Yerel Haberler
İzmir
20 Nisan 2026 Pazartesi - 15:59 Hayata tutunanlar ve şifa verenler aynı sahneyi paylaştı Kansere karşı verdikleri mücadeleyi kazanmış onkoloji hastaları, organ nakli ile ikinci hayatlarına kavuşmuş organ nakli hastaları, onları sağlıklarına kavuşturan hekimler ve sağlık çalışanları İEÜ Medical Point Hastanesi’nin geleneksel "Bir Şarkı Bir Hayat" adlı konserinde aynı sahneyi paylaştı. İEÜ Medical Point Hastanesi’nin kanser ve organ nakli konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlediği sosyal sorumluluk projesi "Bir Şarkı Bir Hayat" konserinin 3.sü Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezinde düzenlendi. Pınar Seli Soydaş’ın yönetiminde hastalar, hekimler ve sağlık çalışanları aynı sahnede buluştu. Hastaların, hikayelerinin de anlatıldığı gecede, duygu dolu anlar da yaşandı. Konserin açılışında konuşan İEÜ Medical Point Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Veysi Kubba, ilki üç yıl önce yapılan konserin gelenekselleşmesinden dolayı duyduğu mutluluğu dile getirdi. Kubba, "Büyük emeklerle hazırlanan konserimizin üçüncüsü hastanemizin 30. kuruluş yıl dönümüne bizim için ayrı bir önem taşıyor. Medical Point Hastanesi olarak en büyük amacımız sağlığına kavuşmak için bize gelen hastalarımıza en iyi hizmeti sunmak. En iyi hizmeti verebilmek ancak güncel gelişmeleri, yeni teknolojileri çok yakından takip etmekle, sürekli olarak araştırma yapmakla mümkün olur. Bu bilinçle çalışmaya devam ediyoruz, etmeye de devam edeceğiz. Birazdan hep birlikte izleyeceğimiz konseri bir koronun belirli bir süre hazırlanıp sahnelediği bir etkinlikten çok, zorlu mücadeleleri atlatmış bu sürede koskoca bir aile halini almış bir grubun eseri olarak görmenizi dilerim" diye konuştu.
20 Nisan 2026 Pazartesi - 14:03 İZKİTAP’ta edebiyatla dolu hafta sonu İZKİTAP-7. İzmir Kitap Fuarı, İzmirlilerin yoğun ilgisiyle devam ediyor. Kültürpark’ta kurulan stantlardan kitap alışverişi yapan, sevdikleri yazarların imza günlerine ve söyleşilere katılan kitapseverler, gün boyu fuar alanında vakit geçiriyor. İzmirlilerin yoğun ilgisiyle Kültürpark, gün boyunca her yaştan ziyaretçi için edebiyatla iç içe bir buluşma noktası haline geliyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ ve TACT Fuarcılık iş birliğiyle düzenlenen İZKİTAP - İzmir Kitap Fuarı, 17-26 Nisan tarihleri arasında çok sayıda yayınevi, sahaf ve yazarı bir araya getiriyor. Fuar kapsamında gerçekleştirilen söyleşi ve imza etkinlikleri, hafta sonu her yaştan okurun ilgisini çekmeye devam etti. Fuar alanı, her yaştan kitapseverle dolarken, ziyaretçiler hem stantlar arasında dolaşarak kitap alışverişi yaptı, söyleşi ve imza etkinliklerine katıldı hem de Kültürpark’ın eşsiz atmosferinde baharın tadını çıkardı. Gökmen Ulu ve Osman Özgüven okurlarla buluştu Gazeteci-yazar Gökmen Ulu ile Dikili’nin efsanevi eski belediye başkanı Osman Özgüven, fuar kapsamında "Geleceğin İnşası İçin - Bir Yerel Devrim Öyküsü" başlıklı söyleşide okurlarla buluştu; söyleşide Özgüven’in çocukluk yıllarından başlayarak özellikle 12 Eylül 1980 Darbesi sonrasındaki yerel yönetim anlayışı ele alınırken, Ulu Dikili’de uygulanan ücretsiz su, kolaylaştırılmış ulaşım, çalışan haklarının iyileştirilmesi ve 1 Mayıs ile 8 Mart’ın tatil ilan edilmesi gibi dönemi için çarpıcı politikaları vurguladı; bu uygulamaların merkezi yönetimle gerilim oluşturduğunu ancak Özgüven’in geri adım atmadığını belirten Ulu, yasakların yoğun olduğu yıllarda düzenlenen festivallerin aydınları, sanatçıları ve siyasetçileri bir araya getirerek bir demokrasi zemini oluşturduğunu ve Türkiye ile Yunanistan arasında gerginliğin yüksek olduğu dönemde Dikili ile Midilli arasında kurulan temasların halklar arasında yeniden bağ kurulmasına katkı sağladığını ifade etti; söyleşi sonunda Ulu ve Özgüven, "Komünist Osman - Bir Yerel Devrim Öyküsü" kitabını birlikte imzaladı. Coşkun Aral deneyimlerini paylaştı Foto muhabiri ve yazar Coşkun Aral, fuar kapsamında düzenlenen söyleşide okurlarla buluşarak İmkansız Coğrafyalar kitabı üzerinden hem mesleki yolculuğunu hem de hayatından kesitleri anlattı;. Gazeteciliğe uzanan sürecin genç yaşlarda, henüz 17 yaşındayken yaptığı Bulgaristan ve Romanya yolculuklarıyla başladığını belirten Aral, bu deneyimlerin hayatında dönüm noktası olduğunu vurguladı. 1970’lerden günümüze uzanan kariyerinde Lübnan, Afganistan ve İran-Irak Savaşı gibi savaş ve kriz bölgelerinde bulunduğunu aktaran Aral, her fotoğrafın ardında bir insan hikayesi ve duygusal yük taşıdığını ifade ederek "imkansız" denilen coğrafyaların aslında insan hikayeleriyle dolu olduğunu söyledi. Gençlere ve ailelere de seslenen Aral, çocukların kalıplara sokulmaması, merak etmeleri, doğayla temas kurmaları ve araştırmaları gerektiğini vurgulayarak kitap fuarlarının bu açıdan önemli bir buluşma alanı olduğunu dile getirdi. Ege Otlarının Kültür Tarihi konuşuldu "Ege Otları: Ege ve İzmir’in Yenilebilen Otlarının Kültürü ve Yemeklerinin Tarifleri" kitabıyla Gourmand Dünya Yemek Kitapları Ödülleri’nde ödül kazanan yazarlar Ahmet Uhri ve Betül Öztürk, fuar kapsamında düzenlenen "Ege Otlarının Kültür Tarihi" başlıklı söyleşide okurlarla bir araya geldi. Söyleşide, Ege mutfağının doğayla kurduğu ilişki ve bölgedeki otların gündelik yaşam içindeki yeri ele alındı. Yazarlar okurlarla buluştu Fuar boyunca çok sayıda yazar, şair ve gazeteci söyleşi ve imza etkinlikleriyle okurlarla buluşmayı sürdürüyor. Pazar günü Ahmet Uhri, Algan Sezgintüredi, Berrak Yurdakul, Betül Öztürk, Deniz Erbulak, Dilge Güney, Suat Çağlayan, Gani Müjde, Gökmen Ulu, İrfan Değirmenci, Mavisel Yener, Nazan Uysal Harzadın, Nergis Seli, Saygın Ersin’in de aralarında bulunduğu yazarlar, imza etkinlikleri ile okurlarla bir araya geldi. Önceki dönem İzmir milletvekilleri Gazeteci - Yazar Atila Sertel ve Tacettin Bayır, söyleşi ve imza etkinliğinde siyasetten edebiyata pek çok konuda görüşlerini okurlarla paylaştı. Okurlar çok mutlu İzmir Kitap Fuarı’nda stantlar arasında dolaşan ziyaretçiler, yalnızca kitaplarla değil; yeni fikirler, hayaller ve birbirleriyle de buluşmanın keyfini yaşıyor. Gizem Dündar, fuarların bir "karşılaşma alanı" olduğunu vurgulayarak, "Buralar sadece okurların değil; kitapların okurlarla, okurların birbirleriyle, hatta kitapların kendi aralarında buluştuğu alanlar. Bu nedenle büyük önem taşıyor. Yalnızca kitap kapakları arasında dolaşmak, onların hayalleri ve kavramlarıyla tanışmak, ilişki kurmak bile insana ilham veriyor. Bu davete icabet etmekten dolayı mutluyum" dedi. Eren Kural ise yazarların imza günleri için fuara geldiğini vurgulayarak, "Burada olmak çok güzel. Kitaplardaki bütün kahramanlar da bizimle bu kitap fuarında dolaşıyor. O nedenle çok mutluyuz" diye konuştu. Emre Pekşen ise fuarın meraklılarından olduğunu belirterek, bazı yayın evlerinin daha fazla stant açmasını istedi. "Kitap okumak terapi gibi" Fuarda kitapları indirimli almaktan mutluluk duyduğunu kaydeden Öznur Pelit, "Çok güzel bir fuar, iyi ki var. Okumayı seven herkesin ziyaret etmesi gerekiyor. Keşke herkes kitap okusa. Çünkü bu bir terapi. O zaman kimse doktora gitmez. Kitapların dünyasına girdiğiniz zaman hiç kimseye, hiçbir şeye ihtiyacınız olmuyor. Yarım saat bile okusanız ruhunuz dinleniyor. Kitap okurken altını çizmek, kitabın kokusu çok farklı. Yazarlardan imza almak... Bunların hepsi bir tutku" dedi. "Kitap Fuarını çok seviyorum" İzmir Kitap Fuarı’nı ziyaret eden küçük misafirlerden Zeynep Elif Şimşek, fuarda vakit geçirmenin kendisi için çok eğlenceli olduğunu belirterek "Güzel kitaplar, kalemler var. Burayı çok seviyorum, beni heyecanlandırıyor. En çok kitapları ve kalemleri sevdim. Dört resim kitabı aldım" diye konuştu. 26 Nisan’a kadar ziyaretçilerini ağırlayacak Fuar, 26 Nisan’a kadar her gün 10.00 - 20.00 saatleri arasında ücretsiz olarak ziyaret edilebilecek. Birbirinden değerli yazarları okurlarla buluşturmaya devam eden İZKİTAP’ta, söyleşi ve imza günlerinin yanı sıra sergiler de ziyaretçilerle buluşuyor. Pakistan Pavyonu’nda 19 Nisan’a kadar Ece Türkel ve Fatih Şimşek’in seramik eserler sergisi, yine aynı alanda 23 Nisan’da açılacak Uluslararası Işık Seramik Yarışması Seramik Sergisi, Mehmet Tüzüm Kızılcan Sanat Galerisi’nde Cem Sağbil’in Dünya Hala Çiçek Açıyor Sergisi ve Göl Gazinosu’nda İzmir Mutfak Müzesi Açılışa Doğru Sergisi fuar süresince gezilebiliyor. İZKİTAP, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında da çeşitli etkinliklere ev sahipliği yapacak. Kültürpark’ta düzenlenecek programlarda çocuklara yönelik atölyeler, drama çalışmaları, masal anlatımları ve sahne etkinlikleri gerçekleştirilecek.
Sergen Piçinciol: "Her maç final niteliğinde"
26 Şubat 2026 Perşembe - 16:28 Sergen Piçinciol: "Her maç final niteliğinde" TFF 2. Lig Kırmızı Grup’ta mücadele eden Aliağa FK’da, 1461 Trabzon FK maçı öncesi deneyimli savunma oyuncusu Sergen Piçinciol açıklamalarda bulundu. Ligde 50 puanla 4. sırada yer alan Aliağa temsilcisinde Piçinciol, kalan haftalarda her karşılaşmaya final niteliğinde baktıklarını söyledi. Takımdaki çalışmaların yoğun tempoda sürdüğünü belirten Piçinciol, hem mental hem de fiziksel açıdan güçlü bir şekilde hazırlandıklarını ifade etti. Önlerinde oynayacakları 1461 Trabzon FK karşılaşmasına dikkat çeken tecrübeli savunmacı, maç öncesi tüm hazırlıkların titizlikle yapıldığını kaydetti. Geçtiğimiz hafta Muşspor karşısında alınan galibiyetin önemli olduğunu vurgulayan Piçinciol, "Kazanmamız gereken bir maçı, oyunu domine ederek kazandık. Bu galibiyet hem moral hem de özgüven açısından bize büyük katkı sağladı. Devamı da gelecek" dedi. Şampiyonluk hedefini yineleyen deneyimli oyuncu, ligin boyunun kısaldığını ve her maçın final niteliği taşıdığını belirterek, "Her maça tek tek bakıyoruz. Rakiplerimizin aldığı sonuçlar bizim için belirleyici değil. Sahada kendi oyunumuzu ortaya koyup kazanmak istiyoruz" ifadelerini kullandı. Sezon başında Bandırmaspor’dan transfer olduğunu hatırlatan Piçinciol, kulübün vizyonundan etkilendiğini dile getirdi. Piçinciol, "Aliağa FK’nın bir proje takımı olduğunu gördüm. Buraya gelmemdeki en önemli sebeplerden biri buydu. Böyle bir vizyona sahip kulübün parçası olmaktan gurur duyuyorum" şeklinde konuştu. Taraftarlara da mesaj gönderen Piçinciol, desteklerinin kendileri için büyük önem taşıdığını belirterek, sezon sonunda şampiyonluk kupasını birlikte kaldırmak istediklerini sözlerine ekledi.
İzmir’de 800 kişinin 57 yıllık tapu davası sürüyor
26 Şubat 2026 Perşembe - 15:07 İzmir’de 800 kişinin 57 yıllık tapu davası sürüyor İzmir’de arsa satın alan 800 kişi, 57 yıldır devam eden davalar nedeniyle tapularına kavuşamıyor. Hayatını kaybeden üyelerin yerine davalara ikinci kuşak müdahil olurken, mahkeme heyeti son duruşmada eksiklerin giderilmesi için duruşmayı bir kez daha erteledi. Urla Teos Yapı Kooperatifi üyesi 800 hissedar, yıllardır süren tapu iptalleri nedeniyle mağduriyet yaşıyor. Yağcılar Köyü’nden 1969 yılında arsa satın alan vatandaşlar, mülkiyet haklarını korumak için kooperatif kurdu. Geçen 57 yıllık sürede kooperatifin tapuları çeşitli idari ve hukuki gerekçelerle defalarca iptal edildi. Haklarını aramak için yargıya başvuran ve bugün çoğu 80 yaşın üzerinde olan üyeler, yakınlarıyla birlikte farklı illerden gelerek duruşmalara katılıyor. Birçok üyenin vefat etmesiyle yargı sürecini ikinci kuşak devraldı. Üyeler, sorunun kalıcı olarak çözülmesini istiyor. Duruşma ertelendi Urla 3. Asliye Mahkemesi’nde görülen son duruşmada mahkeme heyeti, Urla Tapu Müdürlüğüne yeniden müzekkere yazılmasına karar vererek dava konusu kök tapunun tüm geçmiş kayıtlarının ve güncel parsel numaralarının bildirilmesini talep etti. Ayrıca Kadastro Müdürlüğüne de yazı yazılarak, önceki bilirkişi raporunda koordinatları belirlenen alanların güncel parsel bilgileriyle çakıştırılarak mahkemeye sunulması istendi. Mahkeme heyeti, istenen bilgi ve belgelerin toplanması, kurumlar arası yazışmaların tamamlanması ve denetime elverişli detaylı bilirkişi raporunun mahkemeye sunulabilmesi amacıyla duruşmayı 20 Mayıs tarihine erteledi. Mağduriyetlerin giderilmesi için çağrı Mülkiyet hakları fiilen engellenen ve yıllardır hukuk mücadelesi veren tapu sahipleri, mağduriyetlerinin giderilmesi için yetkililere çağrıda bulundu. Grup adına basın açıklamasını okuyan Avukat Makbule Gülşahin Erbay, "Davayı başlatan ilk kuşak hak sahiplerinin çoğu adaletin tecelli ettiğini göremeden vefat etti. Bugün 80-90 yaşlarına ulaşan üyelerimiz, her duruşmaya tekerlekli sandalyeleriyle katılarak hak arayışlarını sürdürüyor. Üniversite raporları ve bilirkişi incelemeleri, söz konusu arazinin orman vasfı taşımadığını tescil etmiş olmasına rağmen mülkiyet hakkımız fiilen engellenmektedir" dedi. Hukuki mücadele çocuklara kaldı Söz konusu taşınmazı 1969 yılında asistan olarak görev yaptığı dönemde 110 Reşat altını bedeliyle satın aldığını belirten bir tapu sahibi "Elimde devlet tarafından verilmiş kırmızı tapu senedi bulunuyor. Yıllarca kendimi bu taşınmazın yasal maliki olarak kabul ettim. Bu yatırımı, gelecekte çocuklarıma bir güvence bırakmak ve emeklilik dönemimde yılın birkaç ayını geçirebileceğim bir yaşam alanı oluşturmak gayesiyle yapmıştım. Gelinen aşamada nasıl bir yol izleyeceğimizi bilemiyoruz. İlerleyen süreçte duruşmalara iştirak edip edemeyeceğim dahi belirsiz. Hukuki mücadeleyi şu an 55 ve 56 yaşlarında olan çocuklarım devralacak. Tek temennimiz, onlar da 80-90 yaşlarına gelmeden bu yargı sürecinin nihayete ermesidir" ifadelerini kullandı. Hak arayışı sürüyor Tapu sahiplerinden Gürsel Hancı, mülkü oldukça genç yaşlarında büyük fedakârlıklarla elde ettikleri maddi birikimlerle satın aldıklarını belirterek, "O tarihten bugüne tasarruf haklarımızı kullanamadık. Arazimiz vasıfsız bir nitelikte değildir. Elimizde, üzerinde açıkça ’imarlı arsa’ ibaresi bulunan resmi tapumuz mevcut. Tüm bu resmi belgelere rağmen mülkiyet hakkımız halen tesis edilebilmiş değildir" şeklinde konuştu. Yetkililerinden çözüm beklentisi Kooperatife gençlik yıllarında, arkadaşlarıyla birlikte ev sahibi olma heyecanıyla dahil olduklarını anlatan 92 yaşındaki bir diğer tapu sahibi ise "Yıllardır süregelen bekleyişimiz sonucunda hiçbir mülkiyete sahip olamadık. Mağduriyetimiz sürüyor ve halen hakkımıza kavuşmayı bekliyoruz. Elimizdeki geçerli tapulara istinaden, devlet yetkililerinden hukuka ve hakkaniyete uygun olanı yerine getirmelerini talep ediyoruz" dedi.
Türk kalp cerrahı Doç Dr. Yakut ve ekibinden uluslararası başarı
26 Şubat 2026 Perşembe - 14:58 Türk kalp cerrahı Doç Dr. Yakut ve ekibinden uluslararası başarı Şah damarlarında meydana gelen ciddi darlık ve tıkanıklıkların tedavisinde, İzmirli kalp damar cerrahı uzmanı Doç. Dr. Necmettin Yakut ve ekibi tarafından iç şah damarına kesi yapılmadan uygulanan yeni yöntem, istenmeyen komplikasyonları önemli ölçüden azalttı. Bu başarı, uluslararası tıp camisında büyük ilgi gördü. Halk arasında "şah damarı" olarak bilinen karotis (carotis) arter tıkanıklıkları; felç ve ölüm riski taşıyan, hayati derecede tehlikeli damar hastalıkları arasında yer alıyor. Sağ ve sol olmak üzere iki adet bulunan şah damarlarında meydana gelen ciddi darlık ve tıkanıklıklar, beyin dolaşımını doğrudan etkilediği için sonuçları kalp krizinden bile ağır olabiliyor. Dünya genelinde uzun yıllardır uygulanan klasik şah damarı ameliyatlarında belirli bir başarı oranının üzerine çıkılamaması ve komplikasyonların önemli bölümünün iç şah damarına yapılan cerrahi kesiden kaynaklanması, yeni teknik arayışlarını beraberinde getirdi. Bunun sonucunda, yaklaşık 25 yıl önce Doç. Dr. Necmettin Yakut ve ekibi tarafından iç şah damarına kesi yapılmadan uygulanan yeni bir cerrahi teknik geliştirildi. Günümüz teknolojisiyle daha da ileri taşınan bu yöntem, bugüne kadar 3 bin 300’ün üzerinde hastaya uygulanarak dünyada sayılı hastanelerin ulaştığı önemli bir deneyim seviyesine erişti. Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Necmettin Yakut, "Hastanemizde ekip arkadaşlarımızla birlikte yeni meslektaşlarımızı da ekip içinde tutarak, kalp damar cerrahisinde ve hastalıklarında daima ileri teknikler geliştirme içindeyiz. Hastanemizin kuruluşundan bu yana daima "Araştırma Hastanesi" anlayışı ile çalışmalarımıza devam ediyoruz" dedi. Komplikasyon oranlarında düşüş Doç. Dr. Necmettin Yakut, "Uygulanan yeni teknikle, ameliyat sırasında istenmeyen olayların görülme oranının üç ila dört kat azaldığı gözlemlendi. Ayrıca beyin dolaşımının durdurulma süresinde ciddi oranda kısalma sağlanarak hasta güvenliği önemli ölçüde artırıldı. Hastanemizde uygulanan yeni teknikler ve çalışmalar yurt içinde birçok ulusal kongrede sunuldu; zamanla uluslararası bilimsel platformlarda da dikkat çekmeye başladı. Şimdi ise uluslararası kongrelere sıkça davetler alıyoruz" şeklinde konuştu. Charing Cross’ta sertifikalandırıldı Doç. Dr. Necmettin Yakut ve ekibi tarafından iç şah damarına kesi yapılmadan uygulanan yöntem, dünyanın seçkin ve prestijli vasküler cerrahi toplantılarından biri olarak kabul edilen Charing Cross International Symposium tarafından düzenlenen Nisan 2024 tarihindeki toplantıda kabul edilerek sertifikalandırıldı. Charing Cross International Symposium, vasküler alanda alınan kararların referans niteliği taşıdığı, uzun soluklu ve yenilikçi çalışmaların değerlendirildiği en üst düzey damarsal hastalıklar bilimsel toplantıların en önemlisi olarak biliniyor. LINC 2026’da yoğun ilgi Dr. Yakut konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Avrupa’nın önemli iki vasküler toplantılarından biri olan Leipzig Interventional Course (LINC) 2026 Ocak ayında Almanya’da düzenlendi. Devam eden çalışma, "Original Research / Innovations" kategorisinde kabul edilerek kongrenin ilk gününde sunuldu ve uluslararası camiada büyük ilgi gördü" dedi. Doç .Dr. Yakut, ayrıca LINC grubu tarafından yayımlanan "LINC Today 2026" gazetesinde çalışmaya tam sayfa yer ayrılmasının, hem hastane hem de ülkemiz adına ayrı bir gurur kaynağı olduğunu söyledi. "Ülkemizi üst düzeyde temsil ettik" Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Necmettin Yakut, uluslararası vasküler camiada Türkiye’yi üst düzeyde temsil etmeye çalıştıklarını belirterek, hem yurt içinde hem de yurt dışında hastalar için daha güvenli ve etkili tedavi yöntemleri geliştirmeye devam edeceklerini ifade etti. Bu başarı, Türk tıbbının uluslararası arenadaki güçlü konumunu bir kez daha gözler önüne serdi.
İZBETON AŞ’ye yönelik ‘asfalt kaplama ve yol, inşaat yenileme işi’ davasında tanıklar dinlendi
26 Şubat 2026 Perşembe - 13:59 İZBETON AŞ’ye yönelik ‘asfalt kaplama ve yol, inşaat yenileme işi’ davasında tanıklar dinlendi İzmir Büyükşehir Belediyesi İZBETON AŞ’ye yönelik yürütülen asfalt kaplama ve yol yenileme işi soruşturması kapsamında açılan davada 44 tutuksuz sanığın yargılanmasına devam edildi. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 1 Temmuz 2025 tarihinde İZBETON AŞ bünyesindeki taşeron şirketler aracılığıyla yolsuzluk yapıldığı iddiasıyla geniş çaplı bir soruşturma başlatıldı. İhaleye ve edimin ifasına fesat karıştırma ile nitelikli dolandırıcılık suçlamalarıyla 157 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. Soruşturma kapsamında aralarında eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ile CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu’nun da bulunduğu 139 kişi yakalandı, sulh ceza hakimliğine sevk edilen şüphelilerden 60’ı tutuklanarak cezaevine gönderildi. Yürütülen hukuki süreç sonunda iş makinesi kiralama, asfalt kaplama işlemleri ve kooperatif yolsuzlukları iddialarını içeren üç ayrı iddianame hazırlanarak ilgili mahkemelerce kabul edildi. "Asfalt kaplaması, yol ve inşaat bakım onarım ve yenileme işlerindeki" yolsuzluk soruşturması sonunda ise "ihaleye ve edimin ifasına fesat karıştırmak" suçlarından aralarında eski İZBETON AŞ Genel Müdürü Heval Savaş Kaya’nın da bulunduğu 44 şüpheli hakkında 3 yıldan 14 yıla kadar hapis cezası istemiyle hazırlanan ikinci iddianame, İzmir 28. Asliye Ceza Mahkemesince kabul edildi. İzmir 28. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 3. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görülen duruşmaya, farklı bir soruşturma kapsamında tutuklu bulunan eski İZBETON AŞ Genel Müdürü Heval Savaş Kaya ile bazı tutuksuz sanıklar ve taraf avukatları katıldı. Celsede söz alan engelli kadrosu çalışanı E.A, parke sevkiyatı bölümünde görev yaptığını ve işsiz kalma korkusuyla amirlerinin verdiği talimatları yerine getirdiğini belirterek, "İşimi yapmaya devam ettim. Talep edilen malzemeye göre irsaliye düzenlenir. Önce üretime sonra muhasebeye gönderilir. Ardından hakediş hazırlanır. Gizli yaptığımız bir iş yok. Bunları yaparken de amirlerimin talimatıyla yaptım. Ben ve arkadaşlarımın bir sorumluluğu kesinlikle yok" dedi. Mobbing ve baskı iddiaları Tanık sıfatıyla dinlenen kantar görevlisi O.B, alana gelmeyen ve görmedikleri malzemelerin sevkiyatını yapmaları için kendilerine baskı kurulduğunu ifade etti. Bu yasa dışı talebi kabul etmediği için iş yerinde mobbinge maruz kaldığını savunan O.B, "Beni çöpçü yapmak istediler, kabul etmedim, emekliye ayrıldım" diye konuştu. Diğer bir kantar personeli olan S.K. de benzer iddialarda bulunarak yaşananları mahkeme heyetine aktardı. Araçların alana gelmediği durumlarda kendilerinden irsaliye kesilmesinin istendiğini anlatan S.K, "Araçların gelmediği esnada görmediğim sevkiyatlara irsaliye kesilmem istenmişti. Olayla ilgili T.Ö.’ye bunu yapmayacağımı söyledim ve yapmadım. Bazı arkadaşlarımız işten kovulma korkusuyla itiraz etmediler" ifadelerini kullandı. Dosya bilirkişiye gidiyor Duruşmada söz alan diğer sanıklar da üzerlerine atılı suçlamaları reddederek beraatlerini talep etti. Cumhuriyet savcısının adli kontrol tedbirlerinin devamı yönünde mütalaa vermesinin ardından mahkeme ara kararını açıkladı. Heyet, dosyada keşif yapılmasına ve ardından hazırlanacak raporun emekli bir Sayıştay denetçisine gönderilerek bilirkişi raporu alınmasına hükmetti. Sanıkların duruşmalardan vareste tutulmasına karar veren heyet, adli kontrol şartlarının devamına ve yeni tanıkların dinlenmesine hükmederek duruşmayı 24 Haziran’a erteledi.
Menemen Belediyesi Aşevi’nden her gün 10 bin kişiye yemek
26 Şubat 2026 Perşembe - 13:19 Menemen Belediyesi Aşevi’nden her gün 10 bin kişiye yemek Menemen Belediyesi, Ramazan Ayı nedeniyle aşevinin günlük yemek kapasitesini 10 bin kişiye çıkardı. Ustaların hazırladığı ve gıda mühendislerinin denetlediği yemekler, ilçenin dört bir yanında ihtiyaç sahibi ailelere kapı kapı dağıtılırken, Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "Kimseyi rencide etmeden, sessiz bir şekilde aşımızı ihtiyaç sahiplerimizle paylaşıyor ve Ramazan’ın bereketini hep birlikte kucaklıyoruz" dedi. Menemen Belediyesi, her yıl olduğu gibi bu yıl da Ramazan Ayı için kapasitesini artırdı. Lezzet ve hijyen kırmızı çizgisiyle hareket eden deneyimli mutfak ekibi, Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan’ın talimatıyla her gün 10 bin kişilik yemek hazırlıyor. Menemen Belediyesi Aşevi’nde gün aydınlanmadan başlayan hummalı hazırlıklar, sebzelerin titizlikle yıkanıp doğranmasıyla başlayıp, yemeklerin dev kazanlarda hazırlanıp, porsiyonlanarak paketlenmesiyle devam ediyor. 150 kişilik kadroyla hizmet veriliyor Hazırlanan paketler, yine Menemen Belediyesi personeli tarafından Çukurköy’den Maltepe’ye, Asarlık’tan Çaltı’ya kadar ilçenin dört bir tarafına hızla taşınıp, ihtiyaç sahiplerine ulaştırılıyor. Mutfaktan lojistiğe kadar toplam 150 personelin görev yaptığı günlük yemek operasyonu, vatandaşlardan da takdir görüyor. "Sofralara sıcak bir tebessüm ekliyoruz" Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "Yılın 12 ayı kesintisiz olarak hizmet veren aşevimizin kapasitesini, bu yıl da Ramazan boyunca sınırlarımızı zorlayarak çok üst bir seviyeye çıkardık. Kimseyi rencide etmeden, sessiz bir şekilde aşımızı ihtiyaç sahipleriyle paylaşıyor ve Ramazan’ın bereketini hep birlikte kucaklıyoruz. 10 bin hemşehrimiz için hazırladığımız yemeklerle sofralara sıcak bir tebessüm eklemeye gayret gösteriyoruz. Bununla birlikte sadece günlük yemekle değil, birçok farklı kalemde vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını giderebilmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz" dedi.
İzmir’de suç örgütü operasyonu: 1 milyar TL para hareketi tespit edildi
26 Şubat 2026 Perşembe - 10:58 İzmir’de suç örgütü operasyonu: 1 milyar TL para hareketi tespit edildi İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde polis ekiplerince, liderliğini S.B. isimli şahsın yaptığı suç örgütüne yönelik operasyonda 23 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Örgüt lideri ve örgüte silah temin eden kişinin de gözaltına alındığı operasyon kapsamında şüphelilerin yaklaşık 1 milyar Türk lirası tutarında para hareketliliği olduğu tespit edildi. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, İzmir Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve İstihbarat Şube Müdürlüğü ekipleri Menderes, Karabağlar ve Konak ilçelerine bağlı Kadifekale ile Eşrefpaşa bölgelerinde faaliyet gösteren suç örgütü ile örgüte silah temin eden şahısları takibe aldı. Yapılan teknik ve fiziki takibin ardından, İzmir merkezli olmak üzere farklı şehir ve ilçelerde belirlenen toplam 36 farklı adrese yönelik düğmeye basıldı. Helikopter destekli eş zamanlı baskın Özel harekat polislerinin de katıldığı ve havadan helikopter desteği sağlanan eş zamanlı operasyonda, hedef adreslere girilerek 23 şüpheli yakalandı. Gözaltına alınanlar arsında suç örgütü lideri S.B. ile suç örgütüne silah temin eden A.G. ve beraberindeki şahısların da bulunduğu öğrenildi. Çelik yelek ve mühimmat ele geçirildi Adreslerde yapılan aramalarda 193 tabanca, 3 tüfek, 1 adet çelik yelek ve bu silahlara ait çok sayıda fişek ele geçirildi. 1 milyar liralık para trafiği MASAK ile birlikte yürütülen finansal çalışmalar doğrultusunda, şüphelilerin yaklaşık 1 milyar Türk lirası tutarında para hareketliliği olduğu tespit edildi. Suç faaliyetleri sonucunda elde edildiği değerlendirilen 2 araç ve 10 adet taşınmaza el konuldu. Gözaltına alınan şüphelilerin emniyetteki işlemlerinin sürdüğü bildirildi.
Dr. Öğretim Üyesi Yağmur: "Oruç, bireyin kendini inşasıdır"
26 Şubat 2026 Perşembe - 10:45 Dr. Öğretim Üyesi Yağmur: "Oruç, bireyin kendini inşasıdır" Ege Üniversitesi Birgivi İlahiyat Fakültesi Temel İslami Bilimler Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Oğuzhan Şemseddin Yağmur, Ramazan ayının kutsiyetinden oruç ibadetinin tarihi gelişimine kadar pek çok konuda kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Bu mübarek ayın "kendini inşa süreci" olduğunu vurgulayan Dr. Öğretim Üyesi Yağmur, İslam’daki oruç ibadetinin özgünlüğü ve toplumsal yansımaları üzerine önemli açıklamalar yaptı. İbadetlerin tarihi sürekliliğine ve İslamiyet’teki orucun özgün yapısına değinen Dr. Öğr. Üyesi Yağmur, orucun insanlık tarihi boyunca var olduğunu hatırlattı. Kur’an’daki ilgili ayete atıfta bulunan Dr. Öğr. Üyesi Yağmur, "Ayet, ‘Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı’ der. Burada iki vurgu vardır. Bir, farz kılınması; ikincisi, öncekilere de farz kılındığı. Dolayısıyla oruç, insanlık tarihi boyunca olan bir şey. Dünya tarihinde orucun bulunmadığı hiçbir inanç sistemi yok diyebiliriz ama bu, farklı farklı tezahür etmiş. Hristiyanlara baktığınız zaman 40 günlük perhiz orucu; Yahudilere baktığınız zaman özellikle Yom Kippur’da tuttukları kefaret ve tövbe orucu karşımıza çıkıyor. İslam’ın getirdiği oruçta iki temel unsur var. Birincisi, bir dini hafıza oluşturuyor. Geçmişten beri gelen oruçlar kefaretti, bağışlanmaydı ama İslam’daki oruç sadece bunlar değil. Evet, nefis terbiyesi var, bir fakirin açlık durumunu anlamak var ama İslam’da oruç, bir bireyin kendisini inşa etmesine yöneliktir" dedi. "Toplumun Ramazan’a ilgisi artıyor" Günümüz bilgi çağında toplumsal gözlemlerini paylaşan Dr. Öğr. Üyesi Yağmur, dijitalleşmenin etkisiyle oluşan algının aksine, toplumun Ramazan’a olan ilgisinin memnuniyet verici olduğunu ifade etti. Dr. Öğr. Üyesi Yağmur, "Geçmişte bu kadar çok bilgi ağına sahip değildik. Türkiye’nin neresinde ne olduğunu görmüyorduk. Şu anda her şeyden haberdar olduğumuz için gelişmeleri gözlemleyebiliyoruz. Dizilerde oruca yer verilmesi, okullarda ve camilerde bu sene gerçekleştirilen etkinlikler, Ramazan’a olan ilginin arttığını gösteriyor" diye konuştu. "Oruç tutanlar iyi örnek olmalı" Ramazan ayının ruhunun daha iyi kavranabilmesi için tavsiyelerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Yağmur, ibadetin ahlaki boyutla bütünleşmesi gerektiğini vurguladı. Dr. Öğr. Üyesi Yağmur, "Gençlerin bu ayı daha iyi idrak edebilmesi için oruç tutanların iyi örnek olması lazım. Oruç tutan, tuttuğu oruçla beraber ahlakını ve davranışını daha da güzelleştirirse, iyi örnek olursa, oruç tutmayanlarla olan diyaloğunu ve ilgisini artırırsa inanıyorum ki ondan etkilenenler de oruç tutacaktır" dedi.
"İzmir Seninle" ile gençlere güçlü kariyer köprüsü
26 Şubat 2026 Perşembe - 10:41 "İzmir Seninle" ile gençlere güçlü kariyer köprüsü İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ’İzmir Seninle’ programı kapsamında düzenlenen İş Ağı Geliştirme Buluşması’nda gençler, iş dünyasının liderleriyle bir araya gelerek profesyonel ağlarını güçlendirdi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’na bağlı Gençlik Çalışmaları Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen İzmir Seninle Programı kapsamında organize edilen "İş Ağı Geliştirme Buluşması" Tarihi Havagazı Fabrikası’nda gerçekleştirildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır’ın katıldığı etkinlikte gençler ile İzmir’in iş insanları bir araya geldi. Gençlerin profesyonel ağlarını genişletmesini, kariyer hedeflerini netleştirmesini ve iş dünyasının deneyimli liderlerinden ilham almasını amaçlayan programa yoğun ilgi gösterildi. Gençlerin yalnızca "iş arayan" kimliğiyle değil, sahip oldukları potansiyel, yetkinlik ve üretme gücüyle iş dünyasının karşısına çıktığı buluşmada; karşılıklı etkileşimin daha nitelikli, daha sürdürülebilir ve daha anlamlı hale getirilmesi amaçlandı. Etkinliğe CHP İzmir Milletvekili Ümit Özlale, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram ve iş dünyasının temsilcileri katıldı. "Gençlerin dinamikliğinin üretkenliğe dönüşmesi boynumuzun borcu" Programın açılış konuşmasını yapan İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, sürdürülebilirlik kavramının yalnızca söylemde kalmaması gerektiğine dikkat çekerek "Sürdürülebilir bir yaşam, toplum ve dünya ancak insana yapılan yatırımla mümkün. İnsanın dünyayı algılamasını değiştirmekle mümkün. Bundan dolayı bu projeyi çok önemsiyorum. Katılımcılara, bu konuda katkı veren herkese, mentörlere, gençlerimize çok teşekkür ediyorum. Gençlerimiz toplumun en dinamik kesimini oluşturuyor. Bu dinamikliğin yaratıcılığa, üretkenliğe dönüşmesini sağlamak hepimizin boynunun borcu olmalı" dedi. Başkan Tugay’a teşekkür Program çerçevesinde "İş Dünyası Gençlerden Ne Bekliyor?" başlıklı panel de düzenlendi. Programın paydaşı olan Bilim Virüsü’nün Kurucusu Şule Yücebıyık’ın moderatörlüğünde yapılan panele; Ege Genç İş İnsanları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, İnci Vakfı Güç Kaynağı Ece Elbirlik Ürkmez ve TAİDER Aile İşletmeleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Gülfem Yorgancılar Perçin konuşmacı olarak katıldı. İzmir Seninle programının uygulama aşamalarından söz eden Şule Yücebıyık’ın sorularını yanıtlayan panelistler, sözlerine ne eğitimde ne istihdamda olan (NEET) gençler için yaratılan olanaklardan dolayı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’a teşekkür ederek başladı. Kaan Özhelvacı, iş dünyasında yapay zekânın etkisinden söz etti. Yapay zekâyı iş kolaylaştıran bir yol arkadaşı olarak görmek gerektiğini ifade eden Özhelvacı, kariyerinin başında olan gençlere çağa ayak uydurmak için güncel gelişmeleri çok iyi takip etmelerini tavsiye etti. Özhelvacı ayrıca gençlerin bilişsel olarak iş dünyasının gereksinimlerini karşıladığını ancak sosyal iletişim konusunda kendilerini geliştirmesi gerektiğini de sözlerine ekledi. Ece Elbirlik Ürkmez ise işverenler ile çalışanlar arasındaki bağın daha kuvvetli hâle getirilmesi gerektiğini söyledi. Ürkmez bunun yanı sıra teknolojik gelişmeler ne kadar hızlanırsa hızlansın asıl başarıyı daha fazla okumanın ve özgün üretimin getireceğini vurguladı. Gülfem Yorgancılar Perçin de iş yaşamında karşılıklı güvenin inşa edilmesinin önemli olduğunun altını çizerek gençlere, eleştirileri kişisel algılamamalarını ve asla vazgeçmemelerini önerdi. "Hepimizin Hikâyesi" Buluşmada etkileşimli ısınma, odaklı eşleşme-iş ağı görüşmeleri oturumları yapıldı. Bu kapsamda gençler ile iş dünyası temsilcileri arasında yapılandırılmış, kısa süreli ve odaklı birebir görüşmeler organize edildi. Gençler, ön hazırlıkla kendilerini tanıttı, iş insanlarıyla zaman yönetimi esaslı, verimli etkileşimler kurdu. Ayrıca katılımcıların aktif katılımıyla yürütülen, birlikte üretmeyi ve etkileşimi güçlendiren "Hepimizin Hikâyesi" adıyla kısa kapanış uygulamasıyla program sonlandı. İzmir Seninle Programı hakkında İzmir Seninle Programı; Bilim Virüsü ve İzmir Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle, ne eğitimde ne istihdamda olan (NEET) 22-28 yaş arası gençleri iş dünyasına hazırlamak, 21’inci yüzyıl becerileri konusunda güçlendirmek, profesyonel kimlik geliştirmelerini desteklemek ve bilinçli kariyer seçimleri yapmalarına rehberlik etmek amacıyla tasarlandı. Program aşamaları; Oryantasyon Buluşması, Öğrenme Programı, Mülakat Simülasyonu, Mentörlük Programı, İş Ağı Geliştirme Buluşması şeklinde planlandı ve kademeli olarak uygulandı.
"Sütüm fazla ama bebeğim huzursuz" diyorsanız nedeni hiperlaktasyon olabilir
26 Şubat 2026 Perşembe - 10:21 "Sütüm fazla ama bebeğim huzursuz" diyorsanız nedeni hiperlaktasyon olabilir Süt üretiminin bebeğin gereksiniminin belirgin şekilde üzerinde kalması durumu olan hiperlaktasyon doğru yönetilmediğinde hem anne hem de bebek açısından çeşitli sorunlara yol açabiliyor. Medicana Sağlık Grubu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Özge Yendur, hiperlaktasyonun çoğu zaman "süt bolluğu" olarak yorumlandığını ancak kontrol edilmediğinde emzirme sürecini zorlaştırabileceğini belirtti. Anne sütü bebek beslenmesinde altın standart olarak kabul edilir. Ancak fizyolojik sistemlerde esas olan dengedir. Doğum sonrası ilk haftalarda artan süt üretimi genellikle bebeğin ihtiyacına göre ayarlanır. Bazı annelerde ise süt üretimi bebeğin gereksiniminin belirgin şekilde üzerinde kalabilir. Medicana International İzmir Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Özge Yendur, "Anne sütü fazlalığı ilk bakışta avantaj gibi algılansa da, fizyolojide denge esastır. Bebeğin ihtiyacının üzerinde üretim olduğunda annede ağrı, sızıntı ve tıkanıklık gibi problemler ortaya çıkabilir. Bebek ise hızlı akıma bağlı olarak huzursuz emebilir. Uygun teknikler ve doğru takip ile çoğu vakada ilaç gerekmeksizin denge yeniden sağlanabilir" dedi. Geçici dolgunluk ile hiperlaktasyon aynı değil Doğumdan sonraki ilk günlerde görülen meme dolgunluğu ve gerginliğin (engorjman) genellikle 1-2 hafta içinde azaldığını belirten Uzm. Dr. Özge Yendur, "Hiperlaktasyon ise daha kalıcıdır ve çoğu zaman aşırı süt akımı (hiper-ejeksiyon refleksi) ile birlikte görülür. Bu tablo, yalnızca fazla süt üretimi değil, aynı zamanda hızlı ve basınçlı akım ile karakterizedir" diye konuştu. Uzm. Dr. Özge Yendur, bu ayrımın önemine dikkat çekerek, "Her dolgunluk hiperlaktasyon değildir. Ancak dolgunluk, yoğun sızıntı ve sürekli tıkanıklık eğilimi uzun süre devam ediyorsa değerlendirme gerekir. Amaç emzirmeyi kesmek değil, üretimi bebeğin ihtiyacına yaklaştırmaktır" ifadelerini kullandı. En sık neden, farkında olmadan aşırı uyarı Hiperlaktasyonun en sık nedenlerinden birinin istemeden yapılan aşırı uyarı olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Özge Yendur, sözlerine şöyle devam etti: "Gereksiz pompa kullanımı, her dolgunlukta memeyi tamamen boşaltma çabası veya yanlış yönlendirmeler süt üretimini artırabilir. Bazı annelerde ise bireysel ya da genetik yatkınlık söz konusu olabilir. Süt üreten doku kapasitesinin fazla olması ya da süt yapım yanıtının güçlü çalışması da bu tabloya neden olabilir. Öte yandan toplumda ‘Prolaktin yüksekse süt fazladır’ algısı yaygındır. Oysa süt üretimi yalnızca tek bir hormonla açıklanamaz. Her hiperlaktasyon vakasında rutin hormon testi yapmak yerine, eşlik eden klinik bulgular varsa hekim kontrolünde değerlendirme yapmak daha doğru bir yaklaşımdır." Anne ve bebekte görülen belirtiler Hiperlaktasyonun hem annede hem de bebekte kendini gösterebildiğini söyleyen Uzm. Dr. Özge Yendur, "Annede genellikle memede dolgunluk, baskı hissi, yoğun sızıntı ve sık tıkanıklık eğilimi görülür. Tekrarlayan tıkanıklıklar bazı durumlarda mastit riskini artırabilir. Ağrı, kızarıklık ve ateş gibi belirtiler ortaya çıktığında tıbbi değerlendirme önem taşır. Bebekte ise hızlı süt akımına bağlı olarak memede huzursuz emme, öksürme, memeyi bırakma, gaz artışı ve yeşil-köpüklü dışkı görülebilir" diye konuştu. Uzm. Dr. Özge Yendur, bu tabloya ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: "Hızlı akım sırasında bebek daha fazla hava yutabilir ve memeyi tam boşaltamadan bırakabilir. Bu durumda daha çok ön süt alınması laktoz yükünü artırarak gaz, karın gurultusu ve dışkı değişikliklerine yol açabilir. Bu tablo bazen reflü veya alerji ile karıştırılabildiği için klinik değerlendirme önemlidir." Emzirmeyi bırakmak değil, akışı yönetmek gerekir Uzm. Dr. Özge Yendur, hiperlaktasyon yönetiminde temel yaklaşımın emzirmeyi sonlandırmak değil, akışı kontrol altına almak ve üretimi dengeli hale getirmek olması gerektiğini ifade etti. "Geriye yaslanarak emzirme pozisyonu süt akımını yavaşlatabilir. Meme çok gerginse emzirmeden önce kısa süreli el sağımı ile basıncın azaltılması fayda sağlayabilir" diyen Uzm. Dr. Özge Yendur, özellikle pompa kullanımına dikkat çekerek, "Sık ve uzun süreli pompa kullanımı vücudu daha fazla üretmeye şartlandırabilir. Her dolgunluk hissinde memeyi tamamen boşaltmaya çalışmak üretimi artırabilir. Bu nedenle pompa kullanımı planlı ve kontrollü olmalıdır" diye konuştu. Uzm. Dr. Özge Yendur, sözlerini şöyle tamamladı: "Birinci basamak yöntemlerden biri olan blok emzirme ise belirli saat aralıklarında aynı memeden emzirip diğer memeyi yalnızca konfor için minimal düzeyde boşaltmayı içerir. Bu yöntem, üretimin zaman içinde bebeğin ihtiyacına uyum sağlamasına yardımcı olabilir. Blok emzirme ve benzeri uygulamalar mutlaka çocuk hekimi ile birlikte yakın takipte yapılmalıdır. Her annenin fizyolojisi farklıdır. Doğru teknik ve düzenli izlemle çoğu annede üretim güvenli şekilde dengelenebilir. Emzirme sürecinde yaşanan sorunların çoğu doğru destekle yönetilebilir. Hiperlaktasyonda temel hedef, anne konforunu korurken bebeğin sağlıklı ve dengeli beslenmesini sağlamaktır."