SAĞLIK - 02 Haziran 2025 Pazartesi 14:01

’’Kurban etini 24 saat dinlendirmeden tüketmeyin’’

A
A
A
’’Kurban etini 24 saat dinlendirmeden tüketmeyin’’

İSTANBUL (İHA) – Kurban etinin tüketimiyle ilişkin öneride bulunan Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Yasemin Cantimur, ’’Özellikle kurban eti, kesimden hemen sonra tüketilmemeli ve 24 saat dinlendirilmelidir’’ dedi.



Kurban Bayramı aile bağlarının güçlendiği, hem dini hem de sosyal olarak sofraların bereketlendiği özel bir dönemdir. Ancak bu özel günlerde et tüketimi konusunda bilinçli olmak; hem sağlığı korumak hem de bayramın keyfini doyasıya yaşamak için önemlidir. Kurban etinin tüketilmesiyle ilgili detayları Liv Hospital Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Yasemin Cantimur anlattı.



Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Yasemin Cantimur, kurban etinin tüketimiyle ilgili şu öneriler bulundu:


’’Kurban Bayramı denilince ailece yapılan mangallar, et kavurmaları ve bolca tüketilen et yemekleri gelir. Ancak kurban etinin tüketilmesinde dikkat edilmesi gereken hususlar olduğunu da unutmamak gerekir. Özellikle kurban eti, kesimden hemen sonra tüketilmemeli ve 24 saat dinlendirilmelidir.



’’Taze etin dinlendirilmesi: sindirim ve lezzet için şart’’


Kurban etinin kesimden hemen sonra tüketilmesi, sindirim sorunlarına yol açabilir. Çünkü kesim sonrası etlerde "rigor mortis" adı verilen kas sertliği oluşur ve bu durum etin sindirilmesini zorlaştırır. Etin buzdolabında en az 24 saat dinlendirilmesi, hem lezzetini artırır hem de sindirimi kolaylaştırır.



’’Porsiyonlarınızı iyi ayarlayın’’


Bayram sofralarında et tüketimi artar; ancak aşırı et tüketimi sağlığı olumsuz etkileyebilir. Her şeyde olduğu gibi kırmızı et de fazla tüketildiğinde zararlıdır. Bu nedenle, günlük et tüketimini 100-150 gramla sınırlamak faydalı olacaktır.



’’Etin yanında mutlaka lifli gıdalar tüketilmeli’’


Etin yanında bol lifli gıdalar tüketmek, sindirimi kolaylaştırır ve kolesterol seviyelerini dengeler. Özellikle yulaf, baklagiller, sebzeler ve meyveler, çözünür lif açısından zengindir ve LDL kolesterolün düşürülmesine yardımcı olur.



’’Sağlıklı pişirme yöntemleri kullanılmalı’’


Etin yüksek ısıda, doğrudan ateşte pişirilmesi sırasında kanserojen olan heterosiklik aminler ve polisiklik aromatik hidrokarbonlar oluşabilir. Bunlar uzun vadede kanser riskini artırabilir. Etleri haşlama, buğulama veya fırında pişirme yöntemlerini tercih etmek daha sağlıklıdır.



’’Kalp ve böbrek hastaları dikkatli olmalı’’


Kırmızı etin doymuş yağ içeriği yüksek olabilir. Bu durum, kalp hastalığı ve yüksek tansiyon gibi rahatsızlıkları olan bireyler için risk oluşturabilir. Ayrıca, gut hastalığı olan kişilerde de fazla kırmızı et ve sakatat tüketimi atakları tetikleyebilir. Bu nedenle, bu bireylerin et tüketimini sınırlamaları ve az yağlı etleri tercih etmeleri önerilir.



’’Su tüketimi ve fiziksel aktiviteyi bayramda da ihmal etmeyin’’


Et tüketiminin arttığı bayram dönemlerinde su tüketimini artırmak, sindirimi destekler ve vücut dengesini korur. Ayrıca, günlük 30 dakikalık hafif egzersizler, hem sindirim sistemini rahatlatır hem de genel sağlık için faydalıdır.



’’Geleneksel lezzetleri bilinçle tüketmek’’


Kurban Bayramı, paylaşmanın ve birlikte olmanın en güzel örneklerinden biridir. Bu özel günlerde, et tüketimini bilinçli ve dengeli bir şekilde yapmak, hem sağlığımızı korur hem de bayramın keyfini artırır. Unutmayalım ki, sağlıklı bireyler, mutlu toplumların temelidir.’’


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ankara’da Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıldönümünde anma etkinliği Ankara’da, Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıl dönümünde anma etkinliği düzenlendi. Dönemin Sovyetler Birliği lideri Josef Stalin’in kararıyla, 18 Mayıs 1944’te Kırım Tatar Türklerinin bir gece içinde insanlık dışı koşullarda kendi vatanlarından Orta Asya’ya sürgün edilişinin üzerinden 82 yıl geçti. Sürgünün yıl dönümünde Ulus Meydanı’nda düzenlenen anma töreninde bir araya gelen Kırım Türkleri, yaşadıkları durumu bir kez daha dile getirdi. "Sovyetler artık yok ama Kırım Tatar halkı hala var" Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin, Kırım Tatar halkının tüm zorluklara rağmen hala var olduğunu söyleyerek, "Bugün, 18 Mayıs 1944’ü anma günü. Halkımızın yok edilmek için hayvan vagonlarına doldurulduğu, Sibirya ve Özbekistan çöllerine sürüldüğü günün yıl dönümü. Bugün halkımızın, nüfusunun yarısını bir yıl içerisinde kaybettiği günün yıl dönümü. Bugün bizim için bir son değil. Bize uygulanan asimile sürecinin bir sonucuydu. Biz bunu 1944’ten öce de görmüştük. Eli kalem tutan bütün halkımızın kurşuna dizilerek yok edildiklerini görmüştük. Bu süreç çok uzun bir süre devam etti. O gün halkımız için bir son değil, yaşama iradesi için bir başlangıç günüydü. O gün başlayan milli hareketimiz daha sonra dünyada sesini duyurmaya başladı. Kırım Tatarları tekrardan ayağa kalkmaya başladı Sovyet Birliğinin en tehlikeli dönemlerinde sesini bütün dünyaya duyurmaya başladı. Bütün dünyada itibar kazandık. Sovyetler yıkıldı. Stalin yok oldu gitti. Bizi sürenler gitti ama Kırım Tatar halkı yaşadı. Sovyetler artık yok ama Kırım Tatar halkı hala var" dedi. "Hiçbir zaman halkımız vatanından vazgeçmeyecek" Kırım Tatar Türklerinin, vatanlarına olan sıkı bağını dile getiren Şahin, "Bize 1944’ü layık gören Rusya tekrardan vatanımızı işgal etti. Milli hareketimiz yok edilmek, kurultayımız ve meclisimiz terörist olarak kabul edilmek istendi. Halkımızın üzerindeki baskı bugün de devam ediyor. Kırım Tatarları 20 ülkede yaşıyor. Oradakiler vatanları olan Kırım’a bağını hiçbir zaman koparmadı. Her geçen gün de bu bağı güçlendiriyorlar. Milli hareketleri devam ettiriyorlar. Bizler her 18 Mayıs’ta yeniden yaşama irademizi, inancımızı ve imanımızı pekiştiriyoruz. Hiçbir zaman halkımız vatanından vazgeçmeyecek. Bir gün mutlaka dünyanın dört bir yanında yaşayan Kırım Tatar’ı, Ukrayna ile toprak bütünlüğü içerisinde medeniyetlerini ve kültürlerini tekrar ayağa kaldıracaktır" ifadelerini kullandı. "Kırım halkı kendi özüne bağlı kalmaya devam ediyor" Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Dzhelialov ise törende, "Kırım Tatar halkına karşı gerçekleştirilen bu durum sadece yerinden etmek eylemi değildi. Yerli halkı vatanından, tarihinden, kültüründen ve geleceğinden mahrum bırakma girişimiydi. Aradan 82 yıl geçti ancak bu acı yalnızca tarihi bir sayfa olarak kalmadı. Ne yazık ki Kırım Tatarları için hala yaşamının bir parçası durumunda. Kırım’ın 2014’te işgal edilmesinden sonra Rusya, yarım adaya yeni bir baskı dalgası getirdi. Zulüm, siyasi nedenlerle gerçekleştirilen tutuklamalar, ifade özgürlüğünün bastırılması, Kırım Tatar halkının ulusal kimliğinin çarpıltılmasına ve siyasi temsilinin yok edilmesine yönelik girişimler yapıldı. Ancak ne 1944’teki sürgün ne de 2014’te işgal bu halkı yok edebildi. Kırım halkı kendi özüne bağlı kalmaya devam ediyor" ifadelerine yer verdi.
Antalya Denizde can pazarı: Herkes seferber oldu ancak hastanede hayatını kaybetti Antalya’nın Alanya ilçesinde serinlemek için denize giren bir vatandaş, bir süre sonra gözden kayboldu. Cankurtaranların müdahale ettiği olayda denizden çıkartılan ve sağlık ekipleri tarafnıdan sahilde ilk tedavisi yapılan tatilci hastanede hayatını kaybetti. Boğulma tehlikesi geçiren tatilciye yardım etmek için denize giren bir vatandaş ta yine cankurtaranlar tarafından kurtarıldı. Olay, saat 11.00 sıralarında Alanya ilçesi İncekum Halk Plajı’nda meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, yaklaşık 40 yaşlarında olduğu değerlendirilen ve kimliği henüz öğrenilemeyen bir vatandaş serinlemek için denize girdi. Bir süre sonra denizde açıldığı belirtilen vatandaş gözden kayboldu. Durumu fark eden çevredeki vatandaşlar, 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarda bulundu. İhbar üzerine harekete geçen bölgede görevli cankurtaranlar, vatandaşı sudan çıkararak kıyıya getirdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından şahsa kalp masajı yapıldı. Daha sonra ambulansa alınan vatandaşa, hastaneye sevki sırasında da müdahalenin sürdüğü öğrenildi. Hastaneye kaldırılan şahıs, doktorların yaptığı tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Denizde boğulma tehllikesi geçin biri olduğunu duyup kurtarmak için denize giren bir vatanadaş ta yine cankurtaranlar tarafından sağ salim kıyıya çıkartıldı. "Vatandaşları denize girmemeleri konusunda uyarmıştık" Vatandaşı denizden çıkaran cankurtaran Ahmet Payalıoğlu, "Burada vatandaşların bağırışlarını duyunca hepimiz yardıma koştuk ve vatandaşı denizden çıkardık. Aynı anda 3-5 kişi boğulma tehlikesi geçirdi. Daha sonra vatandaşa kıyıda solunum cihazı takılarak suni teneffüs yapıldı. Diğer boğulma tehlikesi geçiren vatandaşların durumu iyiydi ancak bir kişinin durumu ağırdı. Solunum cihazıyla hastaneye götürüldü, daha sonra da hayatını kaybettiğini öğrendik. Vatandaşları denize girmemeleri konusunda uyarmıştık. ‘Tamam’ dediler ancak biz ayrıldıktan sonra tekrar denize girmişler ve akıntıya kapılmışlar. Biz vatandaşlara denize girmemeleri gerektiğini söylüyoruz ama bazen bizi dinlemiyor, hatta tepki gösteriyorlar" dedi.