EKONOMİ - 12 Mart 2026 Perşembe 10:42

MKE, Samsun’da temmuz ayında üretime başlayacak

A
A
A
MKE, Samsun’da temmuz ayında üretime başlayacak

Samsun Valisi Orhan Tavlı, Türkiye’nin savunma sanayindeki öncüsü Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE) Anonim Şirketi’nin Samsun’daki fabrikasının temmuz ayında üretime başlayacağını açıkladı.


Vali Orhan Tavlı ve Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, Şehit Ömer Halisdemir Çok Amaçlı Salon’da il genelinde görev yapan muhtarlar ile iftar programında bir araya geldi. Büyükşehir Belediyesi’nce düzenlenen programda konuşan Vali Tavlı, "2026’da tarımsal projeler, devasa projeler devam ediyor ama bizzat üreticinin problemi olan, yerinde olan projeleri de hayata geçirmemiz lazım. O yönde de güzel çalışmalar yapılıyor. Bu yatırımlar önemli yatırımlar. İş ve aş konusunda gençlerimiz Samsun’u terk etmesinler, dışarıda olanlarımız tekrar Samsun’a gelsin hem toprağıyla kucaklaşsın hem tarımsal üretimin bir tarafında olsun hem bir taraftan da istihdamla ilgili çalışmalarla iş bulsunlar diye Vezirköprü’de bin 500 dönümde Karma OSB’de, 6-7 firmaya fabrika yapılmak üzere yer tahsis edildi. Buranın da altyapısını Büyükşehir Belediyemizle beraber yapıyoruz. Burada başlayan bir çalışma yeni bir çalışmanın da önünü açtı. Vezirköprü’de Besi Organize Sanayi Bölgesi’nin tüzel kişiliğini kuruyoruz. Yine Büyükşehir Belediyemiz, odalarımız, kaymakamlıklarımız, ilçe belediyelerimiz var. Vezirköprü’de iki tane OSB’yi faaliyete geçiriyoruz. Yine Havza ilçemizde bin dönüm olan Karma Organize Sanayi Bölgesi şu anda 11 bin dönüme çıktı. İlave 10 bin dönüm alan eklendi. Burada bazı holdinglere 100 dönümden 150 dönüme, 250 dönüme kadar fabrika yapmak üzere yer veriyoruz. 250 dönümde bir fabrika. En son yine Havza bölgesinde Makine Kimya Endüstrisi’nin de projelendirmesinde, yapımında destek olacağı Türkiye’nin önemli holdinglerinden birine bin dönüm savunma sanayii ile ilgili fabrika kurulmak üzere yer tahsis ettik. Havza bölgesi zaten baktığımızda Ladik, Vezirköprü, Kavak, Asarcık hepsi bir arada. Kavak Organize Sanayi Bölgesi de hepinizin bildiği gibi bin 500-2 bin dönüm, 5 bin dönüm daha ilave alanla genişleyecek" dedi.



İlçelerdeki sanayi yatırımları


İlçelerdeki sanayi yatırımlarının hız kesmeden devam ettiğini ifade eden Vali Tavlı, "Vezirköprü’de bu yapılan çalışmalar; Bafra’da, Sera OSB’de kurumsal firmalardan yerel firmalara kadar... Mesela Sera OSB’de bir holding 170 dönüm alanda AR-GE’siyle beraber sera kuruyor. Yani buradaki kurumsal firmalar, yerel firmalar hepsi beraber önemli işler yapıyorlar. Yine Yakakent’te Su Ürünleri İşleme İhtisas Organize Sanayi Bölgemizin tüzel kişiliği kuruldu, yer seçimi tamamlandı, imar planı bitti. Yine Büyükşehir Belediyemizle, oranın da Sayın Başkanımızla istişare ediyoruz. Altyapısını da Büyükşehir yaptığı takdirde hızlı bir şekilde devreye alacağız. Yakakent’te bin metre uzunluğunda mendireği olan bir balıkçı barınağı; İstanbul’dan Artvin’e kadar su ürünleri üreticileriyle avcılık yapanlara da hitap edecek şekilde 100 yıllık bir proje. Bir proje firması çalışıyor. Yakakent Su Ürünleri İşleme İhtisas OSB’nin hemen önünde de aynı zamanda büyük bir balıkçı barınağı olacak. Bafra’nın bereketi Alaçam’a, Yakakent’in bereketi Alaçam’a ve Bafra’ya birbiriyle entegre bir şekilde bütün yerel yönetimlerimiz, merkezi kurumlar hepsi çalışıyorlar. Mesela Terme Karma OSB’de 2 bin dönümlük bir alan oluşturuldu. Yeni tahsise çıktı, biz daha altyapıya başlamadık. Bugün güzel bir müracaat oldu. Türkiye’deki büyük bir holdingimiz Terme’de fabrika kurmak için 100 dönüm yer için müracaat etti. Biz yarın müteşebbisle beraber görüşeceğiz, arkadaşlarımızla karar vereceğiz" diye konuştu.



"MKE, temmuzda üretime başlayacak"


MKE’nin Samsun’da fabrika kampüsü oluşturacağını ve temmuz ayında da üretime başlayacağını dile getiren Tavlı, şunları söyledi:


"BAYKAR bizim milli ve yerli teknoloji gücümüz. Medarı iftiharımız bir firma değil mi dünya çapında? O da yine Tekkeköy’de, Samsun merkezde 400 dönümde endüstri bölgesinde fabrika kuracak. Endüstri bölgesi olarak ilan edildi. Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketi, Türkiye’nin ve dünyanın sayılı savunma firmalarından. Çarşamba’da önce 800 dönümle başladı, temmuz ayında üretime başlayacak ilk etapta. Şu anda orada 5 bin dönümlük bir fabrika kampüsü oluşacak arkadaşlar. Bu projede orada belki 5 tane, 10 tane fabrika kurulacak. Eskiden 5 bin dönüm demek 5 tane organize sanayi bölgesiydi. Bunları neden paylaştım? Bu işler 2025 yılının, Türkiye Yüzyılı’nın, Samsun Yüzyılı’nın bereketi. Ama burada sizin emeğiniz çok. Vatandaşımızın hayır duası bu bereketi getiriyor ve Ramazan’ın bereketiyle beraber Samsun’umuzda hem yerelde hem ulusaldaki firmalarımız yeni yatırım alanlarında; kimisi projesini çiziyor, kimisi temel aşamasında, kimisi karkasını koyuyor, kimisi de üretime geçiyor. Biz tabii bu çalışmaları Karadeniz Bölgesi’nin ve Kuzey Anadolu’nun üretim merkezi diye bakıyoruz. Cumhurbaşkanımız, basından takip etmişsinizdir, talimat verdi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımız da açıkladı değil mi? Ankara-Çorum hızlı tren inşaatı devam ediyor. Bu sene yatırım programında Çorum’dan da Samsun’a doğru gelecek. Samsun’dan da Artvin’e, Türk Cumhuriyetlerine doğru orada bir hızlı tren... Bakın buradaki o bereketli çalışmaların bereketi de artarak devam ediyor."



Başkan Doğan: "Şehrimizi daha ileriye taşıma gayesiyle çalışıyoruz"


Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan da konuşmasında muhtarların yerel yönetimlerle vatandaşlar arasında kurulan en güçlü bağ olduğunu vurguladı. Muhtarlarla sürekli iletişim halinde olduklarını belirten Başkan Doğan, “Değerli muhtarlarımız bizlerin en önemli yol arkadaşları. Mahallelerimizin sesi, vatandaşlarımızın ilk başvurduğu kapı ve hemşehrilerimizle aramızdaki en güçlü köprü. Bizler Belediye olarak çalışmalarımızı yürütürken muhtarlarımızla güçlü bir koordinasyon içinde hareket etmeye büyük önem veriyoruz. Bu anlayışla projeler geliştiriyor ve uygulamaya koyuyoruz. Muhtarlarımızın bir araya gelerek fikir alışverişinde bulunabileceği, ortak çalışmalar planlayabileceği çok fonksiyonlu bir buluşma noktası olacak Muhtarlar Konağımızı da tamamladık. Amacımız şehrimizi daha güçlü, daha yaşanabilir ve daha huzurlu bir şehir haline getirmek. Bu hedef doğrultusunda sizlerle birlikte çalışmaya ve hemşehrilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.



MKE, Samsun’da temmuz ayında üretime başlayacak

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Erzurum Başkan Sekmen; "12 Mart bir destanın adıdır" Erzurum’un düşman işgalinden kurtuluşunun 108. yıl dönümü kentte düzenlenen törenlerle kutlandı. İlk olarak Erzurum Valisi Aydın Baruş, 9. Kolordu ve Garnizon Komutan Vekili Piyade Albay Kemal Kahraman ve Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Havuzbaşı’ndaki Atatürk Anıtı’na çelenk koydu. Başkan Sekmen, günün anlam ve önemini belirttiği konuşmasında, şunları kaydetti: "Birinci Dünya Savaşı’nda Erzurum’un vatanperver insanları çok zor günler geçirdi. Sarıkamış felaketinden sonra 16 Şubat 1916’da Rus işgaline uğrayan bu tarihi şehir, 2 yıldan fazla bir süre hilalin mübarek gölgesinden uzakta, harap ve bitap düşerek kederli bir hayat yaşadı. Bu elem dolu günler, Tarih sayfalarına ‘Erzurum’un kara günleri’ olarak geçmiştir. Ermeni çetelerinin başlattıkları Müslüman-Türk soykırımı, Rus kuvvetlerinin silah ve cephanelerini Ermenilere bırakarak bölgeden çekilmeye başladıkları 1917 yılı sonlarında daha da artmıştır. Rus işgali esnasında gizlice ve münferiden yapılan katliamlar Rusların çekilmesiyle kitlesel bir hal aldı ve 3 aylık Ermeni idaresinde olan şehrimiz tarihte eşine rastlanmayan bir mezalime ve Müslüman-Türk soykırımına maruz kaldı." "Bu topraklar şehitlerimizin kanlarıyla yoğrulmuştur" Başkan Mehmet Sekmen, Erzurum’un şehitlerin kanlarıyla yoğrulduğunu belirtti. Sekmen, şöyle dedi: "Taşnak, Hınçak ve Ramgavar adlı Ermeni çeteleri Erzurum ve çevresinde; Erzurum-Cinis’te, Tazegül’de, Alaca’da, Ilıca’da, Tepeköy’de, Börekli’de, Dutçu’da, Erzurum merkezde; Yanıkdere’de, Karskapı’da, Ezirmikli Osman Ağa ve Mürsel Paşa Konaklarında, Gölbaşı’nda Hacı Ahmet Hanı’nda, Firdevsoğlu Kışlası’nda, Yeşilyayla’da, Hasankale’de, Tımar’da, Köprüköy’de, Horasan’da, Hınıs’ta, İspir ve Pazaryolu’nda tam bir Müslüman soykırımı gerçekleştirmişlerdir. Ermeni çeteleri üç ay gibi kısa bir zaman zarfında 50 bine yakın sivil ahaliyi kendi yurtlarında, kendi ocaklarında acımasızca katletmişlerdir." "12 Mart bir destanın adıdır" "Doğu’nun muzaffer kumandanı Kazım Karabekir Paşa komutasındaki Birinci Kafkas Kolordusu geceli gündüzlü savaşarak, 12 Mart 1918 sabahı Erzurum’u düşman işgalinden kurtarmıştır" diyen Başkan Sekmen, şöyle devam etti: "Türk Ordusu, milletiyle birlikte Ermeni işgal ve zulmüne son vermiş, Erzurum’u yeniden ay yıldızlı bayrağımızla kucaklaştırmıştır. Bu yüzden 12 Mart; Türk’ün tarihinde önemli sayfa, kutlu bir zafer günüdür. 12 Mart; Erzurum için tarihin bin bir facialarını örten bir teselli ve saadet günüdür. 12 Mart; aslında sadece Erzurum’un Ermeni çetelerinden kurtuluşu değil, Türkiye’nin emperyalist devletlerin işgallerinden de kurtuluşunun müjdecisidir." Havuzbaşı’ndaki tören halk oyunları ve mehteran ekiplerinin gösterisiyle sona erdi. Başkan Sekmen ve protokol üyeleri, buradaki törenin ardından Karskapı ve Polis Şehitliklerine geçerek aziz şehitlerimizin kabirlerine karanfil bıraktı.
Ankara MSB: "İncirlik bir Türk üssüdür, üs komutanı Türk Tuğgeneralimizdir" Milli Savunma Bakanlığı (MSB), "İncirlik bir Türk üssüdür. Üzerindeki tüm tesisleri ile birlikte mülkiyeti Türkiye Cumhuriyetine aittir. Üs komutanı Türk Tuğgeneralimizdir. Orada Amerikan askerlerinin olması Amerikan üssü olduğu anlamına gelmez" açıklaması yaptı. MSB Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) beka ve güvenliğe yönelen risk ve tehdit unsurlarına karşı mücadelesini kararlılıkla sürdürdüğünü bildirdi. Aktürk, Bakanlıkta düzenlenen haftalık basın bilgilendirme toplantısında yaptığı açıklamada, devam eden operasyon ve arama-tarama faaliyetlerinin yanı sıra ABD-İsrail ile İran arasındaki çatışmalardaki son duruma ilişkin bilgi verdi. Terörle mücadele operasyonlarının kesintisiz sürdüğünü aktaran Tuğamiral Aktürk, "Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, beka ve güvenliğimize yönelen risk ve tehdit unsurları ile mücadelesini kararlılıkla sürdürmektedir. Devam eden operasyon ve arama-tarama faaliyetleri kapsamında hafta içerisinde 4 PKK’lı terörist daha teslim olmuştur" ifadelerini kullandı. Sınır ötesinde güvenliği kalıcı hale getirmeye yönelik çalışmaların devam ettiğini vurgulayan Aktürk, mayın ve el yapımı patlayıcıların yanı sıra mağara, sığınak ve barınakların tespit edilerek imha edildiğini kaydetti. "Menbic’de tünellerin yüzde 95’i imha edildi" Suriye harekât alanlarındaki tünel imha çalışmalarına da değinen Aktürk, şu bilgileri paylaştı: "Son bir haftada imha edilen 3 kilometre tünel ile birlikte Menbic’de tespit edilen tünel hatlarının yüzde 95’i, yani 462 kilometresi başarıyla imha edilmiştir. Böylelikle Suriye harekât alanlarında imha edilen toplam tünel uzunluğu 764 kilometreye ulaşmıştır. Bunun 302 kilometresi Tel Rıfat’ta, 462 kilometresi ise Menbic’te bulunmaktadır." Hudutlarda yoğun güvenlik tedbirleri Hudut güvenliğine ilişkin verileri de açıklayan Aktürk, sınırların uluslararası standartlarda korunduğunu belirtti. Aktürk, "Hafta boyunca yasa dışı yollarla geçmeye çalışan 7’si terör örgütü mensubu olmak üzere 78 şahıs yakalanmış, 1.733 şahıs ise hududu geçemeden engellenmiştir" dedi. Yıl başından bu yana yakalanan düzensiz geçiş sayısının 1.278’e, engellenen kişi sayısının ise 13 bin 493’e ulaştığını aktaran Aktürk, hudutlarda kademeli güvenlik sisteminin kesintisiz şekilde sürdüğünü kaydetti. "Ramstein/Almanya’dan görevlendirilen bir Patriot sistemi Malatya’da konuşlandırılmaktadır" Aktürk, 9 Mart’ta İran’dan ateşlenen ve Türk hava sahasına giren balistik mühimmatın NATO unsurları tarafından etkisiz hale getirildiğini açıkladı. Aktürk, "İran’dan ateşlenen ve hava sahamıza giren bir balistik mühimmat, Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hâle getirilmiştir. Bazı mühimmat parçalarının Gaziantep ve Diyarbakır’da boş araziye düştüğü olayda herhangi bir can kaybı ya da yaralanma meydana gelmemiştir. ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarıyla başlayan, İran’ın üçüncü ülkeleri de hedef alan saldırılarıyla genişleyen çatışmalar kapsamında; hava sahamızın ve vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamak amacıyla millî düzeyde alınan tedbirlere ilave olarak, Müttefik Hava Komutanlığı Ramstein/Almanya’dan görevlendirilen bir Patriot sistemi Malatya’da konuşlandırılmaktadır" şeklinde konuştu. KKTC’nin güvenliği için F-16 ve hava savunma sistemleri konuşlandırıldı Aktürk, İran ile ABD-İsrail arasında yaşanan çatışmaların bölgesel güvenlik risklerini artırdığını belirterek, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliğine yönelik adımların da atıldığını söyledi. "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliğinin artırılmasına yönelik kademeli planlamalar kapsamında 6 adet F-16 savaş uçağı ile hava savunma sistemleri KKTC’ye konuşlandırılmıştır" diyen Aktürk, Türkiye’nin hava sahası ve vatandaşlarının güvenliği için gerekli tüm tedbirleri aldığını vurguladı. Aktürk, bölgedeki gelişmeler nedeniyle hava ve deniz unsurlarının görevlerini sürdürdüğünü belirterek, "Hava sahamızın güvenliğini sağlamak ve olası ihlalleri önlemek amacıyla muharip uçaklarımızla hava devriyesi icra edilmekte, Doğu Akdeniz’de deniz ve hava unsurlarımız tarafından seyir, keşif ve gözetleme faaliyetleri yürütülmektedir" dedi. İran sınır hattında olağan dışı bir hareketlilik bulunmadığını kaydeden Aktürk, muhtemel risklere karşı devletin ilgili kurumlarıyla koordinasyon içinde gerekli tedbirlerin alındığını söyledi. Türkiye’nin bölgesel gelişmeleri yakından takip ettiğini belirten Aktürk, şunları kaydetti: "Ülkemiz, hava sahasının, sınırlarının, vatandaşlarının ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliğini sağlamak amacıyla millî imkân ve kabiliyetlerini kullanmaya, savunma ve caydırıcılık temelinde NATO ve müttefiklerimizle eş güdüm içerisinde gerekli tüm tedbirleri almaya devam edecektir." Aktürk, masum sivillerin hayatını kaybetmesine yol açan çatışmaların derhal sona erdirilmesi ve kalıcı ateşkes sağlanmasının önemini de vurguladı. Türkiye-Yunanistan GAÖ temasları Türkiye ile Yunanistan arasında tesis edilen Güven Artırıcı Önlemler kapsamında bazı temasların gerçekleştirildiğini aktaran Aktürk, Yunanistan Hava Kuvvetleri Komutanlığından bir heyetin 9-11 Mart tarihlerinde Türk Hava Kuvvetleri Komutanlığını ziyaret ettiğini bildirdi. Ayrıca Aktürk, Nordik-Baltık ülkeleri Ankara büyükelçileri ve savunma ataşelerinin 10 Mart’ta İstanbul’daki Deniz Güvenliği Mükemmeliyet Merkezini ziyaret ettiğini söyledi. Aktürk, yerli ve milli savunma sanayisinin TSK’nın kabiliyetlerini güçlendirmeye devam ettiğini belirterek, şu bilgileri verdi: "Geçtiğimiz hafta içerisinde Makine ve Kimya Endüstrisi Anonim Şirketimiz tarafından muhtelif adet ve çapta silah ve mühimmatın teslimatı tamamlanmış, Hassas Güdüm Kiti (HGK-84) Tedariki Projesi kapsamında ASFAT tarafından TÜBİTAK SAGE iş birliğiyle geliştirilen çeşitli miktarda güdüm kiti Hava Kuvvetleri Komutanlığımıza teslim edilmiştir." Gayri askeri statüdeki adaların silahlandırılmasına tepki Milli Savunma Bakanlığı, Doğu Ege adalarının statüsüne ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Bakanlık, söz konusu adaların 1923 tarihli Lozan Barış Antlaşması’nda Limni ve 1947 tarihli Paris Barış Antlaşması’nda Kerpe Adalarının gayri askeri statüde bulundurulmaları şartıyla Yunanistan’a devredildi hatırlatılarak şunlar kaydedildi: "Gayri askeri statü, antlaşmaların esaslı şartı olarak düzenlenmiştir. Dolayısıyla gayri askeri statünün ihlal edilmesi esaslı bir ihlale sebep olmakta ve bu oldu-bitti çabaları hukuken tek taraflı olarak gayri askeri statünün sona erdiği sonucunu doğurmamaktadır. Bu husus devletimizin en üst kademesi tarafından da dile getirilmiştir. Yunanistan’ın usulüne uygun olarak akdedilmiş antlaşmalar hilafına adaların statülerini ihlal eden girişimleri hem hukuka aykırılık oluşturmakta hem de komşuluk-müttefiklik ilişkilerimizi zedelemektedir. Coğrafyamızda süregelen güvenlik krizlerine karşı NATO müttefikleri arasında bu tarz durumların yaşanması kabul edilemezdir. Yunanistan’ın gerçek amaca hizmet etmeyen ve bölgemizde yaşanan krizleri fırsata çevirmeye yönelik girişimlerini kabul etmediğimizi ve bu doğrultuda gerekli tüm tedbirleri aldığımızı ifade ediyoruz." "Türkiye’nin aldığı tedbirler son derece meşru, yerindedir" MSB, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliğinin Türkiye açısından stratejik öneme sahip olduğunu vurguladı. ABD-İsrail ile İran arasında yaşanan çatışmaların ardından ortaya çıkan füze ve drone tehdidi nedeniyle KKTC’ye konuşlandırılan unsurların caydırıcılığı artırmaya yönelik olduğunu belirten kaynaklar, şu değerlendirmeyi yaptı: "KKTC’ye konuşlandırdığımız hava ve hava savunma unsurları caydırıcılığı tahkim etmeye, hava sahasının güvenliğini desteklemeye ve muhtemel tehditler karşısında hızlı reaksiyon kabiliyetimizi güçlendirmeye yöneliktir. Aldığımız bu ilave tedbirler sadece Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin değil Ada’nın tamamının güvenliğine katkı sağlayacaktır. Bilindiği üzere Türkiye Kıbrıs’ta garantör ülkedir. Garantör olmayan bazı ülkelerin Kıbrıs Adası ve Doğu Akdeniz’e askerî unsur sevk ettiği bir ortamda, Türkiye’nin aldığı tedbirler son derece meşru, yerinde ve dengeli bir güvenlik yaklaşımının gereğidir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne biz yeteriz. Türkiye, bölgede gerilimi artıran değil barış ve istikrarı koruyan bir anlayışla hareket etmektedir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güvenliği bizim güvenliğimizdir. Bununla birlikte, Kıbrıs Türklerinin hak ve menfaatlerini hedef alan hiçbir hasmane tutuma ve oldubittiye izin vermeyecek; garantörlüğün vermiş olduğu hak ve yetkileri kullanmaktan çekinmeyeceğiz." İran’dan ateşlenen ve NATO hava ve füze savunma unsurlarınca etkisiz hale getirilen gelişmeler üzerine NATO ile istişare mekanizmalarının devreye alındığını belirten MSB, şunları kaydetti: "Bu kapsamda NATO Müttefik Hava Komutanlığı Ramstein/Almanya’dan görevlendirilen bir Patriot sistemi, hava savunma mimarisinin tamamlayıcı unsuru olarak Malatya’ya konuşlandırılmaktadır. Atılan bu adımlar; hem Türkiye’nin hem NATO’nun savunma, caydırıcılık ve müttefik dayanışması anlayışıyla, ortak güvenliğini tahkim etmeyi amaçlamaktadır." "S-400 neden kullanılmadı?" sorusu Bakanlık, balistik füze tehdidine karşı neden S-400 sisteminin kullanılmadığı yönündeki sorulara da yanıt verdi. Türkiye’nin hava ve füze savunma faaliyetlerinin çok katmanlı bir yapı içinde yürütüldüğünü belirten MSB, şu bilgileri paylaştı: "Türkiye NATO’nun entegre hava ve füze savunma sisteminin bir parçasıdır. Bu sistem erken uyarı sensörleri, komuta kontrol sistemi ve önleme füzelerinden oluşmaktadır. Bir balistik füze tespit edildiğinde, müdahale süresinin çok kısa olması sebebiyle sistem en uygun ve en hızlı önleme aracını otomatik olarak seçerek ateşlemektedir. Ülkemize yönelen balistik füze tehdidine karşı en uygun ve etkin savunma unsurları devreye alınarak söz konusu mühimmat başarıyla imha edilmiştir." "İncirlik bir Türk üssüdür, üs komutanı Türk Tuğgeneralimizdir" Bakanlık, İncirlik Üssü’nün statüsüne ilişkin değerlendirmelerde de bulunarak "İncirlik bir Türk üssüdür. Eskişehir’deki Muharip Hava Kuvveti Komutanlığımıza bağlı olarak görev yapan 10’ncu Ana Jet Üs Komutanlığımız Adana İncirlik’te konuşludur. 10’ncu Ana Jet Üs Komutanlığımızda, F-16 filomuz, Tanker filomuz ve İHA’larımız bulunmaktadır. Üzerindeki tüm tesisleri ile birlikte mülkiyeti Türkiye Cumhuriyetine aittir. Üs komutanı Türk Tuğgeneralimizdir. Orada Amerikan askerlerinin olması Amerikan üssü olduğu anlamına gelmez. Orada ayrıca İspanya, Polonya ve Katar askeri personeli de bulunmaktadır" ifalerine yer erdi.
İstanbul İnme geçiren 91 yaşındaki hastaya başarılı müdahale, uzmanlardan uyarı: "Dakikanın önemi var" İstanbul’da yaşayan 91 yaşındaki Ali Bakırkalay’da bir anda konuşma bozukluğu, ağızda kayma gibi durumlar gelişince hemen hastaneye kaldırıldı. İnme geçirdiği anlaşılan ve başarılı bir tedavi süreci geçiren Kalay, "Kızlarım ‘Baba ağzın kaydı’ dedi. Hepsi düzeldi, bana çok iyi baktılar" derken uyguladıkları tedavi hakkında bilgi veren Doç. Dr. Songül Şenadım, "Hastamızı yürüyerek taburcu ettik. İnmenin tedavisi acildir, 1 dakika bile önemli. İnme gençlerde de artık sık görülüyor. Hipertansiyon, diyabet, sedanter yaşam, sigara kullanımı gibi risk faktörü olan insanlarda inmeyi diğer insanlara göre daha fazla görüyoruz" dedi. Yüzde kayma, çekilme, konuşmada bozulma, kol ya da bacakta güçsüzlük, kol ve bacak bölgesinde uyuşma gibi belirtileri olan inme (felç) her yıl çok sayıda kişiyi yaşamdan koparırken uzmanlar, uyarıyor. İstanbul’un Avcılar ilçesinde de 91 yaşındaki Ali Bakırkalay’da edinilen bilgiye göre 30 Ocak Cuma günü 16.00 sıralarında konuşma bozukluğu, bir anda yüzünde kayma gibi belirtiler ortaya çıktı. Endişelenen ailesi önce tansiyon ile ilgili bir problemden şüphelendi sonra inme olduğunu anlayınca sağlık ekiplerine haber verildi. İAÜ VM Medical Park Florya Hastanesi İnme Merkezi’ne getirilen Kalay için hemen işlemlere başlandı. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Songül Şenadım ve inme merkezi ekibinin başarılı tedavisiyle sonrası Kalay taburcu edildi. Doç. Dr. Şenadım, uygulanan tedavi ve inmeye ilişkin bilgi verdi. İnmede 1 dakikanın bile büyük önem taşıdığını aktaran Doç. Dr. Şenadım, inmenin önlenebilir olduğuna dikkat çekti. Kalay ve torunu ise yaşadıkları süreci anlattı. "Kızlarım ‘Baba ağzın kaydı’ dedi, hepsi düzeldi" Rahatsızlandığı süreçle ilgili konuşan 91 yaşındaki Ali Bakırkalay, "Evvela bir şey hissetmedim, odaya girdim, çıkıyordum, sağ tarafa düştüm. Kafamı kapıya vurdum. Ondan sonra bir daha konuşamadım, Allah doktor kızlarımdan sağ olsun. Bana çok iyi baktılar, çok teşekkür ediyorum. Ertesi gün iyileştirdiler beni, Kızlarım ‘Baba ağzın kaydı’ dedi. Hepsi düzeldi, düzelttiler" ifadelerini kullandı. "En sık belirtiler; ağızda kayma, kol ve bacakta güçsüzlük, konuşma bozukluğu" Hastasının durumuna ilişkin bilgi veren Doç. Dr. Songül Şenadım, "Ali Bey 91 yaşında, ani gelişen sağ kol ve bacakta güçsüzlük, konuşma bozukluğu şikayetleriyle acil servisimize başvurdu. Bu belirtiler bize ilk olarak inmeyi düşündürdü. Hastamızı acil olarak görüntüleme amacıyla radyoloji ünitesine aldık. Beynin sol orta serebral arter dediğimiz büyük damarlarından birinde bir tıkanıklık olduğunu fark ettik. Buradaki damarı açmak üzere acil olarak hastamızı anjiyo ünitesine aldık. Mekanik trombektomi dediğimiz bir işlemi yaptık ve oldukça iyi geçti. İşlemden sonra kol ve bacağındaki güçsüzlükte belirgin bir düzelme gördük, yürüyerek taburcu ettik. İnme bir beyin damar hastalığıdır, beyin damarlarının tıkanması ya da kanamasına bağlı olarak ortaya çıkar. En sık belirtiler; ağızda kayma, kol ve bacakta güçsüzlük, konuşma bozukluğu, dengesizlik, görme bozukluğu şeklinde. Bu belirtiler hastada gelişir gelişmez hemen 112’yi aramaları, çok hızlı bir şekilde hastanın inme merkezine getirilmesi gerekiyor" dedi. "İnme gençlerde de artık sık görülüyor, 1 dakika bile önemli" İnme sonrası hızlı müdahalenin önemine dikkat çeken Doç. Dr. Şenadım, "İnmenin tedavisi acildir, birkaç tedavi seçeneği var. İlk 24 saate kadar mekanik trombektomi dediğimiz işlemi uygun hastalarda yapabiliyoruz. Tabi ki bu süre ne kadar erken olursa o kadar iyi. Bizim için 1 dakika bile önemli, dakikada 1.7 milyon nöron kaybımız oluyor. Bu hastamızda kalpte ritim bozukluğu tespit ettik, pıhtının sebebini ona bağladık. Bu da yine ileri yaşta sık görülen inme sebebidir. İnme gençlerde de artık sık görülüyor. İnme sıklığı artıyor çünkü beklenen yaşam süresi artık arttı. İnme sıklığının artmasının diğer bir sebebi de risk faktörlerimizin olması. Hipertansiyon, diyabet, kolesterol yüksekliği, sedanter yaşam, sigara kullanımı, uyku apne sendromu. Bu tür risk faktörü olan insanlarda inmeyi diğer insanlara göre daha fazla görüyoruz. Hastalar risk faktörlerini kontrol altına alırsa inme önlenebilir. Ali Bey ilk 6 saat içinde geldi" şeklinde konuştu. "Gayet sağlıklı, şu an her şeyini yapabiliyor" Kalay’ın torunu Halil Kaan Sarıkaya ise "30 Ocak Cuma günü 16.00-16.30 gibi anneannem aradı. Dedemin kötü olduğuna dair, direkt annem ve babam onlara geçti. İlk başta bizimkiler tansiyon ile alakalı bir şey olduğunu düşünmüşler. Daha sonra toparlamak yerine daha kötü olunca yüzde kayma meydana gelince, isim hatırlamama olunca inme olduğunu anlıyorlar. Ambulansa haber veriliyor, ambulans bu hastaneye getirdi. Operasyon yapıldı, gerçekten çok hızlıydı. Burada çok iyi bakıldı, çok hızlı bir şekilde her şey halloldu. Çok mutluyuz, şu an gayet iyi, öncesinde yaptığı işleri kendi başına yapmaya devam ediyor. Gayet sağlıklı bir şekilde şu an her şeyini yapabiliyor" dedi.
Ankara Bakan Uraloğlu: "5G hizmetlerini 2 yıl içerisinde ülkemizin her noktasında hizmete sunmayı hedefliyoruz" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "1 Nisan 2026 tarihinde ilk sinyalini alacağımız 5G hizmetlerini 2 yıl içerisinde ülkemizin her noktasında hizmete sunmayı hedefliyoruz" dedi. Bakan Uraloğlu, 5G teknolojisine ilişkin açıklamalarda bulundu. Uraloğlu, 5G’nin üretim gücünü, hizmet kalitesini ve teknolojik rekabetçiliğini aynı anda yükselten bir kalkınma altyapısı olduğunu dile getirdi. Uraloğlu, bunun yanı sıra 1 Nisan tarihinden itibaren 5G hizmetinin ilk sinyalini alacaklarını ve 2 yıl içerisinde Türkiye’nin her yerine bu hizmeti sunmayı hedeflediklerini belirtti. Ayrıca Uraloğlu, 16 Ekim’de gerçekleşen 5G yetkilendirme ihalesi neticesinde 3 milyar 534 milyon dolar gelir elde ettiklerini ifade etti. "5G hizmetlerini 2 yıl içerisinde ülkemizin her noktasında hizmete sunmayı hedefliyoruz" 5G teknolojisinin Türkiye’de yaygınlaşmasıyla mobil iletişimde hız, kapasite ve hizmet kalitesini artıracaklarını belirten Bakan Uraloğlu, "1 Nisan 2026 tarihinde ilk sinyalini alacağımız 5G hizmetlerini 2 yıl içerisinde ülkemizin her noktasında hizmete sunmayı hedefliyoruz. 5G’ye geçişle birlikte mobil iletişim hızımız; vatandaşımız daha hızlı, daha güvenilir ve daha kesintisiz bir haberleşme imkanına kavuşacaktır. 5G teknolojisi; endüstriyel robotlardan otonom sürüş teknolojilerine, kritik altyapı yönetiminden akıllı şehir uygulamalarına kadar birçok alanda dönüşümü hızlandıracak. Sanayide akıllı fabrikalar, üretim süreçlerini optimize ederek verimliliği zirveye taşıyacak. Tarımda akıllı tarım uygulamalarıyla daha sürdürülebilir ve yüksek verimli bir üretim sağlanacak. Medya sektöründe ise gazeteciler 8K görüntü kalitesinde kesintisiz canlı yayın yapabilecek, muhabirlerimiz olay yerinden saniyeler içinde yüksek kaliteli görüntü ve veri aktarabilecek" ifadelerine yer verdi. "Milli teknolojimizin gücünü bir kez daha ortaya koyduk" Teknolojinin sadece tüketildiği değil, aynı zamanda yerli ve milli imkanlarla üretildiği bir Türkiye vizyonu olduğunu vurgulayan Bakan Uraloğlu, "Bunlarla birlikte, UDHAM tarafından desteklenen karayolları akıllı ulaşım sistemleri HASDAL projesinde TÜRKSAT tarafından gerçekleştirilen çalışmalarda; yerli 5G çekirdek şebeke ve Ulak baz istasyonlarını başarıyla devreye alarak milli teknolojimizin gücünü bir kez daha ortaya koyduk. 5G yetkilendirme ihalesinde de işletmecilerimize yıllara göre artan şekilde yüzde 60’a varan oranlarda yerli malı belgeli ürün ve piyasa koşullarına bağlı olarak yüzde 30’a varan oranlarda milli haberleşme ürünü kullanımı yükümlülüğü getirdik. Ayrıca, işletmecilerimizin kuracağı 5G mobil özel şebekelerde kullanacağı bileşenlere ilişkin yatırımlarının milli haberleşme ürünlerinden sağlanmasına yönelik gerekli tedbirleri alma zorunluluğu bulunuyor" ifadelerini kullandı.