SAĞLIK - 02 Haziran 2025 Pazartesi 13:41

Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Kaynak: "Kalp krizi vakaların artık 20-30 gibi yaşlara indiğini görmekteyiz"

A
A
A
Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Kaynak: "Kalp krizi vakaların artık 20-30 gibi yaşlara indiğini görmekteyiz"

Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi ve Kardiyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Çağdaş Kaynak, son zamanlarda gençlerde görülen kalp krizi vakalarındaki artışın istatistiksel veriden ziyade yaşam tarzı değişiklikleriyle ve buna bağlı risk faktörlerinin artmasıyla ilişkili olduğunu belirterek, "Vakaların artık 20-30 gibi yaşlara indiğini görmekteyiz" dedi.



Özellikle genç yaş gruplarında görülen vakalar, halk arasında endişeye neden oluyor. Siirt’te geçtiğimiz günlerde 6 yaşındaki bir çocuğun kalp krizinden hayatını kaybetmesi ve halı sahada futbol oynarken kalp krizi geçirerek yaşamını yitiren 24 yaşındaki gencin ölümü, konunun ciddiyetini bir kez daha ortaya koydu.


Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi ve Kardiyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Çağdaş Kaynak, son zamanlarda gençlerde görülen kalp krizi vakalarındaki artışın istatistiksel veriden ziyade yaşam tarzı değişiklikleriyle ve buna bağlı risk faktörlerinin artmasıyla ilişkili olduğunu söyledi. Kaynak, özellikle eskiden 50 yaşın üzerinde görülen kalp krizi vakalarının artık 20-30 gibi yaşlara indiğini görmekte olduklarına dikkat çekti.


Bunda en önemli etkenin kardiyovasküler risk faktörleri olduğunu ifade eden Kaynak, "Gençlerde tütün ürünlerinin kullanımı, tütün ürünlerinin kullanımıyla beraber kalp damarlarındaki damar çeperlerindeki ateroskleroz dediğimiz plak oluşumlarının daha erken yaşlarda oluşmaya başlamasını görüyoruz. Bunun dışında sedanter yaşam dediğimiz hareketsiz yaşamın özellikle gençlerde çok sık görülmesi, insülin direnci ve prediyabet dediğimiz diyabet öncüsü durumun oluşmasını sağlayabiliyor" dedi.


Sağlıklı beslenmenin kalp sağlığını korumada önemli olduğunu dikkat çeken Dr. Kaynak, "Bunun yanında sağlıksız beslenme, doymuş yağlardan zengin gıdalarla beslenme, aşırı kolesterollü yiyeceklerle beslenme, damarlarda çok erken yaşlarda plak oluşumuyla beraber gençlerde kalp krizi zemini oluşturabiliyor. Bu anlamda bizlerin özellikle genç yaşlı demeden, kalp krizini bir yaşlı hastalığı olarak kabul etmiyoruz kesinlikle. Kalp krizi tamamen risk faktörlerinin artmasıyla beraber genç yaşlarda da görülebiliyor. Erken yaşlardan itibaren kardiyovasküler risk faktörlerine yönelik koruyucu önlemleri artırmamızı sağlamamız gerekiyor. Tütün ürünlerinin kullanımından kesinlikle uzak durmamız gerekiyor. Düzenli egzersiz yapmamız ve dengeli beslenmemiz lazım. Psikososyal çevremizi iyileştirerek stresten uzak bir yaşam sağlamamız gerekir. Düzenli uyku ve en önemlilerinden biri de erken yaşlarda kalp hastalığı olan bireylerin de erken yaşlarda tarama programlarına alınması, kolesterol değerlerinin sabit tutulması, bu anlamda risk faktörlerinin azaltılması gençlerde koruyucu önlemler olarak çok önemli yer tutmaktadır.’’ ifadelerini kullandı.


"Çocuklarımız gözümüzün önünde ölüp gidiyor"


Siirt’te 6 yaşında kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden Muhammed Yusuf Celbek’in babası Bahri Celbek, yaşadıkları acının başka aileler tarafından yaşanmaması için yetkililere çağrıda bulundu. Celbek, "Arkamı döndüm, bir baktım çocuk yerde. Kaldırdığımda gözleri ters dönmüştü. Gözlerini ters görünce durumun ciddiyetini anladım. Hemen ambulansı aradım, ambulansta kalbi durmuştu. Yolda kalp masajı yaptılar ve kalbi geri döndü. Muhammed Yusuf önce Siirt’te tedavi altına alındı, ardından Elazığ ve Diyarbakır’da çeşitli hastanelere sevk edildi. Yaklaşık 25-26 gün boyunca Diyarbakır’daki Çocuk Hastanesi’nde kaldık. Sonrasında ambulans uçakla Ankara’ya nakledildi. Ancak yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Bizim canımız yandı, başkasının canı yanmasın. Sağlık Bakanlığı’ndan ricamız, doktorlarımız bu olayları araştırsın. Yazıktır, çocuklarımız gözümüzün önünde ölüp gidiyor." şekilde konuştu.


(STK-RK-Y)

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ankara’da Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıldönümünde anma etkinliği Ankara’da, Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıl dönümünde anma etkinliği düzenlendi. Dönemin Sovyetler Birliği lideri Josef Stalin’in kararıyla, 18 Mayıs 1944’te Kırım Tatar Türklerinin bir gece içinde insanlık dışı koşullarda kendi vatanlarından Orta Asya’ya sürgün edilişinin üzerinden 82 yıl geçti. Sürgünün yıl dönümünde Ulus Meydanı’nda düzenlenen anma töreninde bir araya gelen Kırım Türkleri, yaşadıkları durumu bir kez daha dile getirdi. "Sovyetler artık yok ama Kırım Tatar halkı hala var" Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin, Kırım Tatar halkının tüm zorluklara rağmen hala var olduğunu söyleyerek, "Bugün, 18 Mayıs 1944’ü anma günü. Halkımızın yok edilmek için hayvan vagonlarına doldurulduğu, Sibirya ve Özbekistan çöllerine sürüldüğü günün yıl dönümü. Bugün halkımızın, nüfusunun yarısını bir yıl içerisinde kaybettiği günün yıl dönümü. Bugün bizim için bir son değil. Bize uygulanan asimile sürecinin bir sonucuydu. Biz bunu 1944’ten öce de görmüştük. Eli kalem tutan bütün halkımızın kurşuna dizilerek yok edildiklerini görmüştük. Bu süreç çok uzun bir süre devam etti. O gün halkımız için bir son değil, yaşama iradesi için bir başlangıç günüydü. O gün başlayan milli hareketimiz daha sonra dünyada sesini duyurmaya başladı. Kırım Tatarları tekrardan ayağa kalkmaya başladı Sovyet Birliğinin en tehlikeli dönemlerinde sesini bütün dünyaya duyurmaya başladı. Bütün dünyada itibar kazandık. Sovyetler yıkıldı. Stalin yok oldu gitti. Bizi sürenler gitti ama Kırım Tatar halkı yaşadı. Sovyetler artık yok ama Kırım Tatar halkı hala var" dedi. "Hiçbir zaman halkımız vatanından vazgeçmeyecek" Kırım Tatar Türklerinin, vatanlarına olan sıkı bağını dile getiren Şahin, "Bize 1944’ü layık gören Rusya tekrardan vatanımızı işgal etti. Milli hareketimiz yok edilmek, kurultayımız ve meclisimiz terörist olarak kabul edilmek istendi. Halkımızın üzerindeki baskı bugün de devam ediyor. Kırım Tatarları 20 ülkede yaşıyor. Oradakiler vatanları olan Kırım’a bağını hiçbir zaman koparmadı. Her geçen gün de bu bağı güçlendiriyorlar. Milli hareketleri devam ettiriyorlar. Bizler her 18 Mayıs’ta yeniden yaşama irademizi, inancımızı ve imanımızı pekiştiriyoruz. Hiçbir zaman halkımız vatanından vazgeçmeyecek. Bir gün mutlaka dünyanın dört bir yanında yaşayan Kırım Tatar’ı, Ukrayna ile toprak bütünlüğü içerisinde medeniyetlerini ve kültürlerini tekrar ayağa kaldıracaktır" ifadelerini kullandı. "Kırım halkı kendi özüne bağlı kalmaya devam ediyor" Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Dzhelialov ise törende, "Kırım Tatar halkına karşı gerçekleştirilen bu durum sadece yerinden etmek eylemi değildi. Yerli halkı vatanından, tarihinden, kültüründen ve geleceğinden mahrum bırakma girişimiydi. Aradan 82 yıl geçti ancak bu acı yalnızca tarihi bir sayfa olarak kalmadı. Ne yazık ki Kırım Tatarları için hala yaşamının bir parçası durumunda. Kırım’ın 2014’te işgal edilmesinden sonra Rusya, yarım adaya yeni bir baskı dalgası getirdi. Zulüm, siyasi nedenlerle gerçekleştirilen tutuklamalar, ifade özgürlüğünün bastırılması, Kırım Tatar halkının ulusal kimliğinin çarpıltılmasına ve siyasi temsilinin yok edilmesine yönelik girişimler yapıldı. Ancak ne 1944’teki sürgün ne de 2014’te işgal bu halkı yok edebildi. Kırım halkı kendi özüne bağlı kalmaya devam ediyor" ifadelerine yer verdi.
Antalya Denizde can pazarı: Herkes seferber oldu ancak hastanede hayatını kaybetti Antalya’nın Alanya ilçesinde serinlemek için denize giren bir vatandaş, bir süre sonra gözden kayboldu. Cankurtaranların müdahale ettiği olayda denizden çıkartılan ve sağlık ekipleri tarafnıdan sahilde ilk tedavisi yapılan tatilci hastanede hayatını kaybetti. Boğulma tehlikesi geçiren tatilciye yardım etmek için denize giren bir vatandaş ta yine cankurtaranlar tarafından kurtarıldı. Olay, saat 11.00 sıralarında Alanya ilçesi İncekum Halk Plajı’nda meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, yaklaşık 40 yaşlarında olduğu değerlendirilen ve kimliği henüz öğrenilemeyen bir vatandaş serinlemek için denize girdi. Bir süre sonra denizde açıldığı belirtilen vatandaş gözden kayboldu. Durumu fark eden çevredeki vatandaşlar, 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarda bulundu. İhbar üzerine harekete geçen bölgede görevli cankurtaranlar, vatandaşı sudan çıkararak kıyıya getirdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından şahsa kalp masajı yapıldı. Daha sonra ambulansa alınan vatandaşa, hastaneye sevki sırasında da müdahalenin sürdüğü öğrenildi. Hastaneye kaldırılan şahıs, doktorların yaptığı tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Denizde boğulma tehllikesi geçin biri olduğunu duyup kurtarmak için denize giren bir vatanadaş ta yine cankurtaranlar tarafından sağ salim kıyıya çıkartıldı. "Vatandaşları denize girmemeleri konusunda uyarmıştık" Vatandaşı denizden çıkaran cankurtaran Ahmet Payalıoğlu, "Burada vatandaşların bağırışlarını duyunca hepimiz yardıma koştuk ve vatandaşı denizden çıkardık. Aynı anda 3-5 kişi boğulma tehlikesi geçirdi. Daha sonra vatandaşa kıyıda solunum cihazı takılarak suni teneffüs yapıldı. Diğer boğulma tehlikesi geçiren vatandaşların durumu iyiydi ancak bir kişinin durumu ağırdı. Solunum cihazıyla hastaneye götürüldü, daha sonra da hayatını kaybettiğini öğrendik. Vatandaşları denize girmemeleri konusunda uyarmıştık. ‘Tamam’ dediler ancak biz ayrıldıktan sonra tekrar denize girmişler ve akıntıya kapılmışlar. Biz vatandaşlara denize girmemeleri gerektiğini söylüyoruz ama bazen bizi dinlemiyor, hatta tepki gösteriyorlar" dedi.