EKONOMİ - 22 Eylül 2025 Pazartesi 13:58

Türkiye’nin Mühendis Kızları’nda yeni dönem başvuruları başladı

A
A
A
Türkiye’nin Mühendis Kızları’nda yeni dönem başvuruları başladı

Kadınların mühendislik alanında eşit koşullarda yer almasını sağlamak ve nitelikli kadın istihdamını artırmak amacıyla 10 yıldır sürdürülen Türkiye’nin Mühendis Kızları (TMK) projesinde yeni dönem başvuruları başladı. Limak Vakfı ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı iş birliği ile yürütülen projeye bu yıl 17 Eylül-8 Ekim 2025 tarihleri arasında başvuru yapılabilecek. Proje, URAP 2024-2025 Dünya Alan Sıralaması’nda mühendislik alanında Türkiye’den listeye girmiş mühendislik fakültelerinde lisans eğitimi alan veya alacak olan tüm kadın mühendis adaylarını kapsıyor.



Kadın temsilinin kısıtlı olduğu STEM (Bilim, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik) alanlarında kadın istihdamını desteklemek amacıyla 10 yıldır yürütülen ve ülke sınırlarını aşarak küresel bir sosyal etki hareketine dönüşen Türkiye’nin Mühendis Kızları projesinde yeni dönem başvuruları başladı. Limak Vakfı, URAP 2024 - 2025 Dünya Alan Sıralaması Araştırması’na göre Türkiye’de mühendislik alanında listelenen fakültelerde eğitim gören kadın lisans öğrencilerini Türkiye’nin Mühendis Kızları programına davet ediyor. Program; bilgisayar, çevre, elektrik-elektronik, inşaat, endüstri, kimya ve makine mühendisliği bölümlerinin 1., 2. ve 3. sınıfında öğrenim gören veya görecek adayları kapsıyor.



Daha fazla kadın mühendisin iş hayatına katılmasına yönelik bir model ile kapsayıcı ve sürdürülebilir büyümeye katkıda bulunmak amacıyla 2015 yılında hayata geçirilen projeden bugüne kadar 37 ildeki 68 üniversitede 1.500’den fazla öğrenci faydalandı. Kapsayıcı bir sosyal fayda modeli oluşturan TMK projesi, burs imkânı ile birlikte mühendislik fakültesindeki eğitim boyunca kişisel ve mesleki gelişime katkıda bulunacak sertifika programı, online İngilizce dil eğitimi, mentörlük ve koçluk desteği, staj ve istihdam imkânı gibi fırsatlar sunuyor. Mühendislikte fırsat eşitliği sağlanması hedefiyle etki alanını her geçen gün genişleten program ile bugüne kadar 1.546 öğrenciye öğrenim bursu, TMK mezunu 281 öğrenciye farklı sektörlerdeki şirketlerde istihdam imkânı, 135 öğrenciye de staj desteği sağlandı.



Ülke sınırlarını aşarak uluslararası bir boyut kazanan Türkiye’nin Mühendis Kızları projesi, Global Engineer Girls ismiyle Kosova, Kuzey Makedonya, Suudi Arabistan, İspanya, Mozambik ve Fildişi Sahili dahil olmak üzere toplam yedi ülkede geleceğin kadın mühendislerine ilham olmaya devam ediyor. Proje ile ilgili detaylı bilgiye ve başvuru koşullarına turkiyeninmuhendiskizlari.com internet sitesi üzerinden ulaşılabiliyor.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Siirt Siirt’te doğa yürüyüşünde milyonlarca yıllık fosiller gün yüzüne çıktı Siirt’te gerçekleştirilen doğa yürüyüşünde milyonlarca yıllık fosiller gün yüzüne çıktı. Siirt Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yılmaz Çekmen ve üniversite yürüyüş ekibi, Bağgöze köyü ve Botan Milli Parkı bölgesinde yaptıkları 15 kilometrelik yürüyüş sırasında dikkat çeken fosil kalıntılarıyla karşılaştı. Bağgöze köyündeki havuzlu çeşme bölgesine ulaşan ekip, köydeki çobanların çevredeki dağlardan topladıkları fosilleri sergileyerek adeta açık hava müzesi oluşturduğunu belirtti. Bölgedeki fosillerin milyonlarca yıl öncesine ait olduğu ifade edilirken, herhangi bir eğitim almadan fosilleri toplayan köylülerin bölgenin doğal tarihine ışık tuttuğu kaydedildi. Konuya ilişkin açıklamada bulunan Çekmen, bölgede 35 milyon, 66 milyon ve hatta 400 milyon yıl öncesine uzanan fosillerin bulunduğunu söyledi. Çekmen, bulunan kalıntılar arasında gastropodlar, ammonitler, deniz kestaneleri, istiridyeler ve farklı deniz canlılarına ait fosillerin yer aldığını ifade etti. Bölgedeki fosil yoğunluğunun, milyonlarca yıl önce burada deniz canlılarının yaşamış olmasından kaynaklandığını belirten Çekmen, yaşanan depremler ve jeolojik hareketler sonucu canlı kalıntılarının kireç ve toprak tabakaları altında fosilleşerek günümüze ulaştığını dile getirdi. Bağgöze ve Botan bölgesinin sahip olduğu fosil çeşitliliğiyle açık hava müzesi niteliğinde olduğunu vurgulayan Yılmaz Çekmen, bölgenin akademik açıdan detaylı şekilde araştırılması gereken önemli alanlardan biri olduğunu söyledi.
Aydın "Adnan Menderes idam edilmeden önce hemşehrilerinin silahlarını topladılar" Aydın’da medya ve darbelerin toplumsal etkilerinin ele alındığı "Medya ve Darbeler" konulu panelde bugüne kadar kaleme alınmayan bazı gerçekler dile getirildi. Panele katılan köylüler Adnan Menderes’in idam edildiği yıl, köylülerin önce tüm silahlarının toplandığını ardından Çine çayından karşıya geçişlerinin bile izin verilmediğini anlattılar. Köyün eski muhtarı Mehmet Demir, "O yıl köylülerimizin tarlaya gidişine bile izin verilmediği için ekilen pamuklar susuzluktan kurumuş" diyerek Aydın halkının baskı altında tutulduğunu belirtirken, köy halkından Lütfi Küçük ise "Ben de adını taşıdığım dedemden dinlerdim. Merhum Başvekil Adnan Menderes’i diam etmeden önce köylülerin evlerine baskın yapıp silah sayılabilecek ne varsa hepsini didik didik arayıp toplamışlar. Hemşehrileri Menderes’e sahip çıkar diye her türlü baskı yapılmış" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Muğla Bölge Müdürlüğü koordinasyonunda Aydın Adnan Menderes Müzesi’nde gerçekleştirilen ‘Medya ve Darbeler’ panelinde 27 Mayıs 1960 darbesinin bilinmeyen yönleri de ele alındı. Panelde, Türkiye’de darbelerin medya üzerindeki etkileri ile medyanın darbeler sürecindeki rolü akademik ve tarihsel boyutlarıyla değerlendirilirken, 27 Mayıs 1960 Darbesi öncesi ve sonrasında Aydın’da yaşanan ve kayıtlara geçmeyen olaylar da dile getirildi. Panelin moderatörlüğünü, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Sinema Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Turan Akkoyun yaptı. Hüsna Yılmaz, Bircan Kayacan ve İrem Delice’nin konuşmacı olarak katıldığı panelde en ilginç konuları ise köyün eski muhtarı Mehmet Demir ile köy sakinlerinden Lütfü Küçük dile getirdi. "Menderes idam edildiği yıl pamukların sulanmasına bile müsaade edilmedi" Panelde, ülkede yaşanan darbeler öncesi, darbe sırasında ve sonrasında medyanın tutumu durumu ve özellikle dış basının dış kaynaklı yazıları ve manşetleri de ele alınırken panel sonunda katılımcıların soruları cevaplandırıldı. 15 Temmuz hain darbe girişiminde demokrasiye sahip çıkan halkın 27 Mayıs 1960 darbesinde aynı refleksi niçin gösteremediğine ilişkin sorular üzerine söz alan köyün eski muhtarı Mehmet Demir ve köy halkından Lütfü Küçük, bu dönemde yaşananların pek çok kişi tarafından bilinmediğini ve o dönemde yazılmadığını belirtti. Menderes’i aslında hemşerilerinin sahip çıktığını ancak o dönem insanların evlerinin dışına çıkmasına bile müsaade edilmediğini belirten Demir ve Küçük, "1960 yılında Çakırbeyli ve çevresindeki pamuk tarlalarındaki pamuklar maalesef sulanmasına bile müsaade edilmediği için kurudu. Bu halkın pamuk tarlasına gitmesine bile askeri cunta müsaade etmedi. Maalesef bazı ortamlarda Menderes’in hemşerileri ‘Menderes’e sahip çıkmadı’ diye suçlanır. O zamanlar iletişim araçları yaygın değil. Demokrasinin durumu belli. Maalesef Menderes idam edilmeden önce ev ev dam dam bu memlekette aranmadık yer kalmamış. Dolma tüfekten tabancaya kadar vatandaşın tüm silahları yatak yorgan arasından alınıp toplanmış. Yetmemiş insanların evlerinden çıkıp tarlasındaki pamuğu sulamasına dahi müsaade etmemişler. O yıl pamuklar bile kurumuş" diyerek 27 Mayıs 1960 darbesinin Aydın’da kayda geçmeyen acı yönlerini dile getirdiler.