Son Dakika
|
ÇEVRE
Şampiyon Galatasaray kupasını aldı
Milletvekili İsmail Ok’a yanlış ilaç verilmesi davasında savcı mütalaasını açıkladı
Kıymet Rümeysa Tezcan, Avrupa şampiyonu
Şampiyon Galatasaray üstü açık otobüsle şehir turu attı
Baklava kutusunda rüşvet davasında karar çıktı!
Tepebaşı Belediyesi operasyonunda gözaltı sayısı 25’e yükseldi
Üsküdar Belediyesi’ne yönelik irtikap operasyonu: 7 gözaltı
Trump: "Xi, İran ile anlaşma sağlanması için yardım teklif etti"
Türkiye ile Kazakistan arasında 13 anlaşma imzalandı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Türkiye’s TV Dramas Conquers Ecuador
Alkollü sürücünün çarptığı kadın ağır yaralandı
"Hayalindeki üniformayı giydi: Serkan’ın mutluluğu gözleri doldurdu"
Kapadokya’nın bilinmeyen yüzü belgesele konu oldu
Heimlich manevrası 5 yaşındaki çocuğun hayatını kurtardı
Havadan çekilen görüntüler İstanbul'da çarpıcı ayrımı çizdi
Beşiktaş’ta şampiyonluk sonrası büyük çöküş
İsrail'den Gazze Şeridi'ne hava saldırısı: 7 ölü
SAĞLIK
Niğde’de mobil sağlık seferberliği: Uzak köylere ücretsiz sağlık hizmeti
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:59:13
Niğde İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen mobil sağlık çalışmaları kapsamında, Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde sunulan birinci basamak sağlık hizmetleri, kent merkezine uzak kasaba ve köylerde yaşayan vatandaşların ayağına götürülüyor. Mobil Sağlıklı Hayat Ekibi ile sahaya çıkan sağlık personelleri program kapsamında Karaatlı beldesinde vatandaşlara yerinde ve ücretsiz sağlık hizmeti sundu. Gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında vatandaşlara birçok alanda sağlık taraması ve danışmanlık hizmeti verilirken, Mobil Sigara Bırakma Polikliniği’nde doktorlar tarafından sigara bırakma danışmanlığı, 2-6 yaş grubundaki çocukların büyüme ve gelişim değerlendirmeleri, çocukların gelişim süreçleri hakkında ailelere bilgilendirme gerçekleştiriliyor. Mobil ekipler tarafından ayrıca KETEM kapsamında rahim ağzı (serviks) ve kolorektal kanser taramaları da yapılan program kapsamında diyetisyenler tarafından sağlıklı beslenme ve obeziteyle mücadele konusunda danışmanlık hizmeti sunuluyor, koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri de vatandaşlarla buluşuyor. Evde sağlık hizmetlerinden yararlanan yaşlı ve yatağa bağımlı hastalar da unutulmadı. Uzman hekimler tarafından hastaların sağlık durumları değerlendirilirken, ihtiyaç duyulan kontroller yerinde gerçekleştiriliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Niğde İl Sağlık Müdürü Doğan Bahadır İnan, Niğde genelinde oluşturulan sağlık timiyle ilin en uzak noktalarına ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. İnan, "Oluşturulan sağlık timiyle ilimizin en uzak noktalarına ulaşarak hem hastalarımızı hem de sağlıklı bireylerimizi taramayı ve Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonunu sahada güçlendirmeyi hedefliyoruz. 2-6 yaş arası çocuklarımızı, yaşlılarımızı, rahatsızlığı olan ya da rahatsızlığının farkında olmayan vatandaşlarımızı muayene ediyoruz.Diş hekimimizle mobil diş ünitelerimiz aracılığıyla diş sorunlarına yerinde müdahale ettik, kanser taramalarını gerçekleştiriyor, ebelerimizle de gebelerimizin muayenelerini yapıyoruz. Böylece gittiğimiz yerlerde halkımızın neredeyse tamamını sağlık açısından taramış" dedi. Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde yürütülen çalışmalarla vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması ve koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması hedefleniyor.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:57
Niğde’de mobil sağlık seferberliği: Uzak köylere ücretsiz sağlık hizmeti
Niğde İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen mobil sağlık çalışmaları kapsamında, Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde sunulan birinci basamak sağlık hizmetleri, kent merkezine uzak kasaba ve köylerde yaşayan vatandaşların ayağına götürülüyor. Mobil Sağlıklı Hayat Ekibi ile sahaya çıkan sağlık personelleri program kapsamında Karaatlı beldesinde vatandaşlara yerinde ve ücretsiz sağlık hizmeti sundu. Gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında vatandaşlara birçok alanda sağlık taraması ve danışmanlık hizmeti verilirken, Mobil Sigara Bırakma Polikliniği’nde doktorlar tarafından sigara bırakma danışmanlığı, 2-6 yaş grubundaki çocukların büyüme ve gelişim değerlendirmeleri, çocukların gelişim süreçleri hakkında ailelere bilgilendirme gerçekleştiriliyor. Mobil ekipler tarafından ayrıca KETEM kapsamında rahim ağzı (serviks) ve kolorektal kanser taramaları da yapılan program kapsamında diyetisyenler tarafından sağlıklı beslenme ve obeziteyle mücadele konusunda danışmanlık hizmeti sunuluyor, koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri de vatandaşlarla buluşuyor. Evde sağlık hizmetlerinden yararlanan yaşlı ve yatağa bağımlı hastalar da unutulmadı. Uzman hekimler tarafından hastaların sağlık durumları değerlendirilirken, ihtiyaç duyulan kontroller yerinde gerçekleştiriliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Niğde İl Sağlık Müdürü Doğan Bahadır İnan, Niğde genelinde oluşturulan sağlık timiyle ilin en uzak noktalarına ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. İnan, "Oluşturulan sağlık timiyle ilimizin en uzak noktalarına ulaşarak hem hastalarımızı hem de sağlıklı bireylerimizi taramayı ve Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonunu sahada güçlendirmeyi hedefliyoruz. 2-6 yaş arası çocuklarımızı, yaşlılarımızı, rahatsızlığı olan ya da rahatsızlığının farkında olmayan vatandaşlarımızı muayene ediyoruz.Diş hekimimizle mobil diş ünitelerimiz aracılığıyla diş sorunlarına yerinde müdahale ettik, kanser taramalarını gerçekleştiriyor, ebelerimizle de gebelerimizin muayenelerini yapıyoruz. Böylece gittiğimiz yerlerde halkımızın neredeyse tamamını sağlık açısından taramış" dedi. Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde yürütülen çalışmalarla vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması ve koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması hedefleniyor. (ST-TB-
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:41
Anne adayları "Her Gebeye Bir Ebe" uygulamasıyla korkularını yeniyor
Sağlık Bakanlığınca hayata geçirilen "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması, Kastamonu’da anne adaylarına doğum sürecinde eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunarak stres ve korkularını yenmelerine yardımcı oluyor. Koordinatör ebeler, anne adaylarıyla telefonda irtibat kurarak gerekli sağlık kontrollerini yapıyor ve eğitim desteği veriyor. Sağlık Bakanlığınca hayata geçirilen "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması kapsamında Kastamonu’da görevlendirilen koordinatör ebeler anne adaylarını doğuma hazırlıyor. Kastamonu Merkez Toplum Sağlığı Merkezinde görevli koordinatör ebeler, "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması kapsamında anne adaylarına gebelikten doğuma, lohusalıktan bebek bakımına kadar geniş kapsamlı destek sağlanıyor. Uzman ebeler tarafından yürütülen uygulamada, gebeler ve yeni anneler düzenli olarak bilgilendiriliyor. Özellikle ilk gebeliği olan ve ev ziyareti talep eden anne adaylarına yönelik ev ziyaretleri de yapılıyor. "Annelere verilen ebe desteğiyle anne ve bebeğe yönelik komplikasyonlarda düşüş sağlandı" Kastamonu Toplum Sağlığı Merkezi’nde çalışan ebe Neslihan İdrisoğlu, normal doğum eylemi planı kapsamında ‘Her Gebeye Bir Ebe’ uygulamasının hayata geçirildiğini söyledi. Doğum sürecindeki normal gebeler 28. hafta sonrası, riskli gebeler HSYS/MBYS sistemine düştüğü anda ve doğum süreci sonundaki anneler ise hemen doğumu müteakip aranarak uzman ebeler tarafından bilgi verildiğini anlatan İdrisoğlu, "Gebelik, doğum ve gebelik sonrası süreçler sadece biyolojik süreç olmayıp psikolojik ve sosyal boyutu olan bütüncül bir dönem olmaktadır. Bu dönemlerde annelere verilen ebe desteği ile müdahaleli doğum oranları azalmakta, anne ve bebeğe yönelik komplikasyonlarda da düşüşü sağlamaktadır. Yine biz gebelik ve doğum sonrası süreçte annelerinizin yanındayız. Onları arıyoruz. Özellikle doğum sonu süreçteki yolculukta annelerimizin yanındayız" dedi. Gebelere psikolojik destek de verildiğini ifade eden İdrisoğlu, bilinmezliklerin ortadan kaldırıldığını belirtti. Gebelerin nasıl bir süreçle karşılaşacağını öğrendiklerini anlatan İdrisoğlu, "Bebekle ilgili nasıl bir bakımda bulunulacak, doğum eyleminde nelerle karşılaşacak, bebeğin bakımıyla ilgili hangi konularda destek olacağımız konularında bilgi veriyoruz" diye konuştu. Normal doğumun sağladığı yararlardan bahseden İdrisoğlu, normal doğum eylemi ve sezaryen arasındaki farklılıklara deyindi. İdrisoğlu, iyileşme süreci, bebeğin anne ile uyumu, beslenme sürecindeki kolaylıklar yönünden normal doğum eyleminin sezaryenden daha sağlıklı ve avantajlı olduğuna dikkat çekti. "Kastamonu’da gebe okuluna gelmeyen gebe kalmasın" Gebe Okulu eğitmen ebesi Gürcü Gündoğmuş da Sağlık Bakanlığı’nın öngördüğü konular dahilinde gebelere bilgi verdiklerini söyledi. Haftanın 5 günü çeşitli eğitim programı olduğunu söyleyen Gündoğmuş, "Eğitim programımızda pazartesi başlıyoruz. 5 günlük bir eğitim programımız var. Hem online eğitimlerimiz var hem yüz yüze eğitimlerimiz var. Her gün bu eğitimlerimiz devam etmekte. Online eğitimlerimizdeki amacımız da ilçelerde olan kişiler için, yine ikinci, üçüncü doğumları olanlar için ulaşılabilir olmak, bilgiyle faydalandırmak diyoruz. Gebelik süreci, bebeğin anne karnındaki gelişim aşamaları, yine gebelikte sık rastladığımız bulantı, kusma, kas ağrısı gibi bir çok şikayete çözüm önerilerini konuşuyoruz. Gebelik döneminde yapılması gereken tarama testlerini konuşuyoruz. Her salı günü ağız ve diş sağlığı konusunda diş hekimimiz Fulya Koca geliyor ve gebelerimizin ağız-diş muayenesini yapıyor, eğitimini veriyor. Yenidoğan da ağız bakımı nasıl yapılmalı, bunları aktarıyor bize. Her salı günleri yine ben, gebelikte ve lohusalık döneminde beslenme nasıl olmalı bunu konuşuyoruz. Doğum çantamıza neler koymalıyız, neler koymamalıyız bunları konuşuyoruz. Her çarşamba doğum ağrısıyla baş etmede ilaçsız yöntemlerimiz, aromaterapi, müzik, akupunktur bunlardan bahsediyoruz. Her çarşamba fizyoterapist eşliğinde egzersiz ve pilatesimiz var. Burada da 20. gebelik haftasını doldurmuş olması gerekiyor. Doktor tarafından herhangi bir egzersiz yapmasında sakınca olmaması gerekiyor. Pelvis kaslarını esnetmek için iyi olmuş oluyor egzersiz. Hem de buraya geldiklerinde sosyalleşmiş oluyorlar. Her perşembe eş refakat destekli eğitimimiz oluyor. Buradaki amacımız da eşinizin, yakınınızın doğumda ve gebelik sürecinde, lohusalık döneminde gebeye nasıl destek olması gerektiğini. Yine baba adaylarına özellikle alt değiştirme, gaz çıkartma gibi uygulamalar yaptırıyoruz birebir. Büyüklerin "sarılık olmasın" diye sarı örtü, tuzlama gibi bunların sakıncalarını konuşuyoruz. Buradaki amacımız tamamen " gebelerimize destek " diyoruz. Cuma günleri anne sütü eğitimini veriyoruz. Emzirme pozisyonlarını gösteriyoruz. Doğum sonrası nelere dikkat etmeliyiz bunları aktarıyoruz. Eğitim bitiminde katılım belgesi veriyoruz. Mor bileklik uygulamamız var. Yine eğitim bitiminde kadın doğum servisi ile doğumhaneyi gezdiriyoruz ki nasıl bir ortama geleceklerini görsünler, güven duygusu oluşsun diye. Kastamonu’da gebe okuluna gelmeyen gebe kalmasın" şeklinde konuştu. "İlk hamile kaldığımdaki o cahiliyet şu anda yok" Gebe Hicran Çelebi Ekin ise 28 haftalık hamile olduğunu belirterek, her gebeye bir ebe uygulamasını çok faydalı bulduğunu dile getirerek, "Benim sağlığımdan, hamileliğimden, doğacak bebeğimin sağlığından her şeye bana bilgi veriyorlar. Emzirme olsun, bebekle alakalı doğum öncesi, doğum sonrası bakımı, kendi bakımım, bebeğin bakımı her şeyi bana çok detaylı şekilde anlatmaya çalışıyorlar. Şu an ilk hamile kaldığımdaki o cahiliyet diyeyim size, o şeyim yok mesela. Doğum daha yapmamış olsam da neyle nasıl karşılaşacağımı, nasıl tepki vereceğimi anlatıyorlar. İnternette görmüştüm, sağlık ocağımda da bana söylediler. Gebe Okulu’nda bu tarz bir eğitim aldığımıza dair. Ben de şimdi hamileyim, bilmiyorum, acemiyim. Telefonla da arayıp zaten sürekli söylemişlerdi, ‘Gebe Okulu’muz var, böyle böyle eğitim veriliyor.’ diye. Katılmak istedim, katıldım, faydasını da gördüm. Hala daha da geliyorum. İstediğim kadar da gelebileceğim söylendi, doğuma kadar. Bence herkesin kesinlikle gelmesi gerekiyor. Çünkü doğumda zaten direkt bir acemiliğe düşüyorsunuz, sudan çıkmış balık misali. En azından burada size ne yapmanız gerektiğini, nasıl davranmanız gerektiğini, yalnız olmadığınızı, her şeyi anlatıyorlar. Siz de kendinizi diğer gebelerle birlikte çok rahat hissediyorsunuz" ifadelerini kullandı. "Gebelik rehberiyle doğumunuza hazırlık yapabilirsiniz" Anne adaylarından mobil uygulamayı telefonlarına indirmesini isteyen ebe Duygu Çulluk da, "Bu uygulamayla hafta hafta gebeliğinizi takip edebilirsiniz. Beslenme ve egzersiz önerilerine ulaşabilir. Gebelik rehberiyle doğumunuza hazırlık yapabilirsiniz. Emzirme ve lohusalık desteği alabilirsiniz. Aşı ve muayene hatırlatma ile bebeğinizin aşılarını ve muayenelerini kolayca takip edebilirsiniz. Bebeğinizin 0-2 iki yaş gelişimini kaydedip anı günlüğü oluşturabilirsiniz. Bebeğiniz için seçmiş olduğunuz isimleri kaydedip puanlayabilirsiniz" dedi.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:21
8 yıldır devam eden dava aileyi mağdur etti
Diyarbakır’da 8 yıl önce Özel Bağlar Hastanesine açtıkları davaya gidip gelen aile mağduriyet yaşıyor. 6 çocuk annesi Nefes Çakırbeyli daha önce 3 çocuğunu sağlıklı bir şekilde dünyaya getirmiş ve 2015 yılında ikiz çocuklarının olacağı haberini aldı. Özel hastane arayışına geçen aile, 2016 yılında Özel Bağlar Hastanesinde ikiz çocuklarını dünyaya getirdi. 1 kızının yaklaşık 2 ay diğer kızının ise 4 aydan fazla yoğun bakımda kaldığını iddia eden aile, bir kızlarının hastanenin ihmalkarlığı nedeniyle yüzde 99 engelli olduğunu söyledi. Ailenin iddiasına göre kızlarının oksijensiz kaldığı ve hastanede bulundukları zaman zarfında gerekli müdahalelerin yapılmadığını söylediler. Aile bir kızlarının gelişimini normal şekilde olduğunu diğer kızlarının ise sadece uzandığını ve hiç ses çıkarmadığını fark etti. Bunun üzerine başka bir Özel hastaneye gittiklerinde ise acı haberi aldılar. 10 ay sonra kızlarının hem bedensel hem de zihinsel engelli olduğunu öğrenen aile soluğu mahkemede aldı. 2018 yılında açılan davanın halen sürmesi ise aileyi mağdur etti. Anne Nefes Çakırbeyli, ikizlerinde önce 3 çocuğunun sağlıklı olduğunu söyledi. Çakırbeyli, "3 çocuğumu da Devlet Hastanesinde doğurdum. İkizlerimin olacağını öğrendiğimde daha rahat ve daha temkinli bir biçimde doğum yapmak için Özel Hastane tercih etmek istedim. Özel Bağlar Hastanesine gittim. Benim çocuğum canından oldu. Benim çocuğumun sadece görüntüsü var. Hareket edemiyor. Sadece işaret dili ile anlaşabiliyoruz. Benim kızım konuşamıyor, duyamıyor ve yürüyemiyor. Benim kızım ağır engelli yüzde 99 engeli var. Kızım yoğun bakımda 4 ay kaldı. İkizi Toprak Nisa 2 ay kaldı. Ömür’üm ise 4 ay yoğun bakımda kaldı. Beynine oksijen gitmedi. Bebeğimi ne zaman alabilirim diye sorduğumuzda. Yoğun bakım ünitesi sorumluları ‘oksijeni bebeğin ağzından çektiğimizde bebek morarıyor, nefes alamıyor. Biz o yüzden bebeği şuan size veremeyiz’ dendi bize. Aradan 2 gün geçti bize dediler ‘Gelip bebeğinizi alabilirsiniz’. 2 gün önce bana veremeyiz dediğiniz bebeği nasıl bana veriyorsunuz. Zaten kızım yoğun bakımda oksijensiz kalmış, beynine oksijen gitmemiş, morarmış, ağır bir hasar almış daha sonra bizi arayıp ‘gelin bebeğinizi alın’ diyorlar. Bana çocuğun engellidir denmedi. Hiçbir şekilde açıklama yapılmadı. Çocuğumu kucağıma koydular ve hadi git dediler" ifadelerini kullandı. 10 ay sonra kızının gelişiminin olmadığını fark eden Çakırbeyli, başka bir özel hastaneye gittiğini ve burada kızının hem zihinsel hem de fiziksel engelli olduğunu öğrendiğini söyledi. Çakırbeyli, "Aradan 10 ay geçti. Kızımın ikizi emeklemeye başladı, diş çıkarmaya başladı. Hareketleri normal önceki 3 çocuğum gibi gayet normaldi ama Ömür kızım sadece tavana bakıyordu ve hiç ses etmiyordu. Buda beni tedirgin etti. Özel bir hastaneye gittik doktor benim kızımın ayak tabanına ve parmaklarına dokunur dokunmaz ‘senin kızın engelli’ dedi. Orada dünyam başıma yıkıldı. Benim hiçbir şekilde aklımın ucundan geçmiyordu ki Özel Bağlar Hastanesi de bize böyle bir açıklama yapmadı. 8 yıl önce dava açtım hastaneye. Bir avukatla görüştüm kızımın tüm epik kriz dosyaları, hastanede ne tedavi gördüğü, hangi ilaçları kullandığını tüm belgelerini verdim kendisine. Bir dava 8 yıl sürmez. Bu bana hiç mantıklı gelmiyor. Neden benim kızımın davası bir türlü sonuçlanmıyor. Ben 1 avukatla davaya gidiyorum onlar ise 3-4 avukatla geliyorlar. Neden bunlar bu kadar güçlü, arkaları bu kadar güçlü. Bizim kimsemiz yok diye mi bize bunu yapıyorlar. Bir çocuğun hayatı bitmiş halen kendilerini savunmaya çalışıyorlar. İlk önce Devletimden istediğim tek şey. O Özel Bağlar Hastanesini araştırsınlar, denetlesinler. Sadece Ömür değil, Ömür gibi kaç tane çocuğun hayatını mahvetmişler araştırılsın. Özel Bağlar Hastanesi için ne gerekiyorsa yapılsın ve ceza alsınlar. Benim çocuğumun davası artık sonuçlansın ki benimde içim artık rahat etsin. Benim şuan 6 çocuğum var 5 çocuğum sağlıklı sadece Ömür’üm yarım kaldı. İkizi okula gidiyor anne diyor ‘bugün Ömür yürümüş olsaydı aynı sırada, aynı sınıfta okumuş olacaktık. Anne ben üzülüyorum. Neden benim ikizim benimle birlikte oyunlar oynamıyor, okula gelemiyor.’ şeklinde konuştu. Kızını yoğun bakımdayken görmeye gittiğinde çok enteresan bir şeye şahit olduğunu dile getiren Çakırbeyli, sözlerine şöyle devam etti: "Ben kızımı görmeye gittiğimde ağlayan bir sürü bebek vardı kuvözde. Çığlık çığlıyaydı hepsi. Oradaki hemşirler, hemşireler hepsi genç stajyer öğrencilerdi. Ben neden bu çocuklar bu kadar ağlıyor, neden müdahale etmiyorsunuz dediğimde. Bana dönüp ‘mama saatlerine var’ deyip geçiştirdiler. Şimdi düşünüyorum kafama yeni yeni oturmaya başlıyor. Belki o gün Ömür’ümün yoğun bakımda olduğu dönem Ömür gibi birçok bebek hasar almıştır. Sadece bunu araştırsalar yeter" Yetkililere ve avukatlara yardım çağrısında bulunan acılı anne şu ifadeleri kullandı: "Vicdanlı, merhametli benim kızımın davasıyla ilgilenen avukatların bana yardım etmesini istiyorum. Cumhurbaşkanımdan, Devletime, Sağlık Bakanlığına, Adalet Bakanlığından bu konuya bir el atmalarını istiyorum. Bir insanın canı bu kadar ucuz olmamalı. Bir kızın, bir çocuğun hayatını bu kadar kolay bitirip hiç bir şey olmamış gibi hayatlarına devam edemezler. O hastane araştırılsın artık başka annelerin evlatları yara almasın. Başka anneler ağlamasın. Çocukların hayatları bitmesin" Özel Bağlar Hastanesi yetkililerinden yapılan açıklamada ise dava sürecinin devam ettiği, bu nedenle konuya ilişkin açıklamayı dava sürecinden sonra yapılacağı söylendi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
14 Mayıs 2026 Perşembe- 11:52
Sivas’ta eczacılar Eczacılık Günü’nde bir araya geldi,
2
15 Mayıs 2026 Cuma- 13:15
Mersin’de cerrahi ve onkoloji alanındaki gelişmeler sempozyumda ele alındı
3
14 Mayıs 2026 Perşembe- 23:35
Bakan Memişoğlu: "Hantavirüs konusunda bir salgın riski yok"
4
15 Mayıs 2026 Cuma- 11:16
Ağrılarından kapalı ameliyatla kurtuldu
5
15 Mayıs 2026 Cuma- 11:54
Kütahya’da iş kazası sonrası felç kalan hastaya kişiye özel çözüm
02 Haziran 2025 Pazartesi - 15:42
Minik hastalara moral oldular
Bolu’da Gölköy Kız Yurdu öğrencileri, el emeğiyle hazırladıkları oyuncakları "Şifa Oyuncakları" projesi kapsamında hastanelerde tedavi gören çocuklara hediye ederek, miniklere moral oldu. Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından yürütülen "Şifa Oyuncakları" projesine destek veren Gölköy Kız Yurdu öğrencileri, ördükleri oyuncaklarla minik kalplere dokundu. Gönüllü öğrenciler tarafından hazırlanan oyuncaklar, hastanelerde tedavi gören çocuklara ulaştırılarak moral kaynağı oldu. "Her oyuncak bir tebessüm, her tebessüm de bir şifaya dönüşsün" sloganıyla yola çıkan öğrenciler, dayanışma ve paylaşmanın en güzel örneklerinden birini sergiledi. Proje hastane de tedavi gören çocuklar büyük mutluluk yaşadı. Projenin ilerleyen günlerde de devam edeceği belirtildi.
02 Haziran 2025 Pazartesi - 15:14
Eskişehir’de yenidoğan bebekte nadir görülen ameliyat başarısı
Eskişehir’de bir yenidoğan bebekte doğumsal diyafram hernisi ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi. Eskişehir Şehir Hastanesi’nde yaşamının ilk gününde ameliyat edilen bebek, multidisipliner bir ekibin titiz çalışmasıyla sağlığına kavuşuyor. Bebeğin tedavisi yenidoğan yoğun bakım ünitesinde devam ederken, doktorlar başarılı operasyonun detaylarını paylaştı. "Bu hastalık oldukça nadir görülür" Yenidoğan Yoğun Bakım Doç. Dr. E. Esin Yalınbaş, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, ‘‘Doğumsal diyafram hernisi oldukça nadir görülen karın boşluğu ile göğüs boşluğunu birbirinden ayıran ve solunuma yardımcı olan diyafram kasının bir yerinde gelişim bozukluğuna bağlı bir delik bulunmasıdır. Bu hastalık oldukça nadir görülür, hastalığa multidisipliner yaklaşım önemlidir. Bebeğimizin anne karnındayken tanısı perinatoloji uzmanımız Dr. M.Can Keven tarafından konulduktan sonra, doğum salonunda Dr Ayşe Demiraldı tarafından diafragma hernisine yönelik ilk müdahalesi yapılıp yenidoğan yoğun bakım ünitesine alınmıştır. Yapılan tetkiklerle kesin tanısı konulan bebeğin, pulmoner hipertansiyon açısından kalbine yönelik EKO’su Çocuk Kardiyoloji Dr. Sezen Gülümser Şişko tarafından yapıldıktan sonra çocuk cerrahisi tarafından ameliyata alınmıştır. Ameliyat sonrası entübe olarak YYBÜ takibe alınan bebeğin özellikle ilk 24 saat kritik olup solunum, dolaşım, kalp, böbrek fonksiyonları açısından YYBÜ doktorları ve hemşireleri tarafından titizlikle yakın takip edilmiş, 7. gününde ekstübe edilip, 10. gününde solunum cihazından ayrılmıştır, genel durumu stabil olan bebek ağızdan beslenmeye başlanmış, halen YYBÜ’ de takip ve tedavisi devam etmektedir’’ dedi. "Ameliyat yaklaşık 3 saat sürdü" Çocuk Cerrahisi Op. Dr. İbrahim Yıldırım ise ameliyat sonrasında yaptığı konuşmada şu ifadelere yer verdi: ‘‘Hastamızda, diyafram dediğimiz batın ve akciğer boşluğunu birbirinden ayıran yapının yaklaşık yüzde 70’i yoktu ve ince bağırsak ve kalın bağırsakların bir kısmı, dalak, sol böbrek, hatta sol testis akciğer bölgesinde görüldü. Yaklaşık 3 saat süren ameliyatımızda karın organlarını aşağı alıp diyafram boşluğunu mesh dediğimiz suni bir bariyerle kapattık. Zamanında yapılan bu müdahale ile hem akciğerlerin genişlemesine fırsat tanındı hemde karın organlarının yerine yerleştirilmesi sağlandı. Ağırlık olarak bu kadar küçük bir hasta ve bu denli zorlu bir hastalığın ameliyatında anestezinin önemi bir kez daha anlaşılmaktadır. Anestezi doktorlarımız Betül Okumuşer,Zeliha Dedebağı ve ekibine gösterdikleri özveri çin teşekkür ediyorum.Böyle zorlu bir hastalığın şifa ile sonuçlanması hepimiz için büyük bir mutluluk kaynağı oldu. Emeği geçen tüm ekip arkadaşlarıma tekardan teşekkür ediyorum.’’ "Ameliyat öncesinde yoğun bir hazırlık süreci yürüttük" Son olarak Çocuk Cerrahisi Op. Dr. Berkay Tekkanat, ameliyat hakkında, "Diyafram hernisi, bebeklerde ciddi solunum problemlerine yol açabilen bir durumdur. Ameliyat öncesinde yoğun bir hazırlık süreci yürüttük, multidisipliner bir yaklaşımla hastayı en iyi şekilde değerlendirdik. Böyle başarılı bir ekip çalışmasında yer almak ve bir yenidoğanın hayatına dokunmak bizler için gerçekten gurur verici" şeklinde konuştu.
02 Haziran 2025 Pazartesi - 15:07
Cildiniz için en iyi yatırım güneşten korunmak
Yaz aylarında güneş kremi kullanmanın önemine dikkat çeken Bursa Çekirge Devlet Hastanesi’nde görevli Dermatoloji Uzmanı Dr. Perihan Aladağ Öztürk, her 10 deri kanserinden 9’unun ultraviyole ışınları maruziyetine bağlı ortaya çıktığını belirtti. Güneşten doğru şekilde korunmanın yöntemleri hakkında açıklamalarda bulunan Dermatoloji Uzmanı Dr. Öztürk, her cildin kullanacağı güneş kreminin aynı olmadığının altını çizdi. Mutlaka cilt tipine uygun güneş kreminin tercih edilmesi gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Öztürk, "Toplumumuzda güneş kremi seçerken genelde sadece 30 faktör ya da 50 faktör gibi değerlere odaklanılıyor. Bu değerler bize güneş kreminin SPF değerini yani Ultraviyole B’ye karşı koruyuculuğunu gösterir. Ancak bizim seçeceğimiz güneş kremi mutlaka Ultraviyole A’ya karşı da koruyucu olmalıdır. Yani geniş spektrumlu güneş kremleri tercih etmeliyiz. Özellikle lekeli ciltlerde, mavi ışık filtreli ve renkli güneş kremlerinin kullanılması önem arz etmektedir" dedi. Güneş kremini yeterli miktarda uygulanması için yüz ve boyun bölgesine iki parmak uzunluğunca güneş kremi sürülmesi gerektiğini dile getiren Öztürk, "Tabi ki ense, kulak, el sırtı, kol gibi güneşe açık bölgeleri de güneşten korumayı unutmamalıyız. Güneş kremimizi güneşe çıkmadan 15-20 dakika önce uygulayıp, özellikle yaz aylarında her iki, üç saatte bir yenilemeliyiz. Spor, terleme, havuz, deniz sonrası güneş kremini tekrarlamalıyız" şeklinde konuştu. 6 aydan küçük bebeklere güneş kremi kullanılmasının önerilmediğinin altını çizen Öztürk, "6 aydan itibaren mineral filtreli güneş kremlerini tercih edebiliriz. Unutmayın ki her 10 deri kanserinden 9’u ultraviyole ışınları maruziyetine bağlı ortaya çıkar. Bu nedenle cilt sağlığınıza yapacağınız en iyi yatırım güneşten doğru şekilde korunmaktır" diye konuştu.
02 Haziran 2025 Pazartesi - 14:48
Sigara bırakma polikliniği ile sağlıklı bir yaşama adım atmak mümkün
Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde hizmet veren Sigara Bırakma Polikliniği, tütün bağımlılığından kurtulmak isteyen vatandaşlara umut oluyor. Yüzyılın en büyük salgını olarak tanımlanan tütün kullanımı, hem dünyada hem de Türkiye’de ciddi bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde sigarayı bırakmak isteyen bireyler için hizmet veren Sigara Bırakma Polikliniği, kişiye özel yöntemlerle tütün bağımlılığıyla mücadele ediyor. Poliklinikte görev yapan Malatya Turgut Özal Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Yavuz Korkmaz, yardım alınmadan da sigaranın bırakılabileceğini ancak profesyonel destekle bu sürecin çok daha kolay atlatıldığını söyledi. Sigarayı bırakmak isteyen bireylere özel yöntemler belirlendiğini ifade eden Dr. Korkmaz, "Tütün ve tütün ürünlerini kullanan hastalarımız polikliniğimize ilk başvurduğunda önce anamnez ve hikayelerini alıyor, ardından bağımlılık testlerini uyguluyoruz. Bağımlılık düzeyine göre fizik muayene yapıp verileri Tütün Bağımlılığı Tedavisi İzlem Merkezine kaydediyoruz. Hastanın yaşı, cinsiyeti, kronik hastalıkları ve kullandığı ilaçlar dikkate alınarak hasta ile birlikte en uygun bırakma yöntemine karar veriyoruz" dedi. Dr. Korkmaz, uygulanabilecek tedavi seçenekleri hakkında da bilgi vererek, "Mevcut yöntemler arasında psikososyal destek ve farmakolojik tedavi yer alıyor. Hasta ile birlikte bırakma günü belirleniyor ve bu sürecin her aşamasında hastayı yakın takibe alıyoruz. Böylece hastanın karşılaşabileceği olumsuzluklara müdahale edebiliyoruz" diye konuştu. Sigara Bırakma Polikliniği’ne başvuruların Alo 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı ve Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden yapıldığı belirtildi.
02 Haziran 2025 Pazartesi - 14:11
Uzmanından emzikli anne ve anne adaylarına bayram uyarısı
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Ezgi Aydın, sağlıklı bir gebelik ve emzirme dönemi için hamilelerin ve emzikli kadınların Kurban bayramı ve sonrasında dengeli beslenmeyi elden bırakmamasını tavsiye etti. Özellikle Kurban Bayramı’nda et ve şekerli gıda tüketiminde pek çok kişinin bilmeden sınırı aştığını belirten Aydın, iyi pişirilmeden tüketilen etin ciddi sağlık sorunlarına neden olduğunu belirtti. Bu yıl Kurban Bayramı süresince hava sıcaklığının 30 derecenin üzerinde seyretmesinin beklendiğini ve sıcak havalarda etin muhafazası konusunda daha dikkatli olunması gerektiğini kaydeden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Ezgi Aydın, hamile ve emzikli kadınların kendilerine ve bebeklerine karşı sorumlulukları olduğunu hatırlattı. Aydın, "Kurban bayramında et tüketimini dengeli yapmaya özen gösterin. Vücudumuz, sebze ve meyve, tahıl ürünleri, süt ve süt ürünleri ile et ve kuru baklagillerden oluşan dört temel besin grubundan aldığı besin ögeleri ile güçlü bir bağışıklık sistemi oluşturur. Karbonhidratlar, proteinler, yağlar, vitamin- mineraller, su ve posa gibi besin ögelerinin her birinin bağışıklık sistemine katkısı oldukça önemli. Anne adayları ve emziren anneler öncelikle bu besinleri dengeli tüketmeye özen göstermeli. Kurban eti ve şekerli gıdaların bolca ikram edildiği Kurban Bayramı’nda öncelikle bol su tüketmek hem vücuttaki besinleri dengeler hem de anne ve çocuğunu rahatlatır. Normal günlerden fazla et ve şekerli gıda tükettiyseniz mutlaka yürüyüş yapın" dedi. "Tüketilen etlerin iyi pişmiş olması şart" Kurban Bayramı’nda olduğu gibi her zaman tüketilen etlerin iyice pişmiş olmasının şart olduğunu belirten Kadın hastalıkları ve Doğum Uzmanı Ezgi Aydın, "Enfeksiyon riski sebebiyle tüketilen etlerin iyice pişirildikten sonra yenmesini özellikle öneriyoruz. Toksoplamozis adı verilen ve toksoplazma gondii denilen parazit az pişmiş ya da pişmemiş çiğ etlerle bulaşır. Gebelikte geçirilen enfeksiyonlar da genellikle asemptomatiktir, fark edilmez, ancak enfeksiyon plasenta yoluyla bebeğe de geçebilir. Bebeğe geçen enfeksiyon beyin hasarı, görme problemleri, işitme problemleri, zeka geriliği ve gebelik kaybına sebep olabilir" diyerek sağlıklı bir bayram geçirmek için hamile ve emzikli kadınların daha dikkatli ve bilinçli olması gerektiğini söyledi.
02 Haziran 2025 Pazartesi - 14:05
Dr. Dinççağ: "Nargile ve e-sigara, sigaradan daha zararlı"
Dahiliye Uzmanı Dr. M. Emin Dinççağ, sigara içiminin genel olarak azalmasına rağmen, gençler ve kadınlar arasında tütün ve nikotin kullanımının arttığını, özellikle e-sigara ve nargile kullanımının denetlenemez boyutlara ulaştığını söyledi. Dr. Dinççağ, "Nargile ve e-sigara, sigaradan daha zararlıdır. Cazip, aromalarla zenginleştirilmiş ürünlerin aslında bir tehlikeyi gizlemek amacı olduğu ve bu konuda toplumu aydınlatmak ve farkındalık oluşturmak gibi bir görevimiz olduğu unutulmamalıdır" dedi. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ), 1987 yılından bu yana kutlanan Dünya Sigarasız Günü’nün bu yılki temasının "Sigara için cazip olanları maskelemek, tütün üreticisinin taktiklerini göstermek" olduğunu belirten Dr. Dinççağ "Sigara üreticileri toplumun sigara tüketimini artırabilmek için cazip, yeni tatlar ile gençleri yanıltarak, sigara tüketimini artırdıkları, bu amaçla taktikler geliştirdikleri için bu yıl bu yanıltıcı taktikleri topluma anlatmak ve ikaz etmek amaçlanmıştır. 600 bin ağaç kesiliyor, 84 milyon ton karbondioksit salınıyor. Tütünün çevre için de önemli bir kirletici olduğu, 600 bin ağaç kesildiği, 84 milyon ton karbondioksit salındığı, 22 milyon ton su kullanıldığına dikkat çekilmektedir. Her bir adımda en az 5-10 sigara izmariti atıldığı gözlenmektedir. Yılda 8 milyon insanın sigara yüzünden hayatını kaybettiği, 7 milyon aktif sigara kullanan olduğu, 1 milyon insanın pasif sigara içicisi olduğu tahmin edilmektedir" diye konuştu. "Sigara nedeniyle toplam global ekonomik kayıp yılda 1.4 trilyon dolar sağlık gideri" Halk Sağlığı ve İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Emin Dinççağ şunları söyledi: "Sigara içmeyenlerin ömrünün içenlere göre 10 yıl daha fazla olduğu araştırmalarda saptanmıştır. Sigara içenlerde yüzde 15 kalp damar hastalıklarından ölüm, yüzde 24 kansere yakalanma, yüzde 45 solunum yolu hastalıklarına uğrama riski bilinmektedir. Tütün endüstrisi her yıl 8 milyar dolar sigara tüketiminin teşviki için reklamlara para harcamaktadır. Sigara nedeniyle toplam global ekonomik kayıp yılda 1.4 trilyon dolar sağlık gideridir. E-sigara içenlerin hızla arttığı, özellikle okul çocuklarında ciddi sağlık sorunlarına yol açan bu nikotin ürününün içilmemesi için farkındalık oluşturmalıyız."
02 Haziran 2025 Pazartesi - 14:01
’’Kurban etini 24 saat dinlendirmeden tüketmeyin’’
İSTANBUL (İHA) – Kurban etinin tüketimiyle ilişkin öneride bulunan Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Yasemin Cantimur, ’’Özellikle kurban eti, kesimden hemen sonra tüketilmemeli ve 24 saat dinlendirilmelidir’’ dedi. Kurban Bayramı aile bağlarının güçlendiği, hem dini hem de sosyal olarak sofraların bereketlendiği özel bir dönemdir. Ancak bu özel günlerde et tüketimi konusunda bilinçli olmak; hem sağlığı korumak hem de bayramın keyfini doyasıya yaşamak için önemlidir. Kurban etinin tüketilmesiyle ilgili detayları Liv Hospital Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Yasemin Cantimur anlattı. Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Yasemin Cantimur, kurban etinin tüketimiyle ilgili şu öneriler bulundu: ’’Kurban Bayramı denilince ailece yapılan mangallar, et kavurmaları ve bolca tüketilen et yemekleri gelir. Ancak kurban etinin tüketilmesinde dikkat edilmesi gereken hususlar olduğunu da unutmamak gerekir. Özellikle kurban eti, kesimden hemen sonra tüketilmemeli ve 24 saat dinlendirilmelidir. ’’Taze etin dinlendirilmesi: sindirim ve lezzet için şart’’ Kurban etinin kesimden hemen sonra tüketilmesi, sindirim sorunlarına yol açabilir. Çünkü kesim sonrası etlerde "rigor mortis" adı verilen kas sertliği oluşur ve bu durum etin sindirilmesini zorlaştırır. Etin buzdolabında en az 24 saat dinlendirilmesi, hem lezzetini artırır hem de sindirimi kolaylaştırır. ’’Porsiyonlarınızı iyi ayarlayın’’ Bayram sofralarında et tüketimi artar; ancak aşırı et tüketimi sağlığı olumsuz etkileyebilir. Her şeyde olduğu gibi kırmızı et de fazla tüketildiğinde zararlıdır. Bu nedenle, günlük et tüketimini 100-150 gramla sınırlamak faydalı olacaktır. ’’Etin yanında mutlaka lifli gıdalar tüketilmeli’’ Etin yanında bol lifli gıdalar tüketmek, sindirimi kolaylaştırır ve kolesterol seviyelerini dengeler. Özellikle yulaf, baklagiller, sebzeler ve meyveler, çözünür lif açısından zengindir ve LDL kolesterolün düşürülmesine yardımcı olur. ’’Sağlıklı pişirme yöntemleri kullanılmalı’’ Etin yüksek ısıda, doğrudan ateşte pişirilmesi sırasında kanserojen olan heterosiklik aminler ve polisiklik aromatik hidrokarbonlar oluşabilir. Bunlar uzun vadede kanser riskini artırabilir. Etleri haşlama, buğulama veya fırında pişirme yöntemlerini tercih etmek daha sağlıklıdır. ’’Kalp ve böbrek hastaları dikkatli olmalı’’ Kırmızı etin doymuş yağ içeriği yüksek olabilir. Bu durum, kalp hastalığı ve yüksek tansiyon gibi rahatsızlıkları olan bireyler için risk oluşturabilir. Ayrıca, gut hastalığı olan kişilerde de fazla kırmızı et ve sakatat tüketimi atakları tetikleyebilir. Bu nedenle, bu bireylerin et tüketimini sınırlamaları ve az yağlı etleri tercih etmeleri önerilir. ’’Su tüketimi ve fiziksel aktiviteyi bayramda da ihmal etmeyin’’ Et tüketiminin arttığı bayram dönemlerinde su tüketimini artırmak, sindirimi destekler ve vücut dengesini korur. Ayrıca, günlük 30 dakikalık hafif egzersizler, hem sindirim sistemini rahatlatır hem de genel sağlık için faydalıdır. ’’Geleneksel lezzetleri bilinçle tüketmek’’ Kurban Bayramı, paylaşmanın ve birlikte olmanın en güzel örneklerinden biridir. Bu özel günlerde, et tüketimini bilinçli ve dengeli bir şekilde yapmak, hem sağlığımızı korur hem de bayramın keyfini artırır. Unutmayalım ki, sağlıklı bireyler, mutlu toplumların temelidir.’’
02 Haziran 2025 Pazartesi - 13:57
Mide ve bağırsak hastaları kurban etini hemen tüketmemeli
Kurban bayramıyla birlikte artan kırmızı et ve tatlı tüketiminin sağlık sorunlarına yol açabileceğini dile getiren Diyetisyen Adem Üşümez, etin en az 24 saat buzdolabında dinlendirilmesi gerektiğini özellikle mide-bağırsak hastalığı olan kişilerin kurban etlerini hemen tüketmemesi konusunda uyarılarda bulundu. Merkezefendi Sağlıklı Hayat Merkezi’nde görevli Diyetisyen Adem Üşümez Kurban Bayramıyla birlikte artan kırmızı et ve tatlı tüketiminin sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyleyerek, kurban bayramının sağlıklı geçirilebilmesi için dengeli beslenilmesi gerektiğinin altını çizdi. Yağlı etlerin (koyun-kuzu) doymuş yağ ve kolesterol içeriği daha yüksek olduğu için; kalp-damar hastalığı, diyabet ve yüksek tansiyonu olan kişilerin Kurban Bayramı’nda yağsız veya az yağlı etleri tercih etmeleri gerektiğini söyleyen Diyetisyen Adem Üşümez; "Yeni kesilmiş hayvanların etlerindeki sertlik, hem pişirmede hem de sindirimde zorluğa yol açar. Özellikle mide-bağırsak hastalığı olan kişiler kurban etlerini hemen tüketmemeli, buzdolabında birkaç gün beklettikten sonra tüketmelidir. Genel olarak sakatat tüketimi de bu dönemde artmaktadır. Özellikle kolesterol hastaları ile kalp-damar hastalığı riski taşıyan kişiler sakatat tüketiminden kaçınmalıdır" dedi. "Etin yanında sebzeyi ihmal etmeyin" Kesimden hemen sonra etin pişirilip tüketilmesinin sağlık açısından uygun olmadığını belirten Adem Üşümez; Yeni kesilmiş et serttir, mideyi zorlar, etin en az 24 saat buzdolabında dinlenmesi gerekir. Ayrıca etler, C ve E grubu vitaminleri yönünden fakirdir. Bu nedenle etlerin mutlaka sebzelerle birlikte pişirilmesi veya etlerin yanında C vitamininden zengin sebze/salata/meyve/taze sıkılmış meyve sularının tüketimi oldukça önemlidir. Bu yöntemle sebzelerde bulunan C vitamini demirin emilimini arttırır. Etlerin pişirilmesinde haşlama ve ızgara gibi yöntemler tercihe edilmelidir. Çok yüksek ısıda, uzun süre pişirme ve kızartma yöntemi ’’kanserojen maddelerin’’ oluşumuna neden olabileceği için tercih edilmemelidir. Etle yapılan yemekler kendi yağı ile pişirilmeli, özellikle kuyruk yağı veya tereyağı gibi ilave yağlar eklenmemelidir" diye konuştu. "Tatlı olarak, sütlü tatlılar ve meyveler ile hazırlanmış hafif alternatifler daha doğru tercih olur" Kurbanda kesilen etin saklama şartlarında da sağlık açısından önem arz ettiğini belirten Diyetisyen Adem Üşümez, etlerin küçük parçalar şeklinde(kuşbaşı veya kıyma), tek pişirimlik miktarlarda buzdolabında 3 gün veya derin dondurucuda -18 derecede 3 ay saklanması gerektiğini söyleyerek şöyle devam etti: "Etler buzdolabında, akan soğuk suyun altında çözdürülmeli, çözdürülen etler tekrar dondurulmamalıdır. Çözdürülmüş etin tekrar dondurulması besin zehirlenmelerine yol açabilmektedir. Bayramlarda geleneksel olarak şerbetli tatlılar tercih edilmektedir. Bunun yerine sütlü tatlılar ve meyveler ile hazırlanmış hafif alternatifler daha doğru tercih olur. Ayrıca bayramda yeterli miktarda su içmeyi de ihmal etmeyin" dedi.
02 Haziran 2025 Pazartesi - 13:47
Prof. Dr. Taner Bayraktaroğlu, Sağlık Bakanlığı Obezite Bilim Kurulu üyesi oldu
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Obezite ve Diyabet Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü ve Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı ve Prof. Dr. Taner Bayraktaroğlu, Sağlık Bakanlığı Obezite Bilim Kurulu üyeliğine seçildi. Türkiye’de giderek artan obeziteyle bilimsel temelli mücadele için oluşturulan bu önemli kurulda görev almanın büyük bir sorumluluk olduğunu dile getiren Prof. Dr. Bayraktaroğlu, konu ile ilgili açıklamasında şu sözleri dile getirdi: "Ülkemizde ve dünyada giderek artan obezite sorunu sadece bireysel sağlık değil, aynı zamanda toplumsal sağlık politikaları açısından da kritik bir öneme sahiptir. Bu alanda bilimsel yaklaşımlarla çözüm üretmek, stratejik planlamalar yapmak ve sağlıklı yaşam kültürünü yaygınlaştırmak amacıyla Cumhurbaşkanlığı 12. Kalkınma Planı ve Sağlık Bakanlığının 2024-2028 Stratejik Planı amaç ve hedefleri doğrultusunda oluşturulan bu değerli kurulun bir üyesi olarak görev yapacak olmak benim için hem bir gurur kaynağı hem de büyük bir sorumluluktur. Bu önemli görevi şahsıma layık gören başta Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu olmak üzere tüm Sağlık Bakanlığı ailesine teşekkürlerimi arz ediyorum. Aynı zamanda başta sağlık alanında Üniversitemizin gelişimine her daim büyük katkılar sunan ve değerli destekleriyle bizlerin her zaman yanında olan Sayın Rektörümüz Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer olmak üzere tüm akademik ve idari personelimize teşekkürlerimi sunuyorum." BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, Prof. Dr. Taner Bayraktaroğlu’nun Sağlık Bakanlığı Obezite Bilim Kurulu üyeliğine seçilmesini büyük bir gurur ve memnuniyetle karşıladığını belirterek açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Üniversitemizin kıymetli akademisyenlerinden Prof. Dr. Taner Bayraktaroğlu hocamızın Sağlık Bakanlığı Obezite Bilim Kurulu’nda görev alacak olması, hocamızın alanındaki hem üstün başarıları hem de Üniversitemizin bilimsel üretkenliğinin, ulusal sağlık politikalarına yön verecek düzeyde olduğunun güçlü kantını ortaya koymaktadır. Hocamızın yıllardır obezite ve metabolizma hastalıkları üzerine sürdürdüğü nitelikli akademik çalışmaları, bu önemli kurulda da büyük katkılar sunacaktır. Bu başarı, üniversitemizin sağlık bilimleri alanındaki bilimsel derinliğini ve topluma fayda üreten misyonunu bir kez daha gözler önüne sermektedir. Ortaya koyduğu akademik çalışmalar, bilim dünyasında önem arz ederken Merkezimizdeki ekip ile gerçekleştirdiği kayda değer faaliyetlerle de Obezite ve Diyabet Uygulama ve Araştırma Merkezimiz bu alanda öncü bir kurum haline gelmeye devam etmektedir. Değerli hocamız bu yeni göreviyle, hem ülkemizin sağlıklı nesiller yetiştirme hedefine katkı sunacak hem de genç akademisyenlere örnek olacaktır. Bu vesileyle, böylesine kıymetli bir kurulun oluşturulmasında liderlik gösteren ve hocamıza bu görevi tevdi eden başta Sağlık Bakanımız Sayın Prof. Dr. Kemal Memişoğlu olmak üzere Sağlık Bakanlığının ilgili tüm birimlerine teşekkürlerimi sunuyorum. Bilim temelli politikaların şekillenmesinde üniversiteler ile bakanlıklar arasında kurulan bu güçlü iş birliği, hem ülkemiz halk sağlığı açısından hem de akademik camiamız adına büyük bir kazanımdır. Prof. Dr. Taner Bayraktaroğlu hocamızı gönülden kutluyor; bilgi, birikim ve tecrübesiyle bu önemli kurulda, önemli katkılar sağlayacağını temenni ederek başarılarının devamını diliyorum."
02 Haziran 2025 Pazartesi - 13:44
Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Kaynak: "Kalp krizi vakaların artık 20-30 gibi yaşlara indiğini görmekteyiz"
Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi ve Kardiyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Çağdaş Kaynak, son zamanlarda gençlerde görülen kalp krizi vakalarındaki artışın istatistiksel veriden ziyade yaşam tarzı değişiklikleriyle ve buna bağlı risk faktörlerinin artmasıyla ilişkili olduğunu belirterek, "Vakaların artık 20-30 gibi yaşlara indiğini görmekteyiz" dedi. Özellikle genç yaş gruplarında görülen vakalar, halk arasında endişeye neden oluyor. Siirt’te geçtiğimiz günlerde 6 yaşındaki bir çocuğun kalp krizinden hayatını kaybetmesi ve halı sahada futbol oynarken kalp krizi geçirerek yaşamını yitiren 24 yaşındaki gencin ölümü, konunun ciddiyetini bir kez daha ortaya koydu. Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi ve Kardiyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Çağdaş Kaynak, son zamanlarda gençlerde görülen kalp krizi vakalarındaki artışın istatistiksel veriden ziyade yaşam tarzı değişiklikleriyle ve buna bağlı risk faktörlerinin artmasıyla ilişkili olduğunu söyledi. Kaynak, özellikle eskiden 50 yaşın üzerinde görülen kalp krizi vakalarının artık 20-30 gibi yaşlara indiğini görmekte olduklarına dikkat çekti. Bunda en önemli etkenin kardiyovasküler risk faktörleri olduğunu ifade eden Kaynak, "Gençlerde tütün ürünlerinin kullanımı, tütün ürünlerinin kullanımıyla beraber kalp damarlarındaki damar çeperlerindeki ateroskleroz dediğimiz plak oluşumlarının daha erken yaşlarda oluşmaya başlamasını görüyoruz. Bunun dışında sedanter yaşam dediğimiz hareketsiz yaşamın özellikle gençlerde çok sık görülmesi, insülin direnci ve prediyabet dediğimiz diyabet öncüsü durumun oluşmasını sağlayabiliyor" dedi. Sağlıklı beslenmenin kalp sağlığını korumada önemli olduğunu dikkat çeken Dr. Kaynak, "Bunun yanında sağlıksız beslenme, doymuş yağlardan zengin gıdalarla beslenme, aşırı kolesterollü yiyeceklerle beslenme, damarlarda çok erken yaşlarda plak oluşumuyla beraber gençlerde kalp krizi zemini oluşturabiliyor. Bu anlamda bizlerin özellikle genç yaşlı demeden, kalp krizini bir yaşlı hastalığı olarak kabul etmiyoruz kesinlikle. Kalp krizi tamamen risk faktörlerinin artmasıyla beraber genç yaşlarda da görülebiliyor. Erken yaşlardan itibaren kardiyovasküler risk faktörlerine yönelik koruyucu önlemleri artırmamızı sağlamamız gerekiyor. Tütün ürünlerinin kullanımından kesinlikle uzak durmamız gerekiyor. Düzenli egzersiz yapmamız ve dengeli beslenmemiz lazım. Psikososyal çevremizi iyileştirerek stresten uzak bir yaşam sağlamamız gerekir. Düzenli uyku ve en önemlilerinden biri de erken yaşlarda kalp hastalığı olan bireylerin de erken yaşlarda tarama programlarına alınması, kolesterol değerlerinin sabit tutulması, bu anlamda risk faktörlerinin azaltılması gençlerde koruyucu önlemler olarak çok önemli yer tutmaktadır’’ ifadelerini kullandı. "Çocuklarımız gözümüzün önünde ölüp gidiyor" Siirt’te 6 yaşında kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden Muhammed Yusuf Celbek’in babası Bahri Celbek, yaşadıkları acının başka aileler tarafından yaşanmaması için yetkililere çağrıda bulundu. Celbek, "Arkamı döndüm, bir baktım çocuk yerde. Kaldırdığımda gözleri ters dönmüştü. Gözlerini ters görünce durumun ciddiyetini anladım. Hemen ambulansı aradım, ambulansta kalbi durmuştu. Yolda kalp masajı yaptılar ve kalbi geri döndü. Muhammed Yusuf önce Siirt’te tedavi altına alındı, ardından Elazığ ve Diyarbakır’da çeşitli hastanelere sevk edildi. Yaklaşık 25-26 gün boyunca Diyarbakır’daki Çocuk Hastanesi’nde kaldık. Sonrasında ambulans uçakla Ankara’ya nakledildi. Ancak yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Bizim canımız yandı, başkasının canı yanmasın. Sağlık Bakanlığı’ndan ricamız, doktorlarımız bu olayları araştırsın. Yazıktır, çocuklarımız gözümüzün önünde ölüp gidiyor." şekilde konuştu.
02 Haziran 2025 Pazartesi - 13:41
Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Kaynak: "Kalp krizi vakaların artık 20-30 gibi yaşlara indiğini görmekteyiz"
Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi ve Kardiyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Çağdaş Kaynak, son zamanlarda gençlerde görülen kalp krizi vakalarındaki artışın istatistiksel veriden ziyade yaşam tarzı değişiklikleriyle ve buna bağlı risk faktörlerinin artmasıyla ilişkili olduğunu belirterek, "Vakaların artık 20-30 gibi yaşlara indiğini görmekteyiz" dedi. Özellikle genç yaş gruplarında görülen vakalar, halk arasında endişeye neden oluyor. Siirt’te geçtiğimiz günlerde 6 yaşındaki bir çocuğun kalp krizinden hayatını kaybetmesi ve halı sahada futbol oynarken kalp krizi geçirerek yaşamını yitiren 24 yaşındaki gencin ölümü, konunun ciddiyetini bir kez daha ortaya koydu. Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi ve Kardiyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Çağdaş Kaynak, son zamanlarda gençlerde görülen kalp krizi vakalarındaki artışın istatistiksel veriden ziyade yaşam tarzı değişiklikleriyle ve buna bağlı risk faktörlerinin artmasıyla ilişkili olduğunu söyledi. Kaynak, özellikle eskiden 50 yaşın üzerinde görülen kalp krizi vakalarının artık 20-30 gibi yaşlara indiğini görmekte olduklarına dikkat çekti. Bunda en önemli etkenin kardiyovasküler risk faktörleri olduğunu ifade eden Kaynak, "Gençlerde tütün ürünlerinin kullanımı, tütün ürünlerinin kullanımıyla beraber kalp damarlarındaki damar çeperlerindeki ateroskleroz dediğimiz plak oluşumlarının daha erken yaşlarda oluşmaya başlamasını görüyoruz. Bunun dışında sedanter yaşam dediğimiz hareketsiz yaşamın özellikle gençlerde çok sık görülmesi, insülin direnci ve prediyabet dediğimiz diyabet öncüsü durumun oluşmasını sağlayabiliyor" dedi. Sağlıklı beslenmenin kalp sağlığını korumada önemli olduğunu dikkat çeken Dr. Kaynak, "Bunun yanında sağlıksız beslenme, doymuş yağlardan zengin gıdalarla beslenme, aşırı kolesterollü yiyeceklerle beslenme, damarlarda çok erken yaşlarda plak oluşumuyla beraber gençlerde kalp krizi zemini oluşturabiliyor. Bu anlamda bizlerin özellikle genç yaşlı demeden, kalp krizini bir yaşlı hastalığı olarak kabul etmiyoruz kesinlikle. Kalp krizi tamamen risk faktörlerinin artmasıyla beraber genç yaşlarda da görülebiliyor. Erken yaşlardan itibaren kardiyovasküler risk faktörlerine yönelik koruyucu önlemleri artırmamızı sağlamamız gerekiyor. Tütün ürünlerinin kullanımından kesinlikle uzak durmamız gerekiyor. Düzenli egzersiz yapmamız ve dengeli beslenmemiz lazım. Psikososyal çevremizi iyileştirerek stresten uzak bir yaşam sağlamamız gerekir. Düzenli uyku ve en önemlilerinden biri de erken yaşlarda kalp hastalığı olan bireylerin de erken yaşlarda tarama programlarına alınması, kolesterol değerlerinin sabit tutulması, bu anlamda risk faktörlerinin azaltılması gençlerde koruyucu önlemler olarak çok önemli yer tutmaktadır.’’ ifadelerini kullandı. "Çocuklarımız gözümüzün önünde ölüp gidiyor" Siirt’te 6 yaşında kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden Muhammed Yusuf Celbek’in babası Bahri Celbek, yaşadıkları acının başka aileler tarafından yaşanmaması için yetkililere çağrıda bulundu. Celbek, "Arkamı döndüm, bir baktım çocuk yerde. Kaldırdığımda gözleri ters dönmüştü. Gözlerini ters görünce durumun ciddiyetini anladım. Hemen ambulansı aradım, ambulansta kalbi durmuştu. Yolda kalp masajı yaptılar ve kalbi geri döndü. Muhammed Yusuf önce Siirt’te tedavi altına alındı, ardından Elazığ ve Diyarbakır’da çeşitli hastanelere sevk edildi. Yaklaşık 25-26 gün boyunca Diyarbakır’daki Çocuk Hastanesi’nde kaldık. Sonrasında ambulans uçakla Ankara’ya nakledildi. Ancak yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Bizim canımız yandı, başkasının canı yanmasın. Sağlık Bakanlığı’ndan ricamız, doktorlarımız bu olayları araştırsın. Yazıktır, çocuklarımız gözümüzün önünde ölüp gidiyor." şekilde konuştu. (STK-RK-Y)
02 Haziran 2025 Pazartesi - 13:39
Balıkesir’de "Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek" çocuklara tanıtıldı
Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen "Sağlıklı Çocuk Sağlıklı Gelecek" programı kapsamında Valilik koordinatörlüğünde İl Sağlık Müdürlüğü, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Türk Kızılay’ı Balıkesir Şubesinin işbirliği ile Altıeylül İlçesi Fevzi Çakmak İlkokulu’nda kapsamlı bir tanıtım etkinliği gerçekleştirildi. Etkinlik kapsamında tüm sınıflarda sağlık personeli tarafından 112 Acil Sağlık Hizmetleri, Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE), Ağız ve Diş Sağlığı, Aile Hekimliği, Kişisel Hijyen ve Bulaşıcı Hastalıklardan Korunma, Sağlıklı Beslenme ve Fiziksel Aktivite konularında eğitimler verildi. Okul bahçesinde kurulan stantlarda çocuklara broşürler, boyama kitapları, görev kartları ve eğitim materyalleri dağıtılırken sağlık hizmetlerinde kullanılan malzemelerin uygulamalı tanıtımları yapıldı. Ayrıca Müdürlük hizmet araçlarından 112 Acil Yardım Ambulansı, UMKE araçları, aşı nakil aracı ve evde sağlık hizmetleri aracı öğrencilerin incelemesine sunuldu. İl Milli Eğitim Müdürlüğü Arama Kurtarma Birimi (MEB AKUB), Sağlıklı Beslenme, Fiziksel Aktivite ve İlk Yardım konularında oluşturulan stantlarıyla, Türk Kızılay’ı Balıkesir Şubesi saha faaliyetleri ve aşevi aracının tanıtımı ile programda yer aldı. Etkinliğe katılan öğrencilere "Sağlık Elçisi" unvanı verilerek, sağlık bilgilerini çevrelerine yaymaları teşvik edildi. Etkinlik sonunda tüm öğrencilerin katılımıyla müzik eşliğinde fiziksel aktivite ve egzersizler yapıldı. İl Sağlık Müdürlüğü tarafından düzenlenen bu etkinlik ile çocuklarda sağlık bilincinin temellerinin atılması ve toplum genelinde sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılması hedeflendi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder