SAĞLIK
11 Mart 2026 Çarşamba - 17:31 Uzmanından nefes darlığını azaltan egzersiz tavsiyeleri Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde (SEAH) görevli Fizyoterapist Vahap Şahin, kronik akciğer hastalıklarında uygulanan pulmoner rehabilitasyon ve temel solunum egzersizlerinin önemi hakkında ve bu yöntemlerin nefes darlığını azaltırken hastaların egzersiz kapasitesini ve günlük yaşam kalitesini artırdığını ifade etti. Pulmoner rehabilitasyon programlarında uygulanan tekniklerin detaylarını paylaşan Şahin, diyafram solunumunun en önemli solunum kasını güçlendirdiğini belirtti. Solunum yollarının açık kalmasını sağlayan "büzük dudak nefesi" tekniğinin nefes darlığını azaltmada etkili olduğunu kaydeden Şahin, göğüs genişletme egzersizlerinin ise göğüs kafesinin esnekliğini desteklediğini aktardı. Egzersizlerin günlük hayata entegre edilmesi gerektiğini vurgulayan Fizyoterapist Şahin, "Nefes alarak ayağa kalkıp, nefes vererek oturma şeklinde yapılan egzersizler günlük aktiviteleri destekler. Kontrollü nefesle yapılan yürüyüşler ise solunum kapasitesini artırır" dedi. Solunum kaslarını güçlendirmek için kullanılan yardımcı yöntemlere de değinen Şahin, triflow cihazı ile yapılan egzersizlerin sekresyon (balgam) atmakta zorlanan hastalara fayda sağladığını, balon şişirme egzersizinin ise kas direncini artırdığını dile getirdi. Şahin, sağlıklı bir nefes için düzenli hareket etmenin ve bu egzersizleri bir yaşam biçimi haline getirmenin önemine dikkat çekti.
Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne bir günde 8 bin 500 hasta başvuruyor
06 Şubat 2026 Cuma - 12:52 Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne bir günde 8 bin 500 hasta başvuruyor Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, kent genelindeki hasta yükünün büyük bölümünü üstleniyor. Hastaneye bir günde yaklaşık 8 bin 500 hasta başvuru yapıyor. Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Fatih Gönültaş, 6 Şubat 2023 depremlerinin yıl dönümünde yaptığı değerlendirmede, hastanenin Malatya’daki sağlık hizmetlerinde merkezi bir rol üstlendiğini belirtti. Gönültaş, Malatya’da hasta yoğunluğunun önemli bir kısmının Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından karşılandığını söyledi. 6 Şubat depremlerini Malatya’da yaşadığını ifade eden Gönültaş, sağlıkçıların da depremzede olmasına rağmen kentte sağlık hizmetlerinin aksamadan sürdürüldüğünü kaydetti. Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin kent merkezindeki en büyük sağlık kuruluşu olduğunu ifade eden Gönültaş, "Hastanemiz Malatya’da tanı ve tedavi süreçlerinde hasta yükünün büyük bölümünü karşılayan bir kurumdur. Yaklaşık bin 55 yatak kapasitemiz ve 167 yoğun bakım yatağımız bulunuyor" dedi. Başhekim Doç. Dr. Fatih Gönültaş, hastaneye günlük poliklinik ve acil servis başvuruları dahil olmak üzere yaklaşık 8 bin ila 8 bin 500 hastanın müracaat ettiğini belirterek, yoğunluğun büyük bir ekip çalışmasıyla yönetildiğini söyledi. Gönültaş, sağlık hizmetlerinin hekiminden hemşiresine, teknik personelinden destek ekiplerine kadar tüm çalışanların özverisiyle yürütüldüğünü kaydetti. Malatya Turgut Özal Üniversitesi ile yapılan afiliyasyonun sağlık hizmetlerine önemli katkılar sunduğunu kaydeden Gönültaş, akademik kadronun desteğiyle daha önce sevk edilen birçok hastanın artık Malatya’da tedavi edilebildiğini söyledi. Hasta sayısındaki artış ve değişen hasta profiline de değinen Gönültaş, teknik altyapı ve personel açısından bir eksiklik yaşanmadığını, artan nüfus ve hizmet talebi nedeniyle Malatya’nın daha büyük bir hastaneye ihtiyaç duyduğunu söyledi.
Uzmanı uyardı: "Ciddi kafa travmaları epilepsiye neden olabilir"
06 Şubat 2026 Cuma - 12:51 Uzmanı uyardı: "Ciddi kafa travmaları epilepsiye neden olabilir" Halk arasında ‘sara hastalığı’ olarak da bilinen epilepsinin beyin fonksiyonlarının kısa süreli bozukluğu olduğunu belirten Nöroloji Uzmanı Dr. Abdurrahman Akbaş, "Ciddi kafa travmaları epilepsiye neden olabilir" dedi. Beyin hücrelerinde geçici anormal elektrik yayılımı sonucunda ortaya çıkan epilepsi hastalığı, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 1’ini etkilemektedir. İnme (felç), beyin enfeksiyonları (menenjit, ensefalit vb.), ciddi kafa travmaları, doğum esnasında bebeğin oksijensiz kalması vb. gibi sebepler sonucunda epilepsi nöbetlerinin ortaya çıktığını ifade eden Liv Hospital Samsun Nöroloji Uzmanı Dr. Abdurrahman Akbaş, epilepsi hakkında açıklamalarda bulundu. Halk arasında ‘sara hastalığı’ olarak da bilinen epilepsinin beyin fonksiyonlarının kısa süreli bozukluğu olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Abdurrahman Akbaş, "Beyin hücrelerinde geçici anormal elektrik yayılımı sonucunda ortaya çıkan epilepsi hastalığı, dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 1’ini etkilemektedir. Hastalık, erkek ve kadınlarda ırk ayrımı olmaksızın eşit olarak görülmektedir. Hemen her yaşta görülebilen epilepsi, uzun süreli tedavi ve izlem gerektiren bir hastalıktır. Sıklıkla gençleri ve yaşlıları etkiler. Epilepsi hastalarının beyinlerindeki anormal elektriksel aktivite sonucu epileptik nöbet geçirmeye yatkınlıkları vardır. Farklı epileptik nöbet tipleri vardır. Bazı epilepsi nöbet tipleri belli bir süre devam edip, tedaviyle tamamen düzelirken, bazıları ise hayat boyu devam etmektedir" diye konuştu. "Epilepsi kalıtsal olabilir" Epilepsinin nedenlerini anlatan Uzm. Dr. Akbaş, "Beyin hücreleri, elektriksel aktivitesiyle tüm vücuda mesaj gönderir. Beyinde elektriksel aktivite her daim devam etmektedir. Beynin aktivitesindeki bozukluğa bazı durumlar yol açabilir. İnme (felç), beyin enfeksiyonları (menenjit, ensefalit vb.), ciddi kafa travmaları, doğum esnasında bebeğin oksijensiz kalması vb. gibi sebepler sonucunda epilepsi nöbetleri ortaya çıkabilmektedir. Fakat çoğu vakada epilepsinin altta yatan sebebi kesin olarak ortaya konulamamaktadır. Diğer yandan bazı epilepsi hastalarının ailesinde de bu hastalığın bulunması, epilepsinin kalıtsal bir yanının da olduğunu göstermektedir" şeklinde konuştu. "İlaç tedavisi uygulanır" Epilepsinin temel tedavisinin ‘antiepileptikler’ adı verilen ilaçlarla yapıldığının altını çizen Uzm. Dr. Akbaş, "Bu ilaçlar epilepsi nöbetlerinin ortaya çıkmasını önlemeye yöneliktir. Tedavinin başarılı olabilmesi amacıyla bu ilaçların doktor kontrolünde düzenli kullanılması gerekmektedir. Nöbet sayısında artış olursa, ilaç tedavisine başlandıktan sonra başka şikâyetler ortaya çıkarsa, başka bir hastalık tanısı konulduysa ve tedavisine başlanıldıysa, gebelik durumu varsa veya gebe kalınması planlanıyorsa uzmana başvurulmalıdır. Diğer bir tedavi seçeneği ise cerrahi tedavidir. Cerrahi tedaviye karar vermeden önce hastanın nöbetlerinin ilaç tedavisine dirençli olduğunun gösterilmesi gerekir" şeklinde konuştu. "Hastanın başında nöbeti tamamen geçene kadar beklenilmelidir" Uzm. Dr. Akbaş, epilepsi nöbeti geçiren bir kişiyle karşılaşıldığında neler yapılması gerektiğiyle ilgili şu bilgileri paylaştı: "112 Acil servis hattı aranmalı ve yardım istenmelidir. Hastanın çevresinde önlem alınmalı, zarar verebilecek şeylerden korunmalıdır, sıkı giysileri varsa giysileri gevşetilmeli (kravat, kemer gibi), gözlüğü varsa çıkartılmalıdır, başı yumuşak bir şekilde desteklenmelidir. Sabit ve rahat olacak şekilde kişiyi kasılmalarının olmadığı tarafına doğru yatırıp, tükürüğün dışarı akması sağlanmalıdır. Hastanın üzerinde epilepsi hastası olduğunu gösteren ve neler yapılması gerektiğini açıklayan bir hastalık kartı olup olmadığı kontrol edilmelidir. Nöbetinin ne kadar devam ettiği takip edilmeli ve acil servis ekibine bildirilmelidir. Hastanın başında nöbeti tamamen geçene kadar beklenilmelidir. Epilepsi nöbeti geçiren bir kişiyse solunum veya kalp masajı yapılmasına gerek yoktur." "Epilepsi sırasında bunları yapmayın" Epilepsi nöbeti geçiren kişiye yapılmaması gerekenlerden bahseden Uzm. Dr. Akbaş, ""Hastanın nöbete bağlı hareketleri kısıtlanmamalıdır. Ağzına bir şeyler koyulmamalıdır. Hasta tehlikede değilse, yeri değiştirilmeye çalışılmamalıdır. Nöbet tamamen sonlanmadan su veya yiyecek verilmemelidir. Nöbetin geçmesine yönelik bir şey yapılmamalıdır. Soğan, kolonya ve benzeri şeyler koklatılmamalıdır" ifadelerini kullandı.
Malatya’da hasta yükünün büyük kısmını Eğitim ve Araştırma Hastanesi karşılıyor
06 Şubat 2026 Cuma - 12:39 Malatya’da hasta yükünün büyük kısmını Eğitim ve Araştırma Hastanesi karşılıyor Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, kent genelindeki hasta yükünün büyük bölümünü üstlenirken, hastaneye bir günde yaklaşık 8 bin 500 hasta başvurusu yapılıyor. Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Fatih Gönültaş, 6 Şubat 2023 depremlerinin yıl dönümünde yaptığı değerlendirmede, hastanenin Malatya’daki sağlık hizmetlerinde merkezi bir rol üstlendiğini belirtti. Gönültaş, Malatya’da hasta yoğunluğunun önemli bir kısmının Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından karşılandığını söyledi. 6 Şubat depremlerini Malatya’da yaşayan sağlık çalışanlarından biri olduğunu ifade eden Gönültaş, sağlıkçıların da depremzede olmasına rağmen kentte sağlık hizmetlerinin aksamadan sürdürüldüğünü kaydetti. Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin kent merkezindeki en büyük sağlık kuruluşu olduğunu ifade eden Gönültaş, "Hastanemiz Malatya’da tanı ve tedavi süreçlerinde hasta yükünün büyük bölümünü karşılayan bir kurumdur. Yaklaşık bin 55 yatak kapasitemiz ve 167 yoğun bakım yatağımız bulunuyor" dedi. Başhekim Doç. Dr. Fatih Gönültaş, hastaneye günlük poliklinik ve acil servis başvuruları dahil olmak üzere yaklaşık 8 bin ila 8 bin 500 hastanın müracaat ettiğini belirterek, yoğunluğun büyük bir ekip çalışmasıyla yönetildiğini söyledi. Gönültaş, sağlık hizmetlerinin hekiminden hemşiresine, teknik personelinden destek ekiplerine kadar tüm çalışanların özverisiyle yürütüldüğünü kaydetti. Malatya Turgut Özal Üniversitesi ile yapılan afiliyasyonun sağlık hizmetlerine önemli katkılar sunduğunu kaydeden Gönültaş, akademik kadronun desteğiyle daha önce sevk edilen birçok hastanın artık Malatya’da tedavi edilebildiğini söyledi. Hasta sayısındaki artış ve değişen hasta profiline de değinen Gönültaş, teknik altyapı ve personel açısından bir eksiklik yaşanmadığını artan nüfus ve hizmet talebi nedeniyle Malatya’nın daha büyük bir hastaneye ihtiyaç duyduğunu söyledi.
TVHB Başkanı Eroğlu: "Elim felakette hayatını kaybeden 53 bin 537 vatandaşımızı rahmetle anıyoruz"
06 Şubat 2026 Cuma - 11:38 TVHB Başkanı Eroğlu: "Elim felakette hayatını kaybeden 53 bin 537 vatandaşımızı rahmetle anıyoruz" Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Başkanı Ali Eroğlu, "Elim felakette hayatını kaybeden 53 bin 537 vatandaşımızı, Hatay’da 14, Kahramanmaraş’ta 9, Osmaniye’de 3, Gaziantep’te 2 ve Adıyaman’da 1 olmak üzere 29 meslektaşımızı, 10 öğrencimizi ve 2 yardımcı personelimizi bir kez daha rahmetle anıyor, ailelerine ve sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyoruz" dedi. TVHB, 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremlerin 3. yıl dönümü nedeniyle yaptığı yazılı açıklamada depremlerde hayatını kaybeden 53 bin 537 vatandaşı ve Hatay’da 14, Kahramanmaraş’ta 9, Osmaniye’de 3, Gaziantep’te 2 ve Adıyaman’da 1 olmak üzere 29 meslektaşını, 10 öğrenciyi ve 2 yardımcı personeli rahmetle andı. ‘Asrın felaketi’ olarak geçen büyük depremin yıl dönümünde milletçe yaşanan tarifsiz acıyı bir kez daha derinden hissettiklerini belirten Eroğlu, "Bu elim felakette hayatını kaybeden 53 bin 537 vatandaşımızı, Hatay’da 14, Kahramanmaraş’ta 9, Osmaniye’de 3, Gaziantep’te 2 ve Adıyaman’da 1 olmak üzere 29 meslektaşımızı, 10 öğrencimizi ve 2 yardımcı personelimizi bir kez daha rahmetle anıyor; ailelerine ve sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyoruz. Depremler toplumun tüm kesimlerinde derin yaralar bırakmış, sosyal, ekonomik ve çevresel düzen üzerinde kalıcı etkiler oluşturmuştur. Depremler hem insan hayatını hem de çok sayıda evcil, çiftlik ve yabani hayvanın yaşamını da etkilemiştir. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak daha önce yaşanan deprem ve sel felaketlerinde olduğu gibi 6 Şubat merkezli depremlerde de afetin ilk anından itibaren insan ve hayvan sağlığını koruma sorumluluğuyla harekete geçerek, yaraların sarılması için tüm imkanlarımızı seferber ettik" ifadelerini kullandı. "Enkazdan çıkarılan hayvanların sağlık taramaları ve tedavileri yapıldı" Eroğlu, "Deprem bölgelerinde enkaz altından çıkarılan hayvanların sağlık taramaları ve tedavileri yapılmış, sahipsiz kalan hayvanların güvenli alanlara nakli sağlanmış, zoonotik hastalıkların yayılmasını önlemek için çalışmalar yürütülmüş ve su ile gıda güvenliğinin sağlanması için yoğun çaba harcanmıştır. Mesleki uzmanlık ve fedakarlıklarıyla veteriner hekimler afet yönetiminin ayrılmaz bir parçası olduklarını ortaya koyarak, sahada her türlü zorluğa rağmen görevlerini sürdürmüştür. Afet yönetiminin yalnızca müdahaleden ibaret olmadığı, risklerin önceden azaltılması, etkili kriz yönetimi ve sürdürülebilir iyileştirme süreçlerini kapsayan bütüncül bir yaklaşımı gerektirdiği açıktır" dedi. "Meslektaşlarımızın zararlarının bir kısmının karşılanması gerekliliktir" Depremde kliniği ve deposu yıkılan veteriner hekimlerin tüm ilaç stoklarının zayi olduğunu ifade eden Eroğlu, "Bölgedeki veteriner hekimlere devlet tarafından kayıplarının telafisine yönelik herhangi bir destek de sağlanmamıştır. Meslektaşlarımızın zararlarının bir kısmının karşılanması, yalnızca onların değil, aynı zamanda bölgedeki hayvancılığın da ayakta kalabilmesi için hayati bir gerekliliktir. Elektrik ve internet kesintileri gibi altyapı eksiklikleri nedeniyle İlaç Takip Sistemi ve ATS sistemlerine erişimde aksaklıklar yaşanmakta, bu durum veteriner hekimleri cezai yaptırımlarla karşı karşıya bırakmaktadır. Deprem bölgesindeki veteriner hekimler için ilaç stoklarının güncellenmesi ve geçmiş kayıplar sebebiyle uygulanacak cezai işlemler konusunda esneklik sağlanmalıdır. Aksi takdirde meslektaşlarımızın görevlerini yerine getirmesi imkansız hale gelecektir" açıklamasında bulundu. "Veteriner hekimlerin kendi iş yerlerine kavuşması artık bir zorunluluktur" TOKİ projeleri kapsamında veteriner hekimlerin kendi iş yerlerine kavuşması gerektiğini vurgulayan Eroğlu, "İş yeri kiralarındaki fahiş artış, yem fiyatlarının yükselmesi ve hayvancılığın ciddi oranda gerilemesi, mevcut veteriner kliniklerinin sürdürülebilirliğini tehdit etmektedir. Rezerv ilan edilen veya edilmeyen inşaat alanlarındaki gecikmeler nedeniyle yeni bir iş yeri bulmak da büyük bir sorun haline gelmiştir. Uzun vadeli kredilerle desteklenen TOKİ projeleri kapsamında veteriner hekimlerin kendi iş yerlerine kavuşması artık bir zorunluluktur. Bölgede görev yapan meslektaşlarımız, ekonomik olarak büyük bir darboğaza sürüklenmiştir. Bu nedenle uzun vadeli, düşük faizli kredi imkanları ivedilikle sağlanmalıdır" değerlendirmesinde bulundu. "Veteriner hekimlerin yokluğu halk sağlığını ve hayvancılık sektörünü doğrudan tehdit etmektedir" TVHB olarak yıkılan kliniklerin yerine yenilerinin yapılabilmesi için ayni ve nakdi yardımların yapılması yönündeki taleplerini yineleyen Eroğlu, "Veteriner hekimlerin bilgi birikimi ve uzmanlığı sadece hayvan sağlığını değil, aynı zamanda insan sağlığını ve toplum refahını da doğrudan etkilemektedir. Unutulmamalıdır ki veteriner hekimlerin yokluğu, halk sağlığını, gıda güvenliğini ve hayvancılık sektörünü doğrudan tehdit etmektedir. Veteriner hekimlerin sesi duyulmalı, talepleri görmezden gelinmemelidir. Meydana gelebilecek doğal afet ve kriz anlarında halk sağlığının korunması, hayvan sağlığının gözetilmesi ve gıda güvenliğinin sağlanması adına yetkililerle iş birliği içinde çalışmaya her zaman hazır olduğumuzu bir kez daha vurguluyoruz. Depremde kaybettiğimiz vatandaşlarımızı ve meslektaşlarımızı rahmetle anıyor, milletimize başsağlığı diliyoruz" dedi.
Yatmadan önce telefona bakanlara uzmanından uyarı: "Beyniniz size oyun oynuyor"
06 Şubat 2026 Cuma - 11:38 Yatmadan önce telefona bakanlara uzmanından uyarı: "Beyniniz size oyun oynuyor" Televizyon karşısında uyuyan, yatmadan önce telefona bakan ve odasında gece lambası yananları uyaran Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aylin Kılıç, "Göz kapakları kapalı olsa bile ortam ışığı retinaya ulaşır. Göz karanlığı algılamadıkça beyin uykuya geçmez. Bu süreçte melatoninin baskılanması, zamanla kronik yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve hormonal düzensizliklere yol açabilir" dedi. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aylin Kılıç, gece ışık maruziyetinin uyku kalitesini ciddi biçimde bozduğunu belirterek, "Uyku yalnızca gözleri kapatmakla başlamaz, göz karanlığı algılamadıkça beyin uykuya geçmez" dedi. Gözün yalnızca görme organı olmadığını, aynı zamanda ışığı algılayarak beynin biyolojik saatini yönlendirdiğini vurgulayan Prof. Dr. Aylin Kılıç, "Gözün iç tabakası olan retina, ışığı algıladığı anda beyne ’gündüz’ sinyali gönderir. Bu sinyal, uyku hormonu melatoninin salgılanmasını baskılar. Özellikle televizyon, bilgisayar ve cep telefonlarından yayılan mavi ışık, retina tarafından gündüz ışığı gibi algılanır" diye konuştu. Gece ışık altında uyumanın, kişinin uyuduğunu sanmasına rağmen vücudun dinlenme moduna geçememesine yol açtığını belirten Prof. Dr. Kılıç, "Televizyon açıkken uyuyanlar, yatmadan önce telefona bakanlar ya da odasında gece lambası yananlar aslında uyumuyor, yalnızca yatakta bekliyor" ifadelerini kullandı. Televizyon karşısında uyuyanlar dikkat Gece ışık altında uyumanın, kişinin uyuduğunu sanmasına rağmen vücudu dinlenme moduna sokmadığını vurgulayan Prof. Dr. Kılıç, "Televizyon açıkken uyuyanlar, yatmadan önce telefona bakanlar ya da odasında gece lambası yananlar uyumuyor, beyinleri gündüz gibi algıladıkları için sadece yatakta zaman geçiriyor" dedi. Melatoninin yalnızca uyku düzeniyle sınırlı olmadığını hatırlatan Prof. Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu hormon bağışıklık sistemi, hormon dengesi, hücre yenilenmesi ve stres kontrolünde de kritik rol oynar. Gece boyunca baskılanması, zamanla kronik yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve hormonal düzensizliklere neden olabilir. Göz kapakları kapalı olsa bile ortam ışığı retinaya ulaşır. Bilimsel olarak en sağlıklı yöntem tamamen karanlık bir ortamda uyumak. Uyku alanı ışık geçirmez olmalı, gerekirse göz maskesi kullanılmalı."
Nurdağı’nda çelik konstrüksiyonlu hastane 9 ayda tamamlandı, deprem bölgesine nefes oldu
06 Şubat 2026 Cuma - 11:24 Nurdağı’nda çelik konstrüksiyonlu hastane 9 ayda tamamlandı, deprem bölgesine nefes oldu Kahramanmaraş merkezli depremlerin yıkıma neden olduğu Gaziantep’in Nurdağı ilçesinde, 9 ay gibi kısa bir süre içerisinde çelik konstrüksiyon üzerine inşa edilen hastane, açıldığı günden bu yana vatandaşlara şifa dağıtmaya devam ediyor. Asrın felaketi olarak nitelendirilen Kahramanmaraş depremi ardından depremler sonrası sağlık altyapısında yaşanan kayıpların giderilmesi amacıyla kısa sürede hayata geçirilen hastane, modern yapısı ve güvenli mimarisiyle dikkat çekiyor. 9 büyüklüğündeki depreme dayanıklı olacak şekilde projelendirilen Nurdağı Devlet Hastanesi, yalnızca 9 ay gibi kısa bir sürede tamamlandı. 5 bin 995 metrekare alan üzerine çelik konstrüksiyon tekniği kullanılarak inşa edildi Toplam 5 bin 995 metrekare alan üzerine çelik konstrüksiyon tekniği kullanılarak inşa edilen hastane, 5 Ağustos 2024 tarihinde vatandaşların hizmetine sunuldu. 73 yatak kapasitesi, 3 ameliyathane ve 1 kadın doğum ameliyathanesi bulunan Nurdağı Devlet Hastanesi, açıldığı günden bu yana günlük yüzlerce hasta muayene ediliyor. Bölgedeki sağlık yükünü önemli ölçüde hafifleten hastane, hem depremzedelere hem de çevre ilçelerden gelen vatandaşlara şifa dağıtıyor. "Vatandaştan geri dönüşler gayet güzel" Depremden sonra inşa edilen hastaneye vatandaşlar tarafından geri dönüşlerin güzel olduğunu söyleyen Nurdağı Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Durmuş Gülsoy, "Hastanemiz depremde yıkıldı, hasar gördü, onun için yıktırıldı. Bu hastanemiz de 9 ay gibi kısa bir süre içerisinde yapıldı. 75 yataklı olarak yapıldı. Önceki hastanemiz 25 yataklıydı. Çelik konstrüksiyon hastanemiz ise 2 katlı olarak yapıldı. Vatandaştan geri dönüşler gayet güzel. Acil ve poliklinik olarak hizmet vermekteyiz. Hastanemizde daha önce görüntüleme yoktu. Şimdi hem tomografi, panoramik diş röntgeni, laboratuvar, ultrason her türlü cihazımız var ve hizmet vermekteyiz. Hastalarımız gayet memnun. Alanlarımız da çok geniş, bekleme alanlarımız çok güzel. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere tüm siyasilere çok teşekkür ederiz. Hastanemiz çelik konstrüksiyon üzerine yapıldı. Depreme dayanıklı. Zaten iki kat şekilde yapıldı. Yaklaşık 333 civarında fore kazık üzerine oturtuldu" dedi. "Önceki hastanemize göre bu hastane daha güzel" Eski hastane ile çelik konstrüksiyon üzerine inşa edilen hastaneyi karşılaştıran İbrahim Turangöz, "Hastanenin yeri de boyut olarak da çok güzel oldu. Önceki hastanemize göre bu hastane daha güzel. Yer olarak aynı yere yapıldı. Doktorlar da çok güzel ilgileniyorlar" ifadesini kullandı. "Hastanemizden çok memnunuz" Hastaneden memnun olduklarını dile getiren Betül Bani isimli vatandaş ise, "Depremden sonra hastanemiz güzel bir şekilde, hızlı bir şekilde yapıldı. Normalde hastanemizin temizliği yönünden güzel, güvenlikçileri yönünden güzel. Çok memnunuz" diye konuştu.
Nurdağı’nda çelik konstrüksiyonlu hastane 9 ayda tamamlandı, deprem bölgesine nefes oldu
06 Şubat 2026 Cuma - 11:20 Nurdağı’nda çelik konstrüksiyonlu hastane 9 ayda tamamlandı, deprem bölgesine nefes oldu Kahramanmaraş merkezli depremlerin yıkıma neden olduğu Gaziantep’in Nurdağı 9 ay gibi kısa bir süre içerisinde çelik konstrüksiyon üzerine inşa edilen hastane, açıldığı günden bu yana vatandaşlara şifa dağıtmaya devam ediyor. Asrın felaketi olarak nitelendirilen Kahramanmaraş depremi ardından depremler sonrası sağlık altyapısında yaşanan kayıpların giderilmesi amacıyla kısa sürede hayata geçirilen hastane, modern yapısı ve güvenli mimarisiyle dikkat çekiyor. 9 büyüklüğündeki depreme dayanıklı olacak şekilde projelendirilen Nurdağı Devlet Hastanesi, yalnızca 9 ay gibi kısa bir sürede tamamlandı. 5 bin 995 metrekare alan üzerine çelik konstrüksiyon tekniği kullanılarak inşa edildi Toplam 5 bin 995 metrekare alan üzerine çelik konstrüksiyon tekniği kullanılarak inşa edilen hastane, 5 Ağustos 2024 tarihinde vatandaşların hizmetine sunuldu. 73 yatak kapasitesi, 3 ameliyathane ve 1 kadın doğum ameliyathanesi bulunan Nurdağı Devlet Hastanesi, açıldığı günden bu yana günlük yüzlerce hasta muayene ediliyor. Bölgedeki sağlık yükünü önemli ölçüde hafifleten hastane, hem depremzedelerin hem de çevre ilçelerden gelen vatandaşlara şifa dağıtıyor. "Vatandaştan geri dönüşler gayet güzel" Depremden sonra inşa edilen hastaneye vatandaşlar tarafından geri dönüşlerin güzel olduğunu söyleyen Nurdağı Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Durmuş Gülsoy, "Hastanemiz depremde yıkıldı, hasar gördü, onun için yıktırıldı. Bu hastanemiz de 9 ay gibi kısa bir süre içerisinde yapıldı. 75 yataklı olarak yapıldı. Önceki hastanemiz 25 yataklıydı. Çelik konstrüksiyon hastanemiz ise 2 katlı olarak yapıldı. Vatandaştan geri dönüşler gayet güzel. Acil ve poliklinik olarak hizmet vermekteyiz. Hastanemizde daha önce görüntüleme yoktu. Şimdi hem tomografi, panoramik diş röntgeni, laboratuvar, ultrason her türlü cihazımız var ve hizmet vermekteyiz. Hastalarımız gayet memnun. Alanlarımız da çok geniş, bekleme alanlarımız çok güzel. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere tüm siyasilere çok teşekkür ederiz. Hastanemiz çelik konstrüksiyon üzerine yapıldı. Depreme dayanıklı. Zaten iki kat şekilde yapıldı. Yaklaşık 333 civarında fore kazık üzerine oturtuldu" dedi. "Önceki hastanemize göre bu hastane daha güzel" Eski hastane ile çelik konstrüksiyon üzerine inşa edilen hastaneyi karşılaştıran İbrahim Turangöz. "Hastanenin yeri de boyut olarak da çok güzel oldu. Önceki hastanemize göre bu hastane daha güzel. Yer olarak aynı yere yapıldı. Doktorlar da çok güzel ilgileniyorlar" ifadesini kullandı. "Hastanemizden çok memnunuz" Hastaneden memnun olduklarını dile getiren Betül Bani isimli vatandaş ise, "Depremden sonra hastanemiz güzel bir şekilde, hızlı bir şekilde yapıldı. Normalde hastanemizin temizliği yönünden güzel, güvenlikçileri yönünden güzel. Çok memnunuz." diye konuştu.
Çocuğunuz kalp sağlığı için bu 10 belirtiye dikkat
06 Şubat 2026 Cuma - 10:36 Çocuğunuz kalp sağlığı için bu 10 belirtiye dikkat Kalp hastalıklarının yalnızca yetişkinlerde görüldüğü düşünülse de, çocukluk çağında da kalp rahatsızlıklarına sıkça rastlanabiliyor. Çocuk Kardiyolojisi Uzm. Dr. Bahattin Öncü, çocuklarda doğuştan veya sonradan gelişebilen kalp hastalıklarının erken tanı ile ciddi sonuçlarının önlenebileceğini belirterek aileleri uyardı. Medicana Bursa Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Uzm. Dr. Bahattin Öncü, çocuklarda görülebilecek kalp hastalıklarının genellikle doğumsal olduğunu ancak enfeksiyonlar, genetik hastalıklar veya diğer tıbbi durumlarla birlikte zamanla da gelişebileceğini ifade etti. Uzm. Dr. Bahattin Öncü, ailelerin 10 belirti karşısında dikkatli olması gerektiğini vurguladı. Öncü şu uyarılarda bulundu; "Hızlı ve zorlu nefes alıp-verme: Ateş ya da akciğer hastalığı olmadan nefes sayısının normalden fazla olması, solunum olayına kaburga kaslarının ve burun kanatlarının katılması durumunda mutlaka kalp hastalığı akla gelmelidir. Morarma: Doğumda veya hemen sonrasında dudaklarda, dilde ve genel olarak tüm vücutta morarma görülmesi ciddi bir kalp hastalığı bulgusu olabilmektedir. İlerleyen yaşlarda aşırı heyecanlanma, nefes tutma atakları, soğuk havalarda görülebilen morarmalar ise genelde sağlıklı bireyle görülmektedir. Çarpıntı: Kalp atımının kişinin kendi tarafından rahatsız edici bir şekilde hissedilmesidir. Ciddi bir ritim bozukluğu belirtisi olabileceği gibi geçirilen enfeksiyonlara ya da kullanılan ilaçları bağlı olarak da görülebilmektedir. Kalpte üfürüm duyulması: Fizik muayene esnasında kalbi dinlerken duyulan anormal seslere üfürüm diyoruz. Çocukluk döneminde her on çocuktan dördünde duyulabilmektedir. Bu ses duyuluyor ise mutlaka çocuk kardiyoloji hekimi tarafından değerlendirilmesi gerekir. Üfürüm duyulan çocuklarında büyük genelinde kalp hastalığı bulunmamaktadır, bu üfürümler masum üfürüm olarak adlandırılmaktadır. Göğüs ağrısı: Çocuklarda görülen göğüs ağrılarının sebebi genellikle kalp dışındaki dokulardan kaynaklanmaktadır. Nadiren kalp hastalıklarına bağlı sebepler olsa da mutlaka kardiyoloji hekiminin değerlendirmesi önerilmektedir. Büyüme gelişme geriliği: Kalp yetersizliği gelişen hastalarda enerji tüketimi artacağı için uzun dönemde kilo alama, akranlarından boy ve kilo olarak geri kalma görülebilir. Çabuk yorulma ve halsizlik: Kalp yetersizliği, kalp delikleri ya da damar darlığı gibi durumlarda kalp vücudun ihtiyacını karşılamakta yetersiz kalarak bu şikayetlere neden olabilir. Eklem ağrısı ve şişliği: Kalp romatizmasının bulgusu olarak diz, dirsek, el ve ayak bileklerinde ağrılı şişlikler görülebilmektedir. Uzamış ateş: 5 günden uzun süren ateşli hastalıklar kalbi besleyen damarlarda genişlemeye yol açan kawasaki hastalığı olabilir. Teşhis ve tedavisi çok önemlidir. Göğüs grafilerinde kalpte anormallik görülmesi: Hekimler tarafından genellikle farklı sebeplerle çekilen akciğer filmlerinde kalpte anormal görünümler fark edilebilir."
ESOGÜ Hastanesi, kemik iliği nakli ile hastalara umut olmayı sürdürüyor
06 Şubat 2026 Cuma - 10:35 ESOGÜ Hastanesi, kemik iliği nakli ile hastalara umut olmayı sürdürüyor Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Onkolojisi ve Hematolojisi Bilim Dalı tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında, ESOGÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde kemik iliği nakli alanında önemli başarılara imza atılmaya devam ediliyor. Hastanede 25 Haziran 2021 tarihinde açılışı gerçekleştirilen Çocuk Kemik İliği Nakli Ünitesi’nde ilk nakil işlemi 28 Kasım 2021 tarihinde başarıyla gerçekleştirilmişti. Ünitenin faaliyete geçtiği tarihten itibaren talasemi, orak hücreli anemi, lösemi ve diğer kanser tanılı çocuk hastalara kemik iliği nakli uygulanmaya devam ediliyor. "Toplam 37 başarılı kemik iliği nakli gerçekleştirilmiştir" Çalışmalarla ilgili olarak Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi yetkililerince yapılan açıklamada, "Çocuk hastalarda büyük oranda allojenik kemik iliği nakli tercih edilmekte olup, bu yöntemde sağlıklı vericiden toplanan kök hücreler yoğun kemoterapi sürecinden geçirilerek nakle hazırlanan hastaya aktarılmaktadır. Kemik iliği nakli, her sağlık merkezinde uygulanabilen bir tedavi yöntemi olmayıp, alanında özel eğitim almış çocuk hematoloji ve onkoloji uzmanları tarafından yürütülmektedir. Süreç uzun, titiz ve özverili bir çalışma gerektirmekte, aynı zamanda güçlü bir ekip koordinasyonu ile ilerlemektedir. Tedavinin başarısı, bilimsel donanımın yanı sıra sabır, deneyim ve hasta aileleriyle kurulan etkili iletişimle doğrudan ilişkilidir. Bu kapsamda yürütülen tüm çalışmalar, nakil ekibinin başında bulunan Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Zeynep Canan Özdemir’in liderliğinde gerçekleştirilmektedir. Nakil ekibi deneyimli hemşireler, nakil koordinatörü ve terapötik aferez birimi gibi önemli bileşenlerden oluşmakta olup, tüm işlemler büyük bir koordinasyon içerisinde yürütülmektedir. Bugüne kadar aile içi, aile dışı ve yarı uyumlu vericilerden yapılan nakiller dahil olmak üzere toplam 37 başarılı kemik iliği nakli gerçekleştirilmiştir. Son olarak 3 yaşında ve 15 kilogram ağırlığındaki en küçük vericiden kemik iliği toplama işlemi başarıyla tamamlanmıştır. Yaklaşık iki saat süren işlem sonucunda elde edilen kök hücreler, kardeşinin tedavisi için kullanılmıştır. Verici çocuğun sağlık durumu iyi olup, normal yaşantısına dönmeye hazır olduğu belirtilmiştir. ‘Bir insanı kurtarmak, insanlığı kurtarmaktır’ anlayışıyla yola çıkan ESOGÜ Çocuk Kemik İliği Nakli Ekibi, aynı kararlılık ve inançla çalışmalarını sürdürmekte, çocuk hastalara umut olmaya devam etmektedir" ifadeleri yer aldı.