Yerel Haberler
İzmir
İzmir Büyükşehir’in Kent Lokantaları’nda iftar ücretsiz 22 Şubat 2026 Pazar - 14:30:00 İzmir Büyükşehir Belediyesi, Ramazan ayında iftar dayanışmasını kentin dört bir yanına taşıyor. Kent Lokantaları’nda sunulan ücretsiz iftar yemeği, yurttaşlar tarafından memnuniyetle karşılanıyor. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın yurttaşların sağlıklı ve uygun fiyatlı yemeğe erişimini sağlamak amacıyla hizmete açtığı Kent Lokantaları’nda ücretsiz iftar yemeği sunuluyor. Büyükşehir Belediyesi Ramazan ayında tüm ilçelerde iftar sofraları kurarken, Kent Lokantaları’nda da dayanışmayı büyütüyor. Karabağlar, Çiğli, Menemen ve Aliağa’da bulunan lokantalardaki iftar yemeği uygulamasına İzmirliler de bağışlarıyla katkıda bulunabiliyor. Yalnızca Kemeraltı Kent Lokantası, çarşıya araç giriş çıkış saatleri ve iftar zamanında bölgenin yoğun olmaması nedeniyle ücretsiz iftar yemeği sistemi dışında tutuldu. İftara özel protein değeri yüksek yemekler hazırlandı İzmir Büyükşehir Belediyesi Grand Plaza Turizm AŞ’de İşletmeler Müdürlüğü’ne bağlı olarak görev yapan Pınar Salman, bu uygulamayı geçen sene başlattıklarını belirterek "Öğle saati yemek uygulamamıza ek olarak ücretsiz iftar yemeği veriyoruz. Gıda mühendislerimiz iftar için protein değeri yüksek et ağırlıklı bir menü hazırladı. Özel olarak hurma ve zeytin bulunuyor. Tüm hemşehrilerimize hayırlı Ramazanlar diliyoruz. Dört kent lokantamızda ücretsiz iftar yemeklerimize herkesi bekliyoruz" dedi. Salman, şu ana kadar 750 bin porsiyon yemek hizmeti sunduklarını belirterek "Fiyatlarımız hala 50 lira. Lokasyonlarımızı artırmaya, doğru noktada doğru kişilere erişmeye çalışıyoruz. Özellikle düşük gelir gruplarına hizmet etmeyi amaçlıyoruz" ifadelerini kullandı. İzmirlilerden ücretsiz iftara tam not Kent Lokantaları’nda verilen ücretsiz iftar yemeği, yurttaşlardan olumlu geri dönüş aldı. Celal Acar, hizmetten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Çok memnunuz, yemekler de güzel. Allah razı olsun. Ramazan boyunca ücretsiz olması çok güzel bir hizmet" dedi. Bekir Atalay ise, "Yemeklerden çok memnunum. Allah bin kere razı olsun. Çalışanların hepsi saygılı ve ilgili. Buraya gelen insanlar için büyük bir destek, bizim için bir şans" ifadelerini kullandı. Rukiye Cantöre de verilen hizmetten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımızın sunduğu bu hizmetten çok memnunuz. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi. İzmir’in kendi üretimi olan su ve ekmek de var Kent Lokantaları’ndaki menüler 4 çeşitten oluşuyor ve her gün Grand Plaza AŞ bünyesinde çalışan gıda mühendisleri tarafından belirleniyor. Menüde beslenme değerleri gözetilerek belirlenen doyurucu bir ana yemek ve tüm menüyle uyumlu şekilde belirlenen bir çorba yer alıyor. İlave olarak pilav, makarna gibi çeşitlerin yanı sıra salata, tatlı ya da meyve gibi bir yardımcı yemek de bulunuyor. Kent Lokantaları’nın 50 TL’den sunulan menüsünde İzmir’in kendi üretimi olan su ve ekmek de yer alıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Ödemiş Bademli’de ürettiği doğal kaynak suyu Bademsu ve Çiğli Halk Ekmek Fabrikası’nda üretilen halk ekmek vatandaşların sofrasına getiriliyor. Sağlıklı, lezzetli ve ekonomik menülerin sunulduğu Kent Lokantaları’nın İzmir genelinde daha da yaygınlaşması hedefleniyor. Özellikle öğrenciler, çalışanlar ve emeklilerin bulunduğu bölgelere öncelik verilerek açılması planlanan yeni lokantalar için İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından çalışmalar sürdürülüyor. Kemeraltı Çarşısı Balıkçılar Meydanı, Çiğli Maltepe Mahallesi, Karabağlar’da kaymakamlık binasının karşısında, Menemen’in Mermerli Mahallesi’nde ve Aliağa Kültür Mahallesi Hükümet Caddesi’nde kapıları açık olan lokantalar, hafta içi saat 11.30’dan itibaren hizmet veriyor.
22 Şubat 2026 Pazar - 13:50 Selçuk’ta mağarada 9 saatlik kurtarma seferberliği İzmir’in Selçuk ilçesindeki Sütini Mağarası’nda düzenlenen eğitim etkinliği sırasında yaklaşık 5 metre yükseklikten düşerek yaralanan 26 yaşındaki üniversite öğrencisi, 9 saat süren zorlu çalışmanın ardından kurtarıldı. İzmir itfaiyesi, AFAD, jandarma ve Mağaracılık Federasyonu’na bağlı kurtarma ekiplerinin koordineli müdahalesiyle bulunduğu yerden çıkarılan öğrenci, hastaneye sevk edildi. İzmir’in Selçuk ilçesi Şirince yolu üzerindeki Sütini Mağarası’nda Ege Üniversitesi Mağara Araştırma Topluluğu (EMAK) tarafından mağarada eğitim ve keşif amaçlı etkinlik düzenlendi. Yaklaşık 40 öğrencinin katıldığı etkinlikte, mağara içerisindeki dikey bir geçişte dengesini kaybeden 26 yaşındaki erkek öğrenci yaklaşık 5 metre yükseklikten düşerek yaralandı. Saat 03.30 sıralarında dar ve ulaşımı güç bir noktada mahsur kalan genç için ekiplerden yardım istendi. İhbar üzerine bölgeye İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı ekipleri, AFAD, jandarma, sağlık ekipleri sevk edilirken Mağaracılık Federasyonu kurtarma ekipleri de olay yerine geldi. Mağaranın dar yapısı nedeniyle ekipler yaralıya ulaşmakta güçlük yaşadı. Yapılan teknik çalışma kapsamında iple erişilen yaralı, mahsur kaldığı nokta kontrollü şekilde genişletildikten sonra sedyeyle çıkarıldı. Yaklaşık 9 saat süren operasyonun ardından bilincinin kapalı olduğu öğrenilen yaralı, 112 Acil Sağlık ekiplerine teslim edilerek hastaneye sevk edildi.
22 Şubat 2026 Pazar - 13:39 İzmir’de şehitlerin isimleri üstgeçitlerde yaşayacak İzmir Büyükşehir Belediyesi, şehitlerin isimlerini kent hafızasında yaşatma geleneğini sürdürüyor. Şehit ailelerinin talebi üzerine Karataş Üst Geçidi’ne Şehit Hava Pilot Teğmen Yalçın Akyıldız’ın, Naldöken’de Anadolu Caddesi üzerindeki üst geçide ise Şehit Piyade Er Eren Taşkın’ın adı verildi. Şehit aileleri ve gazileri hiçbir zaman yalnız bırakmayan ve ihtiyaç duydukları her an yanlarında olan İzmir Büyükşehir Belediyesi, şehitlerin isimlerini kentte yaşatıyor. Şehit ailelerinden gelen taleplerin İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’nde oy birliğiyle kabul edilmesinin ardından Karataş ve Naldöken’deki üst geçitler artık şehitlerin adıyla anılacak. Karataş Üst Geçidi’ne Şehit Hava Pilot Teğmen Yalçın Akyıldız’ın, Anadolu Caddesi üzerinde Naldöken’de bulunan üst geçide ise Şehit Piyade Er Eren Taşkın’ın adı verildi. Güzlük: "Şehidine sahip çıkan bir millet, geleceğine de sahip çıkar" İzmir Büyükşehir Belediyesi Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı Şehit Yakınları ve Gaziler Şube Müdürü İlker Güzlük, aziz şehitlerin emanetleri olan şehit yakınları ve gazilerin milletin onur nişanesi olduğunu vurguladı. Güzlük, "Onların fedakârlıkları sayesinde bugünlere geldik. Tüm imkânlarımızla, şehit yakınlarımıza ve gazilerimize layık oldukları değeri ve hizmeti sunmak için gece gündüz çalışıyoruz. Başkanımız Cemil Tugay, rahmetli babasının da gazi olması nedeniyle bu konuda büyük bir hassasiyet gösteriyor. Verdiği talimatlar doğrultusunda şehit yakınları ve gazilerimizin hiçbir eksik yaşamaması ve her zaman yanlarında olmamız için canla başla çalışıyoruz. Çünkü inanıyoruz ki, şehidine sahip çıkan bir millet, geleceğine de sahip çıkar" dedi. Akyıldız: "Her şehit bir bayraktır" Şehit babasıyla aynı adı taşıyan Yalçın Akyıldız, babası Şehit Hava Teğmen Yalçın Akyıldız’ın Bandırma 6. Ana Jet Üssü’nde görev yaparken hava-yer atış görevi sırasında uçağında meydana gelen arıza nedeniyle şehit olduğunu söyledi. Karataş’ta babasının adının ölümsüzleştirilmesinden büyük onur ve mutluluk duyduğunu ifade eden Akyıldız, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’a ve meclis üyelerine teşekkür etti. Şehitlerin millet için taşıdığı anlamı vurgulayan Akyıldız, "Şehitlerimizin üzerine bayrak örteriz. Bayrak, ülkemizin bağımsızlığını ve özgürlüğünü temsil eder. Bizim için çok kıymetlidir. Her şehit bir bayraktır. Tüm şehitlerimiz vatan sevgisi ve bayrak aşkıyla şehadete ulaşmıştır. Ruhları şad olsun" diye konuştu. Taşkın: "Çok gururluyum" Şehit Piyade Er Eren Taşkın’ın annesi Dursune Taşkın, duygularını "Çok gururluyum. Talebim doğrultusunda İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın bu köprüye oğlumun adını vermesi beni çok duygulandırdı. Ricalarımızı yerine getirdiği için teşekkür ediyorum. Duyguluyum, kelimelerim kifayetsiz kalıyor" sözleriyle dile getirdi. Şehit Hava Pilot Teğmen Yalçın Akyıldız kimdir 1941 yılında Çeşme’de doğdu. İlköğrenimini 1953 yılında, orta öğrenimini 1956 yılında, lise öğrenimini 1959 yılında Kuleli Askeri Lisesi’nde tamamladı ve 1959 yılında girdiği Hava Harp Okulundan 1961 yılında asteğmen olarak mezun oldu. Edincik’te 6 Mayıs 1964 tarihinde 6. Ana Jet Üs Komutanlığında görevli iken, hava-yer atış görevinde F-84G uçağında meydana gelen arıza sonucunda atladı, ancak kurtarılamayarak şehit oldu. Şehit Piyade Er Eren Taşkın kimdir? Bayraklı ilçesinde ikamet eden 20 yaşındaki Eren Taşkın, 6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli 7.7 büyüklüğündeki depremde, Hatay’ın Serinyol ilçesindeki 8’inci Komando Tugay Komutanlığı’na bağlı birlikte vatani görevini yerine getirirken enkaz altında kalarak şehit oldu.
22 Şubat 2026 Pazar - 13:39 Selçuk’ta mağarada 9 saatlik kurtarma seferberliği İzmir’in Selçuk ilçesindeki Sütini Mağarası’nda düzenlenen eğitim etkinliği sırasında yaklaşık 5 metre yükseklikten düşerek yaralanan 26 yaşındaki üniversite öğrencisi, 9 saat süren zorlu çalışmanın ardından kurtarıldı. İzmir İtfaiyesi, AFAD, jandarma ve Mağaracılık Federasyonu’na bağlı kurtarma ekiplerinin koordineli müdahalesiyle bulunduğu yerden çıkarılan öğrenci, hastaneye sevk edildi.İzmir’in Selçuk ilçesi Şirince yolu üzerindeki Sütini Mağarası’nda Ege Üniversitesi Mağara Araştırma Topluluğu (EMAK) tarafından mağarada eğitim ve keşif amaçlı etkinlik düzenlendi. Yaklaşık 40 öğrencinin katıldığı etkinlikte, mağara içerisindeki dikey bir geçişte dengesini kaybeden 26 yaşındaki erkek öğrenci yaklaşık 5 metre yükseklikten düşerek yaralandı. Saat 03.30 sıralarında dar ve ulaşımı güç bir noktada mahsur kalan genç için ekiplerden yardım istendi. İhbar üzerine bölgeye İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı ekipleri, AFAD, jandarma, sağlık ekipleri sevk edilirken Mağaracılık Federasyonu kurtarma ekipleri de olay yerine geldi. Mağaranın dar yapısı nedeniyle ekipler yaralıya ulaşmakta güçlük yaşadı. Yapılan teknik çalışma kapsamında iple erişilen yaralı, mahsur kaldığı nokta kontrollü şekilde genişletildikten sonra sedyeyle çıkarıldı. Yaklaşık 9 saat süren operasyonun ardından bilincinin kapalı olduğu öğrenilen yaralı, 112 Acil Sağlık ekiplerine teslim edilerek hastaneye sevk edildi.
Altay’da Ceyhun Gülselam ve Özgür Özkaya fesih hakkını kullanmadı
06 Ocak 2026 Salı - 11:07 Altay’da Ceyhun Gülselam ve Özgür Özkaya fesih hakkını kullanmadı Altay’da alacakları nedeniyle kulübe ihtarname gönderen Ceyhun Gülselam ile Özgür Özkaya, fesih hakkı kazanmalarına rağmen bu haklarını kullanmayarak süreyi uzattı ve siyah-beyazlı formayla yollarına devam etme kararı aldı. TFF 3. Lig 4. Grup ekiplerinden Altay’da sorunlar bir türlü sona ermiyor. Tarihinin en sıkıntılı dönemlerinden birini yaşayan siyah-beyazlılar, yaklaşık 4.5 yıldır süren transfer yasağının yanı sıra eski futbolcularına olan borçları nedeniyle FIFA ile de karşı karşıya kaldı. İzmir temsilcisi, 4 eski yabancı oyuncusuyla 15 Ocak’a kadar anlaşma sağlayamaması halinde FIFA’dan 18 puan silme ve küme düşürülme cezasıyla karşı karşıya kalacak. Bu ağır yaptırımlardan kurtulmak isteyen Altay yönetimi yoğun bir çalışma yürütürken, kulüpte halen forma giyen birçok futbolcunun da alacaklarını tahsil edemediği için ihtarname gönderdiği öğrenildi. Bu oyuncular arasında yer alan Ceyhun Gülselam ile Özgür Özkaya ise kendilerine tanınan sürenin dolmasına ve fesih hakkı kazanmalarına rağmen süreyi uzatarak siyah-beyazlı takımla yola devam etme kararı aldı. Konuyla ilgili kulüpten yapılan açıklamada, "Kaptanlarımız Özgür Özkaya ve Ceyhun Gülselam, ihtarnamelerindeki fesih haklarının son günü olmasına rağmen, Kulübümüzün geleceği ile alakalı iyi niyetli düşüncelerini belirterek, fesih haklarının sürelerini, Kulübümüz lehine uzatmışlardır. Bilgilerinize saygıyla sunarız" ifadelerine yer verildi.
Yorgunluk haritası iyileşmenin yolunu gösteriyor
06 Ocak 2026 Salı - 10:33 Yorgunluk haritası iyileşmenin yolunu gösteriyor Stres, kaygı, uykusuzluk, hasta hissetme hali ve benzeri durumlar modern çağın insanından en çok duyulan şikayetler arasında yer alıyor. Bu şikayetlerin nedeni kimi zaman anlaşılamıyor ve kişi kendini mutsuz, asosyal ve sürekli depresif halde yaşamını sürdürürken bulabiliyor. Bu ruh halinin nedenleri hakkında bilgi veren Medicana Sağlık Grubu Psikiyatri Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, tıbbi açıdan hastada bir sağlık sorunu olmadığı takdirde şikayetin nedenlerine ilişkin bir haritalama yöntemi oluşturulduğunu ve bu haritaya göre 3 adımlık tedavi sürecinin başlatıldığını aktardı. Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Sürekli yorgunum diyen biri geldiğinde ilk adım nedenin haritasını çıkarmaktır. Ayrıntılı bir psikiyatrik görüşme ile duygu-durum, kaygı düzeyi, uyku, iş yaşamı, travma öyküsü ve stres faktörlerini tespit etmektir" açıklamasını yaptı. Modern yaşamın temposu, bitmeyen sorumluluklar ve dijital dünyanın hiç susmayan uyarıları Günümüzde pek çok kişi "sürekli yorgunum" cümlesini sıkça kuruyor ancak bu yorgunluğun kaynağı her zaman netleşmeyebiliyor. Stres, kaygı, uykusuzluk ve açıklanamayan halsizlik; zamanla kişinin sosyal yaşamdan kopmasına, mutsuzluk ve çökkünlük hissinin kalıcı hâle gelmesine yol açabiliyor. Medicana International İzmir Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, tıbbi bir neden saptanmayan bu tabloda ‘yorgunluk haritası’ adı verilen bütüncül bir değerlendirme yaklaşımının iyileşmenin yolunu gösterdiğini belirtiyor. Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, ayrıntılı bir psikiyatrik görüşme ile duygu durumu, kaygı düzeyi, uyku düzeni, iş yaşamı, travma öyküsü ve stres faktörlerinin tek tek ele alındığını, elde edilen bu haritaya göre ise üç adımlı bir tedavi sürecinin planlandığını dile getirdi. Uykusuzluk depresyon ve anksiyeteyi tetikliyor Uykusuzluğun, depresyon ve anksiyete gelişiminde en güçlü risk faktörü olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "İlişki iki yönlü; bozuk bir uyku, depresyon riskini artırır, depresyon ise zaten uykuya dalma güçlüğü, erken uyanma veya sık uyanma döngüleriyle uykuyu bozar. Telefon ışığına bakarak uyuduğumuz, gece uyanıp bildirim kontrol ettiğimiz bir dünyada dinlendirici uyku artık bir lüks gibi. Gün boyu süren fiziksel ve zihinsel yorgunluğun ardında çoğu zaman kaliteli uykunun olmaması yatar. Uyku, beynin pekiştirme, duygusal düzenleme ve toksinlerden arınma (Glimfatik Sistem) süreçleri için kritik öneme sahiptir. Kalitesiz veya yetersiz uyku, beynin bilişsel işlevlerini (dikkat, hafıza, karar verme) bozar, bu da kişinin kendini "beyin sisi" içinde hissetmesine ve daha çabuk zihinsel olarak yorulmasına neden olur" dedi. Uykusuzluğun duygusal dengesizliğe de neden olduğunu aktaran Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Bu durum, kişinin duygusal olarak daha hassas, sinirli ve stresle başa çıkmada yetersiz kalmasına yol açar. Bu duygusal dengesizlik, zihinsel enerjinin hızla tükenmesine neden olur. Ayrıca bağışıklık sistemini etkileyerek inflamasyonu artırır; bu da halsizlik ve bitkinliğe yol açar" açıklamasını yaptı. Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Araştırmalar, kronik uykusuzluğun depresyon gelişimi için güçlü bir risk faktörü olduğunu göstermektedir. Tedavi edilmeyen uyku bozuklukları, psikiyatrik semptomların tedavisini de zorlaştırır. Bu nedenle mutlaka psikiyatrik değerlendirme gerektirir" ifadelerini kullandı. Depresyon mu, tükenmişlik mi? Sınır giderek silikleşiyor Depresyon ve tükenmişlik arasındaki ayrımın her geçen gün daha zor hâle geldiğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, iki durumun sıklıkla birlikte görülebildiğine dikkat çekti. Tükenmişliğin çoğunlukla iş yaşamıyla sınırlı olduğunu ve işten uzaklaşıldığında belirtilerin hafifleyebildiğini aktaran Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, yorgunluk, isteksizlik ve duygusal çökkünlüğün yalnızca işle sınırlı kalmayıp hayatın tüm alanlarına yayıldığı, en az iki hafta süren dikkat dağınıklığı, işlev kaybı ve çökkünlük hâlinin ise depresyon açısından değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Kronik kaygının zihni sürekli tetikte tutarak kas gerginliği, baş ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı, sindirim sorunları, uyku ve konsantrasyon bozukluklarına yol açtığını ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, modern iş yaşamındaki yüksek performans beklentileri, belirsiz rol tanımları, iş-özel yaşam sınırlarının kaybolması ve pandemi sonrası artan iş yükünün hem çalışan yetişkinlerde hem de gençlerde duygusal tükenmeyi belirgin biçimde artırdığını söyledi. Sınav ve kariyer baskısı, ekonomik belirsizlik ve sosyal medyanın yarattığı karşılaştırma kültürünün gençleri zihinsel olarak yorduğunu aktaran Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, uzun süren yorgunluk ve ruhsal belirtilerin mutlaka bir ruh sağlığı uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi. İlk adım yorgunluğun haritasını çıkarmak ‘Sürekli yorgunum’ şikâyetiyle başvuran bir kişide ilk adımın nedenin kapsamlı biçimde ortaya konması olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, ayrıntılı bir psikiyatrik görüşme ile duygu durumu, kaygı düzeyi, uyku düzeni, iş yaşamı, stres faktörleri ve travma öyküsünün değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, anemi, tiroit bozuklukları, enfeksiyonlar ve vitamin eksiklikleri gibi tıbbi nedenlerin de dışlanmasının önemine dikkat çekerek, sosyal ve çevresel etkenlerin; ekonomik stres, bakım verme sorumlulukları ve iş yeri koşullarının yorgunluk üzerinde belirleyici rol oynadığını vurguladı. Tedavide duygusal düzenleme, stresle baş etme ve sınır koyma becerilerinin güçlendirilmesinin temel olduğunu ifade eden Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, uyku hijyeni, dijital detoks ve fiziksel aktivite gibi yaşam tarzı düzenlemelerinin zihinsel tükenmişliği azaltmada etkili olduğunu söyledi. Depresyon, anksiyete, panik atak, öfke kontrol sorunları veya obsesif belirtilerin eşlik ettiği durumlarda ise uygun tıbbi tedavilerin planlandığını aktaran Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, farkındalık ve nefes egzersizlerinin zihni sürekli tetikte tutan kaygı döngüsünü azalttığını, değer temelli yaşam, sosyal temas ve öz-şefkat pratiğinin tükenmişlikten korunmada önemli rol oynadığını dile getirdi. Ayrıca Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, sınır koyma becerisinin, dijital uyaranların sınırlandırılmasının ve enerjiyi merkeze alan zaman yönetiminin kronik yorgunlukla mücadelede bilimsel olarak etkili yaklaşımlar arasında yer aldığını aktardı.
Aşılar toplum sağlığını korumada hayati rol oynuyor
06 Ocak 2026 Salı - 10:29 Aşılar toplum sağlığını korumada hayati rol oynuyor Pediatrist Özlem Çakmak Yılmaz, aşıların hem bireylerin hem de toplumun sağlığını korumada vazgeçilmez bir yere sahip olduğunu belirterek, aşılanmanın önemine dikkat çekti. Aşıların her yıl dünyada milyonlarca çocuğu ölümcül bulaşıcı hastalıklardan koruduğunu vurgulayan Yılmaz, "Aşı olmayan her çocuk, henüz aşı yaşına gelmemiş ya da tıbbi nedenlerle aşı olamayan diğer çocuklar için ciddi bir risk oluşturuyor. Aşılar yalnızca bireysel değil, toplumsal bir sorumluluktur." dedi. Acıbadem Kent Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özlem Çakmak Yılmaz, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve UNICEF gibi uluslararası sağlık kuruluşları tarafından da önerilen aşı programlarının yaşamsal önemini hatırlattı. Bu aşı programları sayesinde her yıl yaklaşık altı milyon insanın ölümünün engellendiğinin bildirildiğini kaydeden Uzm. Dr. Yılmaz, "Türkiye’de ise düzenli aşılama çalışmaları 1930’lu yıllardan bu yana sürdürülüyor. Çiçek hastalığının 1977’de dünyadan silinmesi, çocuk felcinin ise 2002’de Avrupa Bölgesi’nde eradike edilmesi (hastalığın etkeni ile birlikte yeryüzünden tamamen yok edilmesi), bu çalışmaların en önemli başarıları arasında yer alıyor. Günümüzde Sağlık Bakanlığı’nın yürüttüğü ulusal aşı takviminde BCG, çocuk felci, difteri, tetanos, boğmaca, kızamık, kızamıkçık, kabakulak, hepatit A ve B, suçiçeği ve pnömokok aşıları gibi birçok aşı ücretsiz olarak uygulanıyor. Bu sayede Türkiye’de 2007 yılından itibaren aşılama oranları yüzde 95’in üzerine çıkarak ciddi bir toplumsal bağışıklık sağlandı." diye konuştu. Toplumsal bağışıklık için aşılanma önemli Aşılanmış bireylerin toplumda koruyucu bir kalkan oluşturduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Yılmaz, aşılanma oranı yüzde 95’in üzerinde olduğunda, yaşı veya sağlık durumu nedeniyle aşı olamayan bireylerin de dolaylı olarak korunduğunu söyledi. Bu duruma "toplumsal bağışıklık" dendiğini vurgulayan Uzm. Dr. Yılmaz, aşı reddi konusunda da uyarılarda bulundu. Aşı reddindeki yükselişin ciddi bir halk sağlığı riski oluşturduğunu belirten Uzm. Dr. Yılmaz, şöyle konuştu: "Aşıların hastalıklardan koruduğu gerçeği istatistiksel olarak da ortaya konmasına karşın son yıllarda Türkiye’de ve dünyada artan aşı reddi, uzmanları endişelendiriyor. Türkiye’de aşıyı reddeden aile sayısı 2011’de 183 iken, 2018’de 23 binlere ulaştı. Aşıların reddedilmesi, bir dönem kontrol altına alınmış hastalıklarda yeniden artışa yol açıyor. Örneğin Türkiye’de kızamık vakaları 2007-2011 arasında beşin altındayken, 2013 yılında 7.405 vakaya yükseldi. DSÖ verilerine göre yalnızca 2018 yılında Avrupa Bölgesi’nde 53 bin civarında kızamık vakası görüldü; olguların yüzde 87’sinin aşılanmamış kişiler olduğu belirlendi. Bu artış üzerine Türkiye’de 9. ayda ek kızamık aşısı uygulanmaya başlandı. Aşı olmayan her çocuk, henüz aşı yaşına gelmemiş ya da tıbbi nedenlerle aşı olamayan diğer çocuklar için ciddi bir risk oluşturuyor. Aşı olmak yalnızca bireysel değil, toplumsal bir sorumluluktur. Aşı reddinin tüm toplumu tehlikeye attığı bilinmelidir. Toplumsal bağışıklık ancak toplumun yüzde 95’ten fazlasının aşılı olduğu durumlarda ortaya çıkar. Bu kalkan, aşı olamayan bebekleri, immün yetmezliği olanları veya kemoterapi gibi tıbbi nedenlerle bağışıklığı baskılanmış kişileri korur. Aşı olan çoğunluk, hastalığın yayılmasını engelleyerek aşılanmamış bireyleri de dolaylı olarak korur. Bir çocuğu aşılamamak, sadece o çocuğun değil, onunla temas eden bebeklerin, hastaların, bağışıklığı zayıf kişilerin de sağlığını riske atmak olduğu unutulmamalıdır."
BİGGSİNERJİ ile yenilikçi iş fikirleri hayata geçiyor
06 Ocak 2026 Salı - 09:23 BİGGSİNERJİ ile yenilikçi iş fikirleri hayata geçiyor Yaşar Üniversitesi’nin paydaşları arasında yer aldığı BİGGSİNERJİ Projesi, TÜBİTAK Girişimcilik Destek Programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Yaşar Üniversitesi Bilgi ve Teknoloji Transfer Ofisi de girişimcilerin teknoloji tabanlı iş fikirlerini geliştirmelerine katkı sunacak. Yaşar Üniversitesi’nin paydaşlarından biri olduğu; İzmir Biyotıp ve Genom Merkezi (İBG) ile Kuzey İzmir Sağlık ve Yaşam Bilimleri Teknoloji Geliştirme Merkezi Sanayi ve Ticaret A.Ş. (Bakırçay TEKMER) iş birliğinde, DEPARK uygulayıcı kuruluşu yürütücülüğünde hayata geçirilecek BİGGSİNERJİ Projesi, TÜBİTAK Bireysel Genç Girişim (BİGG) Programı kapsamında destek almaya hak kazandı. TÜBİTAK’tan 900 bin TL’lik yatırım desteği Yaşar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Yiğit Kazançoğlu, proje kapsamında üniversitenin girişimcilerin teknoloji tabanlı iş fikirlerini geliştirmeleri ve ticarileştirmeleri için eğitim ve mentorluk desteği sunacağını belirtti. Kazançoğlu, şöyle konuştu: "Girişimci adayları; tarım, gıda, enerji, lojistik, yazılım ve bilgi teknolojileri başta olmak üzere teknoloji ve yenilik odaklı ana başlıklar altındaki iş fikri başvurularını TÜBİTAK’ın belirlediği çağrı takvimi doğrultusunda Yaşar Üniversitesi’ne yapabilecek. Girişimcilerin uygun bulunan iş fikirleri, ön kuluçkaya alınarak iş fikri doğrulama süreçlerinden geçirilecek ve nitelikli iş planı hazırlama ve bunları son değerlendirme için TÜBİTAK’a iletme hususunda girişimcilere destek sağlanacak. Kabul edilenler girişimcilik seminerlerine ve eğitimlerine katılma hakkı kazanacak, eğitim programı boyunca profesyonel iş rehberleri desteğinde fikirlerini iş planlarına dönüştürerek TÜBİTAK’tan 900 bin TL’lik yatırımı almak için hazırlanacak." Bu kapsamda Yaşar Üniversitesi Bilgi ve Teknoloji Transfer Ofisi, BİGGSİNERJİ Projesi’nin 2026-2028 döneminde Aşama 1 Hızlandırma faaliyetlerinin yürütülmesinde aktif rol alacak. Üniversite, sahip olduğu uzman kadrosu ile girişimcilere eğitim ve mentorluk desteği sunarak yenilikçi ve teknoloji tabanlı iş fikirlerinin geliştirilmesine katkı sağlayacak.
İZBETON kooperatif davasında tutuklu sanık kalmadı
06 Ocak 2026 Salı - 01:05 İZBETON kooperatif davasında tutuklu sanık kalmadı İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZBETON AŞ’deki usulsüzlük iddialarına ilişkin görülen davada, eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve İZBETON eski Genel Müdürü Heval Savaş Kaya hakkında tahliye kararı verildi. Ancak sanıkların, başka bir soruşturma kapsamında tutukluluk hallerinin devam edeceği öğrenildi. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde, kentsel dönüşüm projelerinde "ihaleye fesat karıştırma" ve "nitelikli dolandırıcılık" suçlamalarıyla açılan davanın görülmesine devam edildi. İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Aliağa Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki duruşma salonunda görülen 4. celsede; eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, önceki dönem CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, İZBETON eski Genel Müdürü Heval Savaş Kaya ve diğer sanıklar hakim karşısına çıktı. Duruşmada tutuksuz sanıklar ve taraf avukatları da hazır bulundu. Duruşma esnasında Heval Savaş Kaya’nın savunmasını yaptığı sırada Mahkeme Başkanı Sedat Yılmaz’ın fenalaşması üzerine duruşmaya bir süre ara verildi. Aranın ardından savcılık makamı mütalaasını açıkladı. Savcı; duruşmaya gelmeyen sanık Yunus Tosun hakkında yakalama kararı çıkarılmasını, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın katılma taleplerinin kabulünü ve delil durumu itibariyle tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamını talep etti. Dosyada tutuklu sanık kalmadı Mahkeme heyeti, yaptığı değerlendirme sonucunda Tunç Soyer ve Heval Savaş Kaya’nın bu dosyadan tahliyesine karar verdi. Verilen kararla birlikte davada tutuklu sanık kalmadı. Duruşma 26 Mart tarihine ertelendi. Öte yandan, S.S. İş İnsanları Örnekköy Konut Yapı Kooperatifi’ndeki "zimmet" iddialarına yönelik yürütülen ayrı bir soruşturma kapsamında; Tunç Soyer, Heval Savaş Kaya ve Şenol Aslanoğlu’nun tutukluluk hallerinin devam edeceği belirtildi. Soruşturma süreci 1 Temmuz’da başladı İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden İZBETON AŞ’de taşeron şirketler aracılığıyla yolsuzluk yapıldığı iddiaları üzerine 1 Temmuz’da düğmeye basıldı. Sayıştay, mülkiye müfettişi ve bilirkişi raporlarına dayandırılan soruşturmada, "ihaleye fesat karıştırma" ve "nitelikli dolandırıcılık" suçlamalarıyla 157 kişi hakkında gözaltı kararı verilmiş, aralarında dönemin Belediye Başkanı Tunç Soyer ve CHP İzmir eski İl Başkanı Şenol Aslanoğlu’nun da bulunduğu 139 şüpheli yakalandı. Adliyeye sevk edilen şüphelilerden 60’ı tutuklanırken, süreç içerisinde yapılan itirazlar ve duruşmalarla tutuklu sayısı değişti. 45 yıla kadar hapis istemi Hazırlanan ve İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilen iddianamede; Örnekköy 3. ve 4. etap, Gaziemir-Aktepe-Emrez Mahallesi 1. etap ile Karabağlar 3. ve 4. etapta kat karşılığı inşaat işlerinde usulsüzlük yapıldığı belirtildi. Dosyada 449 mağdur ve 7 müştekinin yanı sıra Hazine ve Maliye Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZBETON AŞ de "suçtan zarar görenler" olarak yer aldı. Sanıklar hakkında "nitelikli dolandırıcılık" ve bu suçlara teşebbüs gibi çeşitli suçlamalardan 3 yıldan 45 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. Önceki duruşmalarda 9 tahliye Eylül ayında başlayan yargılama sürecinin ilk duruşmasında İZBETON AŞ Yönetim Kurulu üyeleri Levent İşler, Sevcan Tınaztepe, Orhan Sertaç Dölek, Mehmet Gürhan Özata ve eski Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Alphan Bozan tahliye edildi. Ekim ayındaki 2. duruşmada ise Şenol Aslanoğlu, Cihangir Lübiç ve Hüseyin Şimşek tahliye olurken; Aralık ayındaki 3. duruşmada mahkeme Barış Karcı’nın tahliyesine, Şenol Aslanoğlu’nun ev hapsinin kaldırılmasına, Tunç Soyer ve Heval Savaş Kaya’nın ise tutukluluk halinin devamına hükmetti. Soyer’e ’zimmet’ suçlamasıyla ikinci tutuklama Öte yandan ana dava devam ederken, S.S. İş İnsanları Örnekköy Konut Yapı Kooperatifi’ndeki zimmet iddialarına yönelik ayrı bir soruşturma daha yürütüldü. İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince 26 Aralık’ta düzenlenen operasyon sonrası 29 Aralık’ta adliyeye sevk edilen şüpheliler hakim karşısına çıktı. Tutukluluk halleri devam eden Tunç Soyer ile İZBETON AŞ eski Genel Müdürü Heval Savaş Kaya ve CHP İzmir eski İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, iş insanları Burak Bakır ve Yıldırım Kuruoğulları "zimmet" suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi.