SAĞLIK
Sağlıkta stratejik iş birliği: Bakan Yardımcısı Birinci’den Atatürk Üniversitesine ziyaret 04 Mayıs 2026 Pazartesi - 17:43:16 Sağlık Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Şuayıp Birinci, Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’nu ziyaret ederek üniversitenin sağlık alanındaki mevcut çalışmaları ile geleceğe yönelik projelerini yerinde inceledi. Gerçekleştirilen ziyaret kapsamında, özellikle ilaç, aşı ve biyoteknoloji alanında yürütülen çalışmalar ele alınırken, kurumlar arası iş birliğinin geliştirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulunuldu. Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, üniversitenin bilimsel altyapısı ve yürütülen projeler hakkında kapsamlı bilgiler paylaştı. Üniversite bünyesinde kurulan İlaç, Aşı ve Biyoteknoloji Enstitüsü ile İlaç Hammadde Üretim Merkezinin stratejik önemine dikkat çeken Hacımüftüoğlu, şu ifadeleri kullandı: "Üniversitemizin organik kimya, moleküler biyoloji ve farmakoloji alanlarında Türkiye’nin en güçlü akademik altyapılarından birine sahip olduğunu gururla ifade ediyorum. İlaç, Aşı ve Biyoteknoloji Enstitümüz ile Doğu Anadolu Yüksek Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezimizin (DAYTAM) dijital altyapısının kesiştiği nokta, ilaç üretiminde ülkemizdeki önemli merkezlerinden biri olma hedefimizi ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda, yerli ve millî üretim kapasitesini artıracak projeler geliştirmeye devam ediyoruz." Bakan Yardımcısı Birinci: "Bilimsel altyapı etkileyici ve umut verici" Sağlık Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Şuayıp Birinci ise Atatürk Üniversitesinin sağlık alanındaki bilimsel birikimi ve teknolojik altyapısından duyduğu memnuniyeti ifade etti. Üniversitenin özellikle ilaç ve biyoteknoloji alanındaki çalışmalarının Türkiye’nin sağlık vizyonuna önemli katkılar sunduğunu belirten Birinci, şunları kaydetti: "Atatürk Üniversitesinde yürütülen çalışmaların hem kapsamı hem de niteliği oldukça etkileyici. Özellikle yapay zekâ destekli ilaç geliştirme süreçlerine yönelik çalışmalar, ülkemizin bu alandaki rekabet gücünü artıracak niteliktedir. Bakanlık olarak bu tür bilimsel girişimleri desteklemeye ve üniversitelerimizle iş birliği içinde çalışmaya büyük önem veriyoruz." DAYTAM’da incelemelerde bulunuldu Ziyaret kapsamında Bakan Yardımcısı Birinci, Doğu Anadolu Yüksek Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezini de (DAYTAM) ziyaret ederek burada yürütülen çalışmalar hakkında Merkez Müdürü Prof. Dr. Bilal Nişancı’dan bilgi aldı. Merkezin sahip olduğu ileri düzey teknolojik altyapı ve disiplinler arası araştırma kapasitesi hakkında detaylı sunum gerçekleştirilirken, özellikle dijitalleşme ve yapay zekâ temelli projeler ön plana çıktı. Gerçekleştirilen ziyaret, Atatürk Üniversitesi ile Sağlık Bakanlığı arasında sağlık teknolojileri alanında geliştirilecek iş birliklerinin güçlendirilmesi açısından önemli bir adım olarak değerlendirildi. Taraflar, özellikle ilaç geliştirme, aşı üretimi ve biyoteknoloji alanlarında yürütülecek ortak projelerle Türkiye’nin küresel ölçekte rekabet gücünü artırmayı hedeflediklerini ifade etti.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 16:22 ERÜ Hastaneleri’nde "5 Mayıs Dünya El Hijyeni Günü" etkinliği düzenlendi Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Hastanelerinde "5 Mayıs Dünya El Hijyeni Günü" dolaysıyla bir dizi etkinlik düzenlendi. Gevher Nesibe Hastanesi Başhekimlik Toplantı Salonu’nda düzenlenen etkinliğe Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Dursun, Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Zeynep Baykan, Hastaneler Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. Serap Doğan, Enfeksiyon Kontrol Kurulu Başkanı Doç. Dr. Gamze Kalın Ünüvar, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Orhan Yıldız, Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilgehan Aygen, Hastaneler Başmüdürü Özcan Özyurt, Hastane Müdürü Şerife Gürcan, Başhemşire Fatma Yeşil, Hastane Müdür Yardımcısı Necla Güngör Camuscu, öğretim üyeleri, hekimler, başhemşire yardımcıları, Hastane Enfeksiyon Kontrol Kurulu Hemşireleri ve diğer sağlık çalışanları katıldı. Programa Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü’nden Doç. Dr. Can Hüseyin Hekimoğlu, Esen Batır ve Dilek Altun’ un el hijyeni sunumları ile Enfeksiyon Kontrol Kurulu Başkanı Doç. Dr. Gamze Kalın Ünüvar’ın el hijyeni sunumuyla devam edildi. El hijyeni kokusundaki farkındalığı artırmak açısından her yıl olduğu gibi bu yılda "El Hijyeni Şampiyonu" seçilen; Doç. Dr. Alper Özcan, Dr. Öğretim Üyesi Gülşah Akyol, Hemşire Esme Ulutürk, Temizlik Personeli Süheyla Cerit ve ve Süleyman Elbir’e ödülleri takdim edildi. Etkinlikler devam edecek Tıp Fakültesi öğrencilerine yönelik olarak Enfeksiyon Kontrol Kurulu Başkanı Doç. Dr. Gamze Kalın Ünüvar’ın el hijyeni sunumu ve açılacak olan stant ile etkinliklere devam edilecek. Ayrıca hastane bekleme salonlarında bulunan bilgilendirme ekranlarında el hijyeni videolarının gösterimi gerçekleştirilecek. Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri, 2019 yılında Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından düzenlenen Avrupa Bölgesi El Hijyeni Mükemmeliyeti Yarışmasında birinci olarak bu ödülü ülkeye ilk defa kazandıran hastane olma özelliği de bulunuyor.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 15:59 Dünyada 350 milyon astım hastası var DÜZCE(İHA) – Prof. Dr. Ege Güleç Balbay Dünya Astım Günü’nde yaptığı açıklamada astım hastalığının kontrol atına alınabildiğini belirterek Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada 350 milyon astım hastası olduğu söyledi. Düzce Üniversitesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türk Toraks Derneği Batı Karadeniz Şube Başkanı Prof. Dr. Ege Güleç Balbay, "Dünya Astım Günü" dolayısıyla önemli açıklamalarda bulundu. Astımın kontrol altına alınabilir bir hastalık olduğunu belirterek konuşmasına başlayan Ege Güleç Balbay, doğru tanı, düzenli tedavi ve inhaler ilaçların doğru kullanımının hayati önem taşıdığını vurguladı. Astımın akciğer içindeki hava yollarında mikrobik olmayan iltihaplanma sonucu gelişen ve hava yolu daralmasıyla seyreden kronik bir hastalık olduğunu belirten Balbay, "En sık görülen belirtiler; tekrarlayan nefes darlığı, hırıltı, göğüste baskı hissi ve öksürüktür. Doğru tanı için yalnızca şikâyetlerin değerlendirilmesi değil, solunum fonksiyon testleriyle hava yolu daralmasının gösterilmesi büyük önem taşır" dedi. "Küresel bir hastalık" Astımın küresel ölçekte ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çeken Balbay, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre yaklaşık 350 milyon astım hastası bulunduğunu ve her yıl 400 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini söyledi. Türkiye’de ise her 10 çocuktan birinde astım görüldüğünü belirten Balbay, "2024 yılında bin 300’den fazla ölüm astıma bağlı nedenlerle gerçekleşti. Bu nedenle farkındalık büyük önem taşıyor" şeklinde konuştu. "Tedavide anahtar: kortizon içeren inhalerler" Astım tedavisinde temel hedefin şikayetleri kontrol altına almak ve atakları önlemek olduğunu vurgulayan Balbay, "Yalnızca ilaç başlamak yeterli değildir. İlaçların doğru teknikle ve düzenli kullanılması gerekir" dedi. Güncel rehberlere değinen Balbay, özellikle 12 yaş ve üzerindeki hastalarda yalnızca kısa etkili rahatlatıcı ilaçların tek başına kullanılmasının önerilmediğini belirterek, "Bu ilaçlar geçici rahatlama sağlar ancak hastalığın temelindeki iltihabı tedavi etmez. Bu nedenle tedavinin temelini kortizon içeren inhaler ilaçlar oluşturur" ifadelerini kullandı. "Yanlış kullanım tedaviyi etkisiz hale getiriyor" İnhaler ilaçların doğru kullanımının tedavide kritik rol oynadığını söyleyen Balbay, "İlaçlar doğrudan hava yollarına ulaştığı için daha düşük dozlarla etkili olur. Ancak yanlış teknikle kullanıldığında yeterli fayda sağlanamaz" dedi. Hastaların inhaler kullanım tekniklerinin düzenli olarak kontrol edilmesi gerektiğini belirten Balbay, kortizon içeren ilaçların kullanımından sonra ağız ve boğazın su ile çalkalanmasının da önemli olduğunu vurguladı. "Astım kontrolü yaşam kalitesini belirler" Astım kontrolünün; gündüz ve gece şikayetlerinin olmaması, kurtarıcı ilaç ihtiyacının azalması ve atak yaşanmaması anlamına geldiğini ifade eden Balbay, kontrolü bozan faktörleri şöyle sıraladı: "Düzensiz ilaç kullanımı, yanlış inhaler tekniği, enfeksiyonlar, alerjenler ve sigara dumanı." Balbay, "Sigaradan uzak durmak, düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı beslenmek ve temiz hava ortamı sağlamak astım kontrolünü destekler" dedi. Astım yönetiminde eğitimin en az ilaç tedavisi kadar önemli olduğunu vurgulayan Balbay, hastaların hastalıklarını tanımalarının ve doğru müdahale yöntemlerini bilmelerinin hayati olduğunu belirtti.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 15:05 KBB uzmanından burun estetiğinde kişiye özel tasarım vurgusu Kulak Burun Boğaz (KBB) Hastalıkları Uzm. Opr. Dr. Erdoğan Maral, burun estetiğinde (rinoplasti) sıkça gündeme gelen "herkese aynı burun yapılır mı?" sorusuna net bir yanıt verdi. Modern estetik anlayışında artık standart kalıpların değil, kişiye özel tasarımın esas olduğunu vurgulayan Dr. Maral, rinoplastinin bir cerrahiden öte, yüz estetiğinin bütüncül bir sanatı olduğunu ifade etti. Son yıllarda sosyal medya etkisiyle benzer burun taleplerinin arttığını belirten Kocaeli Darıca Büyük Anadolu Hastanesi’nde görevli Opr. Dr. Erdoğan Maral, bu yaklaşımın doğru sonuçlar vermediğine dikkat çekti. Her yüzün kemik yapısı, cilt kalitesi ve mimik dengesi farklı olduğuna dikkat çeken Opr. Dr. Erdoğan Maral, "Bu nedenle başka bir yüz için tasarlanmış bir burnu kopyalamak, çoğu zaman doğallıktan uzak ve yapay sonuçlara neden olur. Bizim yaklaşımımızda hedef, bir modeli taklit etmek değil; o yüze ait en doğru burnu ameliyat öncesi hasta ile yapılan detaylı ön görüşme ve muayene ile tasarlamaktır" dedi. Doğal görünümün üst segment rinoplastinin en önemli kriteri olduğunu belirten Dr. Maral, "Başarılı bir rinoplasti dışarıdan bakıldığında anlaşılmaz. İnsanlar değişimi hisseder ama neyin değiştiğini tam olarak tanımlayamaz. İşte bu, estetik cerrahinin en üst seviyesidir" diye konuştu. "Her hastaya aynı teknikle yaklaşmak mümkün değildir" Fonksiyonel mükemmelliğin de vazgeçilmez olduğunu vurgulayan Dr. Maral estetik ile birlikte nefes kalitesinin de optimize edilmesi gerektiğini belirtti.Maral, "İyi bir rinoplasti yalnızca görünümü değil, yaşam kalitesini de iyileştirir. Nefes alma problemlerinin aynı operasyon içinde çözülmesi, modern cerrahinin standartlarından biridir.. Her hastaya aynı teknikle yaklaşmak mümkün değildir. Detaylı yüz analizi, ileri cerrahi teknikler ve tecrübenin birleşimiyle hem estetik hem fonksiyonel açıdan üst düzey sonuçlar elde edilir. Önemli olan, hastaya en çok yakışan ve yıllar içinde doğallığını koruyacak burunu tasarlamaktır" şeklinde konuştu.
65 yaş üstü artık sağlık ocakları ve hastane gibi noktalara ücretsiz gidecek
10 Ağustos 2025 Pazar - 11:12 65 yaş üstü artık sağlık ocakları ve hastane gibi noktalara ücretsiz gidecek Bilecik’te uygulamaya konulan ’Saygı Taksi’ ile 65 yaş üstü tüm vatandaşlar sağlık ocakları ve hastane gibi noktalara ücretsiz ulaşım hizmeti alabilecek. Geçtiğimiz aylarda ’Anne Taksi’ ile annelere anlamlı hizmeti sunan Bilecik Belediyesi bu kez 65 yaş üstü vatandaşlara yeni bir hizmeti sunuyor. Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı gerçekleştirilecek hizmeti sunmaktan duyduğu mutluluğu belirterek, ’Saygı Taksi’ hakkında detaylı bilgiler verdi. Subaşı, "Anne Taksi’den sonra şimdi de yeni projemiz olan ’Saygı Taksi’yi vatandaşlarımızın hizmetine sunduk. Saygı Taksi ile 65 yaş üstü tüm vatandaşlarımız bizlerden randevu ile araç talep ederek, sağlık ocakları ve hastane gibi noktalara ücretsiz hizmet alabilecek. Eğer yanlarında onlara refakat edebilecek birileri yoksa refakatçi talep edildiğinde belediye başkanlığı olarak refakat hizmetini de sunacağız. Bizleri büyüten bu günlere gelmemizi sağlayan kıymetli büyüklerimizin her zaman yanındayız. Bilecik Belediyesi olarak her zaman 7’den 70’e tüm vatandaşlarımızın yanında yer almaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. ’Saygı Taksi’ hizmetinden faydalanmak isteyen 0501 314 26 63 numaralı telefonları arayıp randevu alarak, istedikleri sağlık kuruluşlarına ücretsiz ulaşım imkanı elde edebilecekler" dedi.
Beynin gece vardiyası: Glimfatik sistem
10 Ağustos 2025 Pazar - 10:29 Beynin gece vardiyası: Glimfatik sistem Beynin kendini toksik maddelerden arındırdığı sürecin keşfi, öğrenme, hafıza ve nörolojik hastalıklarla ilgili yeni bir pencere açtı. Medicana Sağlık Grubu Nöroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıklarla glimfatik sistemin arasında güçlü bir bağ olabileceğini vurgulayarak, "Glimfatik sistemin güçlü olması için uyku hijyeni ve sağlıklı yaşam hayati önem taşıyor" dedi. Uyanıkken beyin durmaksızın çalışır, düşünür, öğrenir ve karar verir. Ancak bu yoğun mesainin bir bedeli vardır. Tıpkı bir fabrikanın atık üretmesi gibi, beyin de faaliyetleri sırasında bazı zararlı maddeler biriktirir. Peki bu "çöpler" nasıl temizlenir? İşte burada, çoğu kişinin haberdar olmadığı glimfatik sistem devreye girer. Beynin özel ‘temizlik ekibi’ olan bu yapı, yalnızca uyurken aktif hale geliyor ve beynin içinde biriken toksinleri sessizce süpürür. Bu görünmeyen gece vardiyası, hafızadan dikkat becerilerine kadar pek çok zihinsel işlevi doğrudan etkiler. Medicana International İzmir Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, bu maddelerin mutlaka temizlenmesi gerektiğini vurgulayarak, "Beyin, gün boyu çalışırken bir nevi egzoz gazı gibi artık maddeler üretir. ‘Çöp’ dediğimiz, nöronların faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan protein atıkları, toksik maddeler ve metabolik kalıntılardır. Eğer bu çöpler zamanında toplanmazsa, ileride ciddi nörolojik sorunlara yol açabilir. İşte glimfatik sistem dediğimiz mekanizma burada devreye giriyor" diye konuştu. Derin uykudayken temizlik başlıyor Uykunun özellikle ilk yarısında, yani derin uyku evresinde glimfatik sistemin aktifleştiğini söyleyen Doç. Dr. Uysal, "Beyin hücreleri bu evrede hafifçe büzüşüyor, aralarındaki boşluklar genişliyor. Bu sayede beyin omurilik sıvısı bu alanlara daha kolay süzülüyor ve biriken toksinleri süpürüyor. Siz mışıl mışıl uyurken, beyninizde küçük ama etkili bir temizlik ordusu çalışıyor" dedi. Glimfatik sistemin uzun süredir fareler üzerinde bilindiğini ancak insan beyninde görüntülenmesinin büyük bir dönüm noktası olduğunu belirten Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "Hayvan deneylerinden biliyorduk ama insan beyninde bu sistemin çalıştığını net olarak gösterememiştik. Yeni görüntüleme yöntemleriyle artık bu sistemin varlığı güçlü bir şekilde masada. Bu, beyin sağlığını anlamak için yepyeni bir pencere açıyor" ifadelerini kullandı. Beynin hem yedekleme hem silme zamanı Glimfatik sistemin hafıza ile doğrudan ilişkili olduğunu belirten Uysal, şöyle devam etti: "Öğrenme sırasında beynimizde geçici dosyalar açılır. Ama bu dosyaların kalıcı hafızaya yazılması için ‘gece düzenlemesi’ gerekir. Uykuda hem hafıza pekişir hem de gereksiz bilgi kırıntıları temizlenir. Yani beyin, geceleri bir yandan yedekleme yapıyor, bir yandan da hard diskini temizliyor." Düzenli ve kaliteli uykunun önemi büyük Glimfatik sistemin sağlıklı çalışabilmesi için düzenli ve kaliteli uykunun önemini vurgulayan Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "Düzensiz uyku, glimfatik sistemin frenine basmak gibidir. Yeterince derin uykuya geçemezseniz bu temizlik tam yapılamaz. Bu da zamanla toksinlerin birikmesine ve beyin hücrelerine zarar vermesine yol açabilir. Aynı saatte yatmak, ekrandan uzak durmak, kafeinden kaçınmak gibi klasik uyku hijyeni önerileri burada altın değerindedir" diyerek uyku düzeninin önemine dikkat çekti. Uyku dışındaki yaşam alışkanlıklarının da glimfatik sistem üzerinde etkili olduğunu belirten Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "Kronik stres, beyindeki damar yapısını ve sıvı akışını bozarak bu sistemi aksatabiliyor. Egzersiz ise sistemin dostudur; kan akışını artırarak temizliği kolaylaştırır. Beslenme de çok önemli. Özellikle antioksidanlardan zengin, işlenmiş gıdalardan uzak bir diyet bu sistemin sağlıklı işlemesine katkı sağlar" ifadelerini kullandı. Nörodejeneratif hastalıklarda rolü olabilir Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıklarla glimfatik sistemin arasında güçlü bir bağ olabileceğini belirten Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, sözlerini şöyle sürdürdü: "Alzheimer’da biriken beta-amiloid, Parkinson’da biriken alfa-sinüklein gibi toksik proteinlerin zamanında temizlenememesi bu hastalıkların temel taşlarından biri olabilir. Glimfatik sistemin bozulması, bu proteinlerin birikmesine ve hastalıkların başlamasına zemin hazırlayabilir. Bu sistem nörodejeneratif hastalıkların sessiz suç ortağı olabilir. Ayrıca gece geç yatıp sabah erken kalkanlar, hatta uyku süresini 5-6 saatle sınırlayanlar bu temizlikten tam faydalanamıyor. Uyku süresi ve kalitesi kısa olan bireylerde toksik maddelerin birikme riski artıyor." Glimfatik sistemin yaşla birlikte yavaşladığını da hatırlatan Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "Yaş ilerledikçe sıvı dolaşımı ve beyin dokusunun elastikiyeti azalıyor. Bu da temizlik kapasitesini düşürüyor. Bu durum yaşlılıkta görülen hafıza sorunlarıyla doğrudan ilişkili olabilir" dedi. Yeni görüntüleme yöntemleri umut veriyor Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, glimfatik sistemi görüntülemek için kullanılan gelişmiş MR tekniklerine değinerek, sözlerini şöyle tamamladı: "Özellikle diffüzyon tensör görüntüleme (DTI) ve perivasküler boşlukların görünürlüğü gibi yöntemler glimfatik sistemin işleyişine dair ipuçları veriyor. Klinik rutine henüz tam girmese de araştırmalar için devrim niteliğinde. Belki ileride ‘glimfatik check-up’ gibi kavramlar hayatımıza girebilir. Araştırmalar, bu sistemi güçlendirecek ilaçlar, genetik hedefler ya da damar geçirgenliğini düzenleyen tedavilere odaklanıyor. Ama hala en büyük ve en etkili tedavi kaliteli uykudur." Beyin temizliği için 5 altın kural Uykuya geçiş ritüeli oluşturun: Beyin, her gece aynı saatte uyumaya hazırlanırsa temizlik sistemini daha etkili çalıştırır. Uyumadan önce ılık bir duş, loş ışık veya sakin bir müzikle bu süreci destekleyin. Başınızı yüksekte tutarak uyuyun: Başın biraz yüksekte olduğu bir uyku pozisyonu, beyin omurilik sıvısının akışını kolaylaştırarak glimfatik drenajı artırabilir. Alkol ve sigarayı sınırlayın: Bu maddeler, beyin damarlarının geçirgenliğini bozarak temizlenme sürecine zarar verebilir. Özellikle gece geç saatlerde alkol tüketimi bu sistemi baskılar. Gündüz kısa yürüyüşler yapın: Yavaş tempolu yürüyüş bile beyin damarlarının dolaşımını artırarak, glimfatik sistemi dolaylı olarak destekler. Oturarak geçirilen uzun saatler bu işleyişi zorlaştırır. Bazen "hiçbir şey" yapmayın: Aşırı bilgi yüklemesi beyni yorar. Günde 10-15 dakikalık sessizlik anları, zihinsel boşluk oluşturur ve sistemin "aşırı dosya" ile tıkanmasını önler.
Prof. Dr. Tekin: "Geçmeyen morarma ve kanamalarda hematoloji uzmanına başvurun"
10 Ağustos 2025 Pazar - 10:17 Prof. Dr. Tekin: "Geçmeyen morarma ve kanamalarda hematoloji uzmanına başvurun" Hiç neden yokken meydana gelen morarmalar ile durmayan kanamaların hematoloji kanserlerinin belirtisi olabileceği uyarısında bulunan Hematoloji ve Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Salim Başol Tekin böyle bir duruma hematoloji uzmanına başvurulmasını tavsiye etti. Acıbadem Bursa Hastanesi Hematoloji ve Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Salim Başol Tekin hematolojik tümörler yani kan hücrelerinden, kemik iliğinden veya lenf sisteminden kaynaklanan kanser türlerinin erken tanısı, tedavisi ve takibine yönelik önemli bilgiler verdi. Hematolojik tümörlerin üç ana gruba ayrıldığını belirten Prof. Dr. Tekin "Bu grupta yer alan kanser türlerinden biri lösemi yani kan kanseridir ve kemik iliğinde anormal beyaz kan hücrelerinin kontrolsüz çoğalması şeklinde kendini gösterir. Lenf bezlerinden kaynaklanan lenfoma ile kemik iliğinde plazma hücrelerinin anormal çoğalması ile ortaya çıkan multiplmiyelom da diğer türlerdir" dedi. 50 yaş üstü bireyler; radyasyona veya bazı kimyasallara maruz kalanlar; ailede hematolojik kanser öyküsü olanlar; bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler ile uzun süren enfeksiyonlar geçirenlerin risk grubunda bulunduğunu ifade etti. "Nedensiz kilo kaybına dikkat" Hematoloji tümörlerinin kanserin türüne ve evresine göre değişiklik gösterdiğini anlatan Prof. Dr. Tekin dikkat edilmesi gereken belirtileri "nedensiz kilo kaybı, geçmeyen halsizlik, gece terlemeleri, ciltte morluklar, burun veya diş eti kanamaları, sürekli enfeksiyonlar, boyun, koltuk altı veya kasıkta şişlikler ile kemik veya sırt ağrısı" olarak sıraladı. Bu belirtilerin pek çok başka hastalıkta da görülebildiğini ancak devam ediyorsa hekime başvurmak gerektiğini sözlerine ekledi. Hematolojik kanserlerin büyük bölümünün, erken evrede tanı konulursa başarılı şekilde tedavi edilebildiğine işaret eden Prof. Dr. Tekin "Kanser genellikle metabolizmayı etkiler; iştah ve zamanla kilo kaybına neden olur. Bu kilo kaybı, vücuttaki enfeksiyon veya sağlıksız hücre üretiminin sonucu da olabilir. Bunun için belirtileri dikkatle gözlemlemek gerekir. Kan sayımı gibi basit tetkiklerle ilk belirtiler yakalanabilir. Yıllık sağlık kontrollerinizi ihmal etmeyin. Şüpheli durumlarda hematoloji uzmanına yönlendirilmelisiniz" diye konuştu. "Geçmeyen morarma ve kanamalarda hematoloji uzmanına başvurun" Kan hastalıklarını inceleyen hematoloji branşının hematoloji kanserlerinin teşhis ve tedavisindeki rolüne dikkat çeken Prof. Dr. Tekin kan değerlerindeki anormallikler ya da belirti ve şikayetlerdeki değişikliklere göre bir uzmana danışılabileceğini söyledi. Uzun süren halsizlik ve yorgunluğun vücudun bir sorunla mücadele ettiğinin işareti olduğuna değinen Prof. Dr. Tekin "Bu halsizlik hematoloji uzmanına gitmek için bir sinyaldir. Yine vücudunuzda hiç neden yokken sıkça meydana gelen morarmalar ile durmayan kanamalar ciddi sağlık sorunlarının belirtisi olabilir. Lenf bezlerinde büyüme de, vücuttaki enfeksiyonun bir göstergesi olarak görülür, eğer birkaç hafta boyunca devam eder veya başka semptomlarla birlikte görülürse yine hematoloji bölümüne başvurmak gerekir" dedi. "Erken tanı, tedavi başarısını arttırıyor" Prof. Dr. Tekin tedavi planının kişiye özel olarak, hastalığın tipi ve evresine göre belirlendiğini belirterek kemoterapi, radyoterapi, hedefe yönelik tedaviler, bağışıklık sistemi destek tedavileri (immünoterapiler) ile kök hücre (kemik iliği) naklinin tedavi seçenekleri arasında olduğunu dile getirdi. Erken tanı ve etkili tedavinin altını çizen Prof. Dr. Tekin şunları söyledi: "Günümüzde eskisine göre daha fazla tedavi alternatifi mevcut. Tedavi başarısı ve yaşam kalitesi artıyor. Güncel tedavi yöntemleri ve yapay zekâ teknolojileri, tedavi planlamasında hasta ve hekime seçenek sunuyor. Bağışıklık ve transplant yöntemleri gelişiyor: Hem yan etki oranı düşüyor hem de yaşam süresi artıyor. Klinik kullanımda olmasa da solid tümörlerde çok yeni tedavi yaklaşımları tıp dünyasına umut veriyor."
Her yıl dünyada 8 milyondan fazla insan tütün ürünlerinin açtığı hastalıklardan hayatını kaybediyor
10 Ağustos 2025 Pazar - 10:11 Her yıl dünyada 8 milyondan fazla insan tütün ürünlerinin açtığı hastalıklardan hayatını kaybediyor Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Yasemi Bodur, Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak açtıkları Sigara Bırakma Polikliniğiyle vatandaşların yanında olacaklarını belirterek, "Her yıl dünyada 8 milyondan fazla, Türkiye’de 100 binden fazla insan, tütün ürünlerinin yol açmış olduğu hastalıklar nedeniyle hayatını kaybediyor" dedi. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Yasemin Bodur, Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak açtıkları Sigara Bırakma Polikliniğiyle vatandaşların yanında olacaklarını söyledi. Her yıl dünyada 8 milyondan fazla, Türkiye’de 100 binden fazla insanın tütün ürünlerinin yol açmış olduğu hastalıklar nedeniyle hayatını kaybettiğini belirten Dr. Bodur, sigaranın, özelikle solunum yolu hastalıkları, kalp damar hastalıkları ve pek çok kanser gelişme riskini artırdığına dikkat çekti. Bodur, burada kişiye özel tedavi uygulama planlaması yaptıklarını ifade ederek, "İlaç ve davranışsal tedaviyi birlikte yürütüyoruz. İlaçlar bağımlılık yapmaz, çünkü bu ilaçları tedavi aşamasında geçici süreyle veriyoruz. Vatandaşlarımız sigara bırakma kararı almaktan korkmasınlar. Her konuda onların yanındayız" dedi. Vatandaşlardan Veysel Çelik, beyninde sigarayı bitirmek için burada olduğunu dile getirdi. Günlük hayatında çok etkilendiğini hissettiğini kaydeden Çelik, "Doktoruma başvurdum. Olumlu sonuçlar aldım. Psikolojik olarak bitireceğime inanıyorum. Olmazsa ilaç tedavisiyle devam edeceğim. Hocam da bu konuda bana destek verdi. Özelikle nefes darlığı yaşıyordum. Günlük hayatta yemek yerken bile zorlanıyordum. Ortalama bir paket içiyordum. Ekonomik olarak da etkiliyor. Kesinlikle bırakacağım ve herkese bırakmalarını tavsiye ediyorum" ifadelerinde bulundu.
Bağımlılıkla mücadelede önemli kararlar
10 Ağustos 2025 Pazar - 09:48 Bağımlılıkla mücadelede önemli kararlar Erzurum’da Bağımlılıkla Mücadele İl Koordinasyon Kurul toplantısında önemli kararların altına imza atıldı. Kurul toplantısında; ilk olarak 2024-2028 Eylem Planlarında (tütün, uyuşturucu ve davranışsal bağımlılık) yer alan faaliyetlerin, süreç göstergelerinde belirtilen hedefler doğrultusunda sorumlu kurumlar tarafından gerçekleştirilmesi ve altı aylık gerçekleşme durumunun gözden geçirilerek ikinci altı aylık dönemde de faaliyetlere devam edilmesi kararlaştırıldı. 2024-2028 Tütün Kontrolü Strateji Belgesi ve Eylem Planı’nın "Sigarayı Bırakma" başlığı altında yer alan "Kamu kurumlarında sigara bırakma kampanyasının düzenlenmesi" faaliyeti ve T.C. Sağlık Bakanlığının bu doğrultuda göndermiş olduğu 26.03.2025 tarihli yazılı talimatı gereği, kamu kurumlarında düzenlenen sigara bırakma kampanyasına devam edilmesi, kamu kurum ve kuruluşlarının kampanyaya katılım sağlaması ve destek vermesi de alınan önemli kararlardan birisi oldu. Bağımlılıkla Mücadele İl Koordinasyon Kurulu, kamu kurum ve kuruluşlarında tütün denetimi konusunda yetkilendirilmiş olan personel tarafından kanun hükümlerinin uygulanması, denetimlerin gerçekleştirilmesi ve kanunla yasaklanmış alanlarda tütün ürünü tüketen kişilere gerekli müeyyidelerin uygulanmasını karara bağladı. İçişleri Bakanlığının 01.07.2024 tarihli ve 2024/1 sayılı genelgesi, Emniyet Genel Müdürlüğünün 02.06.2025 tarihli yazısı ve Halk Sağlığı Genel Müdürlüğünün 02.06.2025 tarihli yazıları gereği 4207 sayılı Kanun kapsamında uygulanacak idari para cezalarının (kişi ve işletme) kolluk ekipleri tarafından İdari Para Cezalarına Erişim ve Kayıt Projesi (İPCEP) üzerinden uygulanması ve ayrıca 2024-2028 Ulusal ve Yerel Tütün Eylem Planı’nda Valiliklere verilen "Belirli periyodlarla üst düzey yöneticiler ile yazılı ve görsel medya temsilcilerinin de yer aldığı denetimlerin yapılması" hedefi gereği 2025 yılının ikinci altı aylık döneminde en az dört denetimin yapılması alınan diğer kararlardan birisi oldu. 2025-2026 eğitim-öğretim yılı kapsamında Atatürk Üniversitesi ve Erzurum Teknik Üniversitesine kayıt yaptıracak öğrenciler ile kayıt esnasında kendilerine eşlik eden aile bireylerine yönelik bağımlılıkla mücadele kapsamında bilgilendirme ve farkındalık faaliyetlerinin yürütülmesine; bu doğrultuda, üniversite yerleşkelerinde kayıt işlemlerinin gerçekleştirildiği alanlarda stantlar kurulmasına ve söz konusu alanlarda öğrenci ile ailelerine yönelik eğitim, bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmalarının yapılması kararlaştırıldı. Bağımlılıkla Mücadele Kurullarının Çalışma Usul ve Esasları, Kurullara İlişkin Ortak Düzenlemeler başlıklı 9. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "... her kurul toplantısında en az iki kurum/kuruluş sırasıyla yaptıkları faaliyetleri, yaşadıkları sorunları ve yapacaklarını kurula arz edecektir." hükmü gereği bir sonraki toplantıda İl Müftülüğü ve Erzurum E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun sunum yapmasına karar verildi.
Sanal gerçeklik ile doğumsal yaralanmalarda yeni tedavi umudu
10 Ağustos 2025 Pazar - 09:43 Sanal gerçeklik ile doğumsal yaralanmalarda yeni tedavi umudu İstanbul’da yürütülen TÜBİTAK destekli projede, doğum sırasında oluşan sinir yaralanması nedeniyle kol ve el hareketlerinde kısıtlılık yaşayan çocukların tedavisine sanal gerçeklik gözlükleri ve beyin odaklı egzersizler entegre ediliyor. Bu yöntemle hem kas gücü hem de beynin iyileşme kapasitesi artırılarak tedavi sürecinin hızlandırılması hedefleniyor. Biruni Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Zeynep Hoşbay yürütücülüğünde hazırlanan "Doğumsal Brakiyal Pleksus Paralizisi Olan Çocuklarda Sanal Gerçeklik ve İkili Görev Yoluyla Kortikal Plastisitenin Geliştirilmesi" başlıklı proje, TÜBİTAK ARDEB 1001 Programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Projede, Biruni Üniversitesi Rektörü, Çocuk Nöroloji ve Tıbbi Genetik Uzmanı Prof. Dr. Adnan Yüksel de araştırmacı olarak görev aldı. "Sanal gerçeklik gözlükleriyle interaktif egzersiz yapılacak" Proje yürütücüsü Prof. Dr. Zeynep Hoşbay, doğumsal brakiyal pleksus paralizisinin doğum sırasında kola giden sinirlerin hasar görmesiyle oluştuğunu belirterek, "Bu durum çocuklarda kol ve el hareketlerinde ciddi kısıtlılığa yol açarak yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Proje kapsamında bu çocuklara uygulanan geleneksel fizyoterapiye, sanal gerçeklik gözlükleriyle yapılan interaktif egzersizler ve aynı anda iki görevi yerine getirmeyi hedefleyen beyin çalışmaları ekleyeceğiz" ifadelerini kullandı. Bu yöntemle hem kas gücünün hem de beynin hareket kontrol merkezlerinin uyum ve öğrenme kapasitesini artırmayı amaçladıklarını söyleyen Prof.Dr. Hoşbay, "Tedavi sürecinde beyindeki değişimleri fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme (fMRG) ile ayrıntılı olarak izleyeceğiz. Böylece sanal gerçeklik ve ikili görev egzersizlerinin, beynin yeniden yapılanma ve uyum sağlama süreci olan nöroplastisite üzerindeki etkilerini bilimsel olarak kanıtlayabileceğiz" dedi. "Beyni de tedavinin aktif bir parçası haline getiriyoruz" Projenin amacından söz eden Prof. Dr. Zeynep Hoşbay, "Bu projede amacımız, çocukların tedavisini yalnızca kasları güçlendirmekle sınırlamamak. Beyni de tedavinin aktif bir parçası haline getiriyoruz. Sanal gerçeklik teknolojisi sayesinde çocuklar tedaviye daha motive olacak, egzersizler onlar için hem eğlenceli hem de etkili hale gelecek, projeden elde ettiğimiz verilerle ulusal ve uluslararası literatürde yeni tedavi protokollerinin geliştirilmesine öncülük etmeyi amaçlıyoruz. Çalışmamızın ülkemizin bilimsel görünürlüğünü artırarak, teknoloji destekli sağlık çözümlerinin yaygınlaşmasına katkı sağlayacağı düşüncesindeyiz" diye konuştu. "Toplum sağlığına doğrudan katkı sağlamayı hedefliyoruz" Biruni Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Yüksel, "Kaliteli ve alanında uzman akademik kadromuzla, ülkemizde bilimsel araştırmalara öncülük ediyoruz. Yürüttüğümüz her projede, yalnızca bilimsel yenilik üretmeyi değil, aynı zamanda toplum sağlığına doğrudan katkı sağlamayı hedefliyoruz. Bu çalışma, doğumsal yaralanmalarda sanal gerçeklik teknolojisinin iyileşme sürecine entegrasyonu ile hem Türkiye’de hem de dünyada örnek gösterilecek bir model oluşturacak. Akademisyenlerimizin ürettiği bilim, uluslararası arenada ses getirirken toplumumuz için somut faydaya dönüşüyor" dedi.
Ulusal Otizm Konfederasyonu’ndan İl Sağlık Müdürü Dr. Hakkı Öztürk’e ziyaret
09 Ağustos 2025 Cumartesi - 14:22 Ulusal Otizm Konfederasyonu’ndan İl Sağlık Müdürü Dr. Hakkı Öztürk’e ziyaret Afyonkarahisar’da Ulusal Otizm Konfederasyonu Başkanı Fatma Kilci Kavas ve yönetim kurulu üyeleri, İl Sağlık Müdürü Dr. Hakkı Öztürk’ü makamında ziyaret etti. Ziyaret çerçevesinde, otizmli bireylerin sağlık hizmetlerine erişimi, sağlık alanında yaşanan mevcut sorunlar ve çözüm önerileri ile kurumlar arası iş birliğinin güçlendirilmesine yönelik kapsamlı bir görüş alışverişinde bulunuldu. Otizm alanında yıllardır sahada aktif olarak çalışan ve çok sayıda projeye öncülük eden Ulusal Otizm Konfederasyonu Başkanı Fatma Kilci Kavas, otizmli bireylerin gerek tanı sürecinde gerekse sonrasında sağlık hizmetlerine erişimde ciddi zorluklar yaşadığını vurguladı. Kavas, "Erken tanı ve doğru yönlendirme, otizmli bireylerin hayatını değiştirebilir. Bu süreçte ailelerin desteklenmesi, sağlık personelinin otizm konusunda bilinçlendirilmesi ve özellikle acil durumlarda otizmli bireylerin ihtiyaçlarının göz önünde bulundurulması hayati önemdedir. Bu noktada sağlık kurumlarıyla kurulacak yapıcı iş birlikleri, hem bireysel hem de toplumsal kazanımlar sağlayacaktır" dedi. "Çözüm odaklı politikalar geliştirmeye gayret ediyoruz" İl Sağlık Müdürü Dr. Hakkı Öztürk ise, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek Ulusal Otizm Konfederasyonu’nun çalışmalarını takdirle karşıladıklarını belirtti. Dr. Öztürk, "Otizmli bireylerimizin sağlık hizmetlerinden eşit ve etkin bir şekilde faydalanabilmesi için kurum olarak üzerimize düşeni yapmaya hazırız. Sağlık çalışanlarımızın otizm farkındalığını artırmak için çeşitli eğitim programlarını hayata geçiriyoruz. Ayrıca, ailelerin yaşadığı zorlukları sahadan öğrenerek daha çözüm odaklı politikalar geliştirmeye gayret ediyoruz. Bu konuda Ulusal Otizm Konfederasyonu gibi alanında uzman kuruluşlarla birlikte çalışmak, bizler için de son derece kıymetlidir" ifadelerini kullandı. Toplantıda, otizmli bireylerin 112 acil hizmetlerinden nasıl daha etkin yararlanabileceği, hastane ortamlarında yaşanan zorlukların azaltılması için alınabilecek önlemler ve yerel düzeyde farkındalık artırıcı sağlık kampanyaları gibi birçok başlık ele alındı. Ziyaret, karşılıklı iyi niyet temennileri ve ilerleyen süreçte ortak projelerde buluşma kararlılığıyla sona erdi.
Alzheimer hastalarına güvenlik desteği
09 Ağustos 2025 Cumartesi - 14:11 Alzheimer hastalarına güvenlik desteği Antalya Muratpaşa Belediyesi, Alzheimer Derneği Antalya Şubesi işbirliğiyle, evden kaçma ve kaybolma riski bulunan Alzheimer hastaları için GPS tabanlı izleme cihazları dağıtılmaya başlandı. İlk etapta 50 hastaya ulaşılması hedefleniyor. Antalya Muratpaşa Belediyesi, Alzheimer Derneği Antalya Şubesi ile birlikte, Alzheimer hastalarının güvenliği için önemli bir projeyi hayata geçirdi. Belediye bünyesindeki yaşlı evleri aracılığıyla, kaybolma riski bulunan hastaların yakınlarına dijital izleme cihazı dağıtılıyor. Cihazlar sayesinde hastaların konumları anlık olarak takip edilebilecek. Kaybolma durumlarında ise daha kısa sürede bulunmaları sağlanacak. Proje ile hasta yakınlarının kaygılarının azaltılması, hastaların güvenliğinin sağlanması ve sağlıklarının korunması hedefleniyor. Cihaz teslimi sırasında hasta yakınlarına birebir eğitim veriliyor. İlk etapta 50 Alzheimer hastasına ulaşılması planlanan proje, ilerleyen süreçte daha fazla hasta ve yakınına destek verecek şekilde genişletilecek. "Artık daha huzurlular" Projenin saha koordinasyonunu üstlenen Gerontolog Damla Cifcifli Tören, uygulamanın büyük memnuniyet oluşturduğunu belirterek "Hasta yakınlarının en büyük endişesi, sevdiklerinin bir gün evden çıkıp kaybolmalarıydı. Bu küçük ama etkili cihaz sayesinde artık daha huzurlular. Alzheimer ile mücadelede onlara yalnız olmadıklarını göstermek bizim en büyük önceliğimiz" diye konuştu.
10 yıllık tehlikeden, ameliyatsız kurtuldu
09 Ağustos 2025 Cumartesi - 14:05 10 yıllık tehlikeden, ameliyatsız kurtuldu İEÜ Medical Point Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Burcak Binicier ve ekibi, Ayşe Karabıyık’ın bağırsağındaki 6 cm’lik kitleyi, ESD yöntemi ile başarıyla çıkardı. İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Medical Point Hastanesi (İEÜ) Gastroenteroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Ömer Burcak Binicier ve ekibi, 45 yaşındaki Ayşe Karabıyık’ın bağırsağında tespit edilen 6 santimetrelik kolonik kitleyi, ameliyata gerek kalmadan endoskopik submukozal diseksiyon (ESD) yöntemiyle başarıyla temizledi. Kolonoskopi ile ortaya çıktı Yaklaşık 10 yıldır gıda intoleransı ve sindirim sorunları yaşayan Karabıyık, son bir yılda günlük ishal şikayetleri nedeniyle yaşam kalitesinin düştüğünü belirtti. Kolonoskopiden çekinmesi nedeniyle tanı süreci geciken Karabıyık, araştırmalarının ardından Medical Point Hastanesi’ne başvurdu. Doç. Dr. Binicier ve ekibinin yaptığı kolonoskopide, bağırsağın son kısmında yaklaşık 6 santimetre çapında geniş tabanlı bir polip tespit edildi. Patoloji raporunda, kanser bulgusu olmadığı ancak yüksek kanserleşme riski taşıdığı belirlendi. Ameliyatsız tedavi: ESD yöntemi Doç. Dr. Binicier, hastaya açık cerrahi yerine endoskopik submukozal diseksiyon yöntemini önerdi. Yaklaşık üç gün önce gerçekleştirilen işlemle kitle tamamen çıkarıldı. "Patoloji sonuçları da temiz gelirse hastamız ameliyat olmadan bu sorunu geride bırakmış olacak" diyen Binicier, 45 yaşından itibaren her bireyin en az bir kez kolonoskopi yaptırmasının önemine dikkat çekti. "72 saatte hayata döndüm" Operasyon sonrası hızla iyileşen Karabıyık, "O gece biraz zordu ama her gün daha iyi oldum. 72. saatte neredeyse eski enerjime kavuştum. Kolonoskopiden korkmamak gerektiğini yaşayarak öğrendim" dedi.