GÜNDEM - 16 Aralık 2025 Salı 12:15

Menemen Belediyesi, ’yeni doğan bebekler’ için binlerce fidan dikti

A
A
A
Menemen Belediyesi, ’yeni doğan bebekler’ için binlerce fidan dikti

Menemen Belediyesi, yeni doğan bebekler için hazırladığı ’İyi ki doğdun bebek’ setlerini armağan ettiği bebeklerin aileleriyle birlikte Yahşelli’de fidan dikme etkinliği düzenledi.


Menemen Belediyesi, hem yeşil vatana destek olmak hem de ilçedeki her bir bebeğin bir dikili ağacı olması adına fidan dikme etkinliği gerçekleştirdi. Yahşelli’de düzenlenen fidan dikimine Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan’ın ev sahipliğinde AK Parti Menemen İlçe Başkanı Hakkı Durmaz, AFAD İzmir İl Müdürü Nazif Ekinci, İzmir Orman İşletmeleri Müdürü Mustafa Ertekin, muhtarlar, gaziler ve ’İyi ki doğdun bebek’ setlerinin armağan edildiği bebekli aileler katıldı.



5 bin fidan, toprakla buluşturuldu


’İyi ki Doğdun Bebek Hatıra Ormanı’ adı verilen alanda kurulan dev çadırlarda minikler için boyama ve yüz boyama etkinlikleri gerçekleştirilirken pamuk şeker, patlamış mısır ve balon dağıtımı da yapıldı. 5 bin fidanın toprakla buluşturulduğu etkinlikte, anne ve babalarıyla birlikte fidan diken minikler hem ağaç dikmeyi ve ağacın önemini öğrenmiş oldu, hem de ilk dikili ağaçlarına sahip olmuş oldu.



"Bu orman büyümeye devam edecek"


Miniklerin büyük alkış alan şiirleriyle başlayan törende Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "Bugün burada sadece yalnızca fidan dikmiyoruz. Bugün Menemen’in geleceğine, çocuklarımızın yarınlarına ve hepimizin ortak hayaline küçük ama sonsuz bir başlangıç yapıyoruz. Çünkü biliyorum ki bu fidanlar nasıl büyüyüp serpilip birer ulu ağaç olacaksa, evlatlarımız da ailesine, vatanına, milletine, şehrine faydalı birer birey olacaklardır. Bu kapsamda "İyi ki Doğdun Bebek" projesi, bizim için sadece bir sosyal hizmet çalışması değildir. Bu proje; her bebeğin dünyamıza getirdiği ışığı, umudu ve masumiyeti toprağa emanet ettiğimiz bir vefa hareketidir. Menemen’de doğan her çocuk için dikilen her fidan; büyüyen bir aileyi, güçlenen bir şehri ve çoğalan bir umudu temsil eder. Sizlere söz veriyorum; bu orman büyümeye devam edecek. Her yıl yeni fidanlarla güçlenecek. Menemen’de doğan her bebeğin adı bu ormanda yaşayacak. Bu orman, Menemen’in dört bir yanında sevginin, kardeşliğin ve birlik ruhunun simgesi olacak" dedi.



Menemen Belediyesi, ’yeni doğan bebekler’ için binlerce fidan dikti

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde aileler eğitim seminerleri ile bilgilendiriliyor Konya’nın merkez Selçuklu İlçe Belediyesi Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde ailelere yönelik olarak DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) konulu eğitim semineri gerçekleştirildi. Selçuklu Belediyesi, eğitim alanında yürütülen çalışmalar kapsamında, bünyesinde bulundurduğu Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde, 4-6 yaş aralığındaki çocukların gelişimine katkı sunmak amacıyla velilere yönelik milli ve manevi değerler temelli eğitimler düzenleniyor. Velilerin çocuklarıyla sağlıklı iletişim kurmaları konusunda büyük destek olan ve gelişim süreçlerine dair farkındalık oluşturan eğitimlerin son oturumunda "DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu)" konusu ele alındı. Alanında uzman Psikolojik Danışman ve Oyun Terapisti Ayşe Söğüt’ün katkılarıyla gerçekleştirilen seminerde velilere kapsamlı bilgiler aktarıldı. Söğüt, DEHB’nin özellikle 3-6 yaş aralığı çocuklarda ortaya çıktığını belirterek, çocukların dikkatini toplamakta zorlandığı, çok hareketli olabildiği ve bazen düşünmeden hareket ettiği bir durum olduğunu aktararak, ailelere tavsiyelerde bulundu. Bu durum ile karşı karşıya kalan velilerin sabırlı ve anlayışlı bir yaklaşım benimsemeleri, net kurallar ve düzenli rutinler oluşturmaları, çocuklarının güçlü yönlerini desteklemeleri ve gerektiğinde uzman desteğine başvurmalarının önemine değinen Söğüt, ayrıca okul-aile iş birliğinin çocuğun gelişim sürecindeki belirleyici rolüne dikkat çekti. Psikolog Ayşe Söğüt, "Ayrılık Kaygısı ve Okula Dönüş", "Oyun Terapisi Nedir, Ne Değildir?", "Gelişim Dönemleri ve Mizaç" ile "Sınır Koyma" gibi önemli başlıkları dönem boyunca velilere aktardı.
Gaziantep Prof. Dr. İrfan Koca: "Tetkik değil, hasta tedavi edilmelidir" Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, MR, tomografi ve kan tahlillerinin tanı sürecinin önemli araçları olduğunu belirterek, "Ancak bilimsel çalışmalar, bu tetkiklerin tek başına değerlendirilmesinin yanıltıcı olabileceğini göstermektedir. Uzmanlara göre doğru tanı; hastanın şikayetlerinin ayrıntılı şekilde ele alınması ve dikkatli bir muayene ile mümkündür" dedi. Prof. Dr. İrfan Koca, tetkiklerin ancak doğru klinik çerçevede anlam kazandığını vurgulayarak, şikayeti olmayan kişilerde bile yüksek oranlarda iz saptanabildiğini söyledi. Literatürde yer alan çalışmalara dikkat çeken Koca, "Şikayeti olmayan bireylerde yüzde 37 - yüzde 96 oranında omurga disklerinde aşınma / fıtık benzeri izler, Omuz görüntülemelerinde yüzde 78’e varan sıvı artışı (bursit), Diz MR’larında yüzde 43’e kadar kıkırdak hasarı, Kalça görüntülemelerinde yüzde 68’e varan eklem kenarı hasarı görülebiliyor. Ancak bu tanıların önemli bir kısmı, hastanın şikayetiyle doğrudan ilişkili olmayabilir" şeklinde konuştu. " Tetkikler tek başına belirleyici değildir" Prof. Dr. Koca, "Yeterli öykü alınmadan ve yeterli muayene yapılmadan gerçekleştirilen tetkikler, tek başına doğru tanıya götürmeyebilir. Ayrıca, bu şekilde tetkik temelli tanı ve tedavi girişimleri, bazı durumlarda yanlış tanı ve uygun olmayan tedavi risklerini de beraberinde getirebilir. Bu nedenle tetkiklerin, hastanın klinik durumu ile birlikte değerlendirilmesi esastır" ifadelerini kullandı. "Gereksiz işlemler ve yükler oluşabilir" Koca, "Şikayetle doğrudan ilişkisi olmayan izler üzerinden hareket edilmesi; gereksiz girişimlere, tedavilere ve bazı durumlarda ameliyatlara yol açabilir. Bunun yanı sıra hastalar gereksiz mali yük altına girebilir ve özellikle tomografi gibi yöntemlerle gereksiz radyasyon maruziyeti söz konusu olabilir. Hastaya yeterli zaman ayrılmadan, öykü alınmadan ve muayene yapılmadan doğrudan tetkiklere yönlendirilmesi; hekim-hasta ilişkisinin niteliğini zayıflatabilir. Oysa tıbbi değerlendirme, bireysel ve bütüncül bir yaklaşım gerektirir" ifadelerine yer verdi. "Kas-iskelet sistemi hastalıklarında çoğu zaman ameliyat gerekmez" Kendi alanına ilişkin önemli bir noktayı vurgulayan Koca, "Bel ve boyun fıtıkları, diz ve omuz problemleri gibi birçok kas-iskelet sistemi hastalığında, hastaların önemli bir kısmı ameliyatsız yöntemlerle yönetilebilir. Doğru değerlendirme yapılmadan yalnızca görüntülere bakılarak karar verilmesi, gereksiz cerrahiye yönlendirebilir" Şeklinde açıklamada bulundu. "Doğru sıra: öykü, muayene, gerekirse tetkik" Koca, "Öncelik her zaman hastanın şikâyetinin anlaşılması ve muayenedir. Tetkikler bu sürecin tamamlayıcı bir parçasıdır; tek başına belirleyici değildir. MR veya diğer tetkiklerde görülen her iz, tedavi gerektiren bir hastalık anlamına gelmez. Önemli olan, bu izlerin hastanın şikayetiyle uyumlu olup olmadığının doğru değerlendirilmesidir" diye konuştu.