Son Dakika
|
ÇEVRE
Şampiyon Galatasaray kupasını aldı
Milletvekili İsmail Ok’a yanlış ilaç verilmesi davasında savcı mütalaasını açıkladı
Kıymet Rümeysa Tezcan, Avrupa şampiyonu
Şampiyon Galatasaray üstü açık otobüsle şehir turu attı
Baklava kutusunda rüşvet davasında karar çıktı!
Tepebaşı Belediyesi operasyonunda gözaltı sayısı 25’e yükseldi
Üsküdar Belediyesi’ne yönelik irtikap operasyonu: 7 gözaltı
Trump: "Xi, İran ile anlaşma sağlanması için yardım teklif etti"
Türkiye ile Kazakistan arasında 13 anlaşma imzalandı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Türkiye’s TV Dramas Conquers Ecuador
Alkollü sürücünün çarptığı kadın ağır yaralandı
"Hayalindeki üniformayı giydi: Serkan’ın mutluluğu gözleri doldurdu"
Kapadokya’nın bilinmeyen yüzü belgesele konu oldu
Heimlich manevrası 5 yaşındaki çocuğun hayatını kurtardı
Havadan çekilen görüntüler İstanbul'da çarpıcı ayrımı çizdi
Beşiktaş’ta şampiyonluk sonrası büyük çöküş
İsrail'den Gazze Şeridi'ne hava saldırısı: 7 ölü
SAĞLIK
Niğde’de mobil sağlık seferberliği: Uzak köylere ücretsiz sağlık hizmeti
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:59:13
Niğde İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen mobil sağlık çalışmaları kapsamında, Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde sunulan birinci basamak sağlık hizmetleri, kent merkezine uzak kasaba ve köylerde yaşayan vatandaşların ayağına götürülüyor. Mobil Sağlıklı Hayat Ekibi ile sahaya çıkan sağlık personelleri program kapsamında Karaatlı beldesinde vatandaşlara yerinde ve ücretsiz sağlık hizmeti sundu. Gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında vatandaşlara birçok alanda sağlık taraması ve danışmanlık hizmeti verilirken, Mobil Sigara Bırakma Polikliniği’nde doktorlar tarafından sigara bırakma danışmanlığı, 2-6 yaş grubundaki çocukların büyüme ve gelişim değerlendirmeleri, çocukların gelişim süreçleri hakkında ailelere bilgilendirme gerçekleştiriliyor. Mobil ekipler tarafından ayrıca KETEM kapsamında rahim ağzı (serviks) ve kolorektal kanser taramaları da yapılan program kapsamında diyetisyenler tarafından sağlıklı beslenme ve obeziteyle mücadele konusunda danışmanlık hizmeti sunuluyor, koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri de vatandaşlarla buluşuyor. Evde sağlık hizmetlerinden yararlanan yaşlı ve yatağa bağımlı hastalar da unutulmadı. Uzman hekimler tarafından hastaların sağlık durumları değerlendirilirken, ihtiyaç duyulan kontroller yerinde gerçekleştiriliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Niğde İl Sağlık Müdürü Doğan Bahadır İnan, Niğde genelinde oluşturulan sağlık timiyle ilin en uzak noktalarına ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. İnan, "Oluşturulan sağlık timiyle ilimizin en uzak noktalarına ulaşarak hem hastalarımızı hem de sağlıklı bireylerimizi taramayı ve Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonunu sahada güçlendirmeyi hedefliyoruz. 2-6 yaş arası çocuklarımızı, yaşlılarımızı, rahatsızlığı olan ya da rahatsızlığının farkında olmayan vatandaşlarımızı muayene ediyoruz.Diş hekimimizle mobil diş ünitelerimiz aracılığıyla diş sorunlarına yerinde müdahale ettik, kanser taramalarını gerçekleştiriyor, ebelerimizle de gebelerimizin muayenelerini yapıyoruz. Böylece gittiğimiz yerlerde halkımızın neredeyse tamamını sağlık açısından taramış" dedi. Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde yürütülen çalışmalarla vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması ve koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması hedefleniyor.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:57
Niğde’de mobil sağlık seferberliği: Uzak köylere ücretsiz sağlık hizmeti
Niğde İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen mobil sağlık çalışmaları kapsamında, Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde sunulan birinci basamak sağlık hizmetleri, kent merkezine uzak kasaba ve köylerde yaşayan vatandaşların ayağına götürülüyor. Mobil Sağlıklı Hayat Ekibi ile sahaya çıkan sağlık personelleri program kapsamında Karaatlı beldesinde vatandaşlara yerinde ve ücretsiz sağlık hizmeti sundu. Gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında vatandaşlara birçok alanda sağlık taraması ve danışmanlık hizmeti verilirken, Mobil Sigara Bırakma Polikliniği’nde doktorlar tarafından sigara bırakma danışmanlığı, 2-6 yaş grubundaki çocukların büyüme ve gelişim değerlendirmeleri, çocukların gelişim süreçleri hakkında ailelere bilgilendirme gerçekleştiriliyor. Mobil ekipler tarafından ayrıca KETEM kapsamında rahim ağzı (serviks) ve kolorektal kanser taramaları da yapılan program kapsamında diyetisyenler tarafından sağlıklı beslenme ve obeziteyle mücadele konusunda danışmanlık hizmeti sunuluyor, koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri de vatandaşlarla buluşuyor. Evde sağlık hizmetlerinden yararlanan yaşlı ve yatağa bağımlı hastalar da unutulmadı. Uzman hekimler tarafından hastaların sağlık durumları değerlendirilirken, ihtiyaç duyulan kontroller yerinde gerçekleştiriliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Niğde İl Sağlık Müdürü Doğan Bahadır İnan, Niğde genelinde oluşturulan sağlık timiyle ilin en uzak noktalarına ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. İnan, "Oluşturulan sağlık timiyle ilimizin en uzak noktalarına ulaşarak hem hastalarımızı hem de sağlıklı bireylerimizi taramayı ve Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonunu sahada güçlendirmeyi hedefliyoruz. 2-6 yaş arası çocuklarımızı, yaşlılarımızı, rahatsızlığı olan ya da rahatsızlığının farkında olmayan vatandaşlarımızı muayene ediyoruz.Diş hekimimizle mobil diş ünitelerimiz aracılığıyla diş sorunlarına yerinde müdahale ettik, kanser taramalarını gerçekleştiriyor, ebelerimizle de gebelerimizin muayenelerini yapıyoruz. Böylece gittiğimiz yerlerde halkımızın neredeyse tamamını sağlık açısından taramış" dedi. Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde yürütülen çalışmalarla vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması ve koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması hedefleniyor. (ST-TB-
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:41
Anne adayları "Her Gebeye Bir Ebe" uygulamasıyla korkularını yeniyor
Sağlık Bakanlığınca hayata geçirilen "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması, Kastamonu’da anne adaylarına doğum sürecinde eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunarak stres ve korkularını yenmelerine yardımcı oluyor. Koordinatör ebeler, anne adaylarıyla telefonda irtibat kurarak gerekli sağlık kontrollerini yapıyor ve eğitim desteği veriyor. Sağlık Bakanlığınca hayata geçirilen "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması kapsamında Kastamonu’da görevlendirilen koordinatör ebeler anne adaylarını doğuma hazırlıyor. Kastamonu Merkez Toplum Sağlığı Merkezinde görevli koordinatör ebeler, "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması kapsamında anne adaylarına gebelikten doğuma, lohusalıktan bebek bakımına kadar geniş kapsamlı destek sağlanıyor. Uzman ebeler tarafından yürütülen uygulamada, gebeler ve yeni anneler düzenli olarak bilgilendiriliyor. Özellikle ilk gebeliği olan ve ev ziyareti talep eden anne adaylarına yönelik ev ziyaretleri de yapılıyor. "Annelere verilen ebe desteğiyle anne ve bebeğe yönelik komplikasyonlarda düşüş sağlandı" Kastamonu Toplum Sağlığı Merkezi’nde çalışan ebe Neslihan İdrisoğlu, normal doğum eylemi planı kapsamında ‘Her Gebeye Bir Ebe’ uygulamasının hayata geçirildiğini söyledi. Doğum sürecindeki normal gebeler 28. hafta sonrası, riskli gebeler HSYS/MBYS sistemine düştüğü anda ve doğum süreci sonundaki anneler ise hemen doğumu müteakip aranarak uzman ebeler tarafından bilgi verildiğini anlatan İdrisoğlu, "Gebelik, doğum ve gebelik sonrası süreçler sadece biyolojik süreç olmayıp psikolojik ve sosyal boyutu olan bütüncül bir dönem olmaktadır. Bu dönemlerde annelere verilen ebe desteği ile müdahaleli doğum oranları azalmakta, anne ve bebeğe yönelik komplikasyonlarda da düşüşü sağlamaktadır. Yine biz gebelik ve doğum sonrası süreçte annelerinizin yanındayız. Onları arıyoruz. Özellikle doğum sonu süreçteki yolculukta annelerimizin yanındayız" dedi. Gebelere psikolojik destek de verildiğini ifade eden İdrisoğlu, bilinmezliklerin ortadan kaldırıldığını belirtti. Gebelerin nasıl bir süreçle karşılaşacağını öğrendiklerini anlatan İdrisoğlu, "Bebekle ilgili nasıl bir bakımda bulunulacak, doğum eyleminde nelerle karşılaşacak, bebeğin bakımıyla ilgili hangi konularda destek olacağımız konularında bilgi veriyoruz" diye konuştu. Normal doğumun sağladığı yararlardan bahseden İdrisoğlu, normal doğum eylemi ve sezaryen arasındaki farklılıklara deyindi. İdrisoğlu, iyileşme süreci, bebeğin anne ile uyumu, beslenme sürecindeki kolaylıklar yönünden normal doğum eyleminin sezaryenden daha sağlıklı ve avantajlı olduğuna dikkat çekti. "Kastamonu’da gebe okuluna gelmeyen gebe kalmasın" Gebe Okulu eğitmen ebesi Gürcü Gündoğmuş da Sağlık Bakanlığı’nın öngördüğü konular dahilinde gebelere bilgi verdiklerini söyledi. Haftanın 5 günü çeşitli eğitim programı olduğunu söyleyen Gündoğmuş, "Eğitim programımızda pazartesi başlıyoruz. 5 günlük bir eğitim programımız var. Hem online eğitimlerimiz var hem yüz yüze eğitimlerimiz var. Her gün bu eğitimlerimiz devam etmekte. Online eğitimlerimizdeki amacımız da ilçelerde olan kişiler için, yine ikinci, üçüncü doğumları olanlar için ulaşılabilir olmak, bilgiyle faydalandırmak diyoruz. Gebelik süreci, bebeğin anne karnındaki gelişim aşamaları, yine gebelikte sık rastladığımız bulantı, kusma, kas ağrısı gibi bir çok şikayete çözüm önerilerini konuşuyoruz. Gebelik döneminde yapılması gereken tarama testlerini konuşuyoruz. Her salı günü ağız ve diş sağlığı konusunda diş hekimimiz Fulya Koca geliyor ve gebelerimizin ağız-diş muayenesini yapıyor, eğitimini veriyor. Yenidoğan da ağız bakımı nasıl yapılmalı, bunları aktarıyor bize. Her salı günleri yine ben, gebelikte ve lohusalık döneminde beslenme nasıl olmalı bunu konuşuyoruz. Doğum çantamıza neler koymalıyız, neler koymamalıyız bunları konuşuyoruz. Her çarşamba doğum ağrısıyla baş etmede ilaçsız yöntemlerimiz, aromaterapi, müzik, akupunktur bunlardan bahsediyoruz. Her çarşamba fizyoterapist eşliğinde egzersiz ve pilatesimiz var. Burada da 20. gebelik haftasını doldurmuş olması gerekiyor. Doktor tarafından herhangi bir egzersiz yapmasında sakınca olmaması gerekiyor. Pelvis kaslarını esnetmek için iyi olmuş oluyor egzersiz. Hem de buraya geldiklerinde sosyalleşmiş oluyorlar. Her perşembe eş refakat destekli eğitimimiz oluyor. Buradaki amacımız da eşinizin, yakınınızın doğumda ve gebelik sürecinde, lohusalık döneminde gebeye nasıl destek olması gerektiğini. Yine baba adaylarına özellikle alt değiştirme, gaz çıkartma gibi uygulamalar yaptırıyoruz birebir. Büyüklerin "sarılık olmasın" diye sarı örtü, tuzlama gibi bunların sakıncalarını konuşuyoruz. Buradaki amacımız tamamen " gebelerimize destek " diyoruz. Cuma günleri anne sütü eğitimini veriyoruz. Emzirme pozisyonlarını gösteriyoruz. Doğum sonrası nelere dikkat etmeliyiz bunları aktarıyoruz. Eğitim bitiminde katılım belgesi veriyoruz. Mor bileklik uygulamamız var. Yine eğitim bitiminde kadın doğum servisi ile doğumhaneyi gezdiriyoruz ki nasıl bir ortama geleceklerini görsünler, güven duygusu oluşsun diye. Kastamonu’da gebe okuluna gelmeyen gebe kalmasın" şeklinde konuştu. "İlk hamile kaldığımdaki o cahiliyet şu anda yok" Gebe Hicran Çelebi Ekin ise 28 haftalık hamile olduğunu belirterek, her gebeye bir ebe uygulamasını çok faydalı bulduğunu dile getirerek, "Benim sağlığımdan, hamileliğimden, doğacak bebeğimin sağlığından her şeye bana bilgi veriyorlar. Emzirme olsun, bebekle alakalı doğum öncesi, doğum sonrası bakımı, kendi bakımım, bebeğin bakımı her şeyi bana çok detaylı şekilde anlatmaya çalışıyorlar. Şu an ilk hamile kaldığımdaki o cahiliyet diyeyim size, o şeyim yok mesela. Doğum daha yapmamış olsam da neyle nasıl karşılaşacağımı, nasıl tepki vereceğimi anlatıyorlar. İnternette görmüştüm, sağlık ocağımda da bana söylediler. Gebe Okulu’nda bu tarz bir eğitim aldığımıza dair. Ben de şimdi hamileyim, bilmiyorum, acemiyim. Telefonla da arayıp zaten sürekli söylemişlerdi, ‘Gebe Okulu’muz var, böyle böyle eğitim veriliyor.’ diye. Katılmak istedim, katıldım, faydasını da gördüm. Hala daha da geliyorum. İstediğim kadar da gelebileceğim söylendi, doğuma kadar. Bence herkesin kesinlikle gelmesi gerekiyor. Çünkü doğumda zaten direkt bir acemiliğe düşüyorsunuz, sudan çıkmış balık misali. En azından burada size ne yapmanız gerektiğini, nasıl davranmanız gerektiğini, yalnız olmadığınızı, her şeyi anlatıyorlar. Siz de kendinizi diğer gebelerle birlikte çok rahat hissediyorsunuz" ifadelerini kullandı. "Gebelik rehberiyle doğumunuza hazırlık yapabilirsiniz" Anne adaylarından mobil uygulamayı telefonlarına indirmesini isteyen ebe Duygu Çulluk da, "Bu uygulamayla hafta hafta gebeliğinizi takip edebilirsiniz. Beslenme ve egzersiz önerilerine ulaşabilir. Gebelik rehberiyle doğumunuza hazırlık yapabilirsiniz. Emzirme ve lohusalık desteği alabilirsiniz. Aşı ve muayene hatırlatma ile bebeğinizin aşılarını ve muayenelerini kolayca takip edebilirsiniz. Bebeğinizin 0-2 iki yaş gelişimini kaydedip anı günlüğü oluşturabilirsiniz. Bebeğiniz için seçmiş olduğunuz isimleri kaydedip puanlayabilirsiniz" dedi.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:21
8 yıldır devam eden dava aileyi mağdur etti
Diyarbakır’da 8 yıl önce Özel Bağlar Hastanesine açtıkları davaya gidip gelen aile mağduriyet yaşıyor. 6 çocuk annesi Nefes Çakırbeyli daha önce 3 çocuğunu sağlıklı bir şekilde dünyaya getirmiş ve 2015 yılında ikiz çocuklarının olacağı haberini aldı. Özel hastane arayışına geçen aile, 2016 yılında Özel Bağlar Hastanesinde ikiz çocuklarını dünyaya getirdi. 1 kızının yaklaşık 2 ay diğer kızının ise 4 aydan fazla yoğun bakımda kaldığını iddia eden aile, bir kızlarının hastanenin ihmalkarlığı nedeniyle yüzde 99 engelli olduğunu söyledi. Ailenin iddiasına göre kızlarının oksijensiz kaldığı ve hastanede bulundukları zaman zarfında gerekli müdahalelerin yapılmadığını söylediler. Aile bir kızlarının gelişimini normal şekilde olduğunu diğer kızlarının ise sadece uzandığını ve hiç ses çıkarmadığını fark etti. Bunun üzerine başka bir Özel hastaneye gittiklerinde ise acı haberi aldılar. 10 ay sonra kızlarının hem bedensel hem de zihinsel engelli olduğunu öğrenen aile soluğu mahkemede aldı. 2018 yılında açılan davanın halen sürmesi ise aileyi mağdur etti. Anne Nefes Çakırbeyli, ikizlerinde önce 3 çocuğunun sağlıklı olduğunu söyledi. Çakırbeyli, "3 çocuğumu da Devlet Hastanesinde doğurdum. İkizlerimin olacağını öğrendiğimde daha rahat ve daha temkinli bir biçimde doğum yapmak için Özel Hastane tercih etmek istedim. Özel Bağlar Hastanesine gittim. Benim çocuğum canından oldu. Benim çocuğumun sadece görüntüsü var. Hareket edemiyor. Sadece işaret dili ile anlaşabiliyoruz. Benim kızım konuşamıyor, duyamıyor ve yürüyemiyor. Benim kızım ağır engelli yüzde 99 engeli var. Kızım yoğun bakımda 4 ay kaldı. İkizi Toprak Nisa 2 ay kaldı. Ömür’üm ise 4 ay yoğun bakımda kaldı. Beynine oksijen gitmedi. Bebeğimi ne zaman alabilirim diye sorduğumuzda. Yoğun bakım ünitesi sorumluları ‘oksijeni bebeğin ağzından çektiğimizde bebek morarıyor, nefes alamıyor. Biz o yüzden bebeği şuan size veremeyiz’ dendi bize. Aradan 2 gün geçti bize dediler ‘Gelip bebeğinizi alabilirsiniz’. 2 gün önce bana veremeyiz dediğiniz bebeği nasıl bana veriyorsunuz. Zaten kızım yoğun bakımda oksijensiz kalmış, beynine oksijen gitmemiş, morarmış, ağır bir hasar almış daha sonra bizi arayıp ‘gelin bebeğinizi alın’ diyorlar. Bana çocuğun engellidir denmedi. Hiçbir şekilde açıklama yapılmadı. Çocuğumu kucağıma koydular ve hadi git dediler" ifadelerini kullandı. 10 ay sonra kızının gelişiminin olmadığını fark eden Çakırbeyli, başka bir özel hastaneye gittiğini ve burada kızının hem zihinsel hem de fiziksel engelli olduğunu öğrendiğini söyledi. Çakırbeyli, "Aradan 10 ay geçti. Kızımın ikizi emeklemeye başladı, diş çıkarmaya başladı. Hareketleri normal önceki 3 çocuğum gibi gayet normaldi ama Ömür kızım sadece tavana bakıyordu ve hiç ses etmiyordu. Buda beni tedirgin etti. Özel bir hastaneye gittik doktor benim kızımın ayak tabanına ve parmaklarına dokunur dokunmaz ‘senin kızın engelli’ dedi. Orada dünyam başıma yıkıldı. Benim hiçbir şekilde aklımın ucundan geçmiyordu ki Özel Bağlar Hastanesi de bize böyle bir açıklama yapmadı. 8 yıl önce dava açtım hastaneye. Bir avukatla görüştüm kızımın tüm epik kriz dosyaları, hastanede ne tedavi gördüğü, hangi ilaçları kullandığını tüm belgelerini verdim kendisine. Bir dava 8 yıl sürmez. Bu bana hiç mantıklı gelmiyor. Neden benim kızımın davası bir türlü sonuçlanmıyor. Ben 1 avukatla davaya gidiyorum onlar ise 3-4 avukatla geliyorlar. Neden bunlar bu kadar güçlü, arkaları bu kadar güçlü. Bizim kimsemiz yok diye mi bize bunu yapıyorlar. Bir çocuğun hayatı bitmiş halen kendilerini savunmaya çalışıyorlar. İlk önce Devletimden istediğim tek şey. O Özel Bağlar Hastanesini araştırsınlar, denetlesinler. Sadece Ömür değil, Ömür gibi kaç tane çocuğun hayatını mahvetmişler araştırılsın. Özel Bağlar Hastanesi için ne gerekiyorsa yapılsın ve ceza alsınlar. Benim çocuğumun davası artık sonuçlansın ki benimde içim artık rahat etsin. Benim şuan 6 çocuğum var 5 çocuğum sağlıklı sadece Ömür’üm yarım kaldı. İkizi okula gidiyor anne diyor ‘bugün Ömür yürümüş olsaydı aynı sırada, aynı sınıfta okumuş olacaktık. Anne ben üzülüyorum. Neden benim ikizim benimle birlikte oyunlar oynamıyor, okula gelemiyor.’ şeklinde konuştu. Kızını yoğun bakımdayken görmeye gittiğinde çok enteresan bir şeye şahit olduğunu dile getiren Çakırbeyli, sözlerine şöyle devam etti: "Ben kızımı görmeye gittiğimde ağlayan bir sürü bebek vardı kuvözde. Çığlık çığlıyaydı hepsi. Oradaki hemşirler, hemşireler hepsi genç stajyer öğrencilerdi. Ben neden bu çocuklar bu kadar ağlıyor, neden müdahale etmiyorsunuz dediğimde. Bana dönüp ‘mama saatlerine var’ deyip geçiştirdiler. Şimdi düşünüyorum kafama yeni yeni oturmaya başlıyor. Belki o gün Ömür’ümün yoğun bakımda olduğu dönem Ömür gibi birçok bebek hasar almıştır. Sadece bunu araştırsalar yeter" Yetkililere ve avukatlara yardım çağrısında bulunan acılı anne şu ifadeleri kullandı: "Vicdanlı, merhametli benim kızımın davasıyla ilgilenen avukatların bana yardım etmesini istiyorum. Cumhurbaşkanımdan, Devletime, Sağlık Bakanlığına, Adalet Bakanlığından bu konuya bir el atmalarını istiyorum. Bir insanın canı bu kadar ucuz olmamalı. Bir kızın, bir çocuğun hayatını bu kadar kolay bitirip hiç bir şey olmamış gibi hayatlarına devam edemezler. O hastane araştırılsın artık başka annelerin evlatları yara almasın. Başka anneler ağlamasın. Çocukların hayatları bitmesin" Özel Bağlar Hastanesi yetkililerinden yapılan açıklamada ise dava sürecinin devam ettiği, bu nedenle konuya ilişkin açıklamayı dava sürecinden sonra yapılacağı söylendi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
14 Mayıs 2026 Perşembe- 11:52
Sivas’ta eczacılar Eczacılık Günü’nde bir araya geldi,
2
15 Mayıs 2026 Cuma- 13:15
Mersin’de cerrahi ve onkoloji alanındaki gelişmeler sempozyumda ele alındı
3
14 Mayıs 2026 Perşembe- 23:35
Bakan Memişoğlu: "Hantavirüs konusunda bir salgın riski yok"
4
15 Mayıs 2026 Cuma- 11:16
Ağrılarından kapalı ameliyatla kurtuldu
5
15 Mayıs 2026 Cuma- 11:54
Kütahya’da iş kazası sonrası felç kalan hastaya kişiye özel çözüm
02 Haziran 2025 Pazartesi - 13:08
Halk Süt Projesi 5 yılda 30 bin çocuğa ulaştı
Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin çocukların sağlıklı gelişimine destek olmak amacıyla hayata geçirdiği Halk Süt Projesi, Dünya Süt Günü’nde yine adından söz ettirdi. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in çocuklar sağlıkla büyüsün diyerek hayata geçirdiği projeden, şimdiye kadar yaklaşık 30 bin çocuk faydalandı. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in, vatandaşın yükünü hafifletmek amacıyla 2020 yılında hayata geçirdiği Halk Süt projesi, 5 yılda 30 binden fazla çocuğa ulaştı. İhtiyaç sahibi ailelerin çocuklarına ücretsiz olarak ulaştırılan sütler, çocukların temel besin ihtiyacını karşılamakla birlikte, Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin, şehrin ve ülkenin geleceği olan çocuklara verdiği değerin de bir göstergesi oldu. Aileler, çocukların en temel ihtiyaçlarından biri olan sütün, ücretsiz şekilde dağıtılmasından dolayı çok memnun. 30 bin çocuk faydalandı Gazipaşa’dan Kaş’a kadar Antalya’nın 19 ilçesindeki çocukların sağlıklı yetişmesi için sürdürülen projede şimdiye kadar, toplam 3 milyon 750 bin litre süt, yaklaşık 30 bin çocuğa ulaştırılırken, 2025 yılının ilk 5 aylık bölümünde ise yaklaşık 290 bin litre sütten, 9 binden fazla çocuk fayda sağladı. Başvurular titizlikle inceleniyor Proje kapsamında, 2-5 yaş aralığındaki çocuklara her ay 8 litre ücretsiz süt desteği sağlanıyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi ekipleri, özenle hazırlanan süt paketlerini ailelerin evlerine kadar götürerek miniklerin sağlıklı şekilde büyümesine katkı sunuyor. Ailelerin başvuruları sosyal hizmet uzmanları ve sosyologlar tarafından titizlikle incelenerek, süt yardımı, gerçekten ihtiyaç sahibi olan ailelere ulaştırılıyor. Online başvuru Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Halk Süt Projesi’ne başvurmak isteyen ailelerin, Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin internet sitesi olan antalya.bel.tr adresinden başvuru formunu doldurarak, online başvuru yapması gerekiyor.
02 Haziran 2025 Pazartesi - 13:01
Antalya’da diyaliz merkezinde notalarla tedavi
Antalya Döşemealtı Devlet Hastanesi’nde tedavi gören diyaliz hastalarına moral desteği sağlanıyor. Uzun süreli tedavi süreçlerinde ihtiyaç duyulan motivasyon, sağlık çalışanı hemşirenin gerçekleştirdiği yan flüt konseriyle hastalara ulaşıyor. Geçen yıl hizmete açılan Antalya Döşemealtı Devlet Hastanesi’nde 19 Mart’tan bu yana hizmet veren Hemodiyaliz Ünitesi’nde hastalar için farklı bir uygulamaya başlandı. Hem müzikle moral bulmaları hem de tedavi sürecinin daha verimli geçmesi amacıyla sağlık çalışanları tarafından müzik sunumu gerçekleştiriliyor. Hastalar arasında diyalize yeni başlayanların yanı sıra uzun süredir tedavi görenler de bulunuyor. "Moral motivasyon çok önemli" Döşemealtı Devlet Hastanesi Hemodiyaliz Ünitesi’nde geçici görevle bulunan 35 yıllık hemodiyaliz hekimi Saadet Çelikörs, moral desteğinin tedavi sürecindeki önemine dikkat çekti. Yeni açılan ünitede 19 Mart’tan bu yana hasta kabulüne başlandığını belirten Çelikörs, şu ifadeleri kullandı:"1 aydır Döşemealtı Devlet Hastanesi’nde geçici görev yapıyorum. Burası yeni açılan bir hastane ve çok beğendim. Hemodiyaliz Ünitesi de yeni açıldı, 19 Mart’tan itibaren hasta alınmaya başlandı. Şu an 10 hastaya hizmet vermekteyiz, bayramdan sonra 20 hasta programladık. 20 hastaya hizmet veren güzel bir merkez. Diyaliz hastalarımızın arasında diyalize yeni başlayan hastamız da var. Onun haricinde 2 yıldır, 3 yıldır, 5 yıldır diyalize giren hastalarımız var. Bizim hastalarımız için moral motivasyon çok çok önemli." Hastaların tedavi sürecine katkı sağlamak amacıyla müzik sunumu düzenlediklerini söyleyen Çelikörs, "Hastalarımıza yan flüt konseri düzenledi arkadaşlar ve hastalarımız da gayet memnun oldu. Moralleri düzeldi. Bu hastanede her şey tam anlamıyla dört dörtlük diyebilirim. Cihazlarımız yeni, sıfır cihazlar. Tüm ekipman sıfır ve son model. Teknik açıdan da oldukça iyi. Ekibimiz eğitimli ve deneyimli bir ekip. Hastalarımıza en iyi şekilde hizmet vermeye çalışıyoruz" dedi. Hemşire yan flütle destek oluyor Diyaliz hastalarına müzikle moral veren hemşire Nimet Sönmez ise yan flüt eğitimi aldığını ve bu yeteneğini mesleğiyle birleştirdiğini ifade etti. Döşemealtı Devlet Hastanesi Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Bekir Çavuşoğlu’nun önerisiyle böyle bir etkinlik düzenlediklerini aktaran Sönmez, şunları söyledi: "Yaklaşık 1,5-2 yıldır yan flüt dersi alıyorum. Hâlâ öğrenme aşamasındayım. Enstrüman ve müzikle alakam var, seviyorum. Bizim aslında hastane olarak birimlerimizde moral ve motivasyona ihtiyacı olan çok fazla birimlerimiz var. Diyaliz de bunlardan biriydi. Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürümüz Bekir Çavuşoğlu, Benim de yan flüt çaldığımı bilerek böyle bir fikir sundu. Biz de böyle bir konser verelim dedik." Hem sağlık çalışanı olup hem de müzikle destek sunmasının şaşkınlıkla karşılandığını söyleyen Sönmez, "Aynı zamanda sağlık çalışanı olduğum için biraz şaşırıyor arkadaşlar. Şimdilik iyi. Herhangi bir olumsuz tepkiyle karşılaşmadım. Henüz öğrenme aşamasında olduğum için gelen tepkilere mutlu oluyorum. Çünkü kendimi duyamadığım için daha onların verdiği tepkilerle ne seviyede olduğumu birazcık anlıyorum. Ama öğrenmeye devam tabii ki" diye konuştu. "Böyle bir etkinliği beklemiyordum" Diyaliz tedavisi gören hastalardan 23 yaşındaki Esra Şimşek ise müzik etkinliğinin kendisini olumlu etkilediğini dile getirdi. Sekiz yıldır diyalize girdiğini ve böbrek nakli beklediğini belirten Şimşek, "Burada aldığım hizmetten memnunum, Allah’a şükür şimdilik bir sıkıntımız yok. Doktorlarımız, hemşirelerimiz sıcak kanlı. O açıdan motivasyon oluyor" dedi. Müzik etkinliğinin kendisi için sürpriz olduğunu ifade eden Şimşek, "Evet, bayağı bir farklı etkinlik oldu. Böyle bir etkinliği beklemiyordum, güzel geldi. Müzik çok güzeldi" ifadelerini kullandı.
02 Haziran 2025 Pazartesi - 12:58
Antalya’da diyaliz merkezinde notalarla tedavi
Antalya Döşemealtı Devlet Hastanesi’nde tedavi gören diyaliz hastalarına moral desteği sağlanıyor. Uzun süreli tedavi süreçlerinde ihtiyaç duyulan motivasyon, sağlık çalışanı hemşirenin gerçekleştirdiği yan flüt konseriyle hastalara ulaşıyor. Geçen yıl hizmete açılan Antalya Döşemealtı Devlet Hastanesi’nde 19 Mart’tan bu yana hizmet veren Hemodiyaliz Ünitesi’nde hastalar için farklı bir uygulamaya başlandı. Hem müzikle moral bulmaları hem de tedavi sürecinin daha verimli geçmesi amacıyla sağlık çalışanları tarafından müzik sunumu gerçekleştiriliyor. Hastalar arasında diyalize yeni başlayanların yanı sıra uzun süredir tedavi görenler de bulunuyor. "Moral motivasyon çok önemli" Döşemealtı Devlet Hastanesi Hemodiyaliz Ünitesi’nde geçici görevle bulunan 35 yıllık hemodiyaliz hekimi Saadet Çelikörs, moral desteğinin tedavi sürecindeki önemine dikkat çekti. Yeni açılan ünitede 19 Mart’tan bu yana hasta kabulüne başlandığını belirten Çelikörs, şu ifadeleri kullandı:"1 aydır Döşemealtı Devlet Hastanesi’nde geçici görev yapıyorum. Burası yeni açılan bir hastane ve çok beğendim. Hemodiyaliz Ünitesi de yeni açıldı, 19 Mart’tan itibaren hasta alınmaya başlandı. Şu an 10 hastaya hizmet vermekteyiz, bayramdan sonra 20 hasta programladık. 20 hastaya hizmet veren güzel bir merkez. Diyaliz hastalarımızın arasında diyalize yeni başlayan hastamız da var. Onun haricinde 2 yıldır, 3 yıldır, 5 yıldır diyalize giren hastalarımız var. Bizim hastalarımız için moral motivasyon çok çok önemli." Hastaların tedavi sürecine katkı sağlamak amacıyla müzik sunumu düzenlediklerini söyleyen Çelikörs, "Hastalarımıza yan flüt konseri düzenledi arkadaşlar ve hastalarımız da gayet memnun oldu. Moralleri düzeldi. Bu hastanede her şey tam anlamıyla dört dörtlük diyebilirim. Cihazlarımız yeni, sıfır cihazlar. Tüm ekipman sıfır ve son model. Teknik açıdan da oldukça iyi. Ekibimiz eğitimli ve deneyimli bir ekip. Hastalarımıza en iyi şekilde hizmet vermeye çalışıyoruz" dedi. Hemşire yan flütle destek oluyor Diyaliz hastalarına müzikle moral veren hemşire Nimet Sönmez ise yan flüt eğitimi aldığını ve bu yeteneğini mesleğiyle birleştirdiğini ifade etti. Döşemealtı Devlet Hastanesi Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Bekir Çavuşoğlu’nun önerisiyle böyle bir etkinlik düzenlediklerini aktaran Sönmez, şunları söyledi: "Yaklaşık 1,5-2 yıldır yan flüt dersi alıyorum. Hâlâ öğrenme aşamasındayım. Enstrüman ve müzikle alakam var, seviyorum. Bizim aslında hastane olarak birimlerimizde moral ve motivasyona ihtiyacı olan çok fazla birimlerimiz var. Diyaliz de bunlardan biriydi. Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürümüz Bekir Çavuşoğlu, Benim de yan flüt çaldığımı bilerek böyle bir fikir sundu. Biz de böyle bir konser verelim dedik." Hem sağlık çalışanı olup hem de müzikle destek sunmasının şaşkınlıkla karşılandığını söyleyen Sönmez, "aynı zamanda sağlık çalışanı olduğum için biraz şaşırıyor arkadaşlar. Şimdilik iyi. Herhangi bir olumsuz tepkiyle karşılaşmadım. Henüz öğrenme aşamasında olduğum için gelen tepkilere mutlu oluyorum. Çünkü kendimi duyamadığım için daha onların verdiği tepkilerle ne seviyede olduğumu birazcık anlıyorum. Ama öğrenmeye devam tabii ki" diye konuştu. "Böyle bir etkinliği beklemiyordum" Diyaliz tedavisi gören hastalardan 23 yaşındaki Esra Şimşek ise müzik etkinliğinin kendisini olumlu etkilediğini dile getirdi. Sekiz yıldır diyalize girdiğini ve böbrek nakli beklediğini belirten Şimşek, "Burada aldığım hizmetten memnunum, Allah’a şükür şimdilik bir sıkıntımız yok. Doktorlarımız, hemşirelerimiz sıcak kanlı. O açıdan motivasyon oluyor" dedi. Müzik etkinliğinin kendisi için sürpriz olduğunu ifade eden Şimşek, "Evet, bayağı bir farklı etkinlik oldu. Böyle bir etkinliği beklemiyordum, güzel geldi. Müzik çok güzeldi" ifadelerini kullandı.
02 Haziran 2025 Pazartesi - 12:25
Unutkanlıkla başa çıkmanın yolları: "Her yaşta görülebilir, önlem alınmalı"
Nöroloji Bölümü’nden Uz. Dr. Özden Yener Çakmak, unutkanlıkla başa çıkmanın yollarını anlattı. Unutkanlık, sadece yaşlılıkla ilişkilendirilen bir sorun olmaktan çıkıyor. Genç yaşlarda da sıkça karşılaşılan bu durum, zamanla yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebiliyor. Yaş ilerledikçe beyinde de yaşlanma belirtilerinin başladığını ifade eden Memorial Antalya Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Uz. Dr. Özden Yener Çakmak, "İnsanlar yaşlandıkça beyin de dahil olmak üzere tüm vücut sistemlerinde değişiklikler olur. Bu değişimler, bilgileri hatırlamakta zorlanma, eşyaların yerini karıştırma veya fatura ödemeyi unutma gibi günlük hayatta küçük ama önemli etkiler oluşturabilir" dedi. Unutkanlığın sadece ileri yaşlarda değil, genç bireylerde de çeşitli nedenlerle ortaya çıkabildiğini belirten Çakmak, "Stres, depresyon, vitamin eksiklikleri, ağır diyetler, tiroid hastalıkları ya da bazı ilaçların uzun süreli kullanımı gençlerde unutkanlığa yol açabiliyor. Bu nedenle yalnızca yaşlı bireylerin değil, gençlerin de bu konuda bilinçli olması gerekiyor" ifadelerini kullandı. "Zihni aktif tutmak şart" Unutkanlıkla mücadelede alınabilecek basit önlemler olduğunu vurgulayan Çakmak, "Zihinsel olarak aktif kalmak büyük önem taşıyor. Yeni bir hobi edinmek, günlük işleri planlamak, yapılacaklar listeleri oluşturmak ve önemli eşyaları her gün aynı yere koymak gibi alışkanlıklar unutkanlığı azaltabilir. Sosyal ilişkileri sürdürmek, aile ve arkadaşlarla vakit geçirmek de beyin sağlığını destekler" şeklinde konuştu. Egzersiz ve beslenme beyin sağlığını destekliyor Fiziksel egzersizin unutkanlık üzerindeki olumlu etkilerine de değinen Uz. Dr. Çakmak, "Düzenli yapılan egzersiz, beynin yeterli oksijen almasını sağlayarak hafızayı güçlendirir. Yürüyüş, yüzme, yoga gibi aktiviteler önerilirken, aşırı fiziksel efor gerektiren sporlardan kaçınılmalıdır" dedi. Dengeli beslenmenin de hafıza üzerinde doğrudan etkili olduğunu kaydeden Çakmak, "B vitamini, Omega-3 ve kaliteli karbonhidrat içeren besinlerin tüketimi beyin fonksiyonları için çok önemlidir. Aynı zamanda kaliteli bir uyku düzeni ile zihinsel egzersizlerin –bulmaca çözmek, hafıza oyunları oynamak gibi– günlük rutine dahil edilmesi, unutkanlığı önlemeye yardımcı olur" diye konuştu. Bu belirtiler varsa dikkat Unutkanlığın bazı durumlarda daha ciddi bir sorunun belirtisi olabileceğine dikkat çeken Çakmak, "Aynı soruların sık sık tekrarlanması, tanıdık yerlerde kaybolmak, tarifleri veya talimatları uygulamakta zorlanmak, zaman ve yer kavramında karışıklık yaşamak ve kişisel bakımın ihmal edilmesi gibi durumlar varsa, mutlaka bir nöroloji uzmanına başvurulmalıdır" uyarısında bulundu. Tedavi mümkün, erken teşhis şart Unutkanlığın tedavisinde çeşitli yöntemlerin kullanılabildiğini belirten Uz. Dr. Özden Yener Çakmak, "İlaç tedavisi, bilişsel terapi, egzersiz, sağlıklı beslenme ve stres yönetimi gibi farklı yaklaşımlar uygulanabiliyor. Ancak altta yatan nedenin erken dönemde belirlenmesi, tedavi sürecinin başarısını artırır. Unutkanlık günlük yaşamı etkileyecek düzeye gelmişse, mutlaka uzman desteği alınmalıdır" ifadelerini kullandı.
02 Haziran 2025 Pazartesi - 12:07
Bayburt Devlet Hastanesinde Mayıs ayında muayene edilenlerin sayısı 50 bine yaklaştı
Bayburt Devlet Hastanesi, Mayıs ayında hastaneye başvuran kişi sayısını açıkladı. Açıklanan sayılara göre muayene edilenlerin sayısı 45 bini geçerek, 47 bin 657 kişiye ulaştı. Geçen ay 42 bin 516 kişi hastanede muayene edilirken, bu ay hastaneye başvuran sayısında 5 bin 141 kişilik artış görüldü. Acil servise başvuran sayısının bu ay bir hayli arttığı verilere göre, bir diğer artışta çocuk polikliniğinde yaşandı. Nisan ayında çocuk polikliniğine 2 bin 403 çocuk muayene edilmek üzerine getirilirken, bu ay bu sayı 2 bin 692 olarak kayıtlara geçti Öte yandan en çok muayenenin yapıldığı poliklinik 4 bin 447 ile iç hastalıkları polikliniği oldu. 01-31 Mayıs tarihleri arasında yapılan muayene sayıları şöyle: Uzman Aile Hekimliği: Bin 16 Anestezi Polikliniği: 302 Beyin Cerrahi: Bin 457 Cildiye Polikliniği: 905 Çocuk Cerrahisi: 302 Çocuk Polikliniği: 2 bin 692 Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı: 291 Enfeksiyon Hastalıkları: 569 Fizik Tedavi Polikliniği: Bin 284 Genel Cerrahi Polikliniği: Bin 800 Göğüs Cerrahisi Polikliniği: 164 Göğüs Hastalıkları: Bin 427 Göz Hastalıkları Polikliniği: 3 bin 118 İç Hastalıkları Polikliniği: 4 bin 447 Kadın Hastalıkları Polikliniği: 2 bin 375 Kalp Damar Cerrahisi: 296 Kardiyoloji Polikliniği: 2 bin 85 Kulak Burun Boğaz Polikliniği: 2 bin 22 Nöroloji Polikliniği: Bin 548 Ortopedi Polikliniği: 3 bin 326 Plastik Cerrahi Polikliniği: 222 Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Polikliniği: Bin 100 Üroloji Polikliniği: 652 Acil servis hastası: 14 bin 363 Yapılan Ameliyat Sayısı: 328 Yapılan Lokal Ameliyat Sayısı: 83 Yapılan Endoskopi Sayısı: 171 Yapılan Kolonoskopi sayısı: 22 Toplam Yapılan Anjiyo Sayısı: 87 Gebe Okulu Danışanı Sayısı: 25 Toplamda; Mhrs Randevulu: 15 bin 42 Mhrs Dışı Ayaktan: 18 bin 252 Toplam Ayaktan Bakılan Hasta Sayısı: 47 bin 657
02 Haziran 2025 Pazartesi - 12:05
Parkinson erken teşhisle kontrol altına alınabilir
Modern yöntemlerle erken dönemde teşhis edilebilen Parkinson’un kontrol altına alınması için birçok tedavi seçeneğinin bulunduğunu belirten Nöroloji Uzmanı Dr. Hikmet Dolu, "Hastalıkla baş edebilmek için öncelikle ilaç tedavisi uygulanmaktadır. Bu tedaviye yanıt alınamaması veya tedaviye zaman içinde direnç gelişmesi halinde cerrahi tedavi tercih edilir" dedi. Liv Hospital Samsun Nöroloji Uzm. Dr. Hikmet Dolu, bilgilendirmelerde bulundu. Parkinson’un tanımı yapan Uzm. Dr. Dolu, "Hareketlerde yavaşlama ve titreme ile başlayan, tedavi edilmezse zaman içinde hastayı yatağa bağımlı hale getirebilen Parkinson, hayat kalitesini bozan bir hastalık olarak tanımlanabilir. Modern yöntemlerle erken dönemde teşhis edilebilen Parkinson’un kontrol altına alınması için birçok tedavi seçeneği bulunur. Parkinson, çoğunlukla vücudun bir tarafında hareketlerin ileri derecede yavaşlaması (bradikinezi), genellikle istirahat halindeyken görülen titreme (tremor), kasların düzensiz ve istemsiz kasılması sonucu oluşan vücutta sertlik hissi (rijidite) ve postür (duruş) bozukluklarıyla ortaya çıkar. Hastalıkla baş edebilmek için öncelikle ilaç tedavisi uygulanmaktadır. Bu tedaviye yanıt alınamaması veya tedaviye zaman içinde direnç gelişmesi halinde cerrahi tedavi tercih edilir" diye konuştu. "Hareketlerde azalma görülebilir" Parkinson’un belirtilerinden bahseden Uzm. Dr. Dolu, "Parkinson hastalığı hemen hemen her zaman vücudun bir yarısında (daha sıklıkla sol taraf, hemiparkinsonizm) başlar, yıllar içinde diğer tarafa da geçer. Temel belirtisi, hareketlerde yavaşlama ve/veya titremedir yani tremordur. Sıklıkla tek tarafta, istirahat halinde ortaya çıkan elde veya ayakta titreme ve eklem hareketlerinde katılıkla kendini gösterir. Zamanla yürürken tek veya iki taraflı kol sallanma hareketlerinde azalma veya kayıp, adımlarda küçülme, yürümeye başlamada zorluk, düğme iliklemek ya da açmakta zorlanma, yatakta dönme ya da otururken kalkmada güçlük Parkinson’un belirtileri arasındadır. Maske (donuk yüz) yüz ifadesi, alçak ve kısık ses tonuyla konuşma, el yazısında küçülme, öne doğru eğilme/kamburlaşma olabilir. Parkinson hastalığında beyinden kaynaklanan hareket bulgularından başka hareket haricinde belirti ve şikâyetler de izlenir. Bunlar kabızlık, kan basıncının düşmesi, depresyon, uyku bozuklukları, huzursuz bacak sendromu ve koku duyusunun kaybıdır. Hastalığının orta ve ileri evrelerinde yürüyüş bozuklukları, denge kusurları, harekette donmalar ortaya çıkar, bunu düşmeler izleyebilir. Nadiren de olsa bazı hastalarda bu tabloya bunama (demans) da eklenir" şeklinde konuştu. "İlaç tedavisi uygulanabilir" Parkinson tedavisinde öncelikle ilaçların kullanıldığını söyleyen Uzm. Dr. Dolu, "İlaçlarla beklenen yanıtın alınamadığı hastalarda veya zamanla ilaçların faydasının azaldığı durumlarda cerrahi tedavi uygulanabilir. İlaç tedavisi beyinde azalmış olan dopaminerjik geçişi artırmaya yöneliktir. Yani Parkinson ilacı, dopamini artırmaya yöneliktir. Bu amaçla, beyinde dopamin miktarını artıran ilaçlar tedavide kullanılır. Ancak Parkinson ilaçlarının uzun süre ve/veya yüksek dozlarda kullanımı ile hastalarda kısa süreli aşırı hareketlilik şeklinde dalgalanmalar, tam yanıtsızlık (off periyodu) ya da istemsiz hareketler (diskinezi) görülebilir. Bu ilaçları kullanan hastalarda ortalama yüzde 5-7 arasında ortaya çıkabilen bu durumları geciktirmek için rahatsızlığın başlangıcında hastaya yanıtın alınabildiği en düşük doz verilmelidir. Hasta 65 yaşın altındaysa ve bunama yoksa, tedaviye dopamin etkisini taklit eden ‘dopamin agonisitleri’ ile de başlanabilir veya tedaviye ek olarak kullanılabilir. Titreme, bunama, depresyon, uyku bozukluğu şikâyetleri görülürse bu şikâyetler için başka bir tedavi stratejileri planlanabilir. Hastaların üçte biri ilaç tedavisi ile uzun yıllar iyi cevap alınan ve yaşamlarında önemli bir kısıtlama olmadan yaşayabilen kişilerdir. Kalan grubun bir kısmında ilaca cevap kısıtlıdır. Doz arttırıldıkça yan etkiler, zamanla da ilaca cevapsızlık görülebilir" ifadelerini kullandı. "İlaç tedavisine yanıt alınmazsa cerrahi tedavi tercih edilebilir" İlaç tedavisinden fayda görmeyen hastalarda cerrahi tedaviye başvurabileceklerine dikkat çeken Uzm. Dr. Dolu, şunları söyledi: "Özellikle son 15-20 yıldır ilaç tedavisine cevap vermeyen hastalarda, cerrahi seçenek önerilir. Amaç beyinde hareketimizle ilgili merkezlerde azalan elektriksel uyarının cilt altına yerleştirilen bir kaç cm’lik jeneratör aracılığı ile oluşturulmasıdır. Kalp pili benzeri bir mantık ile düşünülebilir. Uygulamanın tıbbı adı, derin beyin stimülasyonudur."
02 Haziran 2025 Pazartesi - 11:35
Mardin’de telef olmak üzere bulunan köpek tedavi altına alındı
Mardin’in Kızıltepe ilçesinde telef olmak üzere bulunan sokak köpeği, belediye ekipleri tarafından alınarak rehabilitasyon merkezine götürülüp tedavi altına alındı. İlçede vatandaşlardan Mehmet Aris, Tepebaşı Mahallesi Kilise Caddesi üzerindeki bir apartmanın bodrum katından kötü bir koku geldiğini fark etti. Ariş, kokuyu takip ederek indiği bodrum katında gördüğü manzara karşısında hayrete düştü. Bodrum katında bir sokak köpeğinin bir deri bir kemik halde can çekiştiğini gören Ariş, durumu 112 Acil Çağrı Merkezine bildirdi. İhbar üzerine Mardin Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Daire Başkanlığı Hayvan Rehabilitasyon Merkezi ekipleri köpeği alıp hayvan hastanesine götürdü. Aris, gördüğü manzara karşısında üzüldüğünü belirterek, "Şu can dostumuzu şu halde gördük. İçimiz el vermedi. Belediyeyi aradık. Birazdan gelip götürecekler. Hayvancağız burada can çekişiyor. Bir deri bir kemik kalmış. Bu hayvanı nasıl bu şekilde bırakmışlar, nasıl böyle terk edilmiş. İçler acısı" dedi.
02 Haziran 2025 Pazartesi - 11:34
‘İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa’ kampanyasının iki haftalık sonucu: Kişilerin yüzde 64,4’ünün sonucu normal kilo sınırının üzerinde
İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa’ kampanyasında 17-23 Mayıs tarihleri arasında yapılan kontrollerde kişilerin yüzde 64,4’ünün sonucu normal kilo sınırının üzerinde çıktı. ‘İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa’ kampanyasının 17-23 Mayıs 2025 tarihlerini kapsayan ikinci haftasında 281 bin 940’ı erkek, 309 bin 269’u kadın olmak üzere toplam 591 bin 209 kişinin boy-kilo ölçümü yapıldı. Ölçümler sonucunda kampanyaya katılan kişilerin vücut kitle indeksi (VKİ) belirlendi. Bu verilerden hareketle yapılan analizde, vücut kitle indeksi (VKİ) derecelendirmesine göre; kampanyaya katılan kişilerin yüzde 4,2’sinin zayıf (VKİ
02 Haziran 2025 Pazartesi - 11:30
Bir nefes sağlık için meydana çıktılar
Dünya Tütünsüz Günü kapsamında, tütün ürünlerinin zararlarına dikkat çekmek ve farkındalık oluşturmak amacıyla Yakutiye Kent Meydanı’nda Sağlık İl Müdürlüğü ile Yeşilay Erzurum Şubesinin iş birliğinde etkinlik düzenlendi. Etkinlik kapsamında kurulan stantlarda; tütün ürünlerinin zararları anlatılarak bilgilendirici broşürler dağıtıldı. Karbonmonoksit ölçümleri yapıldı. Karbonmonoksit değeri yüksek çıkan bireyler sigara bırakma polikliniklerine yönlendirildi. Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM) tanıtılarak burada sunulan tüm hizmetlerin ücretsiz olduğu vurgulandı. "İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa" kampanyası kapsamında boy ve kilo ölçümleri yapılarak beden kitle indeksleri hesaplandı. Değeri yüksek çıkan bireyler SHM’lerdeki diyetisyenlere yönlendirildi ve sağlıklı beslenme, sağlıklı yaşam konularında önerilerde bulunuldu. Kalın bağırsak kanserinin erken teşhisi amacıyla, 50-70 yaş aralığındaki kişilere ücretsiz test dağıtıldı. Meme kanseri ve rahim kanseri için de bilgilendirme yapıldı. İl Sağlık Müdürlüğü tarafından konu ile ilgili yapılan açıklamada, "Gerçekleştirilen bu etkinlik, tütünle mücadelede toplumun her kesimini bilinçlendirme yönünde önemli bir adım oldu" denildi.
02 Haziran 2025 Pazartesi - 11:00
Sağlık Bakanlığından, Konya’da entübe edilen çocuğa ambulansın geç gittiği iddiasına ilişkin açıklama
Sağlık Bakanlığınca, Konya’da okulda sınıf arkadaşı İ.Ç. (10) tarafından boğazının sıkılması sonucu fenalaşan ve kaldırıldığı hastanede yoğun bakıma alınan Yusuf Taşkın’a (10) müdahale eden ambulansın olay yerine geç gittiği iddialarına ilişkin, "Ambulans olay yerine 10 dakikada ulaşmış, olay yerinde hastaya 15 dakika müdahale edilmiştir" açıklaması yapıldı. Sağlık Bakanlığı tarafından 28 Mayıs’ta Konya’nın Selçuklu ilçesi Kosova Mahallesi’ndeki Dikilitaş Sahip Ata İlkokulu’nda meydana gelen olayda ambulansın geç geldiği iddialarına ilişkin açıklama yapıldı. Açıklamada, "Ambulans olay yerine 10 dakikada ulaşmış, olay yerinde hastaya 15 dakika müdahale edilmiştir. İlk müdahalenin ardından ambulansa alınan hasta, 4 dakika sonra hastaneye (Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi) ulaştırılmıştır" ifadelerine yer verildi.
02 Haziran 2025 Pazartesi - 10:59
Tek tip diyetler tarih oluyor
Dr. Öğr. Üyesi Diyetisyen Enver Çıracı, son yıllarda kişiye özel beslenme yaklaşımlarının bilimsel temellerle daha da güçlendiğini belirterek, "Artık ‘herkese uyan tek diyet’ anlayışı geride kaldı. Genetik yapı ve bağırsak mikrobiyotası, beslenme planlarının temel rehberleri hâline geldi" dedi. Biruni Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Biyokimya Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Diyetisyen Enver Çıracı, yaptığı açıklamada, özellikle son 10-15 yılda genetik bilimindeki gelişmelerin ve mikrobiyota araştırmalarının, bireylerin aynı besinlere verdiği farklı tepkileri açıklamaya başladığını söyledi. "Danışanlarım sıkça ‘Aynı yemeği yiyoruz ama ben kilo alırken arkadaşım almıyor’ gibi sorularla geliyor. Bunun temelinde genetik farklılıklar ve mikrobiyotamız yatıyor" diyen Çıracı, bu alanların sağlıkta devrim niteliğinde gelişmelere kapı araladığını vurguladı. Yediklerimiz genlerimizi nasıl etkiliyor Nutrigenomik biliminin, bireylerin yedikleri gıdaların genetik yapıları üzerindeki etkilerini incelediğini ifade eden Çıracı, "Örneğin brokoli, bazı bireylerde kansere karşı koruyucu olabilirken, bazı tiroid hastalarında ters etki oluşturabiliyor. Bu nedenle beslenme planları bireyin genetik yapısına göre hazırlanmalı" diye konuştu. Bazı bireylerin karbonhidratlara genetik olarak daha hassas olduğunu, kimilerinin ise doymuş yağları zor metabolize ettiğini kaydeden Çıracı, genetik testlerin bu eğilimleri ortaya çıkardığını ve bu doğrultuda kişiselleştirilmiş bir yol izlenebildiğini dile getirdi. Nutrigenomik kimler için daha uygun Dr. Öğr. Üyesi Enver Çıracı, genetik testlerin aslında herkes için uygulanabilir olduğunu ancak bazı durumlarda çok daha anlamlı sonuçlar verdiğini vurguladı. Özellikle uzun süredir kilo veremeyen, kronik yorgunluk yaşayan, sindirim sorunlarıyla sık karşılaşan bireylerde veya ailesinde diyabet, kalp hastalığı gibi kronik hastalık öyküsü bulunan kişilerde bu testlerin ciddi fayda sağlayabileceğini belirtti. "Eğer klasik diyetlerde zorlanıyorsanız, vücudunuzun genetik diliyle konuşmanın zamanı gelmiş olabilir" diyen Çıracı, nutrigenomik analizlerin bireyin kendi bedenini tanımasında önemli bir rehber sunduğunun altını çizdi. Bağırsaklar sadece sindirim sistemi değil Bağırsaklarda yaşayan trilyonlarca bakteriden oluşan mikrobiyota ekosisteminin de sağlığın gizli anahtarlarından biri olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Enver Çıracı, "Mikrobiyota sadece sindirimi değil; bağışıklık sistemini, hormon dengesini ve ruh halini bile etkileyebilir" ifadelerini kullandı. Mikrobiyotanın bozulmasının şişkinlik, cilt problemleri, gıda intoleransları ve ruh hali değişimleri gibi belirtilerle kendini gösterebileceğini anlatan Çıracı, fermente gıdalar, lifli besinler ve stres yönetiminin mikrobiyota sağlığı için hayati öneme sahip olduğunu söyledi. Geleceğin beslenmesi kişiye özel olacak Kişiselleştirilmiş beslenmenin sadece kilo kontrolü değil, bağışıklık sistemi ve hastalıklara karşı direnç açısından da önemli bir araç hâline geldiğini vurgulayan Çıracı, Avrupa ve ABD’de birçok klinikte nutrigenetik testlerin artık standart uygulamalar arasında yer aldığını ifade etti. Genetik testlerin mutlaka uzman rehberliğinde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Çıracı, "Genetik veriler, yaşam tarzı, çevresel faktörler ve mikrobiyota ile birlikte anlam kazanır. Bu nedenle testler bir sonuç değil, bir başlangıçtır" dedi. Bilimsel temelli danışmanlık şart Beslenmesinde sürekli sorun yaşayan bireylerin, öncelikle bilimsel değerlendirme yapabilen uzmanlara başvurmaları gerektiğini kaydeden Çıracı, "Kulaktan dolma bilgiler yerine bilimsel temelli ve kişiye özel yaklaşımlar tercih edilmeli. Çünkü herkesin genetik dili ve mikrobiyotası farklıdır" uyarısında bulundu. Dr. Öğr. Üyesi Enver Çıracı, sözlerini şöyle tamamladı: "Genetik mirasımızı değiştiremeyiz; ancak onunla nasıl yaşayacağımızı seçebiliriz. Nutrigenomik ve mikrobiyota bilimi, sağlıklı yaşama giden yolda bedenimizin bize sunduğu rehberlerdir. Bu sessiz ama güçlü sinyalleri artık daha fazla görmezden gelmemeliyiz."
02 Haziran 2025 Pazartesi - 10:49
Çocukluk çağı kanserleri yüksek oranda tedavi edilebiliyor
Çocukluk çağı kanserleri hakkında bilgi veren Prof. Dr. Tezer Kutluk, günümüzde bu hastalıkların yüzde 85 oranında tedavi edilebildiğini belirtti. Kutluk, çocukları katkı maddeleri bulunan gıdalardan uzak tutmanın erişkinlik dönemlerinde bu hastalıktan korunmaları açısından önemli olduğunu vurguladı. Dünyada 2025 yılında 21 milyon kişinin kanser tanısı alacağı öngörülürken; her yıl 400 bin kadar da çocukluk çağı kanseri beklendiğine dikkat çeken Medicana Zincirlikuyu Hastanesi Çocuk Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Tezer Kutluk, "Ülkemizde ise her yıl 0-14 yaş çocuk ve gençlerde 3 bin 500 kanserin görülmesi beklenmektedir. Çocuklarda görülen kanserlerin tipleri, erişkin kanserlerinden farklıdır. Bu kanserlerin üçte birini lösemiler oluştururken, bunu lenfoma ve beyin tümörleri, nöroblastom gibi tümörler takip etmektedir. Osteosarkom ve Ewing sarkomu gibi kemik tümörleri, rabdomyosarkom ve diğer yumuşak tümörleri, Wilms tümörü, germ hücreli tümörler, retinoblastom ve karaciğer tümörleri de çocuklarda görülen diğer kanserler arasındadır. Ayrıca nadir tümörler de çocuklarda sık tartışılan konular arasındadır" ifadelerini kullandı. Tedavilerde başarı oranı yüzde 85’e ulaştı Çocuk ve ergenlik çağı kanserlerinde tedavi başarılarının erişkin kanserlerine göre daha da iyi durumda olduğuna değinen Prof. Dr. Tezer Kutluk şöyle söyledi: "Tedavide başarı oranı 1960’lı yıllarda yüzde 25’ken, günümüzde yüzde 85 düzeyine erişmiştir. Yakın yıllarda hedefe yönelik-bireyselleştirilmiş tedavilerin çocuk kanserlerinde daha da yaygın kullanıldığını göreceğiz ve tedavi başarıları daha da yukarıya çıkacaktır." Bu belirtilere dikkat Çocukluk çağında kanser belirtilerinin farklı olabileceğinin altını çizen Prof. Dr. Tezer Kutluk, şöyle devam etti: "Vücutta bezelerin büyümesi, morluklar, kanamalar, düşmeyen ateş, lösemi-lenfoma grubu hastalıklara işaret edebilir. Beyin tümörlerinde ise açıklanamayan ve devam eden sabah kusmaları, nöbet-havale, kuvvet azlığı ya da kaybı, gözlerde kayma, açıklanamayan süreğen baş ağrıları başlıca belirtilerdir. Diğer tümörler bulunduğu yere göre bulgu verirler. Örneğin Wilms tümörü ve nöroblastom’da karın şişliği, karında kitle-sertlik ele gelmesi dikkati çeker. Kemik tutulumu varsa kemik ağrıları görülebilir. Retinoblastoma’da beyaz göz yansıması dikkat çekicidir. Çocuk kanserlerinde önerilen standart bir tarama yöntemi yoktur. Her sağlam bebeğin-çocuğun-gencin periyodik düzenli kontrollerinin yapılması zaten gereklidir. Bu nedenle anne ve babalara çocuklarının düzenli kontrol muayenelerini aksatmamalarını öneriyoruz. "Obeziteye karşı korunmak gerekir" Çocuk kanserlerine karşı özel koruma yöntemlerinin bulunmadığını ifade eden Prof. Dr. Tezer Kutluk, "Ancak kilo fazlalığı ve obezitenin önlenmesi çocukları gelecek yaşamlarında kalın barsak, meme, uterus gibi bazı kanserlerden koruyacaktır. Bu nedenle obezitenin önlenmesine yönelik beslenme alışkanlıkları çocukluktan itibaren şekillenmektedir. Aşırı tuz ve kaloriden kaçınmak gerekmektedir" dedi. Katkı maddeleri uyarısı Ruhsatlı, içeriği devletin resmi kurumlarında yapılan, ambalajında doğru bilgilerin yer aldığı ürünler tüketilmesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Tezer Kutluk, "Gıda katkı maddeleri ile çocuk kanserleri ile doğrudan ilişki söylenmese de içeriği bilinen gıdaların tercih edilmesi, aşırı kullanımdan kaçınılması başlıca tedbirlerden sayılabilir. Tarım ürünlerinde zararlı kimyasalların kullanımının sınırlandırılması önemlidir. Bu tedbirler çocukları erişkin yaşamlarındaki kanserden korumak için önemlidir. Ayrıca çocukluk çağı kanserlerinde genetik faktörlerin rolü erişkin kanserlerine göre daha belirgindir" şeklinde konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder