Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
İzmir
İnsülin direnci tartı ile ölçülemez
01 Mayıs 2026 Cuma - 10:29:53
En temel tanımıyla vücuttaki şeker (glukoz) trafiğini yöneten insülin hormonu, kandaki şeker seviyesini düzenlemeye ve vücudun ihtiyacı olan enerjiyi almasına yardımcı olur. Ancak bazı kişilerde bu durum olması gerektiği gibi işlemeyebiliyor. Bu noktada da insülin direnci denilen tıbbi bir tablo oluşuyor. Genellikle kilolu bireylerde görüldüğü düşünülen söz konusu tabloya ilişkin Medicana Sağlık Gurubu Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, zayıf kişilerde de insülin direnci görülebileceğine dikkat çekti. Hücrelerin insülin sinyaline gereken yanıtı vermemesi sonucu kan şekerinin yükselmesiyle oluşan tablo insülin direnci olarak adlandırılıyor. Bu tablonun oluşmasında çeşitli nedenler olabileceği gibi genetik faktörlerin de olabildiğini aktaran Medicana International İzmir Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, insülin direncinin neden olduğu hastalıklara dikkat çekti. Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "Her ne kadar insülin direnci çoğunlukla fazla kilo ile ilişkilendirilse de, normal kilolu hatta zayıf bireylerde de ortaya çıkabilir. Bunun nedeni sadece kilo değil; genetik yatkınlık, hareketsiz yaşam tarzı, düzensiz beslenme ve özellikle karın bölgesinde (visseral) yağlanma gibi faktörlerdir" diyerek uyardı. İnsülin direnci metabolik bir bozukluktur İnsülin direnci, hücrelerin insüline verdiği yanıtın azalması sonucu ortaya çıkan metabolik bir bozukluk olduğunu aktaran Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "Bu durumda insülin, kandaki glukozu hücre içine taşımakta yetersiz kalır. Özellikle kas ve yağ dokusunda insülinin etkisinin azalması, hücre içine glukoz alımını düşürür. Bunun sonucunda hücreler enerji üretimi için gerekli glukozu yeterince kullanamazken, glukoz kanda birikerek kan şekeri düzeyinin yükselmesine neden olabilir. Bu durum, hücre içi düzeyde göreceli bir enerji eksikliği ile birlikte sistemik hiperglisemiye yol açabilir" dedi. İnsülin direnci sonucu karaciğer yağlanması, hızlı ya da aşırı kilo alma ve bel çevresinde kalınlaşma gibi sorunlarla karşılaşılabileceğini aktaran Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "Ayrıca sık tatlı yeme isteği ve karbonhidrat tüketimi sonrası ortaya çıkan uyku hali ve yorgunluk da önemli belirtiler arasındadır. Bu bulguların birlikte görülmesi, insülin direnci açısından değerlendirme yapılmasını gerektirebilir" sözlerini kaydetti. Zayıf kişilerde de insülin direnci görülebilir Sadece kilosu olan kişilerin karşılaştığı bir sorun olarak görülen insülin direncinin zayıf kişilerde de görülebildiğini aktaran Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "Her ne kadar insülin direnci çoğunlukla fazla kilo ile ilişkilendirilse de, normal kilolu hatta zayıf bireylerde de ortaya çıkabilir. Bunun nedeni sadece kilo değil; genetik yatkınlık, hareketsiz yaşam tarzı, düzensiz beslenme ve özellikle karın bölgesinde (visseral) yağlanma gibi faktörlerdir. Bu kişiler dışarıdan zayıf görünse bile, metabolik olarak risk taşıyabilir. Bu nedenle sadece kiloya bakarak değerlendirme yapmak yeterli değildir; gerekli durumlarda kan testleriyle insülin direnci araştırılmalıdır" ifadelerini kullandı. Öte yandan insülin direncinin neden olabileceği hastalıkları sıralayan Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "İnsülin direnci, karaciğerin normalden fazla yağ (VLDL kolesterol) üretmesine yol açar. Bu durum hem karaciğer yağlanmasına (MASH) hem de kanda LDL (kötü kolesterol) seviyesinin artmasına neden olabilir. Kandaki LDL’nin yükselmesi ise damar duvarlarında plak oluşumunu hızlandırabilir. Bu plaklar zamanla damarların daralmasına yol açarak ateroskleroz gelişimini tetikleyebilir ve yüksek tansiyon (hipertansiyon) riskini artırabilir" açıklamasını yaptı. Günlük kalori alımını azaltın İnsülin direncine karşı günlük kalori (kcal) alımını 300- 500 kcal azaltmanı faydalı olabileceğini aktaran Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "Günlük kalori alımını azaltmak, uzun vadede kilo kontrolünü sağlayarak insülin direncini düşürebilir. Kilo kaybı, trigliserid düzeylerinde yüzde 20-30 oranında azalma ve HDL-kolesterolde artış sağlayabilir. Özellikle kilolu veya obez bireylerde vücut ağırlığında yüzde 5 civarında bir azalma bile insülin direncini azaltmak için yeterli olabiliyor. Bu nedenle diyabet riski taşıyanlara kilo verme önerilir. Sağlıklı beslenme, haftada 25-30 kilometre yürüyüş veya eşdeğeri aerobik hareketler; aşikar diyabeti olanlarda ise farmokolojik tedaviler, insulin direncini geri döndürebilir" dedi. Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, insülin direnci tanısının nasıl konulduğuna ilişkin de bilgi vererek, şu sözleri kaydetti: "İnsülin direncinin değerlendirilmesinde en sık açlık kan şekeri ve açlık insülin düzeyi ölçülür; gerekli durumlarda şeker yükleme testi (OGTT) yapılır. Ayrıca HbA1c (son 3 aylık ortalama kan şekeri) ile kolesterol ve trigliserid gibi kan yağları da tabloyu desteklemek amacıyla incelenir. Sonuç olarak tanı; laboratuvar testleri ile birlikte hastanın kilo durumu, bel çevresi ve klinik belirtileri birlikte değerlendirilerek konur."
01 Mayıs 2026 Cuma - 10:28
Gençlerden ‘akıllı egzersiz’ makinesi
İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Mühendislik Fakültesi öğrencileri, yaşlıların ya da hareket kabiliyeti kısıtlı olan kişilerin fiziksel egzersiz yapmalarını kolaylaştırmak amacıyla ‘Active Machine’ adlı özel bir makine geliştirdi. Proje, Burdur’da düzenlenecek Üniversite Öğrenci Toplulukları Toplumsal Katkı Proje Festivali’nde (ÜNİFEST) ‘Sağlıklı Bireyler ve Bağımlılıkla Mücadele’ kategorisinde finale kaldı. İEÜ Mühendislik Fakültesi öğrencileri, yaşlıların ya da hareket kabiliyeti kısıtlı olan kişilerin fiziksel egzersiz yapmalarını kolaylaştırmak amacıyla ‘Active Machine’ adlı makine geliştirdi. Ortasında geniş bir ekranın bulunduğu, prototipi de hazırlanan cihaz, sağ ve sol kısmındaki kol makaraları ve alt kısmında sürekli dönen el çarkları sayesinde tek başına rahatlıkla kullanılabilecek şekilde tasarlandı. Çok kademeli yükseklik ayarı ve sabitlenen taban tasarımı ile dikkat çeken makinenin patenti için başvuru aşamasına gelindi. İzmir Ekonomi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi öğrencileri Berk Fevzi Yoğurtçuoğlu, Muhammet Polatlı, Sude Rüdar, Ayça Selimoğlu, Duru Karaçelik, Emir Gül ve Alperen Yılmaz’dan oluşan 7 kişilik ekip, proje üzerinde yaklaşık iki ay çalıştı. Elektrik-elektronik, endüstri, mekatronik, makine ve biyomedikal gibi farklı alanlarda eğitim alan İEÜ Engineering For Good Kulübü’nden gönüllü gençler, projeyi en ince ayrıntısına kadar tasarladı. Genç mühendislerin projesi, 5-7 Mayıs tarihleri arasında Burdur’da düzenlenecek Üniversite Öğrenci Toplulukları Toplumsal Katkı Proje Festivali’nde (ÜNİFEST) ‘Sağlıklı Bireyler ve Bağımlılıkla Mücadele’ kategorisinde de finale kaldı. "Güvenle kullanılabilir" Projeye ilişkin bilgiler veren İEÜ Endüstri Mühendisliği Bölümü öğrencisi Sude Rüdar, "Yaptığımız saha ziyaretleri ve ihtiyaç analizleri sonucunda yaşlı bireylerin günlük hareketleri yeteri kadar yapamadığını tespit ettik. Çalışmaya başlarken temel amacımız, yaşlı bireylerin ve hareket kabiliyeti kısıtlı kişilerin güvenli, erişilebilir ve sürdürülebilir bir şekilde fiziksel egzersiz yapabilmelerini desteklemekti. Bu doğrultuda yaşlıların güvenli ve bağımsız bir şekilde kullanabileceği mekanizmayı tasarladık. Sistemimiz, elektrik gerektirmeyen şarjlı ekran yapısı, çok kademeli yükseklik ayarı ve sabitlenen taban tasarımı ile hem yatalak hem de yatalak olmayan bireylerin güvenle kullanabileceği bir yapı sunuyor. İlerleyen zamanlarda projeyi yapay zeka ile birleştirerek daha da geliştirmeyi, fonksiyonel hale getirmeyi planlıyoruz" diye konuştu. "Düşük maliyetli ve erişilebilir" Makineyi kendileri üzerinde deneyerek mekanik güvenliği ile ergonomik uygunluğu doğruladıklarını dile getiren Rüdar, "Düşük maliyetli ve erişilebilir bu sistemin yaşlılarımızın bağımsız yaşam becerilerini desteklemesi, en büyük motivasyon kaynağımız oldu. Biz, bu makine sayesinde fiziksel hareketleri oyunlaştırarak eğlenceli bir hale getirdik. Sisteme kişinin hareketleri yaptıkça puanlar kazanacağı, aşama kaydedeceği bazı oyunlar da ekledik. Makinede el koordinasyonunu sağlayan iki kol mekanizması var. Makinenin alt kısmında da komut verdikçe dönebilen diskler, hareketi sağlayabilen çarklar mevcut. Kullanıcı, makinenin karşısına geçerek bu sayede el, kol ve omuzların gelişimine yönelik fiziksel aktiviteleri kolaylıkla yapmış oluyor. Üniversite Öğrenci Toplulukları İş Birliği ve Destek Programı’nın (ÜNİDES) desteğiyle hayata geçirdiğimiz bu proje, yaşlı bireylerin ya da hareket kabiliyeti kısıtlı olan kişilerin motivasyonunu, enerjisini güçlendirecektir" ifadelerini kullandı.
01 Mayıs 2026 Cuma - 10:19
İzmir’deki taksiciler müşteri memnuniyeti için eğitimden geçiyor
İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası tarafından kent içi ulaşımda kalite standartlarını yükseltmek ve müşteri memnuniyetini artırmak amacıyla taksi şoförlerine yönelik kapsamlı bir eğitim programı hayata geçirildi. İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası’nda 11 Ocak tarihinde gerçekleştirilen genel kurulun ardından büyük bir destek ve yüksek oy oranıyla başkanlığa seçilen Erkan Özkan liderliğinde başlatılan dönüşüm süreci, oda bünyesinde her geçen gün daha belirgin şekilde hissedilmeye devam ediyor. Bir şoförün mesaiye başladığı ilk andan mesai bitiminde kontak kapattığı ana kadar gün içinde yaşayabileceği tüm detayları barındıran eğitim programı oldukça geniş bir müfredatı kapsıyor. Program çerçevesinde şoförlerin kişisel kılık kıyafet düzeninden başlayarak, yolcuyu araca alma ve güvenli bir şekilde indirme kuralları ile güler yüzlü müşteri karşılama gibi mesleki nezaket adımları titizlikle işleniyor. Seyahat esnasındaki iletişim süreçlerinin de aktarıldığı eğitim sürecini başarıyla tamamlayan şoförlere özel bir katılım belgesi takdim ediliyor. Bu belgeye sahip taksilerin, kent içi ulaşımda kalite standartlarını en üst seviyeye taşıyarak İzmirlilere daha güvenli, saygılı, huzurlu ve vizyoner bir seyahat deneyimi sunması, böylece kent ulaşımında yepyeni bir dönemin başlatılması amaçlanıyor. "Sektör üzerindeki kötü algı ortadan kalkacak" Taksicilik sektöründe bir ilki gerçekleştirdiklerini vurgulayan İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Erkan Özkan, "İzmir, ilklerin şehri olarak yine bir ilke imza atıyor. Bazı çıkar gruplarının son birkaç yıldır sektörümüze yönelik yürüttüğü negatif politikalara ve oluşturulan algıya rağmen, taksicilerin toplumun aynası olduğunu, eğitime ve yeniliklere açık olduklarını göstermek için bu çalışmayı başlattık. Amacımız, zedelenen taksici imajının yerine halkla ilişkileri kuvvetli, pozitif ve enerjik bir profil inşa etmektir. Anlaştığımız eğitim kurumu aracılığıyla esnafımıza müşteri diyaloğu, kişisel bakım ve araç temizliği gibi konularda 45 ve 45 dakika şeklinde dersler veriyoruz. Bu süreci kararlılıkla devam ettireceğiz. Temel gayemiz, hem müşteri memnuniyetini en üst seviyeye çıkararak olumsuz algıyı kırmak hem de taksici esnafımızın kazancını artırarak ekmeğini büyütmektir" dedi. "Tüm Türkiye’ye örnek olacak" Düzenlenen eğitimin İzmir’den bütün ülkeye örnek olacağını belirten eğitmen Mehmet Nur Yıldız ise, "2026 yılında başkanımız Erkan bey ile birlikte başladığımız eğitimle üyelerimizi geliştirmek, sahada daha etkin hale getirmek ve taksicilik hizmetinin ne kadar değerli bir sektör olduğunu herkese anlatmak için buradayız. Eğitimin içeriğinde taksimizin nasıl olması ve hangi kurallara uyması gerektiği, taksi şoförlerinin etik kuralları, müşterinin ağırlanması ve uğurlanması, hitabet, görünüm ile aracın temizliği yer alıyor. Yeni vizyon bütün Türkiye’deki taksi şoförü arkadaşlarımıza öncülük etmiş olacak. Herkes kendi prestijinin ve öneminin çok daha iyi farkında olacak ve bu eğitim taksicilik sektörünü daha da yükseltecektir" ifadelerini kullandı.
30 Nisan 2026 Perşembe - 21:54
Konak Belediyesinde çalışan işçiler geriye dönük hakları için oturma eylemi başlattı
İzmir’de Konak Belediyesinde çalışan işçiler, Toplu İş Sözleşmesi (TİS) görüşmelerinde elde edilen geriye dönük haklarının ödenmemesi nedeniyle belediye binası içinde başlattıkları oturma eylemini sürdürüyor. Konak Belediyesi’nin yanı sıra Karşıyaka, Buca, Narlıdere ve Bayraklı belediyelerinde de çalışanlar, kazanılmış haklarının korunması talebiyle eylemlerini sürdürüyor. Toplu İş Sözleşmesi görüşmelerinde yaşanan tıkanıklıklar nedeniyle ilçe belediyelerindeki iş bırakma eylemleri İzmir genelinde yayılırken, Konak Belediyesinde de protestolar devam ediyor. Daha önce Konak Belediye binası önünde eylem yapan DİSK Genel-İş İzmir 5 No’lu Şube Başkanı ve işyeri temsilcileri, bugün mesai saatleri içinde belediye binası koridorlarında sloganlar atarak oturma eylemine geçti. İşçiler, uzun süredir haklarını alamadıklarını belirterek taleplerini dile getirdi. Yaklaşık 15 aydır ödemelerin yapılmadığını ifade eden çalışanlar, insanca yaşam ve çalışma şartları istediklerini vurguladı. Huzur içinde çalışmak istediklerini söyleyen işçiler, talepleri karşılanana kadar eylemlerine devam edeceklerini belirtti. Sloganların ardından grup oturma eylemine başladı.
16 Aralık 2025 Salı - 16:18
Bıçaklı dehşet olayında babanın tahliyesine Başsavcılıktan itiraz
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, boşanma aşamasındaki eşini görüntülü arayarak 3 yaşındaki çocuğunun boğazına bıçak dayama eylemi nedeniyle ’Kasten Öldürmeye Teşebbüs’ suçlamasıyla yargılanan sanık Şiyar Alpaslan hakkında verilen ev hapsi şeklindeki tahliye kararına itiraz etti. Kasım 2024’te boşanma aşamasındaki eşini görüntülü arayarak 3 yaşındaki oğlunun boğazına bıçak dayayıp ölümle tehdit eden Şiyar Alpaslan, sosyal medyadaki tepkiler üzerine İzmir’de yakalanıp tutuklanmış, hakkında başlangıçta ’Kasten yaralama’ ve ’Silahla tehdit’ suçlarından dava açılmıştı. Yargılama sürecinde sanık hakkında Ocak 2025’te verilen ilk tahliye kararı Başsavcılık itirazıyla bozulmuş, ardından dosya, eylemin niteliği gereği ’Kasten Öldürmeye Teşebbüs’ suçlamasıyla İzmir 18. Ağır Ceza Mahkemesi’ne taşınmış ve yargılanmasına bu suçtan devam edilmiştir. Şiyar Alpaslan’ın, 18 Kasım 2024 tarihinde eşine yönelik tehdit eylemiyle tutuklanmasının ardından devam eden yargılamasında bugün kritik bir gelişme yaşanmıştı. İzmir 18. Ağır Ceza Mahkemesi, tutuklu sanık Şiyar Alpaslan’ın ev hapsi şeklindeki adli kontrol şartıyla tahliyesine hükmetmişti. Başsavcılık Tahliyeyi ’Usul ve Yasaya Aykırı’ Buldu İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, İzmir 18. Ağır Ceza Mahkemesi’nin aynı gün verdiği tahliye kararına karşı harekete geçti. Başsavcılık, kararın usul ve yasaya aykırı olduğu değerlendirmesiyle itirazda bulundu. Başsavcılığın itiraz gerekçeleri arasında şunlar yer aldı: Dosya kapsamındaki mevcut delillerin durumu, sanığa isnat edilen ’Kasten Öldürmeye Teşebbüs’ suçunun niteliği ve ağırlığı, söz konusu suç için öngörülen yasal ceza sınırları, sanık hakkında tutukluluk tedbirinin devamını gerektiren nedenlerin hala mevcut olması. Başka suçtan hükümlü olduğu için cezaevinde kaldı Başsavcılığın itirazı sonrası sanık Şiyar Alpaslan, tahliye kararı verilmesine rağmen cezaevinden salıverilmedi. Alpaslan’ın, yargılandığı bu suç dosyasından bağımsız olarak başka suçlardan hükümlü bulunması nedeniyle tutukluluk halinin devam ettiği öğrenildi.
16 Aralık 2025 Salı - 15:54
Çocuklarının boğazına bıçak dayayan o babaya tahliye
İzmir’de boşanma aşamasındaki eşini görüntülü arayarak 3 yaşındaki çocuğunun boğazına ekmek bıçağı dayayan ve Türkiye’yi sarsan görüntüleriyle tutuklanan Şiyar Alpaslan, yargılandığı İzmir 18’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nce adli kontrol şartıyla tahliye edildi. Mahkeme, sanığın ev hapsi tedbiriyle serbest bırakılmasına karar verdi. Olay, Kasım 2024’te Burdur’da yaşayan resmi nikahlı eşi Fatma Alpaslan’ın cep telefonuna gelen görüntülü aramayla yaşanmıştı. Şiyar Alpaslan (32), telefonda tehditler savururken, 3 yaşındaki oğlu B.A.’nın boğazına ekmek bıçağı dayadı. O anları telefondan izleyen anne dehşeti yaşarken, görüntüler sosyal medyada infial uyandırdı. Çok sayıda paylaşımla olayı emniyet birimlerine duyurmaya çalışan kullanıcılar, cani babayla ilgili öfke mesajları paylaştı. Görüntülerin hızla yayılması sonrası Şiyar Alpaslan’ın İzmir’de ikamet ettiği ortaya çıktı. Karabağlar İlçe Emniyet Müdürlüğü Aile İçi ve Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Büro Amirliği ekipleri, cani babayı kısa sürede yakalayarak gözaltına aldı. Baba, emniyetteki işlemlerinin ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. İncelemelerin ardından çocuklar annelerine teslim edildi. Olayla ilgili hazırlanan iddianamede, Şiyar Alpaslan’ın eşine, "Çocuklardan hangisinin ölmesini istersin?" diye sorduğu, çocuğu yaraladığı ve bıçağı boğazına dayayarak "İçin yanıyor mu, boğazını keseyim mi, canlı canlı izlemek ister misin?" şeklinde tehditler savurduğu belirtilmişti. Görüntülerin yayılmasının ardından cani baba, İzmir’de kısa sürede yakalanarak tutuklanmıştı. Savcı, sanık hakkında ’Kasten yaralama’ ve ’Silahla tehdit’ suçlarından 6,5 yıla kadar hapis cezası istemişti. Öldürmeye teşebbüsten yargılandı Ocak ayında görülen davanın ilk duruşmasında sanık Şiyar Alpaslan hakkında tahliye kararı verilmiş ancak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı üzerine sanığın tutukluluğu devam etmişti. Mayıs ayında ise görevsizlik kararı verilerek dosya, eylemin ’Kasten öldürmeye teşebbüs’ suçu kapsamında değerlendirilmesi için ağır ceza mahkemesine gönderildi. İzmir Bölge Adliyesi’nin kararıyla sanığın ’Kasten öldürmeye teşebbüs’ suçlamasıyla İzmir 18’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmasına kesinlik kazandı. Son duruşmada çelişkili ifadeler Bugün İzmir 18’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasına tutuklu sanık Şiyar Alpaslan ve avukatlar katıldı. Mağdur Fatma C. ise SEGBİS aracılığıyla duruşmaya katıldı. Duruşmada çiftin geçtiğimiz hafta resmen boşandığı öğrenildi. Savunmasında eşinin kendisini aldattığını öne süren sanık Alpaslan, "Pişmanım, bir anlık öfkeyle sinirle ne yaptığımı bilmiyorum, bıçağı kesinlikle boğazına dayamadım" dedi. Mahkeme başkanının önceki ifadeleriyle çeliştiğini hatırlatması üzerine ise, "Bir anlık öfkeyle kendimi ve çocuklarımı öldürmek istedim" diyerek tahliye talebinde bulundu. "Benim de boğazıma bıçak dayamıştı" Mağdur Fatma C. ise sürekli şiddete maruz kaldığını belirterek, "Ayrılmak istedim ama rıza gösterilmedi. Benim de boğazıma bıçak dayamıştı. Görüntülü aramayı açtığımda telefonu oğlumun önüne koyup, ’Çocuğun boğazını keseceğim, canlı canlı izle’ dedi" diyerek şikayetini yineledi. Şikayetçi avukatı, sanığın cezaevinden dahi Fatma C.’yi öldürmesi için annesini aradığını ve bu konuda yeni bir dava açıldığını mahkemeye bildirdi. Ev hapsi şartıyla tahliye kararı Savunma ve beyanların ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, Şiyar Alpaslan’ın ev hapsi şeklindeki adli kontrol talebiyle tahliyesine karar verdi. Dosyadaki eksikliklerin tamamlanması için duruşma 31 Mart’a ertelendi. Sanık, ’Kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan yargılanmaya ev hapsi tedbiri altında devam edecek.
16 Aralık 2025 Salı - 14:06
İzmir’de konut satışları yüzde 0,5 azaldı
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, İzmir’de 2025 yılı Kasım ayında konut satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 0,5 azalarak 8 bin 540 oldu. 2024 yılı Kasım ayında bu rakam 8 bin 583 olarak kaydedilmişti. Türkiye genelinde konut satışları Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 7,8 azalarak 141 bin 100 olarak gerçekleşti. Konut satış sayısının en fazla olduğu iller sırasıyla 24 bin 234 ile İstanbul, 12 bin 706 ile Ankara ve 8 bin 540 ile İzmir oldu. En az konut satışı ise 78 ile Ardahan, 131 ile Bayburt ve 152 ile Artvin’de gerçekleşti. İzmir’de 2 bin 486 konut ilk defa satıldı İzmir’de ilk defa satılan konut sayısı Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 9,4 artarak 2 bin 486 oldu. İlk satışların toplam konut satışları içindeki payı yüzde 29,1 olarak kaydedildi. İkinci el konut satışları 6 bin 54 oldu İzmir’de ikinci el konut satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,1 azalarak 6 bin 54 olarak gerçekleşti. İkinci el satışların toplam konut satışları içindeki payı yüzde 70,9 oldu. İpotekli satışlar bin 469 olarak gerçekleşti Kasım ayında İzmir’de ipotekli konut satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 2,3 azalarak bin 469 oldu. Satışı yapılan konutların yüzde 17,2’si ipotekli satış olarak kayıtlara geçti. Yabancılara 37 konut satıldı İzmir’de Kasım ayında yabancılara yapılan konut satışı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 27,6 artarak 37 oldu. Türkiye genelinde yabancılara yapılan konut satışları ise yüzde 9,7 azalarak bin 943 olarak gerçekleşti. Kasım ayında yabancılara yapılan konut satışlarının toplam satışlar içindeki payı yüzde 1,4 oldu. Yabancılara en fazla konut satışı 728 ile İstanbul, 662 ile Antalya ve 157 ile Mersin’de gerçekleşti. Konut satışlarında Menemen ilk sırada İzmir’de 2025 yılı Kasım ayında en fazla konut satışı Menemen ilçesinde gerçekleşti. Menemen’de bin 124 konut satılırken, Buca’da 980, Torbalı’da 722, Karşıyaka’da 625, Konak’ta 567, Çiğli’de 562, Karabağlar’da 531, Bornova’da 397, Gaziemir’de 366 ve Bayraklı’da 298 konut satışı yapıldı.
16 Aralık 2025 Salı - 13:50
Bergama’da uyuşturucu operasyonu: 2 şüpheli tutuklandı
İzmir’in Bergama ilçesinde İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerince yürütülen çalışmalar kapsamında, uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yaptıkları tespit edilen 2 şüpheli yakalanarak tutuklandı. Bergama İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin gerçekleştirdiği operasyonlarda, uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yaptığı belirlenen Z.Ş. ve M.T. isimli şahıslar gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adli mercilere sevk edilen şüpheliler, çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
16 Aralık 2025 Salı - 12:36
Ev değil cephanelik
İzmir’in Karabağlar ilçesinde polis ekipleri tarafından bir adrese yönelik gerçekleştirilen operasyonda, çok sayıda ruhsatsız silah ve parçaları ile bir miktar uyuşturucu madde ele geçirildi. Olayla ilgili 3 şüpheli gözaltına alındı. Karabağlar İlçe Emniyet Müdürlüğü Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği’ne bağlı ekipler tarafından, çok sayıda silah barındırdıkları belirlenen G.T., B.H. ve M.F. ile ilgili detaylı analiz çalışmaları yürütüldü. Çalışmalar sonucunda şüphelilerin Karabağlar ve Konak ilçelerinde kayıt dışı kaldıkları adresler tespit edildi. Belirlenen adreslere düzenlenen eş zamanlı operasyonda; 3 adet ruhsatsız tabanca, 4 adet pompalı tüfek, 1 adet kurusıkı tabanca, 3 şarjör, 3 adet pompalı tüfek şarjörü, 1 adet tambur şarjör, 2 adet sürgü, 8 adet 7.65 mm fişek, 6 adet tüfek kartuşu ile 1 adet kama ele geçirildi. Operasyonda ayrıca uyuşturucu maddeye de rastlanırken, bir miktar metamfetamin maddesi ele geçirildi. Gözaltına alınan şüpheliler hakkında, Uyuşturucu Madde Ticareti ile Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanuna Muhalefet suçlarından işlem başlatıldı. Şüphelilerin, Karabağlar İlçe Emniyet Müdürlüğü Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği’nde yapılacak işlemlerinin ardından bugün adliyeye sevk edileceği öğrenildi.
16 Aralık 2025 Salı - 12:17
İzmir polisinden şok operasyonlar: Binlerce uyuşturucu hap ele geçirildi, aranan 329 şahıs yakalandı
İzmir’in en kalabalık ikinci ilçesi olan Karabağlar’da polis ekipleri tarafından son iki haftada gerçekleştirilen operasyonlarda, yüklü miktarda uyuşturucu madde ve ruhsatsız silah ele geçirilirken, çeşitli suçlardan aranan 329 şüpheli yakalandı. Karabağlar İlçe Emniyet Müdürlüğü ekiplerince 1-14 Aralık tarihleri arasında gerçekleştirilen kapsamlı denetim ve operasyonlarda, uyuşturucu madde ve ruhsatsız silahlara büyük darbe vurulurken, çeşitli suçlardan aranan 329 şahıs yakalandı. Polis ekiplerinin yürüttüğü çalışmalarda, narkotik suçlarla mücadele kapsamında toplam 304,25 gram narkotik madde ile 18 bin 563 adet uyuşturucu hap ele geçirildi. Uyuşturucu madde ticareti yapma suçuna yönelik gerçekleştirilen 15 ayrı operasyonda 15 şüpheli yakalanarak adli mercilere sevk edilirken, 2 şüpheli tutuklandı. Uyuşturucu madde kullanma suçundan ise 135 şahıs hakkında adli işlem yapıldı. Ruhsatsız silah ve kesici aletlere yönelik yapılan çalışmalarda ise 6 adet tabanca, 2 adet ruhsatsız av tüfeği, 5 adet 6136 Sayılı Kanun kapsamında bıçak ve 1 adet kurusıkı tabanca ele geçirildi. 6136 SKM kapsamında 17 ayrı olayda 20 şüpheli hakkında adli işlem yapılırken, 2 şüpheli tutuklandı. Öte yandan, yürütülen denetim ve uygulamalarda; uyuşturucu madde ticareti suçundan 22 yıl, hırsızlık suçlarından 17 yıl, kasten yaralama suçundan 13 yıl ve dolandırıcılık suçlarından 11 yıl kesinleşmiş hapis cezası bulunan şahısların da aralarında yer aldığı toplam 329 aranan kişi yakalanarak adli mercilere teslim edildi.
16 Aralık 2025 Salı - 12:15
Menemen Belediyesi, ’yeni doğan bebekler’ için binlerce fidan dikti
Menemen Belediyesi, yeni doğan bebekler için hazırladığı ’İyi ki doğdun bebek’ setlerini armağan ettiği bebeklerin aileleriyle birlikte Yahşelli’de fidan dikme etkinliği düzenledi. Menemen Belediyesi, hem yeşil vatana destek olmak hem de ilçedeki her bir bebeğin bir dikili ağacı olması adına fidan dikme etkinliği gerçekleştirdi. Yahşelli’de düzenlenen fidan dikimine Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan’ın ev sahipliğinde AK Parti Menemen İlçe Başkanı Hakkı Durmaz, AFAD İzmir İl Müdürü Nazif Ekinci, İzmir Orman İşletmeleri Müdürü Mustafa Ertekin, muhtarlar, gaziler ve ’İyi ki doğdun bebek’ setlerinin armağan edildiği bebekli aileler katıldı. 5 bin fidan, toprakla buluşturuldu ’İyi ki Doğdun Bebek Hatıra Ormanı’ adı verilen alanda kurulan dev çadırlarda minikler için boyama ve yüz boyama etkinlikleri gerçekleştirilirken pamuk şeker, patlamış mısır ve balon dağıtımı da yapıldı. 5 bin fidanın toprakla buluşturulduğu etkinlikte, anne ve babalarıyla birlikte fidan diken minikler hem ağaç dikmeyi ve ağacın önemini öğrenmiş oldu, hem de ilk dikili ağaçlarına sahip olmuş oldu. "Bu orman büyümeye devam edecek" Miniklerin büyük alkış alan şiirleriyle başlayan törende Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "Bugün burada sadece yalnızca fidan dikmiyoruz. Bugün Menemen’in geleceğine, çocuklarımızın yarınlarına ve hepimizin ortak hayaline küçük ama sonsuz bir başlangıç yapıyoruz. Çünkü biliyorum ki bu fidanlar nasıl büyüyüp serpilip birer ulu ağaç olacaksa, evlatlarımız da ailesine, vatanına, milletine, şehrine faydalı birer birey olacaklardır. Bu kapsamda "İyi ki Doğdun Bebek" projesi, bizim için sadece bir sosyal hizmet çalışması değildir. Bu proje; her bebeğin dünyamıza getirdiği ışığı, umudu ve masumiyeti toprağa emanet ettiğimiz bir vefa hareketidir. Menemen’de doğan her çocuk için dikilen her fidan; büyüyen bir aileyi, güçlenen bir şehri ve çoğalan bir umudu temsil eder. Sizlere söz veriyorum; bu orman büyümeye devam edecek. Her yıl yeni fidanlarla güçlenecek. Menemen’de doğan her bebeğin adı bu ormanda yaşayacak. Bu orman, Menemen’in dört bir yanında sevginin, kardeşliğin ve birlik ruhunun simgesi olacak" dedi.
16 Aralık 2025 Salı - 11:35
Aliağalı yüzücüler zirveye kulaç attı
Aliağa Belediyesi AGM Spor Kulübü yüzme takımı, 13-14 Aralık 2025 tarihlerinde İzmir’de düzenlenen 9-10 Yaş Ulusal Gelişim Ligi Müsabakalarında elde ettiği derecelerle Aliağa’ya büyük bir gurur yaşattı. Üç şehirden 23 kulüp ve 398 sporcunun katılımıyla gerçekleştirilen organizasyonda, Aliağa Belediyesi AGM Spor Kulübü 19 sporcuyla mücadele etti. Aliağalı minik yüzücüler, bireysel ve takım yarışlarında sergiledikleri başarılı performanslarla dikkat çekti. Bayrak yarışlarında önemli dereceler 4x50 metre Serbest Bayrak yarışında Naz Marangoz, Eflin Çelik, Sıla Küçükvardar ve Deniz Altay’dan oluşan kız takımı İzmir üçüncüsü oldu. 4x50 metre Karışık Bayrak yarışında ise Öykü Öz, Eflin Çelik, Sıla Küçükvardar ve Deniz Altay’dan oluşan ekip İzmir dördüncülüğünü elde etti. Bireysel yarışlarda kürsü başarısı Serbest stil yarışlarında; 100 metre yarışında Eflin Çelik İzmir 4’üncüsü, Deniz Altay İzmir 7’ncisi oldu. 50 metre serbest yarışında Eflin Çelik İzmir 2’nciliği elde etti. Kelebek stilde; 50 metrede Eflin Çelik İzmir 2’ncisi, Sıla Küçükvardar İzmir 10’uncusu, 100 metrede Eflin Çelik İzmir 5’incisi, Sıla Küçükvardar İzmir 9’uncusu oldu. Kurbağalama stilinde;100 metrede Eflin Çelik İzmir 5’incisi, Sıla Küçükvardar İzmir 6’ncısı, 50 metrede Sıla Küçükvardar İzmir 3’üncüsü, Eflin Çelik İzmir 4’üncüsü olarak yarışları tamamladı. Sırtüstü stilde 10 yaş kategorisinde mücadele eden Alperen Öztürk, katıldığı tüm yarışları ilk 10 içerisinde tamamlarken; 100 ve 200 metre sırtüstü branşlarında İzmir 5’inciliği elde etti. Ayrıca Eflin Çelik, 50 ve 100 metre sırtüstü yarışlarında İzmir 2’ncisi oldu. Karışık stil 200 metre yarışında ise Eflin Çelik İzmir 4’üncülüğünü kazandı. Keleş: "Uzun vadeli sporcu gelişim felsefesine bağlıyız" Müsabakaların ardından değerlendirmelerde bulunan Aliağa Belediyesi Yüzme Antrenörü Faruk Keleş, şu ifadeleri kullandı: "AGM Spor Kulübü olarak, 9-10 Yaş Ulusal Gelişim Projesi Ligi müsabakalarında kulübümüzü başarıyla temsil eden genç yüzücülerimizi tebrik ediyorum. Bu lig, sporcularımızın gelişim yolculuğunda attıkları en önemli adımlardan biridir. Asıl hedefimiz, sporcularımızın yıl boyunca antrenmanlarda edindikleri teknik becerileri, yoğun yarış temposu altında uygulayabilmeleriydi. AGM Spor Kulübü olarak benimsediğimiz uzun vadeli sporcu gelişim felsefesine sıkı sıkıya bağlıyız. Bu süreçte her zaman sporun ve sporcunun yanında olan Aliağa Belediye Başkanımız Sayın Serkan Acar’a teşekkür ediyorum."
16 Aralık 2025 Salı - 10:27
Genç motokurye bağırsak kanserinden ameliyat olmadan kurtuldu
Motokurye olarak çalışan İstanbul Üniversitesi Uzaktan Eğitim Coğrafya Bölümü 3. sınıf öğrencisi 28 yaşındaki Mertcan Kuru, Acıbadem Kent Hastanesi’nde bağırsağındaki kanserojen poliplerden endoskopik yöntemle kurtuldu. Pankreas ve on iki parmak bağırsağı ve midesinin bir kısmının alınmasını gerektiren büyük bir ameliyattan kurtulduğunu belirten Kuru, "kısa sürede normal yaşantıma döndüm." dedi. Karın ağrısı ve pankreas iltihabı şikâyetiyle yapılan endoskopik incelemede Kuru’nun on iki parmak bağırsağında geniş tabanlı polipler saptandı. Durum onkoloji konseyinde değerlendirilerek poliplerin çıkarılmasına karar verildi. Acıbadem Kent Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Yusuf Serdar Sakin, poliplerin cerrahi yerine endoskopik yöntemle alınabileceğini belirtti. Ardından gastroentroloji uzmanları; Prof. Dr. Sakin ve Prof. Dr. Ferdane Pirinççi Sapmaz tarafından gerçekleştirilen ve 4,5 saat süren müdahalede polipler tamamen çıkarıldı. Böylece genç hasta, pankreasın ve on iki parmak bağırsağının ve midesinin bir kısmının alınmasını gerektiren büyük bir ameliyattan kurtuldu. Kuru, işlemden bir gün sonra ağızdan beslenmeye başladı ve kısa sürede normal yaşantısına döndü. "Üçüncü boşluk endoskopisi" ameliyatsız tedaviyi mümkün kılıyor İşlem hakkında bilgi veren Prof. Dr. Sakin, endoskopik cihazlardaki gelişmeler sayesinde erken evre mide ve bağırsak lezyonlarının ameliyatsız tedavi edilebildiğini belirtti. Sakin, "Üçüncü boşluk endoskopisi olarak kabul edilen bu yöntemle kanserleşme potansiyeli taşıyan birçok tümörü cerrahiye gerek kalmadan çıkarabiliyoruz. Hastamızda da aynı yöntemi uyguladık. Patolojide kanser öncülü hücreler gözlenmiş olup, çıkardığımız için takibini kontrol sürdürüyoruz" dedi. 45 yaşından itibaren kolonoskopi uyarısı Erken tanının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Sakin, mide-bağırsak şikâyetlerinde vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulması gerektiğini vurguladı. Kanser tarama programlarında yer alan 45 yaşından itibaren kolonoskopi taramasının şikâyet olmasa bile herkes tarafından yaptırılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Sakin, "Kalın bağırsak kanseri dünyada en sık görülen ve en çok ölüme neden olan kanserlerden biri. Dünyadada en sık gözlenen 3. ve en sık ölüme neden olan 2. kanser tipidir. Sağlık Bakanlığı verilerine göre; Dünyada her yıl yaklaşık 2 milyona yakın kişi bağırsak kanseri tanısı alırken, 903 bin kişi her yıl bağırsak kanseri nedeniyle ölmektedir. Ülkemizde her yıl 20 binden fazla yeni kolon kanseri tanısı konmaktadır. Ancak diğer pek çok kanserden farklı olarak kalın bağırsak kanseri gelişmeden önce önlenebilir." diye konuştu. Endoskopi ve kolonoskopi işlemlerinin artık anestezi altında gerçekleştirildiğini de ekledi. "Yeniden doğmuş gibiyim" Tedavinin ardından sağlığına kavuşmanın mutluluğunu yaşayan Mertcan Kuru, şiddetli ağrıların ardından ameliyatsız bir tedavi yöntemi bulmanın kendisini çok rahatlattığını ifade etti. Kuru, "Çektiğim onca ağrıdan sonra kendimi yeniden doğmuş gibi hissediyorum. Kısa sürede işime ve normal hayatıma döndüm. Doktorlarıma çok teşekkür ediyorum" dedi.
16 Aralık 2025 Salı - 10:27
Modern hayatın sessiz salgını: Dijital yorgunluk
Sürekli yorgunluğun bir teşhis değil, sonuç olduğuna dikkat çeken Medicana Sağlık Grubu Psikiyatri Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Modern dünyanın temposu, insan biyolojisinin kaldıramadığı kadar hızlı ilerliyor. Bu nedenle yorgunluk, bugün artık bir toplum meselesi haline geldi" dedi. Yaşar, sosyal medyayı sıkça kullananlarda görülen ‘dijital tükenmişlik’ durumunu vurgulayarak, "Sosyal medya bağımlılığı arttıkça anksiyete, depresyon, yorgunluk, tükenmişlik hissi ve dikkat eksikliği de artıyor" ifadelerini kullandı. Modern çağ insanından sıklıkla duyulan ‘çok yorgunum’ serzenişine ilişkin Medicana International İzmir Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar değerlendirmelerde bulundu. Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Sürekli yorgunluk bir teşhis değil, bir sonuçtur. Arkasında depresyondan kaygıya, uyku bozukluklarından iş yaşamının baskılarına kadar uzanan geniş bir neden yelpazesi vardır. Bunda modern yaşamın koşturmacası, dijital yük ve pandemi sonrası dönemin etkisi var. Ancak bu durum, çoğunlukla var olan depresyon, anksiyete, tükenmişlik, uyku bozuklukları gibi tanıların yeni yaşam koşulları altında daha yoğun yaşanması şeklinde ortaya çıkıyor. Yorgunluk aslında yeni bir tanımlama değil ama çağın yeni dili haline geldi" dedi. Ayrıca tükenmişlik sendromuna da (burn-out) değinen Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Dünya Sağlık Örgütü bunu bir hastalık değil, iş yaşamına özgü bir stres yanıtı olarak sınıflar. Enerji tükenmesi, işle duygusal uzaklaşma, mesleki verimlilikte azalma... Görülüyor ki modern dünyanın temposu, insan biyolojisinin kaldıramadığı kadar hızlı ilerliyor. Bu nedenle ‘yorgunluk’ bugün artık bir toplum meselesi haline geldi" diye konuştu. En çok dijital dünya yoruyor Gelişen teknolojiyle beraber bireylerin sürekli olarak uyaranlara maruz kaldığını dile getiren Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Bildirimler, mesajlar, aramalar, sosyal medyada kusursuz görünen hayatlar, ‘geride kalıyorum’ hissi, her an ulaşılabilir olma beklentisi gibi durumlar ruh sağlığında dijital tükenmişlik veya sosyal medya yorgunluğu olarak adlandırılan yeni bir tabloya neden oluyor. Yoğun iş temposu, şehir yaşamı ve dijital uyarana maruz kalmak, insan beynini yüksek alarm durumunda tutabilir. Bu da kronik strese neden olarak vücudun sempatik sinir sistemini sürekli aktive eder. Kortizol ve adrenalin seviyelerinin yükselmesiyle bedeni sürekli savaş ya da kaç halinde tutar. Bu durum biyolojik olarak ‘allostatik yük’ yani vücudun kronik stres karşısında uyum sağlamaya çalışırken yıpranma bedeli kavramıyla açıklanabilir. Kronik stres; otonom sinir sistemi ve inflamatuvar yanıtları aktive ederek hem fiziksel hastalıklara hem zihinsel yorgunluğa zemin hazırlamaktadır" açıklamasını yaptı. Sosyal medyayı yoğun kullanan kişilerde kaygı ve depresyonun yanı sıra yorgunluk belirtilerinin de gözlemlendiğinin yapılan araştırmalar sonucu ortaya çıktığını aktaran Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Diğer bir açıdan bakacak olursak literatürde ‘sosyal medya yorgunluğu’, ‘teknostres’, ‘Fear of Missing Out (FoMO)’ bir şeyleri kaçırma, geri kalma korkusu’ gibi kavramlar artık ciddi şekilde çalışılıyor. FoMO ve sosyal medya bağımlılığı arttıkça anksiyete, depresyon belirtileri, yorgunluk ve tükenmişlik hissi, dikkat eksikliği artıyor" değerlendirmesinde bulundu. Yavaşlamak, hatta bazen durmak gerekiyor Sürekli yorgunluğun, bedenin ve zihnin alarm sistemi olduğunu aktaran Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, bu noktada çözümün, yaşam ritmini yeniden ayarlamakta ve gerekirse bir ruh sağlığı uzmanından destek almakta olduğunu vurguladı. Özellikle biraz yavaşlamanın, gerekirse durmanın ve dinlenmek gerektiğinin altını çizen Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, sözlerine şöyle devam etti: "Pandemi döneminden sonra artan ekran süresi, özellikle gençlerde ve çalışanlarda uyku bozukluğu, daha az hareket ettiğimiz daha çok oturduğumuz bir yaşam, anksiyete ve özgüven sorunları ile ilişkilendiriliyor. Bu nedenle artık dijital hijyen / dijital detoks önerilerini daha aktif şekilde gündeme gelmeye başladı. Dijital detoks, zaman yönetimi ve sınır koymak, yorgunluk ya da tükenmişlik hissine iyi gelebilir. Bu davranışlar, zihinsel yorgunluğu azaltmada bilimsel olarak kanıtlanmış ve son derece etkilidir. Sınır koyma becerisi tükenmişlikten korunmanın en önemli aracıdır. Başkalarının taleplerine veya iş yüküne ‘hayır’ diyebilme becerisi, kişisel zamanı ve enerjiyi korur. Sınır koymak, sadece başkalarına karşı değil, kişinin kendi mükemmeliyetçi iç sesine de sınır koymayı kapsamalıdır. Dijital detoksta ise özellikle yatmadan bir saat önce tüm ekranların kapatılması, beynin uyku hormonu olan melatonin salgılamasına yardımcı olabilir. Belirlenen saatlerde bildirimleri kapatmak, sürekli tetikte olma hâlini azaltabilir. Zaman yönetimini ise sadece görevlerin listelenmesi olarak değerlendirmeyin. Gün içinde enerjinin yüksek olduğu saatleri belirleyip en zorlu bilişsel görevleri bu saatlere yaparak, bilişsel tükenmeyi önleyebilirsiniz." Anı yaşamaya odaklanın Yorgunluk ve tükenmişlik halinden korunmanın yollarına değinen Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, şöyle konuştu: "Herkesin uygulayabileceği stratejilerden biri farkındalık (mindfulness) ve nefes egzersizleridir. Anı yaşamaya odaklanmak, zihnin sürekli geçmiş kaygıları veya gelecek endişeleri arasında dolaşmasını azaltabilir. Düzenli diyafram nefesi, otonom sinir sistemini dengeleyerek dinlenme ve sindirimden sorumlu parasempatik sistemi aktive eder. Enerjiyi tüketen değil, anlam ve amaç katan aktivitelere zaman ayırmak. Aile, arkadaş, meslektaşlarla biraraya gelme, yalnızlığı ve tükenmişlik riskini azaltan en güçlü faktörlerden biridir. Kendine karşı nazik olmak ve hatalı olduğunda veya zorlandığında kendini yargılamak yerine destek olmak mükemmeliyetçilikle mücadelede en etkili araçtır."
16 Aralık 2025 Salı - 10:17
Türk-Japon projesine ‘en iyi makale’ ödülü
İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde (İEÜ) bir araya gelen Türk ve Japon öğrencilerin Alsancak’taki İzmir Resim Heykel Müzesi binasını ‘doğa dostu’ kütüphane olarak yeniden tasarladığı proje, uluslararası ödül getirdi. Proje Koordinatörü, İEÜ İçmimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Deniz Hasırcı’nın öncülüğünde hazırlanan ve projedeki çalışmaların anlatıldığı ‘Doğayla Yeniden Bağlantı Kurmak: İzmir-Türkiye’de Biyofilik İç Mekan Tasarım Stratejileri’ isimli makale, Antalya’da düzenlenen Çağdaş Eğitim Sorunları Küresel Konferansı’nda en iyi makale ödülüne layık görüldü. İzmir Ekonomi Üniversitesi ve Japonya’nın Chiba Üniversitesi öğrencilerinden oluşan toplam 32 kişilik ekip, yaklaşık iki ay önce yaptığı çalışmada, İzmir Kültür Sanat Fabrikası’nın içinde bulunan ve Resim Heykel Müzesi olarak kullanılan binayı yeniden işlevselleştiren tasarımlar gerçekleştirdi. Palmiye ağacı ve begonvil çiçeği 5 grup halinde çalışan Türk ve Japon gençler; sürdürülebilirlik temasına vurgu yapan, palmiye ağacı ve begonvil çiçeği figürlerinin yer aldığı, bol ışıklı ve estetik tasarımlarıyla dikkat çekti. Yenilikçi ve çevreci özellikleriyle ön plana çıkan projeler, Çağdaş Eğitim Sorunları Küresel Konferansı’nda (Global Conference on Contemporary Issues in Education) sergilenerek katılımcıların beğenisine sunuldu. Prof. Dr. Deniz Hasırcı’nın öncülüğünde, Dr. Öğretim Üyesi İdil Bakır Küçükkaya ile Araştırma Görevlileri Yasemin Albayrak Kutlay ve Elif Gündoğdu ile birlikte hazırlanan ve proje çıktılarının detaylıca anlatıldığı makale, konferansta ‘en iyi makale’ seçilerek büyük başarı elde etti. "Yaklaşımlarımız örtüştü" Projeye ilişkin detayları anlatan Prof. Dr. Deniz Hasırcı, "Bu yıl, Chiba Üniversitesi Mimarlık Bölüm Başkanı Prof. Dr. Kaname Yanagisawa ve beraberindeki Japon öğrencilerin katılımıyla Resim Heykel Müzesi’nde, biyofilik (iklime ve doğaya duyarlı tasarım) şekilde tasarlanan bir kütüphane projesini çalıştık. Binaların dışı çok değişmese de iç mekanlar sürekli değişim halinde. Bu nedenle de öğrencilerimizin doğru ve doğa dostu kararlar vermelerini, çevreci malzemeler kullanmalarını istiyoruz. Bu kapsamda öğrencilerimize her yıl biyofilik projeler veriyoruz. Japonya’nın doğa dostu tasarım yaklaşımı da bizimle örtüşüyor" diye konuştu. "Makalede stratejiyi anlattık" Prof. Dr. Hasırcı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Konferansta; yaptığımız projenin çıktılarını, doğa dostu tasarım eğitiminde nelere dikkat etmemiz gerektiğini ve ileride piyasaya girdiklerinde öğrencileri tasarım süreçlerinde doğru kararlar vermeye yönlendiren eğitim stratejilerimizi anlattığımız makalemizi sunduk. Bir içmimari süreçte verilen kararların, ekolojik ve sosyo-kültürel çevreye ne kadar çok etkisi olabileceği ve bu yaklaşımın hayattaki günlük diğer kararlarımıza da yansıması gerektiği mesajını paylaştık. Sonucunda da alanlarının en iyi isimlerinden oluşan jüri heyeti tarafından ödüle layık görüldük. Bu ödülü üniversitemize getirdiğimiz için çok mutluyum. Birinciliği kazandığımız projedeki doğa dostu iç mimari tasarım yaklaşımları, üniversitemizin çevreci ve sürdürülebilirlik misyonlarıyla da aynı hedefleri paylaşıyor. Bu da ödülü bizim açımızdan daha da kıymetli hale getiriyor."
16 Aralık 2025 Salı - 10:09
EÜ Uluslararası Erasmus Plus projesiyle sürdürülebilir dijital moda eğitimine öncülük ediyor
Ege Üniversitesinin ortak olarak yer aldığı, "Erasmus Plus Programı Yükseköğretimde İş Birliği Ortaklıkları" kapsamında desteklenen "Shaping Sustainable Fashion: AI-Driven Innovation in Fashion Design Education (FASHIONAISE)" projesinin açılış toplantısı, proje ortağı Technical University of Liberec (TUL) ev sahipliğinde Çekya’nın Liberec kentinde gerçekleştirildi. Proje ile yapay zekâ destekli tasarım süreçlerinin yükseköğretime entegre edilmesi, sürdürülebilir moda anlayışının tüm tasarım aşamalarına yansıtılması ve geleceğin tasarımcılarına çağın gerektirdiği dijital yetkinliklerin kazandırılması amaçlanıyor. Hem proje hem de sürdürülen çalışmalarla ilgili bilgi veren proje yürütücüsü Ege Üniversitesi Emel Akın Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sevda Altaş, "FASHIONAISE proje açılış toplantısı ortaklar arasında etkili bir iletişim ağı kurulmasına ve projenin başarıyla yürütülmesi için ortak bir vizyon oluşturmamıza zemin hazırladı. Özellikle vurgulamak isterim ki, moda tasarımda sürdürülebilirlik ve yapay zekâ uygulamalarının yükseköğretim programlarına entegrasyonu artık bir seçenek değil, bir gereklilik hâline geldi. Bu proje kapsamında elde edeceğimiz çıktıların, Avrupa’da moda tasarımı eğitiminin modernleşmesine önemli katkılar sunacağına; geleceğin tasarımcılarını çağın gerektirdiği dijital yetkinliklerle donatacağına yürekten inanıyoruz. Projemiz kapsamında geliştireceğimiz yapay zekâ temelli sürdürülebilir moda tasarımı ders müfredatı, dijital atölye platformu, eğitmen eğitimleri, öğrenci pilot uygulamaları ve yaygınlaştırma faaliyetleri için ortak bir yol haritası oluşturuyoruz. Gerçekleştirdiğimiz toplantı sürdürülebilir ve yenilikçi moda tasarımı eğitimine yönelik kapsamlı bir sürecin temellerini atmamıza ve çalışma paketlerine dair tüm detayları netleştirmemize imkân tanıdı. Toplantımızı, proje çıktılarının Avrupa genelinde moda tasarımı eğitiminin dönüşümüne katkı sağlayacağına dair ortak kararlılığımızı pekiştirerek noktaladık. Bu güçlü birliktelikle önemli bir yol alacağımıza inanıyorum" dedi. Çok uluslu proje Toplam 400 bin Euro bütçeye sahip projede Ege Üniversitesinin yanı sıra Almanya’dan Technische Universitt Dresden, Yunanistan’dan International Hellenic University, Bulgaristan’dan Tetra Solutions Ltd. ve Çekya’dan Technical University of Liberec yer alıyor.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder