Son Dakika
|
MİT’ten sınır ötesinde DEAŞ operasyonu: 10 DEAŞ'lı yakalandı!
Türkiye’yi sarsan cinayetlerin faillerinin akıbeti aynı oldu: Mezar yerleri bilinmiyor
Gülistan Doku soruşturmasında firari şüpheli Umut Altaş ABD’de teslim oldu
Grand Kartal Otel yangını davasında istinaf kararı onadı
Özgür Özel ile Kemal Kılıçdaroğlu'nun görüşmesinin detayları netleşti
Cumhurbaşkanı Erdoğan: ''Türkiye enerjide paradigmayı değiştirdi''
CHP Kurultayı davasında ‘mutlak butlan’ kararına yapılan itiraz reddedildi
ABD Dışişleri Bakanı Rubio: "İran ile görüşmelerde bir miktar ilerleme sağlandı"
Manchester United, 2 yıl daha Michael Carrick’e emanet
Hatay’daki sel ve heyelanda 3 kişi hayatını kaybetti, 1 kişi kayıp
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
The Quiet Elegance of Taipei Confucius Temple
İzmit’teki toprak kaymasıyla ilgili proje sorumlularına 279 bin 340 lira para cezası
Ağbaba’nın gözaltına alınan şoförü tutuklandı
Aziz Yıldırım: "Taraftarımızla aramızdaki o sarsılmaz bağı yeniden inşa etmemiz lazım"
Trump, danışmanlarıyla İran’ı görüşecek: "İyi bir anlaşma ihtimali yüzde 50-50"
Dorukhan Büyükışık’ın ölümüyle ilgili 23 tutuklama
Lübnan'da İsrail'in saldırılarında can kaybı 3 bin 123'e yükseldi
"Kuzey Marmara Otoyolu'nda yüzde 70’lere varan trafik yoğunluğu var"
SAĞLIK
Fethiye Kirme ve Kozağaç içme suyu hatları yenileniyor
23 Mayıs 2026 Cumartesi - 19:33:22
MUSKİ Genel Müdürlüğü, Fethiye’nin Faralya Mahallesi Kirme mevkii ile Karaağaç Mahallesi Kozağaç mevkisinde artan nüfus ve özellikle yaz aylarında yükselen su ihtiyacını karşılamak amacıyla içme suyu hat yenileme çalışmalarına başladı. Çalışmalar kapsamında toplam 1.400 metre uzunluğundaki içme suyu hattı yenilenirken, mevcut hatların çapları büyütülerek bölgeye daha yüksek kapasitede su iletimi sağlanacak. Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın, artan nüfusa bağlı olarak bölgenin su ihtiyacını karşılamakta yetersiz kalan içme suyu hatlarının yenilenmesi yönündeki talimatları doğrultusunda yatırımlarını sürdüren MUSKİ Genel Müdürlüğü, çalışmalarına Fethiye’de devam ediyor. Bu kapsamda Faralya Mahallesi Kirme mevkii ile Karaağaç Mahallesi Kozağaç mevkisinde, özellikle yaz aylarında yaşanan nüfus artışının oluşturduğu su ihtiyacı dikkate alınarak 1.400 metre uzunluğundaki içme suyu hattının yenilenmesine başlandı. Çalışmalarla mevcut hatların çapları büyütülerek bölgeye daha yüksek kapasitede ve kesintisiz su sağlanması hedefleniyor. Artan nüfusa karşı altyapı güçlendiriliyor MUSKİ Genel Müdürlüğü ekipleri, Fethiye’nin Kirme ve Kozağaç mevkilerinde içme suyu hat yenileme çalışması başlattı. Yükselen nüfus ve özellikle yaz aylarında yükselen su tüketimine bağlı olarak yaşanan yetersizliklerin giderilmesi amacıyla yürütülen çalışmalarla, bölgenin içme suyu altyapısı daha güçlü hale getirilecek. Çalışmalar kapsamında mevcut içme suyu hatlarının çapı büyütülerek daha yüksek kapasiteli hat sistemine geçilecek. Toplam 1400 metre uzunluğunda gerçekleştirilecek yenileme çalışması sayesinde bölgeye sağlanan su miktarı artırılırken, yaz dönemlerinde yaşanan kesinti sorunlarının da önüne geçilmesi hedefleniyor. Kirme ve Kozağaç mevkilerinde sürdürülen çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte mahallelerin uzun süredir yaşadığı önemli altyapı sorunlarından biri çözüme kavuşacak. Yürütülen içme suyu çalışmalarına ilişkin Özellikle nüfus artışı ve konut sayısındaki yükseliş nedeniyle yaz aylarında yaşanan içme suyu yetersizliği ve kesinti problemlerinin son bulacağını Karaağaç Mahalle Muhtarı Selma Göktepe, "Nüfus artışı ve konut sayısındaki yükseliş nedeniyle özellikle yaz aylarında içme suyu yetersiz kalıyor, sık sık kesintiler yaşanıyordu. Bu sorunu gidermek amacıyla bölgede hatların çapı büyütülerek daha geniş borular döşeniyor. Öncesinde terfi merkezinde de yenileme yapıldı, kapasite artırıldı. Elektrik hattı yetersizdi, o da değiştirilerek güçlendirildi. Şu anda depolarımız MUSKİ ekipleri tarafından yenileniyor. Yapılan çalışmalarla bölgemizdeki su sorunu çözülecek. Bu hizmetlerin hayata geçirilmesinde başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras’a, MUSKİ Genel Müdürümüz Yılmaz Şengül’e, sahada çalışan tüm ekiplere mahallem adına teşekkür ediyorum" dedi.
23 Mayıs 2026 Cumartesi - 19:28
Dalaman Şerefler Mahallesi’nde basınç sorunu giderildi
MUSKİ Genel Müdürlüğü, Dalaman’ın Şerefler Mahallesi Kırcagedire mevkiinde, kullanım ömrünü tamamladığı için sık arızalara ve kesintilere neden olan, vatandaşların parsellerinden geçtiği için müdahaleyi zorlaştıran 3 bin 300 metre uzunluğundaki içme suyu şebeke hattını Dalaman Belediyesi ile koordineli biçimde yol kenarına taşıyarak yeniledi. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın, Muğla’nın her noktasında hatların modernleştirilerek vatandaşlara kesintisiz su sağlanmasına yönelik talimatları doğrultusunda çalışmalarını sürdüren Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü, Dalaman Şerefler Mahallesi’nde projelerini hayata geçirmeye devam ediyor. Proje kapsamında Şerefler Mahallesi Kırcagedire mevkiinde, kullanım ömrünü doldurması nedeniyle sık arızalara sebep olan ve vatandaş arazilerinden geçtiği için müdahaleyi güçleştirerek kesinti sürelerini uzatan 3 bin 300 metre uzunluğundaki içme suyu hattı Dalaman Belediyesi’nin üst yapı çalışmalarıyla ile koordineli olarak yenilendi. Dalaman Belediyesi ile koordineli çalışma MUSKİ Genel Müdürlüğü ekipleri, Dalaman Şerefler Mahallesi Kırcagedire mevkiinde ekonomik ömrünü tamamlayan, sık arıza ve kesintilere neden olan 3.300 metre uzunluğundaki eski şebeke hatlarını modern, dayanıklı ve uzun ömürlü hatlarla yol kenarına alarak yenilendi. Vatandaş arazilerinden geçen eski hatlar arızaların tespitini zorlaştırırken su kesintilerinin süresini ve kayıp-kaçak oranını artırıyor, yetersiz çap nedeniyle de özellikle yüksek kotlara su ulaştırılmasında basınç sorunlarına sebep oluyordu. Yürütülen yenileme çalışmalarının tamamlanmasıyla, uzun süredir devam eden altyapı sorunları giderilirken arızalara daha hızlı müdahale edilebilecek ve hizmet kalitesinin artırılmış olacak. Dalaman Belediyesi’nin üstyapı çalışmalarıyla koordineli şekilde tamamlanan projede ikinci bir müdahaleye gerek kalmadan sorun kalıcı olarak çözüme kavuşturulmuş oldu. Hatların yol güzergahına alınarak yenilenmesi ve çaplarının büyütülmesi sayesinde arızalara daha hızlı müdahale edilecek, aynı zamanda yüksek kotlara su iletimi daha güçlü ve kesintisiz şekilde sağlanacak. Şerefler Mahallesi Muhtar Vekili Ramazan Dönder, "Bu yaz su sıkıntısı yaşanmayacağını düşünüyoruz" Yaz döneminde yaşadıkları kesintilerin, hatların yenilenerek yol kenarına alınmasıyla sona ereceğini belirten Şerefler Mahallesi Muhtar Vekili Ramazan Dönder, "Özellikle yaz döneminde artan su ihtiyacıyla birlikte geçmişte sık sık su kesintileri yaşanıyordu ve bu durum vatandaşlarımızı ciddi şekilde mağdur ediyordu. En önemli sorunlardan biri boru hatlarının tarım arazilerinden geçmesiydi. Bu nedenle arıza durumlarında ekili alanlara giriş zorlaşıyor, özellikle yağışlı ve çamurlu havalarda müdahale daha da güç hale geliyordu ve arızaların giderilme süresi uzuyordu. Şimdi belediyemizin yol çalışmalarıyla birlikte boru hatları yenilenerek yol kenarına alındı. Bu sayede arızalara çok daha hızlı müdahale edilebilecek, vatandaşlarımız açısından çok daha sağlıklı bir süreç oluşacak. Kesintiler azalacak ve arıza durumlarında hızlı çözüm sağlanacak. Boru hatlarının yenilenmesi, güçlendirilmesi ve yol kenarına alınması en büyük avantajımız oldu. MUSKİ ekiplerimiz 7 gün 24 saat sahada çalışarak arızalara çok daha hızlı müdahale edebilecek. Başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Aras’a da bu hizmet anlayışı ve yatırımlardan dolayı teşekkür ediyoruz. MUSKİ Genel Müdürümüz Sayın Yılmaz Şengül’e de teşekkür ediyorum. Yapılan çalışmalar gerçekten çok önemli. Yapılan çalışmalarla birlikte bu yaz döneminde su sıkıntısı yaşanmayacağını düşünüyoruz ve vatandaşlarımız için daha rahat bir dönem olacağına inanıyoruz." diye belirtti. İşletmeler 3. Bölge Daire Başkanı Doğan Ayan, "Arızaları minimuma indirmeyi hedefliyoruz" Yürütülen yenileme çalışmasının bölgedeki kesinti sürelerini en aza düşüreceğini söyleyen İşletmeler 3. Bölge Daire Başkanı Doğan Ayan, " Dalaman ilçemiz Şerefler Mahallesi Kırcagedire mevkiinde, Dalaman Belediyesi Fen İşleri ile koordineli olarak üstyapı çalışmalarından önce altyapı yenileme çalışmalarımızı tamamladık. Yaklaşık 3 bin 300 metre içme suyu hattını vatandaş parsellerinden çıkararak kadastral yollara aldık. Bu çalışmayı yol yapımından önce gerçekleştirdiğimiz için üstyapının tekrar tekrar bozulmasının da önüne geçmiş olduk. İlçe belediyemizle koordineli şekilde altyapı çalışmalarımızı tamamladık. Mevcut hatların parsellerden geçmesi nedeniyle arızaların tespiti ve müdahalesi uzun sürüyordu. Ayrıca çap yetersizliği nedeniyle basınç sorunları yaşanıyordu. Şebeke hattını yol kenarına alarak arızalara daha hızlı müdahale ederek, arızaları azaltıp, basınç ile su kesintisi sorunlarını minimuma indirdik" dedi.
23 Mayıs 2026 Cumartesi - 17:07
Psikologdan uyarı: "Kurban kesimi çocuklara gösterilmemeli"
Çocuklara Kurban Bayramı’nın anlatılmasının çocuğun gelişim dönemine göre değiştiğini belirten Psikolog Enise Öziç, "Kurban kesiminin bir şiddet davranışı olarak değerlendirmesini önlemek adına kurbanın dini bir ritüel olduğunun ve kesim işlemi ya da kan akıtılıyor olmasının bir zevk ve şiddet amacıyla gerçekleştirilmediği çocukla paylaşılmalıdır. Soyut düşünce becerisi henüz gelişmemiş çocuklara ise özellikle kurban kesiminin izletilmemesi önemlidir" dedi. Liv Sağlıklı Yaşam Merkezi’nden Uzman Klinik Psikolog Enise Öziç, Kurban Bayramı’nın çocuklara nasıl anlatılması gerektiği hakkında bilgilendirmede bulundu. Uzman Klinik Psikolog Öziç, "Bayramlar ve bayramlara istinaden yapılan kutlamalar hem çocuklar hem yetişkinler adına bir araya gelme, mutluluğu paylaşma, sosyalleşme ve ziyaretlerle aidiyet ve sevgi bağlarını güçlendirme, kaybedilen insanların kabirlerini ziyaret edebilme ve kültürel ve dini değerlerin devamının sağlanabilmesi gibi birçok açıdan önemli bir işleve sahiptir" diye konuştu. "Hem ibadet hem manevi boyut aktarılmalı" Çocuklara Kurban Bayramı’nın anlatılmasının çocuğun gelişim dönemine göre değiştiğini ifade eden Psikolog Öziç, "Soyut düşünce becerilerinin geliştiği dönemde özellikle 11 yaş ve sonrasında Kurban Bayramı’nın hem ibadet hem manevi boyutu gerekçeleriyle birlikte aktarılabilir. Kurban kesiminin bir şiddet davranışı olarak değerlendirmesini önlemek adına kurbanın dini bir ritüel olduğunun; kesim işlemi ya da kan akıtılıyor olmasının bir zevk ve şiddet amacıyla gerçekleştirilmediği çocukla paylaşılmalıdır. Kurban Bayramı’nın dini boyutuna ve yoksul insanlara yardım gibi sosyal boyutuna değinilmesi önemlidir" şeklinde konuştu. "11 yaşından küçüklere bayramın yardımlaşma boyutu anlatılmalı" 11 yaşından küçük çocukların soyut düşünme beceresinin gelişmediğinin altını çizen Psikolog Enise Öziç, "11 yaşından daha küçük çocuklar ise soyut düşünebilme becerileri açısından yeterli gelişim seviyesinde olmadıkları için bu yaş döneminde daha kısa ve somut ifadeler ile kurban bayramının anlatılması önerilmektedir. Bu yaş dönemi çocuklarda kurban bayramının sosyal ve yardımlaşma yönüne vurgu yapılması yeterlidir. Soyut düşünce becerisi gelişmeyen çocuklara ise özellikle kurban kesiminin izletilmemesi, bu sürecin çocuklardan uzak bir yerde gerçekleştirilmesi önemlidir" ifadelerini kullandı.
23 Mayıs 2026 Cumartesi - 16:25
Uzman Diyetisyen Tuğba Osanmaz uyardı: "Et tüketimi risk oluşturabilir"
Kurban Bayramı’nda artan et tüketimi ve değişen beslenme düzeni sindirim sorunlarından kilo artışına kadar birçok sağlık problemini beraberinde getirebiliyor. Uzman Diyetisyen Tuğba Osanmaz, bayram sofralarında sağlığı korumak için dikkat edilmesi gereken önemli beslenme kurallarını paylaştı. Kurban Bayramı’nın vazgeçilmezi olan et tüketimi, bilinçsiz yapıldığında sağlık açısından bazı riskleri de beraberinde getirebiliyor. Bayram döneminde değişen öğün düzeni ve artan porsiyonlar nedeniyle sindirim sistemi problemleri, kilo artışı ve mide-bağırsak şikayetleri sık görülebiliyor. "Etler, mümkünse 12-24 saat dinlendirildikten sonra tüketilmeli" Uzman Diyetisyen Tuğba Osanmaz, özellikle yeni kesilen etlerin tüketim şekline dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu. Osanmaz, yeni kesilen etlerin sindiriminin daha zor olabileceğini belirterek, etlerin mümkünse 12-24 saat dinlendirildikten sonra tüketilmesinin sindirim sistemi açısından daha uygun olacağını ifade etti. "Et tüketiminin yanında sebze ve salata tüketimi önemli" Porsiyon kontrolünün de bayram döneminde büyük önem taşıdığına dikkat çeken Osanmaz, yüksek protein içeriğine sahip etlerin fazla miktarda tüketilmesinin vücutta yağ depolanmasını artırabileceğini ve kilo kontrolünü zorlaştırabileceğini söyledi. Osanmaz, et tüketiminin yanında sebze ve salata tüketiminin artırılmasını önerdi. Lif açısından zengin besinlerin tokluk süresini uzattığını ve sindirim sistemini desteklediğini belirten Osanmaz, özellikle sebze ağırlıklı destekleyici öğünlerin önemine vurgu yaptı. Pişirme yöntemlerine dikkat Bayram sofralarında pişirme yöntemlerinin de sağlık açısından önemli olduğuna dikkat çeken Osanmaz, kızartma ve kavurma yerine haşlama, ızgara veya fırında pişirme yöntemlerinin tercih edilmesini önerdi. Tatlı tüketimi konusunda da ölçülü olunması gerektiğini söyleyen Osanmaz, ağır şerbetli tatlılar yerine sütlü veya meyveli alternatiflerin tercih edilmesinin daha sağlıklı bir seçim olacağını belirtti. Uzman Diyetisyen Tuğba Osanmaz, bayram döneminde küçük ama etkili beslenme alışkanlıklarıyla hem bayram sofralarının keyfinin çıkarılabileceğini hem de sağlığın korunabileceğini vurguladı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
21 Mayıs 2026 Perşembe- 15:45
İstanbul’dan Muş’a robotik operasyon
2
23 Mayıs 2026 Cumartesi- 12:24
Her yıl milyonlarca kişiyi etkiliyor: "Giderek sigara kullanımlarımız artıyor, başlama yaşı düşüyor"
3
23 Mayıs 2026 Cumartesi- 10:53
Elazığ’da salgın alarmı: Valilik açıkladı, uzman doktor uyardı
4
22 Mayıs 2026 Cuma- 11:23
37 yaşında hayatını kaybeden beyin cerrahına gözyaşlarıyla veda
5
23 Mayıs 2026 Cumartesi- 10:02
Emekli olan 43 yıllık doktora veda
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 10:55
Akondroplazili çocuklar için umut olan tedavi artık SGK kapsamında
Akondroplazi nedeniyle ciddi boy kısalığı ve birçok sağlık sorunuyla mücadele eden çocuklar için umut olan hedefe yönelik ilaç, Sosyal Güvenlik Kurumunca (SGK) geri ödeme kapsamına alındı.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 10:54
"Yaz içecekleri ömrü kısaltıyor"
Pek çok faktör yaşam süresi üzerinde etkili oluyor. Gerek genetik miras gerekse yaşam tarzı alışkanlıkları sağlığı da hastalığı da beraberinde getiriyor. Özellikle de havaların ısındığı son günlerde serinlemek amacıyla tüketilen içecekler tehlikeli olabiliyor. Uzm. Dr. Burak Uzel, özellikle beslenme biçiminin uzun yaşam sürelerinde olumlu etkilerde bulunduğunu söyledi. Ultra işlenmiş gıdaların sağlık üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu ifade eden Medicana Ataköy Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Burak Uzel, "Ultra işlenmiş gıdalardan (UPG) kaçış, uzun ömre açılan kapıdır. Avrupa Kardiyoloji Derneği’nin yayınladığı bir araştırmada günlük beslenmede ultra işlenmiş gıdaların payındaki her yüzde 10’luk artış, kalp damar hastalığı riskini yüzde 12 oranında artırmaktadır. Bu da ömür süresi üzerinde olumsuz etkilere yol açmaktadır. Dünya çapında binlerce kişi üzerinde yapılan araştırmaların meta-analizi, ultra işlenmiş gıdaların (hazır paketli atıştırmalıklar, bisküviler, şekerli içecekler ve hazır çorbalar) kalp sağlığı üzerindeki yıkıcı etkisini rakamlarla ortaya koymaktadır. İncelenen 13 büyük çalışmanın 9’u, yüksek oranda işlenmiş gıda tüketiminin kardiyovasküler ölüm riskini yüzde 9 ile yüzde 65 arasında artırdığını kanıtlamaktadır. Bu gıdalar, koroner kalp hastalığı riskini yüzde 13, beyin damar hastalıkları (felç) riskini ise yüzde 11 oranında tetiklemektedir" dedi. Katkı maddeleri biyolojiyi bozuyor Avrupa Kardiyoloji Derneği’nin hazırladığı raporun en dikkat çekici bulgularından birinin, ultra işlenmiş gıdaların zararının genel diyet kalitesinden bağımsız olması olduğuna değinen Uzm. Dr. Burak Uzel, "Yani, kişi sağlıklı gıdalar tüketse bile, araya karışan ultra işlenmiş ürünler vücuttaki enflamasyonu ve damar sertliğini tetiklemeye devam etmektedir. Mesele sadece kalori almak değil; bu gıdaların içindeki endüstriyel katkı maddeleri ve işleme süreçlerinde ortaya çıkan yeni bileşikler biyolojimizi bozmaktadır. Sağlığımızı kaybettikten sonra zayıflama iğneleriyle çözüm aramak yerine, sorunun kaynağına inmek önemlidir" şeklinde konuştu. Geleneksel mutfağa dönün Hastalara sadece "tuz ve yağı azalt" demesinin yeterli olmadığını kaydeden Uzm. Dr. Burak Uzel, "Artık kişilere "işlenmiş gıdalardan uzak dur" tavsiyesi vermek de gerekir. Bu tavsite hayati bir klinik müdahale olarak öne çıkmaktadır. Özellikle de yaz ayları yaklaşırken serinlemek adına içilen içeceklerin işlenmiş gıdalar arasında yer aldığını ve tehlikeli olabileceğini söyleyen Uzm. Dr. Burak Uzel, "Iced Latte masum görünebilir ama içine eklenen şuruplar bazen bir öğünlük şeker ihtiyacını tek bardakta almanıza neden olur. Meyvenin lifinden ayrılmış, sadece şekerli suyunun (fruktoz) içilmesi karaciğeri doğrudan yorar. Enerji içecekleri ve gazlı içecekler hem yüksek şeker hem de kafein içeriğiyle kalp ritmini bozabilir. Bunun yanında milkshake gibi içecekler ultra işlenmiş şeker ve gıda kaynakları arasındadır. Bu süreçlerde içine nane, limon veya salatalık dilimleri atılmış doğal maden suları veya ev yapımı, şekersiz soğuk bitki çayları en güvenli limandır. Karmaşık diyet listeleri yerine, geleneksel Türk ev yemeklerine ve tencere yemeklerine geri dönmek önemlidir. İçeriğinde beşten fazla malzeme olan ve ev mutfağında bulunmayan kimyasallar içeren paketli ürünlerden kaçınmak gerekir. Çok hızlı ulaşılan ve hızlı tüketilen "hazır" gıdalar, yaşam süresini de aynı hızla kısaltmaktadır" diye görüş verdi.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 10:50
Bayburt’ta üniversite öğrencilerine bağımlılıkla mücadele anlatıldı
Bayburt’ta üniversite öğrencilerine yönelik düzenlenen konferansta, gençlere bağımlılıklardan uzak, bilinçli ve sağlıklı yaşamın önemi anlatıldı. Yeşilay Bayburt Şubesi ve Genç Yeşilay Topluluğu iş birliğinde, ’Sağlıklı Gelecek İçin Bağımsız Yaşam’ konulu konferans düzenlendi. Programda, bağımlılıkla mücadelede izlenecek yol haritası, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve gençlerin zararlı alışkanlıklardan korunması konuları ele alındı. Konferansta, gençlerin fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden sağlıklı bir yaşam sürdürebilmeleri için bağımlılık risklerine karşı bilinçli hareket etmeleri gerektiği vurgulandı. Programda, sağlıklı bir gelecek için gençlerin bilinçlendirilmesinin önem taşıdığı ifade edildi.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 10:43
Uzmanından uyarı: "Akciğer nodülünü görmezden gelmek hayatı riske atabilir"
Liv Hospital Ankara Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ülkü Yılmaz, akciğerde saptanan bir nodülü görmezden gelmenin riski ortadan kaldırmadığına ve erken teşhisin hayat kurtardığına dikkati çekti. Akciğerde saptanan bir nodülü görmezden gelmenin riski ortadan kaldırmadığının altını çizen Liv Hospital Ankara Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ülkü Yılmaz, uyarılarda bulundu. Yılmaz, "Ancak doğru değerlendirme ve düzenli takip, ciddi hastalıkların erken teşhisinde kritik rol oynar. Sigara içiyor olmak bir sağlık sorumluluğu oluşturmalıdır. Akciğerdeki nodülü görmezden gelmek riski yok etmez, ancak erken teşhis etmek hayat kurtarır" dedi. "Düşük doz bilgisayarlı tomografi ile daha erken tespit ediliyor" Akciğerde saptanan nodüllerin günümüzde özellikle düşük doz bilgisayarlı tomografi (BT) kullanımının yaygınlaşması ile daha sık tespit edildiğinin altını çizen Prof. Dr. Yılmaz, "Akciğer nodülü (pulmoner nodül), akciğer dokusu içerisinde görülen, genellikle 3 santimetreden küçük, yuvarlak veya oval oluşumlardır. Bu nodüllerin çok büyük bir kısmı iyi huylu nedenlere bağlı olsa da bazı durumlarda akciğer kanserinin ilk belirtisi olabilir" ifadelerine yer verdi. "Genelde belirti vermiyor" Akciğer nodüllerinin genelde belirti vermediğini ve sıklıkla başka nedenlerle yapılan görüntüleme yöntemlerinde tesadüfen ortaya çıktığını dile getiren Yılmaz, "Tespit edilen nodülün akciğerde yerleşim yeri, boyutu, kenar yapısı, şekli, büyüme hızı, hastanın meslek ve aile geçmişi, sigara öyküsü gibi risk faktörleri değerlendirilerek ileri inceme gerekip gerekmediğine karar verilir. Bu değerlendirmeler doğrultusunda nodül takip edilir, ileri inceleme yapılır veya cerrahi girişim önerilir" şeklinde konuştu. Tanı ve tedavide doğru yaklaşım önemli Pulmoner nodül saptandığında her nodülün kanser anlamına gelmediğinin de altını çizen Prof. Dr. Yılmaz, "Enfeksiyonlar, geçirilmiş tüberküloz hastalığına bağlı eski görünümler, iyi huylu tümörler veya inflamatuvar hastalıklar nodül oluşumuna neden olabilir" dedi. Risk grubundakiler dikkatli olmalı Prof. Dr. Yılmaz, hangi durumlarda dikkatli olunması gerektiğini ise şöyle anlattı: "Sigara kullananlar veya geçmişte uzun süreli sigara öyküsü olanlar, ailede akciğer kanseri öyküsü olanlar, ileri yaştakiler ile nodül boyutu büyük veya düzensiz kenar yapısına sahip olanlar veya zaman içerisinde nodülü büyüme gösterenler dikkatli olmalıdır." Akciğer kanserinin erken dönemde tespit edildiğinde tedavi başarısının da belirgin şekilde arttığını sözlerine ekleyen Prof. Dr. Yılmaz, bu nedenle risk grubundaki kişilerin düzenli kontrollerini aksatmamasının önem taşıdığını söyledi. "Masum diye takip etmeyi bırakmamak gerekiyor" Tanı ve tedavi sürecinde nodülün özellikleri doğrultusunda bilgisayarlı tomografi, PET-CT, gerektiğinde biyopsi yöntemlerinin kullanılabildiğini veya hastanın sadece takibe alınabildiğine işaret eden Prof. Dr. Yılmaz, "Sonuç olarak pulmoner nodüller çoğu zaman masum olabilir ancak doğru değerlendirme ve düzenli takip, ciddi hastalıkların erken teşhisinde kritik rol oynar. Sigara içiyor olmak bir sağlık sorumluluğu oluşturmalıdırı. Akciğerdeki nodülü görmezden gelmek riski yok etmez, ancak erken teşhis etmek hayat kurtarır" diyerek açıklamalarını sonlandırdı.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 10:37
Nöromodülasyon sempozyumu Ankara’da gerçekleştirildi
Türk Nöroloji Derneği Nöromodülasyon Çalışma Grubu tarafından düzenlenen 4. Nöromodülasyon Sempozyumu 9-10 Mayıs 2026 tarihlerinde Ankara’da Nöroteknoloji Mükemmeliyet Ortak Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde (NÖROM) yapıldı. Düzenleme Kurulu Başkanlığını Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji AD. Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Cengiz’in yaptığı sempozyumda, ülkenin dört bir yanından, farklı disiplinlerden gelen bilim insanları nörolojinin ve nörobilimin popüler alanı nöromodülasyon konusunu tartışmak, bilgi paylaşımında bulunmak ve konu ile ilgili pratik uygulamalara katılmak üzere buluştu. Nöromodülasyonun temel prensiplerinden ileri teknolojiye, tedaviye dirençli hastalıklar için yeni yaklaşımlardan etik sorunlara kadar geniş bir yelpazede konuların ele alındığı sempozyumun ardından değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Bülent Cengiz, "Beyin uyarısı, nöroplastisite gibi genel konular dışında konuşmacılar kendi çalışmalarının bulduklarını da paylaştılar. İki değişik duyusal uyaranın beyinde nasıl işlendiğine ait çalışmanın sonuçları bu işleme sürecinin şizofreni ve yaşlılarda uzadığını gösteriyordu. Migren hastalarında duyusal işletmenin hangi mekanizmalarla bozulduğunu gösteren çalışmaların sunulduğu konuşmalar yapıldı. Araştırmacılar fibromyalji hastalığında rTMS etkinliğini araştırdıkları çalışmayı paylaştılar. Katılımcıların araştırma ağları kurarak ayrıldıkları sempozyumun ülkemizde nöromodülasyon alanındaki birikime katkı sağladığına inanıyoruz" dedi. Ankara’da düzenlenen 4. Nöromodülasyon Sempozyumu’nun organizasyonunu gerçekleştiren Burkon Turizm Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Eker de, "Burkon Turizm olarak kongreler ve sempozyumlar düzenlerken, tıp bilimine de katkı sağlıyor olmaktan mutluyuz" şeklinde konuştu.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 10:16
Dış gebelikte erken müdahale hayat kurtarıyor
Medicana Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Gültekin Koçun, gebeliğin başında özellikle tek taraflı ağrı ve beklenmedik kanama gibi belirtilerin ciddiye alınması gerektiğini vurgulayarak, dış gebelikte erken tanının cerrahi müdahaleyi önleyebileceğini ve yaşamı koruduğunu belirtti. Dış gebelik, çoğu zaman sıradan bir gebelik süreci gibi başlayıp kısa sürede hayati risk oluşturan bir tabloya dönüşebiliyor. Özellikle erken dönemde fark edilmeyen vakalarda, iç kanama ve şok gibi ciddi komplikasyonlar gelişebiliyor. Medicana International İzmir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gültekin Koçun, adet gecikmesiyle birlikte ortaya çıkan ağrı ve kanama gibi belirtilerin hafife alınmaması gerektiğini vurguladı. Op. Dr. Gültekin Koçun, dış gebeliğin döllenmiş yumurtanın rahim yerine çoğunlukla fallop tüplerine yerleşmesiyle geliştiğini belirterek, bu durumun erken fark edilmemesi halinde ciddi sonuçlara yol açabileceğine dikkat çekti. Op. Dr. Gültekin Koçun, "Normal bir gebelikte döllenmiş yumurta tüplerden geçerek rahim içine yerleşir. Ancak dış gebelikte bu süreç bozulur ve embriyo rahim dışında gelişmeye başlar. Bu durum erken dönemde tespit edilmezse tüp yırtılması ve iç kanama gibi hayatı tehdit eden komplikasyonlar ortaya çıkabilir" dedi. İlk belirtileri karıştırılabiliyor Dış gebeliğin en tehlikeli aşamasının tüp yırtılması olduğunu belirten Op. Dr. Gültekin Koçun, "Embriyo büyüdükçe yerleştiği tüpü gerer ve bir noktadan sonra tüp yırtılabilir. Bu durumda karın içine ani ve yoğun bir kanama başlayabilir. Müdahale edilmezse hasta kısa sürede şoka girebilir. Özellikle gebeliğin 5 ile 10’uncu haftaları arasında risk belirgin şekilde artar ve her geçen saat hayati tehlikeyi büyütebilir" ifadelerini kullandı. Dış gebeliğin ilk belirtilerinin çoğu zaman normal gebelikle karıştırılabildiğini söyleyen Op. Dr. Gültekin Koçun, şu uyarıda bulundu: "Adet gecikmesi, tek taraflı kasık ağrısı ve vajinal kanama en sık görülen bulgulardır. Ancak gebelik testi yine pozitif çıkacağı için bu durum çoğu zaman gözden kaçabilir. İlerleyen süreçte omuz ağrısı, baş dönmesi ve bayılma gibi belirtiler ortaya çıkarsa bu durum iç kanamanın başladığını gösterebilir ve acil müdahale gerektirir." Her dış gebelik ameliyat gerektirmez Tedavi sürecinin hastaya göre değiştiğini belirten Op. Dr. Gültekin Koçun, erken tanının cerrahi ihtiyacını azaltabildiğini söyledi. Op. Dr. Gültekin Koçun, "Her dış gebelik ameliyat gerektirmez. Erken dönemde yakalanan birçok vakada ilaç tedavisiyle süreç kontrol altına alınabilir. İlaç, gebelik dokusunun büyümesini durdurur ve vücut tarafından emilmesini sağlar. Ancak tüp yırtılması, şiddetli kanama ya da tedaviye yanıt alınamayan durumlarda cerrahi müdahale kaçınılmaz hale gelir" diye konuştu. Tanı sürecinin dikkat ve titizlik gerektirdiğini vurgulayan Op. Dr. Gültekin Koçun, "Sağlıklı bir gebelikte Beta-HCG hormonu her 48 saatte yaklaşık iki katına çıkar. Eğer bu artış beklenenden yavaşsa ya da duruyorsa dış gebelik şüphesi artar. Ayrıca belirli bir hormon seviyesine rağmen rahim içinde gebelik kesesi görülmüyorsa mutlaka dış gebelik araştırılmalıdır" dedi. Gecikme hayati riskleri katlayabilir Dış gebelikte en büyük riskin tanı ve tedavide gecikme olduğunu belirten Op. Dr. Gültekin Koçun, "Gecikilen vakalarda tüp yırtılması sonucu şiddetli iç kanama gelişebilir. Bu durum hemorajik şoka yol açabilir ve hastanın hayatını tehdit eder. Ayrıca tüpün alınması gerekebilir, bu da gelecekteki gebelik şansını azaltabilir. Bunun yanında enfeksiyon ve yapışıklıklar da ilerleyen dönemde kısırlığa neden olabilir" ifadelerini kullandı. Dış gebelik geçiren kadınlarda tekrar riskinin arttığını belirten Op. Dr. Gültekin Koçun, sözlerini şöyle tamamladı: "Bir kez dış gebelik geçiren kadınlarda tekrar riski yaklaşık yüzde 10-15 civarındadır. Adet gecikmesi yaşanır yaşanmaz doktora başvurulmalı ve gebeliğin rahim içinde olduğu erken dönemde doğrulanmalıdır."
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 09:48
İç organları ters yerleşimli olan hastaya akciğer ameliyatı yapıldı
DENİZLİ (İHA) – Denizli’de iç organları ters yerleşimli olan yaşlı kadın, gerçekleştirilen başarılı akciğer operasyonu sayesinde sağlığına kavuştu. Denizli’de Göğüs Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Öztürk tarafından gerçekleştirilen operasyonla, iç organları ters yerleşimli olan ve akciğer kanseri teşhisi konulan hasta sağlığına kavuştu. Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Öztürk, 59 yaşındaki kadın hastaya ilişkin süreci şu sözlerle anlattı: "Hastamız akciğerinde fark edilen bir leke nedeniyle kliniğimize başvurdu. Yaptığımız ileri tetkikler sonucunda bu lekenin akciğer kanseriyle uyumlu bir kitle olduğunu tespit ettik. Ancak hastamızı özel kılan durum, tüm iç organlarının ters yerleşimli olmasıydı. Tıpta ‘situs inversus totalis’ olarak adlandırılan bu durum oldukça nadir görülmektedir ve yaklaşık her 50 bin kişiden birinde karşımıza çıkar. Situs inversus totalis durumunda organlar ayna görüntüsü şeklinde yer değiştirdiği için cerrahi sürecin daha karmaşık hale geldiğini söyleyebilirim. Bu nedenle ameliyat planlamasını standart vakalara göre çok daha dikkatli yapıyoruz. Ayrıca literatüre baktığımızda, bu durumla birlikte akciğer kanseri görülen vaka sayısının oldukça sınırlı olduğunu görüyoruz." "Doğru planlamayla başarılı sonuçlar elde etmek mümkün" Ameliyat sürecine ilişkin bilgi veren Öztürk, "Tüm bu anatomik farklılıklara ve hastamızın eşlik eden kronik hastalıklarına rağmen ameliyatımızı başarıyla gerçekleştirdik. Kanserli akciğer lobunu, yani lobektomiyi sorunsuz şekilde çıkardık. Operasyon sırasında herhangi bir komplikasyonla karşılaşmadık. Hastamızın ameliyat sonrası takibi sorunsuz ilerledi ve sağlığına kavuşarak taburcu edildi. Bu tür nadir vakalarda doğru planlama ve deneyimli bir ekip ile başarılı sonuçlar elde edilebileceğini bir kez daha görmüş olduk" ifadelerini kullandı.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 09:42
Meslekte 36’ıncı yılını tamamlayan hemşirelere plaket takdim edildi
Atatürk Devlet Hastanesi’nde "12-18 Mayıs Hemşireler Haftası" kapsamında gerçekleştirilen kutlama programında, meslek hayatında 36’ıncı yılını tamamlayan hemşirelere palket takdim edildi. Program saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başladı. Program kapsamında meslekte 36. yılını tamamlayan hemşirelere, sağlık hizmetlerine sundukları özverili katkılar ve emeklerinden dolayı teşekkür plaketleri takdim edildi. Ayrıca hastane çalışanlarının mesleki başarılarının desteklenmesi, çalışan motivasyonunun artırılması, etkin iletişim ve ekip uyumunun güçlendirilmesi ile güvenli çalışma kültürünün geliştirilmesi amacıyla düzenlenen başarı ödülleri kapsamında; Anestezi ve Reanimasyon Yoğun Bakım Birimi, Radyoloji Birimi, Kardiyoloji Servisi, Nöroloji Yoğun Bakım ve Evde Sağlık Hizmetleri Birimlerine başarı ödülleri takdim edildi. İl Sağlık Müdürü Dr. Eser Şenkul, Aydın’da sağlık alanında önemli bir dönüşüm ve hareketlilik yaşandığını belirterek, sağlık yatırımlarıyla birlikte hizmetlerin daha güçlü mekanlarda sürdürüleceğini ifade etti. Programda Aydın Yüksel Yalova Güzel Sanatlar Lisesi öğrencileri tarafından gerçekleştirilen müzik konseri de büyük beğeni aldı. Günün anısına yaptırılan pasta İl Sağlık Müdürü Şenkul ve personellerimiz tarafından kesilirken program verilen ikramlar ile sona erdi.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 09:38
Kronik ağrılarda yeni nesil yaklaşım
DENİZLİ (İHA) – Denizli Özel Egekent Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Erhan Özfidan, MLS Milenyum Robotik Lazer Tedavisinin yüksek enerjili lazer ışınlarıyla derin dokulara ulaşarak, ağrı kontrolü ve doku iyileşmesini desteklediğini belirtti. Derin dokulara ulaşabilen yüksek yoğunluklu lazer teknolojisiyle uygulanan MLS Milenyum Robotik Lazer Tedavi, kas ve eklem ağrılarında kullanılan modern fizik tedavi yöntemleri arasında yer alıyor. Egekent Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Erhan Özfidan, MLS Milenyum Robotik Lazer Tedavisi hakkında bilgi verdi. "Derin dokulara etki ediyor" MLS Milenyum Robotik Lazer Tedavinin, ödem ve inflamasyonu azaltabildiğini ifade eden Uzm. Dr. Özfidan, kan dolaşımını artırarak kas spazmlarının gevşemesine yardımcı olabildiğini söyledi. Derin dokulara ulaşabilen yapısı sayesinde klasik lazer uygulamalarına göre daha güçlü etki gösterebildiğini kaydeden Özfidan, "MLS Milenyum Robotik Lazer Tedavisi doku onarım sürecini destekliyor. Bel ve boyun fıtığı, kas, tendon yaralanmaları, eklem ağrıları ve kireçlenme, omuz sıkışma sendromu, tenisçi dirseği, topuk dikeni, fibromiyalji ve spor yaralanmaları gibi birçok rahatsızlıkta MLS Milenyum Robotik Lazer Tedavisini kullanılabiliyoruz. Uygulama, ağrılı bölgeye lazer başlığıyla yapılıyor. Tedavi seansları genellikle 5 ila 10 dakika sürüyor. Seans sayısını hastalığın durumuna göre belirleyebiliyoruz. Çoğu zaman 5 ila 10 seanslık programlar planlanıyor. Uygulama sırasında hafif sıcaklık hissedilebiliyor" dedi. "Her hastada uygun olmayabiliyor" MLS Milenyum Robotik Lazer Tedavisinin her hasta için uygun olmayabileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Özfidan, gebelikte karın bölgesine, aktif kanser alanlarına, göz çevresine ve aktif enfeksiyon ya da açık yara bulunan bölgelere uygulama yapılmaması gerektiğini keydedrek, şu uyarılarda bulundu: "Kanama bozukluğu bulunan bazı hastalarda ise dikkatli değerlendirme yapılması önem taşıyor. MLS Milenyum Robotik Lazer Tedavisi genellikle egzersiz ve diğer rehabilitasyon yöntemleriyle birlikte planlandığı için kişiye özel fizik tedavi programları tedavi sürecinde önemli rol oynayabiliyor"
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 09:30
GAÜN Hastanesi’nde ‘Hemşireler Haftası’ coşkuyla kutlandı
Gaziantep Üniversitesi Hastanesi’nde 12-18 Mayıs Hemşireler Haftası kapsamında anlamlı bir program düzenlendi. Etkinlikte hemşireler arasında bilgi ve karaoke yarışması düzenlenirken, yarışmalarda dereceye giren katılımcılara hediyeleri takdim edildi. Karaoke yarışmasının jüri üyeleri arasında GAÜN Türk Müziği Devlet Konservatuvarı Öğretim Görevlisi Yılmaz Kılınç da yer aldı. Renkli anlara sahne olan program, meslektaş dayanışmasını ve ekip ruhunu pekiştirdi. Programda konuşan GAÜN Hastanesi Müdürü Zülfiye Çiftçi, hemşireliğin yalnızca bir meslek değil; fedakârlık, sabır, merhamet ve insan hayatına adanmışlığın simgesi olduğunu vurguladı. Uluslararası Hemşireler Birliği’nin 2026 yılı teması olan "Bizim hemşirelerimiz, bizim geleceğimiz. Güçlendirilmiş hemşireler hayat kurtarır" ifadesine dikkat çeken Çiftçi, hemşirelerin sağlık sisteminin temel yapı taşlarından biri olduğunu belirtti. Hemşirelerin sadece bakım veren değil; aynı zamanda bilimsel gelişmeleri takip eden, hasta güvenliğini sağlayan ve sağlık hizmetlerinin kalitesini yükselten profesyoneller olduğuna değinen Çiftçi, "Bir hastanın elini tutmanın ve ona ‘yanındayım’ demenin yerini hiçbir teknoloji alamaz" ifadelerini kullandı. GAÜN Hastanesi Başhekim Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Latif Yılmaz ise konuşmasında hemşireleri "büyük bir aile" olarak gördüğünü belirterek, meslek hayatı boyunca hemşirelerle omuz omuza çalıştığını ifade etti. Yılmaz, "Bir hastanenin gerçek gücü cihazları değil, insanlarıdır. O insanların en önemli kısmı da hemşirelerdir" dedi. Yılmaz ayrıca pandemi ve deprem süreçlerinde hemşirelerin gösterdiği özveriye dikkat çekerek, bu mesleğin sabır, fedakârlık ve adanmışlığın adı olduğunu vurguladı. Konuşmasının sonunda hemşirelerin Hemşireler Haftası’nı kutlayan Yılmaz, eşine de çiçek takdim ederek Anneler Günü ve Hemşireler Haftası’nı birlikte kutladı. Programa hastane başhekim yardımcıları, hastane müdürleri, müdür yardımcıları ve çok sayıda hemşire katılım sağladı. Renkli anlara sahne olan program pasta kesimiyle sona erdi.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 09:23
Beynimiz 30’lu yaşlarda küçülmeye başlıyor
Nörolog Doç. Dr. Mustafa Seçkin, beynin 30’lu yaşlardan itibaren küçülmeye başladığına dikkat çekerek, Alzheimer’a karşı en etkili korunma yönteminin "bilişsel rezervi artırmak" olduğunu söyledi. Doç. Dr. Seçkin, "Sosyal olarak aktif olmak, müzik enstrümanı çalmak, spor yapmak, iyi beslenmek, kaliteli uyumak bilişsel rezervi arttırırken, tembel ve sedanter bir yaşam, kötü uyku ve kötü beslenme alışkanlıkları, alkol ve sigara kullanımı, stres ve hava kirliliği, tarım zehirleri gibi çevresel toksinler bilişsel rezervin azalmasına yol açar" dedi. Acıbadem Kent Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Seçkin, davranış nörolojisi ve sağlıklı yaşlanma konusunda önemli açıklamalarda bulundu. Davranış nörolojisinin; beyin hasarı ve nörolojik hastalıkların davranış, bellek ve diğer bilişsel işlevler üzerindeki etkilerini inceleyen bir alt uzmanlık alanı olduğunu ifade eden Seçkin, "Bellek, dikkat, konuşma, anlama, planlama, karar verme gibi işlevlerin yanı sıra kişilik değişiklikleri ve duygudurum bozuklukları da bu alanın kapsamındadır. Özellikle yaşlı bireylerde yeni ortaya çıkan davranışsal değişimler ciddiye alınmalıdır" diye konuştu. "Yaşam süresi uzadı, ancak kalite aynı oranda artmadı" Tıptaki gelişmeler sayesinde 90-100 yaşın artık olağan hale geldiğini belirten Doç. Dr. Seçkin, "Hatta yeni hedef 150 yaş. Ancak uzun yaşam süresine aynı ölçüde yaşam kalitesi ekleyemedik. Bunun en önemli nedenlerinden biri Alzheimer ve benzeri nörodejeneratif hastalıklar." dedi. Demans ile Alzheimer’ın sıkça karıştırıldığını vurgulayan Seçkin, demansın ilerleyici bilişsel bozukluk tablosu olduğunu, Alzheimer hastalığının ise demansa en sık yol açan hastalık olduğunu kaydetti. Alzheimer sinsi ve yavaş ilerliyor Alzheimer hastalığında beyinde anormal amiloid ve tau proteinlerinin biriktiğini belirten Seçkin, bu sürecin 10-20 yıl gibi uzun bir dönemde yavaş yavaş ilerlediğini ifade etti. İleri evrede hasarın geri döndürülemediğine dikkat çeken Seçkin, bu yüzden erken tanının hayati önem taşıdığını kaydetti. Unutkanlık ve kafa karışıklığının her zaman Alzheimer anlamına gelmediğini belirten Seçkin; beyin tümörleri, enfeksiyonlar, hidrosefali, beyin-damar hastalıkları ve COVID sonrası gelişen beyin sisi gibi farklı nedenlerin de benzer belirtilere yol açabileceğini söyledi. 60’lı yaşlar bilgeliğin zirvesi Yaş almanın sadece olumsuz yönleri olmadığını dile getiren Seçkin, sözlerini şöyle sürdürdü: "Beynimiz 30’lu yaşlardan itibaren küçülmeye başlar. Bu da yaşlanmanın olumsuz etkilerini, özellikle 60 yaşından itibaren yaşamamıza neden olur. Bu yaş grubunda beyin-damar hastalıkları, hipertansiyon, diyabet gibi hastalıkların da beyin üzerindeki olumsuz etkileri belirginleşmeye başlar. Öte yandan 60’lı yaşlar beynin sinaptik yoğunluğunun en yüksek olduğu dönemdir. Sinaptik bağlantıların yoğunluğu yaşla beraber artan bir bilişsel rezerve sahip olmamıza yardımcı olur. Bu bilişsel rezerv çevresel ve diğer biyolojik faktörlerden de etkilenir. Ancak bu yaşlarda beynimiz en yüksek muhakeme gücüne ulaşır. Hafif unutkanlık eşlik etse de, bilgelik 60’lı yaşlardan itibaren ortaya çıkar. Sosyal olarak aktif olmak, müzik enstümanı çalmak, spor yapmak, iyi beslenmek, kaliteli uyumak bilişsel rezervi arttırırken, tembel ve sedanter bir yaşam, kötü uyku ve kötü beslenme alışkanlıkları, alkol ve sigara kullanımı, stres ve hava kirliliği, tarım zehirleri gibi çevresel toksinler bilişsel rezervin azalmasına yol açar. " Alzheimer’dan sonra en sık neden: Lewy cisimcikli demans Öte yandan Alzheimer’dan sonra demansa en sık neden olan hastalığın Lewy cisimcikli demans olduğunu belirten Seçkin, bu hastalığın Parkinson’a benzer bulgular gösterebildiğini söyledi. Yürüme bozuklukları, titreme, düşmeler ve REM uykusu davranış bozukluğunun tipik belirtiler arasında yer aldığını kaydetti. 65 yaş altında ise en sık görülen demans tipinin frontotemporal demans olduğunu belirten Seçkin, bu hastalarda kişilik ve davranış değişikliklerinin ön planda olduğunu ifade etti. Risk faktörlerine dikkat Genetik yatkınlığın önemli olduğunu belirten Seçkin; hareketsizlik, sosyal izolasyon, kötü beslenme, alkol tüketimi, düşük eğitim düzeyi ve hava kirliliğinin Alzheimer riskini artırdığını söyledi. Seçkin, işitme ve görme kaybının tedavi edilmemesinin de riski yükselttiğini belirtti. Egzersiz beyni onarıyor Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Seçkin, fiziksel egzersizin beyin sağlığı üzerindeki etkisine de dikkat çekti. Seçkin, "Kardiyovasküler egzersiz ile direnç egzersizlerinin birlikte uygulanması, Alzheimer’ın ilerlemesini en etkili şekilde yavaşlatan yöntemdir. Egzersiz sırasında kaslardan salgılanan bazı moleküller beyin onarımına katkı sağlar." dedi. Yaşam tarzı değişiklikleri ile ilaç tedavisinin birlikte yürütülmesinin başarıyı artırdığını ifade eden Seçkin, yeni geliştirilen anti-amiloid ilaçların hastalığın patolojisini hedef aldığını ve genetik tedaviler konusunda da umut verici gelişmeler yaşandığını sözlerine ekledi.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 09:10
Kofçaz köylerinde KKKA ve kist hidatik hastalığı eğitimi
Kırklareli’nin Kofçaz ilçesinde köylülere kist hidatik ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı hakkında eğitim verildi. Kofçaz Toplum Sağlığı Merkezi personeli, Kocatarla, Devletliağaç, Malkoçlar, Yukarı Kanara ve Tastepe köylerinde giderek, vatandaşlara kist hidatik ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalıkları hakkında geniş bilgiler verip, korunma yöntemlerini anlattı. Havaların ısınmasıyla birlikte Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde yeniden görülmeye başlayan KKKA vakaları endişe oluştururken, uzmanlar özellikle Kurban Bayramı öncesi kırsal alanlara gidecek vatandaşlara uyarılarda bulundu. Ölümcül seyredebilme riski bulunan hastalığa karşı kene temasının hayati önem taşıdığı belirtilirken, vatandaşların açık renkli kıyafet tercih ederek keneyi erken fark etmesi, dış ortamdan döndükten sonra vücutlarını detaylı şekilde kontrol etmesi ve kene tutunması durumunda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurması gerektiği vurgulandı. Uzmanlar, Kist Hidatik ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalıklarıyla ilgili şu bilgileri verdi: "Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, keneler tarafından taşınan Bunyaviridae ailesine bağlı Nairovirüs grubuna ait bir virüsle oluşan ateş, halsizlik, iştahsızlık, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma, ishal ve ağır vakalarda kanama gibi tanılar ile seyrederek ölümlere neden olabilen zoonotik (hayvanlardan insanlara bulaşan) karakterli bir enfeksiyon hastalığıdır. Özellikle karaciğer ve akciğer gibi organlarda yerleşen kist hidaktik, hayvanlardan insanlara bulaşabilen paraziter bir hastalıktır. Etkeni, Echinococcus granulosus isimli bir şerit solucanıdır. Dünya genelinde özellikle hayvancılıkla uğraşılan bölgelerde yaygın olan bu hastalık, zoonotik yani hayvan kaynaklı enfeksiyonlar arasında yer alır. İnsanlar bu hastalığın doğal yaşam döngüsünde konakçı değildir; ancak yanlışlıkla parazitin yumurtalarını ağız yoluyla alarak hastalığa yakalanabilirler. Kist hidatik hastalığı sinsi ilerleyen, belirtileri genellikle yıllar sonra ortaya çıkan bir sağlık sorunudur. Kistin büyümesiyle birlikte etkilenen organda baskıya bağlı şikayetler gelişir. Erken dönemde genellikle belirti vermemesi nedeniyle çoğu vaka rutin görüntüleme sırasında tesadüfen fark edilir. Tedavi edilmediği takdirde ciddi komplikasyonlara yol açabileceği için dikkatle izlenmesi gereken bir enfeksiyondur."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder