SAĞLIK - 08 Mayıs 2026 Cuma 15:18

Uzmanlardan ‘hantavirüs’ açıklaması: "Bulaştırıcılığı Covid kadar değil"

A
A
A
Uzmanlardan ‘hantavirüs’ açıklaması: "Bulaştırıcılığı Covid kadar değil"

Sağlık Bakanlığı Türkiye’de pozitif hantavirüs vakası tespit edilmediğini açıklarken dünya gündemine oturan virüse ilişkin konuşan Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Funda Timurkaynak, "Gemideki bazı kişilerin 24 Nisan’da ayrıldığı ifade ediliyor. Türkiye dahil bu vakaların mutlaka karantinada olup topluma en azından 6 hafta karışmayıp bulgular açısından yakın takip edilmeleri uygun olur, bir şey olmaz diyemeyiz. İnsandan insana bulaş riski var. Salgın, herkesin endişesi bu, virüsün bulaştırıcılığı bir Covid ya da grip kadar değil. Bu virüse özgü antiviral tedavi yok, ağır bir viral hastalık, akciğer tutulumu yüzde 30-40 gibi bir ölüm oranıyla seyrediyor" dedi.

Arjantin’den yola çıkan "MV Hondius" isimli gemiyle gündeme gelen hantavirüs "Salgın mı?" endişesini oluştururken Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, konuyla ilgili açıklama yaptı. Tedros Adhanom Ghebreyesus, ölümle anılan virüse ilişkin "8 vakadan 5’i hantavirüs olarak doğrulandı, diğer 3’ü ise şüpheli" ifadelerini kullanırken hastalığın ciddi olmasına rağmen halk sağlığı açısından risk seviyesinin düşük olarak değerlendirildiğini belirtti. DSÖ tarafından Türkiye dahil 12 ülkeye bilgilendirme yapılan hantavirüs konusunda Memorial Bahçelievler Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Funda Timurkaynak de bilgi verdi. Prof. Dr. Timurkaynak, gemiden inen yolcuların 6 haftalık kuluçka süresi boyunca topluma karışmaması gerektiğini söylerken Arjantin’de bir düğünde yakın temas yoluyla bulaşın olduğu bilgisini verdi.

"Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir"

Öte yandan Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada sürecin titizlikle takip edildiği vurgulanırken, "Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir. Vatandaşlarımızın yalnızca resmi makamlar tarafından yapılan açıklamaları dikkate almaları, kamuoyunda dolaşıma giren doğrulanmamış bilgilere karşı dikkatli olmaları önem arz etmektedir. Bakanlığımız, halk sağlığını tehdit edebilecek her türlü bulaşıcı hastalığa karşı tarama, önleme, kontrol ve izleme çalışmalarını ilgili tüm birimleriyle kesintisiz şekilde sürdürmektedir" denildi.

"Ağır bir viral hastalık, akciğer tutulumu yüzde 30-40 gibi bir ölüm oranıyla seyrediyor"

‘Virüs kemirgenler aracılığıyla bulaşıyor’ diyerek sözlerine başlayan Prof. Dr. Funda Timurkaynak, "Kemirgenlerin idrar, dışkıları ya da dışkısının kontamine olduğu havanın solunması sırasında bulaşabiliyor. Bir türü var, şu anda salgından da sorumlu olan; Andes. Bu insandan insana bulaşabilen nadir bir alt türü. Avrupa’da ve Güney Amerika’da farklı klinik tablolarla seyrediyor. Arjantin’de kalkan gemide görülen salgındaki türü akciğer tutulumuyla giden, ateş, kas, eklem, baş ağrısı sanki bir grip başlangıcı gibi olup daha sonra akciğer tutulumu, yetmezlik, solunum sıkıntısı ve akciğerin deyim yerindeyse iflas etmesi ile sonuçlanan bir hastalık tablosu yapıyor. Avrupa’da ve Asya’da görülen formunda ise yine grip benzeri tabloyla başlamakla beraber böbrekleri tuttuğunu, yetmezlik ile gittiğini, diyaliz gerektirecek kadar böbrek fonksiyonlarını bozduğunu biliyoruz. Bu virüse özgü antiviral tedavi yok, böbrek tutulumu için kullanılan antiviral ilaç olmakla birlikte şu anda akciğer tutulumu için antiviral tedavimiz yok. Ağır bir viral hastalık, akciğer tutulumu yüzde 30-40 gibi bir ölüm oranıyla seyrediyor. Avrupa’da ve Asya’da görülen böbrek tutulumuyla giden daha iyi seyirli, yüzde 1 ila 15 gibi bir ölümden söz ediliyor. Solunum destek ihtiyacına hemen başlanması önemli. Bu vakalar bir gemide oldukları için böyle bir tıbbi yardım alamamışlardır muhtemelen ve bu hasta grupları genellikle ileri yaş dolayısıyla bütün bunlar hastalığın daha ağır geçmesine katkıda bulunuyor" dedi.

"Arjantin’de düğünde bildirilen bir salgın var"

‘Kuluçka süresi 6 haftaya kadar uzayabildiği için hastaların mutlaka izolasyonda olmaları lazım’ diyen Prof. Dr. Timurkaynak, "Örneğin; Amerika’da Teksas‘taki olgular karantinaya alınmış ve semptomları şu an için yok ama takip ediliyor. En az 6 hafta izolasyonda kalıp temas edecek olanların maskeyle hastaların yanına girmesi, el hijyeni gibi kişisel hijyen şartlarına kurallarına çok ciddi uyum gösterilmesi gerektiriyor. Arjantin’de bir düğünde bildirilen salgın var, yan yana oturan insanların virüsü aldığına dair elimizde bilgiler var. Yakın ve uzun süreli temastan mutlaka kaçınılması gerekiyor. Destek tedavinin erken, hızlıca başlanması hayat kurtarıcı olabilir, sıvı takviyeleri, solunum desteği gibi desteklerle hastalar takip ediliyor. Erken başvuru önemli. Kas, eklem, baş ağrısı gibi her türlü viral hastalıkta görebileceğimiz bulgular olduğu için hızlıca testlerinin istenmesi gerekiyor. Gemideki bazı kişilerin 24 Nisan’da ülkelerine ayrıldığı ifade ediliyor, Yeni Zelanda Amerika Türkiye dahil dolayısıyla bu vakaların mutlaka karantinada olup çok yakın izlenmesi gerekiyor" şeklinde konuştu.

"Çok ciddi bir takip gerektiriyor ki yangını olduğu yerde söndürelim"

Kemirgenlerle ilişkili alanlar veya salgısını bırakabileceği noktalarda yapılacak temizliğine yönelik konuşan Prof. Dr. Timurkaynak sözlerine şöyle devam etti:

"Bu tür yerlerin temizliği sırasında toz oluşturan değil ıslak temizlik yapılması lazım çünkü havaya karışan damlacıkların solunmasıyla da virüs ne yazık ki alınabiliyor. Gıdaların kapalı ve bu kemirgenlerin ulaşamayacağı şekilde saklanması çok önemli. Hem vektör kontrolü hem vektörün dışkılarının bulaşabileceği ortamların çok iyi ve ıslak şekilde temizliğinin yapılması gerekir. Salgın, herkesin endişesi bu, virüsün bulaştırıcılığı bir Covid ya da grip virüsününki kadar değil. Mutasyona uğramıyor olması bir artı çünkü Covid‘de her seferinde yeni bir mutantla salgının alevlendiğini gördük. Dünya Sağlık Örgütü tarafından şu anda pandemi beklenmediğine ilişkin çok net bir mesaj verildi, vakalarla ilgili bilgi verildi, ülkeler uyarıldı. Temaslılarının takibi, yani bu kişi uçakla geliyor, o uçaktaki herkesin takibi semptom açısından oldukça önemli, çok ciddi bir takip gerektiriyor ki bu yangını olduğu yerde söndürelim."

"En azından 6 hafta topluma karışmamalı, bir şey olmaz diyemeyiz"

Hastalığın tanı sürecine yönelik bilgiler veren Prof. Dr. Timurkaynak, "Halk Sağlığı Viroloji laboratuvarımızda bu testler yapılıyor, antikor bakıyoruz, vücudunda virüse karşı antikor gelişmiş mi? Bir de PCR testi, kanda virüs miktarına bakarak hastalığın tanısı konuyor. Maske, mesafe gibi kişisel koruyucu önlemlerin alınması oldukça önemli. Covid bitti ama viral enfeksiyonlarla dansımız bitmedi. Çift, Arjantin’de kuş gözlemi yapıyor, gemiye biniyor. Eşi ve kendisi hastalanıyor, şu an koruyucu bir aşısı yok. Vakalar daha fazla da olabilir çünkü her hastada aynı şekilde seyretmiyor. Bu hastaların yoğun bakımda izlenmesi, solunumun çok iyi desteklenmesi gerekiyor. İnsandan insana bulaş riski var. Bu nedenle topluma en azından 6 hafta karışmayıp bulgular açısından yakın takip edilmeleri uygun olur, bir şey olmaz diyemeyiz. Yaşlı, altta yatan hastalığı olan hastalar ve de geç bir tablo, geç başvuru söz konusu olduğunda tıbbi destek doğal olarak azalıyor" diye konuştu.

Hasibe Karadağ - Emirhan Toplu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul OYAK şirketi Samaş ve Tekatron’a yurt dışından stratejik yatırım OYAK ve Umman Yatırım Otoritesi (OIA) ortaklığında kurulan OYAK Turkoman Yatırım A.Ş. (TOI), OYAK iştiraki sodyum bentonit işleticisi Samaş ile hisse satın alım, sermayeye katılım ve hissedarlık sözleşmesi imzaladı. TOI ayrıca insansız kara araçları üreticisi Tekatron ile "hisse edinimi" amacıyla bağlayıcı olmayan bir mutabakat zaptı da imzaladı. Samaş ile gerçekleştirilen sözleşme ile stratejik öneme sahip sodyum bentonit üretiminin geliştirilmesi, Tekatron ile yapılan anlaşma ile de kapasite artışı, Ar-Ge çalışmalarının desteklenmesi ve Türkiye ekonomisine katkı sağlanması hedefleniyor. Türkiye’nin önde gelen tamamlayıcı mesleki emeklilik fonlarından Ordu Yardımlaşma Kurumu (OYAK) ve Umman Yatırım Otoritesi’nin (OIA) 2025 yılında kurduğu OYAK Turkoman Yatırım A.Ş. (TOI), OYAK iştiraki Samaş ile hisse satın alım, sermayeye katılım ve hissedarlık sözleşmesi imzaladı. OYAK Turkoman Yatırım A.Ş. ayrıca insansız kara araçları üreticisi Tekatron ile de hisse edinimi amacıyla bağlayıcı olmayan bir mutabakat zaptı da imzaladı. İstanbul SAHA Expo 2026 Fuarı’nda gerçekleştirilen imza törenine, Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu ve OYAK Yönetim Kurulu Başkanı Zekai Aksakallı katıldı. OYAK iştiraki sodyum bentonit rezervleri işleticisi Samaş için anlaşmayı OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş ve TOI Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim Al Eisri imzaladı. Yapılan anlaşmayla Samaş için toplam 30 milyon ABD Doları yabancı sermaye kazanımı elde etti. Yapılan protokol ile ortaklık için doğrudan yurt dışından sağlanacak yatırımla şirketin büyümesi, modernizasyonunun desteklenmesi ve şirket sermayesinin güçlendirilmesi amaçlanıyor. OYAK, Samaş’ta çoğunluk hissedar olarak kalmaya devam edecek. TOI buna ek olarak yurt dışı bağlantılarını kullanarak Samaş’ın yeni sektör ve pazarlara girişini destekleyecek. Anlaşma Türkiye’ye duyulan güvenin bir işareti olarak görülüyor Söz konusu sözleşmeler ile stratejik öneme sahip sodyum bentonit rezervlerinin Türkiye ekonomisine daha hızlı katkı sağlaması ve bölgenin kalkınmasına destek olması için satış ağının genişletilmesi ve üretim miktarının artırılması hedefleniyor. Öte yandan, OYAK’ın çeşitli iştiraklerine son dönemde artan yabancı yatırımların, yurt dışı piyasalarda Türkiye’ye duyulan güveni ve OYAK’ın uluslararası seviyedeki kurumsal itibarını göstermesi açısından önemli olduğu değerlendiriliyor. Türkiye sodyum bentonitte rezerv zengini Dünyada bilinen en büyük sodyum bentonit rezervleri ABD ve Türkiye’de, özellikle de Samaş’ın ruhsat sahasında yoğunlaşıyor. 2024 yılında OYAK iştirakleri arasına katılan Samaş, Tokat / Reşadiye’de sahip olduğu bentonit rezervleri ve 50 yılı aşan tarihi ile sodyum bentonit madenciliği alanında dünyanın önde gelen firmalarından biri olarak faaliyet gösteriyor. Şirketin piyasaya sunduğu sodyum bentonit ürünleri farklı coğrafyalarda başta petrol sondajı, demir cevheri peletleme, kozmetik olmak üzere çeşitli sektörlerde dünyanın önde gelen firmalarının üretim süreçlerinde stratejik hammadde olarak kullanılıyor. Tekatron’a 15 milyon euro yabancı sermaye Diğer yandan TOI, insansız kara araçları üreticisi Tekatron Teknoloji A.Ş ile hisse edinimi amacıyla bağlayıcı olmayan bir mutabakat zaptı da imzaladı. Anlaşma, OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş, TOI Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim Al Eisri ve Tekatron’un kurucu ortağı Rıdvan Özdemir tarafından imzalandı. Yapılan anlaşma ile Tekatron için 15 milyon euro tutarında yabancı sermaye temini sağlandı. Tekatron sözleşmesiyle ilgili yapılan değerlendirmede, "Bu işlem Türkiye’nin savunma sanayiinde göstermiş olduğu atılımın bir sonucudur. Yabancı yatırımcılar ülkemizin savunma sanayi girişimlerinin geliştirdiği teknolojilere ve ülkemizin bu kapsamda sunduğu imkânlara büyük beklentilerle yatırım yapmaktadır. Belirli şartların oluşmasına ve nihai sözleşmelerin imzalanmasına müteakip sermaye sağlanacak. Taraflar arasında müzakerelerin olumlu ilerlemesi halinde bağlayıcı sözleşmelerin bu yıl Mayıs ayı içinde imzalanması planlanıyor" denildi. Tekatron insansız kara araçları alanında Türkiye’nin önde gelen savunma sanayi şirketleri arasında yer alıyor. TOI’nin Tekatron’da gerçekleştirmeyi planladığı sermaye artışı ile şirketin Türkiye’deki kapasite artış ve Ar-Ge projelerinin desteklenmesi, aynı zamanda da yurt dışında potansiyel üretim tesisi yatırımlarının finansmanının sağlanması hedefleniyor.