GÜNDEM - 29 Mart 2026 Pazar 10:12

İEÜ İşletme Fakültesi’nden sınırları aşan başarı

A
A
A
İEÜ İşletme Fakültesi’nden sınırları aşan başarı

İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) İşletme Fakültesi, finans ve muhasebe alanında dünyanın en saygın kuruluşlarından biri olan Association of Chartered Certified Accountants (ACCA) tarafından akredite edilerek eğitim kalitesini uluslararası düzeyde bir kez daha tescilledi.


Güçlü sektör bağlantıları, öğrencilerine sunduğu imkanlar ve geliştirdiği iş birlikleriyle fark oluşturan İEÜ İşletme Fakültesi, küresel ölçekte mezunlar yetiştirmek hedefiyle attığı stratejik adımların karşılığını aldı. ACCA Türkiye Ülke Müdürü Seval Sır, üniversiteye gerçekleştirdiği ziyarette; İşletme, Muhasebe ve Denetim ile Uluslararası Ticaret ve Finansman bölümlerini kapsayan akreditasyon belgelerini, bölüm başkanlarına takdim etti. İzmir Ekonomi Üniversitesi İşletme Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Burcu Güneri Çangarlı, ACCA’nın dünya genelinde 180’den fazla ülkede faaliyet gösteren, son derece saygın ve etkili bir meslek kuruluşu olduğuna dikkat çekti. Fakülte olarak, uluslararası standartlarda güçlü bir eğitim altyapısına sahip olduklarını söyleyen Prof. Dr. Çangarlı, bu akreditasyon sayesinde mezunların iş dünyasına önemli avantajlarla adım atacağını ve kariyer yolculuklarında yüksek rekabet gücüne sahip olacağını ifade etti.



"Küresel iş dünyasına hazırlar"


Prof. Dr. Çangarlı, "ACCA akreditasyonu, sadece eğitim kalitemizin uluslararası düzeyde onaylanması anlamına gelmiyor; aynı zamanda öğrencilerimizin küresel iş dünyasına hazır bireyler olarak yetiştiğinin de güçlü bir göstergesi. Öğrencilerimiz, mezun olmadan önce uluslararası mesleki standartlarla tanışıyor; analitik düşünme, etik karar alma ve finansal yetkinlikler gibi kritik becerilerini geliştiriyor. Uluslararası akreditasyonlar ve sektör iş birlikleriyle eğitim altyapımızı sürekli güçlendirmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.



"Başarı ekosistemi oluşacak"


Prof. Dr. Çangarlı, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Bu akreditasyon, fakültemizin geleceğe yönelik stratejik hedeflerini daha da ileri taşıyan önemli bir kaldıraç olacaktır. Uluslararası akreditasyonlarla desteklenen eğitim yapımız; küresel iş birliklerini artırma ve uluslararası öğrenci sayısını yükseltme açısından önemli fırsatlar sunuyor. ACCA gibi güçlü bir kuruluşla sağlanan bu iş birliği, fakültemizin finans ve muhasebe alanlarında küresel ölçekte referans noktalarından biri olma yolculuğunu hızlandıracak. Bu sayede öğrencilerimiz ve mezunlarımız için sürdürülebilir bir başarı ekosistemi oluşturulacaktır."



İEÜ İşletme Fakültesi’nden sınırları aşan başarı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bolu Bolu’da ava giden ve kaybolan vatandaş, 27 saat sonra baygın halde bulundu Bolu’nun Gerede ilçesinde avlanmak için ormanlık alana giden ve kendisinden bir daha haber alınamayan kişi, 27 saat sonra baygın halde bulundu. Olay, Gerede ilçesine bağlı Davutbeyli köyü Kandak Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, dün sabah saat 08.00 sıralarında avlanmak maksadıyla evinden ayrılan A.İ.’nin (57) akşam saatlerinde geri dönmemesi üzerine endişelenen yakınları, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne bildirdi. İhbar üzerine bölgeye çok sayıda ekip sevk edildi. Cumartesi gecesi geç saatlere kadar zorlu arazi şartlarında sürdürülen arama tarama faaliyetlerinde kayıp şahsa ulaşılamadı. Ekipler 27 saat sonra baygın halde buldu Kayıp avcıyı bulmak için bugün sabahın ilk ışıklarıyla birlikte çalışmalar yeniden genişletildi. Arama kurtarma faaliyetlerine jandarma komando, jandarma arama kurtarma (JAK), asayiş timleri, AFAD ekipleri ve bölgeyi iyi bilen vatandaşlar katıldı. Ekiplerin arazide karış karış yürüttüğü çalışmalar meyvesini verdi. A.İ., saat 11.20 sıralarında köy merkezine yaklaşık 2-3 kilometre mesafede JAK ve jandarma komando personeli tarafından arazide baygın vaziyette bulundu. Bulunduğu noktadan jandarma aracına alınan A.İ., hızla köye intikal ettirilerek burada hazır bekleyen sağlık ekiplerine teslim edildi. Sağlık görevlilerince ilk müdahalesi yapılan A.İ.’nin tedavisine başlanırken, olayla ilgili inceleme başlatıldı.
Balıkesir Balıkesir Büyükşehir’in ev sahipliğinde UCLG-MEWA zirvesi UCLG-MEWA Çevre Komitesi Başkanlık Divanı ve Komite Toplantısı’nda konuşan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı ve UCLG-MEWA Çevre Komitesi Başkanı, İklim Elçisi, UCLG-MEWA Eş Başkanı Ahmet Akın, "Çevre gündemi bizim için teknik bir başlık değildir. Çevre gündemi, hayatın sürekliliği gündemidir. Ve hayatın sürekliliği, yerel yönetimlerin omuzlarında yükselen büyük bir sorumluluktur." dedi. Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler Orta Doğu ve Batı Asya Bölge Teşkilatı (UCLG-MEWA) Çevre Komitesi, Balıkesir’de toplandı. Balıkesir Büyükşehir Belediyesinin ev sahipliğinde gerçekleşen toplantıya Türkiye’nin yanı sıra farklı ülkelerden yerel yönetim temsilcileri ve uluslararası kuruluşların üst düzey yetkilileri katıldı. İki oturum halinde hibrit formatta gerçekleşen toplantının ilk oturumunda yeni dönem stratejik öncelikleri ve yol haritası ele alındı. İkinci oturumda ise çevresel riskler ve yerel düzeyde direncin güçlendirilmesi konuları görüşüldü. Ulusal ve uluslararası kurumların, akademik, özel sektör ve yerel yönetim temsilcilerinin görüşlerinin paylaşıldığı toplantıda konuşan Başkan Ahmet Akın, yerelde alınacak çevresel her önlem ve iş birliğinin bölgeyi de doğrudan etkilediğine dikkat çekti. Gelecek süreçte komitenin önünde çok net başlıklar olduğunu vurgulayan Akın bu başlıkları tek tek açıkladı. "Çevre, bütün dengeleri etkiler" Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, "Açıkça söylemek isterim ki bizim coğrafyamızda çevre meselesi yalnızca çevre meselesi değildir. Çünkü bu coğrafyada çevre, ekonomiden güvenliğe kadar hayatın bütün dengelerini etkiler. Ve bu dengelerin ne kadar hızlı sarsılabildiğine her gün yeniden tanık oluyoruz. Bugün enerji akışının sürekliliği, dünyanın en kritik meselelerinden biri haline gelmiş durumda. Son dönemde yaşanan gelişmeler bize bir kez daha gösterdi ki bir enerji hattında yaşanan gerilim, başka bir şehirde faturaya yansıyor. Bir bölgede büyüyen belirsizlik, başka bir ülkede üretimi, ulaşımı ve gündelik hayatı etkiliyor. Çünkü bugün kurduğumuz sistemler birbirine bağlı. Enerji, ulaşım, üretim ve şehir yaşamı artık tek bir akışın parçaları. Bu akışta yaşanan her kırılma, doğrudan şehirlerin işleyişine yansıyor. Enerji alanında uzun yıllar çalışmış biri olarak şunu çok net söyleyebilirim: Enerji arzındaki dalgalanma artık yalnızca ekonomik bir başlık olarak görülemez. Bu, şehirlerin düzenini belirleyen bir meseledir. Ve en temelde, hayatın kesintiye uğrayıp uğramayacağı meselesidir. İşte tam da bu yüzden, bugün Orta Doğu ve Batı Asya coğrafyasında çevreyi konuşmak, insanların yarına hangi güvenle uyanacağını konuşmaktır. Suyun devam edip etmeyeceğini konuşmaktır. Gıdaya erişimin ne kadar kırılgan hale geldiğini konuşmaktır. Enerjinin maliyetini, sürekliliğini ve adaletini konuşmaktır. Afetler karşısında şehirlerimizin ne kadar hazırlıklı olduğunu konuşmaktır. Kentlerimizin ne kadar dayanıklı, ne kadar dirençli ve ne kadar kapsayıcı olduğunu konuşmaktır. Daha da önemlisi, şehirde yaşayan insanların hayatlarının ne kadar korunabildiğini konuşmaktır" ifadelerini kullandı. "Yerel yönetimlerin sorumluluğu her geçen gün büyüyor" "Bizim coğrafyamız, dünyanın en hassas bölgelerinden biridir" diyen Akın, "İklim krizi burada daha sert hissediliyor. Kuraklık burada daha ağır sonuçlar doğuruyor. Su stresi burada gündelik hayatı doğrudan etkiliyor. Hızlı kentleşme, enerji baskısı, atık yönetimi sorunları, gıda güvenliği kaygıları ve afet riskleri burada sadece birer rapor başlığı olarak kalmıyor. Doğrudan evlere, sofralara, iş yerlerine ve şehirlerin geleceğine dokunuyor. Bu nedenle yerel yönetimlerin sorumluluğu her geçen gün daha da büyüyor. Bugün belediyeler, vatandaşın hayatına en yakın kamu kurumlarıdır. Sorunlar ilk başta bizim kapımıza gelir. Beklenti ilk bize yönelir. Güven ilk bizden beklenir. Bir şehirde su akıyorsa, enerji sistemi işliyorsa, afet anında koordinasyon kurulabiliyorsa, gıda zinciri korunabiliyorsa, kamusal alan sağlıklı ve güvenliyse bunun en güçlü taşıyıcılarından biri yerel yönetimdir. Çünkü belediyecilik, hayatın gündelik akışını koruma sorumluluğudur. Çevre gündemi, bizim için teknik bir başlık değildir. Çevre gündemi, hayatın sürekliliği gündemidir. Ve hayatın sürekliliği, yerel yönetimlerin omuzlarında yükselen büyük bir sorumluluktur" şeklinde konuştu. UCLG-MEWA iklim elçisi Akın: "Çözüm üretme kabiliyetini büyütmeliyiz" Hiçbir şehrin tek başına güvende kalmayacağını söyleyen Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı ve UCLG-MEWA Çevre Komitesi Başkanı, İklim Elçisi, UCLG-MEWA Eş Başkanı Ahmet Akın, "Hiçbir belediye yalnızca kendi sınırları içinde çözüm üretip uzun vadede rahat edemez. İklim krizi sınır tanımıyor. Afetler sınır tanımıyor. Enerji kırılganlığı sınır tanımıyor. Gıda baskısı sınır tanımıyor. Sorunların sınır tanımadığı bir dönemde, çözümlerimizi dar alanlara hapsetme lüksümüz yok. O halde bizim cevabımız da ortak akıl, ortak kapasite ve ortak hareket olmalıdır. Bu komitenin asıl değeri tam da burada ortaya çıkıyor. Amacımız, sorunların büyüklüğünü bir kez daha tarif etmek değildir. Bizim ihtiyacımız olan şey, çözüm üretme kabiliyetini büyütmektir. Belediyelerin birbirine hız kazandırdığı bir zemin oluşturmalıyız. Deneyimin görünür olduğu, çözümün paylaşıldığı ve kapasitenin birlikte büyütüldüğü bir yapı kurmalıyız. Bir belediyenin elinde işe yarayan bir model varsa bu model başka şehirler için aylarca uzaktan izlenen bir örnek olarak kalmamalıdır. Hızla paylaşılmalıdır. Uyarlanmalıdır. Uygulanmalıdır. Teknik bilgi dar çevrelerde dolaşan bir ayrıcalık olmamalıdır. Belediyelerin kullanabildiği ortak bir güce dönüşmelidir. Doğru proje ile doğru finansman arasındaki mesafe çok uzunsa, orada yalnızca kaynak sorunu yoktur. Orada koordinasyon sorunu vardır. Orada mekanizma sorunu vardır. Yerel yönetimlerin kapasitesini tek tek değil; birlikte büyütebilirsek, gerçek anlamda bir fark oluştururuz. Ben, yeni dönemde tam olarak böyle bir yapı görmek istiyorum. Birbirine sadece ilham veren değil, birbirine somut olarak güç kazandıran bir yapı. Sonuç üreten bir yapı. Salondan çıkan cümleleri, sahada karşılığı olan adımlara dönüştüren bir yapı" dedi. "Yönetişim alanında yerel kapasiteyi güçlendirmeliyiz" Gelecek süreçte komitenin önünde çok net başlıklar olduğuna dikkat çeken Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, "Bu başlıkların her biri, hayatın sürekliliğini koruma sorumluluğunun bir parçasıdır. İlk olarak iklim eylemi ve çevresel yönetişim alanında yerel kapasiteyi güçlendirmeliyiz. Belediyelerimizin yalnızca hedef açıklayan kurumlar olması yetmez; veriyle çalışan, plan yapan, uygulayan ve sonuç üreten kurumlar haline gelmesi gerekir. Çünkü ölçemediğimiz bir riski yönetemeyiz. Yönetemediğimiz bir riski de azaltamayız. İkinci olarak afet risk azaltma ve kentsel dirençlilik meselesini merkezde tutmalıyız. Afet olduktan sonra müdahale eden anlayış, artık tek başına yeterli değildir. Hazırlık, bugünün en temel kamu sorumluluklarından biridir. Dirençlilik, kriz anında gösterilen refleksle başlamaz; krizden önce kurulan düzenle başlar. Üçüncü olarak sürdürülebilir enerji dönüşümünü yerel düzeyde hızlandırmak zorundayız. Enerji artık sadece altyapı konusu değildir. Ekonomik dayanıklılık meselesidir. Sosyal adalet meselesidir. Kent güvenliği meselesidir. Daha temiz, daha erişilebilir ve daha güçlü enerji sistemleri kurmak; şehirlerimizin geleceği açısından hayati önemdedir. Çünkü enerji kesildiğinde yalnızca ışık sönmez. Şehrin ritmi bozulur. Dördüncü olarak sürdürülebilir gıda sistemleri ve kentsel tarım meselesini daha güçlü biçimde gündemimize almalıyız. Gıda güvenliği artık yalnızca tarım sektörünün konusu olarak görülemez. Bu, şehirlerin dayanıklılık meselesidir" ifadelerini kullandı. "Bu stratejinin sahadaki karşılığını belediyeler üretir" Toprağın korunması, üreticinin desteklenmesi, suyun akıllı kullanımı ve yerel üretim kapasitesinin güçlendirilmesi konularının geleceğin en kritik başlıklarından olduğunu söyleyen Başkan Akın, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Beşinci olarak döngüsel ekonomi ve atık yönetimi alanında daha ileri uygulamalar üretmek zorundayız. Atık meselesine yalnızca bertaraf edilmesi gereken bir yük gibi bakamayız. Kaynağı koruyan, verimliliği artıran ve şehirlerin maliyet baskısını azaltan yeni modeller geliştirmeliyiz. Altıncı olarak kapasite geliştirme ve bilgi paylaşımını yapının kalbine yerleştirmeliyiz. Bölgemizde birçok belediye, benzer sorunlarla mücadele ediyor. Ama hepsi aynı teknik imkana, aynı insan kaynağına ve aynı uluslararası erişime sahip değil. İşte tam bu noktada UCLG-MEWA daha güçlü bir rol üstlenmelidir. Bilgiyi toplayan, sadeleştiren, paylaşan ve uygulanabilir hale getiren bir merkez olmalıdır. Yedinci olarak ortaklıklarımızı büyütmeliyiz. Uluslararası kuruluşlarla, akademiyle, sivil toplumla, özel sektörle ve finans mekanizmalarıyla daha güçlü bağlar kurmalıyız. Çünkü yerel yönetimlerin etki alanı, kurduğu ortaklıklar kadar genişler. Dönüşüm iradesi kadar, o iradeyi taşıyacak ittifaklar da önemlidir. Ben, yerel yönetimlerin gücüne inanıyorum. Çünkü yerel yönetimler, hayatın gerçeğine temas eder. Bir stratejinin sahadaki karşılığını belediyeler üretir. Bir hedefin vatandaşın hayatına değip değmediğini belediyeler gösterir. Bir vizyonun kâğıttan çıkıp çıkmadığını belediyeler belirler. Bu yüzden çevre ve iklim gündeminde, yerel yönetimlerin daha çok konuştuğu bir dönemden çok, daha çok yön verdiği bir döneme ihtiyacımız var. Bizim görevimiz şehirlerimizde güven üretmektir. İnsanlar, belediyeye baktığında şunu hissetmelidir: Bu şehir, riskleri görüyor. Bu şehir, hazırlık yapıyor. Bu şehir, kaynaklarını koruyor. Bu şehir, insanını yalnız bırakmıyor. Bu şehir, kendi yarınını ciddiye alıyor. Ben, belediyeciliğe tam da böyle bakıyorum. Bir şehirde hayatın devam edebilmesi için hangi güvencelere ihtiyaç varsa yerel yönetim, o güvenceleri güçlendirmek zorundadır. Çünkü çevre politikası aynı zamanda bir sosyal adalet politikasıdır. Aynı zamanda kent hakkı meselesidir. Aynı zamanda nesiller arası sorumluluk meselesidir." "Daha yeşil şehirler elbette önemlidir. Ama bizim coğrafyamızın ihtiyacı aynı zamanda daha hazırlıklı, daha dayanıklı, daha adil ve daha koordineli şehirlerdir" diyen Akın konuşmasını şöyle sürdürdü; "Ben yeni dönemde UCLG Orta Doğu ve Batı Asya Bölgesi Çevre Komitesinin tam da bu anlayışla ilerlemesini istiyorum. Belediyelerin yalnız bırakılmadığı, çözümün paylaşıldığı ve hızın birlikte üretildiği bir yapı kuracağız. Bir şehirde işe yarayan bir uygulamanın, başka bir şehir için gecikmeden erişilebilir olduğu bir düzen kuracağız. Teknik bilgiyi sınırlı çevrelerde tutan değil, belediyelerin kullanımına açan bir yaklaşım geliştireceğiz. Doğru projeleri doğru kaynaklarla daha hızlı buluşturan bir eşgüdüm üreteceğiz. Akran öğrenimini güçlendiren, iyi uygulamaları çoğaltan, belediyelerin elini somut olarak güçlendiren bir mekanizma inşa edeceğiz. Bunu başarabilirsek bu komite yalnızca konuşan bir yapı olarak kalmayıp yol açan bir yapı olarak anılır. Güç veren bir yapı olarak anılır. Bölgesinde istikamet üreten bir yapı olarak anılır. Çünkü şehirler arasında kurulan güçlü bağlar, bölgemizin geleceğini şekillendirecek en önemli imkanlardan biridir. Bugün burada bulunan her belediye, kendi deneyimiyle bu ortak akla katkı sunuyor. Her şehir, kendi mücadelesiyle bu masaya değer katıyor. Her temsilci, kendi sahasının bilgisini bu yapının ortak hafızasına taşıyor. Bu çok kıymetli. Çünkü geleceği tek başına kuran şehir yoktur." Toplantıda konuşan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı ve UCLG-MEWA Çevre Komitesi Başkanı, UCLG-MEWA İklim Elçisi, UCLG-MEWA Eş Başkanı Ahmet Akın, "Önümüzde zor bir dönem var. Bunu inkâr edemeyiz. Ama önümüzde güçlü bir imkan da var. Eğer doğru iş birliği zeminini kurabilirsek, eğer bilgiyi paylaşabilirsek, eğer yerel kapasiteyi büyütebilirsek, eğer çevreyi hayatın merkezinden okuyabilirsek MEWA coğrafyasındaki şehirler çok daha güçlü bir gelecek kurabilir. Ben, buna yürekten inanıyorum. Bugün şehirlerimizin ihtiyacı, güçlü cümlelerden önce güçlü bir yön duygusudur. Yerel yönetimlerin ihtiyacı, daha fazla görünürlükten önce daha fazla kapasitedir. Vatandaşlarımızın ihtiyacı ise son derece nettir. Daha güvenli, daha düzenli, daha dirençli ve daha yaşanabilir şehirler. Bizler, bu ihtiyaca cevap üretmekle sorumluyuz. Çünkü çevre gündemi, hayatın sürekliliği gündemidir. Ve bir şehirde hayat aksadığında, bunun bedelini en çok vatandaş öder. Hayat güçlendiğinde ise bunun karşılığını bütün şehir hisseder. Bugün burada kurduğumuz ortak iradenin, bölgemiz için güçlü sonuçlar üretmesini diliyorum. Birbirimizden öğrenerek ve birbirimize güç vererek şehirlerimiz için daha sağlam bir gelecek kuracağımıza inanıyorum" dedi. Çevresel sürdürülebilirlik, tarım, enerji ve afet hazırlığı gibi alanlarda yüksek potansiyele sahip bir şehir olan Balıkesir’de olmaktan mutluluk duyduğunu belirterek konuşmasına başlayan UCLG-MEWA Genel Sekreteri Dr. Mehmet Duman, "Bugün burada bir komite toplantısı için bir araya gelmiş olabiliriz fakat gerçekte yaptığımız şey bundan çok daha fazlasıdır. Biz bugün, bölgemizin çevresel geleceğine dair ortak bir sorumluluğu yeniden üstleniyoruz. Biz burada yalnızca deneyim paylaşmak için bulunmuyoruz. Aynı zamanda birlikte öğrenmek, birlikte pozisyon almak ve birlikte güçlenmek için buradayız. Yerel yönetimler artık sadece uygulayıcı değil, ayni zamanda yön verici aktörlerdir. 2016’dan sonra kabul edilen Yeni Kentsel Gündem’in de ruhu budur. Ulusal ve küresel gündemlerin sahadaki karşılığı şehirlerdir. Bu nedenle Komitemizin gücü, MEWA bölgesinin ortak kapasitesini temsil etmektedir. Bu noktada uluslararası çerçeveler, bizlere önemli bir yön göstermektedir. 2015-2030 yıllarını kapsayan Sendai Afet Risk Azaltma Çerçevesi, riskleri anlamak, yönetişimi güçlendirmek, dirençli yatırımları artırmak ve afetlere hazırlığı geliştirmek üzere dört temel öncelik ortaya koymaktadır. Yerel yönetimler bu çerçevenin uygulanmasında kritik aktörlerdir. Artık yalnızca konuşmak değil, somut ilerleme kaydetmek zorundayız. UCLG-MEWA olarak bizler, şehirlerin gücüne inanıyoruz. Tüm zorluklara rağmen yerel liderliğin dönüştürücü etkisini her gün görüyoruz. Bu platformun yeni dönemde daha görünür, daha etkili ve daha üretken bir yapıya kavuşacağına inanıyorum. Bunun için gerekli irade bölgemizde mevcuttur. Nazik ev sahipliği için Sayın Ahmet Akın Başkanımıza, komitemizin eş başkanlarına ve katkı sunacak olan tüm uzmanlara tekrar çok teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.