POLİTİKA - 06 Mart 2026 Cuma 11:42

Adalet Bakanı Gürlek: "(Umut Hakkı) Şahsa özgü, genel af anlayışı olan düzenlemeler yapılamaz"

A
A
A

Adalet Bakanı Akın Gürlek, "umut hakkı" konusunda, "Şahsa özgü, genel af anlayışı olan düzenlemeler yapılamaz" dedi.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Ankara’da düzenlenen iftar programında medya temsilcileriyle bir araya geldi. Programda ‘Terörsüz Türkiye’ süreci, 12. Yargı Paketi, suça karışan çocuklarla ilgili konularda değerlendirmelerde bulunan Bakan Gürlek, basının demokratik toplumun vazgeçilmez bir unsuru olduğunu ve kamuoyunun doğru, hızlı ve güvenilir bir şekilde bilgiye ulaşmasında önemli bir rol üstlendiğini dile getirdi. Terörsüz Türkiye sürecinin devam ettiğini kaydeden Bakan Gürlek, TBMM Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporunun Adalet Komisyonu’na geldiğini hatırlattı. Mevcut aşamada kanunların yapılmasına hazır olduklarını belirten Gürlek, şu ifadelere yer verdi:

"Dün burada aynı şekilde Adalet Komisyonu Başkanımız ve üyelerimize de iftar yaptık. Onlarla da genel olarak çerçeve şeklinde ne tür bir yasal düzenleme yapılması gerektiğini konuştuk. Tabii onlar da şu an net olarak bilmiyorlar ama mutabakat metnini ben okudum. Orada bazı kavramlar özellikle kamuoyunda tartışılmaya çalışılıyor. O kavramlar biliyorsunuz yok mutabakat metninde. Şunun altını çizmemiz gerekiyor. Burada şahsa özgü, genel af anlayışı olan düzenlemeler yapılamaz. Adalet Komisyonumuz da bunun farkında. Muhtemelen geçici hükümler konulacak. Hangi kanunlarda değişiklik olur onu tabii biz bilmiyoruz. Adalet Komisyonumuzun ve daha sonradan da Yüce Meclis’in takdirinde ama biliyorsunuz Ceza İnfaz Kanunu, Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemeleri Kanunu gibi kanunlarda muhtemelen değişiklik yapılacak. Bunun tasarısını, yöntemini, şeklini, sınırlarını elbette yüce Meclisimiz çizecek. Tekrardan söylemek istiyorum. Biz Adalet Bakanlığı olarak bu süreçte dahil değiliz. Sadece teknik olarak Meclis’teki arkadaşlarımız destek isterse biz desteğe hazırız."

Adalet Bakanı Gürlek:

Terörsüz Türkiye sürecini önemsediklerini söyleyen Bakan Gürlek, örgütün tamamen silah bırakmasının ve daha sonra örgütün feshedilmesinin sürecin olmazsa olmazlarından olduğunu dile getirdi. Bakan Gürlek, 12. Yargı Paketi’nin TBMM’ye sunulmuşken geri çekildiğini hatırlatarak, "12. Yargı Paketi Meclisteydi. Ben Adalet Bakanı olarak atandıktan sonra bu paketi geri çektik çünkü bir kısım eksiklikler olduğunu hissettim. Özellikle toplumdaki beklentiler, talepler önemli. Yani şimdi şöyle genel olarak toplumda özellikle vatandaşlarımızda adalete güven eksikliği var. Biz bunun araştırmasını da yapıyoruz. Adalete güven neden eksik deyince ilk soru şu ortaya çıkıyor. Yargılamanın uzun süre sürmesi, yani vatandaşlarımızın bu konuda bir memnuniyetsizliği var. Bunun temeline indik. Yani yargılamalar neden uzuyor? Ben uygulamadan geliyorum, bu konuda bilgi sahibiyim. Bilgi sahibi olduğum için hemen icraata geçmek istiyorum. Yani burada bir alışma aşaması olmadan direkt icraata geçmek istiyorum. Burada çeşitli arkadaşlarla birlikte formüller üzerinde çalıştık. Yani ne yapabilirsek vatandaşlara dokunabiliriz. Özellikle oluşan mağduriyetler en az seviyeye indirilebilir diye çalıştık" açıklamasında bulundu.

"12. Yargı Paketi’yle uzlaşma ve arabuluculuk kapsamını genişletmek istiyoruz"

Geçen yıldan kalma 12,5 milyon dosyanın yargıda olduğunu hatırlatan Bakan Gürlek, bu sayının çok fazla olduğunu ifade ederek, "Yani bizde çok fazla maalesef dosya yargının önüne gidiyor. Öncelikli olarak her dosyanın, her uyuşmazlığın yargının önüne gitmemesi için bizim gerekli adımları atmamız gerekiyor. Biliyorsunuz daha önce çeşitli adımlar atıldı. Uzlaştırma müessesi genişletildi, arabuluculuk müessesi genişletildi ama vatandaşımız mutlaka hakim, savcının yüzünü görmek istiyor, bir adliyeye gelmek istiyor. Bu konu da yeni düzenleyeceğimiz pakette de tekrardan uzlaşma ve arabuluculuk kapsamını genişletmek istiyoruz. Özellikle boşanma davaları biliyorsunuz çok uzun süreçler devam ediyor, 8 yıl, 10 yıl bu davalar sürüyor. Bu süreçte vatandaşlarımız nafaka ödüyor. Kendine yeni bir hayat kuramıyor. Bu konuda 12. Yargı Paketi’nde özellikle çekişmeli boşanma davalarında eğer taraflar aralarında her iki tarafta davacı ve davalı taraf evet biz boşanma konusunda anlaşıyoruz dedikleri an hakim bir tutanak tutup bunu, arabuluculuğa gönderecek" şeklinde konuştu. Gürlek, dava sürelerinin çok uzun olduğunun da altını çizerek, Hâkimler ve Savcılar Kurulu bünyesinde yer alan Yargının Etkinliği ve Verimliliği Bürosu ile davaların sürelerinin denetleneceğini ve davanın uzama nedenine göre personel desteği veya yeni mahkeme açılması gibi önlemler alınacağını belirtti.

Adalet Bakanı Gürlek:

"Bir dosya hem istinafa hem Yargıtay’a gitmeyecek"

Yargılamaların hızlanması konusunda farklı çalışmaların da olduğunu dile getiren Gürlek, "Atlamalı temyiz müessesesi var. Yani bir dosya hem istinafa hem Yargıtay’a gitmeyecek. Bunu da 12. Yargı Paketi’nde yargının hızlanması için getirmeyi düşünüyoruz. Hakim arkadaşlarımızı biraz zorlayacağız. Atama, terfide belirli bir karar ve o kararın Yargıtay’dan onanmasını artık mutlak kriter olarak arayacağız. Yani hakimin belirli bir iş vizesi tutturması gerekecek terfi etmesi için. Vermiş olduğu kararın da doğruluğunun olması gerekecek. Yani o karar hem de Yargıtay’dan onanacak. Bu da bizim artık olmazsa olmazımız" diye konuştu.

"Çocukların adam öldürme gibi suçlarda yetişkinler gibi ağırlaşmış müebbet hapis cezası almasını sağlayacağız"

Bakan Gürlek, çocuk yaşta suça bulaşan çocuklarla ilgili de 12. Yargı Paketi’nde düzenleme getirmek istediklerini belirterek, sözlerine şu şekilde devam etti:

"Çocuklarla ilgili cezaları ben yetersiz buluyorum, bunu daha önce de söylemiştim. Maalesef kanunumuzda şöyle bir düzenleme var; 12 - 15 yaş aralığı ve 15 yaş ve 18 yaş aralığı hakkında ayrı ayrı çocuklara özel indirimler yapılmış. Bir de biliyorsunuz çocukların almış olduğu cezaların infazında özel bir ayrıcalık var. Çocukların cezaevinde kalmış olduğu 1 gün, 2 gün sayılıyor. Çocuklar diğer mahkumlar gibi ayrı bir cezaevinde kalmıyor. Çocuk evi dediğimiz şekilde biraz daha şartları uygun cezaevinde kalıyor. Bu konuda gerekli adımları atacağız. Özellikle çocukların adam öldürme ya da diğer suçlarda yetişkinler gibi ağırlaşmış müebbet hapis cezası gerekiyorsa onların almasını sağlayacağız. Bu düzenlemede Mecliste bir komisyon kuruldu. O komisyonda da zaman zaman görüşüyoruz. İnşallah bu düzenlemeyi de hayata geçireceğiz. Tabii çocukların geleceği bize emanet. Onları hem suç işlemeye ilişkin ortamdan uzaklaştırmamız lazım hem de suç işledikten sonra da rehabilite etmemiz gerekiyor. Yani onların tekrardan topluma kazandırılması gerekiyor."

"Yeni nesil çeteler çocukları ailelerinden kiralıyorlar"

Özellikle yeni nesil çetelerin çocukları kullandıklarını dile getiren Gürlek, "Çocukları kullanıyorlar, 12-15 yaşındaki çocukları kullanıyorlar. Hatta bakın şunu net söyleyeyim, çocukları ailelerinden kiralıyorlar. Biz bunu tespit etmiştik. Adana’dan, Antep’ten çocukları ailelerinden kiralıyorlar İstanbul’a getiriyorlar. Daha sonra sırtını sıvazlıyorlar. ’Aslansın, kaplansın’ deyip çocukları suçta kullanıyorlar. Neden? Çünkü çocukların alacağı cezalar belli. Çocuğun cezaevinde yatacağı süre belli. O çocuk dışarı çıktıktan sonra da tekrar örgütten kurtulamıyor. Daha farklı eylemlere girişiyor. Biz 11. Yargı Paketi’nde bununla ilgili düzenlemeler yaptık biliyorsunuz. Özellikle suç örgütlerinin, örgüt yöneticilerinin, örgüt üyelerinin çocukları suçlarda kullanması durumunda verilecek cezaları arttırdık. 12. Yargı Paketi’nde bu cezaları tekrar arttırmayı düşünüyoruz. Çünkü çocuklar bize emanet. Geleceğini korumakla yükümlüyüz" dedi.

Adalet Bakanı Gürlek:

"Çocuğun işlediği suçtan dolayı aileyi sorumlu tutamayız"

Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Bakan Gürlek, suça karışan çocuğun yükümlülüğünün ailesinde olmasına ilişkin düzenlemeler olduğunun hatırlatılması üzerine "Biz onu mukayeseli hukukta araştırdık. Sonuçta aile çocuğu koruyup kollamakta yükümlü. Aynı zamanda bir ailenin denetim görevi var. Ama tabii suçlarında şahsi sorumluluğu var. Çocuğun işlediği suçtan dolayı aileyi sorumlu tutamayız. Ama bizim hukuk özellikle borçlar hukukunda değil mi? Genel olarak bir genel kusur sorumluluğu var. Yani kusur varsa genel olarak o da sorumlu. Bu konuda bir düzenleme yapmadık ama özellikle bana da çok fazla geliyor, ailelere de bir düzenleme yapalım diye. Ama şu konuda bir çalışmamız yok. Ailelerin özellikle çocuklara sahip çıkması lazım" değerlendirmesinde bulundu.

"12. Yargı Paketi’nde çocukların ıslahıyla ilgili düşüncelerimiz var"

Çocukların ıslah edilmesine ilişkin 12. Yargı Paketi’ne düzenleme eklemeyi de düşündüklerini belirten Gürlek, "12. Paket’te çocukların ıslahıyla ilgili düşüncelerimiz var. Çocuk henüz cezaevinden çıkmadan topluma kazandırılmasına ilişkin düşüncelerimiz var. Aynı şekilde uyuşturucuyla mücadele kapsamında da. Şimdi uyuşturucu biliyorsunuz tahliye oluyor. Tekrardan uyuşturucu bataklığına nasıl sürükleniyor? Bizim uyuşturucuyla ilgili şu an tam olarak kanunlaştıramadık, yani yasal metne sokamadık. Şöyle bir düşüncemiz var" dedi.

"12. Yargı Paketi’nde çocukların sosyal medya kullanımına ilişkin düzenlememiz var"

Bakan Gürlek, belirli bir yaş altındaki çocukların sosyal medyada kullandığı uygulamalara ilişkin cezai yaptırım yapılıp yapılmayacağına ilişkin soru üzerine ise, "16 yaş ve üzerindeki kişilerin sosyal medyaya girmesi; işte bu konuda doğrulama kodu, cep telefonundan gelen onay koduyla girmesi konusunda çalışmalarımız var. Aynı zamanda bu kapsamdaki çalışmalarda da çocukları şiddete, cinsiyetsizliğe ya da sapkın akımlara sevk eden sosyal medya hesapları, Youtuberlar, influencer vs. onlarla ilgili de çalışmalarımız var. Onlarla ilgili ceza kanununda şu an bir boşluk var. O boşluğu da inşallah 12. Yargı Paketi’nde doldurmayı düşünüyoruz" diye konuştu.

"Terör suçlarında şartlı salıverme hükümleri yok"

Terörsüz Türkiye süreci kapsamında tartışılan ‘umut hakkı’ konusuna ilişkin Gürlek, "Terör suçlarında şartlı salıverme hükümleri yok. Ne demek o? Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almışsa infazı yapılıyor. Terör suçları dışında cezaların infazı farklı. 30 yıl olabiliyor, 36 yıl olabiliyor. O konuda Meclisimizin takdiri eğer ceza güvenlik tedbirlerinin infazı hakkında kanunda bir değişiklik yaparsa elbette farklı olur. Ama şu anki uygulamada terör suçlarında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası aynen infaz ediliyor. Herhangi bir erken sürede dışarı çıkmıyor. O Meclisimizin takdiri" dedi.

"Kadına şiddet olaylarında kanunları tekrar güncelleyeceğiz"

Kadına şiddet olaylarıyla ilgili konuların titizlikle ele alındığını ifade ede Bakan Gürlek, "Bakanlığımızda Mağdur Hakları Daire Başkanlığı var. Bu süreçleri takip ediyor. 6284 Sayılı Kanun’un uygulamasında sorunlar var. Onu bizzat biz de görüyoruz. Özellikle 5. maddede koruyucu tedbirler var. Bu tedbirler işte polis mi yapacak, savcı mı yapacak? Bu konuda tekrar gözden geçirme yapıyoruz. 6284 Sayılı Kanun’da, kadınlarla ilgili zaten daha önce kademeli olarak bazı cezalar artırıldı. Yani eğer suç mağduru kadınsa doğrudan doğruya verilen cezalar artırıldı. Tekrar kanunları güncelleyeceğiz. Yapılması gereken bir şey varsa yapacağız. Ama 6284 Sayılı Kanun’da özellikle koruyucu tedbirlerin uygulanması konusunda bir aksaklık olduğunu görüyorum. Bu konuda bir güncelleme çalışması yapacağız" ifadelerine yer verdi. Selahattin Demirtaş’ın tutukluluğuna ilişkin soru üzerine Bakan Gürlek, Demirtaş’ın ’Terörsüz Türkiye’ sürecinden ayrı devam eden bir süreç olduğunu söyleyerek, "Şu an ayrı yürüyen bir süreç. Onunla ilgili şu an devam eden bir süreç var" dedi.

"Anayasanın ele alınarak değişiklik yapılması gerekiyor"

Terörsüz Türkiye süreci çerçevesinde Anayasa değişikliğine ihtiyaç olup olmadığına ilişkin ise Gürlek, "Terörsüz Türkiye için Anayasa değişikliğine ihtiyaç duyulur mu? Yani o bence şu an temel kanunlarda değişiklik yapılarak ihtiyaç giderilebilir. Ama genel olarak ben şunu söylüyorum. Anayasa değişikliğini sadece terörsüz Türkiye süreci için değil, genel olarak ülkemizin bir Anayasa değişikliği ihtiyacı var. Genel olarak bu konuda eksik Anayasalarımız var. 1982 darbe anayasası biliyorsunuz. Yani yamalı bohçaya döndü, sürekli olarak değişiklikler yapıldı. Elbette anayasanın ele alınarak değişiklik yapılması gerekiyor" şeklinde konuştu.

"Ben İBB soruşturmasını yaparken şahıslara bakmadım"

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Gürlek, "Bir cumhuriyet savcısının şahıslarla ilgisi yok. Cumhuriyet savcısı şuna bakar; ortada bir suç var mı yok mu? Burada şahısların makamları, mevkileri, yaptıkları görevler ilgilendirmez. Burada o şahsın belediye başkanı olması, sanatçı olması ya da zengin fakir olması cumhuriyet savcısının görevi değildir. Ben o soruşmayı yaparken bu şekilde baktım. Yani o şahsın belediye başkanı olması bizim için önemli değil. Biz suç var mı yok mu buna bakarız. O bakımdan yani o şahsın şahsım hakkındaki açıklamalarını ben önemsemiyorum. Ben sadece cumhuriyet savcısı olarak görevimi yaptım. Vicdanen de rahatım" ifadelerini kullandı.

"Şahsın belediye başkanı olması ya da isminin Ekrem olması, Veli olması bizi ilgilendirmiyor"

Hukuk sisteminin birbirini tamamladığını ifade eden Gürlek, İBB davasında da bunun görüldüğünü söyleyerek, "Yani bir savcı yanlış karar verirse itirazdan zaten üst mahkeme kaldırır. Mahkeme yanlış karar verirse Yargıtay bozar. Biz burada şahıslarla ilgili problem yapmıyoruz. Ortada yolsuzluk ve dolandırıcılık ya da büyük bir ihaleye fesat karıştırma soruşması vardı. Biz şahısların isimlerini kapatıp dosyaya baktık. Arkadaşlarımız da bu yönde bir iddianame düzenledi. Burada şahsın belediye başkanı olması ya da isminin Ekrem olması, Veli olması bizi ilgilendirmiyor. Cumhuriyet savcısı kuvvetli suç şüphesi varsa tutuklamaya sevk eder. Makul şüphe varsa soruşturmaya başlar. Daha sonradan da delillerin tamamlanma aşaması olur. Yani siz de iddianameyi okudunuz. Yani orada iddianamedeki delillerin çoğu somut deliller. MASAK raporları, tanık beyanları, etkin pişmanlık beyanları, para hareketleri, HTS baz istasyon kayıtları, soruşma bu şekilde ilerledi. Bizim şahıslarla ilgili bir çekincemiz yok. Savcı olarak o tarihte görevimizi yaptık" diye konuştu.

"Bu tip davalarda makul süre yok"

İBB davasında yargılamanın 9 Mart’ta başlayacağını da hatırlatan Gürlek, davanın makul süresine ilişkin soruya, "Yargılama mahkemenin kontrolünde. Ben onu bilmiyorum ne zaman bitirir ama o tip davalarda makul süre yok. O ağır cezalardaki makul süre yok. Şimdi 406 sanık var bildiğim kadarıyla. Tabii uygulama şöyle oluyor ama bu mahkemeye sadece tek bir heyet bakacak. Yani bu heyetin başka bir dosyası yok. Alanında uzman, vakıf arkadaşlardan oluşuyor. Bir cumhuriyet savcısı görevlendiriliyor duruşma heyetinde. Ne kadar sürede tamamlanır bunu ben bilmiyorum. Ama yani savunmalar alınıyor biliyorsunuz. Daha sonra tanıklar dinleniyor. Delillerin tartışılması aşaması oluyor. Bu tamamen mahkemenin, heyetin, heyet başkanının kendi kontrolünde yürüteceği bir yöntem" yanıtını verdi.

Kemal Diri

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Başkan Tugay: "Gemilerin atıklarını 24 saat takip eden sistemi kuracağız" İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir Körfezi’ne atık deşarj eden işletmelerin denetlenmesi ve gemilerin neden olduğu kirliliğin önlenmesi amacıyla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan yeniden yetki devri talebinde bulunulacağını belirtti. Tugay, "Yaza kadar gemilerin atıklarını 24 saat takip eden sensörlü bir kamera sistemi kuracağız" dedi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, İzmir İtfaiyesi Korusu’ndaki ağaç dikim etkinliğinin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Başkan Tugay, İzmir Körfezi’nin gemiler tarafından kirletilmesi, İZBAN’ın devri ve Büyükşehir mülkiyetindeki taşınmazlara Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından el konulması konularında önemli açıklamalarda bulundu. "Yakalayamadığımız kim bilir kaç tane var" İzmir Körfezi’nin kirletilmesiyle ilgili soruyu yanıtlayan Başkan Tugay, yetki devrinin önünde iki engel olduğunu, bunun tersane ve liman kaynaklı olduğunu belirterek şunları söyledi: "Bakanlığa kesinlikle yetki devri talebimiz olacak. Daha önce talep ettik ama ret geldi. Yaza kadar gemilerin atıklarını 24 saat takip edecek sensörlü bir kamera sistemi kuracağız. Bundan sonra denetim talebimizi tekrar ileteceğiz. Tersane ve liman, Körfez’i özgürce kirletebilsin diye bizim denetim yapmamızı istemiyor; öyle görüyorum. Şu ana kadar Körfez’i kirletenlerin yedisini yakaladık, ancak 24 saat gözlemediğimiz için yakalayamadığımız daha birçok gemi olabilir. Bu görüntüler, günlük dron kontrolleri sırasında elde ediliyor, ama muhtemelen kirleten pek çok kaçak gemi daha var. İzmir Körfezi’nin sirkülasyonu yok, kendini temizlemesi çok zor; bu nedenle kirletmelerin durması gerekiyor. Kirletenleri tahmin ediyoruz, ancak yetkimiz ve hukuki engeller nedeniyle ifşa edemiyoruz. Yine de İzmir halkının bu konuda bilinçli olmasını ve duruma doğru bakmasını istiyoruz." "Beceremiyorsanız verin, biz işletelim" Başkan Tugay, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yüzde 50 ortak olduğu İZBAN’ın işletmesiyle ilgili yeniden çağrıda bulunarak şunları söyledi: "Geçenlerde Halkapınar’da İZBAN’ın yürüyen merdivenleri iki aydan uzun süre çalışmadı. İZBAN’ın genel müdürlüğü Devlet Demiryolları’nda Oradaki kararların yavaşlığı ve süreçlerin yeterince hızlı takip edilmemesi nedeniyle bu durum yaşandı. İZBAN’daki tüm hizmet aksaklıklarından Devlet Demiryolları sorumludur; buna eminim. Rayların şehrin içinden geçiş şekli yanlış. Yük trenleri ve yolcu trenleri, İZBAN’ın yoğun saatlerinde bekletiliyor; bu doğru değil. Ray bakımı ve sinyalizasyonun güncellenmesi gibi sorumluluklar da Devlet Demiryolları’na ait, ancak yerine getirilmiyor. Bunu açıkça söylüyorum: Beceremiyorsanız verin, biz işletelim. Ama bizden yüksek hat bedeli veya ray kirası talep edemezsiniz. İzmir halkına hizmet için bunu yapmaya çalışıyorsanız, bırakın biz yapalım. Düzgün yapamazsak o zaman konuşalım. Bize vermiyorsunuz, kendiniz de almıyorsunuz; olay ortada ve kötü yönetiliyor." "İzmir’i cezalandırır gibi bunu niye yapıyorsunuz?" İZBAN’daki kararların ağırlıklı olarak TCDD’ye ait olduğunu belirten Başkan Tugay, "Biz orada ikinci pozisyondayız. İZBAN’ın modeli Türkiye’de yok. Marmaray gibi hatlar Devlet Demiryolları tarafından işletiliyor. Gaziray örneğinde ise belediye işletmeye çalıştı, başarısız olunca Devlet Demiryolları devreye girdi. Biz yüzde 50 ortaklıkla üzerimize düşeni yapmaya hazırız, fakat bize yüksek ray kiraları ödetiliyor. İzmir’i cezalandırır gibi bunu niye yapıyorsunuz? Biz İZBAN’ın sorumluluğunu almaya, gerekeni yapmaya hazırız; yeter ki ödenemeyecek yükler ve ek masraflar çıkarılmasın. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bu konuda deneyimi başka hiçbir yerel yönetimle kıyaslanamaz. Çözümsüzlüğün kimin işine geldiğini anlamıyorum" dedi. "Dertleri, belediyenin elinden malını mülkünü almak, hizmet değil" İzmir Büyükşehir Belediyesi mülkiyetindeki bazı taşınmazlara Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından el konulmak istenmesine ilişkin hukuki mücadelenin sürdüğünü belirten Başkan Tugay, "Belgesi ve ispatıyla bu binalar Vakıflar tarafından yapılmamış. Ücreti ödenmiş, kamulaştırmalar yapılmış, altında Atatürk ve İsmet İnönü’nün imzaları bulunan belgeler ortaya çıktı. Yeni belgeler de mevcut. Binalar kamu hizmetinde kullanılıyor. Vakıflar Genel Müdürlüğü internet sitesinde birçok yeri kiraya çıkarıyor; hizmet için ihtiyacınız varsa oraları kullanabilirsiniz. Muhtarımız da isyan etti, ‘Gasilhane binası yanında 30 bin kişilik aşevi var, aşevi ihtiyacı yok’ dedi. Sorun, belediyenin hizmet üretmesi değil, malını mülkünü elinden almak. Bu İzmir’e büyük haksızlık ve saygısızlıktır. İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne de yapılmaması gereken büyük bir yanlış. İzmir halkının vicdanında yara açan bu tavırdan en kısa sürede geri adım atmalarını bekliyoruz" dedi.
Samsun Samsun’da bar müdürünün öldürülmesiyle ilgili 3 kişiye ağırlaştırılmış müebbet Samsun’da bir barda Ramazan Başaran’ın pompalı tüfekle öldürülmesine ilişkin davada 3 kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis, 2 kişi 18’er yıl ve 1 kişi de 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Olay, 18 Ağustos 2024 tarihinde İlkadım ilçesi Liman Mahallesi Mudanya Sokak üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, bir hafta önce bir barda hesap ödeme yüzünden çıkan tartışmada Furkan G.’yi tabancayla yaraladığı iddiasıyla mahkemeye çıkarılan ve adli kontrol şartıyla serbest bırakılan bar müdürü Ramazan Başaran (54), pompalı tüfekle saldırıya uğradı. Ağır yaralanan Başaran, ambulansla kaldırıldığı özel hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Samsun 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün görülen davanın karar duruşmasına tutuklu sanıklar Hasan İ., Oğuz K. ile Cihat K. bulundukları cezaevlerinden SEGBİS ile katıldı. Yahya K. ise duruşmada hazır bulundu. Tutuksuz yargılanan Furkan G. ve Cengiz A., duruşmaya katılmadılar. Mahkeme heyeti, sanıklardan Hasan İ. ve Yahya K.’yi "kasten öldürmek" suçundan indirim uygulamadan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Furkan G. de "öldürmeyi azmettirmek" suçundan indirimsiz ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilirken, hakkında tutuklanmasına yönelik yakalama kararı çıkartıldı. Oğuz K. ve Cihat K. "katillere yardım etmek" suçundan indirimsiz şekilde 18’er yıl hapis cezasına çarptırılarak tutukluluk hallerinin devamına karar verildi. Cengiz A. ise "suçluyu kayırma ve ruhsatsız silah" suçundan toplam 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Kocaeli Selçuk İnan: "Sakatlıklar var ve çok geniş bir kadroya sahip olduğumuz da söylenemez" Kocaelispor Teknik Direktörü Selçuk İnan, Trendyol Süper Lig’in 25. haftasında Eyüpspor ile oynayacakları maç öncesi yaptığı açıklamada, "Sakatlıklar var ve çok geniş bir kadroya sahip olduğumuz da söylenemez" dedi. Kocaelispor ile Eyüpspor arasında oynanacak Trendyol Süper Lig 25. hafta karşılaşması, 9 Mart Pazartesi günü saat 16.00’da Recep Tayyip Erdoğan Stadyumu’nda başlayacak. Karşılaşmanın hazırlıklarına başlayan yeşil-siyahlı ekip, bir günlük iznin ardından çalışmalarına yeniden başladı. Körfez Brunga Tesisleri’ndeki antrenman öncesinde Selçuk İnan, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Kocaelispor Teknik Direktörü Selçuk İnan, "Lig çok uzun bir maraton. İlk yarıda ilk 7 haftada 2 puan almıştık. Şu an 7 puan aldık. Aslında bu bir düşüş değil, çıkış gibi gözüküyor. Oynadığımız maçlar çok da kolay değildi. Beşiktaş maçında şanssız, belki bir korner golü ile yenilmiş olmak bile bizim canımızı çok acıtıyor. Çünkü oyuncular iyi bir oyun ortaya koyuyorlar. Dolayısıyla takım fark etmeksizin kaybettiğimiz her maça üzülüyoruz. Kadrosu bizden çok değerli olan takımlar bile fazlası ile hayal kırıklığı yaşıyoruz. Bunlar da normal, demek ki bunu biz sağladık. Uzun inişler çıkışlar yaşadık. 7 maç kazanamadık. Akabinde önemli maçlar kazandık. Şimdi de ligde 2 maç kazanamıyoruz. Amacımız bu maçla birlikte o kötü seriyi sonlandırmak. Çalışıyoruz, bugün itibarıyla başlıyoruz. İnşallah iyi bir sonuç alacağız" şeklinde konuştu. "Lige genel olarak baktığımızda ise bence çok iyi durumdayız" Eleştirilerin olmasının normal olduğunu söyleyen İnan, "Dışarıdan oyunu izlemekle saha içinde oyuncularla birlikte olmak farklı şeyler. İstediğiniz oyunu sahaya yansıtamadığınızda bazen kazandığınız maçlar da oluyor. Ancak son iki maça baktığımızda, Beşiktaş maçında rakibimizden daha fazla topa sahip olduk. Bence daha fazla pozisyonumuz da vardı. Pozisyonu sonuca çeviremediğimiz çok an oldu. Bu kötü bir oyun değil. Dediğim gibi Beşiktaş ligin formda takımlarından biriydi. O yüzden o maç için kötü oynadık demek doğru olmaz. Ama Beyoğlu Çarşı maçı için kötü bir oyun diyebiliriz. Bize yakışmayan bir sonuç oldu. Lige genel olarak baktığımızda ise bence çok iyi durumdayız. Birbirimize karşı gerçekçi olalım. Oyuncular bu mücadelenin karşılığında alkışı ve desteği fazlasıyla hak ediyor. Şu an ligde bulunduğumuz konum bizim için çok değerli olmalı. Hiçbir maçın kolay olmadığını her zaman söylüyorum. Eyüpspor son dönemde çıkışta olan bir takım. Galibiyetler alıyorlar ve birlikte oynamaya çalışıyorlar. Bunun farkındayız. Ama biz de iyi ve güçlü bir takımız, stratejimiz var. İnşallah buradan alnımızın akıyla çıkacağız" ifadelerini kullandı. "Sakatlıklar var ve çok geniş bir kadroya sahip olduğumuz da söylenemez" "Takımı kurarken çok umut bağladığımız oyuncuların eksikliği bizi fazlasıyla etkiliyor ve bundan sonraki süreci de etkileyecek" diyen İnan, "Çünkü uzun süre aramızda olmuyorlar. Jovanovic sezonu kapattı. Hem seyirci hem karakter olarak bizim için önemli bir figürdü. Torekov için 3-4 maç daha aramızda olmayacak ve şu an belirsizlik de var. Jo’nun sakatlığı vardı, bu maçta oynayamadı ve muhtemelen önümüzdeki maçta da bizimle olmayacak. Susoho ise devre arasında çok umut bağladığım oyunculardan biriydi, genç olmasına rağmen. Ancak ondan faydalanamıyoruz. Sakatlıklar var ve çok geniş bir kadroya sahip olduğumuz da söylenemez. Bu eksikler yaşanacaktır ama sadece biz değil, diğer takımlar da benzer durumları yaşıyor. Biz bunun üstesinden gelmeye çalışıyoruz. Bazen sakatlık riski olan oyuncuları dinlendiriyoruz ve test sonuçlarına göre oyuncuları korumaya çalışıyoruz. Nihayetinde ligi sağlam bir şekilde tamamlamayı amaçlıyoruz" diye konuştu. "Önümüzde çok önemli maçlar var" Ziraat Türkiye Kupası’nda statü değişliğiyle ilgili de düşüncelerini açıklayan Selçuk İnan, "Bir fikrimi sorarsanız statü değişikliği bence daha güzel olmuş. Zamanla değişebilir ama bu seferki karar daha uygun olmuş. Bunlar normal şeyler. Kariyerimde de çok yaşadım. Bu tür maçları kaybetmek camiada hayal kırıklığı oluşturabilir. Ama işimiz kolay değil. Çünkü 4 gol atmamız gerekiyordu. Karşımızdaki takım Göztepe’yi eledi. Fenerbahçe son dakikada kazanmıştı. Bunlar bahane değil ama küçümsenecek bir takım da değil. 4 gol atmak kolay değildi. Bazen rakibin oyun planı da zorlayıcı olabiliyor. 10 kişi bekleyen bir takıma karşı boşluk bulmak zorlaşabiliyor. Böyle kaybetmek bahanelere sığınmak değildir. Kötü bir maç oynadık ve sorumluluğu oyuncularımla birlikte alıyoruz. Ama böyle maçlar var. Buna takılıp kalmamak lazım. Önümüzde çok önemli maçlar var. Çok güzel bir sezon geçiriyoruz. Takımı diğerlerinden ayıran en önemli özellik taraftarıyla, futbolcusuyla, basınıyla ve şehriyle birlikte durabilmemiz. Ligin en renkli takımlarından biri olduk. Yeniden döndük ama bu geri dönüş hikayesinin güzel yazılması gerekiyor. Taraftara ihtiyacımız var. Sevdiğiniz sporcular gidebilir, üzülürsünüz, eleştirirsiniz ama lütfen desteğinizi kesmeyin, takımın yanında olmaya devam edin" şeklinde konuştu.
İzmir İzmir’de 21 bin konutun kurası çekildi Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından İzmir’de inşa edilecek 21 bin 20 sosyal konutun hak sahipleri kura çekimiyle belirlendi. Törene katılan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, kentteki riskli yapı stokuna dikkat çekerek, "Kentsel dönüşüm bir tercih değil, hayat kurtaran bir zorunluluktur" dedi. Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) tarafından yürütülen 500 Bin Sosyal Konut Projesi kapsamında kentte inşa edilecek 21 bin 20 konutun kura çekimi gerçekleştirildi. Törende bir konuşma gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye genelinde nüfusun yüzde 27’sinin kirada oturduğunu ve bu kesimin ev sahibi olmasının sosyal adaleti sağlama bakımından büyük önem taşıdığını belirterek, başlatılan sosyal konut hamlesinin uzun soluklu bir politikanın ilk adımı olduğunu ifade etti. Türkiye’nin afet risklerinin önceden belirlenip azaltılmasının temel hedefleri olduğunu dile getiren Yılmaz, İzmir’deki yapı stokunun büyük bir risk barındırdığına işaret ederek, "Resmi veriler, İzmir’deki yapıların yaklaşık yüzde 60’ının 2001 deprem yönetmeliği öncesinde yapılmış olduğunu gösteriyor. Bu tablo, güvenli konut üretimi ve kentsel dönüşüm çalışmalarının bu şehirde ne kadar hayati olduğunu ispatlıyor" diye konuştu. Kura sürecinde özel kotalar ayrıldı Hükümet olarak kentsel dönüşüme büyük önem verdiklerini kaydeden Yılmaz, kura sürecine ilişkin İzmir özelindeki bilgileri paylaştı. İzmir’de 221 bin 921 başvurudan 195 binin üzerindeki talebin geçerli sayıldığını aktaran Yılmaz, "Projelerimizde özellikle şehit aileleri ve gazilerimizden engelli vatandaşlarımıza, emeklilerimizden gençlerimize ve üç çocuklu ailelerimize kotalar tarif ettik. Bu özel kesimlerin kurada şansı çok daha yüksek olacak" ifadelerini kullandı. İzmir’e 175 milyar lirayı aşan yatırım Enflasyonu aşağı çekmenin birinci öncelikleri olduğunu ve gıda üretimini artırıp 500 bin sosyal konut hamlesiyle piyasadaki konut arzını yükselterek kiraları düşürmeyi hedeflediklerini aktaran Yılmaz, TOKİ’nin deprem bölgesindeki başarılı performansına dikkat çekti. İzmir’i hiçbir zaman ihmal etmediklerini savunan Yılmaz, "İzmir’e bugüne kadar 175 milyar lirayı aşan yatırım yaptık. Şehrimize 29 bin 333 konut, 219 köy evi, 122 bağımsız bölüm, 506 iş yeri, 33 ticari ünite, 28 cami ile eğitim ve sağlık donatıları kazandırdık." açıklamasında bulundu. "Konutların anahtar teslimi 2027’ye kadar yapılacak" AK Parti Genel Sekreteri ve İzmir Milletvekili Eyyüp Kadir İnan, İzmir’e yapılan yatırımlara dikkat çekerek, TOKİ’nin kentteki yatırım tutarının 200 milyar Türk lirası olduğunu ifade etti. İnan, "Cumhurbaşkanımızın desteğiyle kura ile teslimini yaptığımız 21 bin 20 konutun anahtar teslimini 2027 yılına kadar gerçekleştireceğiz" şeklinde konuştu. "Hedef rekor hızla teslimat" İzmir Valisi Süleyman Elban ise ülke genelinde yeni bir konut hamlesine imza atıldığını kaydetti. Elban, "Öngörülen süreden daha kısa bir zamanda, rekor bir hızla bu 500 bin konut tamamlanıp vatandaşlarımızın hizmetine sunulacaktır." değerlendirmesinde bulundu. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Hasan Suver, İzmir Bayraklı depreminde hayatını kaybedenleri anarak kentsel dönüşüm seferberliğinin sürdüğünü belirtti. Suver, "Bu azimle 500 bin konut seferberliğini başlattık, kurada çıkmayanlar üzülmesin, yenileri de gelecek" dedi. TOKİ Başkan Yardımcısı Ömer Caniklioğlu, İzmir genelindeki yoğun talebi karşılamak amacıyla 21 bin 20 sosyal konut planlandığını dile getirdi. Caniklioğlu, "Bu projeler insan odaklı bir yaklaşımla tasarlanmış, altyapısı tamamlanmış ve depreme dayanıklı şekilde inşa edilecektir" ifadelerini kullandı. Bornova Kültür Sanat Merkezi’nde düzenlenen Ev Sahibi Türkiye İzmir Kura Çekiliş Töreni’ne; Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İzmir Valisi Süleyman Elban, AK Parti Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Hasan Suver, AK Parti milletvekilleri Ceyda Bölünmez Çankırı, Şebnem Bursalı Aksoy, Yaşar Kırkpınar, Mahmut Atilla Kaya, MHP Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu, TOKİ Başkan Yardımcısı Ömer Caniklioğlu, AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, MHP İzmir İl Başkanı Veysel Şahin, oda ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile vatandaşlar katıldı.