SAĞLIK - 10 Ağustos 2025 Pazar 11:58

Ayça Azak Kreş ve Gündüz Bakım Evi, çocukların geleceğine ışık tutuyor

A
A
A
Ayça Azak Kreş ve Gündüz Bakım Evi, çocukların geleceğine ışık tutuyor

Osmangazi Belediyesi’nin örnek projelerinden olan Ayça Azak Kreş ve Gündüz Bakım Evi, modern yapısı, çağdaş ve ilkeli eğitim anlayışıyla hizmet veriyor.


Osmangazi Belediyesi, çocuk gelişimine ve eğitime katkı sağlamak amacıyla başlattığı kreş projelerinin ilki olan Ayça Azak Kreş ve Gündüz Bakım Evi, modern donanımı, geniş oyun alanları ve çağdaş eğitim anlayışıyla dikkat çekiyor.


Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, beraberinde Akademisyen Yazar Prof. Dr. Selçuk Şirin, Osmangazi Belediye Başkan Yardımcısı Ahmet Tolga Kornoşor, Ayça Azak’ın hayırsever ailesi Hilal Azak ve Metin Azak ile birlikte tesiste incelemelerde bulundu. Heyet, sınıfları, ortak kullanım alanlarını ve çocukların oyun alanlarını gezerek bilgi aldı.


Başkan Aydın, kreşin sadece çocukların gelişimine değil, kadınların iş hayatına katılımına da önemli katkılar sağlayacağını vurgulayarak şunları söyledi: "Burası güzel bir model oldu. Hayırseverimizin de büyük özveriyle inşa ettiği bu tesiste, öğretmenlerimiz çocuklarımızla yakından ilgilenecek. Kreşi tam gün yapmamızın en önemli nedenlerinden biri, aileleri, özellikle kadınlarımızı, iş hayatına kazandırmaktı. Şu an yüzde 20 oranında bunun gerçekleştiğini görüyoruz. Kadınlarımız çalışarak ev ekonomisine katkıda bulunabiliyor. Burada Atatürkçü, çağdaş, cumhuriyetçi ve vatanını seven çocuklar yetiştireceğiz. Yıl sonuna kadar 3-4 yeni kreşin daha temelini atmayı planlıyoruz. Bir yıl içinde 500-600 çocuğumuza hizmet verecek kapasiteye ulaşacağız."


"Türkiye’nin böyle modellere ihtiyacı var"


Akademisyen Yazar Prof. Dr. Selçuk Şirin ise Ayça Azak Kreş ve Gündüz Bakım Evi’ni "Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu eğitim modeli" olarak tanımladı. Şirin, "Vietnam, Japonya, Finlandiya gibi ülkelerde okul öncesi eğitim kurumlarını inceledim, ancak buradaki yaklaşım çok özel. Türkiye’nin böyle modellere ihtiyacı var. Burası sadece Osmangazi için değil, tüm Türkiye için örnek olmalı. Bize düşen, burayı Türkiye’ye anlatmak" dedi.


Böyle yatırımları gördükçe eğitim adına umutlandığını ifade eden Prof. Dr. Selçuk Şirin, "Şartlar ne olursa olsun, bir ihtimal çıkabiliyor. Türkiye’nin burayı tanıması bilmesi gerekiyor. Böyle olağanüstü bir kurumu bize kazandırdığı için Başkanımıza ben teşekkür ediyorum" diye konuştu.


Şirin, erken çocukluk döneminde kitapla buluşmanın önemine de değinerek şu öneride bulundu: "Türkiye’deki çocukların yüzde 80’i kitapla 6-7 yaşında tanışıyor. Oysa her doğan çocuğun ilk yılında kitapla buluşturulması gerekiyor. Türkiye’nin büyük ilçelerinden biri olan Osmangazi’de, doğan her çocuğa kitap seti verilmesi, ülke çapında umut verici bir proje olabilir."


Ayça Azak Kreş ve Gündüz Bakım Evi, hem çocukların geleceğine hem de ailelerin yaşamına değer katıyor.



Ayça Azak Kreş ve Gündüz Bakım Evi, çocukların geleceğine ışık tutuyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.