DÜNYA - 28 Mayıs 2026 Perşembe 09:12 | Son Güncelleme : 28 Mayıs 2026 Perşembe 09:15

İran’dan "kırmızı çizgi" açıklaması: "Geri adım atmayacağız"

A
A
A
İran’dan "kırmızı çizgi" açıklaması: "Geri adım atmayacağız"

İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi, "İran, ABD Başkanı Donald Trump’ın söylemleri nedeniyle uranyum zenginleştirme ve zenginleştirilmiş uranyuma sahip olma hakkı, Hürmüz Boğazı üzerinde hakimiyet ve yaptırımların kaldırılması şeklindeki kırmızı çizgileri konusunda geri adım atmayacaktır" açıklamasında bulundu.

ABD ile İran arasındaki gerginlik ve kalıcı çözüm umutları sürerken, Tahran cephesinden dikkat çeken bir açıklama geldi. İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "İran, ABD Başkanı Donald Trump’ın söylemleri nedeniyle uranyum zenginleştirme ve zenginleştirilmiş uranyuma sahip olma hakkı, Hürmüz Boğazı üzerinde hakimiyet ve yaptırımların kaldırılması şeklindeki kırmızı çizgileri konusunda geri adım atmayacaktır" ifadelerini kullandı. Trump’ın içinde bulunduğu stratejik çıkmazdan kurtulmanın yolunu aradığını vurgulayan Azizi, "Trump’ın, tehditler savurmak ile bir anlaşma çağrısı yapma arasında gidip geldiği açıktır" değerlendirmesinde bulundu.

Trump, İran’ın ABD’nin istediklerini vermeye başladığını öne sürmüştü

ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yürütülen müzakereler ile ilgili yaptığı son açıklamada, "Bence çok iyi gidiyoruz. İran istediğimiz şeyleri bize vermeye başlıyor. Eğer böyle olursa harika, eğer olmazsa bu adam (Savunma Bakanı Hegseth) işi bitirecek" ifadelerini kullanmıştı. İran’ın nükleer silaha sahip olmasına izin vermeyeceklerini yineleyen Trump, Tahran yönetiminin elindeki uranyum stoklarını Rusya ya da Çin’in almasını kabul edip etmeyeceği sorusuna "Hayır, bunu kabul etmezdim. Bu beni rahatlatmazdı" yanıtını vermişti.

Trump, Hürmüz Boğazı’nın herkese açık olacağını söylemişti

Trump, İran’ın Hürmüz Boğazı’nın kontrolünü istediğinin hatırlatılması üzerine, "Hayır, boğaz herkese açık olacak" değerlendirmesinde bulunmuştu. İran’a yönelik yaptırımları hafifletmeyi düşünüp düşünmediği yönündeki soru üzerine Trump, "İran’a yönelik yaptırımların hafifletilmesini ya da onlara para verilmesini konuşmuyoruz. Onlara ait olduğunu iddia ettikleri para kontrolümüzde. O paranın kontrolünü elimizde tutacağız. Doğru davrandıklarında ve doğru olanı yaptıklarında almalarına izin vereceğiz" ifadelerini kullanmıştı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Yaşlı teyzesini evinde darp ederek öldüren şüpheli tutuklandı Bursa’da 23 Mayıs günü gece saatlerinde teyzesini darp ederek öldüren zanlı, cinayet polisinin 3 günlük kamera incelemesi sonrası kıskıvrak yakalandı. Zanlı, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Olay, 23 Mayıs günü saat 03.15 sıralarında merkez Osmangazi ilçesi İstiklal Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, şüpheli E.A. (37), annesi Ç.A. (61) ve kız arkadaşı F.Ş. (46) ile teyzesi C.T. (58)’in evine gitti. Bir süre sonra E.A. ile teyze C.T.’nin arasında henüz bilinmeyen bir sebepten dolayı çıkan tartışma kısa sürede alevlenerek kavgaya döndü. Darp ederek öldürmüş Yaşanan kavga sonrası E.A., teyzesi C.T.’yi darp etti. Yaşlı kadın, darp sonucu olay yerinde hayatını kaybetti. Bunun üzerine E.A., hiçbir şey olmamış gibi evden ayrıldı. Vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri, C.T.’nin olay yerinde hayatını kaybettiğini belirledi. Yaşanan olay sonrası Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro ekipleri düğmeye bastı. Olayın yaşandığı ev ve çevresindeki çok sayıda güvenlik kamera görüntüsünü alarak çemberi daraltan dedektifler, 3 günlük güvenlik kamera görüntüleri izlemesi sonucu şüphelinin E.A. olduğunu tespit etti. Ayrıca, olay anında E.A.’nın yanında annesi Ç.A. ve kız arkadaşı F.Ş.’nin de olduğu tespit edildi. E.A., Ç.A. ve F.Ş., yakalanarak gözaltına alındı. Zanlının kız arkadaşı F.Ş. adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, anne Ç.A. ev hapsi aldı. Zanlı E.A. ise, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Bursa Sürekli iş değiştirmek boşanma sebebi Sık sık iş değiştirmek evlilik birlikteliğine zarar verirken, aile birliğini de derinden etkiliyor. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, iş şartlarını bahane ederek istifa edip sürekli iş değiştiren ve eşine ilgisiz davranan erkeği tam kusurlu bulup genç çifti boşanmasına hükmetti. Bir süredir evin içinde iki yabancıymış gibi yaşayan çiftten genç kadın, Aile Mahkemesi’ne müracaat ederek boşanma davası açtı. Davacı kadın, erkeğin sürekli alkol alarak kendisine hakaret ve küfür ettiğini söyledi. Evin ihtiyaçlarını karşılamadığını, kayınvalidesini suçlayıp çevreye onun hakkında dedikodular yaydığını dile getirdi. Mahkemede ifade veren davacı kadın, kocasının sürekli iş değiştirdiğini öne sürdü. Davalı erkek ise hakkındaki iddiaların doğru olmadığını ve tarafların aynı evde yaşamaya devam ettiklerini belirterek davanın reddine hükmedilmesini talep etti. Mahkeme, kadının talebini yerinde bulup çiftin boşanmasına hükmetti. Davalı erkek de kararı temyiz etti. Devreye giren Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, eşine ilgi göstermemek ve sürekli iş değiştirmenin boşanma sebebi olduğuna dikkat çekti. Erkeğin ağır kusurlu olduğu vurgulanan Yargıtay kararında Aile Mahkemesi’nin hükmünün yerinde olduğuna dikkat çekerek, erkeğin temyiz müracaatının reddine hükmetti. Kararda, "Davalı erkeğin evliliğin fiilen devam ettiği sürece birlik görevlerini ağır şekilde ihmal ettiği, eşine ilgi göstermediği, sürekli alkol kullandığı, düzenli bir şekilde çalışmadığı ve sürekli iş değiştirdiği ortadadır. Taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizliğin mevcut ve sabit olduğu ve davacı kadının davasının kabulüne hükmeden ilk derce mahkemesi kararında isabetsizlik görülmemiştir" denildi.
Bursa Saitabat Şelalesi eski ihtişamlı günlerine döndü Bursa’nın Kestel ilçesine bağlı Derekızık Mahallesi’ne 3 kilometre mesafede, kayalıklar arasında bulunan ve Marmara Bölgesi’nin önemli doğa turizmi destinasyonlarından biri olan Saitabat Şelalesi’nde su seviyesi rekor düzeye ulaştı. Uludağ eteklerindeki bir kanyondan neşet eden ve yaklaşık 5 metre yükseklikten dökülen şelale, geçmiş yaz dönemlerinde kuraklık ve yetersiz yağışlar nedeniyle kuruma noktasına gelerek parmak kalınlığında akmaya başlamıştı. Bu yıl kış ve ilkbahar aylarında zirvede etkili olan yoğun kar yağışı ve ardından gerçekleşen hızlı erimeler, şelalenin su debisini son yıllarda görülmemiş bir seviyeye taşıdı. Tekirdağ’dan gelen bir aile, Uludağ’da kar gördüklerini ve aşağıya inip eriyen kar sularının oluşturduğu şelaleye hayran kaldıklarını dile getirerek, bu güzelliğin korunması gerektiğini söyledi. Saitabat Köyü Kadınları Dayanışma Derneği İdari İşler Sorumlusu Kemal Akçay, gazetecilere yaptığı açıklamada, doğal güzelliğin geri dönmesinin bölge turizmine doping etkisi yaptığını belirtti. Şelalenin son 10 yıldır bu denli güçlü akmadığına dikkati çeken Akçay, mevcut su rezervi sayesinde canlılığın yaz ayları boyunca kesintisiz sürmesini öngördüklerini ifade etti. Akçay, artan su debisiyle beraber İstanbul, Ankara ve Trakya başta olmak üzere çevre illerden gelen ziyaretçi sayısında ciddi bir artış yaşandığını, bu durumun yerel esnafın yüzünü güldürdüğünü aktardı. Doğa yürüyüşü, yöresel köy kahvaltısı, akarsuda yetiştirilen alabalık tesisleri ve atlı safari gibi etkinliklerin sunulduğu şelale çevresini ziyaret eden vatandaşlar ise Uludağ’ın serin havası eşliğinde gürül gürül akan suyun oluşturduğu görsel şölene hayran kaldıklarını dile getirdi.
Ankara Bayramın kokusu çam ormanlarından yükseliyor: Çam kolonyası ve aromalı Türk kahvesine yoğun ilgi Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde bulunan, çam ormanlarından esinlenerek hazırlanan çam kolonyası ve aromalı Türk kahvesi Kurban Bayramı’nda vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Kurban Bayramı’nda termal ve doğal güzellikleriyle öne çıkan Kızılcahamam ilçesinde, yıllardır üretilen çam kolonyası ve aromalı Türk kahveleri vatandaşlardan yoğun ilgi görüyor. Başta Başkent’teki ilçelerin doğasından ilham alınarak hazırlanan çam, havuç, kavun ve üzüm aromalı esanslar ve kahveler, bayram ziyaretlerinde hem geleneksel hem de farklı bir hediye alternatifi olarak tercih ediliyor. Kadın istihdamıyla üretim yapan işletme sahibi Nuray Arslan, niş esanslarla hazırlanan kolonyalar ve özel aromalı kahvelerin yapım sürecini İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine anlattı. "Amacım ilçemize ne katabilirim, ne yapabilirim" Yaklaşık 12 yıldır kolonya firmasını işlettiğini belirten Arslan, "Kadınlarla başladık, kadınlarla devam ediyoruz. Üreten kadının gücüne inanlardanım. Çalışan personelin büyük bir çoğunluğu kadın. Sadece Kızılcahamam değil bizim çalıştığımız yerler. İlçelerle çalışıyorum. Amacım ilçemize ne katabilirim, ne yapabilirim? Nasıl bir fayda sağlayabilirim diye düşünürken kahvelerle çıktığımız yolculukta kolonyalarla bütünleştirdik. Daha sonra Kahramankazan’a çalıştık, kavun kahvesi ile kavun kolonyası. Elmadağ’ın elma kahvesi, elma kolonyası. Kalecik’le çalıştık. Çok büyük bir festivalleri oluyor. Üzümle çalışmamız devam etti. 2 sene öncesinde de Beypazarı’na dedik neden çalışmıyoruz? Beypazarı’nın havucu çok meşhur. Görüştük yetkililerle. Onlar da çok memnun oldular. Beypazarı’nın havuç kahvesi ve havuç kolonyasıyla yolculuğumuz devam ediyor. Çamlıdere ve Kızılcahamam’a da çam kahvesi ve çam kolonyası yapıyoruz" dedi. "Kolonyalarımız bizim bebeklerimiz gibi" Kolonya yapımındaki esanslara ve çeşitliliğe değinen Arslan, şu ifadelere yer verdi: "Kolonyalarımız bizim bebeklerimiz gibi. Bir ürünün 10 tane çeşidi var. Düşünün ki 50 milimden 40 milime kadar, 400 milimden, şişelerden plastik petlere kadar hepsi bizim evlatlarımız. Hepsinin dolumları da esansları da yaptığımız çalışmalar da keyif alarak yaptığımız işler. 3 sene önce kızımın adına bir kolonya çıkardım, Damla kolonyası diye. Aslında orkide var içerisinde. Müşterilerimiz yıllardır geliyorlar, ismini hatırlayamasalar bile kızınızın adıydı diyorlar. 1 sene olacak gelinimin adına Esin kolonyası çıkardık. O da çok niş bir ürünümüz. Onda çok ünlü bir parfümün esansı kullanıldı. Şimdi diyorlar ki biz gelinden alalım, biz kızdan alalım. Böyle bir rekabet var kendi aralarında. Buraya özgü kolonyamız var. Bize ait tılsım kolonyası dediğimiz lavanta ve zambak karışımı gibi bir kokumuz var. Yaklaşık 15 çeşit ürünle biz gelen müşterilerimize hitap ediyoruz." Niş esanslar tercih ediliyor Nuray Arslan, kolonya ve koku seçiminde kullanılan esansların büyük önem taşıdığını belirterek, kaliteli ve insan sağlığına zarar vermeyen niş esanslar tercih ettiklerini söyledi. Kokuların deri yoluyla da vücuda temas ettiğine dikkati çeken Arslan, kalıcı ve kaliteli ürünler kullanmalarının vatandaşların tercih sebeplerinden biri olduğunu ifade etti. "Belli bir süre ayrışması var" Kolonyaların yapım sürecini anlatan Özarlsan, "Önce alkol geliyor, damıtılıyor. Belli bir süre ayrışması var. Esansların dinlendirilmesi var. Belli bir dinlendirilme sürecinden sonra dolum aşamaları var. Dolum aşamalarında da belli bir boyutta 50 milimler, 100 milimler dolup paketleniyor. Şişelenme süreçleri, paketlenmelerle birlikte adetler, adetlerle birlikte müşteriye dağıtım yapıyoruz. Sonra dağıttığımız yerler de müşteriyle buluşturuyorlar" ifadelerini kullandı. "Hem ülke ekonomisine katkısı sağlıyoruz hem de çalışan insanlar evine ekmek götürüyor" Aynı zamanda kahvelerin İstanbul, İzmir ve Mersin’deki limanlardan alındığını söyleyen Arslan, "Kavrulma aşamaları, öğütülme aşamaları ve daha sonra yapılan aşamalarla birlikte paketlemeleri var. Zor bir süreç ama çok keyifli ve zevkli bir süreç bunlar. Biz işimizi aşkla ve severek yaptığımız için bize zor gelmiyor. Bunu yapıp kendi yavrularımız gibi doğumundan satışına kadar bir süreç bu. Kendi sevgimizle büyüterek satışımızı yapıyoruz. Hem ülke ekonomisine bir katkısı sağlıyoruz hem burada çalışan insanlar evine ekmek götürüyor. Kadınların ayakta durması için fırsat tanıyoruz. Çalışan, üreten kadının, emeğin ülke genelinde daha büyük katkı sağlayacağını ve ülkenin gelişmesine faydası saylayacağını düşünen insanlarız" şeklinde konuştu. Bayram dönemlerinde yoğunluk Nuray Arslan, Kızılcahamam’ın turistik bir ilçe olduğunu ve üretici firma olarak ilçe genelindeki işletmelerle çalıştıklarını belirtti. Bayram dönemlerinde yoğunluk yaşandığını ifade eden Arslan, özellikle Kızılcahamam’daki otellerin ve turistik hareketliliğin şovrum satışlarında önemli paya sahip olduğunu söyledi. Kızılcahamam’ın doğasından çam kolonyası ve Türk kahvesi Arslan, Soğuksu Milli Parkı’nın dünyada sayılı olduğunu dile getirerek, "Özellikle hamamlarımız çok şifalı. Şöyle düşündüm, gelen kişiler Kızılcahamam’ın hamam suyunu götüremiyor. Soğuksu’ya çıkıyor, yürüyüş, piknik yapıyor. Havasını da götüremiyor. Ne götürecek bu insanlar? Bazlamayı götürebiliyor. Tereyağı, etlerimiz çok güzeldir. Etlerimizi götürüyor ama bir şeyler daha katmak gerekmiyor mu buna? Sınırlı kalmamalı diye düşündüm. Kahveyle başladığımız yolculukta Kızılcahamam, Çamlıdere yan ilçemiz çam kahvesi olarak çıkarttığımız yolda çam kolonyamızı da ekledik. Ne oldu? Mis gibi orman koktu. İçtiğinizde de yoğun bir şey yoktur. Türk kahvesi ağırlıklıdır. İçtikten sonra damağınıza gelen çok güzel bir tadı vardır. İlçemize katkı olsun amacıyla başladığımız yolda Allah bizi bugünlere nasip etti" diye konuştu.