SAĞLIK - 27 Şubat 2026 Cuma 11:06

Yaren’e dayısı, anneye de ağabeyi can oldu

A
A
A
Yaren’e dayısı, anneye de ağabeyi can oldu

İzmir’de böbrek yetmezliği tedavisi gören 12 yaşındaki Yaren Kara, Acıbadem Kent Hastanesi’nde dayısından nakledilen böbrekle sağlığına kavuştu. Küçük kızın annesinin de yıllar önce aynı hastanede diğer ağabeyinden aldığı böbrekle hayata tutunduğu ortaya çıktı.


Yaren Kara (12), dört yıl önce böbrek yetmezliğine yol açan nefronoftizis tanısı alarak zorlu bir tedavi sürecine girdi. Yaşadığı ciddi protein kaybı ve yükselen kreatinin değerleri sonucunda hastalığı son dönem böbrek yetmezliğine evrilen küçük kız için diyaliz veya böbrek nakli seçenekleri değerlendirildi. Hastalığı ilerleyen küçük kıza, dedesinin kan grubu uyuşmazlığı nedeniyle donör olamaması üzerine dayısı Burhan Ayhan (45) gönüllü oldu. Gerekli tetkiklerin ardından Yaren Kara, Acıbadem Kent Hastanesinde Uzm. Dr. Işık Özgü ve Prof. Dr. Ahmet Keskinoğlu’nun yer aldığı bir ekibin gerçekleştirdiği ameliyatla dayısından alınan böbrekle yeni bir hayata adım attı. Yaren’in 2013 yılında dünyaya gelmesinden yıllar önce anne Songül Kara (40) da aynı hastanede diğer ağabeyi Ağıt Ayhan’dan (51) nakledilen böbrekle sağlığına kavuştu.



Başarılı nakil süreci


Hastanın böbrek işlevlerinin iyiye gittiğini belirten Acıbadem Kent Hastanesi Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Keskinoğlu, "Yaren, geçirdiği tubülüs hastalığına bağlı olarak son dönem böbrek yetmezliği aşamasına ulaşmıştı. Bu süreçte öncelikle ciddi boyutta protein kaybı yaşanmış, ardından kreatinin düzeylerinin yükselmesiyle hastalık, son dönem böbrek yetmezliğine evrilmişti. Tedavi aşamasında böbrek nakli veya diyaliz olmak üzere iki seçenek değerlendirildi. Canlı donör bulunması üzerine, hastamıza dayısından böbrek nakli gerçekleştirildi. Operasyon oldukça başarılı geçmiş olup halihazırda hastamızın böbrek işlevleri son derece iyi seyretmekte." ifadelerini kullandı.



Genetik faktörler


Benzer nakil ihtiyaçlarının aile fertlerinde görülebileceğine dikkat çeken Acıbadem Kent Hastanesi Böbrek Nakli Programı Sorumlusu Uzm. Dr. Işık Özgü, "Pediatrik hastamızın annesi de yıllar önce kurumumuzda böbrek nakli ameliyatı geçirdi. Bazı hastalıkların genetik geçişli olması nedeniyle, zaman içerisinde diğer aile fertlerinde de benzer nakil ihtiyaçları doğabilmektedir. Bugüne dek her iki hastamızın da tedavi süreçleri son derece olumlu ilerlemiştir ve bu durumun aynı şekilde devam etmesini temenni etmekteyiz. Hastamızın dayısından gerçekleştirilen böbrek nakli sonrasında, hem alıcının hem de vericinin genel sağlık durumları gayet iyidir ve herhangi bir komplikasyon bulunmamaktadır" şeklinde konuştu.



Anne ve kızı aynı kaderi yaşadı


Kızıyla aynı süreçlerden geçtiğini anlatan anne Songül Kara, "Kızımın tedavi süreci dört yıl önce başlamış olup, bir anne olarak psikolojik etkilerini göz önünde bulundurarak durumu kendisiyle yeni paylaştım. Farklı sağlık kuruluşlarındaki tedavi süreçlerimizin ardından bu hastaneye başvurduk ve nakil işlemimiz burada gerçekleştirildi. Yıllar önce büyük ağabeyimden bana yapılan böbrek nakli de bu kurumda yapılmıştı. Bugün ise küçük ağabeyim, kızıma donör oldu. Organ naklinde kan grubu uyumu büyük önem taşıdığından ve ağabeyimin kan grubu uyumlu olup gönüllü olması sebebiyle nakil ondan gerçekleştirildi. Babam da donör olmak istemesine rağmen kan grubu uyuşmazlığı nedeniyle bu mümkün olmadı. Büyük ağabeyimin bana, küçük ağabeyimin ise kızıma böbrek vermesinin değeri paha biçilemezdir. Donörler operasyon sonrasında hızla normal hayatlarına dönmektedir. Verici olmanın sağlık açısından kalıcı bir olumsuzluğu bulunmamaktadır, yalnızca cerrahi bir müdahale geçirilmektedir. Aile bağları kuvvetli olsa dahi organ bağışı konusunda çekimser kalan bireyler olabilmektedir. Ancak gönüllülük esasına dayanan bu fedakarlığın, herkes tarafından benimsenmesi gerektiğine inanıyorum. Yaren’i uzun bir iyileşme süreci beklemektedir fakat zamanla sağlığına tam anlamıyla kavuşacaktır." dedi.



Yeniden hayata tutundu


Ameliyat sonrası hızla toparlandığını dile getiren Yaren Kara, "Mevcut sağlık durumum oldukça iyi. Nakil ameliyatımın gerçekleştiği ilk gece ve takip eden gün bir miktar ağrım oldu. Damar yolu gibi tıbbi müdahalelere bağlı ağrılardan ziyade, dikişlerimde ve karın bölgemde dönemsel ağrılar hissettim. Ancak şu anki süreçte ayağa kalkıp yürümeye başladım. Kendi başıma hareket edebilsem de herhangi bir risk almamak adına genellikle annemin refakatinde bulunuyorum. Bana bu imkanı sağlayan dayıma sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum, minnetimi kelimelerle ifade etmem oldukça güç. Organ bağışı konusunda ise şunları belirtmek isterim. Aile içinde kan grubu uyan fakat donör olmak istemeyen bireyler olabiliyor. Oysaki bağış yapan kişiler ameliyat sonrasında normal yaşamlarına sorunsuz bir şekilde devam edebilmektedir. Organ bağışı tamamen gönüllülük esasına dayansa da bir hayata dokunabilmek adına herkesin bu konuda daha duyarlı olması gerektiğini düşünüyorum" açıklamasında bulundu.



Böbreği


Yıllar önce kardeşi Songül Kara’ya böbreğini veren Ağıt Ayhan (51), "Aile olarak bu hastalıkla ilk kez yıllar önce karşılaştık ve bir ağabeyimi bu rahatsızlık nedeniyle kaybettik. O dönemde organ nakli günümüzdeki kadar gelişmemişti ve toplumda böbrek bağışına dair ciddi ön yargılar bulunmaktaydı. Yaptığım araştırmalar sonucunda organ bağışının, tam olarak kan vermek kadar basit olmasa da korkulacak bir süreç olmadığını gördüm. Gönüllü olarak yapıldığında donör için hiçbir sorun teşkil etmediği gibi, alıcının da tedaviye çok daha hızlı ve olumlu yanıt vermesini sağlamaktadır. Kendi ameliyat sürecimde doktorum hastanede üç gün kalmam gerektiğini belirttiğinde, ailemin geçimini sağlayan kişi olduğumu ve dördüncü gün işime dönmek zorunda olduğumu ifade ettim. Ağır fiziksel aktivitelerden kaçınmam şartıyla bu duruma onay verildi. Gerekli tüm organizasyonlar titizlikle yapılarak kız kardeşimin taburcu işlemleri bir hafta içinde tamamlandı. Hastanenin o dönemdeki hassas protokolleri gereği içeriye refakatçi dahi kabul edilmemişti, süreç son derece profesyonelce yönetildi. Şimdi ise diğer kardeşim Burhan’ın yeğenime böbrek vermesiyle, ailemizde nakil olan kişi sayısı üçe yükseldi. Organ bağışından çekinmeyiniz. Bir insanın hayatını kurtarmanın verdiği mutluluk ve huzur, her türlü tereddüdün ötesindedir" diye ekledi.



Yaren’e dayısı, anneye de ağabeyi can oldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Isparta Hayırsever bir iş insanı desteğiyle Eğirdir’e dev eğitim kompleksi Isparta’nın Eğirdir ilçesinde hayırsever bir iş insanının katkılarıyla yaklaşık 500 milyon TL’lik yatırımla yapılacak Sema Hüseyin Erdoğmuş Fen Lisesi Eğitim Kompleksi’nin temel atma töreni geniş katılımla gerçekleştirildi. Isparta’nın Eğirdir ilçesinde hayırsever bir iş insanının yaklaşık 500 milyon TL’lik katkılarıyla yapımı planlanan Sema Hüseyin Erdoğmuş Fen Lisesi Eğitim Kompleksi’nin temel atma töreni gerçekleştirildi. Tören, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Programda yapılan proje tanıtım konuşmasında, hayata geçirilen yatırımın yalnızca bir okul değil, aynı zamanda geçmişten geleceğe uzanan bir eğitim vizyonunun ürünü olduğu vurgulandı. Modern eğitim kampüsü detaylarıyla anlatıldı Tanıtımda projenin teknik detaylarına da yer verildi. Toplam 15 bin 600 metrekare kapalı alana sahip olacak kompleksin 24 derslikli iki ayrı lise binası, 200 kişilik çok amaçlı salon, kütüphane, 4 laboratuvar, görsel sanatlar ve özel sınıflar, bin 850 metrekarelik spor salonu ile 200 öğrenci kapasiteli yurttan oluşacağı belirtildi. Projenin yalnızca Eğirdir’e değil, bölge genelinde eğitim ihtiyacına cevap verecek önemli bir merkez olacağı ifade edildi. "Bu yatırım, Eğirdir için olduğu kadar Isparta için de son derece önemli ve anlamlıdır" Temel atma töreninde konuşan Isparta Valisi Abdullah Erin, yatırımın hem il hem de ilçe açısından önemli bir kazanım olduğunu belirterek, "Bugün burada sadece bir okulun değil, aynı zamanda geleceğimizi inşa edecek bir ilim yuvasının temelini atıyoruz. Bu yatırım, Eğirdir için olduğu kadar Isparta için de son derece önemli ve anlamlıdır" dedi. Konuşmaların ardından temel atma töreni gerçekleştirildi. Yetkililer, çalışmaların planlanan takvim doğrultusunda ilerleyeceğini ve projenin en kısa sürede tamamlanarak öğrencilerin hizmetine sunulmasının hedeflendiğini belirtti. Törene Isparta Valisi Abdullah Erin, AK Parti Isparta Milletvekili Mehmet Uğur Gökgöz, Isparta Milletvekili Hasan Basri Sönmez, İl Milli Eğitim Müdürü Recai Ocak, Eğirdir Kaymakamı Ömer Çimşit, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Ahmet Aşık, Eğirdir Belediye Başkanı Mustafa Özer ile çok sayıda protokol üyesi ve vatandaş katıldı.
Manisa Manisa’da çevre eğitimi seferberliği Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin "Doğa Dedektifleri İş Başında" projesiyle öğrenciler çevre bilinci kazanıyor. Proje kapsamında şehirdeki özel bir okulda düzenlenen eğitimde miniklere doğayı korumanın önemi anlatıldı. Manisa Büyükşehir Belediyesi tarafından çocuklara çevre bilinci kazandırmak amacıyla hayata geçirilen "Doğa Dedektifleri İş Başında" eğitim programı, şehirdeki özel bir okulda gerçekleştirildi. Program kapsamında öğrencilere çevrenin korunması, doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı ve belediyenin bu alandaki çalışmaları anlatıldı. Manisa Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı koordinesinde yürütülen projede eğitim içerikleri, daire personelleri Duygu Buruk, Kıvanç Arslan ve Mikail Şamlı tarafından hazırlandı. Programda sunumu gerçekleştiren Duygu Buruk, öğrencilere ormanların, akarsuların ve doğal yaşamın korunmasına yönelik bilgiler aktararak çevre temizliğinin önemine dikkat çekti. Geleceğin çevre dedektifleri yetişiyor Eğitim programına Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Erk Kayabaş, Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı Müge Türkeli Kuğu, okul yönetimi, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. Program sonunda Erk Kayabaş ve Müge Türkeli Kuğu, öğrencilere Besim Dutlulu’nun selamlarını ileterek çeşitli hediyeler takdim etti. "Daha yeşil bir Manisa mümkün" Çocuklara yönelik projelere önem verdiklerini belirten Erk Kayabaş, "Küçük ellerin büyük işler başarabileceğini unutmamalıyız. Biz doğayı korursak doğa da bizi korur. Hep birlikte daha yeşil ve daha mavi bir Manisa’yı inşa edebiliriz" dedi. Kayabaş ayrıca öğrencilere enerji tasarrufu ve su kaynaklarının korunması konusunda çağrıda bulunarak tüm çocukları "çevre dedektifi" olmaya davet etti. Programın sonunda Okul Müdürü Esra Cinbiş tarafından Manisa Büyükşehir Belediyesi heyetine teşekkür belgesi takdim edildi. Etkinlik, öğrencilere verilen hediyeler ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
Niğde Niğde, kentsel yenilikçilik zirvesine ev sahipliği yapıyor Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler Orta Doğu ve Batı Asya Bölge Teşkilatı (UCLG-MEWA) 2026 Yönetim Kurulu Toplantısı "Kentsel Yenilikçilik" temasıyla Niğde’de başladı. UCLG-MEWA 2026 Yönetim Kurulu Toplantısı, Niğde Belediyesi’nin ev sahipliğinde başladı. "Kentsel Yenilikçilik: Yerel Çözümlerle Ortak Gelecek" temasıyla düzenlenen ve 2 gün sürecek toplantıya 13 farklı ülkeden 71 kurumdan 119 yerel yönetici katıldı. Bölge ülkelerden belediye başkanları, yerel yönetim temsilcileri, uzmanlar ve uluslararası paydaşları bir araya getiren toplantının açılışında konuşan Niğde Valisi Nedim Akmeşe, organizasyonun önemine dikkat çekerek, "Yerel yöneticilerin temsil edildiği bu önemli yapının Orta Doğu ve Batı Asya bölgesini kapsayan toplantısının ilimizde gerçekleştiriliyor olması şehrimiz ve ülkemiz adına son derece anlamlıdır. Farklı ülkelerden belediye başkanlarını, yerel yönetim temsilcilerini ve uzmanları bir araya getiren bu çalışmanın kentsel yenilikçilik, iklim değişikliğine uyum, akıllı şehir uygulamaları ve yerel yönetimlerde iş birliği gibi alanlarda önemli katkılar sunacağına inanıyorum. Bu toplantının şehirlerimiz arasında bilgi ve tecrübe paylaşımını güçlendireceği ve kamu iş birliklerine zemin hazırlayacağına inanıyorum" dedi. Özdemir: "Niğde geleceğe yürüyen bir cazibe merkezi olacak" Niğde Belediye Başkanı Emrah Özdemir ise kentin tarihi birikimine vurgu yaparak, "Niğde’miz kadim tarihi, kültürel zenginliği ve gelişime açık yapısıyla bu tür uluslararası organizasyonlara ev sahipliği yapmaktan büyük bir gurur duymaktadır. Niğde, tarih boyunca birçok medeniyetin izlerini taşıyan kadim bir geçiş noktasıdır. Perslerden Hititlere, Roma’dan Bizans’a, Selçuklulardan Osmanlı’ya kadar birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Bu zengin mirasın ışığında şehrimizi sadece geçmişiyle anılan bir yer değil, geleceğe güçlü adımlarla yürüyen bir cazibe merkezi haline getirmek istiyoruz" ifadelerini kullandı. Kente yönelik projelere de değinen Özdemir, "En önemli projelerimizden biri kale bölgesidir. İnşallah yakın bir gelecekte kale bölgemizi hem turizm hem de ekonomi açısından Niğde’nin merkezi haline getireceğiz. Göreve geldiğimiz 2019 yılından itibaren modern ileri biyolojik arıtma tesisini hayata geçirdik. Bu tesisle birlikte enerji üreten sürdürülebilir bir sistem kurduk. Hem kuş cennetimizi yeniden kazandık hem de arıtılan suları sulama suyu olarak kullanıyoruz. Kendi kendine yeten bir belediye olma hedefiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz" dedi. Şeffaf belediyecilik anlayışına da dikkat çeken Özdemir, "Tüm ihalelerimizi ve meclis toplantılarımızı canlı yayınlıyoruz. Ekonomik büyüme elbette önemli ancak bu büyümenin adil bir şekilde paylaşılması gerekir. Bu nedenle sosyal belediyeciliği hiçbir zaman göz ardı etmedik" diye konuştu. Altay’dan UCLG başkanlık adaylığı açıklaması Konya Büyükşehir Belediye Başkanı ve UCLG Dünya Teşkilatı Başkanlık Divanı Üyesi Uğur İbrahim Altay ise konuşmasında küresel sorunlara işaret ederek, "Bölgemiz iklim değişikliğinin en yoğun hissedildiği alanlardan biridir. Su stresi, gıda güvenliği, hızlı kentleşme ve artan eşitsizliklerle karşı karşıyayız. Aynı zamanda çatışmalar ve insani krizler şehirlerimiz üzerindeki baskıyı her geçen gün artırmaktadır. Özellikle Gazze’de yaşananlar başta olmak üzere bölgede yaşanan insani trajediler, yerel yönetimlerin sorumluluğunu bir kez daha hatırlatmaktadır" dedi. Yerel yönetimlerin rolüne vurgu yapan Altay, "Vatandaşlarımızın güveniyle görev üstlenen biz yerel yöneticiler, sadece hizmet üreten değil; dayanışmayı büyüten, insanı koruyan ve yeniden inşa süreçlerinde aktif rol alan aktörler olmak zorundayız. Bu nedenle krizlere karşı daha koordineli, daha hızlı ve daha etkin mekanizmalar geliştirmek büyük bir zorunluluktur" ifadelerini kullandı. Altay ayrıca uluslararası süreçlere ilişkin adaylığını açıklayarak, "Yerel yönetimlerin küresel karar alma süreçlerindeki rolünü güçlendirmek, bölgeler arası dengeyi sağlamak ve yüksek ihtiyaç altındaki bölgelerin sesini daha gür duyurmak son derece önemlidir. Bu sorumluluk bilinciyle 22-25 Haziran 2026 tarihlerinde Fas’ın Tanca şehrinde yapılacak UCLG Dünya Kongresi’nde 2026-2029 dönemi için başkanlığa aday olduğumu sizlerle paylaşmak istiyorum" dedi. Toplantıda ayrıca UCLG-MEWA Genel Sekreteri Dr. Mehmet Duman, Kıbrıs Türk Belediyeler Birliği Başkanı ve UCLG-MEWA Eş Başkanı Mahmut Özçınar ile Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı ve UCLG-MEWA Eş Başkanı Ahmet Akın da konuşma yaptı. Diplomatik misyonlar adına Filistin’in Türkiye Büyükelçisi Dr. Nasri Abu Jaish katılım sağlarken, Arap Kentler Teşkilatı Genel Sekreteri Badr Al-Ajeel Al-Askar, UCLG Genel Sekreteri Emilia Saiz ve Al Khalil Belediye Başkan Vekili Dr. Asma Sharabati toplantıya çevrim içi bağlandı. Kentsel gelecek masaya yatırıldı Açılış konuşmalarının ardından şehirlerin geleceğine yön verecek yenilikçi politikaların ele alındığı oturumlara geçildi. Toplantıda kentsel yenilikçilik, akıllı şehir uygulamaları, girişimcilik, iklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir kalkınma gibi başlıklar masaya yatırıldı.
Aydın Söke’de uyku laboratuvarı hizmete girdi Aydın’ın Söke ilçesinde Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi bünyesinde kurulan uyku laboratuvarı hasta kabulüne başladı. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi’nde uyku laboratuvarı faaliyete geçti. Hastanenin 4. katında hizmet vermeye başlayan laboratuvarda, uyku rahatsızlıklarının tanı ve değerlendirme süreçleri yürütülecek. Uyku apnesi, horlama, uykuda solunum bozuklukları başta olmak üzere birçok uyku hastalığının teşhisinde önemli rol oynayan laboratuvarın, alanında uzman sağlık personeli eşliğinde hizmet vereceği belirtildi. Kaliteli uykunun sağlıklı yaşamın temel unsurlarından biri olduğuna dikkat çeken Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi yönetimi, yeni açılan laboratuvar sayesinde vatandaşların uyku ile ilgili sağlık sorunlarının daha etkin şekilde tespit edilip tedavi sürecine yönlendirileceğini ifade etti. Laboratuvarın aktif hale gelmesiyle birlikte hastanede uyku hastalıklarına yönelik tanı hizmetlerinin kapsamının genişletildiği bildirildi. Konu ile ilgili Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi’nden yapılan açıklamada "Hastanemiz 4. katında yer alan Uyku Laboratuvarımız aktif hale gelmiş olup hasta kabulüne başlamıştır. Uyku apnesi, horlama, uykuda solunum bozuklukları ve diğer uyku rahatsızlıklarının tanı sürecinde önemli hizmet sunan laboratuvarımız, uzman kadromuz eşliğinde vatandaşlarımızın hizmetindedir. Sağlıklı yaşamın temel taşlarından biri olan kaliteli uyku için çalışmalarımıza aralıksız devam ediyoruz" ifadeleri yer aldı.
Samsun Prostat kanseri tedavisindeki gecikme, idrar kanalına baskı oluşturabilir Prostat kanserinde tedaviye erken başlamanın önemine dikkat çeken Üroloji Uzmanı Op. Dr. İdris Kıvanç Cavıldak, "Prostat kanseri zamanında tedavi edilmezse, zamanla büyüyerek idrar kanalına baskı oluşturabilir. Böyle hastalarda idrar yapmayla ilgili bazı şikâyetler meydana gelir" dedi. Erkeklerde en sık görülen kanser türünün prostat olduğunu, kansere bağlı ölümlerde ise ikinci sırada yer aldığını işaret eden Liv Hospital Samsun Üroloji Kliniği’nden Opr. Dr. İdris Kıvanç Cavıldak, dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgilendirmede bulundu. Prostatın erkeklerde bulunan, yaklaşık bir ceviz büyüklüğünde, mesanenin altında yerleşmiş, üreme faaliyetleri için çeşitli salgılar üreten bir salgı organı olduğunu belirten Opr. Dr. Cavıldak, "Genellikle 65 yaş üstünde görülen prostat kanseri, erken dönemlerinde hiçbir belirti vermeyebilir. Fakat tedavi edilmezse, zamanla büyüyerek idrar kanalına baskı oluşturabilir. Böyle hastalarda idrar yapmayla ilgili bazı şikâyetler meydana gelir" diye konuştu. "Yaş ilerledikçe görülme sıklığı artar" Hastalıkta en önemli risk faktörlerinin yaş ve aile öyküsü olduğunun altını çizen Opr. Dr. Cavıldak, "Yaş ilerledikçe prostat kanseri görülme sıklığı artar. 70 yaş üzeri erkeklerin yüzde 50’sinde, 90 yaş üzerindekilerin de hemen hemen hepsinde mikroskobik düzeyde prostat kanseri tespit edilmektedir. Hastalığa 50 yaşından genç bireylerde sık rastlanmamaktadır. Bu yüzden erken teşhis için 50 yaşın üstündeki erkeklere prostat kanseri taraması önerilmektedir. Yapılan çalışmalar hastaların yaklaşık yüzde 15’lik bir bölümünde diğer aile üyelerinin de prostat kanseri öyküsü olduğunu ortaya koymuştur. Prostat kanserinin oluşmasından sorumlu kimi gen grupları tanımlanmıştır. Bunların yanı sıra, obezite ve sigara kullanımı da prostat kanseri için tanımlanan risk faktörleri arasındadır" şeklinde konuştu. "Gece sık idrara çıkma ve idrarda zorlanmaya dikkat" Lokalize (prostata sınırlı) prostat kanserinin sıklıkla hiçbir belirti vermeden geliştiğini ifade eden Op. Dr. Cavıldak, ayrıca şunları söyledi: "Özellikle geceleri sık idrar çıkma ihtiyacı, idrar yapmaya başlarken ya da durdururken zorlanma, damla damla, kesintili idrar yapmak, cinsel ilişki sırasında ve boşalma anında ağrı, yanma, acı hissetmek, cinsel ilişki sonrası boşalma miktarında azalma, idrarda ya da menide kan görülmesi, ereksiyon sırasında zorlanma belirtiler arasındadır." Tarama testi yaptırmayan ya da tanı almış olmasına rağmen rutin kontrollerini aksatan kişilerde prostat kanseri tedavisinin geciktiğinin altını çizen Cavıldak, bu durumlarda hastalığın ilerlemeye başladığını sözlerine ekledi.