SAĞLIK - 11 Ağustos 2025 Pazartesi 10:41

Günde 4 makineyle nefes alan hasta ’balon genişletme ve PRP’ tedavisi ile sağlığına kavuştu

A
A
A
Günde 4 makineyle nefes alan hasta ’balon genişletme ve PRP’ tedavisi ile sağlığına kavuştu

SAMSUN (İHA) – Tokat’tan Samsun’a gelen ve günde 4 farklı oksijen tüpüyle nefes almaya çalışan 71 yaşındaki KOAH hastası, balon genişletme ve inhale PRP tedavisi ile oksijen bağımlılığından kurtuldu ve sağlığına kavuştu.


Yıllardır geleneksel yöntemlerle kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) hastalığından kurtulmaya çalışan fakat 4 farklı makine desteği ile nefes almaya çalışan Sefer Karabağ (71), Samsun’a gelerek Medicana International Samsun Hastanesi’nde yenileyici tedavilere başvurdu. Önce balon genişletme (balon bronkoplasti) işlemi uygulanan Karabağ, ardından da PRP işlemi ile sağlığına kavuştu. Kullandığı oksijen makinelerinden kurtulan Karabağ, yıllardır ilk kez destek olmadan nefes aldığı için mutlu olduğunu ifade etti.


KOAH hastalığında yenileyici tedaviler hakkında bilgi veren Medicana Sağlık Grubu Doktorlarından Göğüs Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Hüseyin Ulaş Çınar, "KOAH, akciğerlerde oluşan geri dönüşümsüz, inflamatuar bir hastalık. Günümüzde bu hastalıkla ilgili geleneksel tedaviler dışında çeşitli girişimsel tedaviler de mevcut. Kronik bronşit baskın KOAH dediğimiz tip hastalarda çeşitli tedavi yöntemleri ile daralan, sıkışan hava yollarını açıp, hastaların daha rahat nefes almasını sağlayabiliyoruz. Çeşitli yenileyici tedaviler de son yıllarda oldukça popüler oldu. Bunun başında da PRP tedavisi geliyor. Bu tedavideki amaç; hasarlı bölgede onarıcı hücrelerin o bölgeye toplanmasını sağlamak, hücre hasarını durdurucu etkenlerin aktif olmasını sağlamak, yeni kan damarlarının oluşumunu ve fonksiyonunu kaybetmiş hücreleri yeniden canlandırmayı sağlamak. Bunları KOAH hastalarında inhale şekilde PRP ya da eksozom tedavisi şeklinde uygulayabiliyoruz. Son yıllarda yapılan klinik çalışmalarda da bu yenileyici tedavilerin hem insanlar hem de hayvanlar üzerinde oldukça başarılı olduğu bilimsel olarak gösterilmiştir" dedi.



"Hastanın kanındaki hücrelerden salınan uyarıcıları alıp, solunum sistemine verdik"


Yenileyici tedavi yönteminin yıllardır KOAH’la savaşan Sefer Karabağ’da da işe yaradığını dile getiren Doç. Dr. Hüseyin Ulaş Çınar, "Hastanemize başvuran Sefer Bey 71 yaşında kronik sigara kullanıcısı. Buna bağlı olarak da kronik bronşit baskın KOAH hastası. Bu hastaların genel özelliklerinden ‘blue bloater’ denilen görünüme sahip. Siyanotik yüz, karın bölgesinde yağlanma, bacak kaslarında zayıflama, öksürük, balgam şikayetlerine sahip klasik bir kronik bronşit baskın KOAH hastası. Hastamız uzun yıllardır geleneksel yöntemlerle tedavi edilmekteydi. Ona rağmen oksijen bağımlılığından kurtulamıyordu. Bu tip hastalarda balon genişletme ameliyatını (balon bronkoplasti) Sefer Bey’de uyguladık. İşlem sonrası ertesi gün dramatik iyileşme süreci başladı. 1 aylık kontrolde iyilik halini korumak, muhtemel eski olumsuz süreçleri baskılamak ve akciğer içerisindeki ölmüş hücrelerin yeniden canlanmasını sağlamak için de inhale PRP tedavisi uyguladı. Hasta ilk gününde solunum kapasitesi ve efor kapasitesi ilk geldiğine göre büyük ölçüde arttı. Şikayetleri de oldukça geriledi. İlk yaptığımız balon genişletme işlemi 2,5 saat süren derinlemesine bir temizlikti. Dün yapılan PRP tedavisi de 1 saat süreç aldı. İnhale PRP tedavisi kişinin kendi kanındaki büyüme faktörlerinin ve çeşitli doku uyarıcılarının alınıp, ayrıştırıldıktan sonra hastanın solunum sistemine tekrardan verilmesi prensibine dayanıyor. Bundan sonraki süreçte hastayı yakından takip edeceğiz" diye konuştu.



"4 farklı makineyle nefes alabiliyordum, şu anda yürüyerek 4. kata çıkabiliyorum"


Geleneksel tedavilerden alamadığı cevabı yenileyici tedavi yöntemlerinden aldığına dikkat çeken hasta Sefer Karabağ ise "KOAH hastasıyım. Nefes alamama şikayetiyle hastaneye geldim. Yıllardır nefes almakta zorluk çekiyorum. 4 farklı makine desteği ile nefes alabiliyordum. Sabah, akşam ve gece oksijen takviyesi alıyordum. Tedavimin ardından oksijen takviyesini unuttum. 4 yıldır Tokat’ta acile gidip, geçici çözümler buluyordum. 3 devlet bir de benim aldığım toplam 4 oksijen makinesiyle hayata tutunuyordum. Çok şükür şu anda hepsini attık. Tedaviden önce oksijen takviyesi olmadan hiçbir şey yapamıyordum. Bugün operasyondan sonra ikinci günüm. Kendimi çok iyi hissediyorum. Yürümem de gayet güzel. Hastane merdivenlerinde kendimi deniyorum. 2 kat ile başladım şu anda 4. kata kadar merdivenle çıkabiliyorum. Bu günlerime şükürler olsun" şeklinde konuştu.



Günde 4 makineyle nefes alan hasta ’balon genişletme ve PRP’ tedavisi ile sağlığına kavuştu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.