SAĞLIK - 24 Şubat 2026 Salı 10:48

Obeziteyle mücadelede hedef sadece kilo değil, metabolik denge

A
A
A
Obeziteyle mücadelede hedef sadece kilo değil, metabolik denge

Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde giderek artış gösteren obeziteye karşı uzmanlar, sadece diyet yapmanın yeterli olmadığına dikkat çekiyor. Obezite tedavisinde yalnızca kilo kaybına odaklanmanın yeterli olmadığına vurgu yapan Medicana Sağlık Grubu uzmanları, obeziteye karşı kalıcı başarı için metabolik ve hormonal dengenin sağlanması, organ sağlığının korunması ve yaşam tarzının sürdürülebilir şekilde değiştirilmesi gerektiğinin altını çiziyor.


Günümüz dünyasının en önemli halk sağlığı sorunlarından biri olan obezite, Türkiye’de de çocuk, ergen ve yetişkinlerde artış gösteriyor. Türkiye Obezite Araştırma Derneği verilerine göre; ülkede her 3 kişiden 1’nin obezitesi bulunuyor.


Sadece fazla kilo ve estetik kaygıları değil, beraberinde insülin direnci, diyabet, kalp-damar hastalıkları, yağlı karaciğer, böbrek hasarı ve hormonal bozukluklar gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen obeziteye karşı Medicana International İzmir Hastanesi uzmanları, dikkat edilmesi gerekenleri paylaştı. Medicana International İzmir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Diyetisyen Seda Uşarer ile Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, obezitenin yalnızca fazla yemekle değil, uzun süreli yanlış beslenme alışkanlıkları, hormonal dengesizlikler ve psikolojik faktörlerin birlikte etkisiyle gelişen kronik ve çok yönlü bir hastalık olduğuna dikkat çekti.



Obezite çok yönlü bir hastalıktır


Obezitenin vücutta metabolik değişimlere neden olan kronik bir hastalık olduğunun altını çizen Medicana International İzmir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Diyetisyen Seda Uşarer, obezitenin beraberinde getirebileceği hastalıklara değindi. Dyt. Seda Uşarer, "Yüksek kalorili, şeker ve doymuş yağ içeriği fazla, liften fakir beslenme düzeni; insülin direnci, hormonal bozukluklar ve yağ dokusunda artışa yol açar. Zamanla bu durum tip 2 diyabet, hipertansiyon, uyku apnesi, eklem problemleri ve bazı kanser türleri gibi birçok ciddi sağlık sorununa zemin hazırlar. Kalp-damar sistemi üzerinde büyük bir yük oluşturur. Yanlış beslenmeye bağlı yükselen kolesterol ve trigliserid seviyeleri damar sertliğini hızlandırarak kalp krizi riskini artırır. Karaciğerde ise yağlanma gelişebilir ve ilerleyen süreçte siroza kadar ilerleyebilir. Böbrekler açısından bakıldığında, fazla kilo böbreklerin filtrasyon yükünü artırarak kronik böbrek hastalığı riskini yükseltir. Bu nedenle obezite tedavisinde beslenme düzenlemesi yalnızca kilo değil, organ sağlığını korumak açısından da kritik önemdedir" mesajını verdi. Standart diyetlerin obezite tedavisinde çoğu zaman sürdürülebilir olmadığını söyleyen Dyt. Seda Uşarer, kişiye ve alışkanlıklarına özel hazırlanan diyet programlarının uzun vadede başarıyı artırabileceğini ifade etti.



Amaç metabolik ve hormonal dengeyi sağlamak


Medicana International İzmir Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada da obezite tedavisinde sadece kilo vermenin yeterli olmadığını dile getirerek, sözlerine şöyle devam etti: "Kilo kaybı tedavinin temel hedefidir; ancak tek başına yeterli değildir. Amaç, metabolik ve hormonal dengenin yeniden sağlanmasıdır. Çünkü bazı bireylerde kilo azalsa bile insülin direnci ve düşük dereceli inflamasyon devam edebilir. Obezitenin özellikle Tip 2 diyabetle arasında güçlü ve doğrudan bir ilişki var. Artmış yağ dokusu insülin direncine yol açar; pankreas bir süre fazla insülin üreterek dengeyi korumaya çalışır ancak zamanla beta hücreleri tükenir ve diyabet gelişir. Tiroid hormonları bazal metabolizmayı düzenler. Obez bireylerde TSH düzeyleri hafif yüksek olabilir; bu durum çoğu zaman gerçek hipotiroididen çok metabolik adaptasyonun bir yansımasıdır. Ancak mevcut hipotiroidi kilo kontrolünü zorlaştırabilir. Kısacası obezite hem hormonal bozukluklara zemin hazırlar hem de mevcut endokrin hastalıkların seyrini ağırlaştırır."



Kalp, karaciğer ve böbrek sağlığını tehdit ediyor


Obezitenin kalp, karaciğer ve böbrek sağlığını olumsuz etkilediğini aktaran Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "Obeziteye bağlı insülin direnci ve hiperinsülinemi damar duvarında hasar oluşturur, hipertansiyonu tetikler ve ateroskleroz riskini artırır. Bu süreç kalp krizi ve inme riskini artırabiliyor. Karaciğerde yağ birikimi ile metabolik disfonksiyona bağlı yağlı karaciğer hastalığı gelişir. İlerleyen olgularda fibrozis ve siroza kadar gidebilir. Böbrekler ise artmış glomerüler basınç ve metabolik yük nedeniyle zamanla hasar görebilir. Diyabet ve hipertansiyon eşlik ettiğinde kronik böbrek hastalığı riski katlanarak artabilir. Yani hormonal bozulma, damar hasarı üzerinden çoklu organ etkisine dönüşebilir" diye konuştu.


Obezitenin çok yönlü bir hastalık olduğunu dile getiren Diyetisyen Seda Uşarer, "Obezitenin yalnızca diyetle çözülmesi her zaman mümkün değildir. Endokrinolog, hormonal bozukluklar ve metabolik hastalıkların değerlendirilmesini sağlar. Diyetisyen, kişiye uygun beslenme tedavisini planlar ve süreci takip eder. Psikolog ise duygusal yeme, stres kaynaklı beslenme alışkanlıkları ve motivasyonun sürdürülebilmesi açısından destek verir. Bu multidisipliner yaklaşım, obezite tedavisinde kalıcı ve sağlıklı sonuçlar elde edilmesini sağlar" dedi.



Obeziteyle mücadelede hedef sadece kilo değil, metabolik denge

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Malatya Yeşilyurt Belediyesi’nden Ramazan’da dört koldan temizlik seferberliği Yeşilyurt Belediyesi Temizlik Hizmetleri Müdürlüğü ekipleri, mübarek Ramazan ayının ilçe genelinde huzurlu, sağlıklı ve temiz bir ortamda geçmesi amacıyla çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Vatandaşların ibadetlerini ve günlük yaşamlarını daha hijyenik bir çevrede gerçekleştirebilmeleri için sahada yoğun mesai harcayan ekipler, ilçenin dört bir yanında kapsamlı temizlik faaliyetleri yürütüyor. Yeşilyurt Belediyesi, Ramazan ayı süresince temizlik çalışmalarını planlı ve programlı şekilde sürdürerek ilçe genelinde hijyen standartlarını en üst seviyede tutmayı hedefliyor. Yeşilyurt ilçesinde Ramazan ayı boyunca özellikle cami çevreleri, meydanlar, ana arterler ve vatandaşların yoğun olarak kullandığı cadde ve sokaklarda temizlik çalışmaları artırıldı. Kaldırımlar tazyikli su ile yıkanarak detaylı şekilde temizlenirken, çöp konteynerleri düzenli olarak dezenfekte ediliyor. Günlük çöp toplama çalışmaları titizlikle sürdürülürken, çevreye kötü koku ve görüntü oluşmaması için gerekli tüm önlemler alınıyor. Park ve yeşil alanlarda da genel temizlik çalışmaları devam ediyor. İftar sonrası yoğunluk yaşanan park alanlarında gece geç saatlere kadar temizlik yapan Yeşilyurt Belediyesi Temizlik Hizmetleri Müdürlüğüne bağlı ekipler, bankları, yürüyüş yollarını ve çocuk oyun gruplarını temizleyerek vatandaşlara daha sağlıklı sosyal yaşam alanları sunuyor. Ayrıca yol yıkama araçlarıyla ana güzergâhlarda periyodik yıkama çalışmaları gerçekleştirilerek hem hijyen hem de estetik açıdan daha düzenli bir görünüm sağlanıyor. Temizlik Hizmetleri Müdürlüğü yetkilileri, Ramazan ayının manevi atmosferine yakışır bir çevre düzeni oluşturmak için tüm personelin özveriyle görev yaptığını belirtirken, vatandaşlardan da çevre temizliği konusunda daha duyarlı olmalarını istedi. Yeşilyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. İlhan Geçit ise, saha ekiplerinin 7/24 esasına göre çalışmalarını sürdürerek vatandaşların Ramazan’ı daha huzurlu ve sağlıklı bir ortamda geçirmesi için görev başında olduğunu söyledi. Temiz bir çevrenin sağlıklı bir toplumun temeli olduğunu dile getiren Başkan Geçit, "Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise kurtuluş olan mübarek Ramazan ayını hemşerilerimizin huzur ve sağlık içerisinde geçirmesi için belediye olarak tüm birimlerimizle sahadayız. Temizlik Hizmetleri Müdürlüğü ekiplerimiz, ilçemizin dört bir yanında kaldırımlarımızı temizliyor, yollarımızı yıkıyor, park ve yeşil alanlarımızda kapsamlı temizlik çalışmaları gerçekleştiriyor. Özellikle cami çevreleri, ana arterler ve yoğun kullanılan alanlarda temizlik faaliyetlerini artırdık. Amacımız, vatandaşlarımızın daha hijyenik ve düzenli bir çevrede ibadetlerini ve günlük yaşamlarını sürdürebilmeleridir. Tüm hemşerilerimizden de çevre temizliği konusunda hassasiyet bekliyoruz. El birliğiyle Yeşilyurt’umuzu daha temiz, daha düzenli ve daha yaşanabilir bir ilçe haline getirmeye devam edeceğiz" diye konuştu.
Gaziantep GTO’nun Şubat ayı meclis toplantısı genişletilmiş olarak yapıldı Gaziantep Ticaret Odasında (GTO) Şubat ayı olağan meclis toplantısı yapıldı. Gaziantep Ticaret Odasında (GTO) Şubat ayı olağan meclis toplantısı, Meclis Başkanı M. Hilmi Teymur Başkanlığında Yönetim Kurulu, Meclis, Disiplin Kurulu ve Meslek Komite üyelerinin katılımıyla genişletilmiş olarak gerçekleştirildi. Toplantının açılışında konuşan GTO Meclis Başkanı M. Hilmi Teymur, Meslek Komite üyelerinin çalışmalarına ve üstlendikleri sorumluluğun önemine vurgu yaparak "45 bin GTO üyesini temsil eden 45 Meslek Komitemizin kıymetli üyeleri olarak Gaziantep ticaretini en güçlü şekilde temsil ediyorsunuz. Gündeme taşıdığınız konular ve burada istişare ettiğiniz sorunlar, şehrimizin ekonomik hayatına yön veriyor. Sizlerden gelen her geri bildirim, Yönetim Kurulumuzun yürüttüğü çalışmalara güç ve değer katıyor. Bugüne kadar büyük bir özveriyle sürdürdüğünüz katkılar ve GTO’nun başarısına sunduğunuz destek için her birinize içtenlikle teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. "Rakamlar ciddi bir uyarı veriyor" Meclis toplantısında GTO’nun Şubat ayı faaliyetleri hakkında meclis üyelerini bilgilendirip ekonomik gündemi değerlendiren GTO Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Yıldırım, üretim cephesinde yaşanan gelişmelerin dikkatle takip edilmesi gerektiğini vurgulayarak maliyet baskılarının henüz tam olarak ortadan kalkmadığını, üreticinin üzerindeki yükün sürdüğünü, sanayicinin ise temkinli duruşunu koruduğunu söyledi. Sanayi üretim verilerinin önemli bir gösterge olduğuna dikkat çeken Başkan Yıldırım, "Yıllık bazda sanayi üretimimizde yüzde 2,1’lik bir daralma söz konusu. Sanayi üretimi yalnızca bir istatistik değildir, üretim çarklarının ne hızda döndüğünü gösterir. Ekonomide dengelenme süreci devam ederken üretim tarafının hâlâ baskı altında olduğunu görüyoruz. Rakamlar alarm çalmıyor olabilir, ancak ciddi bir uyarı veriyor" dedi. "Üretimde yavaşlamanın telafisi zor olur" Konuşmasında enflasyonla mücadelenin öncelikli olduğunu belirten Yıldırım, fiyat istikrarı olmadan kalıcı büyümenin mümkün olmayacağını ifade ederek, "Ancak artık mesele yalnızca talebi kısmak değildir. Çünkü üretim tarafında başlayan bir yavaşlamanın telafisi daha zordur. Sahada görüyoruz Kapasite kullanım oranları geriliyor. Yeni siparişlerde yavaşlama var. Finansman maliyetleri yatırım iştahını doğrudan etkiliyor. Birçok işletmede hatlar tam kapasite çalışmıyor. Evet depremin ardından toparlanmayı başardık ama sadece ayağa kalkabildik, şimdi yürümeye çalışıyoruz" şeklinde konuştu.
Kahramanmaraş Başkan Görgel, İngiltere’de birlik sofrasında buluştu Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel, İngiltere’de Uluslararası Demokratlar Birliği’nin düzenlediği iftar programına katıldı. İngiltere’de farklı ülkelerden diplomatik temsilciler, siyasetçiler, iş insanları ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin bir araya geldiği program, Ramazan’ın manevi atmosferinde birlik ve beraberlik mesajlarının öne çıktığı önemli bir buluşmaya sahne oldu. Programda; Türkiye’nin Londra Büyükelçisi Osman Koray Ertaş, Londra Başkonsolosu Hasan Ulusoy, Londra Türk Birliği Başkanı Mehmet Paköz, UID Birleşik Krallık Başkanı Halil Erdoğan, İngiltere Parlamentosu Milletvekili ve Başbakanlık Müsteşarı Nesil Çalışkan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Birleşik Krallık Büyükelçisi Aysan Mullahasan Atılgan ile çeşitli ülke büyükelçileri ve diplomatik temsilciler yer aldı. İngiltere’de düzenlenen iftar programına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel, "Ramazan ayının bereketini ve manevi huzurunu, kıymetli misafirlerle birlikte Londra’da paylaşmaktan büyük memnuniyet duydum. Uluslararası Demokratlar Birliği’nin düzenlediği bu anlamlı program, milletimizin birlik ve beraberlik ruhunun sınırları aşan gücünü bir kez daha göstermiştir. İnanıyorum ki kurduğumuz bu güçlü bağlar hem ülkemiz hem de Kahramanmaraş’ımız için yeni fırsat kapıları aralayacaktır. Kahramanmaraş’ın yurtdışındaki varlığını güçlendiren bu buluşma, şehrimizin kültürel ve sosyal değerlerini uluslararası platformda tanıtmak açısından büyük önem taşıyor. Bu vesileyle, Ramazan ayının tüm İslam alemine barış, huzur ve kardeşlik getirmesini temenni ediyorum" dedi.
Muğla Madde bağımlılığıyla mücadele paneli düzenlendi Muğla’nın Bodrum ilçesinde madde bağımlılığıyla mücadele kapsamında farkındalık programı düzenlendi. Nurol Kültür Merkezi’nde Bodrum Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğünün organizasyonuyla Bodrum İlçe Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Büro Amirliği ve Muğla Barosu Bodrum İlçe Temsilciliğinin iş birliğiyle gerçekleştirilen etkinliğe Bodrum Belediye Başkan Yardımcısı Tanju Aksu ile konuya ilgi duyan vatandaşlar katıldı. Panel öncesinde basın mensuplarına konuşan Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Prof. Dr. Seher Akbaş, Türkiye’de çocuk ve ergenlerde madde kullanımı yaşının düştüğünü ifade ederek şöyle dedi; "Çocuklar sıklıkla daha yasal olan maddelerden başlayıp, bir süre sonra da daha ciddi madde kullanımına doğru geçiyorlar. Başlangıç yaşı neredeyse 11-13 yaş civarına düştü Türkiye’de çocukların madde kullanımı. Ergenlik dönemindeki gençler, madde kullanımı açısından hem biyolojik olarak hem de çevresel risk faktörü olarak daha riskli bir gruptalar. Bu dönemde ebeveynlerin çocuklarına yönelik tutumları o nedenle daha önemli oluyor. Yani madde satıcılarının hedefindeler bu çocuk ve gençler. Biyolojik risk nedeniyle, bazen genetik yatkınlık nedeniyle, bazen stres faktörleri nedeniyle, bazen ek psikiyatrik hastalıklar nedeniyle ebeveynlerin de bu kadar riskli bir grubu daha yakından takip etmeleri, izlemeleri ve çocuklarını bu maddeden korumaları önemli" Panelde konuşan Bodrum Narkotik Suçlarla Mücadele Büro Amirliği’nde görevli Polis Memuru Neriman Yılmaz, "En iyi narkotik polisi anne" başlıklı sunum yaptı. Muğla Barosu Bodrum İlçe Temsilcilisi Av. Onursal Özbek, çevresine zarar veren bağımlıların tedavisinin hukuki olarak zorunlu olduğunu dile getirerek şöyle dedi; "Ailede bir bağımlıyı tespit etmek, işin sanıyorum en kolay ya da en muhtemel kısmı. En zor kısmı ise şu: Tespit ettiniz ya da şüphelendiniz, ne yapacaksınız? Aileler burada çok ciddi bir yalnızlık duygusu çekiyorlar ve umutsuzluk. Ne yapacaklarını da bilmiyorlar. Burada birkaç yer var başvurulacak. Öncelikle tabii ki tedaviye yönelik sağlık kuruluşları; ama tam bu noktada ne yazık ki bağımlılar çok da tedaviye eğilimli olmuyorlar. Tedaviyi genellikle reddediyorlar. Bu kısımda ise hukuk devreye giriyor. Hukuk nasıl devreye giriyor? Tedavisi gereken, kendisine ve ailesine zarar vermeye başlamış bağımlılar için tedavi sadece önerilen bir şey değil, zorunlu bir şey. Çünkü artık kendisinden çıkıyor olay, ailesine ve başka insanlara da zarar vermeye başlıyor. Bu noktada Sulh Hukuk Hakimliği’ne başvuruyorsunuz. Sağlık kurullarından alınan bir izinle Sulh Hukuk Hakimi, o bağımlının tedavi edilmesi gerektiğine dair bir karar çıkarıyor ve o kararla bağımlılar zorunlu tedaviye (rehabilitasyona) alınıyor"