KÜLTÜR SANAT - 20 Nisan 2026 Pazartesi 14:03

İZKİTAP’ta edebiyatla dolu hafta sonu

A
A
A
İZKİTAP’ta edebiyatla dolu hafta sonu

İZKİTAP-7. İzmir Kitap Fuarı, İzmirlilerin yoğun ilgisiyle devam ediyor. Kültürpark’ta kurulan stantlardan kitap alışverişi yapan, sevdikleri yazarların imza günlerine ve söyleşilere katılan kitapseverler, gün boyu fuar alanında vakit geçiriyor. İzmirlilerin yoğun ilgisiyle Kültürpark, gün boyunca her yaştan ziyaretçi için edebiyatla iç içe bir buluşma noktası haline geliyor.


İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ ve TACT Fuarcılık iş birliğiyle düzenlenen İZKİTAP - İzmir Kitap Fuarı, 17-26 Nisan tarihleri arasında çok sayıda yayınevi, sahaf ve yazarı bir araya getiriyor. Fuar kapsamında gerçekleştirilen söyleşi ve imza etkinlikleri, hafta sonu her yaştan okurun ilgisini çekmeye devam etti. Fuar alanı, her yaştan kitapseverle dolarken, ziyaretçiler hem stantlar arasında dolaşarak kitap alışverişi yaptı, söyleşi ve imza etkinliklerine katıldı hem de Kültürpark’ın eşsiz atmosferinde baharın tadını çıkardı.



Gökmen Ulu ve Osman Özgüven okurlarla buluştu


Gazeteci-yazar Gökmen Ulu ile Dikili’nin efsanevi eski belediye başkanı Osman Özgüven, fuar kapsamında "Geleceğin İnşası İçin - Bir Yerel Devrim Öyküsü" başlıklı söyleşide okurlarla buluştu; söyleşide Özgüven’in çocukluk yıllarından başlayarak özellikle 12 Eylül 1980 Darbesi sonrasındaki yerel yönetim anlayışı ele alınırken, Ulu Dikili’de uygulanan ücretsiz su, kolaylaştırılmış ulaşım, çalışan haklarının iyileştirilmesi ve 1 Mayıs ile 8 Mart’ın tatil ilan edilmesi gibi dönemi için çarpıcı politikaları vurguladı; bu uygulamaların merkezi yönetimle gerilim oluşturduğunu ancak Özgüven’in geri adım atmadığını belirten Ulu, yasakların yoğun olduğu yıllarda düzenlenen festivallerin aydınları, sanatçıları ve siyasetçileri bir araya getirerek bir demokrasi zemini oluşturduğunu ve Türkiye ile Yunanistan arasında gerginliğin yüksek olduğu dönemde Dikili ile Midilli arasında kurulan temasların halklar arasında yeniden bağ kurulmasına katkı sağladığını ifade etti; söyleşi sonunda Ulu ve Özgüven, "Komünist Osman - Bir Yerel Devrim Öyküsü" kitabını birlikte imzaladı.



Coşkun Aral deneyimlerini paylaştı


Foto muhabiri ve yazar Coşkun Aral, fuar kapsamında düzenlenen söyleşide okurlarla buluşarak İmkansız Coğrafyalar kitabı üzerinden hem mesleki yolculuğunu hem de hayatından kesitleri anlattı;. Gazeteciliğe uzanan sürecin genç yaşlarda, henüz 17 yaşındayken yaptığı Bulgaristan ve Romanya yolculuklarıyla başladığını belirten Aral, bu deneyimlerin hayatında dönüm noktası olduğunu vurguladı. 1970’lerden günümüze uzanan kariyerinde Lübnan, Afganistan ve İran-Irak Savaşı gibi savaş ve kriz bölgelerinde bulunduğunu aktaran Aral, her fotoğrafın ardında bir insan hikayesi ve duygusal yük taşıdığını ifade ederek "imkansız" denilen coğrafyaların aslında insan hikayeleriyle dolu olduğunu söyledi. Gençlere ve ailelere de seslenen Aral, çocukların kalıplara sokulmaması, merak etmeleri, doğayla temas kurmaları ve araştırmaları gerektiğini vurgulayarak kitap fuarlarının bu açıdan önemli bir buluşma alanı olduğunu dile getirdi.



Ege Otlarının Kültür Tarihi konuşuldu


"Ege Otları: Ege ve İzmir’in Yenilebilen Otlarının Kültürü ve Yemeklerinin Tarifleri" kitabıyla Gourmand Dünya Yemek Kitapları Ödülleri’nde ödül kazanan yazarlar Ahmet Uhri ve Betül Öztürk, fuar kapsamında düzenlenen "Ege Otlarının Kültür Tarihi" başlıklı söyleşide okurlarla bir araya geldi. Söyleşide, Ege mutfağının doğayla kurduğu ilişki ve bölgedeki otların gündelik yaşam içindeki yeri ele alındı.



Yazarlar okurlarla buluştu


Fuar boyunca çok sayıda yazar, şair ve gazeteci söyleşi ve imza etkinlikleriyle okurlarla buluşmayı sürdürüyor. Pazar günü Ahmet Uhri, Algan Sezgintüredi, Berrak Yurdakul, Betül Öztürk, Deniz Erbulak, Dilge Güney, Suat Çağlayan, Gani Müjde, Gökmen Ulu, İrfan Değirmenci, Mavisel Yener, Nazan Uysal Harzadın, Nergis Seli, Saygın Ersin’in de aralarında bulunduğu yazarlar, imza etkinlikleri ile okurlarla bir araya geldi. Önceki dönem İzmir milletvekilleri Gazeteci - Yazar Atila Sertel ve Tacettin Bayır, söyleşi ve imza etkinliğinde siyasetten edebiyata pek çok konuda görüşlerini okurlarla paylaştı.



Okurlar çok mutlu


İzmir Kitap Fuarı’nda stantlar arasında dolaşan ziyaretçiler, yalnızca kitaplarla değil; yeni fikirler, hayaller ve birbirleriyle de buluşmanın keyfini yaşıyor. Gizem Dündar, fuarların bir "karşılaşma alanı" olduğunu vurgulayarak, "Buralar sadece okurların değil; kitapların okurlarla, okurların birbirleriyle, hatta kitapların kendi aralarında buluştuğu alanlar. Bu nedenle büyük önem taşıyor. Yalnızca kitap kapakları arasında dolaşmak, onların hayalleri ve kavramlarıyla tanışmak, ilişki kurmak bile insana ilham veriyor. Bu davete icabet etmekten dolayı mutluyum" dedi.



Eren Kural ise yazarların imza günleri için fuara geldiğini vurgulayarak, "Burada olmak çok güzel. Kitaplardaki bütün kahramanlar da bizimle bu kitap fuarında dolaşıyor. O nedenle çok mutluyuz" diye konuştu. Emre Pekşen ise fuarın meraklılarından olduğunu belirterek, bazı yayın evlerinin daha fazla stant açmasını istedi.



"Kitap okumak terapi gibi"


Fuarda kitapları indirimli almaktan mutluluk duyduğunu kaydeden Öznur Pelit, "Çok güzel bir fuar, iyi ki var. Okumayı seven herkesin ziyaret etmesi gerekiyor. Keşke herkes kitap okusa. Çünkü bu bir terapi. O zaman kimse doktora gitmez. Kitapların dünyasına girdiğiniz zaman hiç kimseye, hiçbir şeye ihtiyacınız olmuyor. Yarım saat bile okusanız ruhunuz dinleniyor. Kitap okurken altını çizmek, kitabın kokusu çok farklı. Yazarlardan imza almak... Bunların hepsi bir tutku" dedi.



"Kitap Fuarını çok seviyorum"


İzmir Kitap Fuarı’nı ziyaret eden küçük misafirlerden Zeynep Elif Şimşek, fuarda vakit geçirmenin kendisi için çok eğlenceli olduğunu belirterek "Güzel kitaplar, kalemler var. Burayı çok seviyorum, beni heyecanlandırıyor. En çok kitapları ve kalemleri sevdim. Dört resim kitabı aldım" diye konuştu.



26 Nisan’a kadar ziyaretçilerini ağırlayacak


Fuar, 26 Nisan’a kadar her gün 10.00 - 20.00 saatleri arasında ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek. Birbirinden değerli yazarları okurlarla buluşturmaya devam eden İZKİTAP’ta, söyleşi ve imza günlerinin yanı sıra sergiler de ziyaretçilerle buluşuyor. Pakistan Pavyonu’nda 19 Nisan’a kadar Ece Türkel ve Fatih Şimşek’in seramik eserler sergisi, yine aynı alanda 23 Nisan’da açılacak Uluslararası Işık Seramik Yarışması Seramik Sergisi, Mehmet Tüzüm Kızılcan Sanat Galerisi’nde Cem Sağbil’in Dünya Hala Çiçek Açıyor Sergisi ve Göl Gazinosu’nda İzmir Mutfak Müzesi Açılışa Doğru Sergisi fuar süresince gezilebiliyor. İZKİTAP, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında da çeşitli etkinliklere ev sahipliği yapacak. Kültürpark’ta düzenlenecek programlarda çocuklara yönelik atölyeler, drama çalışmaları, masal anlatımları ve sahne etkinlikleri gerçekleştirilecek.



İZKİTAP’ta edebiyatla dolu hafta sonu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Yapay zeka, teknolojilerden bir teknoloji değil" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ’Uluslararası Eskişehir Yapay Zeka Zirvesi’ne uzaktan bağlantı ile katıldı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Anadolu Üniversitesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ve Eskişehir Teknik Üniversitesi’nin düzenlediği ’Uluslararası Eskişehir Yapay Zeka Zirvesi’ne uzaktan bağlantı ile katıldı Yılmaz, programda yaptığı açıklamada, Uluslararası Eskişehir Yapay Zeka Zirvesi’nin Türkiye için hayırlara vesile olmasını diledi. Anadolu Üniversitesi Eskişehir Osman Gazi Üniversitesi ve Eskişehir Teknik Üniversitesi’nin bu zirve özelinde sergilediği ortak iradenin yükseköğretimdeki disiplinler arası etkileşim vizyonumuzun en güzel, en somut örneklerinden biri olduğunu ifade eden Yılmaz "Üç üniversitemizin güç birliğiyle hayata geçirilen bu zirvenin bilimsel birikimi ortak bir ufka taşıyan ve ülkemizin yapay zeka yolculuğuna istikamet kazandıran güçlü bir buluşma zemini oluşturduğuna inanıyorum" diye konuştu. "Mesele teknolojiyi takip etmekten öte onu geliştiren bir kapasiteyi inşa edebilmektir" Yapay zekanın bugün veriden değere uzanan sürecin merkezinde yer aldığını ve bilimsel üretim ile ekonomik çıktı arasındaki mesafeyi her zamankinden daha fazla kısalttığını kaydeden Yılmaz, "Zirve programı kapsamında Türkiye’nin yapay zeka ekosistem yönetimine dair çizilecek yol haritası ülkemizin bu yarışta oyun kurucu bir rol üstlenmesine katkıda bulunacaktır. Aynı şekilde dijital hümanizm kavrama etrafında şekillenecek olan sosyal ve beşeri ilimler tartışmaları teknolojiyi insan odaklı bir perspektifle yönetme irademize güç verecektir. Tarımdan sağlığa finanstan eğitime kadar kritik sektörlerde yapay zeka entegrasyonuyla başlayacak hassas yönetim devri ise bu akademik birikimin reel ekonomimize doğrudan tahvil edilmesine yol açacaktır. Bu başlıkların işaret ettiği yönelim yapay zekanın küresel ekonomik rekabetin belirleyici unsurlarından biri haline geldiğini ortaya koymaktadır. Artık mesele teknolojiyi takip etmekten öte onu geliştiren, yöneten ve küresel ölçekte rekabet gücüne dönüştürebilen bir kapasiteyi inşa edebilmektir" açıklamasında bulundu. "Yapay zeka, teknolojilerden bir teknoloji değil" Teknolojiyi sadece kullanan, teknolojik gelişmeleri sadece dışarıdan takip eden bir ülkenin ve milletin tam anlamıyla bağımsız olamayacağının altını çizen Yılmaz, sözlerine şu şekilde devam etti: "Hükümetlerimiz Cumhurbaşkanımızın liderliğinde hep bu anlayışta olmuştur. Savunma sanayinden enerjiye bütün alanlarda milli yerli kapasitelerimizi geliştirmek son derece kritik bir politika olmuştur bizler için. Şimdi de yapay zeka bağlamında aynı politikanın devam ettirildiğinin altını özellikle çizmek isterim. Bu doğrultuda biz de araştırmadan üretime yatırımdan ihracata uzanan bütüncül bir politika yaklaşımıyla hareket ediyoruz. Bir yandan bu yatay teknolojinin gelişimini yakından takip ederken diğer yandan sağlanacak ilerlemelerin etik, değerler, hukuk, sosyal boyut ve insani boyutlarını da hiçbir şekilde ihmal etmiyoruz. Yapay zeka teknolojilerden bir teknoloji değil. Bunun altını da çizmek isterim. Bütün alanları etkileyen çok geniş bir yelpazede hayatı dönüştüren bir teknoloji. Dolayısıyla bununla ilgili yapılacak tartışmalarda sadece teknik tartışmalarla yetinmek doğru değildir." Bu doğrultuda araştırmadan üretime, yatırımdan ihracata uzanan bütüncül bir politika yaklaşımıyla hareket ettiklerini vurgulayan Yılmaz, "Bir yandan bu yatay teknolojinin gelişimini yakından takip ederken diğer yandan sağlanacak ilerlemelerin etik değerler, hukuk, sosyal ve insani boyutlarını da hiçbir şekilde ihmal etmiyoruz. Yapay zeka, teknolojilerden bir teknoloji değil, bunun altını da çizmek isterim. Bütün alanları etkileyen, çok geniş bir yelpazede hayatı dönüştüren bir teknoloji. Dolayısıyla bununla ilgili yapılacak tartışmalarda sadece teknik tartışmalarla yetinmek doğru değildir. Sosyal adalet boyutuyla, demokrasi hak ve özgürlükler boyutuyla, etik ve hukuk çerçevesinde bütün boyutlarıyla bu teknolojiyi tartışmamız gerekiyor. Elbette bu teknolojiyi kullanacağız, geliştireceğiz, uygulayacağız ama aynı zamanda bunu doğru bir şekilde yapacağız. Bu teknolojilerin negatif, olumsuz etkilerini en aza indirirken pozitif, katkı sunacak yönlerini ise maksimum düzeyde değerlendireceğiz" ifadelerine yer verdi. Yılmaz, insan odaklı bir anlayışla ele aldıkları yapay zekayı ulusal kalkınmanın, toplumsal refahın ve stratejik özerkliğin en temel unsurlarından biri olarak gördüklerine dikkati çekti. "Türkiye’nin yapay zeka alanında kurumsal kapasitesini güçlendiren dönemi yaşamış olduk" Elde ettiğimiz kazanımlar, yapay zekayı yalnızca teknolojik bir araç olarak değil kalkınma ve rekabet politikalarının temel bileşenlerinden biri olarak ele alma yaklaşımımızı pekiştirmiştir Yılmaz, bu anlayışla 2021-2025 Ulusal Yapay Zeka Strateji’nin uygulama dönemini başarıyla tamamladıklarını söyleyerek, "Bu süreçte, Türkiye’nin yapay zeka alanında kurumsal kapasitesini güçlendiren, kamu, özel sektör ve akademi işbirliğini derinleştiren önemli bir öğrenme ve olgunlaşma dönemi yaşamış olduk. Elde ettiğimiz kazanımlar, yapay zekayı yalnızca teknolojik bir araç olarak değil kalkınma ve rekabet politikalarının temel bileşenlerinden biri olarak ele alma yaklaşımımızı pekiştirmiştir. Bu birikim üzerine inşa ettiğimiz yeni dönem eylem planı çalışmalarında odağımızı, yapay zeka ekosistemini uzun vadeli ve sürdürülebilir biçimde güçlendirilmesi oluşturuyor. Bu çerçevede, insan kaynağına ve altyapı kapasitesine özel bir önem atfediyoruz. Yapay zekada kalıcı başarıyı güçlü ve esnek bir ulusal hesaplama portföyü, güvenli ve paylaşılabilir veri alanları ile bu sistemleri tasarlayan, geliştiren ve yöneten nitelikli insan kaynağı arasında kurulacak dengeli bir yapı olmadan mümkün görmüyoruz" dedi.
İstanbul SOCAR Energy School dördüncü dönem mezunlarını verdi SOCAR Türkiye ve Sabancı Üniversitesi Yönetici Geliştirme Birimi (EDU) iş birliği ile hayata geçirilen SOCAR Energy School sertifika programının dördüncü dönem mezunları, 17 Nisan’da düzenlenen törenle sertifikalarını aldı. Enerji sektörüne nitelikli insan kaynağı kazandırmayı hedefleyen program, bu yıl da yoğun bir eğitim sürecinin ardından başarıyla tamamlandı. SOCAR Energy School dördüncü dönem mezunlarını verdi. On iki hafta süren program boyunca katılımcılar; enerji piyasalarının işleyişinden küresel arz-talep dengelerine, sürdürülebilirlik uygulamalarından yenilenebilir enerji teknolojilerine kadar geniş bir perspektifte eğitim aldı. Teknik içeriklerin yanı sıra liderlik, stratejik düşünme ve karar alma süreçlerine yönelik modüllerle desteklenen program, katılımcıların çok boyutlu bir bakış açısı kazanmasına katkı sağladı. SOCAR Türkiye CEO’su Elchin Ibadov ve Sabancı Üniversitesi Rektörü Yusuf Leblebici’nin katılımlarıyla düzenlenen törende, programı başarıyla tamamlayan katılımcılara sertifikaları verildi. Ulusal ve uluslararası akademisyenlerin yanı sıra sektörün önde gelen uzmanlarının katkı sunduğu program kapsamında; enerji politikaları, arz güvenliği, enerji verimliliği, dijitalleşme ve sektördeki dönüşüm dinamikleri gibi kritik başlıklar ele alındı. Program süresince gerçekleştirilen paneller, vaka analizleri ve etkileşimli oturumlar sayesinde katılımcılar, teorik bilgiyi uygulamaya dönüştürme fırsatı buldu. Törende konuşan SOCAR Türkiye CEO’su Elchin Ibadov, enerji sektörünün geçirdiği dönüşüme dikkat çekerek şunları söyledi: "Enerji sektörü, küresel ölçekte hızlı ve çok katmanlı bir değişim sürecinden geçiyor. Bu dönüşüme uyum sağlayabilen, analitik düşünme yetkinliği güçlü ve yenilikçi bakış açısına sahip insan kaynağı, sektörün geleceği açısından kritik önem taşıyor. Program ile bu alanda sürdürülebilir bir değer oluşturmayı ve sektörün gelişimine katkı sunmayı hedefliyoruz." Sabancı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Leblebici ise konuşmasında akademi-sanayi iş birliğinin önemine vurgu yaparak şu değerlendirmede bulundu: "Bilginin hızla dönüştüğü günümüzde, farklı disiplinleri bir araya getiren ve uygulama odaklı öğrenmeyi teşvik eden programlar büyük önem taşıyor. SOCAR Energy School, bu yaklaşımı başarıyla hayata geçiren güçlü bir iş birliği modelidir. Bu değerli programın bir parçası olmaktan memnuniyet duyuyoruz." Farklı sektörlerden profesyonelleri ortak bir öğrenme platformunda buluşturan program, katılımcılarına yalnızca teknik bilgi değil, aynı zamanda stratejik bakış açısı ve güçlü bir profesyonel ağ kazandırmayı amaçlıyor. Program mezunları, edindikleri bilgi ve deneyimi kendi kurumlarına ve sektöre değer katacak şekilde kullanma fırsatı elde ediyor. Program, bugüne kadar gerçekleştirdiği programlarla enerji sektöründe yetkin insan kaynağının gelişimine katkı sağlamaya ve akademi-sanayi iş birliğinin başarılı örneklerinden biri olmaya devam ediyor.
Kastamonu Türkiye’nin lezzetleri Kastamonu’da buluştu, öğrenciler yoğun ilgi gösterdi Kastamonu Üniversitesi öğrencileri tarafından Turizm Haftası etkinlikleri kapsamında 7 farklı bölgeden 7 farklı kültür ve 7 farklı yemeğin yer aldığı stantlar yoğun ilgi gördü. Kastamonu Üniversitesi tarafından 50. Turizm Haftası kutlamaları kapsamında gastronomi etkinliği düzenlendi. Kastamonu Üniversitesi Turizm Fakültesi bahçesinde gerçekleştirilen etkinlikte, Türkiye’deki 7 coğrafi bölgeye ait öne çıkan yemekler ile bu yemeklerin hikayeleri ve kültürel açıdan değerleri anlatıldı. Turizm Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü ile Turizm Rehberlik Bölümü öğrencileri tarafından hazırlanan yemekler, bahçede kurulan stantlarda öğrencilere tanıtıldı. Daha sonra yemekler, öğrencilere ikram edildi. Etkinlikte konuşan Kastamonu Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Burhan Sevim, "Hazırlanan yemeklerin ikramının yanı sıra, Turizm Rehberliği Bölümü öğrencilerimiz de bu hikayelerini ve bu bölgenin öne çıkan turizm değerlerini anlatıyorlar. Bizim bu etkinlikle amacımız, fakültemizin ormancılık ve tabiat turizmi misyonuna bir nebze olsa da katıda bulunmak. Ülkemizin turizm değerlerini, gastronomi değerlerini öne çıkarmak, bir farkındalık oluşturmak da istedik. Gelen kalabalıktan bunun oluştuğunu görmek mümkün. Hafta boyunca çok sayıda etkinliğimiz oldu. Bu sadece bir tanesi" dedi. Kastamonu Üniversitesi Turizm Fakültesi Gastronomi Bölümü öğrencisi ve Gastronomi Rehberlik Topluluğu Başkanı Edanur Doğanay ise, "Turizm Haftası’nda 7 bölgemizden 7 farklı kültür ve 7 farklı tarihi birleştirmek istedik. Gastronomi öğrencileri ve Rehberlik öğrencilerinin birleşmesiyle tam bir birlik olarak güzel bir organizasyon yaptık. Bölgelere ait yemeklerin yer aldığı stantların başına o bölgedeki arkadaşlarımızı yerleştirdik" diye konuştu. Kastamonu Üniversitesi Turizm Fakültesi rehberlik öğrencisi Cemile Dibebiş de farklı kültürlerin yemeklerini bir arada görme ve tatma şansı bulduklarını ifade etti.
Balıkesir Okullarda Türk bayraklı tören Eğitim-Bir-Sen Balıkesir 1 Nolu Şube Başkanı Ercan Kurter, pazartesi sabah okullarda Türk bayraklı törenlere katıldı. Kurter öğretmen ve öğrencilere Türk bayrağı dağıttı. Geçtiğimiz hafta Şanlıurfa Siverek’te ve Kahramanmaraş’ta yaşanan elim olaylar nedeniyle 3 günlük iş bırakma eyleminin ardından, Eğitim-Bir-Sen Balıkesir 1 Nolu Şube Başkanı Ercan Kurter, okulları ziyaret ederek İstiklal Marşı törenlerine katıldı ve Türk bayrağı dağıttı. Önce Balıkesir Karesi Mehmet Şeref Eğinlioğlu Ortaokulunda ve Karesi Fatih Ortaokulunda öğrencilerle ve öğretmenlerle haftaya başlayan Kurter, "Gençlerimizi yalnız bırakmayacak karanlık odakların geleceğimizi karartmasına asla izin vermeyeceğiz. Okullarımıza, öğrencilerimize ve mesleğimize her zamankinden daha çok sahip çıkıyoruz. Biz öyle biliriz ki yaşamak, berrak bir gökte çocuklar aşkına savaşmaktır. Çocuklarımıza, okullarımıza ve mesleğimize sahip çıkmak için ay yıldızlı bayraklarla okullarımızdayız" dedi. Ardından Altıeylül Yunus Emre Ortaokulunda öğrencileriler ve öğretmenlerle buluşan ve burada da Türk bayrakları dağıtan Kurter, "Sanal dünyanın karanlık oyunlarını bozmak, öğrencilerimize ve mesleğimize daha da sıkı sarılmak için bayraklarla okullarımızdayız Daha sonra Altıeylül Naim Süleymanoğlu İlkokuluna da geçen ve öğrencileriler il öğretmenlerle buluşan Ercan Kurter, "Birlik ve beraberliğimizi haykırmak için bayraklarla okullarımızdayız; öğrencilerimizle ve öğretmenlerimizle okullarımızda omuz omuzayız" dedi.