Yerel Haberler
İzmir
Başkan Tugay: "Meslek Fabrikası için mücadele sürecek" 09 Nisan 2026 Perşembe - 18:33:44 İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, polis barikatıyla çevrili Meslek Fabrikası’ndaki nöbetin dördüncü gününde içeriye girdi. Binadaki demirbaşlar için mahkeme heyeti ve belediye avukatlarıyla birlikte tespit işlemlerine katılan Tugay, daha sonra basın açıklaması yaptı. Tugay, "Yapılanlar anormaldir, hukuk dışıdır. Hiç kimse bunu normal görmemeli. Mücadelemize devam edeceğiz" dedi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, başvurucu kurum adına "asil" sıfatıyla hakim nezaretinde bugün sabah Meslek Fabrikası’na girme talebini ilettikten sonra mahkeme heyeti ile birlikte bir süre kapıda bekletildi. Sonrasında mahkeme heyeti ve belediye avukatlarıyla birlikte içeri girerek tespit işlemlerine katıldı. CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Yürütme Kurulu Üyesi Yalçın Karatepe, CHP İzmir Milletvekili Ümit Özlale, İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Aziz Kocaoğlu, Gaziemir Belediye Başkanı Ünal Işık, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi CHP Grup Başkan Vekili Altan İnanç, sendika ile siyasi parti temsilcileri ve İzmirlilerin destek verdiği Başkan Tugay, gelişmelerin ardından fabrikadan çıkarak basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. "Kamuoyunun bu konuyu doğru anlaması bizim için önemliydi" Süreç hakkında detaylı bilgi veren Başkan Tugay, "Olayı hukuk zemininde çözmeye çalışıyoruz. Bu sorunun çözümü idari ya da hukuki olacak, bunu biliyoruz. Şiddetle olması mümkün değil. Başından beri her şey hukuksuz yürüdüğü için kamuoyunun bu konuyu doğru anlaması bizim için önemliydi. Burası polis ablukasına alındığında girmek istediğimi söylemiştim, izin verilmemişti. Ben belediye başkanıyım, herhangi bir yapıya zarar verme durumum yok. Bugün mahkemenin tespit işlemi sırasında belediye başkanı olarak içeri almak durumunda kaldılar. Ama başta yine bir mukavemet oldu. Yine üst makamlara soralım denildi. Onlar onay vermedi diye olumsuz cevap da verildi. Nihayetinde tespiti isteyen kurumların en başındaki kişi olarak içeri alındık. Yapıdaki restorasyon, tadilat, eşyalarımız, tesisat ile ilgili bir bilirkişi heyeti tespit yaparken, ben de onlara eşlik ettim. Ne kadar üzgün olduğumu anlatamam. Meslek Fabrikası’nın kurslarında kullanılan bütün o malzemeler, mutfaklarından bilgisayarlarına, dershane odalarından tutun pek çok malzemeye kadar yerli yerinde duruyor. Devlet kurumları arasında bir mülkiyet sorunu mahkemeye yansımışsa, bu durum sonuçlanana kadar yapılacak şey polisle burayı işgal etmek midir? Yoksa mahkeme sonuçlanana kadar beklemek ve ona göre tutum almak mıdır? Maalesef konuyu bu hale getiren İzmir’de iktidarın temsilcisi olan milletvekilleridir. Onlar emniyet güçlerini de baskı altında tutuyorlar. Mahkemeleri de baskı altında tutmaya çalışıyorlar" dedi. "Bu bir utanç vakasıdır" Bu durumu bu hâle getirenlerin utanması gerektiğini söyleyen Tugay, "Başından beri söylüyorum: Bu bir utanç vakasıdır. Türkiye’de ilk defa bir kamu kurumunun mülkü, başka bir kamu kurumunun mülkiyet iddiası nedeniyle polis zoruyla abluka altına alınmıştır. Bu, Türkiye tarihinde bir ilktir. Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün İzmir’de 3 bin 500 gayrimenkulü var. Bunu bu şekilde, polis eşliğinde yapmak zorunda değiller. Bu tamamen, belediyeye sorun çıkarmaya çalışan AK Partili milletvekillerinin eseridir. Şu anda da bu binalarımızı da bizlerden alarak ilave zorluklar çıkarmaya çalışıyorlar. İzmir halkının bu gerçeklerin farkında olması gerektiğini söylüyorum" diye konuştu. "Mücadelemize devam edeceğiz" Başkan Tugay ayrıca şunları söyledi: "Bundan sonrası için il başkanlığımızla beraber eylem sürecimiz devam edecek. Ancak bugün Bornova Belediye Başkanımızla ilgili konuyla ilgilenmek zorundayım. Belediyedeki işlerimizin aksadığı yönünde bir algı oluşmasını da istemem. Bu sürecin başında yıllık izin aldım; şu anda yıllık izindeyim. Yönetici arkadaşlarımıza da belediye çalışmalarını aksatmadan devam etmelerini söyledim. Bugüne kadar da bu şekilde geldik. Ama bundan sonra gece gündüz bulunmayı azaltarak normal işime döneceğim. Elbette bu konuyla ilgili hukuki ve idari süreçlerimiz devam edecek. Avukat arkadaşlarımız halkın hakkını savunmak için mücadele edecek. Ancak tekrar vurguluyorum; yapılanlar anormaldir, hukuk dışıdır ve açıkça bir kötülüktür. Hiç kimse bunu normal görmemelidir. Mücadelemize devam edeceğiz."
09 Nisan 2026 Perşembe - 16:39 YÖK ile EBSO arasında iş birliği protokolü Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, İzmir’de, Yükseköğretim Kurulu ile Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) arasında "Üniversite-Sanayi İş Birliği Protokolü" imza törenine katıldı. Ege Bölgesi Sanayi Odası’nda (EBSO) düzenlenen törende konuşan Özvar, protokolün, yükseköğretim sistemi ile sanayi arasında Türkiye’nin geleceğine dair ortak bir vizyonu ortaya koyduğunu ifade etti. Günümüz dünyasında yükseköğretim; ülkelerin kalkınma kapasitesini belirleyen, beşeri sermayesini şekillendiren, üretim yapısını dönüştüren ve uluslararası rekabet gücünü tayin eden stratejik bir alan haline geldiğini belirten Özvar, "Bu nedenle, yükseköğretim politikalarının sadece bugünün ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik değil aynı zamanda gelecekteki ekonomik ve teknolojik değişimleri ve iş gücü ihtiyaçlarını öngören uzun vadeli bir anlayışla belirlenmesi gerekmektedir. Biz de son yıllarda yükseköğretim sistemimizi bu anlayışla yeniden yapılandırıyoruz" dedi. Yükseköğretimde yeni bir paradigma değişimini, stratejik bir dönüşümü hayata geçirdiklerini vurgulayan Özvar, şunları söyledi: "Bu paradigma değişimi, yükseköğretimi kalite, istihdam uyumu ve toplumsal katkı ekseninde yeniden tanımlayan bütüncül bir dönüşüm sürecini ifade etmektedir. Bizim için asıl önemli olan husus; mezunlarımızın öğrenim gördükleri alanda ne kadar yetkin oldukları, iş gücü piyasasına ne kadar hızlı ve sağlıklı bir şekilde entegre oldukları, edindikleri bilgi ve becerilerin sektörün beklentileriyle ne ölçüde örtüştüğü, üretime ne düzeyde katkı sundukları ve ülkemizin kalkınma hedeflerine nasıl bir değer kattıklarıdır." "Üniversite-sektör iş birliğini yapısal bir zorunluluk olarak görüyoruz" Özvar, yürütülen stratejik dönüşüm sürecinin en kritik boyutlarından birinin "yükseköğretim ile sektör arasındaki ilişkinin yeniden kurgulanması" olduğunu söyledi. "Bugün geldiğimiz noktada üniversite-sektör iş birliğini bir tercih olarak değil yapısal bir zorunluluk olarak görmek durumundayız" ifadesini kullanan Özvar, "Önümüzdeki temel mesele, yükseköğretim sistemimizin ürettiği insan kaynağı ile sektörlerin ihtiyaç duyduğu beceriler arasında güçlü, dinamik ve sürdürülebilir bir uyum tesis etmektir. İşte Yükseköğretim Kurulu olarak son yıllarda gerçekleştirdiğimiz pek çok politika tam da bu hedef doğrultusunda şekillenmektedir" dedi. Özvar, yapay zeka, dijital teknolojiler, ileri üretim sistemleri, yeşil dönüşüm, enerji, tarım teknolojileri ve sağlık alanları gibi stratejik sektörlerde yeni programların açılmasının, bu dönüşümün en somut göstergelerinden biri olduğunu söyledi. "OSB-MYO mezunlarının istihdam oranı yüzde 90’ların üzerinde" Amaçlarının yükseköğretim sistemini dönüşümü geriden takip eden değil, dönüşümü öngören ve yön veren bir yapıya kavuşturmak olduğunu belirten Özvar, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu dönüşümün sahadaki en güçlü ve en somut yansımalarından biri, Organize Sanayi Bölgeleri Meslek Yüksekokulları yani OSB-MYO modelidir. Bu modelde öğrenciler yalnızca sınıfta değil, doğrudan üretim ortamında öğrenmektedir. Sınıfta edinilen teorik bilgi, aynı zamanda üretim bandında, atölyede veya sahada pratiğe dönüşmektedir. Bu durum, öğrenmenin doğasını değiştirmekte ve öğrencilerimizin mezuniyet sonrasında iş hayatına uyum süreçlerini önemli ölçüde kısaltmaktadır. Mevcut durumda 21 üniversitemizde 22 OSB-MYO faaliyet göstermektedir. Burada 37 farklı türde 119 program Kurulumuz tarafından desteklenmektedir. OSB-MYO mezunlarının istihdam oranlarının yüzde 90’ların üzerine çıkması bu projenin başarısını açık bir şekilde ortaya koymaktadır." Yükseköğretim Kurulu olarak başta Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olmak üzere ilgili kamu kurum-kuruluşları ve Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) ile bu modeli yaygınlaştırmak, mevcut yapıları güçlendirmek ve ülke geneline taşımak için kapsamlı çalışmalar yürüttüklerini belirten Özvar, "Çok daha fazla sayıda OSB-MYO’yu ülkemize kazandıracağız" dedi. "7 ilimizde pilot uygulamalara başlıyoruz" Son dönemde izledikleri stratejik dönüşümün bir diğer önemli boyutunu da "işyeri temelli uygulamalı eğitim modeli"nin oluşturduğunu vurgulayan Özvar, şunları kaydetti: "Bu süreçte işletmeler yalnızca bir uygulama alanı değil, aynı zamanda eğitim sürecinin aktif bir paydaşı haline gelmektedir. Müfredatın hazırlanmasından uygulama süreçlerinin yürütülmesine kadar pek çok aşamada sektör temsilcilerinin katkısı alınmakta, böylece eğitim ile üretim arasında güçlü bir bütünlük sağlanmaktadır. Bu modelin en önemli kazanımlarından biri; tıpkı OSB-MYO modelinde olduğu gibi, öğrencilerimizin mezuniyet öncesinde gerçek iş ortamıyla güçlü bir bağ kurmalarıdır. Bu kapsamlı dönüşümün sağlıklı bir şekilde hayata geçirilebilmesi için pilot uygulamalara başlıyoruz. Bu doğrultuda Konya, Gaziantep, İstanbul, Bursa, Kocaeli, İzmir ve Ankara olmak üzere 7 ilimizde uygulamayı başlatıyoruz." Özvar, bu çerçevede, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı arasında imzalanan iş birliği protokolünün de son derece kıymetli olduğunu dile getirdi. Yükseköğretim Kurulu ile TOBB arasındaki iş birliği çerçevesinde şu ana kadar 104 üniversitede 381 meslek yüksekokulunun 283 oda ve borsa ile eşleştirildiğini aktaran Özvar, "Hedefimiz; birlikte istihdama duyarlı programlar oluşturmak ve sektörün ihtiyaçlarına uygun eğitim ve staj olanaklarını artırmaktır. Bu kapsamda, eşleştirilen her meslek yüksekokulunda odalar ve borsalar tarafından belirli sayıda öğrenciye burs verilecektir. Benzer şekilde, İstanbul Sanayi Odası ile de bir iş birliği protokolü imzalamış bulunuyoruz" diye konuştu. EBSO ile imzalanan protokolün, bu bütüncül dönüşüm sürecine yeni bir güç ve yeni bir ivme kazandıracağını söyleyen Özvar, Ege Bölgesi Sanayi Odası’nın uzun yıllara dayanan üniversite-sanayi iş birliği tecrübesinin, bu anlamda son derece kıymetli bir birikimi ifade ettiğini vurguladı. "Ar-Ge ve inovasyon gibi birçok alanda somut adımlar atılacak" Bu protokolle, bölgedeki üniversiteler ile sanayi arasındaki iş birliğinin çok daha sistematik, programlı ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşacağını vurgulayan Özvar, "İşletmede mesleki eğitim faaliyetlerinin yaygınlaştırılması, müfredatların sektör katkısıyla güncellenmesi, yeni programların birlikte tasarlanması, Ar-Ge ve inovasyon süreçlerinin ortaklaşa yürütülmesi gibi birçok alanda somut adımlar atılacaktır. Bu yönüyle imzaladığımız protokol; yükseköğretim ile sanayi arasında güçlü ve kalıcı bir ekosistem kurma iradesinin somut bir tezahürüdür" ifadelerini kullandı. İzmir verilerini paylaştı Bugün imzaladıkları protokolün bu büyük dönüşüm sürecine önemli katkılar sunacağına yürekten inandığını belirten Özvar, "Bu protokol, Ege Bölgesi Sanayi Odası’nın katkılarıyla İzmir’de 8 üniversitemizi ve bir vakıf meslek yüksekokulumuzu doğrudan etkilemektedir. Sunulan güncel verilere göre İzmir’de bu kapsamda yer alan 41 farklı sektörle yapmış olduğumuz analiz sonucunda eşleşmiş olan 93 farklı program türünde eğitim gören toplam 12 bin 627 öğrenci işletmede mesleki eğitim imkanlarından istifade edecek" dedi. "Amacımız, arz-talep dengesine katkı sunmak" EBSO Başkanı Ender Yorgancılar da Yükseköğretim Kurulu Başkanı Özvar’a sanayinin ihtiyaç duyulan alanlarına ve mesleki eğitimin geliştirilmesine verdiği desteklerden dolayı teşekkür etti. Yorgancılar, "Bugün imzaladığımız EBSO-Yükseköğretim Kurulu iş birliği protokolü ile amacımız; çok daha aktif çok daha güçlü sanayi-akademi iş birliği sağlamak ve iş gücündeki arz-talep dengesine katkı sunmaktır" diye konuştu. İş birliği protokolü, Özvar ile Yorgancılar tarafından imzalandı. Törene, Yükseköğretim Kurulu Başkan Vekili Prof. Dr. Naci Gündoğan, Yükseköğretim Yürütme Kurulu Üyeleri Prof. Dr. Hüseyin Karaman, Prof. Dr. Erol Arcaklıoğlu, Prof. Dr. Mahmut Ak, İzmir ve Ege bölgesindeki rektörler de katıldı. "Yükseköğretimde Mesleki Eğitimin Yaygınlaştırılması" toplantısı yapıldı Özvar, ayrıca, yine EBSO’da düzenlenen "Yükseköğretimde Mesleki Eğitimin Yaygınlaştırılması" toplantısına katıldı. Rektörler ile OSB-MYO’larda görev yapan akademisyenlerin de katıldığı toplantıda konuşan Özvar, derslerin sadeleştirilmesi konusuna vurgu yaptı. Toplantının devamında Özvar, akademisyenlerin sorularını cevapladı.
09 Nisan 2026 Perşembe - 15:22 Can dostlar için Menemen’de rekor tedavi sayısına ulaşıldı İzmir’deki ilçe belediyeleri arasında gece de hizmet veren tek hayvan ambulansına sahip Menemen Belediyesi, 2021’den bugüne 50 bini aşkın can dostun tedavisini gerçekleştirdi. Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "697 kilometrekarelik alanımızdaki her cana karşı sorumluluğumuz var. Patili dostlarımızın da daha sağlıklı ve mutlu olması için Türkiye’nin en modern bakım evindeki çalışmalarımızda hız kesmiyoruz." dedi. Menemen Belediyesi Geçici Hayvan Bakım Evi ve Rehabilitasyon Merkezi; güleryüzlü ve uzman kadrosu ve başarılı çalışmalarıyla örnek gösteriliyor. Seyrek’te 15 bin metrekare arazide kurulu olan merkez; 26 hasta bakım padoku, 15 yarı açık padok ve 7 toprak alanda can dostları ağırlıyor. 4 hekim, 4 tekniker, 4 klinik personeli, 5 hayvan nakil personeli olmak üzere alanında uzman toplam 36 kişinin görev yaptığı tesiste kısırlaştırmadan tedaviye, sahiplendirmeden çip takmaya kadar birçok çalışma gerçekleştiriliyor. İzmir’de tek İzmir’de mesai saatinden sonra gece yarısına kadar her an müdahaleye hazır şekilde hayvan ambulansı bulunduran tek ilçe belediyesi olan Menemen Belediyesi’ne bağlı tesis, hizmet rakamlarıyla da göz dolduruyor. Bu kapsamda 2011 yılında gerçekleştirilen açılıştan 2026’ye dek tam 47 bin 81 muayene gerçekleştirilen tesiste, 5 bin 885 hayvanın da kısırlaştırılması gerçekleştirdi. 6 bin 351 kuduz aşısı, 14 bin 340 parazit uygulaması, 8 bin 836 mikroçip takım işlemi yapılan Geçici Hayvan Bakım Evi ve Rehabilitasyon Merkezi’nde, 732 can dost da sahiplendirilerek yeni yuvalarına kavuşturuldu. "Yeni yer tahsisi için talepte bulunduk" Bakım evine ilişkin konuşan Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "2011’de Haluk Levent ile açtığımız tesisimiz, bugüne kadar ekibimizin üstün performansıyla bir gurur kaynağı oldu. 500 can dostumuza ev sahipliği yapan tesisimizde, patili dostlarımızın tedavilerini gerçekleştirirken, aynı zamanda sahiplendirme konusunda da yoğun bir çalışma yürütüyoruz. Yaşamımızda bizlere dostluk eden, evimizi bahçemizi sahiplenerek koruyan can dostlarımız için çok daha fazlasını yapmak için de kollarımızı sıvadık. Tarım ve Orman Bakanlığı’mızdan 50 bin metrekarelik arazi tahsis talebinde bulunduk. Talebin kabul görmesiyle birlikte en kısa sürede çok daha büyük bir alanda hizmet vermek adına projemize başlayacağız. Çünkü biliyoruz ki Menemen, tüm canlıların ahengiyle mutlu, can dostlarımızın bizlere sunduğu sonsuz sevgileriyle güzel bir ilçe." ifadelerini kullandı.
Geleceği tehdit eden üçgen: Madde, kumar, dijital
29 Mart 2026 Pazar - 10:21 Geleceği tehdit eden üçgen: Madde, kumar, dijital Türkiye’de kumar bağımlılığı başvuruları son 3 yılda 2,5 kat artarken, başlangıç yaşı 15’e kadar düşmüş durumda. Yaşar Üniversitesi’nde düzenlenen "Bağımlılık 360: Birlikte Güçlüyüz" etkinliğinde, uzmanlar kumar, madde ve dijital bağımlılık konularında bilgiler verdi. Dünyada her bir dakikada sosyal medya platformlarından 138,9 milyon videonun izlendiğini gösterirken kumar bağımlılığında yaşın 15’e düştüğü ve her 10 kişiden birinin kumar oynadığı paylaşılarak bağımlılığın hızla arttığına dikkat çekildi. Uzmanlar, madde kullanımı durdurulduğu takdirde şizofreni ve bipolar bozukluk gibi ağır ruhsal rahatsızlıkların 4’te 1’inin hiç ortaya çıkmayacağını söyledi. Yaşar Üniversitesi ve Bornova Belediyesi iş birliğinde, Ege Üniversitesi Madde Bağımlılığı, Toksikoloji ve İlaç Bilimleri Enstitüsü, Yeşilay ve Bornova Kent Konseyi’nin katkılarıyla "Bağımlılık 360: Birlikte Güçlüyüz" eğitim seminerlerinin lansman toplantısı düzenlendi. Selçuk Yaşar Kampüsü’ndeki etkinliğe; Bornova Kaymakamı Muzaffer Şahiner, Bornova Belediye Başkan Yardımcısı Cem Arıkan, Yaşar Üniversitesi Araştırma ve Yenilikçilikten Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yiğit Kazançoğlu, Bornova İlçe Sağlık Müdürü Dr. Vahap Tevfik Oğuz ve Bornova Kent Konseyi Başkanı Avukat Doğan Baran Mengüş katıldı. Etkinlik, aynı zamanda moderatör olarak yer alan oyuncu Yüksel Ünal’ın "Bir Muhabbet Hali" gösterisiyle başladı. "Güçlü toplum bilinçli bireylerle mümkün" Açılış konuşmasını yapan Yaşar Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Bağımlılıkla Mücadele Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Yiğit Kazançoğlu, topluma hizmetin üniversitelerin asli unsurlarından biri olduğunu hatırlatarak şunları söyledi: "Üniversitede ‘biz bir aileyiz’ diyoruz, o zaman her ailenin potansiyel olarak başına gelebilecek sıkıntılardan biri de bağımlılık mevzusu. Çalışanlarımız ve öğrencilerimize yönelik bu eğitimleri farklı kulvarlarda veriyoruz. Dijital bağımlılık, alkol ve madde bağımlılığı ile kumar bağımlılığı birbirinden bağımsız değil. Geçişleri iyi anlamalıyız çünkü karşımızdaki düşman ayrı ayrı savaşmıyor. Aralarındaki köprüleri yıktığımız an bir adım öne geçmiş olacağız. Bağımlılığa karşı önce bilinçlenmeyi, sonra korumayı en son ise birlikte çözüm üretmeyi planlıyoruz. Güçlü bir toplum ancak bilinçli bireylerle mümkün." Bornova Belediyesi Başkan Yardımcısı Cem Arıkan ise, "Yerel yönetim olarak çözümün bir parçası olurken en önemli görevimiz birçok kurumun bir araya gelmesini sağlayıp ortak bir çalışma grubu oluşturmak. Bunu da paydaşlarımızın katkılarıyla gerçekleştirdik. Umarım Bornova’dan ektiğimiz tohum yeşerir ve tüm Türkiye’yi sarar" dedi. Dijital dünyanın devasa boyutu Yaşar Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Hasan Koltuksuz tarafından paylaşılan veriler, dijitalleşen dünyanın hızını ve bu süreçte karşılaşılan siber risklerin ciddiyetini gözler önüne serdi. Küresel dijital pazarlama ajansı We Are Social’ın Ekim 2025 verilerine göre, dünya nüfusu 8,25 milyar seviyesine ulaşırken, bu nüfusun yüzde 73,2’si (6,04 milyar kişi) aktif internet kullanıcısı haline gelmiş durumda. Mobil cihaz sahipliği ise dünya genelinde 5,78 milyar ile nüfusun yüzde 70,1’ini kapsıyor. Sosyal medya platformları ise 5,66 milyar kullanıcı kimliğiyle küresel çapta devasa bir iletişim ağı oluşturuyor. Her dakika milyonlarca veri üretiliyor İnternet dünyasında sadece bir dakika içerisinde gerçekleşen trafik, dijital ekosistemin büyüklüğünü kanıtlıyor. Prof. Dr. Koltuksuz, Domo yazılım şirketi tarafından hazırlanan verileri paylaştı: "Dünyada her 1 dakika içinde; 251,1 milyon e-posta gönderiliyor, 5,9 milyon Google araması yapılıyor, sadece Facebook ve Instagram platformlarında 138,9 milyon ’Reels’ videosu izleniyor. Bu yoğun trafik içerisinde güvenlik ihlalleri de dikkat çekici boyutlarda; her dakika ortalama 4 bin 80 veri kaydı siber saldırılar sonucu tehlikeye giriyor." Prof. Dr. Koltuksuz, dijital dünyada paylaşım yapmadan önce iki kere düşünmek gerektiğini söyleyerek çocuk istismarı, banka hesap numarası kullandırma ve kiralama, cinsel taciz ve sanal kumar sorunlarına dikkat çekti. 10 kişiden biri kumar oynuyor Yaşar Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Oya Mortan Sevi ise kumar bağımlılığının ortaya çıkış şekli, sürecin devamı ve tedavisiyle ilgili bilgiler aktardı. Doç. Dr. Sevi’nin paylaştığı verilere göre, Türkiye’de kumar bağımlılığı başvuruları son 3 yılda 2,5 kat artarken, başlangıç yaşı 15’e kadar düşmüş durumda. 2025 Yeşilay raporu her 10 kişiden birinin kumar oynadığını gösterirken, dünya genelinde ergenlerin yüzde 17,9’u son bir yılda bu riskle tanışmış görünüyor. Tablonun en sarsıcı yanı ise bu bağımlılığa eşlik eden 1/4 oranındaki intihar riski olarak öne çıkıyor. Madde bağımlısı hükümlü sayısı artıyor Ege Üniversitesi Madde Bağımlılığı, Toksikoloji ve İlaç Bilimleri Enstitüsü’nden Doç. Dr. Umut Kırlı ise İçişleri Bakanlığı verilerine göre madde nedeniyle tutuklu hükümlü sayısı 7 yıl içinde 36 binden 128 bine yükseldiğine, Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre ise madde nedenli mahkum sayısının ise 341 bin 497 olduğuna dikkat çekti. Öte yandan, kendi yaptığı araştırmanın sonuçlarını paylaşan Doç. Dr. Kırlı, madde kullanımının psikolojik rahatsızlıkların ortaya çıkmasını tetiklediğini söyleyerek "Maddeyi durdurursak, şizofreni ve bipolar bozukluk gibi ağır ruhsal rahatsızlıkların 4’te 1’i hiç ortaya çıkmayacak" dedi. İzmir Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nde görevli polis memuru Bircan Birkan da uyuşturucu suçları ile ilgili hukuksal boyuttan bahsetti.
İzmir’de mezarlıklar doldu
29 Mart 2026 Pazar - 10:20 İzmir’de mezarlıklar doldu Artan nüfus ve dolan mezarlıklar karşısında harekete geçen İzmir Büyükşehir Belediyesi, 12 ilçede 487 bin metrekarelik yeni mezarlık alanı açtı. Kent için 3,5 milyon metrekarelik dev plan da yolda. İzmir Büyükşehir Belediyesi ilçe merkezinde mezarlıkların gömü kapasitesinin dolması, nüfus artışı, göç gibi nedenlerle yaşanan yoğunluğa çözüm üretmek ve kentin mezar ihtiyacını karşılamak için çalışmalarını sürdürüyor. Her yıl en az 200 bin metrekare yeni mezarlık alanına ihtiyaç duyulan kentte son iki yılda yaklaşık 70 futbol sahası büyüklüğünde 487 bin metrekarelik mezarlık alanı kazandırıldı. Neler yapıldı Gaziemir Sarnıç Mezarlığı’nın bitişiğindeki 55 bin, Kemalpaşa Örnekköy Mahallesi’nde 11 bin, Menderes Yeniköy ve Çakaltepe mahallerinde 22 bin, Menemen Yayla Mahallesi’nde 26 bin, Kemalpaşa Ansızca Mahallesi’nde 19 bin, Bornova Naldöken Mezarlığı’nın devamında 13 bin, Bayraklı Doğançay Mezarlığı’nın bitişiği ve devamında 15 bin, Karşıyaka Örnekköy Mahallesi’nde 60 bin metrekarelik, Çiğli Harmandalı Mahallesi’nde 15 bin metrekarelik olmak üzere 236 bin metrekarelik alan defin hizmetine açıldı. Bornova Kayadibi Mahallesi’nde 100 bin, Buca Zafer Mahallesi’nde 107 bin, Güzelbahçe Yaka Mahallesi’nde 20 bin, Seferihisar Turgut Mahallesi’nde 24 bin metrekarelik olmak üzere toplam 251 bin metrekarelik mezarlık alanı önümüzdeki günlerde hizmete girecek. 2 yeni mezarlık daha geliyor Kemalpaşa ve Çiğli’de ise toplam 60 bin metrekarelik alan için projelendirme ve yapım ihalesi süreçleri devam ediyor. Kent genelinde yeni mezarlık alanı ihtiyacını karşılamak amacıyla birçok bölgede devir ve tahsis işlemleri de gerçekleştirildi. Buca, Bornova, Bergama, Kınık, Torbalı ve Urla’nın da aralarında bulunduğu ilçelerde toplam 369 bin metrekarelik alanın belediye adına devir ve tahsis işlemleri tamamlandı. Kısa ve orta vadeli planlar Bununla birlikte farklı aşamalarda yürütülen planlama, tahsis ve imar çalışmalarıyla birlikte İzmir’e kısa ve orta vadede yaklaşık 3,5 milyon metrekare yeni mezarlık alanı kazandırılması hedefleniyor. Mezarlık alanlarında fiziki düzenleme çalışmaları da sürüyor. Birçok ilçedeki mezarlıklarda tel çit, kapı, su deposu, drenaj hattı, konteyner, parke ve bordür gibi altyapı imalatları gerçekleştirildi. Mezarlıklar Dairesi Başkanlığı, yaklaşık 23 milyon metrekarelik alana yayılan 2 bine yakın mezarlıkta; bakım, onarım ve defin hizmetlerini sürdürüyor.
İEÜ İşletme Fakültesi’nden sınırları aşan başarı
29 Mart 2026 Pazar - 10:12 İEÜ İşletme Fakültesi’nden sınırları aşan başarı İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) İşletme Fakültesi, finans ve muhasebe alanında dünyanın en saygın kuruluşlarından biri olan Association of Chartered Certified Accountants (ACCA) tarafından akredite edilerek eğitim kalitesini uluslararası düzeyde bir kez daha tescilledi. Güçlü sektör bağlantıları, öğrencilerine sunduğu imkanlar ve geliştirdiği iş birlikleriyle fark oluşturan İEÜ İşletme Fakültesi, küresel ölçekte mezunlar yetiştirmek hedefiyle attığı stratejik adımların karşılığını aldı. ACCA Türkiye Ülke Müdürü Seval Sır, üniversiteye gerçekleştirdiği ziyarette; İşletme, Muhasebe ve Denetim ile Uluslararası Ticaret ve Finansman bölümlerini kapsayan akreditasyon belgelerini, bölüm başkanlarına takdim etti. İzmir Ekonomi Üniversitesi İşletme Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Burcu Güneri Çangarlı, ACCA’nın dünya genelinde 180’den fazla ülkede faaliyet gösteren, son derece saygın ve etkili bir meslek kuruluşu olduğuna dikkat çekti. Fakülte olarak, uluslararası standartlarda güçlü bir eğitim altyapısına sahip olduklarını söyleyen Prof. Dr. Çangarlı, bu akreditasyon sayesinde mezunların iş dünyasına önemli avantajlarla adım atacağını ve kariyer yolculuklarında yüksek rekabet gücüne sahip olacağını ifade etti. "Küresel iş dünyasına hazırlar" Prof. Dr. Çangarlı, "ACCA akreditasyonu, sadece eğitim kalitemizin uluslararası düzeyde onaylanması anlamına gelmiyor; aynı zamanda öğrencilerimizin küresel iş dünyasına hazır bireyler olarak yetiştiğinin de güçlü bir göstergesi. Öğrencilerimiz, mezun olmadan önce uluslararası mesleki standartlarla tanışıyor; analitik düşünme, etik karar alma ve finansal yetkinlikler gibi kritik becerilerini geliştiriyor. Uluslararası akreditasyonlar ve sektör iş birlikleriyle eğitim altyapımızı sürekli güçlendirmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Başarı ekosistemi oluşacak" Prof. Dr. Çangarlı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu akreditasyon, fakültemizin geleceğe yönelik stratejik hedeflerini daha da ileri taşıyan önemli bir kaldıraç olacaktır. Uluslararası akreditasyonlarla desteklenen eğitim yapımız; küresel iş birliklerini artırma ve uluslararası öğrenci sayısını yükseltme açısından önemli fırsatlar sunuyor. ACCA gibi güçlü bir kuruluşla sağlanan bu iş birliği, fakültemizin finans ve muhasebe alanlarında küresel ölçekte referans noktalarından biri olma yolculuğunu hızlandıracak. Bu sayede öğrencilerimiz ve mezunlarımız için sürdürülebilir bir başarı ekosistemi oluşturulacaktır."
AK Partili Saygılı’dan yıllardır bitirilemeyen Halkapınar Yeraltı Metro depolama alanı tesisi çıkışı
28 Mart 2026 Cumartesi - 15:29 AK Partili Saygılı’dan yıllardır bitirilemeyen Halkapınar Yeraltı Metro depolama alanı tesisi çıkışı AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, 10 yıldır tamamlanamayan Halkapınar Yeraltı Metro Depolama Projesi’ni eleştirirken, hemen yanı başında 2,5 yılda tamamlanan Halkapınar Olimpik Yüzme Havuzu’nu örnek gösterdi. Saygılı, "Bir tarafta; İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2016 yılında büyük umutlarla başlattığı Halkapınar Yeraltı Metro Depolama ProjesiAradan geçen 10 yılHer yıl bütçeden pay ayrılan, her yıl "devam ediyor" denilen ama bir türlü tamamlanamayan bir yatırım. Diğer tarafta; Gençlik ve Spor Bakanlığımız tarafından, hemen yanı başında 2,5 yılda tamamlanan Halkapınar Olimpik Yüzme Havuzu. CHP belediyeciliği; bitmeyen projelerin, ertelenen sözlerin ve kaybolan yılların adı haline gelmiştir" dedi AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı yaptığı açıklamada şunları kaydetti, "İzmir Konak’ta yan yana duran iki projeAma aslında iki farklı anlayış, iki farklı hizmet. Bir tarafta; İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2016 yılında büyük umutlarla başlattığı Halkapınar Yeraltı Metro Depolama ProjesiAradan geçen 10 yılHer yıl bütçeden pay ayrılan, her yıl "devam ediyor" denilen ama bir türlü tamamlanamayan bir yatırım. Diğer tarafta; Gençlik ve Spor Bakanlığımız tarafından, hemen yanı başında 2,5 yılda tamamlanan Halkapınar Olimpik Yüzme Havuzu. Bugünkü maliyetle 1 milyar 300 milyon TL’lik yatırım, 15 bin metrekare kapalı alanı ile modern bir tesis binlerce gence ve sporcuya hizmet. Aynı şehir, aynı bölge. Ama ortaya çıkan tablo bambaşka. CHP anlayışında; kaynak var ama sonuç yok, vaat var ama eser yok, geçen yıllar var ama ilerleme yok. AK Parti’de ise; irade var, plan var, sonuç var Kısa sürede tamamlanan, yaşayan ve hizmet üreten bir eser var. Bu artık sadece iki proje arasındaki fark değil; iki yönetim anlayışının açık bir karşılaştırmasıdır. CHP belediyeciliği; bitmeyen projelerin, ertelenen sözlerin ve kaybolan yılların adı haline gelmiştir. AK Parti ise; başlayan, yapan ve tamamlayan bir hizmet anlayışının temsilidir."
Bergama’da ’Tiyatro Günleri’ büyük ilgi gördü
28 Mart 2026 Cumartesi - 14:39 Bergama’da ’Tiyatro Günleri’ büyük ilgi gördü İzmir’in Bergama ilçesinde, Bergama Kültür ve Sanat Vakfı (BERKSAV) tarafından 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü nedeniyle Bergama Kültür Merkezinde düzenlenen BERKSAV Tiyatro Günleri etkinliklerinde izleyiciler hafta boyu sergilenen tiyatro oyunları, atölyeler ve konferanslar ile keyifli anlar yaşadılar. Ünlü Tiyatro Sanatçıları Tayfun Eraslan ve Kamil Güler Bergama Kültür Merkezinde (BerKM)de Sahne Mahne,Oyun Moyun Hayat Üzerine isimli bir etkinlik ile Bergamalı sanatsever gençler ile bir araya geldi. Bergama Tiyatro Günleri Genel Koordinatörü aynı zamanda BERKSAV Tiyatrosu Yönetmeni Kemal Kırlar koordinasyonunda yapılan etkinlikler bir hafta sürdü. Etkinliklerde, Parşömen Ustası Meltem Demirel’in Parşömen’den Lambader Atölyesi, Bergamalı Tiyatro Sanatçısı Salihcan Saban’ın sergilediği Bir Deli’nin Hatıra Defteri isimli oyunu, Semra Süt’ten çocuklar için Bir Anadolu Masalı, BERKSAV Oda Tiyatrosunun sahnelediği Benim Güzel Pabuçlarım oyununun yanı sıra Doç. Dr. Güler Ateş ve Doç. Dr. Murat Tozan’ın katıldığı Antik Pergamon’da Tiyatro Dionysos konulu konferans, Bergama Kozak Aşağıbey Toprağın Feryadı isimli oyun ve Tiyatro Pınarın sahneye koyduğu bu sen değilsin isimli oyun yer aldı. BERKSAV Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Özbek yaptığı açıklamada ’’ 23-29 Mart tarihleri arasında Bergama’da çok güzel bir hafta geçiriyoruz. BERKSAV Tiyatro Günleri etkinlerini Bergamalı izleyicilerimiz için ücretsiz düzenliyoruz.Haftanın yedi günü boyunca gün içerisinde çeşitli atölyeler, sanatçılarımızı ağırlıyoruz. Her gün akşam bir Oyun, Söyleşi ve Panel etkinliği düzenliyoruz. Yurt içinde çoğu il ve ilçede olmayan Kültür ve Sanat ile ilgili bir kurum var Bergama’da o da BERKSAV. Vakfımızda tamamen gönüllülük esasına dayalı bir yönetim anlayışımız var. BERKSAV’da kurulduğu günden bu yana hizmet eden Yönetim Kurulu Başkan ve Yöneticilerimiz en ufak bir ücret almadan bu hizmeti yapıyor. Bunun tek bir sebebi var Bergama olmak, Bergamalı olmak, Bergamalıya faydalı olmaktır. Hepimiz bu memleketin insanıyız. Bergama ve Bergama’nın kültür ve sanatıyla ilgilene herkesi BERKSAV’a bekliyoruz ’’ diye konuştu.
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden açıklama: "Gerçekler rakamlarda, yatırımlar İzmir yolunda"
28 Mart 2026 Cumartesi - 14:24 İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden açıklama: "Gerçekler rakamlarda, yatırımlar İzmir yolunda" İzmir Büyükşehir Belediyesi, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın İzmir’in ulaşım yatırımlarına yönelik iddiaları ile ilgili açıklama yaptı. Açıklamada, kamuoyunu manipülasyondan uzak, şeffaf ve somut verilerle bilgilendirmek gerektiği vurgulanarak, son 7 yılda filoya 829 yeni otobüs kazandırıldığı, 2029 yılına kadar 400’ü elektrikli olmak üzere 630 yeni otobüs alımının planlandığı belirtildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Başkanı Tahir Büyükakın’ın ’Gidin İzmir’e bakın. İzmir son 7 yılda kaç tane otobüs almış ona bakın ve öyle kıyaslayın’ sözleri üzerine açıklama yaptı. Karşılaştırma yapmak isteyenler, eksik bilgilerle kamuoyunu yanıltmak yerine; İzmir’in raylı sistemlerdeki devrimini, Türkiye’de bir ilk olan güneş enerjili otobüs şarj istasyonlarını ve sürdürülebilir ulaşım modelini incelemeye davet edildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Son günlerde bazı basın organlarında ve kamuoyuna yansıyan açıklamalarda, İzmir’in toplu ulaşım yatırımlarına ilişkin eksik ve yanıltıcı değerlendirmelerin yer aldığı görülmektedir. Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla aşağıdaki açıklamanın yapılması gerekli görülmüştür. İzmir Büyükşehir Belediyesi ESHOT Genel Müdürlüğü, son 7 yıl içerisinde filosuna toplam 829 yeni otobüs kazandırmıştır. Bu araçların 125 adedi son 2 yıl içinde hizmete alınmıştır. Bu veriler açık, somut ve kayıt altındadır. Bununla birlikte İzmir, yalnızca mevcut kapasitesini artırmakla kalmayıp, aynı zamanda toplu ulaşımda dönüşümü hedefleyen uzun vadeli bir strateji yürütmektedir. Bu kapsamda 2029 yılına kadar 630 yeni otobüs alımı planlanmıştır. Bu alımın 400 adedinin elektrikli otobüslerden oluşması öngörülmektedir. Proje kapsamında uluslararası kalkınma bankalarından finansman onayı alınmış ve yetkilendirme süreci tamamlanmıştır. Sürecin tamamlanabilmesi için Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın onayı beklenmektedir. İzmir, toplu ulaşımda sadece araç sayısını artıran değil, aynı zamanda çevreci, sürdürülebilir ve teknolojik dönüşümü önceleyen bir yaklaşım izlemektedir. Bu nedenle farklı şehirlerle yapılan karşılaştırmaların eksik bilgiler üzerinden değil, doğrulanabilir veriler üzerinden yapılması gerekir. İzmir’in toplu ulaşım yatırımları hem nicelik hem nitelik açısından ortadadır."
Minguzzi ailesinden Başkan Tugay’a ziyaret
28 Mart 2026 Cumartesi - 13:27 Minguzzi ailesinden Başkan Tugay’a ziyaret İstanbul’da uğradığı saldırı sonucu 24 Ocak 2025’te hayatını kaybeden 14 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi’nin ailesi, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ı ziyaret ederek oğullarının adının kaykay parkına verilmesi dolayısıyla teşekkürlerini iletti. Başkan Tugay, "Ahmet Minguzzi’nin hatırasını yaşatmak ve acınızı bir nebze de olsa hafifletmek için, bundan sonraki süreçte benzer olumsuz olayların yaşanmaması adına sizin önerileriniz doğrultusunda yapmamız gereken her şeyi yerine getirmeye hazırız" dedi. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ve eşi Öznur Tugay, 24 Ocak 2025’te İstanbul Kadıköy’de uğradığı saldırı sonucu hayatını kaybeden 14 yaşındaki Ahmet Minguzzi’nin ailesini açık ofiste ağırladı. Ziyarette, Ahmet Minguzzi’nin annesi Yasemin Minguzzi, babası Andrea Minguzzi, teyzesi Aylin İyiyazıcıoğlu ve Bornova Yıldırım Beyazıt Mahallesi Muhtarı Mürvet Dinsever de yer aldı. Minguzzi ailesi, oğullarının adının Bostanlı’daki kaykay parkına verilmesi nedeniyle Başkan Tugay’a teşekkürlerini iletti. Ziyarette, Ahmet Minguzzi’nin katillerinin de çocuk yaşta olduğuna dikkat çekilerek, özellikle çocuk ve gençlerde artan şiddet ve madde bağımlılığı sorunları üzerinde duruldu. Başkan Tugay şiddet sorunu ve koruyucu önlemlere dikkat çekti Ziyarette konuşan Başkan Tugay, benzer olayların yaşanmaması için yapılacak çalışmaların önemine değinerek, "İnsanları kötü hale getiren bir sistem var. Annesinden doğan herkes aslında masumdur; kimse kötü olarak doğmaz, ancak çevre şartları insanları öyle bir hale getiriyor ki, canavarlaşabiliyorlar. Çoğu da ne yaptığını bilmez halde. İnsanlar, yıkıcı bir kültürün parçası oluyor. Şiddet giderek artan bir problem haline geliyor. İnsanların şiddetin çözüm olmadığını anlaması gerekiyor. Caydırıcı cezalar olmalı, fakat asıl mesele, neden bu hale gelindiğinin konuşulması ve bunun düzeltilmesidir. Bu, ister istemez zaman alır ve doğru insanların ülkeyi yönetmesini gerektirir. Ancak, belli bir grup insanın acilen değiştirilmesi gerekir. Onların kötülükten vazgeçmesi için caydırıcı cezaların uygulanması şart. Bu insanların neden bu noktaya geldiğini anlayıp, koruyucu önlemler almak lazım" dedi. Tugay: Ulusal bir politikaya dönüşmesi lazım İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, şiddet ve madde bağımlılığının yoğun olduğu bölgelerde özel çalışmalar yaptıklarını belirterek, "Dezavantajlı mahallelerde yoğun bir şekilde çalışma yürütüyoruz. Babası cezaevinde olan çocuklarla da özel olarak ilgileniyoruz. Ancak bunun ulusal bir politikaya dönüşmesi gerekiyor. Ahmet’in ölümüne derinden üzüldük ve olaydan çok etkilendik. İnsanın vicdanı buna dayanamaz, yüreği bunu kaldırmaz. Geçmişi değiştiremeyiz ama bizden herhangi bir isteğiniz olursa, elimizden ne geliyorsa yapmaya hazırız. Ahmet Minguzzi’nin hatırasını yaşatmak, acınızı hafifletmek ve bundan sonraki süreçte benzer olayların yaşanmaması için gereken her şeyi yapmaya hazırız. Bunu durdurmanın bir yolu varsa, tüm gücümüzle bu konuda çaba gösteririz. İzmir’de yaşayan her insan bizim için değerli. Problemi olan, bizden yardım isteyen herkese yardımcı olmaya hazırız. Ancak bu dünyada hiçbir gerekçe, masum bir insana kötülük yapmayı haklı çıkaramaz" şeklinde konuştu. "Kötülüğü bitiremeyiz ama şiddeti azaltabiliriz" Ziyarette konuşan baba Andrea Minguzzi, "Umarım Ahmet başka çocukları kurtarır. Dünyada kötülüğü bitiremeyiz ama şiddeti azaltabiliriz. Şiddeti önlemek için spor, eğitim ve iş gerekiyor. İtalya’da da şiddet var. Türkiye bana göre kontrollüydü ama benim çocuğum sabah pazarda saldırıya uğradı. Gece saatlerinde arka sokaklarda değildi ve saldırı önlenemedi" diye konuştu. Yasemin Minguzzi ise yaşadıkları hukuki süreci aktardı. "Rehabilitasyon gerekiyor" İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın eşi Öznur Tugay ise "Madde bağımlılığı ve şiddet kültürünün özendirilmesi durumu var. 20 yıldır, ahlaki değerlerimizin çöktüğü bir gerilim hattı var. Caydırıcı cezaların olmasının yanında hem ailelerin hem de çocukların rehabilitasyon görmesi gerekiyor" diyerek ekonomik sıkıntıların da şiddeti artırdığına dikkat çekti.
Bilim insanları Körfez’in geleceğini konuştu
28 Mart 2026 Cumartesi - 12:31 Bilim insanları Körfez’in geleceğini konuştu İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin "Sağlıklı Körfez" hedefiyle düzenlediği Uluslararası İzmir Körfez Konferansı, ikinci gününde dünyanın önde gelen bilim insanlarını bir araya getirdi. Tarihi Havagazı Fabrikası’nda gerçekleştirilen konferansta, İzmir Körfezi’nin geleceğine dair bilimsel çözüm önerileri masaya yatırıldı. Körfezdeki zararlı alg patlamalarından organik çökeltilere kadar birçok kritik konuya çözüm arandı. Çeşitli ülkelerden katılan uzmanlar, İzmir Körfezi için doğal temizlik yöntemlerinden biyoteknolojik uygulamalara kadar geniş bir yelpazede öneriler sundu. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin "Sağlıklı Körfez" hedefi doğrultusunda "Körfez İçin Bir Adım Daha" başlığıyla düzenlediği Uluslararası İzmir Körfez Konferansı, ikinci gününde de alanında uzman isimleri bir araya getirdi. İzmir Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda; İZSU, İZPA ve İZDENİZ iş birliğiyle Tarihi Havagazı Fabrikası’nda gerçekleştirilen konferansta, körfezin geleceğine yönelik bilimsel çözüm önerileri masaya yatırıldı. Çeşitli ülkelerden katılan uzmanlar, İzmir Körfezi için doğal temizlik yöntemlerinden biyoteknolojik uygulamalara kadar geniş bir yelpazede öneriler sundu. ABD’li uzmandan modifiye kil önerisi ABD Ulusal Zararlı Alg Patlamaları Ofisi Direktörü Prof. Dr. Donald Anderson, "Deniz Sularında Zararlı Alg Patlamalarının Kontrolü: Kavramlar, Mevcut Durum ve Gelecek Beklentileri" başlıklı sunum yaptı. Körfezde yürütülecek çalışmaların bölgeye uygun olmasının daha sağlıklı sonuçlar vereceğini belirten Anderson, kil uygulamalarının önemine dikkat çekti. Kilin herhangi bir olumsuz etkisinin bulunmadığının bilindiğini vurgulayan Anderson, "İzmir Körfezi’nde alg patlamalarının ardından körfezin dibine bakmalısınız. Orada neredeyse tüm canlılar hayatını kaybediyor. Bu nedenle yürütülecek çalışmalarda kil uygulaması daha etkili bir yöntem olacaktır" dedi. "Alg patlamaları çevre dostu yöntemlerle önlenebilir" Japonya Civil Engineering Research Institute for Cold Regions’dan Dr. Nobuharu Inaba, konuşmasına katılımcıları Türkçe selamlayarak başladı. Doğu Japonya depremine ait bir fotoğraf paylaşan Inaba, arama kurtarma çalışmalarına katılan Türk ekiplerine teşekkür etti. "Biyolojik HAB Kontrolü" başlıklı sunumunda zararlı alg patlamalarına değinen Inaba, deniz çayırları ve makroalglerle ilişkili bakterilerin bu sorunun kontrolünde önemli rol oynayabileceğini belirtti. Inaba, "Zararlı alg patlamaları sürdürülebilir ve çevre dostu yöntemlerle önlenebilir. Ancak deniz ortamında bu tür uygulamalar oldukça zordur. Bu nedenle deniz çayırları ve yosun yataklarının korunması, izleme çalışmalarının artırılması ve bu alanların yeniden kazandırılması büyük önem taşıyor" dedi. "Hastanın tek bir tedaviyle kurtulması mümkün değil" Ege Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Nuri Azbar, "İzmir Körfezi’nde Oksijen Restorasyonu" başlıklı sunumunda körfezin oksijen yetersizliği nedeniyle yaşadığı sorunlara dikkat çekti. Körfezi bir hastaya benzeten Azbar, "Durumu ağır bir hastayla karşı karşıyayız. Uygulanan tedaviler yeterli değil. Tek bir yöntemle iyileşmesi mümkün değil; doğayla uyumlu, uzun vadeli çözümlere ihtiyaç var. Körfezin nefes alabilmesi için sürekli temizlik ve oksijen desteği şart" dedi. "Biyokütle kazanımını hızlandıracak sistem inşa etmek zorundayız" Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nden Prof. Dr. Göknur Şişman Aydın, "Mikroalg ve Entegre Sistem Uygulamaları ile Körfez Ekosistemlerinin Sürdürülebilir Restorasyonu" başlıklı sunumunda ekosistem bazlı çözümlere vurgu yaptı. Aydın, "Uygulamalar ekolojik, ekonomik ve sürdürülebilir olmalı. Dereler artık atık su taşıyor; Gediz dahil 25 havzada kirlilik sorunu var. Bu nedenle dere ağızlarında besin yükünü yakalayacak tampon bölgeler oluşturmalı ve biyokütle kazanımını hızlandıracak sistemler kurmalıyız. Mikroalg perdeleri ve kafesler bu konuda çözüm olabilir" şeklinde konuştu. Prof. Dr. Altuğ: "Körfez’deki birikimle savaşacak bakterileri artırmamız lazım" İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Gülşen Altuğ, "Türkiye Denizlerinden İzole Edilen Bakterilerin Biyoteknolojik Kullanım Potansiyelleri" başlıklı sunumunda, Marmara Denizi’nde yaşanan müsilaj sorununa biyolojik çözüm yöntemlerini anlattı. Altuğ, zeolit aracılığıyla bakterileri deniz dibine aktararak organik maddeyi parçalayan faydalı bakterilerin sayısını artırmanın ekosistem için kritik olduğunu vurguladı. "Bakteriler iyiler, kötüler ve fırsatçılar olarak ayrılıyor. Organik madde arttığında iyilerin sayısını artırmak gerekiyor. Her alanın özgün şartlarına göre sorunu tanımlayıp müdahale etmeliyiz" dedi. "Besin kirliliği toksik alg patlamalarını tetikliyor" Berlin Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ferdinand L. Hellweger, "Zararlı Siyanobakteri Patlamaları: Ekoloji, Toksisite ve Yönetim" başlıklı sunumunda, su ekosistemlerini tehdit eden toksik alg patlamalarına dikkat çekti. Hellweger, besin kirliliğinin yüksek olduğu ortamlarda toksin üreten alg türlerinin arttığını vurguladı ve Kuzey Amerika’dan örnekler vererek yüksek kirliliğin toksik patlamaları tetikleyebileceğini söyledi. Ayrıca geliştirdikleri modellerle toksin üretimini tahmin ettiklerini ve sonuçların sahadaki verilerle uyumlu olduğunu belirtti. Prof. Dr. Lök: "Midyelerle Körfez’in kirliliğini izleyip temizleyebiliriz" Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aynur Lök, çift kabuklu canlıların suyu temizlemede etkili olduğunu vurguladı. Midyeler ve diğer çift kabuklular, planktonları, organik ve inorganik maddeleri, ağır metalleri, mikroplastikleri ve çeşitli kirleticileri filtreleyerek su kalitesini iyileştiriyor. Lök, "Midyeleri kullanarak körfezde kirliliği izleyebilir, atık suları arıtabilir ve ötrifikasyonu azaltabiliriz" dedi. "Deniz hıyarları Körfez’in temizliğinde rol oynayabilir" Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nden Doç. Dr. Mustafa Tolga Tolon, İzmir Körfezi’ndeki artan organik çökelti sorununa işaret etti. Tolon, deniz hıyarlarının "deniz tabanının temizlikçileri" olarak organik çökeltileri tüketip ekosistemin dönüşümüne katkı sağladığını belirtti. Yöntemin kontrollü uygulanması gerektiğini vurgulayan Tolon, "İyileşmeye yakın bölgelerde uygun alanlar belirlenmeli ve bu alanlar deniz hıyarlarıyla zenginleştirilmeli. Bu canlılar sürdürülebilir bir ekosistem için önemli" dedi. Prof. Dr. Davidson: "Devlet müdahalesi şart" İskoçya Deniz Bilimleri Derneği’nden Prof. Dr. Keith Davidson, erken uyarı sistemlerini anlattı. İskoçya’da alg patlamalarının doğal olduğunu ve Atlantik somonları ile kabukluları tehdit ettiğini belirten Davidson, 2013’te 70 kişinin kabuklu canlılardan zehirlendiğini hatırlattı. Alg patlamalarının İskoçya’da çok yaygın olduğunu vurgulayan Davidson, "Güvenliğin sağlanması için devletin müdahil olması gerekiyor. Potansiyel zararlı plankton ve toksinler takip edilmeli, sık analizlerle önceden tespit ve önlem alınmalı" dedi. Dr. Yuan: "Modifiye kil ile körfezde hızlı iyileşme sağladık" Çin Bilimler Akademisi Okyanus Bilimi Enstitüsü’nden Dr. Isaac Yongquan Yuan, İzmir Büyükşehir Belediyesi ile körfezde yürüttükleri çalışmaları anlattı. Yuan, "2024 yılında Büyükşehir Belediyesi ile düzenlenen çalıştayın ardından iş birliğimiz başladı. Modifiye kil uygulamasıyla mikroorganizmaların oranını yüzde 85 azalttık, zararlı türlerde düşüş gözlemledik. Balık ölümleri durdu, yaklaşık bir ay içinde suyun rengi normale döndü. Tek bir uygulamayla önemli sonuçlara ulaştık. Gelecekte daha kapsamlı kil temelli sistemler ve erken uyarı mekanizmalarına ihtiyaç var. İş birliğimizi sürdürmek istiyoruz" dedi. Lenoro: "Kil uygulaması için devlet desteği şart" İskoç Deniz Bilimleri Derneği’nden Anita Flores Lenoro, İskoçya’daki zararlı alg patlamaları ve modifiye kil uygulamalarını anlattı. Lenoro, "Acil bir durum var, özel sektör ve kamu birlikte hareket etmeli. Fon yetersiz kalabiliyor; hükümetin kaynak ayırması şart. Modifiye killer farklı toksinleri hedef alabiliyor. Önce suda hangi toksinler olduğunu bilmemiz ve doğru şekilde uygulamamız gerekiyor; aksi takdirde zarar verebilir" dedi. Dünyadan İzmir Körfezi’ne bakış Konferans kapsamında Amerika Birleşik Devletleri Purdue Üniversitesi Öğretim Üyesi David Clıdence, Vanderbilt Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Richard Dick Speece ile hazırladıkları "Düşük Çözünmüş Oksijen Seviyesine Sahip Su Kütlelerinde Oksijen Takviyesi Stratejisi" hakkında sunum yaptı. Malezya’dan Uluslararası Zararlı Algleri Araştırma Derneği (ISSHA) Başkan Yardımcısı Prof. Dr. PoTeen Lim ve Çin Bilimler Akademisi’nden Dr. Isaac Yongquan Yuan ise farklı coğrafyalardaki alg patlamalarının dinamiklerini ve ekolojik etkilerini İzmir örneğiyle karşılaştıran bir mesaj iletti.