SAĞLIK
11 Mart 2026 Çarşamba - 17:31 Uzmanından nefes darlığını azaltan egzersiz tavsiyeleri Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde (SEAH) görevli Fizyoterapist Vahap Şahin, kronik akciğer hastalıklarında uygulanan pulmoner rehabilitasyon ve temel solunum egzersizlerinin önemi hakkında ve bu yöntemlerin nefes darlığını azaltırken hastaların egzersiz kapasitesini ve günlük yaşam kalitesini artırdığını ifade etti. Pulmoner rehabilitasyon programlarında uygulanan tekniklerin detaylarını paylaşan Şahin, diyafram solunumunun en önemli solunum kasını güçlendirdiğini belirtti. Solunum yollarının açık kalmasını sağlayan "büzük dudak nefesi" tekniğinin nefes darlığını azaltmada etkili olduğunu kaydeden Şahin, göğüs genişletme egzersizlerinin ise göğüs kafesinin esnekliğini desteklediğini aktardı. Egzersizlerin günlük hayata entegre edilmesi gerektiğini vurgulayan Fizyoterapist Şahin, "Nefes alarak ayağa kalkıp, nefes vererek oturma şeklinde yapılan egzersizler günlük aktiviteleri destekler. Kontrollü nefesle yapılan yürüyüşler ise solunum kapasitesini artırır" dedi. Solunum kaslarını güçlendirmek için kullanılan yardımcı yöntemlere de değinen Şahin, triflow cihazı ile yapılan egzersizlerin sekresyon (balgam) atmakta zorlanan hastalara fayda sağladığını, balon şişirme egzersizinin ise kas direncini artırdığını dile getirdi. Şahin, sağlıklı bir nefes için düzenli hareket etmenin ve bu egzersizleri bir yaşam biçimi haline getirmenin önemine dikkat çekti.
Anne karnındayken milyonda bir görülecek sağlık sorunuyla doğdu
07 Şubat 2026 Cumartesi - 09:47 Anne karnındayken milyonda bir görülecek sağlık sorunuyla doğdu Diyarbakır’da, anne karnındayken milyonda bir görülecek atreziye bağlı bağırsak delinmesi sorunuyla dünyaya gelen bebek, doktorların zamanla yarışıp 4 saatlik ameliyatın ardından sağlığına kavuştu. Diyarbakır’da bir bebek, anne karnındayken atreziye bağlı bağırsak delinmesi sorunuyla dünyaya geldi. Milyonda bir görülen sorunla gözlerini açan bebek, Memorial Dicle Hastanesinde Çocuk Cerrahı Op. Dr. Taner Kamacı ve Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Emin Günel’in zamanla yarışmasıyla 4 saat süren ameliyatın ardından sağlığına kavuştu. Op. Dr. Taner Kamacı, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, anne karnındayken yapılan son ultrasonda bebeğin karnında sıvı olduğu tespit edilmesi üzerine hastadan haberdar olduklarını söyledi. Hastanın, karnında yaygın bir sıvı ile doğduğunu belirten Kamacı, bebeğin doğar doğmaz hemen değerlendirildiğini ve ultrasonlarını çekip muayenesini yaptıklarını ifade etti. Dr. Kamacı, çekilen ultrasonda bebeğin karnında sıvı olduğunu, çektikleri röntgen filminde de diyafram altı serbest hava olduğunu aktararak, "Bunları bir araya getirdiğimizde hastanın bağırsaklarında bir delinme olmuş olabileceğini düşündük. Hastayı doğduğu gün acil ameliyata aldık. Yaptığımız ameliyatta ince bağırsağının bittiği ve kalın bağırsağın başladığı yerde atrezi dediğimiz doğuştan bağırsağın kapalı olduğu, bundan kaynaklı ince bağırsağın en son kısmında bağırsağın delindiğini tespit ettik. Delinmeden dolayı da bağırsak içeriğinin karnına dolduğunu, ultrasondaki sıvının bu sıvı olduğunu tespit ettik" dedi. Karın içerisini temizledikten sonra bağırsaktaki yapışıklıkları açtıklarını kaydeden Kamacı, konuşmasına şöyle devam etti: "Kapalı olan bağırsak kısmını çıkardık. Karın içinde enfeksiyon olduğu için bağırsağını açtıktan sonra iki ucu birbirine dikemedik ve bağırsağını, ileostomi dediğimiz bir ameliyat ile karın duvarına açtık. Ameliyattan sonra yoğun bakımda enfeksiyon tedavisi süreci başladı. Enfeksiyon değerleri çok yüksekti, yoğun bakım tedavileriyle düştü. Beslenmesine kadar takip ettik. Ameliyattın üzerinden 12 gün geçti. Bebeğimiz gayet sağlıklı. Tamamen ağızdan beslenebiliyor." "Erken fark etmeyle, erken yapılan başarılı ameliyatla hastamız sağlığına kavuştu" Annesine de ostomi bakım eğitimi verdikten sonra hastayı taburcu ettiklerini söyleyen Kamacı, "Kolostomisi olduğu için onun takibini yapacağız ve 2-3 ay sonra bağırsaklarını tekrar ameliyatla kapattıktan sonra tamamen normal hayatına geri dönmüş olacak. İnce bağırsak atrezisi her bin bebekte bir, kalın bağırsak atrezisi 2 bin bebekte bir görülen bir durum. Fakat hastamızda nadir olan şey şu ki, daha anne karnındayken atreziye bağlı bağırsağı delinmişti. 15 yıldır çocuk cerrahisinin içindeyim, yüzlerce atrezi vakası görmüşümdür ama hiç anne karnında delineni görmedim. O kadar nadir. Belki milyonda bir denilecek oranda anne karnında bu delinmenin gerçekleşmesi çok çok nadir görülen bir durum. Erken fark etmeyle, erken yapılan başarılı ameliyatla hastamız sağlığına kavuştu" diye konuştu. Memorial Dicle Hastanesinde Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Emin Günel ise hastanın, anne karnında sindirim sistemiyle ilgili çok ağır problem yaşadığına dikkat çekti. Bu durumun doğum öncesinde kadın doğum hekimleri tarafından anneye iletildiğini söyleyen Dr. Günel, "Doğumdan sonra bu bilgilendirme doğrultusunda tetkik edip teşhisini çocuk cerrahımızla beraber koyduk. Çocuk cerrahımız çok başarılı bir ameliyat gerçekleştirdi. Yoğun bakım sürecinde de hemşirelerimiz oldukça özverili bir şekilde bugünlere kadar getirdiler. Durumu gayet iyi. Ailede oldukça mutlu, bizlerde onlarla aynı mutluluğu paylaşıyoruz" ifadelerinde bulundu. Bebeğin babası İlker Gergerli de, yapılan rutin kontrollerde tespit edilen bir durum oluştuğunu söyledi. Doğuma kadar bunun ne olduğunu bilmediklerini belirten Gergerli, "Doğumun ardından diyaframında hava görüldüğü söylendi. Taner hocamla tanıştık. Bağırsağında yırtık olduğunu ve ameliyat edilmesi gerektiğini söyledi. 4 saatlik bir ameliyat sürecinin ardından çok şükür, oğlum 12 günlük bir yoğun bakım sürecinin ardından kucağımıza almak nasip oldu. Taner hocaya ve Mehmet Emin hocaya teşekkürlerimi iletiyorum" dedi.
Uzmanından kritik uyarı: "Özellikle 8 haftayı aşan öksürüklerde mutlaka bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurulmalı"
07 Şubat 2026 Cumartesi - 09:45 Uzmanından kritik uyarı: "Özellikle 8 haftayı aşan öksürüklerde mutlaka bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurulmalı" Medicana Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Gazi Gülbaş, "Üç haftadan kısa süren öksürükler akut, 3 ila 8 hafta sürenler uzamış, 8 haftadan uzun sürenler ise kronik (geçmeyen) öksürük olarak kabul edilir. Özellikle 8 haftayı aşan öksürüklerde mutlaka bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurulması gerekir" dedi. Mevsimsel viral enfeksiyonlar sonrası sık görülen kuru öksürüğün haftalarca sürebileceğine dikkat çeken Medicana Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Gazi Gülbaş, en sık yapılan hatanın öksürük geçmediği gerekçesiyle gereksiz antibiyotik kullanımına devam edilmesi olduğunu söyledi. Gribal enfeksiyonların sona ermesine rağmen öksürüğün uzun süre devam etmesinin günümüzde oldukça yaygın bir sorun haline geldiğini belirten Medicana International Ankara Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Gazi Gülbaş, öksürüğün her zaman devam eden bir enfeksiyon anlamına gelmediğini vurguladı. Zatürre, bronşit, farenjit, bademcik iltihabı ve sinüzit gibi enfeksiyonlara bağlı öksürüklerin genellikle geçici olduğunu ifade eden Prof. Dr. Gazi Gülbaş, buna karşın enfeksiyon sonrasında gelişen bronş aşırı duyarlılığı ve bazı kronik sinüzit vakalarında öksürüğün daha uzun sürebildiğini söyledi. "Balgam sökücü ve öksürük kesici ilaçlar her hastaya uygun değildir" Kış döneminde viral enfeksiyonların sık görülmesi nedeniyle hastalık sonrasında uzayan öksürüklerin daha yaygın hale geldiğini kaydeden Gülbaş, "Bu tür öksürükler çoğu zaman antibiyotik gerektirmez. Ancak hastalar öksürük geçmediği için antibiyotik kullanımını sürdürmekte ya da yeniden antibiyotiğe başlamaktadır. Bu hem faydasız hem de zararlı bir yaklaşımdır. Balgam sökücü ve öksürük kesici ilaçlar her hastaya uygun değildir. Özellikle balgamı olan hastalarda öksürük kesiciler balgamın atılmasını engelleyerek iyileşmeyi geciktirebilir. Çocuklar, yaşlılar, astım ve KOAH hastaları ile kalp, tansiyon ve prostat hastalığı olan bireylerde bu ilaçların mutlaka doktor önerisiyle kullanılması gerektir" ifadelerine yer verdi. "Öksürük sadece akciğer kaynaklı olmayabilir" Öksürüğün aslında solunum yollarını temizlemeye yönelik koruyucu bir refleks olduğunu hatırlatan Gülbaş, "Öksürük sadece akciğer kaynaklı olmayabilir. Boğaz, burun, sinüsler, mide, yemek borusu, kalp zarı ve diyafram gibi birçok organın hastalıklarında da öksürük bir belirti olabilir. Öksürüğün süresi ve eşlik eden belirtileri önemlidir. Üç haftadan kısa süren öksürükler akut, üç ila 8 hafta sürenler uzamış, 8 haftadan uzun sürenler ise kronik (geçmeyen) öksürük olarak kabul edilir. Özellikle 8 haftayı aşan öksürüklerde mutlaka bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurulması gerekir. Geniz akıntısı, astım, mide reflüsü, iyileşmeyen enfeksiyonlar, bazı akciğer hastalıkları, verem, kalp yetmezliği, kullanılan bazı tansiyon ilaçları, sigara ve akciğer kanseri uzun süreli öksürüğün nedenleri arasındadır. Gece uyandıran öksürük, kanlı balgam, nefes darlığı, uzun süren ateş, istemsiz kilo kaybı ve göğüs ağrısı gibi durumlarda da süre beklenmeden doktora başvurulmalıdır" cümlelerine yer verdi. Ortamın nem dengesi önemli Halk arasında ‘100 günlük öksürük’ olarak bilinen boğmaca vakalarının Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre hâlen önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu da aktaran Gülbaş, "Türkiye’de çocukluk çağı aşılamasının yüksek olması sayesinde boğmacanın genel insidansı düşük seyrediyor; ancak ergenler ve yetişkinlerde vakalar görülebiliyor. Riskli gruplarda hatırlatma aşıları koruyucu olabiliyor. Aşıların koruyuculuğu dışında, antibiyotik ve öksürük şurupları hastalığı değil, sadece belirtilerin şiddetini azaltır. Asıl önemli olan öksürüğün nedenini doğru saptamak ve ona yönelik tedavi uygulamaktır. Temiz hava, uygun nem dengesi, yeterli sıvı alımı, gece yatarken başın hafif yükseltilmesi, sigara dumanından uzak durulması, dengeli beslenme ve yeterli uyku bireyin alabileceği basit önlemlerdendir" ifadelerini kullandı.
Anne karnındayken milyonda bir görülecek sağlık sorunuyla doğdu
07 Şubat 2026 Cumartesi - 09:34 Anne karnındayken milyonda bir görülecek sağlık sorunuyla doğdu Diyarbakır’da, anne karnındayken milyonda bir görülecek atreziye bağlı bağırsak delinmesi sorunuyla dünyaya gelen bebek, doktorların zamanla yarışıp 4 saatlik ameliyatın ardından sağlığına kavuştu. Diyarbakır’da bir bebek, anne karnındayken atreziye bağlı bağırsak delinmesi sorunuyla dünyaya geldi. Milyonda bir görülen sorunla gözlerini açan bebek, Memorial Dicle Hastanesinde Çocuk Cerrahı Op. Dr. Taner Kamacı ve Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Emin Günel’in zamanla yarışmasıyla 4 saat süren ameliyatın ardından sağlığına kavuştu. Memorial Dicle Hastanesinde Çocuk Cerrahı Op. Dr. Taner Kamacı, İHA muhabirine, anne karnındayken yapılan son ultrasonda bebeğin karnında sıvı olduğu tespit edilmesi üzerine hastadan haberdar olduklarını söyledi. Hastanın, karnında yaygın bir sıvı ile doğduğunu belirten Kamacı, bebeğin doğar doğmaz hemen değerlendirildiğini ve ultrasonlarını çekip muayenesini yaptıklarını ifade etti. Dr. Kamacı, çekilen ultrasonda bebeğin karnında sıvı olduğunu, çektikleri röntgen filminde de diyafram altı serbest hava olduğunu aktararak, "Bunları bir araya getirdiğimizde hastanın bağırsaklarında bir delinme olmuş olabileceğini düşündük. Hastayı doğduğu gün acil ameliyata aldık. Yaptığımız ameliyatta ince bağırsağının bittiği ve kalın bağırsağın başladığı yerde atrezi dediğimiz doğuştan bağırsağın kapalı olduğu, bundan kaynaklı ince bağırsağın en son kısmında bağırsağın delindiğini tespit ettik. Delinmeden dolayı da bağırsak içeriğinin karnına dolduğunu, ultrasondaki sıvının bu sıvı olduğunu tespit ettik" dedi. Karın içerisini temizledikten sonra bağırsaktaki yapışıklıkları açtıklarını kaydeden Kamacı, konuşmasına şöyle devam etti: "Kapalı olan bağırsak kısmını çıkardık. Karın içinde enfeksiyon olduğu için bağırsağını açtıktan sonra iki ucu birbirine dikemedik ve bağırsağını, ileostomi dediğimiz bir ameliyat ile karın duvarına açtık. Ameliyattan sonra yoğun bakımda enfeksiyon tedavisi süreci başladı. Enfeksiyon değerleri çok yüksekti, yoğun bakım tedavileriyle düştü. Beslenmesine kadar takip ettik. Ameliyattın üzerinden 12 gün geçti. Bebeğimiz gayet sağlıklı. Tamamen ağızdan beslenebiliyor." "Erken fark etmeyle, erken yapılan başarılı ameliyatla hastamız sağlığına kavuştu" Annesine de ostomi bakım eğitimi verdikten sonra hastayı taburcu ettiklerini söyleyen Kamacı, " Kolostomisi olduğu için onun takibini yapacağız ve 2-3 ay sonra bağırsaklarını tekrar ameliyatla kapattıktan sonra tamamen normal hayatına geri dönmüş olacak. İnce bağırsak atrezisi her bin bebekte bir, kalın bağırsak atrezisi 2 bin bebekte bir görülen bir durum. Fakat hastamızda nadir olan şey şu ki, daha anne karnındayken atreziye bağlı bağırsağı delinmişti. 15 yıldır çocuk cerrahisinin içindeyim, yüzlerce atrezi vakası görmüşümdür ama hiç anne karnında delineni görmedim. O kadar nadir. Belki milyonda bir denilecek oranda anne karnında bu delinmenin gerçekleşmesi çok çok nadir görülen bir durum. Erken fark etmeyle, erken yapılan başarılı ameliyatla hastamız sağlığına kavuştu" diye konuştu. Memorial Dicle Hastanesinde Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Emin Günel ise hastanın, anne karnında sindirim sistemiyle ilgili çok ağır problem yaşadığına dikkat çekti. Bu durumun doğum öncesinde kadın doğum hekimleri tarafından anneye iletildiğini söyleyen Dr. Günel, "Doğumdan sonra bu bilgilendirme doğrultusunda tetkik edip teşhisini çocuk cerrahımızla beraber koyduk. Çocuk cerrahımız çok başarılı bir ameliyat gerçekleştirdi. Yoğun bakım sürecinde de hemşirelerimiz oldukça özverili bir şekilde bugünlere kadar getirdiler. Durumu gayet iyi. Ailede oldukça mutlu, bizlerde onlarla aynı mutluluğu paylaşıyoruz" ifadelerinde bulundu. Bebeğin babası İlker Gergerli de, yapılan rutin kontrollerde tespit edilen bir durum oluştuğunu söyledi. Doğuma kadar bunun ne olduğunu bilmediklerini belirten Gergerli, "Doğumun ardından diyaframında hava görüldüğü söylendi. Taner hocamla tanıştık. Bağırsağında yırtık olduğunu ve ameliyat edilmesi gerektiğini söyledi. 4 saatlik bir ameliyat sürecinin ardından çok şükür, oğlum 12 günlük bir yoğun bakım sürecinin ardından kucağımıza almak nasip oldu. Taner hocaya ve Mehmet Emin hocaya teşekkürlerimi iletiyorum" dedi.
Giresun Özel Ada Hastanesi’ndeki sağlık skandalı Sağlık Bakanlığı raporuna yansıdı
06 Şubat 2026 Cuma - 22:23 Giresun Özel Ada Hastanesi’ndeki sağlık skandalı Sağlık Bakanlığı raporuna yansıdı Giresun’da Özel Ada Hastanesi’nde kalp krizi şüphesiyle acil servise başvuran Salih Aydın’ın yüzeysel değerlendirme sonrası taburcu edildiği, dakikalar sonra kalbinin durduğu ve kırmızı kodla yeniden hastaneye alındığı iddia edildi. Sağlık Bakanlığı ve İl Sağlık Müdürlüğü raporlarında hekim kusuru tespit edildiği öne sürülürken, olay kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Giresun’da yaşayan Salih Aydın, göğüs ağrısı, sol kol uyuşması, mide bulantısı ve terleme şikayetleriyle Özel Giresun Ada Hastanesi Acil Servisi’ne başvurdu. Kalp krizi açısından tıp literatüründe "kritik uyarı belirtileri" olarak kabul edilen bu şikayetlere rağmen hasta iddiaya göre yüzeysel bir değerlendirme sonrası "kas ağrısı" denilerek taburcu edildi. Hasta yakınlarının iddialarına göre Salih Aydın taburcu edildikten yalnızca dakikalar sonra hastane çıkışında aracın içinde fenalaştı ve kalbi durdu. Aynı hastaneye bu kez "kırmızı kod" ile geri getirilen Aydın’a elektroşok ve kalp masajı uygulandı. Acil anjiyo yapılarak stent takılan hasta, yoğun bakıma alındı. Ailenin iddiasına göre, Salih Aydın’ın bugün hayatta olmasının nedeni doğru bir ilk değerlendirme değil, zamanla yarışta şans faktörü oldu. Hastane yönetiminin açıklaması tartışma konusu oldu Olayın kamuoyuna yansımasının ardından hastane yönetimi yaptığı açıklamada, "Hastanın taburcu edildikten dakikalar sonra kalp krizi geçirmesi mümkündür" ifadelerini kullandı. Ancak hasta yakınları bu açıklamanın bir savunma değil, riskin bilindiğinin kabulü anlamına geldiğini savunarak, "Risk biliniyorsa, hasta neden taburcu edildi?" diyerek tepkilerini dile getirdi. Resmî raporlarda "kusur" tespiti iddiası Ailenin paylaştığı bilgilere göre, Sağlık Bakanlığı ve Giresun İl Sağlık Müdürlüğü tarafından hazırlanan resmi raporlarda acil serviste görev yapan hekimin hasta değerlendirmesinde kusurlu olduğu, tıbbi evraklarda eksiklik ve çelişkiler bulunduğu ifade edildi. Raporda, hastanın şans eseri hayatta kaldığına da yer verildiği öne sürüldü. Kamuoyunda tartışılan bir diğer önemli konu ise Özel Giresun Ada Hastanesi Acil Servisi’nin ruhsat durumu oldu. Aile, acil servisin hangi yetkiyle hizmet verdiği sorusuna hastane yönetimi, İl Sağlık Müdürlüğü ve CİMER üzerinden net bir yanıt alamadıklarını ileri sürdü. Hasta yakınları, ruhsatı tartışmalı olduğu iddia edilen bir acil serviste resmi raporlarla kusur tespiti yapılmış bir hekimin görevine devam etmesinin toplum sağlığı açısından ciddi risk oluşturduğunu savundu. "Bu dosya bireysel değil, kamusal bir mesele" Hasta yakınları, yaşananların yalnızca kendi ailelerini ilgilendirmediğini, kamu sağlık güvenliği açısından ele alınması gerektiğini vurguladı. Aynı hastane hakkında sosyal medya ve resmi başvurular yoluyla çok sayıda benzer şikayetin bulunduğu da hatırlatıldı. Aile, hukuki mücadelelerinin devam ettiğini belirterek, "Bu dosya kapanmadı. Bu mesele bizim değil, kamunun meselesidir" açıklamasında bulundu.
KSBÜ Tıp Fakültesi Simülasyon Merkezi açıldı
06 Şubat 2026 Cuma - 18:46 KSBÜ Tıp Fakültesi Simülasyon Merkezi açıldı Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi (KSBÜ) bünyesinde kurulan Tıp Fakültesi Simülasyon, Eğitim ve Araştırma Merkezi (KÜSAM) hizmete sunuldu. Tıp ve sağlık bilimleri alanında uygulamalı eğitimi güçlendirmeyi hedefleyen merkezin açılışına; Milletvekilleri İsmail Çağlar Bayırcı ve Mehmet Demir, Hava Er Eğitim Tugay ve Garnizon Komutanı Hava Tuğgenerel Mustafa Baş, Kütahya Belediye Başkanı Eyüp Kahveci, KSBÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Tekin, il protokolü, akademisyenler ve davetliler katıldı. Açılış programında konuşan Vali Musa Işın, Türkiye’nin sağlık alanında ulaştığı seviyenin gurur verici olduğunu belirterek, kısa sürede hayata geçirilen nitelikli hizmetlerin büyük bir vizyonun ürünü olduğunu söyledi. Kısa sürede böylesine donanımlı bir merkezin hizmete alınmasının takdire şayan olduğunu vurgulayan Vali Işın, başta Rektör Prof. Dr. Ahmet Tekin olmak üzere emeği geçen tüm akademik ve idari kadroya teşekkür etti. Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin kent için önemli bir kazanım olduğunu belirten Vali Işın, üniversitenin sunduğu sağlık hizmetleri sayesinde il dışına hasta sevkinin büyük ölçüde azaldığını ve Kütahya’da çok nitelikli ameliyat ve operasyonların başarıyla gerçekleştirildiğini söyledi. Kütahya’nın sağlık, eğitim ve kültürel hizmetlere erişim açısından yaşanabilir bir şehir olduğunu vurgulayan Vali Işın, ilin sahip olduğu potansiyelin hayata geçirilen projelerle daha da güçleneceğini ifade etti. Merkez hakkında bilgi veren KSBÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Tekin ise Tıp Fakültesi bünyesinde kurulan Simülasyon, Eğitim ve Araştırma Merkezi’nin yaklaşık 800 metrekare alanda hizmet verdiğini belirtti. Merkezde acil servis, yoğun bakım, doğum alanı, erişkin ve pediatri servisleri ile simüle poliklinik odalarının yer aldığını aktaran Tekin, ileri düzey erişkin, pediatrik ve doğum simülatörleriyle donatılan merkezde mezuniyet öncesi ve sonrası sağlık eğitimlerinin gerçek klinik senaryolar eşliğinde uygulamalı olarak yürütüleceğini kaydetti. Açılış programının ardından Vali Musa Işın ve protokol üyeleri, Simülasyon, Eğitim ve Araştırma Merkezi’ni gezerek simülasyon alanları ve teknik donanımlar hakkında yetkililerden bilgi aldı.
Dr. Akgül: "Kanser erken tanıyla kontrol altına alınabilen bir hastalık"
06 Şubat 2026 Cuma - 16:59 Dr. Akgül: "Kanser erken tanıyla kontrol altına alınabilen bir hastalık" Lokman Hekim Van Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümü Uzman Dr. Ömer Faruk Akgül, kanserin artık korkulan değil, erken tanı ve doğru tedaviyle kontrol altına alınabilen bir hastalık haline geldiğini söyledi. Lokman Hekim Van Hastanesi Başhekim Yardımcısı Uzman Dr. Faruk Şaylık ile Tıbbi Onkoloji Bölümü Uzman Dr. Ömer Faruk Akgül, Kanser Haftası dolayısıyla hastane bünyesinde hizmet veren 10 koltuklu modern kemoterapi ünitesinde tedavi gören hastaları ziyaret etti. Kemoterapi ünitesinde tedavileri süren hastalarla bir süre sohbet eden Başhekim Yardımcısı Şaylık ve Uzman Dr. Akgül, hastalara moral verirken tedavi süreçleri hakkında da bilgi aldı. Ziyaretin ardından açıklamalarda bulunan Tıbbi Onkoloji Bölümü Uzman Dr. Ömer Faruk Akgül, kanserle mücadelede farkındalığın ve erken tanının önemine dikkat çekti. Çeşitli kanser türleri adına düzenlenen farkındalık haftaları ve etkinliklerin ortak bir amacı olduğunu ifade eden Uzman Dr. Akgül, "Amaç, insanları korkutmak değil, bilgilendirmek, bilinçlendirmek ve erken tanı almalarını sağlamak. Çünkü artık biliyoruz ki erken tanı alan hastalarda tedavi ve şifa şansı oldukça yüksek. Bu nedenle sosyal medya, televizyon programları ve afişler aracılığıyla halkı bilgilendirmeyi ve bu konudaki farkındalığı artırmayı hedefliyoruz. Bu çerçevede özellikle bölgemizde görülen özofagus (yemek borusu) ve mide kanserlerine dikkat çekmek istiyorum. Genellikle ileri yaşlarda görülen özofagus ve mide kanserleri, günümüzde genç yaşlarda da karşımıza çıkabiliyor. Bu noktada beslenme alışkanlıkları büyük önem taşıyor. Özellikle tütsülenmiş ve tuzlanmış gıdalar, obezite, reflü hastalığı, sigara ve alkol kullanımı ile meyve-sebze tüketiminin az olması bu iki kanser türü için önemli risk faktörleri arasında yer alıyor" dedi. "Erken evrede yakalanan vakalarda tedavi başarısı oldukça yüksek" Yutma güçlüğü, yutkunma sırasında takılma hissi, uzun süren mide şikâyetleri, kansızlık, siyah renkli dışkılama ve istemsiz kilo kaybı gibi belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden doktora başvurulması gerektiğini dile getiren Akgül, "Erken tanı bu noktada hayati önem taşıyor. Günümüzde endoskopi yöntemiyle hem yemek borusu hem de mide detaylı bir şekilde görüntülenebiliyor, yeni oluşan lezyonlar erken aşamada tespit edilebiliyor. Erken evrede yakalanan vakalarda ise tedavi başarısı oldukça yüksek. Kemoterapi tedavileri de artık geçmişe kıyasla çok daha kişiye özel planlanıyor. Hastaların boyu, kilosu, yaşı ve ek hastalıkları göz önünde bulundurularak doz ayarlamaları yapılıyor. Her hasta standart bir tedavi almıyor. Yan etkilere karşı daha hazırlıklıyız ve bu süreç, eskiye oranla çok daha konforlu bir şekilde geçirilebiliyor" diye konuştu. "Bitkisel ürün ve takviyelerin mutlaka doktor önerisiyle kullanılması önemli" Kanser tanısı almış hastalara özellikle protein ağırlıklı beslenmelerini önerdiklerini ifade eden Akgül, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yumurta, yoğurt, beyaz et ve kırmızı et gibi besinler bu açıdan önemli. Bunun yanı sıra meyve ve sebze tüketimi artırılmalı, az ve sık beslenme tercih edilmeli. İşlenmiş gıdalar ile nitrat ve nitrit içeren ürünlerin ise mümkün olduğunca azaltılması gerekiyor. Bitkisel ürün ve takviyelerin mutlaka doktor önerisiyle kullanılması önemli. Kontrolsüz kullanılan bitkisel ürünler, uygulanan tedavilerle etkileşime girerek tedavinin etkinliğini azaltabilir ya da yan etkilerin artmasına neden olabilir. Bu nedenle ‘mucize bitki’ veya ‘mucize ilaç’ söylemlerine itibar edilmemeli." Erken teşhisin önemini her fırsatta vurguladıklarının altını çizen Akgül, "Bu özel günler de bir hatırlatma vesilesi oluyor. Belirtileri olan hastaların gecikmeden doktora başvurması büyük önem taşıyor. Erken tanı ve doğru tedavi yönetimiyle kanser, günümüzde kontrol altına alınabilen bir hastalık haline gelmiştir. Bu vesileyle herkese sağlıklı günler diliyorum" şeklinde konuştu. "Tedavimden olumlu sonuçlar alıyorum" Yemek borusu kanseri tanısı alan 52 yaşındaki Orhan Erip de, yaşadığı süreci anlattı. Şikâyetlerinin yemek yerken göğsünde hissettiği hafif ağrıyla başladığını belirten Erip, yapılan tetkikler sonucu özofagus kanseri tanısı aldığını söyledi. Tedavi sürecinin başında endişe yaşadığını dile getiren Erip, "İlk kürden sonra sürece alıştım. Tedavimden olumlu sonuçlar alıyorum. Doktorlarımdan, hemşirelerden ve hastanenin ilgisinden çok memnunum. Ailemin desteğiyle şu ana kadar dört kür kemoterapiyi tamamladım" dedi.
İnönü Üniversitesinde deprem paneli düzenlendi
06 Şubat 2026 Cuma - 15:17 İnönü Üniversitesinde deprem paneli düzenlendi İnönü Üniversitesi Turgut Özal Kongre ve Kültür Merkezinde 6 Şubat Kahramanmaraş Depremlerinin yıl dönümü dolayısıyla "6 Şubat Kahramanmaraş Depremleri: Nedenleri, Etkileri ve Yapısal Sonuçları" başlıklı panel düzenlendi. Panele; Vali Yardımcısı Sedat Özdemir, Rektör Prof. Dr. Nusret Akpolat, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mehmet Sağlam, Prof. Dr. Ali Özer ile Prof. Dr. Süleyman Nihat Şad, Genel Sekreter Abuzer Kalkan, Malatya Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Mehmet Fatih Güven, AFAD İl Müdür Yardımcısı Erdinç Ürkmez, dekanlar, akademisyenler, AFAD personelleri ve öğrenciler katıldı. Moderatörlüğünü Rektör Danışmanı Prof. Dr. İbrahim Türkmen’in yaptığı panelde, İstanbul Teknik Üniversitesinden (İTÜ) Prof. Dr. Alper İlki ve Doç. Dr. Cengiz Zabcı konuşmacı olarak yer aldı. Panelin açılış konuşmasını yapan İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat, depremin üzerinden 3 yıl geçmesine geçmesine rağmen acıların hâlâ taze olduğunu söyledi. Akpolat, depremin İnönü Üniversitesine olan etkilerini anlatarak kampüste 20 binaya ağır hasar raporu verildiğini ve bu nedenle bu binalara yıkım kararı çıkartıldığını ifade etti. Akpolat, bu durumun üniversitenin eğitim altyapısında yüzde 55’lik bir kayba yol açtığını belirterek İnönü Üniversitesinin 65 öğrenci ve 7 personelinin de depremde hayatını kaybettiğini sözlerine ekledi. Panelde ilk olarak konuşan Doç. Dr. Cengiz Zabcı, bölgenin tektonik yapısı ve Malatya Fayı üzerine yürütülen güncel bilimsel çalışmaları anlattı. Zabcı, verilere dayanarak Malatya Fayı üzerinde meydana gelen son büyük depremin yaklaşık 2 bin 500 yıl önce gerçekleştiğini ve bu sürenin enerji birikimi açısından dikkatle değerlendirilmesini dile getirdi. Zabcı, 6 Şubat depremlerinin Malatya Fayı üzerindeki gerilimi artırdığını belirterek hareket yönü nedeniyle bunun muhtemel bir depremi tetiklemekten çok geciktirebileceğine dair bilimsel izler olduğunu aktardı. Zabcı,"Deprem bir gerçek ancak felakete dönüşmesi bizim hazırlık düzeyimizle ilgilidir" diyerek planlı ve bilim temelli çalışmaların önemine dikkat çekti. Konferansa çevrim içi olarak katılan Prof. Dr. Alper İlki, deprem kayıplarını azaltmaya yönelik "önceliklendirme" ve "güçlendirme" stratejilerini anlattı. İlki, tüm binaların aynı anda yıkılıp yeniden yapılmasının ekonomik ve zamansal açıdan mümkün olmadığını belirterek en riskli yüzde 2-4’lük yapı stokunun hızla tespit edilerek müdahale edilmesi gerektiğini vurguladı. Güçlendirmenin yeniden yapmaya kıyasla çok daha hızlı ve ekonomik bir yöntem olduğunu ifade eden İlki, maliyetin yaklaşık yüzde 30-40 seviyesinde kaldığını söyledi. Malatya özelinde Doğanşehir ilçesinin yüzde 6,2 ile en yüksek yıkım oranına sahip olduğunu belirten İlki, 2000 yılı sonrası inşa edilen binaların genel olarak daha iyi performans gösterdiğini ancak her yapının ayrıntılı teknik incelemeden geçirilmesi gerektiğini dile getirdi.
Uzmanından uyarı: "Uyku, ihmal edilebilecek bir alışkanlık değildir. Korunması gereken temel bir sağlık yatırımıdır"
06 Şubat 2026 Cuma - 14:52 Uzmanından uyarı: "Uyku, ihmal edilebilecek bir alışkanlık değildir. Korunması gereken temel bir sağlık yatırımıdır" Medicana Sağlık Grubu Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. M. Zülküf Önal, "Uyku rutininin bozulması; sık uyanmaya, hormonal ve metabolik strese, hatta inflamasyona neden olabilir. Uyku, ihmal edilebilecek bir alışkanlık değildir. Korunması gereken temel bir sağlık yatırımıdır" dedi. Medicana Sağlık Grubu Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. M. Zülküf Önal, kaliteli ve zamanında olan uykunun birey sağlığına yararı olduğunu belirtti. Özellikle gençler arasında biyolojik saat ile sosyal saat arasındaki uyumsuzluğun bir davranış biçimine dönüştüğüne dikkat çeken Medicana Sağlık Grubu Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. M. Zülküf Önal, bu durumun ‘sosyal jet lag’e yol açarak beyin bağlantısallığı üzerinde olumsuz etkiler oluşturabildiğini vurguladı. Uykunun beynin bakım, onarım ve yeniden kalibrasyon dönemi olduğunu belirten Önal, özellikle gençlerde beyin ağları ve bilişim ile ilişkisine vurgu yaparak, biyolojik saat ile sosyal saat uyumsuzluğu olarak tanımlanan ‘sosyal jet lag’in oluşturacağı sorunları masaya yatırdı. "Uykunun beyni yapısal olarak koruduğu birçok çalışmada gösterilmiştir" Kalitesiz ve zamansız uykunun birçok zarara neden olduğunu belirten Önal, "Uykunun telafisi ve depolanması söz konusu değildir. Uyku sırasında beyin sıvı dinamikleri değişerek beyin lenfatik sistemi üzerinden metabolik atıkların uzaklaştırılmasına destek olur. Uyku bölünmesi veya azalması durumunda, hafıza merkezi olan amigdala bölgesi ile beyinin ön kısmı arasındaki bağlantının kontrolü bozulur. Bu da kaygı ve huzursuzluğa neden olur. Uzun vadede ise ‘sağlıklı uyku örüntüsü’ olduğu takdirde, uykunun beyni yapısal olarak koruduğu ve daha düşük demans riskiyle ilişkilendirildiği birçok çalışmada gösterilmiştir. Bunların başında REM uyku davranış bozukluğu gelir. Bu kişiler rüyayı yaşarlar; yatakta şiddetli hareket eder, bağırabilirler. Hatta yanlarında yatan kişilere fiziksel olarak zarar dahi verebilirler" ifadelerine yer verdi. "Hipertansiyonla birlikte uykululuk varsa uyku apnesi söz konusu olabilir" Bir diğer dikkat edilmesi gereken durumun da gündüz vakitlerinde çok uyumak olduğunu ifade eden Önal, "Dikkat edilmesi gereken başka bir durum ise aşırı gündüz uykululuğu ile birlikte görülebilen, bilinç kaybı olmaksızın anlık felç hali, canlı rüyalar denilen uyanıkken rüya görme durumu, hipnagojik halüsinasyon ve uyku paralizisidir. Uyanıkken hiç hareket edememek narkolepsi spektrumu olarak kabul edilir. Uyku sırasında yeni başlayan istemsiz ‘stereotipik’ hareketler, dil ısırma ve derin uyku hali nokturnal epilepsi ihtimalini düşündürmelidir. Şiddetli huzursuz bacak sendromu/PLMS ile birlikte demir eksikliği bulguları bir arada olabilir. Sabah baş ağrısı, tanıklı apne ve horlama, gece sık sık tuvalet ihtiyacı için uyanma ve bu hastalar, bazen yalnızca unutkanlık yakınması ile doktora başvurabilirler" cümlelerine yer verdi. "İyi uyku yalnızca süre ile ilgili değildir" Uyku rutininin bozulması durumunda vücudun zamanla ters tepki vermesinin muhtemel olduğunu açıklayan Önal, sözlerini şöyle sürdürdü: "İyi uyku yalnızca süre ile ilgili değildir. Süre, süreklilik, zamanlama ve gündüz işlevselliğinin bileşimidir. Kısa süreli uyku, gün içinde uykululuk, dikkat ve muhakeme işlemleme hızında yavaşlama, duygu durum bozuklukları ve metabolik etkilerle kendini gösterir. Uyku bölünmesi, sık uyanma, toplam süresi yeterli olsa bile bilgi işlemleme hızı, dikkat ve yürütücü işlevler üzerinde ertesi gün olumsuz etkilere yol açabilir. Sık uyanmaya neden olan sorunların birçoğu tedavi edilebilir. Uyku apnesi, huzursuz bacak sendromu, uykuda uygunsuz hareket bozuklukları, kaygı bozuklukları hatta alkol kullanımı mutlaka ele alınmalıdır. Uyku rutininin bozulması; sık uyanmaya, hormonal ve metabolik strese, hatta inflamasyona neden olabilir. Uyku, ihmal edilebilecek bir alışkanlık değil, korunması gereken temel bir sağlık yatırımıdır."
Şırnak’ta ramazan öncesi gıda denetimleri sıklaştırıldı
06 Şubat 2026 Cuma - 14:45 Şırnak’ta ramazan öncesi gıda denetimleri sıklaştırıldı Tüketici sağlığının korunması ve güvenilir gıda arzının sağlanması amacıyla, yaklaşan Ramazan ayı öncesinde Şırnak genelinde gıda denetimleri artırıldı. Vatandaşların sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşmasını sağlamak için ilgili kurumlar sahaya indi. Bu kapsamda Şırnak İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Şırnak İl Ticaret Müdürlüğü ve Şırnak Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekiplerinin iş birliğiyle il merkezi ve ilçelerde faaliyet gösteren gıda işletmelerine yönelik kapsamlı denetimler gerçekleştiriliyor. Denetimlerin, Ramazan ayı öncesinde yoğun talep gören işletmelere ağırlık verilerek sürdürüldüğü bildirildi. Ekipler tarafından yapılan kontrollerde; gıda ürünlerinin son tüketim tarihleri, hijyen koşulları, ürünlerin muhafaza ve saklama şartları, etiket bilgileri, fiyat ve gramaj uygunluğu ile işletmelerin ruhsat ve belge durumları titizlikle inceleniyor. Özellikle Ramazan ayında tüketimi artması beklenen unlu mamuller, tatlılar, et ve et ürünleri, süt ürünleri ile temel gıda maddeleri denetimlerde öncelikli olarak kontrol ediliyor. Yetkililer, denetimlerin sadece Ramazan öncesiyle sınırlı kalmayacağını, Ramazan ayı boyunca da aralıksız şekilde devam edeceğini belirterek, kurallara uymayan işletmelere gerekli idari yaptırımların uygulanacağını ifade etti. Vatandaşlardan ise karşılaştıkları olumsuzlukları ilgili kurumlara bildirmeleri istendi. Şırnak’ta yürütülen denetimlerle, Ramazan ayının huzur ve güven ortamı içerisinde geçirilmesi, halk sağlığının korunması ve fırsatçılığın önüne geçilmesi hedefleniyor.
6 Şubat depreminin sağlık üssü: Fethi Sekin Şehir Hastanesi
06 Şubat 2026 Cuma - 14:38 6 Şubat depreminin sağlık üssü: Fethi Sekin Şehir Hastanesi 6 Şubat depremlerini sismik izolatör sistemi sayesinde hasarsız atlatan Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi, bölgedeki en kritik tahliye ve tedavi merkezi oldu. Malatya, Adıyaman ve Kahramanmaraş’tan sevk edilen binlerce yaralıyı kabul ederken, o anları anlatan sağlık çalışanları, binanın güvenli yapısının müdahale hızını artırdığını vurguladı. 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerde, bünyesindeki 872 sismik izolatör sayesinde sarsıntıyı hasarsız atlatan Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi, bölgenin lojistik ve sağlık merkezi haline geldi. Teknik altyapısı ve operasyonel kabiliyeti korunarak kesintisiz hizmet veren hastane, Malatya, Adıyaman ve Kahramanmaraş başta olmak üzere bir çok deprem kentinden sevk edilen yaralıların tedavisinde kritik rol oynadı. Hastanede görevli sağlık çalışanları, depremin 3. yıl dönümü vesilesiyle o süreçte yürütülen çalışmaları ve tanıklıklarını paylaştı. 6 Şubat günü tüm sağlık personelinin hızla görev yerlerine intikal ettiğini, hastanenin fiziki şartlarının hasar görmemesi sayesinde bölgeden gelen yaralılara kesintisiz hizmet verildiğini ifade eden Acil Sorumlu Hekimi Dr. Erkut Erol, " Deprem günü, 6 Şubat’ta tüm sağlık personelimiz görev yerlerine hızlıca intikal etti. Doktorlarımız, hemşirelerimiz ve sağlık personelimiz acil servislerde yerlerini alarak görevlerine başladı. Bölgeden gelen yaralılara, hastanemizin teknik imkanlarının ve fiziki şartlarının hasar almamış olması ve yeterli düzeyde bulunması sayesinde hizmet verildi. Yoğun bakım ve ameliyathaneye yatması gereken hastaların öncelikli olarak ameliyathane ve yoğun bakıma yatışları yapıldı. Daha sonra hastaların servislere yatışları gerçekleştirildi. Allah milletimize böyle acıları bir daha yaşatmasın" dedi. "Biz hastaları sevk ederken, o gizlice orada kalıp hastaların yanında durmuştu" Deprem anında görev yaptığı Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki sürecini anlatan Yenidoğan Sorumlu Hemşiresi Beytül Şener Göktaş, " Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde, reanimasyon yoğun bakımda sorumlu hemşire olarak görev yapıyordum. İlk depremde hastanemizde herhangi bir sıkıntı yaşanmamıştı. Ancak sabah gündüz mesaisine geldikten sonra, o gün tüm hastalarımızı, durumu iyi olanları taburcu ederek ya da farklı servislere alarak servisi hızla boşaltmak zorunda kaldık. Çünkü yıkılan binalar vardı ve enkaz altında kalan vatandaşlarımız bulunuyordu. Biz servisi boşaltırken ikinci deprem meydana geldi. Bunun üzerine yalnızca oksijen tüpüne ihtiyacı olan hastaların hızla dışarı çıkarılması istendi. Hastaları oksijen tüpleriyle, asansörle aşağı indirdik. Ben eşyalarımı içeride bıraktım ve tekrar yukarı çıktım diyerek, hastaların başında durmak istedim. Yukarı çıktığımda bir hemşireyi masanın altında gördüm. ‘Sen burada ne arıyorsun?’ dedim. İsmi Kahraman’dı. ‘Abla, ben bu hastaları nasıl bırakıp aşağı ineyim?’ inmemişti. Biz hastaları sevk ederken, o gizlice orada kalıp hastaların yanında durmuştu. Daha sonra birlikte hastalara baktık. Gelen hastalardan sevk edilebilecek olanları yakın çevredeki illere göndermeye başladık. Bize en yakın il her zamanki gibi Elazığ’dı. Sağ olsun, buradaki yetkili kişiler de ilgilendiler ve hemen dönüş yapıldı. Zaten bu hastane hiç zarar görmemişti, bu da hem bizim hem de hastalarımız için çok iyi oldu. Hastalarımızı sevk etmeye devam ettik. Yenidoğandan erişkin yoğun bakıma, servislerden olmak üzere pek çok hastayı, hatta hava ambulanslarıyla daha uzak illere sevk ettiğimiz durumlar oldu. Bu şekilde orada çalışmaya devam ettik" diye konuştu. Branş hekimlerinin ve hastane yönetiminin kısa sürede alana intikal ederek çevre illerden gelen depremzedelere müdahale ettiğini, bu süreçte devlet yetkililerinin de koordinasyona destek verdiğini ifade eden sağlık memuru Sinan Yıldırım, " 6 Şubat depremi olduğu gün alandaydık. Sabah saatlerine doğru oturuyorduk, o sırada içeride çok hasta yoktu. Daha sonra bir depremin olduğunu hissettik. Daha önce Elazığ depremini yaşadığımız için bunu bir artçı ya da deprem olarak algıladık. Hastaları karşılama adına hazırlıklarımıza başladık. İlerleyen saatlerde, yaklaşık 50 dakika ya da 1 saat sonra, özellikle yüksekten atlamalara bağlı olarak hastalar gelmeye başladı. Daha çok kol ve bacak kırıkları vardı. Akabinde hastane yönetimimiz alana geldi. Ardından branş hekimlerimiz de tekrar alana intikal etti. Hızlı bir şekilde gelen yaralılara müdahale etmeye gayret gösterdik. Dışarıdan gelen hastaların kabulleri yapılmaya başlandı. Özellikle Kahramanmaraş’tan, Adıyaman’dan ve Malatya’dan gelen hastalar kabul edildi. Hekimlerimiz ve branş hekimlerimiz, bu hastaların hızlı bir şekilde yatışlarını yaparak gerekli tedavilerini uyguladı. Bu sırada devlet yetkililerimiz, valimiz ve belediye başkanlarımız da alana geldi. Hastanede herhangi bir eksik olup olmadığı ve gelen yaralıların durumları hakkında bilgi aldılar. Gereken ilgi ve alakayı gösterdiler. Hepsine teşekkür ediyoruz" şeklinde konuştu. Hemşire Ayça Özyılmaz, "Deprem bittikten sonra öncelikle hastalarımızı sakinleştirdik ve güvende olduklarını belirttik. Elbette çıkmak isteyen hastalarımız da oldu, bizler de aileleriyle iletişime geçmelerini sağladık ve bu süreci daha sağlıklı bir şekilde atlatmalarına yardımcı olduk. Gelen hastalarımızı da karşıladık. Depremde Malatya’dan, Kahramanmaraş’tan ve Adıyaman’dan, en yakın hastane Elazığ olduğu için buraya çok sayıda sevk gerçekleştirildi. Yoğun bakımımızı buna göre hazırladık ve gelen hastaları kabul ettik. Zor günlerdi. İnşallah bir daha yaşanmaz" dedi.
Kanserde tamamlayıcı sağlık modelleri güçleniyor: SATKOF ve USTKON’dan Pakistan teması
06 Şubat 2026 Cuma - 13:02 Kanserde tamamlayıcı sağlık modelleri güçleniyor: SATKOF ve USTKON’dan Pakistan teması Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) ve Uluslararası Sanayi ve Ticaret Konfederasyonu (USTKON) Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay, Pakistan İslam Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği’ni ziyaret ederek, iki ülke arasında sağlık, yatırım ve ticaret eksenli iş birliği alanlarına yönelik görüşmeler gerçekleştirdi. Ziyaret kapsamında yapılan görüşmelerde, sağlık turizmi odaklı yatırım ve gayrimenkul projeleri öncelikli gündem maddeleri arasında yer aldı. Bu çerçevede; hastane ve medikal kampüs yatırımları, kanser tanı ve tedavi merkezleri, rehabilitasyon ve yaşlı bakım tesisleri, termal ve jeotermal kaynaklı sağlık tesisleri ile sağlık temalı karma kullanımlı gayrimenkul projeleri ele alındı. Ayrıca söz konusu yatırımları destekleyecek lojistik altyapı ve tedarik zinciri modelleri de detaylı şekilde değerlendirildi. Görüşmelerde, Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) alanında kurulması planlanan merkezlerin, sağlık turizmi ve gayrimenkul yatırımlarıyla entegre edilerek sürdürülebilir bir ekonomik modele dönüştürülmesi konusu da gündeme geldi. Bu yaklaşımın, hem yatırımcılar hem de Türkiye ile Pakistan’ın sağlık ekosistemi açısından uzun vadeli katma değer oluşturacağı belirtildi. SATKOF ve USTKON Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay, Türkiye’nin güçlü sağlık altyapısı, nitelikli insan kaynağı ve yatırım-gayrimenkul geliştirme tecrübesi ile Pakistan’ın stratejik konumu ve büyüyen pazarı arasında kurulacak iş birliklerinin, somut ve kurumsal ortak yatırımlara dönüşmesinin önemine dikkat çekti. SATKOF ve USTKON tarafından, Türkiye-Pakistan hattında sağlık, yatırım ve gayrimenkul temelli projelerin sağlık diplomasisi ekseninde geliştirilmesine yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceği ifade edildi.