri ve gastronomi profesyonelleri, yeme-içme sektörünün, hatta yemek biliminin insanların vazgeçilmez arayışlarından biri olduğunu vurgulamış; bu bakış açısıyla bazı ülkeler gastronomiyi bir turizm destinasyonu haline getirmeyi başarmıştır. Bugün Güney Amerika’daki bazı ülkeler, İskandinavya ve özellikle Hollanda bu konuda oldukça başarılı örnekler sunmaktadır. Son 10 yılda ise ülkemizde birçok şehir, bu potansiyeli fark ederek rekabetçiliklerini artırmak amacıyla önemli yatırımlar yapmaya başlamıştır. Bizim de derin tarihimizden gelen zenginliğimizi, özellikle mutfak alanında henüz gün yüzüne çıkmamış değerlerimizi tanıtmak, bu küresel gastronomi liginde yerimizi almak ve ilimizin, bölgemizin turizmden hak ettiği payı almasını sağlamak temel amacımızdır" dedi.



"Bu fuarı sıradan yöresel etkinliklerden ayrı değerlendirin"


Fuarın 3 gün boyunca Türkiye’nin dört bir yanından firmaları bir araya getirip bir eğlence ortamı oluşturmayı hedefleyen bir etkinlik olmayacağını dile getiren Takva, "Aksine, çok daha stratejik bir yaklaşımla tasarlanmış, önemli bir girişimdir. Lütfen Van Gurme ve Gastronomi Fuarı’nı sıradan yöresel etkinliklerden ayrı değerlendirin. Malumunuz, birçok ilde gastronomi temalı organizasyonlar artık bir modaya dönüşmüş durumda. Bizim gayemiz; başta tescilli ürünlerimiz olmak üzere binlerce yıllık mutfak kültürümüzü dünyaya tanıtmak, şehrimizi bir çekim merkezi haline getirmektir. Bu nedenle etkinliğimize ’Gastronomi ve Gurme Fuarı’ adını veriyoruz. Zira gastronomi yemek bilimi, gurme ise bu lezzetleri tadan ve değerlendiren uzmanlardır" diye konuştu.


Bu yıl düzenlenecek olan fuarda farklı bir heyecan yaşadıklarını ifade eden Takva, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Üçüncüsünü gerçekleştireceğimiz bu organizasyona Türkiye’nin dört bir yanından, ulusal ve uluslararası başarılarıyla kendini kanıtlamış şefler, gurmeler ve yemek yazarları yoğun ilgi göstermiştir. Hatta davet etmek istediğimiz isimlerden çok daha fazlası katılım talebinde bulunmuştur. Ancak bilindiği üzere bu tür etkinlikler ciddi bütçe gerektirmektedir. Umuyorum ki önümüzdeki yıllarda destekçi firmalarımız ve kurumlarımız bu önemli organizasyonu daha güçlü sahiplenir. Böylece arzu eden tüm şefleri, gurmeleri ve yemek yazarlarını Van’da ağırlamanın gururunu hep birlikte yaşarız."


Van TSO Başkan Yardımcıları Fevzi Çeliktaş ve Serdar Balandi ile Sayman Üye Burak Gültepe’nin de birer konuşma yaptığı toplantı, soru-cevap bölümüyle son buldu.



Van’da "Gurme ve Gastronomi Fuarı" kapılarını açmaya hazırlanıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Siirt Siirt’te doğa yürüyüşünde milyonlarca yıllık fosiller gün yüzüne çıktı Siirt’te gerçekleştirilen doğa yürüyüşünde milyonlarca yıllık fosiller gün yüzüne çıktı. Siirt Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yılmaz Çekmen ve üniversite yürüyüş ekibi, Bağgöze köyü ve Botan Milli Parkı bölgesinde yaptıkları 15 kilometrelik yürüyüş sırasında dikkat çeken fosil kalıntılarıyla karşılaştı. Bağgöze köyündeki havuzlu çeşme bölgesine ulaşan ekip, köydeki çobanların çevredeki dağlardan topladıkları fosilleri sergileyerek adeta açık hava müzesi oluşturduğunu belirtti. Bölgedeki fosillerin milyonlarca yıl öncesine ait olduğu ifade edilirken, herhangi bir eğitim almadan fosilleri toplayan köylülerin bölgenin doğal tarihine ışık tuttuğu kaydedildi. Konuya ilişkin açıklamada bulunan Çekmen, bölgede 35 milyon, 66 milyon ve hatta 400 milyon yıl öncesine uzanan fosillerin bulunduğunu söyledi. Çekmen, bulunan kalıntılar arasında gastropodlar, ammonitler, deniz kestaneleri, istiridyeler ve farklı deniz canlılarına ait fosillerin yer aldığını ifade etti. Bölgedeki fosil yoğunluğunun, milyonlarca yıl önce burada deniz canlılarının yaşamış olmasından kaynaklandığını belirten Çekmen, yaşanan depremler ve jeolojik hareketler sonucu canlı kalıntılarının kireç ve toprak tabakaları altında fosilleşerek günümüze ulaştığını dile getirdi. Bağgöze ve Botan bölgesinin sahip olduğu fosil çeşitliliğiyle açık hava müzesi niteliğinde olduğunu vurgulayan Yılmaz Çekmen, bölgenin akademik açıdan detaylı şekilde araştırılması gereken önemli alanlardan biri olduğunu söyledi.
Aydın "Adnan Menderes idam edilmeden önce hemşehrilerinin silahlarını topladılar" Aydın’da medya ve darbelerin toplumsal etkilerinin ele alındığı "Medya ve Darbeler" konulu panelde bugüne kadar kaleme alınmayan bazı gerçekler dile getirildi. Panele katılan köylüler Adnan Menderes’in idam edildiği yıl, köylülerin önce tüm silahlarının toplandığını ardından Çine çayından karşıya geçişlerinin bile izin verilmediğini anlattılar. Köyün eski muhtarı Mehmet Demir, "O yıl köylülerimizin tarlaya gidişine bile izin verilmediği için ekilen pamuklar susuzluktan kurumuş" diyerek Aydın halkının baskı altında tutulduğunu belirtirken, köy halkından Lütfi Küçük ise "Ben de adını taşıdığım dedemden dinlerdim. Merhum Başvekil Adnan Menderes’i diam etmeden önce köylülerin evlerine baskın yapıp silah sayılabilecek ne varsa hepsini didik didik arayıp toplamışlar. Hemşehrileri Menderes’e sahip çıkar diye her türlü baskı yapılmış" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Muğla Bölge Müdürlüğü koordinasyonunda Aydın Adnan Menderes Müzesi’nde gerçekleştirilen ‘Medya ve Darbeler’ panelinde 27 Mayıs 1960 darbesinin bilinmeyen yönleri de ele alındı. Panelde, Türkiye’de darbelerin medya üzerindeki etkileri ile medyanın darbeler sürecindeki rolü akademik ve tarihsel boyutlarıyla değerlendirilirken, 27 Mayıs 1960 Darbesi öncesi ve sonrasında Aydın’da yaşanan ve kayıtlara geçmeyen olaylar da dile getirildi. Panelin moderatörlüğünü, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Sinema Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Turan Akkoyun yaptı. Hüsna Yılmaz, Bircan Kayacan ve İrem Delice’nin konuşmacı olarak katıldığı panelde en ilginç konuları ise köyün eski muhtarı Mehmet Demir ile köy sakinlerinden Lütfü Küçük dile getirdi. "Menderes idam edildiği yıl pamukların sulanmasına bile müsaade edilmedi" Panelde, ülkede yaşanan darbeler öncesi, darbe sırasında ve sonrasında medyanın tutumu durumu ve özellikle dış basının dış kaynaklı yazıları ve manşetleri de ele alınırken panel sonunda katılımcıların soruları cevaplandırıldı. 15 Temmuz hain darbe girişiminde demokrasiye sahip çıkan halkın 27 Mayıs 1960 darbesinde aynı refleksi niçin gösteremediğine ilişkin sorular üzerine söz alan köyün eski muhtarı Mehmet Demir ve köy halkından Lütfü Küçük, bu dönemde yaşananların pek çok kişi tarafından bilinmediğini ve o dönemde yazılmadığını belirtti. Menderes’i aslında hemşerilerinin sahip çıktığını ancak o dönem insanların evlerinin dışına çıkmasına bile müsaade edilmediğini belirten Demir ve Küçük, "1960 yılında Çakırbeyli ve çevresindeki pamuk tarlalarındaki pamuklar maalesef sulanmasına bile müsaade edilmediği için kurudu. Bu halkın pamuk tarlasına gitmesine bile askeri cunta müsaade etmedi. Maalesef bazı ortamlarda Menderes’in hemşerileri ‘Menderes’e sahip çıkmadı’ diye suçlanır. O zamanlar iletişim araçları yaygın değil. Demokrasinin durumu belli. Maalesef Menderes idam edilmeden önce ev ev dam dam bu memlekette aranmadık yer kalmamış. Dolma tüfekten tabancaya kadar vatandaşın tüm silahları yatak yorgan arasından alınıp toplanmış. Yetmemiş insanların evlerinden çıkıp tarlasındaki pamuğu sulamasına dahi müsaade etmemişler. O yıl pamuklar bile kurumuş" diyerek 27 Mayıs 1960 darbesinin Aydın’da kayda geçmeyen acı yönlerini dile getirdiler.