SAĞLIK
Sağlıkta stratejik iş birliği: Bakan Yardımcısı Birinci’den Atatürk Üniversitesine ziyaret 04 Mayıs 2026 Pazartesi - 17:43:16 Sağlık Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Şuayıp Birinci, Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’nu ziyaret ederek üniversitenin sağlık alanındaki mevcut çalışmaları ile geleceğe yönelik projelerini yerinde inceledi. Gerçekleştirilen ziyaret kapsamında, özellikle ilaç, aşı ve biyoteknoloji alanında yürütülen çalışmalar ele alınırken, kurumlar arası iş birliğinin geliştirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulunuldu. Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, üniversitenin bilimsel altyapısı ve yürütülen projeler hakkında kapsamlı bilgiler paylaştı. Üniversite bünyesinde kurulan İlaç, Aşı ve Biyoteknoloji Enstitüsü ile İlaç Hammadde Üretim Merkezinin stratejik önemine dikkat çeken Hacımüftüoğlu, şu ifadeleri kullandı: "Üniversitemizin organik kimya, moleküler biyoloji ve farmakoloji alanlarında Türkiye’nin en güçlü akademik altyapılarından birine sahip olduğunu gururla ifade ediyorum. İlaç, Aşı ve Biyoteknoloji Enstitümüz ile Doğu Anadolu Yüksek Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezimizin (DAYTAM) dijital altyapısının kesiştiği nokta, ilaç üretiminde ülkemizdeki önemli merkezlerinden biri olma hedefimizi ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda, yerli ve millî üretim kapasitesini artıracak projeler geliştirmeye devam ediyoruz." Bakan Yardımcısı Birinci: "Bilimsel altyapı etkileyici ve umut verici" Sağlık Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Şuayıp Birinci ise Atatürk Üniversitesinin sağlık alanındaki bilimsel birikimi ve teknolojik altyapısından duyduğu memnuniyeti ifade etti. Üniversitenin özellikle ilaç ve biyoteknoloji alanındaki çalışmalarının Türkiye’nin sağlık vizyonuna önemli katkılar sunduğunu belirten Birinci, şunları kaydetti: "Atatürk Üniversitesinde yürütülen çalışmaların hem kapsamı hem de niteliği oldukça etkileyici. Özellikle yapay zekâ destekli ilaç geliştirme süreçlerine yönelik çalışmalar, ülkemizin bu alandaki rekabet gücünü artıracak niteliktedir. Bakanlık olarak bu tür bilimsel girişimleri desteklemeye ve üniversitelerimizle iş birliği içinde çalışmaya büyük önem veriyoruz." DAYTAM’da incelemelerde bulunuldu Ziyaret kapsamında Bakan Yardımcısı Birinci, Doğu Anadolu Yüksek Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezini de (DAYTAM) ziyaret ederek burada yürütülen çalışmalar hakkında Merkez Müdürü Prof. Dr. Bilal Nişancı’dan bilgi aldı. Merkezin sahip olduğu ileri düzey teknolojik altyapı ve disiplinler arası araştırma kapasitesi hakkında detaylı sunum gerçekleştirilirken, özellikle dijitalleşme ve yapay zekâ temelli projeler ön plana çıktı. Gerçekleştirilen ziyaret, Atatürk Üniversitesi ile Sağlık Bakanlığı arasında sağlık teknolojileri alanında geliştirilecek iş birliklerinin güçlendirilmesi açısından önemli bir adım olarak değerlendirildi. Taraflar, özellikle ilaç geliştirme, aşı üretimi ve biyoteknoloji alanlarında yürütülecek ortak projelerle Türkiye’nin küresel ölçekte rekabet gücünü artırmayı hedeflediklerini ifade etti.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 16:22 ERÜ Hastaneleri’nde "5 Mayıs Dünya El Hijyeni Günü" etkinliği düzenlendi Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Hastanelerinde "5 Mayıs Dünya El Hijyeni Günü" dolaysıyla bir dizi etkinlik düzenlendi. Gevher Nesibe Hastanesi Başhekimlik Toplantı Salonu’nda düzenlenen etkinliğe Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Dursun, Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Zeynep Baykan, Hastaneler Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. Serap Doğan, Enfeksiyon Kontrol Kurulu Başkanı Doç. Dr. Gamze Kalın Ünüvar, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Orhan Yıldız, Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilgehan Aygen, Hastaneler Başmüdürü Özcan Özyurt, Hastane Müdürü Şerife Gürcan, Başhemşire Fatma Yeşil, Hastane Müdür Yardımcısı Necla Güngör Camuscu, öğretim üyeleri, hekimler, başhemşire yardımcıları, Hastane Enfeksiyon Kontrol Kurulu Hemşireleri ve diğer sağlık çalışanları katıldı. Programa Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü’nden Doç. Dr. Can Hüseyin Hekimoğlu, Esen Batır ve Dilek Altun’ un el hijyeni sunumları ile Enfeksiyon Kontrol Kurulu Başkanı Doç. Dr. Gamze Kalın Ünüvar’ın el hijyeni sunumuyla devam edildi. El hijyeni kokusundaki farkındalığı artırmak açısından her yıl olduğu gibi bu yılda "El Hijyeni Şampiyonu" seçilen; Doç. Dr. Alper Özcan, Dr. Öğretim Üyesi Gülşah Akyol, Hemşire Esme Ulutürk, Temizlik Personeli Süheyla Cerit ve ve Süleyman Elbir’e ödülleri takdim edildi. Etkinlikler devam edecek Tıp Fakültesi öğrencilerine yönelik olarak Enfeksiyon Kontrol Kurulu Başkanı Doç. Dr. Gamze Kalın Ünüvar’ın el hijyeni sunumu ve açılacak olan stant ile etkinliklere devam edilecek. Ayrıca hastane bekleme salonlarında bulunan bilgilendirme ekranlarında el hijyeni videolarının gösterimi gerçekleştirilecek. Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri, 2019 yılında Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından düzenlenen Avrupa Bölgesi El Hijyeni Mükemmeliyeti Yarışmasında birinci olarak bu ödülü ülkeye ilk defa kazandıran hastane olma özelliği de bulunuyor.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 15:59 Dünyada 350 milyon astım hastası var DÜZCE(İHA) – Prof. Dr. Ege Güleç Balbay Dünya Astım Günü’nde yaptığı açıklamada astım hastalığının kontrol atına alınabildiğini belirterek Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada 350 milyon astım hastası olduğu söyledi. Düzce Üniversitesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türk Toraks Derneği Batı Karadeniz Şube Başkanı Prof. Dr. Ege Güleç Balbay, "Dünya Astım Günü" dolayısıyla önemli açıklamalarda bulundu. Astımın kontrol altına alınabilir bir hastalık olduğunu belirterek konuşmasına başlayan Ege Güleç Balbay, doğru tanı, düzenli tedavi ve inhaler ilaçların doğru kullanımının hayati önem taşıdığını vurguladı. Astımın akciğer içindeki hava yollarında mikrobik olmayan iltihaplanma sonucu gelişen ve hava yolu daralmasıyla seyreden kronik bir hastalık olduğunu belirten Balbay, "En sık görülen belirtiler; tekrarlayan nefes darlığı, hırıltı, göğüste baskı hissi ve öksürüktür. Doğru tanı için yalnızca şikâyetlerin değerlendirilmesi değil, solunum fonksiyon testleriyle hava yolu daralmasının gösterilmesi büyük önem taşır" dedi. "Küresel bir hastalık" Astımın küresel ölçekte ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çeken Balbay, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre yaklaşık 350 milyon astım hastası bulunduğunu ve her yıl 400 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini söyledi. Türkiye’de ise her 10 çocuktan birinde astım görüldüğünü belirten Balbay, "2024 yılında bin 300’den fazla ölüm astıma bağlı nedenlerle gerçekleşti. Bu nedenle farkındalık büyük önem taşıyor" şeklinde konuştu. "Tedavide anahtar: kortizon içeren inhalerler" Astım tedavisinde temel hedefin şikayetleri kontrol altına almak ve atakları önlemek olduğunu vurgulayan Balbay, "Yalnızca ilaç başlamak yeterli değildir. İlaçların doğru teknikle ve düzenli kullanılması gerekir" dedi. Güncel rehberlere değinen Balbay, özellikle 12 yaş ve üzerindeki hastalarda yalnızca kısa etkili rahatlatıcı ilaçların tek başına kullanılmasının önerilmediğini belirterek, "Bu ilaçlar geçici rahatlama sağlar ancak hastalığın temelindeki iltihabı tedavi etmez. Bu nedenle tedavinin temelini kortizon içeren inhaler ilaçlar oluşturur" ifadelerini kullandı. "Yanlış kullanım tedaviyi etkisiz hale getiriyor" İnhaler ilaçların doğru kullanımının tedavide kritik rol oynadığını söyleyen Balbay, "İlaçlar doğrudan hava yollarına ulaştığı için daha düşük dozlarla etkili olur. Ancak yanlış teknikle kullanıldığında yeterli fayda sağlanamaz" dedi. Hastaların inhaler kullanım tekniklerinin düzenli olarak kontrol edilmesi gerektiğini belirten Balbay, kortizon içeren ilaçların kullanımından sonra ağız ve boğazın su ile çalkalanmasının da önemli olduğunu vurguladı. "Astım kontrolü yaşam kalitesini belirler" Astım kontrolünün; gündüz ve gece şikayetlerinin olmaması, kurtarıcı ilaç ihtiyacının azalması ve atak yaşanmaması anlamına geldiğini ifade eden Balbay, kontrolü bozan faktörleri şöyle sıraladı: "Düzensiz ilaç kullanımı, yanlış inhaler tekniği, enfeksiyonlar, alerjenler ve sigara dumanı." Balbay, "Sigaradan uzak durmak, düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı beslenmek ve temiz hava ortamı sağlamak astım kontrolünü destekler" dedi. Astım yönetiminde eğitimin en az ilaç tedavisi kadar önemli olduğunu vurgulayan Balbay, hastaların hastalıklarını tanımalarının ve doğru müdahale yöntemlerini bilmelerinin hayati olduğunu belirtti.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 15:05 KBB uzmanından burun estetiğinde kişiye özel tasarım vurgusu Kulak Burun Boğaz (KBB) Hastalıkları Uzm. Opr. Dr. Erdoğan Maral, burun estetiğinde (rinoplasti) sıkça gündeme gelen "herkese aynı burun yapılır mı?" sorusuna net bir yanıt verdi. Modern estetik anlayışında artık standart kalıpların değil, kişiye özel tasarımın esas olduğunu vurgulayan Dr. Maral, rinoplastinin bir cerrahiden öte, yüz estetiğinin bütüncül bir sanatı olduğunu ifade etti. Son yıllarda sosyal medya etkisiyle benzer burun taleplerinin arttığını belirten Kocaeli Darıca Büyük Anadolu Hastanesi’nde görevli Opr. Dr. Erdoğan Maral, bu yaklaşımın doğru sonuçlar vermediğine dikkat çekti. Her yüzün kemik yapısı, cilt kalitesi ve mimik dengesi farklı olduğuna dikkat çeken Opr. Dr. Erdoğan Maral, "Bu nedenle başka bir yüz için tasarlanmış bir burnu kopyalamak, çoğu zaman doğallıktan uzak ve yapay sonuçlara neden olur. Bizim yaklaşımımızda hedef, bir modeli taklit etmek değil; o yüze ait en doğru burnu ameliyat öncesi hasta ile yapılan detaylı ön görüşme ve muayene ile tasarlamaktır" dedi. Doğal görünümün üst segment rinoplastinin en önemli kriteri olduğunu belirten Dr. Maral, "Başarılı bir rinoplasti dışarıdan bakıldığında anlaşılmaz. İnsanlar değişimi hisseder ama neyin değiştiğini tam olarak tanımlayamaz. İşte bu, estetik cerrahinin en üst seviyesidir" diye konuştu. "Her hastaya aynı teknikle yaklaşmak mümkün değildir" Fonksiyonel mükemmelliğin de vazgeçilmez olduğunu vurgulayan Dr. Maral estetik ile birlikte nefes kalitesinin de optimize edilmesi gerektiğini belirtti.Maral, "İyi bir rinoplasti yalnızca görünümü değil, yaşam kalitesini de iyileştirir. Nefes alma problemlerinin aynı operasyon içinde çözülmesi, modern cerrahinin standartlarından biridir.. Her hastaya aynı teknikle yaklaşmak mümkün değildir. Detaylı yüz analizi, ileri cerrahi teknikler ve tecrübenin birleşimiyle hem estetik hem fonksiyonel açıdan üst düzey sonuçlar elde edilir. Önemli olan, hastaya en çok yakışan ve yıllar içinde doğallığını koruyacak burunu tasarlamaktır" şeklinde konuştu.
Günde 4 makineyle nefes alan hasta ’balon genişletme ve PRP’ tedavisi ile sağlığına kavuştu
11 Ağustos 2025 Pazartesi - 10:41 Günde 4 makineyle nefes alan hasta ’balon genişletme ve PRP’ tedavisi ile sağlığına kavuştu SAMSUN (İHA) – Tokat’tan Samsun’a gelen ve günde 4 farklı oksijen tüpüyle nefes almaya çalışan 71 yaşındaki KOAH hastası, balon genişletme ve inhale PRP tedavisi ile oksijen bağımlılığından kurtuldu ve sağlığına kavuştu. Yıllardır geleneksel yöntemlerle kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) hastalığından kurtulmaya çalışan fakat 4 farklı makine desteği ile nefes almaya çalışan Sefer Karabağ (71), Samsun’a gelerek Medicana International Samsun Hastanesi’nde yenileyici tedavilere başvurdu. Önce balon genişletme (balon bronkoplasti) işlemi uygulanan Karabağ, ardından da PRP işlemi ile sağlığına kavuştu. Kullandığı oksijen makinelerinden kurtulan Karabağ, yıllardır ilk kez destek olmadan nefes aldığı için mutlu olduğunu ifade etti. KOAH hastalığında yenileyici tedaviler hakkında bilgi veren Medicana Sağlık Grubu Doktorlarından Göğüs Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Hüseyin Ulaş Çınar, "KOAH, akciğerlerde oluşan geri dönüşümsüz, inflamatuar bir hastalık. Günümüzde bu hastalıkla ilgili geleneksel tedaviler dışında çeşitli girişimsel tedaviler de mevcut. Kronik bronşit baskın KOAH dediğimiz tip hastalarda çeşitli tedavi yöntemleri ile daralan, sıkışan hava yollarını açıp, hastaların daha rahat nefes almasını sağlayabiliyoruz. Çeşitli yenileyici tedaviler de son yıllarda oldukça popüler oldu. Bunun başında da PRP tedavisi geliyor. Bu tedavideki amaç; hasarlı bölgede onarıcı hücrelerin o bölgeye toplanmasını sağlamak, hücre hasarını durdurucu etkenlerin aktif olmasını sağlamak, yeni kan damarlarının oluşumunu ve fonksiyonunu kaybetmiş hücreleri yeniden canlandırmayı sağlamak. Bunları KOAH hastalarında inhale şekilde PRP ya da eksozom tedavisi şeklinde uygulayabiliyoruz. Son yıllarda yapılan klinik çalışmalarda da bu yenileyici tedavilerin hem insanlar hem de hayvanlar üzerinde oldukça başarılı olduğu bilimsel olarak gösterilmiştir" dedi. "Hastanın kanındaki hücrelerden salınan uyarıcıları alıp, solunum sistemine verdik" Yenileyici tedavi yönteminin yıllardır KOAH’la savaşan Sefer Karabağ’da da işe yaradığını dile getiren Doç. Dr. Hüseyin Ulaş Çınar, "Hastanemize başvuran Sefer Bey 71 yaşında kronik sigara kullanıcısı. Buna bağlı olarak da kronik bronşit baskın KOAH hastası. Bu hastaların genel özelliklerinden ‘blue bloater’ denilen görünüme sahip. Siyanotik yüz, karın bölgesinde yağlanma, bacak kaslarında zayıflama, öksürük, balgam şikayetlerine sahip klasik bir kronik bronşit baskın KOAH hastası. Hastamız uzun yıllardır geleneksel yöntemlerle tedavi edilmekteydi. Ona rağmen oksijen bağımlılığından kurtulamıyordu. Bu tip hastalarda balon genişletme ameliyatını (balon bronkoplasti) Sefer Bey’de uyguladık. İşlem sonrası ertesi gün dramatik iyileşme süreci başladı. 1 aylık kontrolde iyilik halini korumak, muhtemel eski olumsuz süreçleri baskılamak ve akciğer içerisindeki ölmüş hücrelerin yeniden canlanmasını sağlamak için de inhale PRP tedavisi uyguladı. Hasta ilk gününde solunum kapasitesi ve efor kapasitesi ilk geldiğine göre büyük ölçüde arttı. Şikayetleri de oldukça geriledi. İlk yaptığımız balon genişletme işlemi 2,5 saat süren derinlemesine bir temizlikti. Dün yapılan PRP tedavisi de 1 saat süreç aldı. İnhale PRP tedavisi kişinin kendi kanındaki büyüme faktörlerinin ve çeşitli doku uyarıcılarının alınıp, ayrıştırıldıktan sonra hastanın solunum sistemine tekrardan verilmesi prensibine dayanıyor. Bundan sonraki süreçte hastayı yakından takip edeceğiz" diye konuştu. "4 farklı makineyle nefes alabiliyordum, şu anda yürüyerek 4. kata çıkabiliyorum" Geleneksel tedavilerden alamadığı cevabı yenileyici tedavi yöntemlerinden aldığına dikkat çeken hasta Sefer Karabağ ise "KOAH hastasıyım. Nefes alamama şikayetiyle hastaneye geldim. Yıllardır nefes almakta zorluk çekiyorum. 4 farklı makine desteği ile nefes alabiliyordum. Sabah, akşam ve gece oksijen takviyesi alıyordum. Tedavimin ardından oksijen takviyesini unuttum. 4 yıldır Tokat’ta acile gidip, geçici çözümler buluyordum. 3 devlet bir de benim aldığım toplam 4 oksijen makinesiyle hayata tutunuyordum. Çok şükür şu anda hepsini attık. Tedaviden önce oksijen takviyesi olmadan hiçbir şey yapamıyordum. Bugün operasyondan sonra ikinci günüm. Kendimi çok iyi hissediyorum. Yürümem de gayet güzel. Hastane merdivenlerinde kendimi deniyorum. 2 kat ile başladım şu anda 4. kata kadar merdivenle çıkabiliyorum. Bu günlerime şükürler olsun" şeklinde konuştu.
İl Müdürü Bildirici: "İbn-i Sina insanlığa ışık tutan büyük bir ilim insanıdır"
11 Ağustos 2025 Pazartesi - 10:35 İl Müdürü Bildirici: "İbn-i Sina insanlığa ışık tutan büyük bir ilim insanıdır" Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, İbn-i Sina Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, tıbbın babası olarak kabul edilen büyük bilgin İbn-i Sina’nın insanlık tarihine bıraktığı mirasın hala geçerliliğini koruduğunu ifade etti. İbn-i Sina’nın Avrupa’da ’Avicenna’ olarak tanındığını belirten İl Müdürü Bildirici, "Büyük bilgin ve hekimlerin pîri olan İbn-i Sina, 17 Ağustos 980 tarihinde Buhara’nın Afşana kasabasında doğmuş, 21 Haziran 1037’de Hemedan’da vefat etmiştir. Doğumunun 1003’üncü yıldönümü olan 1983’ten itibaren her yıl Ağustos ayının 3’üncü haftası, ülkemizde ’İbn-i Sina Haftası’ olarak kutlanmaktadır" dedi. "Özellikle kalp ve damar sistemi üzerine yaptığı çalışmalarla dikkat çekmiş" İbn-i Sina’nın, yaşadığı döneme damga vuran büyük bir düşünür ve hekim olduğunu vurgulayan İl Müdürü Bildirici, "Tıp alanındaki çalışmalarıyla tüm dünyada tanınan İbn-i Sina, özellikle kalp ve damar sistemi üzerine yaptığı çalışmalarla dikkat çekmiş, kaleme aldığı eserlerle yüzyıllar boyunca doğu ve batı tıbbına yön vermiştir. 5 ciltten oluşan el-Kânûn fî’t-Tıb (Tıp Kanunu) isimli ansiklopedik eser; anatomi, koruyucu hekimlik, basit ilaçlar, patoloji, cerrahi yöntemlerle tedavi ve ilaç terkipleri gibi pek çok tıbbi konuyu kapsamaktadır. Tıp Kanunu, Batı’da 16’ncı yüzyıla, Doğu’da ise 19’uncu yüzyıla kadar temel kaynak olarak okutulmuş ve kullanılmıştır" ifadelerini kullandı. "Onun ışığında yetişen her sağlık çalışanı, bilgiyle birlikte vicdanı da rehber edinmelidir" İbn-i Sina’nın tıp dünyasında oynadığı öncü rolün bugün hâlâ örnek alınması gerektiğine dikkat çeken İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, açıklamasının sonunda şunları söyledi: "İbn-i Sina, sadece bir hekim değil; bilim, ahlak ve insan sevgisini esas alan büyük bir medeniyetin temsilcisidir. Onun ışığında yetişen her sağlık çalışanı, bilgiyle birlikte vicdanı da rehber edinmelidir."
BUÜ’ye AB’den Jean Monnetmodüldesteği
11 Ağustos 2025 Pazartesi - 10:06 BUÜ’ye AB’den Jean Monnetmodüldesteği Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) öğretim üyeleri tarafından hazırlanan proje, Avrupa Komisyonu’ndan Jean Monnet Modülü kapsamında destek almaya hak kazandı. BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, üniversite tarihinde ilk kez böyle bir destek almayı başaran akademisyenleri ağırlayarak teşekkür etti. Eğitim Fakültesi ve İİBF öğretim üyelerinin hazırladığı, Avrupa Komisyonu tarafından Jean Monnet Modülü kapsamında desteklenmeye hak kazanan "Problem-posingwith AI throughChildren’s Picture Booksabout EU Values" (PACE) başlıklı projede birlikte görev yapan Prof. Dr. Çiğdem Arslan, Prof. Dr. Şehnaz Baltacı, Prof. Dr. Hülya Kartal, Prof. Dr. Çiğdem Aydın Koyuncu ve Prof. Dr. Yasemin Ertan ziyarette hazır bulundu. Rektör Yılmaz’dan özel teşekkür Avrupa Birliği destekli bu nitelikli girişimin üniversitenin uluslararası görünürlüğüne ve öğretmen eğitimi alanındaki kaliteye önemli katkı sağlayacağını belirten Rektör Yılmaz, yer aldıkları araştırma üniversiteleri kategorisi için de bu çalışmadan özel kazanımlar sağlayacaklarına inandığını aktardı. Akademisyenlere tek tek teşekkür eden Yılmaz, proje sürecini yakından takip edeceklerini ve her türlü desteği vermeye hazır olduklarını vurguladı. Çalışma hakkında bilgi veren Proje Koordatörü Prof. Dr. Şehnaz Baltacı, proje kapsamında Eğitim Fakültesi Matematik Öğretmenliği Anabilim Dalında açılacak olan Çocuk Kitaplarıyla AB Değerleri ve Problem Kurma başlıklı seçmeli lisans dersi, çocuk kitapları aracılığıyla matematik eğitimi ve Avrupa Birliği değerlerinin disiplinlerarası bir yaklaşımla ele alınmasını sağlayacaklarını belirtti. Baltacı, derste Türkiye Yüzyılı maarif modeli çerçevesinde, yapay zekâ destekli problem kurma teknikleri, eleştirel düşünme, çevresel sürdürülebilirlik gibi temalar, öğretmen adaylarının etkileşimli materyaller geliştirerek uygulama yapmalarına imkan tanıyacağının altını çizdi. PACE projesinin Ders Koordinatörlüğünü üstlenen Prof. Dr. Çiğdem Arslan ise açılacak dersin, 2025 Güz döneminde ilk kez Eğitim Fakültesi’nde öğretmen adaylarıyla buluşacağını açıkladı. Arslan, proje kapsamında dijital dönüşümle uyumlu, değer temelli ve çok paydaşlı bir öğretim yaklaşımıyla AB değerlerinin yaygınlaştırılmasının hedeflendiğini sözlerine ekledi.
Çocukluk çağında obezite ve insülin direncine dikkat
11 Ağustos 2025 Pazartesi - 10:05 Çocukluk çağında obezite ve insülin direncine dikkat Gaziantep Özel Hatem Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Bilge Tütüncüler, çocuklarda artan obezite ve insülin direnci riskine karşı aileleri uyardı. Obezite ve insülin direnci, yalnızca yetişkinleri değil, çocukları da tehdit eden ciddi sağlık sorunları haline geldiğini ifade eden Dr. Tütüncüler, "Obezite, günümüzde tüm dünyayı etkileyen önemli bir sağlık sorunudur. Obezite; çocuklarda ya da yetişkinlerde, vücutta olması gerekenden fazla yağ dokusunun birikmesidir. Bu durum sağlığımızı olumsuz etkiler. Vücutta yağ dokusu arttıkça insülin direnci gelişir. İnsülin direnci arttıkça da vücut daha fazla yağ depolamaya başlar, bu da bir kısır döngü oluşturur. İnsülin direnci ve obezite çocuklarda genellikle sinsi seyreder. Bu yüzden düzenli çocuk sağlığı kontrolleri büyük önem taşır. insülin direncinin belirtilerinden bahsedecek olursak; Bel çevresinde yağlanma, sık sık acıkma ve şekerli gıdalara aşırı düşkünlük, yemek sonrası uyku hali, gün içinde sürekli yorgun hissetme, koltuk altı ve boyun bölgelerinde koyu renkli lekeler (akantozis nigrikans) şeklinde sıralayabiliriz" dedi. "Günlük iki saatin üzerinde ekran başında zaman geçirmek riski artırır" İnsülin direncini tetikleyen faktörlerle ilgili bilgi veren Dr. Tütüncüler, "Ailede obezite veya insülin direnci varsa çocukta da bu duruma yatkınlık olabilir. Günlük fiziksel aktivitesi bir saatin altında olan çocuklarda insülin direnci riski yüksektir. Günlük iki saatin üzerinde ekran başında (tablet, telefon, televizyon vb.) zaman geçirmek riski artırır. Yaşa göre değişmekle birlikte çocukların genellikle 9-11 saat uyuması önerilir. Geç yatmak ya da az uyumak, insülin direncine zemin hazırlar. Ayrıca obez çocuklar maalesef ki akran zorbalığına da maruz kalabiliyor. D vitamini eksikliği: D vitamini seviyesinin 30’un üzerinde olması istenir. Araştırmalar, bu değerin 50’ye yaklaşmasının insülin direncini azalttığını göstermektedir. Tip 2 diyabet: Eskiden yalnızca yetişkinlerde görülürken artık çocuklarda da yaygınlaşmaktadır. Hazır ve işlenmiş gıdalardan uzak durulmalı, fast food tüketimi sınırlandırılmalı, protein ve lif açısından zengin besinler tercih edilmeli, öğün saatleri düzenli olmalı, porsiyon kontrolüne dikkat edilmeli, çocukların günde en az 1 saat hareket etmeleri sağlanmalı. Bahçede oyun oynamak da bir aktivitedir; profesyonel spora yönlendirme de olabilir. Çocuklar, ebeveynlerini rol model alır. Ailede sağlıklı beslenme alışkanlığı varsa çocuk da bunu benimser. Evde sağlıklı atıştırmalıklar bulundurmak, çocukların abur cubura yönelmesini engeller. Düzenli sağlık kontrolleri, hiçbir şikâyet olmasa bile çocuk doktoruna düzenli kontroller için gidilmelidir. Boy, kilo takibi yapılmalı, gerekli görüldüğünde kan testleri uygulanmalıdır" şeklinde konuştu. Obezitenin tedavi süreciyle ilgili bilgi veren Dr. Tütüncüler, "Tedavi, çocuğun durumuna göre değişir. Hafif vakalarda yalnızca yaşam tarzı değişikliği yeterli olabilir. Orta ve ağır olgularda ise beslenme uzmanı desteği ve bazı durumlarda ilaç tedavisi gerekebilir. Bu süreç mutlaka bir doktorun takibinde yürütülmelidir" diye konuştu.
Yıldırım’da patili canlara mobil hizmet
10 Ağustos 2025 Pazar - 14:55 Yıldırım’da patili canlara mobil hizmet Yıldırım’ı geleceğe taşıyacak önemli hizmetleri bir bir hayata geçiren Yıldırım Belediyesi, ilçenin sessiz sakinleri olan sokak hayvanlarını da sahipsiz bırakmıyor. Veteriner İşleri Müdürlüğü bünyesinde kurulan Sokak Hayvanları Tedavi Merkezi ve Doğal Yaşam Alanı’nda; sokak hayvanlarınının aşılama, tedavi, bakım ve rehabilitasyonlarını yapan Yıldırım Belediyesi, ayrıca patili canları sahiplendirerek sıcak yuvaya kavuşturuyor. Yıldırım Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü son bir yılda; 2 bin sokak hayvanına aşı yaparken, bin 500’üne de kısırlaştırma işlemi uyguladı. Bu süreçte hasta, yaralı ve bakıma muhtaç 12 bin hayvana da tedavi hizmeti verildi. ‘Haybulans’ hizmeti Yıldırım Belediyesi Sokak Hayvanları Tedavi ve Doğal Yaşam Alanı haftanın 7 günü patili canlara hizmet verirken, teknolojik ekipmanlarla donatılmış hayvan ambulansı da (HAYBULANS) acil durumlara müdahale için her an hazır bekletiliyor. HAYBULANS, hizmete başladığı 29 Kasım 2024’ten bu yana binden fazla sokak hayvanına acil müdahale hizmeti verdi. Son bir yılda 750 sokak hayvanı da sahiplendirlerek sıcak yuvaya kavuşturuldu. Ayrıca Yıldırım Belediyesi hayvan sahiplenilmesini teşvik etmek ve sahiplenen vatandaşlara destek olmak için önemli bir hizmeti hayata geçirdi. Sokak Hayvanları Tedavi ve Doğal Yaşam Alanı’ndan sahiplenilen hayvanların aşılama, muayene ve tedavi hizmetlerini de 1 yıl boyunca Yıldırım Belediyesi üstleniyor. ‘Sahipsiz bırakmıyoruz’ Yıldırım Belediyesi, patili canlar için örnek olacak bir projeyi daha hayata geçirdi.Mahallelerde gezerek, yerinde teşhis ve tedavi uygulanmasını sağlayacak Gezici Mobil Sokak Aracı (PATİVET) hizmete alındı. Her hafta farklı bir mahalleyi ziyaret edecek olan PATİVET, vatandaşların bakımını üstlendiği sokak hayvanlarının tedavi ve aşılamalarını yapacak.Gezici Mobil Sokak Aracı’nın, hangi gün hangi mahallede hizmet vereceği ise hem SMS yoluyla hem de Yıldırım Belediyesi web sitesi üstünden duyuruluyor. Hizmete başlayan Gezici Mobil Sokak Aracı’nı ziyaret ederek inceleme yapan Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz; "Bugüne kadar patili canların bakım, tedavi, aşılama ve sıcak yuvaya kavuşmaları noktasında çok önemli işler yaptık. Geçtiğimiz yılın sonunda hayvan ambulansı hizmetimizi devreye almıştık. Şimdi de Gezici Mobil Sokak Aracımızı hizmete soktuk. Biz dağdaki kurdun kuşun sorumluluğunu dahi sırtlanmış bir medeniyetin temsilcileriyiz. Bu bilinç ve medeniyet çizgimizden aldığımız ilhamla, patili canları sahipsiz bırakmıyoruz" ifadelerini kullandı.
SANKO Üniversitesi beslenme dostu ve fiziksel aktiviteyi destekleyen işyeri programı belgesi almaya hak kazandı
10 Ağustos 2025 Pazar - 14:03 SANKO Üniversitesi beslenme dostu ve fiziksel aktiviteyi destekleyen işyeri programı belgesi almaya hak kazandı Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen "Beslenme Dostu ve Fiziksel Aktiviteyi Destekleyen İşyeri Programı" kapsamında yapılan değerlendirmede, SANKO Üniversitesi, sağlıklı beslenme ve hareketli hayat şartlarına uygun buluğundan "Beslenme Dostu ve Fiziksel Aktiviteyi Destekleyen İşyeri Programı" belgesi almaya hak kazandı. SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı belge takdim töreninde yaptığı konuşmada; SANKO Üniversitesi’nin, Beslenme Dostu ve Fiziksel Aktiviteyi Destekleyen İşyeri Belgesi alarak Türkiye’deki öncü üniversiteler arasında yerini aldığını ifade etti. Çalışan sağlığının korunması ve geliştirilmesi amacıyla Sağlık Bakanlığı tarafından Beslenme Dostu ve Fiziksel Aktiviteyi Destekleyen İşyeri Programı’nın uygulamaya konulduğu hatırlatan Prof. Dr. Dağlı, "Sağlık temalı bir üniversite olarak, sağlıklı ve kaliteli yaşamı desteklemek adına aldığımız belgenin sorumluluğunun farkında olarak, gereklerini yerine getirmek için gerek akademik ve idari personelimiz gerekse öğrencilerimizle bilinçlenmeye ve toplumu bilinçlendirmeye devam edeceğiz. Belgenin alınmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" diye konuştu. Törene; Gaziantep İl Sağlık Müdürü Dr. Beytullah Şahin, SANKO Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. M. Metin Bayram, Genel Sekreteri Dr. Yusuf Ziya Yıldırım, Gaziantep İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Başkanı Doç. Dr. Mikail Özdemir, Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar Birim Sorumlusu Uzm. Diyetisyen Merve Eyinacar, Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Meryem Özdemir Petek ve İş Güvenliği Uzmanı Sinan Akpınar katıldı. Beslenme dostu ve fiziksel aktiviteyi destekleyen işyeri programı Beslenme Dostu ve Fiziksel Aktiviteyi Destekleyen İşyeri Programı; sağlıklı bir işyeri için temel unsurları yansıtan; işyeri politikası, kurumsal yapı, fiziksel çevre, yaşam tarzı ve kişisel sağlık becerileri, sağlık hizmetleri sunumu ve çevre üzerine etki düşünülerek tasarlanan programdır. Program kapsamında belirli ön şartlar ve detaylı bir değerlendirme adımı bulunmaktadır. Ön şartları sağlayan kurumlar İl Sağlık Müdürlüğüne başvurarak detaylı değerlendirme talep etmektedir. Sağlık Müdürlüğü ekiplerinin değerlendirmeleri sonucunda hak kazanan kurumlara "Beslenme Dostu ve Fiziksel Aktiviteyi Destekleyen İşyeri" belgesi takdim edilmektedir. Bu belge kurum çalışanlarına beslenme ve fiziksel aktivite adına yüksek standartta imkanlar sunulduğunun kanıtı niteliğindedir.
Canik Belediyesi’nden sağlık kurumlarına 100 bin maske desteği
10 Ağustos 2025 Pazar - 13:06 Canik Belediyesi’nden sağlık kurumlarına 100 bin maske desteği Samsun’un Canik Belediyesi, tedavi süreçlerinde kullanılmak üzere Samsun İl Sağlık Müdürlüğü’ne 100 bin adet maske desteği sağladı. Canik Belediyesi, sağlık çalışanlarının ve hastaların tedavi süreçlerinde kullanması için Samsun İl Sağlık Müdürlüğü’ne 100 bin adet maske hibe etti. Samsun İl Sağlık Müdürlüğü’ne teslim edilen maskeler, Samsun’daki kamu hastanelerine ve aile sağlığı merkezlerine dağıtılacak. Belediye Başkanı İbrahim Sandıkçı, "Tedavi süreçlerinde sağlık çalışanlarımızın ve hemşehrilerimizin kullanması adına 100 bin adet cerrahi maskeyi Samsun İl Sağlık Müdürlüğümüze teslim ettik. Şehrimizdeki kamu hastanelerine ve aile sağlığı merkezlerine cerrahi maskelerin dağıtımı, Samsun İl Sağlık Müdürlüğümüzce gerçekleştirilecek. Tedavi süreci devam eden tüm hemşehrilerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, fedakar sağlık görevlilerimize çalışmalarında kolaylıklar diliyorum" diye konuştu. Sağlık alanına yönelik önemli yatırımları ilçeye kazandırdıklarını kaydeden Sandıkçı, "Canik’imizi projeler ve yatırımlarla sağlıkta öncü bir konuma getirdik. Merkezi Hükümet Yatırımları çerçevesinde ilçemize kazandırdığımız Samsun Şehir Hastanemizin yapım çalışmaları devam ediyor. İlçemizde hayata geçirdiğimiz Canik Ağız ve Diş Sağlığı Merkezimiz, son teknoloji cihazlarla donatılan modern diş üniteleriyle hemşehrilerimize hizmet veriyor. Düzenlediğimiz Gebe Bilgilendirme Eğitimi’yle anne adaylarımızı uzman isimlerle bir araya getiriyor, eğitim programlarına katılan anne adaylarımıza bebek destek paketi hediye ediyoruz. Ayrıca, Canik Belediyesi Hanım Konaklarımızdaki kursiyerlerimizi, sağlık ile ilgili farklı konularda eğitim ve seminer programlarıyla buluşturmayı sürdürüyoruz" ifadelerine yer verdi.
Ayça Azak Kreş ve Gündüz Bakım Evi, çocukların geleceğine ışık tutuyor
10 Ağustos 2025 Pazar - 11:58 Ayça Azak Kreş ve Gündüz Bakım Evi, çocukların geleceğine ışık tutuyor Osmangazi Belediyesi’nin örnek projelerinden olan Ayça Azak Kreş ve Gündüz Bakım Evi, modern yapısı, çağdaş ve ilkeli eğitim anlayışıyla hizmet veriyor. Osmangazi Belediyesi, çocuk gelişimine ve eğitime katkı sağlamak amacıyla başlattığı kreş projelerinin ilki olan Ayça Azak Kreş ve Gündüz Bakım Evi, modern donanımı, geniş oyun alanları ve çağdaş eğitim anlayışıyla dikkat çekiyor. Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, beraberinde Akademisyen Yazar Prof. Dr. Selçuk Şirin, Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Ahmet Tolga Kornoşor, Ayça Azak’ın hayırsever ailesi Hilal Azak ve Metin Azak ile birlikte tesiste incelemelerde bulundu. Heyet, sınıfları, ortak kullanım alanlarını ve çocukların oyun alanlarını gezerek bilgi aldı. Başkan Aydın, kreşin sadece çocukların gelişimine değil, kadınların iş hayatına katılımına da önemli katkılar sağlayacağını vurgulayarak şunları söyledi: "Burası güzel bir model oldu. Hayırseverimizin de büyük özveriyle inşa ettiği bu tesiste, öğretmenlerimiz çocuklarımızla yakından ilgilenecek. Kreşi tam gün yapmamızın en önemli nedenlerinden biri, aileleri, özellikle kadınlarımızı, iş hayatına kazandırmaktı. Şu an yüzde 20 oranında bunun gerçekleştiğini görüyoruz. Kadınlarımız çalışarak ev ekonomisine katkıda bulunabiliyor. Burada Atatürkçü, çağdaş, cumhuriyetçi ve vatanını seven çocuklar yetiştireceğiz. Yıl sonuna kadar 3-4 yeni kreşin daha temelini atmayı planlıyoruz. Bir yıl içinde 500-600 çocuğumuza hizmet verecek kapasiteye ulaşacağız." "Türkiye’nin böyle modellere ihtiyacı var" Akademisyen Yazar Prof. Dr. Selçuk Şirin ise Ayça Azak Kreş ve Gündüz Bakım Evi’ni "Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu eğitim modeli" olarak tanımladı. Şirin, "Vietnam, Japonya, Finlandiya gibi ülkelerde okul öncesi eğitim kurumlarını inceledim, ancak buradaki yaklaşım çok özel. Türkiye’nin böyle modellere ihtiyacı var. Burası sadece Osmangazi için değil, tüm Türkiye için örnek olmalı. Bize düşen, burayı Türkiye’ye anlatmak" dedi. Böyle yatırımları gördükçe eğitim adına umutlandığını ifade eden Prof. Dr. Selçuk Şirin, "Şartlar ne olursa olsun, bir ihtimal çıkabiliyor. Türkiye’nin burayı tanıması bilmesi gerekiyor. Böyle olağanüstü bir kurumu bize kazandırdığı için Başkanımıza ben teşekkür ediyorum" diye konuştu. Şirin, erken çocukluk döneminde kitapla buluşmanın önemine de değinerek şu öneride bulundu: "Türkiye’deki çocukların yüzde 80’i kitapla 6-7 yaşında tanışıyor. Oysa her doğan çocuğun ilk yılında kitapla buluşturulması gerekiyor. Türkiye’nin büyük ilçelerinden biri olan Osmangazi’de, doğan her çocuğa kitap seti verilmesi, ülke çapında umut verici bir proje olabilir." Ayça Azak Kreş ve Gündüz Bakım Evi, hem çocukların geleceğine hem de ailelerin yaşamına değer katıyor.