Yerel Haberler
İzmir
Hıdırellez ateşi, dev isimlerle Menemen’de yanacak 01 Mayıs 2026 Cuma - 12:19:26 Baharın en güzel habercisi, umutların ve dileklerin günü Hıdırellez, Menemen’de her yıl olduğu gibi bu yıl da coşkuyla karşılanacak. 5 Mayıs Salı günü en güzel şarkılarıyla Kibariye ve Hüsnü Şenlendirici, Menemen’de sahne alacak. Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "Tüm hemşehrilerimizi Hıdırellez kültürünü hep birlikte yaşatmak adına Cumhuriyet Meydanı’na bekliyoruz" dedi. Menemen’de baharın gelişi ve Hıdırellez sevinci, bu yıl da on binleri tek yürek olarak buluşturacak. Her yıl düzenlediği etkinliklerle kitleleri Hıdrellez ateşinin etrafında buluşturan Menemen Belediyesi, bu yıl da geleneği bozmayarak renkli bir program hazırladı. Program kapsamında ünlü sanatçılar Kibariye ve Hüsnü Şenlendirici, en güzel parçalarla Menemen’de unutulmaz bir gece yaşatacak. Müzik, neşe ve baharın enerjisinin Hıdırellez ile birlikte Menemen’de buluşacağı bu özel program, 5 Mayıs Salı günü saat 20.00’da başlayacak. Menemen Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilecek konser, on binleri bir araya getirecek. "Geleneklerimizi yaşatacağız" Hemşehrilerini Hıdırellez çoşkusunu yaşamaya davet eden Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "Ülkemizin en güzel renklerinden biri hiç şüphesiz dileklerin dilendiği, umutların tazelendiği Hıdırellez akşamlarıdır. Biz de Menemen Belediyesi olarak, böylesi özel bir günü hemşehrilerimizin çok daha renkli ve unutulmaz hatıralar bırakacak şekilde geçirmesi adına ünlü sanatçılarımız Kibariye ve Hüsnü Şenlendirici’yi ilçemize getirerek, Hıdırellez coşkusunu en üst seviyeye çıkarıyoruz. Geleceğe adım atarken, geleneklerimizi de yaşatmaya devam edeceğiz" dedi.
01 Mayıs 2026 Cuma - 11:31 Festival için 2 bin kilometre pedal çevirip Bergama’ya geldiler İzmir’in Bergama ilçesinde, Bisikletliler Derneği Bergama Şubesi tarafından bu yıl 5’incisi düzenlenen Uluslararası Bergama Bisiklet Festivali coşkuyla başladı. Renkli görüntülere sahne olan festivale, Ankara’dan yola çıkarak 2 bin kilometre pedal çeviren bisiklet tutkunu çift damga vurdu. Tarihi ve kültürel zenginlikleriyle ön plana çıkan Bergama, uluslararası düzeyde dev bir organizasyona daha ev sahipliği yapıyor. Hem yurt içinden hem de yurt dışından yüzlerce bisiklet tutkununu bir araya getiren festival, bölgenin tanıtımına büyük katkı sağlıyor. "300’e yakın bisikletliyle şehrimizi tanıtacağız" Organizasyonun detayları hakkında bilgi veren Bisikletliler Derneği Bergama Şubesi Yöneticisi Emine Aktürk, festivalin uluslararası boyutuna ve hedeflerine dikkat çekti. Aktürk, şu ifadeleri kullandı: "Bu yıl 5. Uluslararası Bergama Bisiklet Festivali’ni yapıyoruz. Yabancı ülkelerden ve Türkiye genelinden arkadaşlarımız geliyor. 300’e yakın bisikletli ile şehrimizin tarihi ve doğal güzelliklerini tüm dünyaya tanıtacağız." Festival için 2 bin kilometre pedal çevirdiler Festivalin en ilham verici hikayelerinden biri ise Ankara’dan katılan Meryem Çavuşyan ve eşinden geldi. 25 Mart’ta Ankara’dan yola çıkarak zorlu ama keyifli bir serüvene imza atan çift, Türkiye’nin Adana, Mersin, Kaş üzerinden ülkenin güney şeridini boydan boya geçerek Bergama’ya ulaştı. Çavuşyan, yolculuklarını şu sözlerle anlattı: "Güzel bir festival ortamında bulunmak için yaklaşık 2 bin kilometre pedal çevirdik. Her şey için çok teşekkür ediyoruz. Türk milletine misafirperverliği için gerçekten minnettarız."
01 Mayıs 2026 Cuma - 10:56 İzmir’in bağcılık mirası için yeni adım: Bağ Yolu tanıtıldı İzmir Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde hayata geçirilen ’İzmir Bağ Yolu’, İZFAŞ tarafından Fuar İzmir’de düzenlenen Olivtech-12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı’nda gerçekleştirilen programla tanıtıldı. Proje, İzmir’in köklü bağcılık kültürünü korumayı, görünür kılmayı ve sürdürülebilir turizm anlayışıyla geleceğe taşımayı hedefliyor. İzmir Bağ Yolu’nun temeli, Avrupa Konseyi Kültür Rotaları arasında yer alan Iter Vitis üyeliği ile atıldı. Bu üyelik sayesinde İzmir, bağcılık mirasını uluslararası ölçekte temsil eden kentler arasındaki yerini aldı. İzmir Bağ Yolu’nun tanıtım programına İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin, Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel, Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan, İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclisi Turizm ve Fuarlar Komisyonu Başkanı Seyhan Müşerref Kuralı, Anadolu Gastronomi Turizmi Derneği Başkan Yardımcısı Yalçın Güçer, Çeşme Belediye Başkan Yardımcısı Banu Ayhan, Menderes Belediye Başkan Yardımcısı Rüzgar Sönmez, Torbalı Belediye Başkan Yardımcısı Murat Gilgil, İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, SKAL İzmir Başkanı Aydın Tokbaş, İzmir Ticaret Odası Meclisi Konaklama Komitesi Başkanı Ahmet Kilimci, TÜRSAB Ege BTK Yönetim Kurulu üyeleri, firma ve sektör temsilcileri katıldı. "Bu hikayenin kendisi de biziz" Programın açılışında konuşan Anadolu Gastronomi Turizmi Derneği Başkan Yardımcısı Yalçın Güçer, İzmir’in gastronomi ve bağ turizmi potansiyeline dikkat çekti. Güçer, "Üzümün ve şarabın gen kaynağı olan bu coğrafyanın yeniden güçlü bir kültür rotasıyla temsil edilmesi büyük bir anlam taşıyor. Yaklaşık 15 yıl boyunca bu ölçekte bir yapılanma yoktu ancak kararlı bir çalışmayla kısa sürede Avrupa ölçeğinde en hızlı büyüyen ağlardan biri haline geldik. Bu rota, kültürel mirasımızı yalnızca anlatmakla kalmıyor, onu bir deneyime ve ekonomik değere dönüştüren bütüncül bir yaklaşım sunuyor. İzmir ise bu hikayenin en güçlü duraklarından biri. Bu potansiyelin ekonomik hayatın içinde yer alması gerekiyor. Çünkü bir rotanın anlam kazanabilmesi için hikayeleştirilmesi şart. Bu hikayeyi anlatanlar biziz; aslında bu hikayenin kendisi de biziz. Bu nedenle bu değeri birlikte üretmek, birlikte anlatmak ve kalıcı bir ekonomik karşılığa dönüştürmek zorundayız" dedi. Pozitif birlikteliğe dikkat çekti Iter Vitis Başkanı Emanuela Panke, gönderdiği video mesajda İzmir’de aktif ve dinamik bir bağcılık topluluğu olduğunu ifade ederek, pozitif ve motive olmuş birlikteliğin birçok destinasyonda olmadığını sözlerine ekledi. İzmir Bağ Yolu’nun da bu pozitif birlikteliğin bir kanıtı olarak başarılı olacağını belirten Panke, İzmir’in doğal güzelleri ve kaliteli turizm ürünleriyle daha iyi yerlere geleceğine inandığını ifade etti. "Bölgesel refahı destekliyor" İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay ise, "Oluşturduğumuz İzmir Bağ Rotası yerel üreticilerimizi destekleyen, kırsal kalkınmayı teşvik eden, kültürel mirasımızı koruyan ve ziyaretçilere özgün deneyimler sunan bütüncül bir model olarak öne çıkmakta. Bu rota sayesinde yalnızca şarap üretimi değil; gastronomi, kültür, turizm ve yerel ekonomi arasında güçlü bir bağ kurulmakta" dedi. İzmir’in bağcılık mirasının uluslararası platformlarla buluşacağını ifade eden Prof. Dr. Okyay, bağ evleri ve şaraphanelerden kültürel miras alanlarına, gastronomi duraklarından konaklama tesislerine kadar uzanan geniş bir ekosistem oluştuğunu, bu yapının yalnızca turizmi değil, aynı zamanda yerel kalkınmayı ve bölgesel refahı da desteklediğini dile getirdi. Ortak hareket çağrısı yaptı Kültürel mirasın korunması ve doğru anlatılmasının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Okyay, "Bu çalışmaların uluslararası ölçekte nasıl karşılık bulduğunu gördükçe kendimizi nasıl anlattığımızın ne kadar belirleyici olduğunu daha iyi anlıyoruz. Bu süreç sizlerin katkılarıyla mümkün oluyor. Hepinize İzmir adına çok teşekkür ediyorum. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak süreci kolaylaştırmak için buradayız. Turizm Şube Müdürlüğümüz bu işe gönül verdi. Birçok farklı ağda, farklı destinasyonlarla birlikte çalışıyoruz. Birlikte çalışmak bu işin en önemli noktası. Burası Homeros’un memleketi, öyküler elbette bizim olacak. Bu öyküyü çok daha geliştireceğimizi biliyoruz. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak biz buradayız, birlikte yol almaya devam edelim. İlçe belediye başkanlarımız burada, sizler buradasınız. Bu birliktelikten çok daha güzel çalışmalar çıkacak" diyerek İzmir’in potansiyelinin ekonomik değere dönüştürülmesi için ortak hareket çağrısı yaptı. Ortak marka çatısı Turizm Şube Müdürlüğü Birim Şefi Sinem Soygül, İzmir Bağ Yolu hakkında bir sunum yaptı. Sunumda rotanın hedefleri, üyelik kriterleri ve gelecek dönem planları paylaşıldı. Program kapsamında İzmir Bağ Yolu’nda yer alan ilçelerin belediye başkanları ve başkan yardımcıları, kendi bölgelerinde yer alan işletmelere üyelik sertifikalarını sundu. Ayrıca Efes Tarlası Yaşam Köyü için Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel’e Iter Vitis Onursal Üyelik Sertifikası takdim edildi. Urla Bağ Yolu Derneği’nin de Iter Vitis üyelik sertifikasını Urla Bağ Yolu Derneği Başkanı Serpil Erdurak, Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan ile birlikte aldı. İzmir Bağ Yolu ile birlikte üreticiler, yerel yönetimler ve turizm paydaşları ortak bir marka çatısı altında buluşacak. Hazırlanacak tur paketleri, eğitim programları ve uluslararası iş birlikleri ile İzmir’in bağcılık mirası dünya sahnesine taşınacak. İzmir Bağ Yolu’nda 17 işletme, 1 onursal üye, 4 tane aday üye yer alıyor.
01 Mayıs 2026 Cuma - 10:29 İnsülin direnci tartı ile ölçülemez En temel tanımıyla vücuttaki şeker (glukoz) trafiğini yöneten insülin hormonu, kandaki şeker seviyesini düzenlemeye ve vücudun ihtiyacı olan enerjiyi almasına yardımcı olur. Ancak bazı kişilerde bu durum olması gerektiği gibi işlemeyebiliyor. Bu noktada da insülin direnci denilen tıbbi bir tablo oluşuyor. Genellikle kilolu bireylerde görüldüğü düşünülen söz konusu tabloya ilişkin Medicana Sağlık Gurubu Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, zayıf kişilerde de insülin direnci görülebileceğine dikkat çekti. Hücrelerin insülin sinyaline gereken yanıtı vermemesi sonucu kan şekerinin yükselmesiyle oluşan tablo insülin direnci olarak adlandırılıyor. Bu tablonun oluşmasında çeşitli nedenler olabileceği gibi genetik faktörlerin de olabildiğini aktaran Medicana International İzmir Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, insülin direncinin neden olduğu hastalıklara dikkat çekti. Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "Her ne kadar insülin direnci çoğunlukla fazla kilo ile ilişkilendirilse de, normal kilolu hatta zayıf bireylerde de ortaya çıkabilir. Bunun nedeni sadece kilo değil; genetik yatkınlık, hareketsiz yaşam tarzı, düzensiz beslenme ve özellikle karın bölgesinde (visseral) yağlanma gibi faktörlerdir" diyerek uyardı. İnsülin direnci metabolik bir bozukluktur İnsülin direnci, hücrelerin insüline verdiği yanıtın azalması sonucu ortaya çıkan metabolik bir bozukluk olduğunu aktaran Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "Bu durumda insülin, kandaki glukozu hücre içine taşımakta yetersiz kalır. Özellikle kas ve yağ dokusunda insülinin etkisinin azalması, hücre içine glukoz alımını düşürür. Bunun sonucunda hücreler enerji üretimi için gerekli glukozu yeterince kullanamazken, glukoz kanda birikerek kan şekeri düzeyinin yükselmesine neden olabilir. Bu durum, hücre içi düzeyde göreceli bir enerji eksikliği ile birlikte sistemik hiperglisemiye yol açabilir" dedi. İnsülin direnci sonucu karaciğer yağlanması, hızlı ya da aşırı kilo alma ve bel çevresinde kalınlaşma gibi sorunlarla karşılaşılabileceğini aktaran Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "Ayrıca sık tatlı yeme isteği ve karbonhidrat tüketimi sonrası ortaya çıkan uyku hali ve yorgunluk da önemli belirtiler arasındadır. Bu bulguların birlikte görülmesi, insülin direnci açısından değerlendirme yapılmasını gerektirebilir" sözlerini kaydetti. Zayıf kişilerde de insülin direnci görülebilir Sadece kilosu olan kişilerin karşılaştığı bir sorun olarak görülen insülin direncinin zayıf kişilerde de görülebildiğini aktaran Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "Her ne kadar insülin direnci çoğunlukla fazla kilo ile ilişkilendirilse de, normal kilolu hatta zayıf bireylerde de ortaya çıkabilir. Bunun nedeni sadece kilo değil; genetik yatkınlık, hareketsiz yaşam tarzı, düzensiz beslenme ve özellikle karın bölgesinde (visseral) yağlanma gibi faktörlerdir. Bu kişiler dışarıdan zayıf görünse bile, metabolik olarak risk taşıyabilir. Bu nedenle sadece kiloya bakarak değerlendirme yapmak yeterli değildir; gerekli durumlarda kan testleriyle insülin direnci araştırılmalıdır" ifadelerini kullandı. Öte yandan insülin direncinin neden olabileceği hastalıkları sıralayan Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "İnsülin direnci, karaciğerin normalden fazla yağ (VLDL kolesterol) üretmesine yol açar. Bu durum hem karaciğer yağlanmasına (MASH) hem de kanda LDL (kötü kolesterol) seviyesinin artmasına neden olabilir. Kandaki LDL’nin yükselmesi ise damar duvarlarında plak oluşumunu hızlandırabilir. Bu plaklar zamanla damarların daralmasına yol açarak ateroskleroz gelişimini tetikleyebilir ve yüksek tansiyon (hipertansiyon) riskini artırabilir" açıklamasını yaptı. Günlük kalori alımını azaltın İnsülin direncine karşı günlük kalori (kcal) alımını 300- 500 kcal azaltmanı faydalı olabileceğini aktaran Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "Günlük kalori alımını azaltmak, uzun vadede kilo kontrolünü sağlayarak insülin direncini düşürebilir. Kilo kaybı, trigliserid düzeylerinde yüzde 20-30 oranında azalma ve HDL-kolesterolde artış sağlayabilir. Özellikle kilolu veya obez bireylerde vücut ağırlığında yüzde 5 civarında bir azalma bile insülin direncini azaltmak için yeterli olabiliyor. Bu nedenle diyabet riski taşıyanlara kilo verme önerilir. Sağlıklı beslenme, haftada 25-30 kilometre yürüyüş veya eşdeğeri aerobik hareketler; aşikar diyabeti olanlarda ise farmokolojik tedaviler, insulin direncini geri döndürebilir" dedi. Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, insülin direnci tanısının nasıl konulduğuna ilişkin de bilgi vererek, şu sözleri kaydetti: "İnsülin direncinin değerlendirilmesinde en sık açlık kan şekeri ve açlık insülin düzeyi ölçülür; gerekli durumlarda şeker yükleme testi (OGTT) yapılır. Ayrıca HbA1c (son 3 aylık ortalama kan şekeri) ile kolesterol ve trigliserid gibi kan yağları da tabloyu desteklemek amacıyla incelenir. Sonuç olarak tanı; laboratuvar testleri ile birlikte hastanın kilo durumu, bel çevresi ve klinik belirtileri birlikte değerlendirilerek konur."
Modern hayatın sessiz salgını: Dijital yorgunluk
16 Aralık 2025 Salı - 10:27 Modern hayatın sessiz salgını: Dijital yorgunluk Sürekli yorgunluğun bir teşhis değil, sonuç olduğuna dikkat çeken Medicana Sağlık Grubu Psikiyatri Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Modern dünyanın temposu, insan biyolojisinin kaldıramadığı kadar hızlı ilerliyor. Bu nedenle yorgunluk, bugün artık bir toplum meselesi haline geldi" dedi. Yaşar, sosyal medyayı sıkça kullananlarda görülen ‘dijital tükenmişlik’ durumunu vurgulayarak, "Sosyal medya bağımlılığı arttıkça anksiyete, depresyon, yorgunluk, tükenmişlik hissi ve dikkat eksikliği de artıyor" ifadelerini kullandı. Modern çağ insanından sıklıkla duyulan ‘çok yorgunum’ serzenişine ilişkin Medicana International İzmir Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar değerlendirmelerde bulundu. Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Sürekli yorgunluk bir teşhis değil, bir sonuçtur. Arkasında depresyondan kaygıya, uyku bozukluklarından iş yaşamının baskılarına kadar uzanan geniş bir neden yelpazesi vardır. Bunda modern yaşamın koşturmacası, dijital yük ve pandemi sonrası dönemin etkisi var. Ancak bu durum, çoğunlukla var olan depresyon, anksiyete, tükenmişlik, uyku bozuklukları gibi tanıların yeni yaşam koşulları altında daha yoğun yaşanması şeklinde ortaya çıkıyor. Yorgunluk aslında yeni bir tanımlama değil ama çağın yeni dili haline geldi" dedi. Ayrıca tükenmişlik sendromuna da (burn-out) değinen Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Dünya Sağlık Örgütü bunu bir hastalık değil, iş yaşamına özgü bir stres yanıtı olarak sınıflar. Enerji tükenmesi, işle duygusal uzaklaşma, mesleki verimlilikte azalma... Görülüyor ki modern dünyanın temposu, insan biyolojisinin kaldıramadığı kadar hızlı ilerliyor. Bu nedenle ‘yorgunluk’ bugün artık bir toplum meselesi haline geldi" diye konuştu. En çok dijital dünya yoruyor Gelişen teknolojiyle beraber bireylerin sürekli olarak uyaranlara maruz kaldığını dile getiren Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Bildirimler, mesajlar, aramalar, sosyal medyada kusursuz görünen hayatlar, ‘geride kalıyorum’ hissi, her an ulaşılabilir olma beklentisi gibi durumlar ruh sağlığında dijital tükenmişlik veya sosyal medya yorgunluğu olarak adlandırılan yeni bir tabloya neden oluyor. Yoğun iş temposu, şehir yaşamı ve dijital uyarana maruz kalmak, insan beynini yüksek alarm durumunda tutabilir. Bu da kronik strese neden olarak vücudun sempatik sinir sistemini sürekli aktive eder. Kortizol ve adrenalin seviyelerinin yükselmesiyle bedeni sürekli savaş ya da kaç halinde tutar. Bu durum biyolojik olarak ‘allostatik yük’ yani vücudun kronik stres karşısında uyum sağlamaya çalışırken yıpranma bedeli kavramıyla açıklanabilir. Kronik stres; otonom sinir sistemi ve inflamatuvar yanıtları aktive ederek hem fiziksel hastalıklara hem zihinsel yorgunluğa zemin hazırlamaktadır" açıklamasını yaptı. Sosyal medyayı yoğun kullanan kişilerde kaygı ve depresyonun yanı sıra yorgunluk belirtilerinin de gözlemlendiğinin yapılan araştırmalar sonucu ortaya çıktığını aktaran Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, "Diğer bir açıdan bakacak olursak literatürde ‘sosyal medya yorgunluğu’, ‘teknostres’, ‘Fear of Missing Out (FoMO)’ bir şeyleri kaçırma, geri kalma korkusu’ gibi kavramlar artık ciddi şekilde çalışılıyor. FoMO ve sosyal medya bağımlılığı arttıkça anksiyete, depresyon belirtileri, yorgunluk ve tükenmişlik hissi, dikkat eksikliği artıyor" değerlendirmesinde bulundu. Yavaşlamak, hatta bazen durmak gerekiyor Sürekli yorgunluğun, bedenin ve zihnin alarm sistemi olduğunu aktaran Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, bu noktada çözümün, yaşam ritmini yeniden ayarlamakta ve gerekirse bir ruh sağlığı uzmanından destek almakta olduğunu vurguladı. Özellikle biraz yavaşlamanın, gerekirse durmanın ve dinlenmek gerektiğinin altını çizen Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, sözlerine şöyle devam etti: "Pandemi döneminden sonra artan ekran süresi, özellikle gençlerde ve çalışanlarda uyku bozukluğu, daha az hareket ettiğimiz daha çok oturduğumuz bir yaşam, anksiyete ve özgüven sorunları ile ilişkilendiriliyor. Bu nedenle artık dijital hijyen / dijital detoks önerilerini daha aktif şekilde gündeme gelmeye başladı. Dijital detoks, zaman yönetimi ve sınır koymak, yorgunluk ya da tükenmişlik hissine iyi gelebilir. Bu davranışlar, zihinsel yorgunluğu azaltmada bilimsel olarak kanıtlanmış ve son derece etkilidir. Sınır koyma becerisi tükenmişlikten korunmanın en önemli aracıdır. Başkalarının taleplerine veya iş yüküne ‘hayır’ diyebilme becerisi, kişisel zamanı ve enerjiyi korur. Sınır koymak, sadece başkalarına karşı değil, kişinin kendi mükemmeliyetçi iç sesine de sınır koymayı kapsamalıdır. Dijital detoksta ise özellikle yatmadan bir saat önce tüm ekranların kapatılması, beynin uyku hormonu olan melatonin salgılamasına yardımcı olabilir. Belirlenen saatlerde bildirimleri kapatmak, sürekli tetikte olma hâlini azaltabilir. Zaman yönetimini ise sadece görevlerin listelenmesi olarak değerlendirmeyin. Gün içinde enerjinin yüksek olduğu saatleri belirleyip en zorlu bilişsel görevleri bu saatlere yaparak, bilişsel tükenmeyi önleyebilirsiniz." Anı yaşamaya odaklanın Yorgunluk ve tükenmişlik halinden korunmanın yollarına değinen Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, şöyle konuştu: "Herkesin uygulayabileceği stratejilerden biri farkındalık (mindfulness) ve nefes egzersizleridir. Anı yaşamaya odaklanmak, zihnin sürekli geçmiş kaygıları veya gelecek endişeleri arasında dolaşmasını azaltabilir. Düzenli diyafram nefesi, otonom sinir sistemini dengeleyerek dinlenme ve sindirimden sorumlu parasempatik sistemi aktive eder. Enerjiyi tüketen değil, anlam ve amaç katan aktivitelere zaman ayırmak. Aile, arkadaş, meslektaşlarla biraraya gelme, yalnızlığı ve tükenmişlik riskini azaltan en güçlü faktörlerden biridir. Kendine karşı nazik olmak ve hatalı olduğunda veya zorlandığında kendini yargılamak yerine destek olmak mükemmeliyetçilikle mücadelede en etkili araçtır."
Türk-Japon projesine ‘en iyi makale’ ödülü
16 Aralık 2025 Salı - 10:17 Türk-Japon projesine ‘en iyi makale’ ödülü İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde (İEÜ) bir araya gelen Türk ve Japon öğrencilerin Alsancak’taki İzmir Resim Heykel Müzesi binasını ‘doğa dostu’ kütüphane olarak yeniden tasarladığı proje, uluslararası ödül getirdi. Proje Koordinatörü, İEÜ İçmimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Deniz Hasırcı’nın öncülüğünde hazırlanan ve projedeki çalışmaların anlatıldığı ‘Doğayla Yeniden Bağlantı Kurmak: İzmir-Türkiye’de Biyofilik İç Mekan Tasarım Stratejileri’ isimli makale, Antalya’da düzenlenen Çağdaş Eğitim Sorunları Küresel Konferansı’nda en iyi makale ödülüne layık görüldü. İzmir Ekonomi Üniversitesi ve Japonya’nın Chiba Üniversitesi öğrencilerinden oluşan toplam 32 kişilik ekip, yaklaşık iki ay önce yaptığı çalışmada, İzmir Kültür Sanat Fabrikası’nın içinde bulunan ve Resim Heykel Müzesi olarak kullanılan binayı yeniden işlevselleştiren tasarımlar gerçekleştirdi. Palmiye ağacı ve begonvil çiçeği 5 grup halinde çalışan Türk ve Japon gençler; sürdürülebilirlik temasına vurgu yapan, palmiye ağacı ve begonvil çiçeği figürlerinin yer aldığı, bol ışıklı ve estetik tasarımlarıyla dikkat çekti. Yenilikçi ve çevreci özellikleriyle ön plana çıkan projeler, Çağdaş Eğitim Sorunları Küresel Konferansı’nda (Global Conference on Contemporary Issues in Education) sergilenerek katılımcıların beğenisine sunuldu. Prof. Dr. Deniz Hasırcı’nın öncülüğünde, Dr. Öğretim Üyesi İdil Bakır Küçükkaya ile Araştırma Görevlileri Yasemin Albayrak Kutlay ve Elif Gündoğdu ile birlikte hazırlanan ve proje çıktılarının detaylıca anlatıldığı makale, konferansta ‘en iyi makale’ seçilerek büyük başarı elde etti. "Yaklaşımlarımız örtüştü" Projeye ilişkin detayları anlatan Prof. Dr. Deniz Hasırcı, "Bu yıl, Chiba Üniversitesi Mimarlık Bölüm Başkanı Prof. Dr. Kaname Yanagisawa ve beraberindeki Japon öğrencilerin katılımıyla Resim Heykel Müzesi’nde, biyofilik (iklime ve doğaya duyarlı tasarım) şekilde tasarlanan bir kütüphane projesini çalıştık. Binaların dışı çok değişmese de iç mekanlar sürekli değişim halinde. Bu nedenle de öğrencilerimizin doğru ve doğa dostu kararlar vermelerini, çevreci malzemeler kullanmalarını istiyoruz. Bu kapsamda öğrencilerimize her yıl biyofilik projeler veriyoruz. Japonya’nın doğa dostu tasarım yaklaşımı da bizimle örtüşüyor" diye konuştu. "Makalede stratejiyi anlattık" Prof. Dr. Hasırcı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Konferansta; yaptığımız projenin çıktılarını, doğa dostu tasarım eğitiminde nelere dikkat etmemiz gerektiğini ve ileride piyasaya girdiklerinde öğrencileri tasarım süreçlerinde doğru kararlar vermeye yönlendiren eğitim stratejilerimizi anlattığımız makalemizi sunduk. Bir içmimari süreçte verilen kararların, ekolojik ve sosyo-kültürel çevreye ne kadar çok etkisi olabileceği ve bu yaklaşımın hayattaki günlük diğer kararlarımıza da yansıması gerektiği mesajını paylaştık. Sonucunda da alanlarının en iyi isimlerinden oluşan jüri heyeti tarafından ödüle layık görüldük. Bu ödülü üniversitemize getirdiğimiz için çok mutluyum. Birinciliği kazandığımız projedeki doğa dostu iç mimari tasarım yaklaşımları, üniversitemizin çevreci ve sürdürülebilirlik misyonlarıyla da aynı hedefleri paylaşıyor. Bu da ödülü bizim açımızdan daha da kıymetli hale getiriyor."
EÜ Uluslararası Erasmus Plus projesiyle sürdürülebilir dijital moda eğitimine öncülük ediyor
16 Aralık 2025 Salı - 10:09 EÜ Uluslararası Erasmus Plus projesiyle sürdürülebilir dijital moda eğitimine öncülük ediyor Ege Üniversitesinin ortak olarak yer aldığı, "Erasmus Plus Programı Yükseköğretimde İş Birliği Ortaklıkları" kapsamında desteklenen "Shaping Sustainable Fashion: AI-Driven Innovation in Fashion Design Education (FASHIONAISE)" projesinin açılış toplantısı, proje ortağı Technical University of Liberec (TUL) ev sahipliğinde Çekya’nın Liberec kentinde gerçekleştirildi. Proje ile yapay zekâ destekli tasarım süreçlerinin yükseköğretime entegre edilmesi, sürdürülebilir moda anlayışının tüm tasarım aşamalarına yansıtılması ve geleceğin tasarımcılarına çağın gerektirdiği dijital yetkinliklerin kazandırılması amaçlanıyor. Hem proje hem de sürdürülen çalışmalarla ilgili bilgi veren proje yürütücüsü Ege Üniversitesi Emel Akın Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sevda Altaş, "FASHIONAISE proje açılış toplantısı ortaklar arasında etkili bir iletişim ağı kurulmasına ve projenin başarıyla yürütülmesi için ortak bir vizyon oluşturmamıza zemin hazırladı. Özellikle vurgulamak isterim ki, moda tasarımda sürdürülebilirlik ve yapay zekâ uygulamalarının yükseköğretim programlarına entegrasyonu artık bir seçenek değil, bir gereklilik hâline geldi. Bu proje kapsamında elde edeceğimiz çıktıların, Avrupa’da moda tasarımı eğitiminin modernleşmesine önemli katkılar sunacağına; geleceğin tasarımcılarını çağın gerektirdiği dijital yetkinliklerle donatacağına yürekten inanıyoruz. Projemiz kapsamında geliştireceğimiz yapay zekâ temelli sürdürülebilir moda tasarımı ders müfredatı, dijital atölye platformu, eğitmen eğitimleri, öğrenci pilot uygulamaları ve yaygınlaştırma faaliyetleri için ortak bir yol haritası oluşturuyoruz. Gerçekleştirdiğimiz toplantı sürdürülebilir ve yenilikçi moda tasarımı eğitimine yönelik kapsamlı bir sürecin temellerini atmamıza ve çalışma paketlerine dair tüm detayları netleştirmemize imkân tanıdı. Toplantımızı, proje çıktılarının Avrupa genelinde moda tasarımı eğitiminin dönüşümüne katkı sağlayacağına dair ortak kararlılığımızı pekiştirerek noktaladık. Bu güçlü birliktelikle önemli bir yol alacağımıza inanıyorum" dedi. Çok uluslu proje Toplam 400 bin Euro bütçeye sahip projede Ege Üniversitesinin yanı sıra Almanya’dan Technische Universitt Dresden, Yunanistan’dan International Hellenic University, Bulgaristan’dan Tetra Solutions Ltd. ve Çekya’dan Technical University of Liberec yer alıyor.
EGİAD Danışma Kurulu’nda 35. yıl vizyonu
16 Aralık 2025 Salı - 10:00 EGİAD Danışma Kurulu’nda 35. yıl vizyonu EGİAD, 2025 yılı 2. Danışma Kurulu Toplantısı’nda son 6 aylık faaliyetlerini, 35. yıl çalışmalarını ve 2026 ajandasını Danışma Kurulu ile paylaştı. Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), 18. Yönetim Dönemi 2025 yılı 2. Danışma Kurulu Toplantısı’nı, İzQ İnovasyon Merkezi Büyük Etkinlik Salonu’nda geniş katılımla gerçekleştirdi. EGİAD Danışma Kurulu Başkanı Perihan İnci’nin başkanlığında ve EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı M. Kaan Özhelvacı’nın ev sahipliğinde düzenlenen toplantıda; iş dünyası, üniversiteler, kamu kurumları ve sivil toplum temsilcileri bir araya gelerek EGİAD’ın son 6 aylık faaliyetleri, 35. yıl vizyonu ve gelecek dönem önceliklerini değerlendirdi. EGİAD Danışma Kurulu Başkanı Perihan İnci, EGİAD’ın 35. kuruluş yıl dönümünü kutlayarak sivil toplumun taşıdığı kritik role dikkat çekti. EGİAD gibi kurumsal sivil toplum yapılarının, belirsizlik dönemlerinde ortak aklı güçlendiren, diyaloğu besleyen ve güven ortamı oluşturan bir işlev üstlendiğini ifade eden İnci, EGİAD’ın 35 yıldır genç iş insanları nezdinde bu misyonu istikrarlı biçimde sürdürmesinin büyük bir değer oluşturduğunu dile getirdi. EGİAD Danışma Kurulu Başkanı İnci, EGİAD’ın kurumsal yapısı ve projeleriyle önemli çalışmalara imza attığını ve örnek teşkil ettiğini de sözlerine ekledi. Toplantının açılışında konuşan EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı M. Kaan Özhelvacı da Danışma Kurulu’nu dernek açısından yalnızca bir istişare organı değil, aynı zamanda stratejik yön belirleyici bir yapı olarak gördüklerini vurguladı. Özhelvacı, "1990 yılında genç bir hayalle başlayan EGİAD yolculuğu, bugün 35 yıllık kurumsal birikimiyle, fikri üreten, dönüşümü okuyan ve geleceğe dair söz söyleyen güçlü bir yapıya dönüşmüş durumda. Bu yolculukta siz değerli Danışma Kurulu üyelerimizin bilgi birikimi, deneyimi ve sağduyusu, bizim için en önemli yol gösterici güç olmaya devam ediyor" dedi. Özhelvacı, EGİAD’ın 35 yıllık kurumsal yolculuğuna emek veren tüm Danışma Kurulu üyelerine, üyelere ve paydaşlara teşekkür ederek, "EGİAD olarak, 35 yıllık birikimden aldığımız güçle, kentimizin ve ülkemizin geleceğini birlikte inşa etmeye kararlılıkla devam edeceğiz" mesajını verdi. Nitelikli büyüme, artan kadın temsiliyeti Toplantıda EGİAD’ın güncel üye profiline ilişkin veriler de Danışma Kurulu ile paylaşıldı. EGİAD ailesinin toplam üye sayısının 879’a ulaştığını belirten Özhelvacı, 47 yaşını aşan üyelerin fahri üyeliğe geçişiyle birlikte aktif üye sayısının 525 olduğunu ifade etti. Son 6 aylık dönemde üye sayısındaki artış oranı yüzde 1,9 seviyesinde gerçekleşirken, bu artışın hem nicelik hem de nitelik açısından derneğin çekim gücünü ortaya koyduğuna dikkat çekildi. Özhelvacı, EGİAD’da aktif kadın üye oranının yüzde 31, yönetim kurulundaki kadın oranının yüzde 30 ve son dönemde derneğe katılan yeni kadın üye oranının ise yüzde 39 seviyesine ulaştığını aktararak, "Bu tablo, EGİAD’ın ekonomik kalkınmanın yanında toplumsal eşitlik ve fırsat adaletini de kurumsal kimliğinin ayrılmaz bir parçası haline getirdiğinin somut göstergesidir" ifadelerini kullandı. EGİAD Think-Tank yapılanması kapsamında bugüne kadar girişimcilik ve NEET gençler gibi kritik alanlarda raporlar yayımlandığını hatırlatan Özhelvacı, hazırlıkları süren yeni raporlar hakkında da Danışma Kurulu’na bilgi verdi. "Üçüz Dönüşüm ile İşgücü Piyasasının Yeniden Tasarımı" başlıklı çalışma ile dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve toplumsal dönüşümün İzmir işgücü piyasasını nasıl yeniden şekillendirdiğini analiz edeceklerini; "Bölgesel Ekonomik Güvenlik - Tedarik Zinciri Riskleri ve Dayanıklılık" raporu ile de küresel şoklara karşı Ege sanayisinin dayanıklılığını ve KOBİ’ler için somut aksiyon önerilerini ortaya koymayı hedeflediklerini belirtti. İzmir Kalkınma Ajansı iş birliğiyle yürütülecek "İzmir Sanayi Markaları" çalışmasının ise, kentin sanayi hafızasını görünür kılacak, geçmişin birikimiyle geleceğin markalaşma vizyonunu buluşturacak stratejik bir referans dokümanı olacağı ifade edildi. 35. yıl onur yılı: Yeşil dönüşüm projeleri ve kurumsal hafıza EGİAD’ın 35. kuruluş yılı kapsamında yürütülen çalışmalar da Danışma Kurulu’na detaylı biçimde aktarıldı. 35. Yıl Kokteyli ve Yeni Yıl Kutlaması’nın, İzmir’in tarihi mekânlarından birinde, üyelerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildiği hatırlatılırken; bu yıl orman yangınları nedeniyle yaşanan büyük tahribatın, EGİAD’ı daha büyük ölçekli balo planlarını rafa kaldırarak kaynaklarını yeşil dönüşüm projelerine yönlendirmeye sevk ettiği belirtildi. Bu çerçevede "EGİAD Sakız Ağacı Korusu Projesi" ve "EGİAD 35. Yıl Otoyol Ağaçlandırması" projeleri, dönemin en gurur verici çalışmaları arasında konumlandırıldı. İzmir’in önemli bir ulaşım aksında geniş ölçekli bir yeşil hat oluşturmayı amaçlayan otoyol ağaçlandırma projesinin, yalnızca kent estetiğine değil, karbon emisyonunun azaltılmasına da katkı sağlayacağı vurgulandı. "35 yıllık kurumsal yolculuğumuzu toprağa dokunan bir iyilikle taçlandırmak, EGİAD’ın sürdürülebilirlik vizyonunun somut bir ifadesidir" diyen Özhelvacı, bu projeleri gelecek kuşaklara bırakılacak yeşil mirasın güçlü bir parçası olarak tanımladı. 35 yıllık kurumsal hafızayı bütünlüklü biçimde kayıt altına almayı amaçlayan "EGİAD 35. Yıl Almanağı"nın ise çalışmalarının tamamlanma aşamasına geldiği, yakın zamanda kamuoyu ve üyelerle paylaşılacağı belirtildi. Uluslararasılaşma hedefi Toplantıda EGİAD’ın uluslararasılaşma stratejisi de kapsamlı olarak ele alındı. 2025 yılı ikinci yarısında gerçekleştirilen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Ekonomik ve Ticari İş Birliği Ziyareti’nin, kardeş ülke ile ekonomik, sosyal ve kültürel ilişkilerin güçlendirilmesi açısından önemli bir adım olduğu vurgulandı. Ziyaret kapsamında Cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı ve Bakanlar düzeyinde temaslar gerçekleştirilirken, düzenlenen "Kuzey Kıbrıs Ekonomi ve Ticaret Paneli"nin, somut iş birliklerine zemin hazırlayan bir platform oluşturduğu ifade edildi. Önümüzdeki dönemde EGİAD Barselona İş ve Yatırım Ziyareti ile uluslararası ağın genişletileceği, 83. Ege Toplantısı’nda ise TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Ömer Aras’ın konuk edilmesinin planlandığı bilgisi paylaşıldı. Böylece İzmir iş dünyasının küresel iş birlikleri ve ulusal ölçekte fikir liderliği platformlarıyla etkileşiminin güçlendirileceği kaydedildi. Sürekli öğrenme kültürü: Seminerler, paneller, ziyaretler, yayınlar EGİAD’ın son 6 ayda üyelerine yönelik yoğun bir içerik üretim ve etkinlik gündemi ile 60 civarı etkinliğe imza attığı da sunumda öne çıkan başlıklar arasındaydı. Her hafta en az bir seminerle üyelerin kişisel ve kurumsal gelişimine katkı sağlayan programlar düzenlendiği; finansal yönetimden liderliğe, dijital dönüşümden mevzuat değişikliklerine uzanan geniş bir yelpazede bilgi paylaşımı yapıldığı aktarıldı. Sanayi Konseyi toplantıları, EGİAD Ticaret Köprüsü buluşmaları ve her ay düzenlenen iş yeri-fabrika ziyaretleri ile iyi uygulama örneklerinin yerinde gözlemlenmesi, sektörler arası etkileşimin artırılması ve yeni iş birlikleri için doğrudan temas ortamı sağlandığı belirtildi. ESBAŞ ve Hugo Boss İzmir fabrikası ziyaretlerinin, İzmir’in küresel tedarik zincirlerine entegrasyonunu somut biçimde gösteren önemli duraklar olduğuna dikkat çekildi. Dijital dönüşüm ve 2026 ajandası Toplantıda EGİAD’ın dijitalleşme vizyonu da masaya yatırıldı. Tüm EGİAD faaliyetlerini tek bir dijital çatı altında toplayacak D2 Mobil Uygulaması’nın baştan sona yenilendiği ve 2026 yılının başında kullanıma sunulacak yeni versiyonla üyelerin dernekle etkileşiminde yeni bir dönemin başlayacağı ifade edildi. EGİAD Liderlik Akademisi ve EGİAD Hayat Okulu projeleriyle genç iş insanları ve öğrenciler için liderlik, kişisel gelişim ve kariyer yolculuğunu destekleyen eğitim programlarının sürdürüleceği; Mentor-Mentee Programı ile deneyimli üyelerle genç üyeler arasında güçlü bir tecrübe aktarım köprüsü kurulacağı aktarıldı. EGİAD Yelken Kulübü projesinin ise, takım çalışması ve spor kültürü üzerinden üyeler arasındaki bağı güçlendirmesi hedefleniyor. Marka yönetimi alanında ise, Haziran ayında İzmir’de düzenlenecek Küresel Netnografi Konferansı’na İzmir Ekonomi Üniversitesi ile birlikte ev sahipliği yapılacağı, dijital ortamlarda marka ve tüketici davranışlarını inceleyen bu uluslararası etkinliğin hem akademi hem de iş dünyası açısından İzmir’e önemli bir prestij sağlayacağı belirtildi. Türkiye ve İzmir ekonomisi ortak akılla değerlendirildi Toplantının son bölümünde Danışma Kurulu üyelerinin görüş ve önerileri alınarak, Türkiye ve İzmir’in güncel ekonomik gündemi masaya yatırıldı. TÜRKONFED Ekonomi Danışmanı Can Selçuki’nin katılımıyla; küresel dalgalanmaların etkileri, enflasyon ve büyüme dinamikleri, genç işsizlik, üretim ve ihracat kapasitesi ile yapısal reform alanları gibi başlıklarda kapsamlı bir değerlendirme yapıldı.
Heydar Aliyev vefatının 22. yılında Aliağa’da anıldı
15 Aralık 2025 Pazartesi - 16:36 Heydar Aliyev vefatının 22. yılında Aliağa’da anıldı Azerbaycan’ın kurucusu merhum Cumhurbaşkanı Heydar Aliyev, ebediyete intikal edişinin 22. yıl dönümü Aliağa’da anıldı. Anma programı, Aliağa’da kendi adını taşıyan Heydar Aliyev Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde gerçekleştirildi. Heydar Aliyev Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi tarafından Konferans Salonu’nda düzenlenen programa Aliağa Kaymakamı Zekeriya Güney, Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar, Azerbaycan Ankara Büyükelçiliği Eğitim Müsteşarı Doç. Dr. Necibe Nesibova, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Firdevs Çatalkaya, İlçe Milli Eğitim Müdürü Dr. Erdoğan Akyüz, İlçe Jandarma Komutanı Yusufcan Gökgöz, İlçe Emniyet Müdürü Ahmet Can siyasi parti temsilcileri, kurum müdürleri, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. Anma programı saygı duruşunun ardından Türkiye ve Azerbaycan Milli Marşlarının okunmasıyla başladı. Programın açılış konuşmasını Heydar Aliyev Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Kimya Teknolojileri Bölümü Laboratuvar Şefi Necmiye Ertürk Atalar yaptı. Ardından anma programı günün anlam ve önemini belirten protokol konuşmaları ile devam etti. İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Firdevs Çatalkaya konuşmasında, "Heydar Aliyev zor zamanlarda geri adım atmayan, milletine güvenen ve geleceği cesaretle inşa eden bir devlet adamıydı. Heydar Aliyev’in bıraktığı en güçlü miras bağımsız, onurlu güçlü bir Azerbaycan’dır. Bu mirasın temelinde Türkiye ile Azerbaycan arasında sarsılmaz kardeşlik vardır. Bu kardeşlik sonsuzdur, ebedidir. Bu birlik ve beraberlik sonsuza kadar yaşayacaktır" dedi. Azerbaycan Ankara Büyükelçiliği Eğitim Müsteşarı Doç. Dr. Necibe Nesibova, Heydar Aliyev Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde okuyan öğrencilerin Heydar Aliyev’in değerlerine sahip çıkacağına inandığını ifade ederek şunları söyledi: "Sevgili öğrenciler siz her gün bu okula geldiğinizde onun adıyla koşuyorsunuz. Bu isim sadece bir okul adı değil. Hem Azerbaycan’ın hem de Türk dünyasının tarihlerinde iz bırakmış büyük bir devlet adamının ismidir. Heydar Aliyev, Azerbaycan’ın en zor zamanlarında sorumluluk üstlendi. Azerbaycan’ın uluslararası arenada saygın bir konuma gelmesini sağladı. Bugün hızlı şekilde gelişen Azerbaycan onun eseridir. O Azerbaycan’ımızı parçalanmaktan, kaostan, yok olmaktan kurtardı. Dünya tarihinin en önemli liderlerinden olan Heydar Aliyev yalnızca Azerbaycan’ın kaderine değil tüm Türk Dünyası’nın geleceğine yön veren bir lider olmuştur. Aziz Heydar Aliyev’in hatırasını rahmetle ve minnetle anarken onun bizlere miras bıraktığı değerleri bugün siz sevgili öğrencilerin sahip çıkacağına inanıyorum" Heydar Aliyev’in Azerbaycan’ı karanlık günlerden çıkardığını söyleyen Aliağa Kaymakamı Zekeriya Güney, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Heydar Aliyev’in aramızdan ayrılışının 22. yıl dönümü münasebetiyle bir araya geldik. Heydar Aliyev bugünkü modern Azerbaycan’ın kurulmasına liderlik etmiştir. Yokluk ve yoksulluk içerisindeki bir ülkeyi modern hale getirmiştir. Nasıl ki Mustafa Kemal Atatürk Kurtuluş Savaşı’ndan sonra modern bir ülke kurdu. Aynı şekilde Heydar Aliyev de ülkesini karanlık günlerden çıkararak modern Azerbaycan’ı kurmuştur. Bizler şunu bilip şunu söylüyoruz: Tek millet iki devlet" Protokol konuşmaların ardından Heydar Aliyev Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri arasında düzenlenen, Heydar Aliyev’i anlatan resim, şiir, kompozisyon yarışmalarında dereceye giren öğrencilere ödülleri takdim edildi. Program, öğrencilerin hazırladığı "Büyük Lider: Heydar Aliyev" adlı sunum gösterimi ile sona erdi.