ÇEVRE - 02 Eylül 2024 Pazartesi 09:25

Trabzon’a su veren mahallenin su çilesi

A
A
A

Trabzon’un su ihtiyacının karşılandığı Atasu Barajı’nın bulunduğu mahallede vatandaşlar su çilesi yaşıyor. Tankerlerle su taşınan mahallede musluklardan akan su ise çamur görüntüsü ile mahalle sakinlerini tedirgin ediyor.

Trabzon’un içme suyunun sağlandığı Atasu Barajı’nın bulunduğu Maçka ilçesi Yeni Atasu mahallesinde vatandaşlar yılardır yaşanan su sıkıntısı nedeniyle zor günler yaşıyor. Yaklaşık 35 hanenin bulunduğu mahallenin bir bölümünde yaşanan içme suyu sıkıntısı nedeniyle vatandaşlar çözümü marketlerden aldığı su ile sağlıyor. Mahallede bulunan su deposuna her gün tankerler ile taşınan su ise mahalle sakinlerinin ihtiyacı karşılamıyor. Zaman zaman şebeke hattından akan suyun çamur görüntüsü ise mahalle sakinlerini tedirgin ederken, özellikle yaz aylarında artan nüfus ile yaşanan su çilesi mahalle sakinlerinin tepkisine yol açtı.

Trabzon’a su veren mahallenin su çilesi

Mahalle sakinlerinden Asuman Eyüpoğlu, musluktan bir bardak su bile içemediklerini belirterek “Her zaman su sıkıntımız var. 15 günden beri damla su bize gelmiyor. Gelen suyumuz da çamur akıyor. Bulaşıklarımız birikti. Temiz su bulamıyoruz. Bir bardak bile su içemiyoruz. Su geldiği zaman ise çamur akıyor. Sanki kahve içiyorsun. Baraj hemen yanımızda ama biz nedense su sıkıntısı çekiyoruz. Koca Trabzon’u besleyen baraj bizim mahallemizi besleyemiyor. Buna bir çare bulmalarını istiyoruz” dedi.

Trabzon’a su veren mahallenin su çilesi

“Gözelerin kuruduğunu söylüyorlar, bu hikayeyi her zaman dinliyoruz”

Saim Eyüpoğlu isimli mahalle sakini ise gözelerin kuruması nedeniyle su sıkıntısı yaşandığını kaydederek “TİSKİ’yi aramamıza rağmen geçici çözümler yapılıyor ama kalıcı çözümler bulunamıyor. Tankerlerle yukarıdaki depoya su bırakılıyor. O su en fazla 2 saat akıyor. Gözelerin kuruduğunu söylüyorlar. Bu hikayeyi her zaman dinliyoruz. Her sene aynı hikaye. Gözeler kurumuşsa baraj aşağımızda. Alternatif şeyler düşünülmüyor. Esiroğlu arıtma tesisi koskoca Mağmat boğazına su basıyor ama 8 kilometre mesafedeki mahallemize suyu basamıyor. Ama su faturası kesmeye geliyorlar. Baraj ile evlerimiz arasında 7-8 kilometrelik bir mesafe var. Bu baraj Trabzon’u besliyorsa beni hayli hayli beslemesi lazım. Benden geçip orayı beslemesi lazım. Bakkaldan gidip su alıyoruz. Burası büyükşehir olmadan önce belde belediyesiydi. O dönemden beri devam eden bir su sıkıntısı var. Yeni bir sorun değil” şeklinde konuştu.

Trabzon’a su veren mahallenin su çilesi

“Yeter artık bunaldık”

Yaz aylarında fındık için memleketine gelen Gül Eyüpoğlu da taşıma su ile değirmen döndürmeye çalışıldığını dile getirerek “Yaz aylarında buraya geliyoruz. 15 günden aralıklı olarak suyumuz bulanık olarak akıyor. Susuzluk çekiyoruz. Bize layık gördükleri su bu. Köyde olduğumuz halde para ile su alıyoruz. Oluklardan aldığımız su ile de bulaşıklarımızı yıkıyoruz. Taşıma su ile değirmen döndürmeye çalışıyoruz. Yeter artık bunaldık. Bu suyun akmasını istiyoruz” diye konuştu.

“Tankerlerle su getiriyorlar, su bize gelene kadar bitiyor”

Zehra Özbayrak isimli mahalle sakini, arıtma cihazı ile çözüm bulmaya çalıştıklarını belirterek “Evimde mutfak tezgahı ve makineler dolu. Başka yerden su alıp elimizde yıkıyoruz. Duş yapamıyoruz, abdest alamıyoruz. Domuzların yıkandığı suyu içiyoruz. Arıtma cihazı ile çözüm bulmaya çalışıyoruz. Kısa zamanda buna bir çözüm getirilmesini istiyoruz. Su faturasını ödemeyeceğiz. Tankerlerle su getiriyorlar. Su bize gelene kadar bitiyor” ifadelerini kullandı.

Trabzon’a su veren mahallenin su çilesi

“Trabzon’a su veren köyün suyu yok”

Kendi imkanları ile kurduğu depoda yağmur suyu biriktirdiğini vurgulayan mahalle sakinlerinden Hamdi Güney Terzi de “Yaklaşık 10 yıldır burada yaşıyorum ama buraya geldiğime pişman oldum. 10 yıldır burada süren bir sorun var. Sabah 6’da su kesiliyor gece 1’de geliyor. İçecek suyumuz bile yok. Damacana alıp buraya geliyoruz. Yağmur suyu birikmek için bir depo yaptım. Ondaki su ile bulaşık ve temizlikte kullanıyoruz. Su geldiği zaman bile çamur olarak akıyor. Sütlü kahveye benziyor. Trabzon’a su veren köyün suyu yok. Bize su saati aldırdılar. O kadar masraf ettik bu yanımıza kaldı. Suyu kullan veya kullanma fatura geliyor. Ankara’dan misafirlerimiz geldi ama su olmadığı için gideceğiz diyorlar. Su büyük bir sorun. Su sağlıktır. Bu mahallede yaklaşık 35 hane var. Bu mahalleye su gelmediği zaman hiç kimseye su gitmiyor. Çamaşırlar bekliyor. Fındık ayındayız ne duş alabiliyorsun ne yüzünü yıkayabiliyorsun. Bizim için önemli olan su ve yol. Rezil bir durum. Burada yaşayanlar bunu hak etmiyor” dedi.

Trabzon’a su veren mahallenin su çilesi

Ozan Köse - Tolga Şahin

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul İstanbul’daki "change" operasyonunda ele geçirilen 28 araç sergilendi İstanbul’da ağır hasarlı araçların motor ve şasi numaralarını çaldıkları otomobillere geçirerek satış yaptığı belirlenen şüphelilere yönelik operasyonda ele geçirilen 28 araç, İstanbul Havalimanı’ndaki yediemin otoparkında sergilendi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü ekiplerince, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında kamuoyunda "change" yöntemi kullanan şüphelilere yönelik çalışma gerçekleştirildi. Yaklaşık 3 ay süren teknik ve fiziki takibin ardından İstanbul, Samsun ve Antalya’da belirlenen adreslere düzenlenen eş zamanlı operasyonda, 16 şüpheli gözaltına alınırken motor ve şase numaralarının değiştirildiği belirlenen 28 çalıntı otomobil ele geçirildi. Ağır hasarlı araçlar düşük bedellerle satın alınabilecek Ele geçirilen araçlar, inceleme işlemlerinin ardından İstanbul Havalimanı’ndaki yediemin otoparkına çekildi. Araçlar burada polis ekipleri tarafından sergilendi. Soruşturma kapsamında şüphelilerin trafik kazası, yangın ve deprem gibi nedenlerle ağır hasar alan ve tamir edilemeyecek durumdaki araçları düşük bedellerle satın aldıkları ifade edildi. Milyonlarca lira haksız kazanç elde edildi Şüphelilerin daha sonra bu araçlarla renk ve model açısından benzer özellik taşıyan otomobilleri çaldıkları, ağır hasarlı araçların motor ve şase numaralarını çalıntı araçlara aktardıkları tespit edildi. Öte yandan şebekenin, söz konusu araçları tamir edilmiş gibi göstererek sahte belgelerle satışını yaptığı, bu yöntemle milyonlarca lira haksız kazanç elde ettiği kaydedildi. Asayiş Şube Müdürlüğündeki işlemleri tamamlanan 16 şüpheli adliyeye sevk edilirken incelemeleri tamamlanan araçların ise yasal işlemlerin ardından sahiplerine teslim edileceği öğrenildi.
İstanbul Mevsim geçişlerinde kronik hastalıklar ve kanser riskine dikkat Mevsim geçişleri ve düzensiz yaşam alışkanlıkları, bağışıklık sistemini etkileyerek kronik hastalıkların daha sık gündeme gelmesine neden olabiliyor. İç Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Sadi Rüştü Vural, düzenli sağlık kontrolleri ve yaşam tarzı değişikliklerinin hem kronik hastalıkların hem de kanser riskinin azaltılmasında önemli rol oynadığını anlattı. Mevsimsel değişiklikler, hava sıcaklıklarındaki ani farklılıklar ve kapalı alanlarda geçirilen sürenin artması, bağışıklık sistemi üzerinde doğrudan etkili olabiliyor. Özellikle kronik hastalığı bulunan bireylerde bu dönemlerde enfeksiyonlar daha sık görülürken, metabolik hastalıklara bağlı şikâyetlerde de artış yaşanabiliyor. Diyabet, hipertansiyon, tiroit hastalıkları ve karaciğer rahatsızlıkları, erişkin yaş grubunda en sık karşılaşılan sağlık sorunları arasında yer alırken; sağlıksız yaşam alışkanlıkları bazı kanser türlerinin gelişme riskini de artırabiliyor. Medicana Kadıköy Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Sadi Rüştü Vural, özellikle 40 yaş sonrası düzenli sağlık kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğine dikkat çekerek, erken tanının birçok hastalıkta tedavi başarısını artırdığını belirtti. Uzm. Dr. Vural, kronik hastalıkların çoğu zaman sinsi belirtilerle ortaya çıktığını ifade ederek şu bilgileri verdi: "Yorgunluk, halsizlik, iştah değişiklikleri, sindirim sistemi problemleri, ani kilo değişimleri ve uzun süren şikâyetler yalnızca metabolik hastalıkların değil, bazı kanser türlerinin de erken belirtileri arasında yer alabiliyor. Düzenli kan testleri ve hekim kontrolleri sayesinde bu hastalıklar erken dönemde tespit edilebiliyor. Özellikle sindirim sistemi ve karaciğerle ilgili belirtilerin uzun süre devam etmesi durumunda mutlaka değerlendirme yapılması gerekiyor." Yaşam alışkanlıkları hastalık riskini etkiliyor Kronik hastalıkların görülme sıklığında yaşam tarzının önemli rol oynadığı biliniyor. Düzensiz beslenme, fiziksel hareketsizlik, yetersiz uyku ve yoğun stres, bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olurken metabolik dengeyi de olumsuz etkileyebiliyor. Sigara ve alkol kullanımı ise yalnızca kalp-damar hastalıklarıyla değil, bazı kanser türleriyle de ilişkilendiriliyor. Sağlıklı yaşam alışkanlıklarının hastalıklardan korunmada önemli olduğunu belirten Uzm. Dr. Vural, şöyle konuştu: "Dengeli beslenme, yeterli sıvı tüketimi, düzenli fiziksel aktivite ve kaliteli uyku, bağışıklık sisteminin desteklenmesine yardımcı olur. Özellikle mevsim geçişlerinde sebze ve meyve tüketiminin artırılması metabolik sağlığın korunmasına katkı sağlar. Sigara ve alkol kullanımının sınırlandırılması da hem kronik hastalık hem de bazı kanser türlerinin riskini azaltabilir." Düzenli takip erken müdahale şansı sağlıyor Kronik hastalıkların kontrol altında tutulabilmesi için düzenli takip büyük önem taşıyor. Uzmanlar, özellikle diyabet, hipertansiyon, tiroit ve karaciğer hastalığı bulunan bireylerin periyodik kontrollerini aksatmaması gerektiğini vurguluyor. Düzenli laboratuvar testleri ve tarama programları sayesinde hastalıklara bağlı komplikasyonların önüne geçilebiliyor. Erken müdahalenin yaşam kalitesi açısından önemli olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Vural, "Kronik hastalıkların düzenli takip edilmesi, hastalığın ilerleme hızını azaltabilir ve komplikasyon riskini düşürebilir. Özellikle sindirim sistemi hastalıkları ve kanser taramalarında erken tanı, tedavi sürecini olumlu etkileyen önemli faktörlerden biridir" dedi. Bağışıklık sistemi ve enfeksiyonlara dikkat Bağışıklık sisteminin zayıflaması, enfeksiyonlara karşı vücudun savunmasını azaltabiliyor. Mevsim geçişlerinde sık görülen üst solunum yolu enfeksiyonları, özellikle kronik hastalığı bulunan bireylerde daha ağır seyredebilirken günlük yaşam alışkanlıkları bağışıklık sistemi üzerinde belirleyici rol oynuyor. Uzm. Dr. Vural, bağışıklık sisteminin desteklenmesi için düzenli yaşam alışkanlıklarının önemine dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu: "soğuk ve değişken hava şartları bağışıklık yanıtını etkileyebilir. Düzenli uyku, hijyen kurallarına dikkat edilmesi, yeterli ve dengeli beslenme ile fiziksel aktivitenin sürdürülmesi bağışıklık sisteminin korunmasına yardımcı olur. Özellikle kronik rahatsızlığı bulunan bireylerin enfeksiyon belirtilerini yakından takip etmesi önem taşır." Sindirim sistemi sağlığı ihmal edilmemeli Sindirim sistemi ve metabolik sağlık birbiriyle yakından ilişkili bulunuyor. Karaciğer ve pankreas fonksiyonlarındaki değişiklikler metabolik dengeyi etkileyebilirken, uzun süren sindirim sistemi şikâyetleri bazı önemli hastalıkların habercisi olabiliyor. Sindirim sistemi belirtilerinin dikkate alınması gerektiğini ifade eden Uzm. Dr. Vural, "Karın ağrısı, şişkinlik, düzensiz bağırsak alışkanlıkları ve sindirim sorunlarının uzun süre devam etmesi durumunda değerlendirme yapılmalıdır. Lifli gıdalarla beslenmek, yeterli sıvı tüketmek ve düzenli egzersiz yapmak hem sindirim sistemi hem de metabolik sağlık açısından fayda sağlayabilir" dedi. Ruhsal sağlık da metabolik sistemi etkiliyor Yoğun stres ve kaygı durumlarının yalnızca ruhsal sağlığı değil, fiziksel sağlığı da etkileyebildiği belirtiliyor. Uzun süreli stresin kan şekeri, tansiyon ve sindirim sistemi üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceği ifade ediliyor. Stres yönetiminin önemine değinen Uzm. Dr. Vural, "Yoğun stres altında metabolik dengede değişiklikler görülebilir. Günlük yaşam içerisinde nefes egzersizleri, düzenli uyku, sosyal destek ve gevşeme yöntemleri hem ruhsal hem de fiziksel sağlığın korunmasına katkı sağlayabilir. Kronik hastalıkların yönetiminde bedensel ve ruhsal sağlığın birlikte değerlendirilmesi gerekir" ifadelerini kullandı. Günlük yaşamda uygulanabilecek basit ancak düzenli alışkanlıkların kronik hastalık riskini azaltmada önemli rol oynadığını belirtiliyor. Dengeli beslenme, hareketli yaşam, yeterli uyku, hijyen kurallarına dikkat edilmesi ve düzenli sağlık kontrolleri; hem bağışıklık sisteminin güçlenmesine hem de metabolik sağlığın korunmasına katkı sağlayabiliyor. Özellikle kronik hastalığı bulunan bireylerin hekim kontrollerini ihmal etmemesi ve önerilen tarama programlarını düzenli sürdürmesi öneriliyor.
Ankara Uzmanından uyarı: "Menopoz döneminde meme sağlığı ihmal edilmemeli" Menopoz döneminde meme dokusunda oluşabilecek değişimlere dikkati çeken Medicana Sağlık Grubu Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. İsmail Hakkı Özerhan, "Menopoz sonrasında meme kanseri riskinde artış görülebileceği için düzenli takip, erken tanı açısından hayati önem taşır" dedi. Menopozla birlikte hormonal değişimlerin meme dokusunda farklılaşmalara yol açabileceğini belirten Medicana International Ankara Hastanesi Menopoz Wellness Komitesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. İsmail Hakkı Özerhan, geçmişte yapılan kontrollerin normal sonuçlanmasının ilerleyen yıllarda risk olmadığı anlamına gelmediğini söyledi. Menopoz döneminin meme sağlığı açısından dikkatle takip edilmesi gereken bir süreç olduğunu vurgulayan Özerhan, "Menopoz ve sonrasında risk faktörleri yeniden değerlendirilmeli, takipler buna göre planlanmalıdır. Küresel epidemiyolojik verilere göre meme kanseri vakalarının yaklaşık yüzde 65-70’i postmenopozal yani menopoz sonrası dönemdeki kadınlarda görülmektedir. Bunun temel nedenleri arasında hormon dengesindeki değişimler, yaş faktörü, vücut yağ oranındaki artış ve hücresel onarım mekanizmalarının zayıflaması yer alır. Ayrıca uzun süre östrojene maruz kalmak da meme kanseri riskini artırabilir. Örneğin erken adet görüp geç menopoza giren kadınlarda toplam maruziyet arttığı için risk daha yüksektir" ifadelerini kullandı. Erken teşhis meme kanserinde hayati önem taşır Düzenli taramaların ihmal edilmemesi gerektiğinin altını çizen Özerhan, "Meme kanseri ile mücadelede en önemli unsur erken teşhistir. Bu nedenle kadınların meme sağlığı konusunda bilinçli olması gerekir. Menopoz öncesinde iki yılda bir, menopoz sonrasında ise yılda bir mamografi, gerekli durumlarda ultrasonografi kontrolleri yapılmalıdır. Her kadının risk profili farklıdır. Aile öyküsü, yaş, hormonal durum ve bireysel risk faktörleri göz önünde bulundurularak kişiye özel tarama programı oluşturulmalıdır. Amaç, gereksiz kaygı oluşturmak değil, doğru zamanda doğru kontrolleri yaparak sağlığı korumaktır" açıklamasında bulundu. Kendi kendine meme muayenesi alışkanlık olmalı Kendi kendine meme muayenesinin de alışkanlık haline getirilmesinin önemine değinen Özerhan, şu ifadeleri kullandı: "Tüm kadınlar 20 yaşından sonra her ay, adet bitimini takip eden hafta içerisinde kendi kendine meme muayenesi yapmalıdır. Menopoz sonrası dönemdeki kadınlar da her ay aynı düzeni sürdürmelidir. Yaklaşık 10 dakika sürecek bu kontrolde meme simetrisinde değişiklik, şekil bozukluğu, çökme, renk değişikliği, ciltte bozulma veya meme başında farklılık olup olmadığına dikkat edilmelidir. Meme ve koltuk altı bölgesi üç parmakla dairesel ve hafif baskılı hareketlerle kontrol edilmelidir. Düzenli takip sayesinde meme sağlığı korunabilir ve olası riskler erken dönemde kontrol altına alınabilir."