Yerel Haberler
Ankara
E-imza davasında sanıklar savunma yaptı 20 Mayıs 2026 Çarşamba - 22:08:14 Bazı kamu kurumlarındaki yöneticilere ait elektronik imzaların taklit edilerek sahte belge düzenlendiği iddiasıyla 29’u tutuklu 286 sanık hakkında açılan davanın görülmesine devam edildi. Savunma yapan tutuklu sanık Mıhyedin Yakışır, "E-imza alırken çikolata alır gibi kimlik verip aldım. Ben e-imzanın ne olduğunu, ne için kullanıldığını bilmiyorum" dedi. Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesi’nce Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki salonda görülen duruşmada ‘Hoca’ lakaplı örgüt elebaşı Ziya Kadiroğlu, Gökay Celal Gülen, Zeynep Karacan ile bazı tutuksuz sanıklar ve taraf avukatları katıldı. Mahkeme hakimi bu celse sanık beyanlarıyla devam edileceğini bildirerek, tutuklu sanık Ali Çiçekli’ye söz verdi. Sanık Çiçekli, "Ben yaklaşık 20 aydır cezaevindeyim. Örgüt üyelerinden hiçbirisini tanımıyorum. 17 aydır tutuksuz yargılanıyordum. Son celse tutuklanmama karar verildi. Zaten ben hükümlüyüm, içerdeyim. Olaylar olduğunda da cezaevindeydim. Kaçma şüphem yoktur. Hiç kimseyle bir bağlantım da yoktur. Beraatimi talep ediyorum. Ben bir suç işlemedim" ifadelerinde bulundu. "Ben ceza çekmiyorum, çocuklarım ceza çekiyor" Söz alan tutuklu sanık Abdurrahim Dursun, "7.5 aya yakındır tutukluyum, herhangi bir yeteneğim yoktur. Ben hiçbir sisteme girmedim. Dosyadaki hiç kimseyi tanımıyorum. Herhangi bir örgüt yapılanması içerisine de girmedim. Adli bir vukuatım olmadı. Mağdurum, ben ceza çekmiyorum, çocuklarım ceza çekiyor, tahliyemi talep ediyorum" dedi. "Kendi çocuklarım için kullanmadığım imkanı başkası içinde kullanmam" Hakimin söz vermesi üzerine konuşan tutuklu sanık Ayhan Ateş, "Davanın başından itibaren kendimi ifade etmeye çalıştım. Ben burada mağdurum. Benim elimde diploma yapmak gibi bir imkanım olsa, kendi kızıma yapardım. Oğlum ehliyet sınavından 2 kez kaldı, başarısız oldu. Böyle bir suça iştirakim olsa oğluma da yardımcı olurdum. Kendi çocuklarım için kullanmadığım imkanı başkası içinde kullanmam. Suçlamaları kabul etmiyorum. Beraatimi talep ediyorum" iddialarında bulundu. "Suçun büyüklüğü konusunda bir bilgim yoktur" Beyanlarda bulunan tutuklu sanık Gökay Celal Gülen, "E-imzaların benimle alakalı olmadığı bellidir. Çıkartılan imzalarla aynı şehirde bile değilim. Ben konuya da hakim değilim, olaydan bir menfaat elde etmediğimde açıkça ortadadır. Hiçbir bağlantım da yoktur. Zeynep Karacan ile ilgili olan yazışmalarımız bütün olarak değerlendirilmemiş. Ben bu işin dahilinde olan bir suçlu değilim, suçun büyüklüğü konusunda bir bilgim yoktur. Şunu söyleyebilirim ki ben bu suçu işlemedim" ifadelerinde yer verdi. "E-imza alırken çikolata alır gibi kimlik verip aldım" Tutuklu sanık Mıhyedin Yakışır ise önceki ifadelerini tekrar ettiğini, işlediği suçları itiraf ettiğini ancak üzerine atılı diğer suçları kabul etmediğini belirtti. Elebaşı Ziya Kadiroğlu’yla da tesadüfen karşılaştığını ve onun talep ettiği doğrultuda e-imza çıkardığını söyleyen Yakışır, "E-imza alırken çikolata alır gibi kimlik verip aldım. Ben e-imzanın ne olduğunu, ne için kullanıldığını bilmiyorum" diye konuştu. Tutuklu sanık Ziya Kadiroğlu, sanık Ali Çiçekli’nin çocukluk arkadaşı olduğunu iddia ederek, kendisini 5 yıldır görmediğini, 5 yılın ardından babasının cenazesinde karşılaştıklarını ve cenazenin ardından Çiçekli’nin kendisine Atatürk Üniversitesi’nde okumayan kişilere mezuniyet işlemi yaptığını, çevresinde diploma ihtiyacı olan varsa yardımcı olabileceğini söylediğini anlattı. Kadiroğlu, Gazi Üniversitesi’nin sistemine girildiğinde Çiçekli’nin cezaevinde olmadığını öne sürerek, "Mersin Üniversitesi’nden de 5 kişi adına çıkartılan diplomalardan sadece Özge Baydemir adına çıkarılan işlemle bağım vardır. A.E. tarafından bana verilen şifreyle sisteme giriş yaptım. TC kimlik numarasını bildiğim kız arkadaşım Baydemir adına diploma oluşturdum. Bu durumdan Özge’nin haberi yoktur. Bu işlemler kullanıcı adı ve şifreyle yapılmıştır, e-imzayla yapılmamıştır. Kabul ettiğim suçların hiçbiri e-imzayla işlenmedi. Nasıl kullanıldığını da bilmiyorum. Üzerime atılı suçları da kabul etmiyorum. Ben örgüt kurmadım, birilerine talimat vermedim." Diğer sanıklarda önceki beyanlarını tekrar ettiklerini, herhangi bir örgüt yapılanmasının içinde bulunmadıklarını ve suçsuz olduklarını savunarak tahliye ve beraat talebinde bulundu. Önceki beyanlarını tekrar eden tutuklu sanık Zeynep Karacan, bu tür bir davada yargılanmasından dolayı utanç duyduğunu ifade etti. Karacan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve ailesinden özür diledi. Örgüt lideri olarak gösterilen kişilere istenen cezanın kendisi hakkında da istendiğini ifade eden Karacan, bu durumu kabul etmediğini söyledi. Beyanların ardından duruşma yarın devam etmek üzere ertelendi.
E-imza davasında sanıklar savunma yaptı
20 Mayıs 2026 Çarşamba - 22:08 E-imza davasında sanıklar savunma yaptı Bazı kamu kurumlarındaki yöneticilere ait elektronik imzaların taklit edilerek sahte belge düzenlendiği iddiasıyla 29’u tutuklu 286 sanık hakkında açılan davanın görülmesine devam edildi. Savunma yapan tutuklu sanık Mıhyedin Yakışır, "E-imza alırken çikolata alır gibi kimlik verip aldım. Ben e-imzanın ne olduğunu, ne için kullanıldığını bilmiyorum" dedi. Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesi’nce Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’ndeki salonda görülen duruşmada ‘Hoca’ lakaplı örgüt elebaşı Ziya Kadiroğlu, Gökay Celal Gülen, Zeynep Karacan ile bazı tutuksuz sanıklar ve taraf avukatları katıldı. Mahkeme hakimi bu celse sanık beyanlarıyla devam edileceğini bildirerek, tutuklu sanık Ali Çiçekli’ye söz verdi. Sanık Çiçekli, "Ben yaklaşık 20 aydır cezaevindeyim. Örgüt üyelerinden hiçbirisini tanımıyorum. 17 aydır tutuksuz yargılanıyordum. Son celse tutuklanmama karar verildi. Zaten ben hükümlüyüm, içerdeyim. Olaylar olduğunda da cezaevindeydim. Kaçma şüphem yoktur. Hiç kimseyle bir bağlantım da yoktur. Beraatimi talep ediyorum. Ben bir suç işlemedim" ifadelerinde bulundu. "Ben ceza çekmiyorum, çocuklarım ceza çekiyor" Söz alan tutuklu sanık Abdurrahim Dursun, "7.5 aya yakındır tutukluyum, herhangi bir yeteneğim yoktur. Ben hiçbir sisteme girmedim. Dosyadaki hiç kimseyi tanımıyorum. Herhangi bir örgüt yapılanması içerisine de girmedim. Adli bir vukuatım olmadı. Mağdurum, ben ceza çekmiyorum, çocuklarım ceza çekiyor, tahliyemi talep ediyorum" dedi. "Kendi çocuklarım için kullanmadığım imkanı başkası içinde kullanmam" Hakimin söz vermesi üzerine konuşan tutuklu sanık Ayhan Ateş, "Davanın başından itibaren kendimi ifade etmeye çalıştım. Ben burada mağdurum. Benim elimde diploma yapmak gibi bir imkanım olsa, kendi kızıma yapardım. Oğlum ehliyet sınavından 2 kez kaldı, başarısız oldu. Böyle bir suça iştirakim olsa oğluma da yardımcı olurdum. Kendi çocuklarım için kullanmadığım imkanı başkası içinde kullanmam. Suçlamaları kabul etmiyorum. Beraatimi talep ediyorum" iddialarında bulundu. "Suçun büyüklüğü konusunda bir bilgim yoktur" Beyanlarda bulunan tutuklu sanık Gökay Celal Gülen, "E-imzaların benimle alakalı olmadığı bellidir. Çıkartılan imzalarla aynı şehirde bile değilim. Ben konuya da hakim değilim, olaydan bir menfaat elde etmediğimde açıkça ortadadır. Hiçbir bağlantım da yoktur. Zeynep Karacan ile ilgili olan yazışmalarımız bütün olarak değerlendirilmemiş. Ben bu işin dahilinde olan bir suçlu değilim, suçun büyüklüğü konusunda bir bilgim yoktur. Şunu söyleyebilirim ki ben bu suçu işlemedim" ifadelerinde yer verdi. "E-imza alırken çikolata alır gibi kimlik verip aldım" Tutuklu sanık Mıhyedin Yakışır ise önceki ifadelerini tekrar ettiğini, işlediği suçları itiraf ettiğini ancak üzerine atılı diğer suçları kabul etmediğini belirtti. Elebaşı Ziya Kadiroğlu’yla da tesadüfen karşılaştığını ve onun talep ettiği doğrultuda e-imza çıkardığını söyleyen Yakışır, "E-imza alırken çikolata alır gibi kimlik verip aldım. Ben e-imzanın ne olduğunu, ne için kullanıldığını bilmiyorum" diye konuştu. Tutuklu sanık Ziya Kadiroğlu, sanık Ali Çiçekli’nin çocukluk arkadaşı olduğunu iddia ederek, kendisini 5 yıldır görmediğini, 5 yılın ardından babasının cenazesinde karşılaştıklarını ve cenazenin ardından Çiçekli’nin kendisine Atatürk Üniversitesi’nde okumayan kişilere mezuniyet işlemi yaptığını, çevresinde diploma ihtiyacı olan varsa yardımcı olabileceğini söylediğini anlattı. Kadiroğlu, Gazi Üniversitesi’nin sistemine girildiğinde Çiçekli’nin cezaevinde olmadığını öne sürerek, "Mersin Üniversitesi’nden de 5 kişi adına çıkartılan diplomalardan sadece Özge Baydemir adına çıkarılan işlemle bağım vardır. A.E. tarafından bana verilen şifreyle sisteme giriş yaptım. TC kimlik numarasını bildiğim kız arkadaşım Baydemir adına diploma oluşturdum. Bu durumdan Özge’nin haberi yoktur. Bu işlemler kullanıcı adı ve şifreyle yapılmıştır, e-imzayla yapılmamıştır. Kabul ettiğim suçların hiçbiri e-imzayla işlenmedi. Nasıl kullanıldığını da bilmiyorum. Üzerime atılı suçları da kabul etmiyorum. Ben örgüt kurmadım, birilerine talimat vermedim." Diğer sanıklarda önceki beyanlarını tekrar ettiklerini, herhangi bir örgüt yapılanmasının içinde bulunmadıklarını ve suçsuz olduklarını savunarak tahliye ve beraat talebinde bulundu. Önceki beyanlarını tekrar eden tutuklu sanık Zeynep Karacan, bu tür bir davada yargılanmasından dolayı utanç duyduğunu ifade etti. Karacan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve ailesinden özür diledi. Örgüt lideri olarak gösterilen kişilere istenen cezanın kendisi hakkında da istendiğini ifade eden Karacan, bu durumu kabul etmediğini söyledi. Beyanların ardından duruşma yarın devam etmek üzere ertelendi.
Balkondan düşerek ölen kadının kız kardeşinden cinayet iddiası
20 Mayıs 2026 Çarşamba - 19:26 Balkondan düşerek ölen kadının kız kardeşinden cinayet iddiası Ankara’da 7. kattaki balkondan düşerek vefat eden kadının kız kardeşi, ablasının birlikte yaşadığı nişanlısı tarafından öldürüldüğünü ve olaya intihar izlenimi vermeye çalıştığını iddia etti. Olay, 25 Mart’ta Etimesgut’un Eryaman semtindeki bir apartman dairesinde meydana geldi. Alınan bilgilere göre, 30 yaşındaki Türkan Biçer, nişanlısı F.Ö. ile birlikte yaşadığı 7. kattaki evlerinin balkondan düşerek hayatını kaybetti. Biçer’in üzerinde kıyafetlerinin olmaması dikkat çekerken, yürütülen soruşturma çerçevesinde olay anından Biçer ile aynı evde bulunan nişanlısı F.Ö. (46) gözaltına alındı ve daha sonra hakkında verilen tutuklu yargılanma kararına istinaden cezaevine gönderildi. Ölen kadının kardeşi Rabia Biçer ise, ablasını F.Ö.’nün öldürdüğünü ve olaya intihar izlenimi vermeye çalıştığını ileri sürdü. Biçer, ablasının intihar düşüncesinde olmadığını, nişanlısı tarafından sürekli şiddet gördüğünü ve tehdit edildiğini iddia etti. Soruşturma aşamasındaki olayla ilgili, davanın ‘Kasten Öldürme Suçundan’ görülmesi talebinde bulunan Biçer’in kardeşi, hukuk mücadelelerini sürdüreceklerini ifade etti. İfadesinde nişanlısının intihar ettiğini öne sürdüğü öğrenildi Zanlı F.Ö.’nün emniyete verdiği ifadesinde, Türkan Biçer’in olayın olduğu gece epilepsi nöbeti geçirdiğini, ilaçları almak için salona yöneldiği sırada da intihar ettiğini öne sürdüğü öğrenildi. "Nişanlısı tarafından darp edildiğini ve evden kovulduğunu söyledi" Olayla ilgili konuşan Türkan Biçer’in kardeşi Rabia Biçer, "Ablam vefat etmeden bir gün önce yanıma geldi. Nişanlısı tarafından darbedildiğini ve evden kovulduğunu söyledi. Ablam, ‘Beni buradan çıkar. Nişanlım kıyafetlerimi vermiyor. Senin yanındayken bir şey yapamaz. Benimle gel’ dedi. Ben de kendisinden birkaç gün müsaade istedim. Olay günü ablamla alışveriş merkezine gittik. Keyifli vakit geçirdik. Gülerek yanımdan ayrıldı. O gece vefat etmiş. Annem aradı, ‘Ablana bir şey olmuş polise git’ dedi. Gittiğimde ablamın öldüğünü söylediler. İnanamadım. Cesedini teşhis etmek için Adli Tıbba gittim" dedi. "Aşağıya çıplak halde düşmüş" Ablasının intihar edebilecek bir halde olmadığını söyleyen Biçer, "Ablam intihar edecek birisi değildi. Bu kadar pozitif olan birisi intihar düşüncesinde olamaz. Aşağıya çıplak halde düşmüş. İntihar etmek isteyen biri bu şekilde mi hayatına son verir. Nişanlısı tarafından daha önce de darp edilmişti. Ablam öldürüldü. Bunu biliyorum. Adalete güveniyorum. 2 aydır acı çekiyorum. Adalet yerini bulana kadar da geçmeyecek. Ablamın intihar ettiğini asla düşünmüyorum. Böyle bir hal içinde olsaydı belli ederdi" ifadelerini kullandı. "Elinde çarşafla aşağıya inip ablamın üzerini örtmüş" Zanlı F.Ö.’nün içinde bulunduğu tavırların şüphe uyandırdığını belirten Biçer, "Olayın olduğu gün binaya girdiklerinde problem yaşamışlar. Komşuları ablam, ‘İmdat, beni kurtarın’ dediklerini duymuş. Zanlı ifadesinde, ablamın epilepsi krizi geçirdiğini, ilaçlarını almak için salona gittiğinde balkondan atladığını iddia etmiş. Karşı taraf bize başsağlığı dahi dilemedi. 8 aydır birlikte olduğum birisi intihar etse kahrolurdum ama bu şahıs ablamın vefatından bir gün sonra olayın olduğu eve girip eşyalarını aldırtmış. O eve girmeyi nasıl düşünebilir aklım almıyor. Elinde çarşafla aşağıya inip ablamın üzerini örtmüş. Bu soğukkanlı haline anlam veremiyorum" diye konuştu. "Kafasında şişlikler vardı" Ablasının daha önce de darbedildiğini iddia eden Biçer, "Ablam ve nişanlısı ile bir araya gelmek istemiyordum. Tartışmaları çok büyük oluyordu ve ablamı darp ediyordu sürekli. Saldırgan çok hırçın bir yapıya sahipti. Kendisine çok kızgındım ve bir araya gelmek istemiyordum. Tartışıyorduk, yaptığı davranışların uygun olmadığını söylüyordum. Ablamdan sürekli ona aldığı eşyaları istiyordu. Olaydan birkaç gün yine ablamı dövmüştü. Kafasında şişlikler vardı. Kurtulmak istiyordu içinde bulunduğu halden" dedi. "Türkan hanımın cinayete uğradığını düşünüyoruz" Davanın Avukatı Berkay Göknar ise cinayet şüphesine dair kuvvetli delillerin olduğunu belirterek, "Dosyada mevcut tanık beyanları, bununla birlikte kendi içlerinde bile çelişen ifadeleri gözettiğimizde, dosyanın somut delillerine dayanarak şunu söyleyebilirim ki, Türkan hanım intihar etmedi, cinayete uğradı. Dosya şu anda soruşturma aşamasında Türk Yargısının adaletine güveniyoruz. Bizlerin görevi, dosyadaki delilleri kanuna uygun bir şekilde sunmakla birlikte kanunun uygulanması için elimizden geleni yapmaktır. Failin beyanları her ne kadar intihara yönlendirme suçundan cezalandırılmaya yönelik, suçunu azaltmaya yönelik olsa da bizler ‘Kadına Karşı Kastan Öldürme Suçu’ndan ağırlaştırılmış müebbet yargılanmasını istiyoruz. Dosyadaki somut deliller de şu anda olayın gerçekleşmesinin bu şekilde olduğunu gösteriyor" dedi.