EĞİTİM - 09 Nisan 2026 Perşembe 16:39

YÖK ile EBSO arasında iş birliği protokolü

A
A
A
YÖK ile EBSO arasında iş birliği protokolü

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, İzmir’de, Yükseköğretim Kurulu ile Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) arasında "Üniversite-Sanayi İş Birliği Protokolü" imza törenine katıldı. Ege Bölgesi Sanayi Odası’nda (EBSO) düzenlenen törende konuşan Özvar, protokolün, yükseköğretim sistemi ile sanayi arasında Türkiye’nin geleceğine dair ortak bir vizyonu ortaya koyduğunu ifade etti.


Günümüz dünyasında yükseköğretim; ülkelerin kalkınma kapasitesini belirleyen, beşeri sermayesini şekillendiren, üretim yapısını dönüştüren ve uluslararası rekabet gücünü tayin eden stratejik bir alan haline geldiğini belirten Özvar, "Bu nedenle, yükseköğretim politikalarının sadece bugünün ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik değil aynı zamanda gelecekteki ekonomik ve teknolojik değişimleri ve iş gücü ihtiyaçlarını öngören uzun vadeli bir anlayışla belirlenmesi gerekmektedir. Biz de son yıllarda yükseköğretim sistemimizi bu anlayışla yeniden yapılandırıyoruz" dedi.


Yükseköğretimde yeni bir paradigma değişimini, stratejik bir dönüşümü hayata geçirdiklerini vurgulayan Özvar, şunları söyledi:


"Bu paradigma değişimi, yükseköğretimi kalite, istihdam uyumu ve toplumsal katkı ekseninde yeniden tanımlayan bütüncül bir dönüşüm sürecini ifade etmektedir. Bizim için asıl önemli olan husus; mezunlarımızın öğrenim gördükleri alanda ne kadar yetkin oldukları, iş gücü piyasasına ne kadar hızlı ve sağlıklı bir şekilde entegre oldukları, edindikleri bilgi ve becerilerin sektörün beklentileriyle ne ölçüde örtüştüğü, üretime ne düzeyde katkı sundukları ve ülkemizin kalkınma hedeflerine nasıl bir değer kattıklarıdır."



"Üniversite-sektör iş birliğini yapısal bir zorunluluk olarak görüyoruz"


Özvar, yürütülen stratejik dönüşüm sürecinin en kritik boyutlarından birinin "yükseköğretim ile sektör arasındaki ilişkinin yeniden kurgulanması" olduğunu söyledi.


"Bugün geldiğimiz noktada üniversite-sektör iş birliğini bir tercih olarak değil yapısal bir zorunluluk olarak görmek durumundayız" ifadesini kullanan Özvar, "Önümüzdeki temel mesele, yükseköğretim sistemimizin ürettiği insan kaynağı ile sektörlerin ihtiyaç duyduğu beceriler arasında güçlü, dinamik ve sürdürülebilir bir uyum tesis etmektir. İşte Yükseköğretim Kurulu olarak son yıllarda gerçekleştirdiğimiz pek çok politika tam da bu hedef doğrultusunda şekillenmektedir" dedi.


Özvar, yapay zeka, dijital teknolojiler, ileri üretim sistemleri, yeşil dönüşüm, enerji, tarım teknolojileri ve sağlık alanları gibi stratejik sektörlerde yeni programların açılmasının, bu dönüşümün en somut göstergelerinden biri olduğunu söyledi.



"OSB-MYO mezunlarının istihdam oranı yüzde 90’ların üzerinde"


Amaçlarının yükseköğretim sistemini dönüşümü geriden takip eden değil, dönüşümü öngören ve yön veren bir yapıya kavuşturmak olduğunu belirten Özvar, sözlerini şöyle sürdürdü:


"Bu dönüşümün sahadaki en güçlü ve en somut yansımalarından biri, Organize Sanayi Bölgeleri Meslek Yüksekokulları yani OSB-MYO modelidir. Bu modelde öğrenciler yalnızca sınıfta değil, doğrudan üretim ortamında öğrenmektedir. Sınıfta edinilen teorik bilgi, aynı zamanda üretim bandında, atölyede veya sahada pratiğe dönüşmektedir. Bu durum, öğrenmenin doğasını değiştirmekte ve öğrencilerimizin mezuniyet sonrasında iş hayatına uyum süreçlerini önemli ölçüde kısaltmaktadır. Mevcut durumda 21 üniversitemizde 22 OSB-MYO faaliyet göstermektedir. Burada 37 farklı türde 119 program Kurulumuz tarafından desteklenmektedir. OSB-MYO mezunlarının istihdam oranlarının yüzde 90’ların üzerine çıkması bu projenin başarısını açık bir şekilde ortaya koymaktadır."


Yükseköğretim Kurulu olarak başta Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olmak üzere ilgili kamu kurum-kuruluşları ve Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) ile bu modeli yaygınlaştırmak, mevcut yapıları güçlendirmek ve ülke geneline taşımak için kapsamlı çalışmalar yürüttüklerini belirten Özvar, "Çok daha fazla sayıda OSB-MYO’yu ülkemize kazandıracağız" dedi.



"7 ilimizde pilot uygulamalara başlıyoruz"


Son dönemde izledikleri stratejik dönüşümün bir diğer önemli boyutunu da "işyeri temelli uygulamalı eğitim modeli"nin oluşturduğunu vurgulayan Özvar, şunları kaydetti:


"Bu süreçte işletmeler yalnızca bir uygulama alanı değil, aynı zamanda eğitim sürecinin aktif bir paydaşı haline gelmektedir. Müfredatın hazırlanmasından uygulama süreçlerinin yürütülmesine kadar pek çok aşamada sektör temsilcilerinin katkısı alınmakta, böylece eğitim ile üretim arasında güçlü bir bütünlük sağlanmaktadır. Bu modelin en önemli kazanımlarından biri; tıpkı OSB-MYO modelinde olduğu gibi, öğrencilerimizin mezuniyet öncesinde gerçek iş ortamıyla güçlü bir bağ kurmalarıdır. Bu kapsamlı dönüşümün sağlıklı bir şekilde hayata geçirilebilmesi için pilot uygulamalara başlıyoruz. Bu doğrultuda Konya, Gaziantep, İstanbul, Bursa, Kocaeli, İzmir ve Ankara olmak üzere 7 ilimizde uygulamayı başlatıyoruz."


Özvar, bu çerçevede, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı arasında imzalanan iş birliği protokolünün de son derece kıymetli olduğunu dile getirdi.


Yükseköğretim Kurulu ile TOBB arasındaki iş birliği çerçevesinde şu ana kadar 104 üniversitede 381 meslek yüksekokulunun 283 oda ve borsa ile eşleştirildiğini aktaran Özvar, "Hedefimiz; birlikte istihdama duyarlı programlar oluşturmak ve sektörün ihtiyaçlarına uygun eğitim ve staj olanaklarını artırmaktır. Bu kapsamda, eşleştirilen her meslek yüksekokulunda odalar ve borsalar tarafından belirli sayıda öğrenciye burs verilecektir. Benzer şekilde, İstanbul Sanayi Odası ile de bir iş birliği protokolü imzalamış bulunuyoruz" diye konuştu.


EBSO ile imzalanan protokolün, bu bütüncül dönüşüm sürecine yeni bir güç ve yeni bir ivme kazandıracağını söyleyen Özvar, Ege Bölgesi Sanayi Odası’nın uzun yıllara dayanan üniversite-sanayi iş birliği tecrübesinin, bu anlamda son derece kıymetli bir birikimi ifade ettiğini vurguladı.



"Ar-Ge ve inovasyon gibi birçok alanda somut adımlar atılacak"


Bu protokolle, bölgedeki üniversiteler ile sanayi arasındaki iş birliğinin çok daha sistematik, programlı ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşacağını vurgulayan Özvar, "İşletmede mesleki eğitim faaliyetlerinin yaygınlaştırılması, müfredatların sektör katkısıyla güncellenmesi, yeni programların birlikte tasarlanması, Ar-Ge ve inovasyon süreçlerinin ortaklaşa yürütülmesi gibi birçok alanda somut adımlar atılacaktır. Bu yönüyle imzaladığımız protokol; yükseköğretim ile sanayi arasında güçlü ve kalıcı bir ekosistem kurma iradesinin somut bir tezahürüdür" ifadelerini kullandı.



İzmir verilerini paylaştı


Bugün imzaladıkları protokolün bu büyük dönüşüm sürecine önemli katkılar sunacağına yürekten inandığını belirten Özvar, "Bu protokol, Ege Bölgesi Sanayi Odası’nın katkılarıyla İzmir’de 8 üniversitemizi ve bir vakıf meslek yüksekokulumuzu doğrudan etkilemektedir. Sunulan güncel verilere göre İzmir’de bu kapsamda yer alan 41 farklı sektörle yapmış olduğumuz analiz sonucunda eşleşmiş olan 93 farklı program türünde eğitim gören toplam 12 bin 627 öğrenci işletmede mesleki eğitim imkanlarından istifade edecek" dedi.



"Amacımız, arz-talep dengesine katkı sunmak"


EBSO Başkanı Ender Yorgancılar da Yükseköğretim Kurulu Başkanı Özvar’a sanayinin ihtiyaç duyulan alanlarına ve mesleki eğitimin geliştirilmesine verdiği desteklerden dolayı teşekkür etti.


Yorgancılar, "Bugün imzaladığımız EBSO-Yükseköğretim Kurulu iş birliği protokolü ile amacımız; çok daha aktif çok daha güçlü sanayi-akademi iş birliği sağlamak ve iş gücündeki arz-talep dengesine katkı sunmaktır" diye konuştu.


İş birliği protokolü, Özvar ile Yorgancılar tarafından imzalandı. Törene, Yükseköğretim Kurulu Başkan Vekili Prof. Dr. Naci Gündoğan, Yükseköğretim Yürütme Kurulu Üyeleri Prof. Dr. Hüseyin Karaman, Prof. Dr. Erol Arcaklıoğlu, Prof. Dr. Mahmut Ak, İzmir ve Ege bölgesindeki rektörler de katıldı.



"Yükseköğretimde Mesleki Eğitimin Yaygınlaştırılması" toplantısı yapıldı


Özvar, ayrıca, yine EBSO’da düzenlenen "Yükseköğretimde Mesleki Eğitimin Yaygınlaştırılması" toplantısına katıldı.


Rektörler ile OSB-MYO’larda görev yapan akademisyenlerin de katıldığı toplantıda konuşan Özvar, derslerin sadeleştirilmesi konusuna vurgu yaptı.


Toplantının devamında Özvar, akademisyenlerin sorularını cevapladı.



YÖK ile EBSO arasında iş birliği protokolü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Bakan Uraloğlu: "Trabzon ile Samsun arasını 2 saate düşüreceğiz" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Trabzon ile Samsun arasını 2 saate düşürecek Samsun-Trabzon-Sarp hızlı tren demiryolu projemiz ile Samsun’dan itibaren; Ordu, Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin olmak üzere tüm kentlerimizi birbirine bağlamış olacağız" dedi. Ankara’da düzenlenen Trabzon Günleri’nin açılış programı 1. TBMM Binası’nda yoğun katılımla gerçekleştirildi. Açılışın ardından 1. TBMM Binası’ndan mehteran eşliğinde Millet Bahçesi’ndeki fuaye alanına yüründü. Programa katılan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Millet Bahçesi’nde düzenlenen programda konuşma gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Trabzon’u yarınlara daha güçlü taşımak için eğitimden sağlığa, ulaşımdan çevre ve şehirciliğe, üretimden teknolojiye her alanda dev yatırımlar gerçekleştirdiklerini belirten Bakan Uraloğlu, "Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak Trabzon’umuzun ulaşım altyapısını dönüştürüyoruz, geliştiriyoruz. Bölünmüş yollar, BSK’lı yollar yaptık. Avrupa’nın en uzun çift tüplü karayolu tüneli Zigana Tüneli’ni inşa ettik. Şehir içi trafiğine nefes aldıracak Kanuni Bulvarı’nda sona yaklaştık. Trabzon Güney Çevre Yolu’muzu da iki kesim halinde hayata geçiriyoruz. Birinci etabında çalışmalar tüm hızıyla sürüyor" diye konuştu. "Trabzon ile Samsun arasını 2 saate düşüreceğiz" Hem Trabzon’u modern bir kent içi raylı sistemle donatacak hem de hızlı tren ile tanıştıracak dev projelerin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vizyonuyla hayata geçtiğini kaydeden Uraloğlu, "Trabzon ile Samsun arasını 2 saate düşürecek Samsun-Trabzon-Sarp hızlı tren demiryolu projemiz ile Samsun’dan itibaren; Ordu, Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin olmak üzere tüm kentlerimizi birbirine bağlamış olacağız. Yapım çalışmalarına da Kırıkkale-Çorum arasında başladık. Bu sene devamını da ihale edeceğiz. Trabzon Büyükşehir Belediyemizle birlikte hayata geçirdiğimiz Trabzon Hafif Raylı Sistem Hattımızın Akyazı - Havalimanı arasındaki 16,2 km uzunluğundaki 1.etabınının yapım ihalesine de önümüzdeki günlerde çıkacak ve inşa çalışmalarımıza başlayacağız" ifadelerini kullandı. "Mevcut pistten biraz daha kuzeye denizde yeni havalimanımızı inşa edeceğiz" Yeni Trabzon Havalimanı’nı da 10 milyon yolcu kapasiteli terminal binası ve 3 bin metrelik pistiyle büyük gövdeli uçakların inebileceği şekilde tasarladıklarını aktaran Uraloğlu, şöyle konuştu: "Şimdi yeni projemiz kapsamında mevcut pistten biraz daha kuzeye denizde yeni havalimanımızı inşa edeceğiz. Yatırım programına aldık, ihalesini yaptık, yer teslimi yaptık. Yakın zamanda temeli atıp yapım çalışmalarına başlayacağız. Kimsenin, hiçbir hemşerimizin şüphesi olmasın ki biz durmadan çalışıyoruz; projelerimizle Trabzon’u Karadeniz’in lojistik, üretim ve turizm üssü haline getiriyoruz. ‘Doğduğun yer değil, doyduğun yer’ derler ya Biz doyduğumuz yerde de doğduğumuz yeri hiç unutmadık. Nerede olursak olalım, bir memleket özlemi taşıdık. Trabzon’umuzu daha güçlü ve refah dolu bir geleceğe taşımak için çalışıyoruz. Trabzon kalkınırsa Karadeniz yükselir, Karadeniz yükselirse Türkiye güçlenir dedik." "Gelin, hep birlikte Karadeniz fırtınasını Başkent’te estirelim" Uraloğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ankara’da yaşayan binlerce Trabzonlu hemşerimiz bir araya gelecek, hasret giderecek, birlik ve beraberliğini pekiştirecek. Bu duygularla, Ankara Trabzon Günleri’nin hayırlı, bereketli ve unutulmaz geçmesini temenni ediyorum. Tüm hemşerilerimizi, Ankaralı tüm vatandaşlarımızı bu büyük şölene tekrardan davet ediyorum. Trabzon ne zaman susacağını ne zaman kükreyeceğini bilen bir şehirdir. Trabzon bizim, Karadeniz bizim, Ankara bizim, Türkiye bizim! Gelin, hep birlikte Karadeniz fırtınasını Başkent’te estirelim!" Program, Bakan Uraloğlu’na plaket takdim edilmesi ve toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi. Ayrıca programa, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, önceki dönem İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, davetliler ve başkentliler katıldı.
Sinop "Maarifin Kalbinde Çocuk" kortej yürüyüşü 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinlikleri kapsamında Sinop’ta, "Maarifin Kalbinde Çocuk" temasıyla düzenlenen kortej yürüyüşü ve halk oyunları programı renkli görüntülere sahne oldu. Kutlamaların ilk durağı olan Sakarya Caddesi, ellerinde ay-yıldızlı bayraklarla yürüyen öğrencilerin coşkusuna ev sahipliği yaptı. Hep bir ağızdan seslendirilen marşlar eşliğinde ilerleyen kortej, kentin ana damarlarını geçerek Uğur Mumcu Meydanı’na ulaştı. Yol boyunca çocukları yalnız bırakmayan Sinoplular, pencerelerden ve kaldırımlardan alkışlarla bu heyecana ortak oldu. Yürüyüşün varış noktasında kurulan sahnede ise bayram heyecanı doruğa çıktı. Öğrencilerin büyük bir disiplin ve estetikle sergilediği halk oyunları performansları, izleyenlerden tam not aldı. Yöresel kostümleriyle meydanı renklendiren çocukların sergilediği figürler, Sinop’un kültürel zenginliğini bir kez daha gözler önüne serdi. Sinop İl Milli Eğitim Müdürü Osman Cebeci, günün anlam ve önemine ilişkin yaptığı konuşmada, "Bakanlığımızın genelgesi çerçevesinde Maarifin kalbinde çocuk etkinlikleri 23 Nisan Ulusal Egemenlik Çocuk Bayramı kapsamında inşallah bir süre bir ay boyunca 23 Nisan gününe kadar tüm okullarımızda etkinlikler devam edecek. Bugün bu startı burada verdik. Tüm öğrencilerimize, öğretmenlerimizle beraber böyle 23 Nisan Ulusal Egemenlik Çocuk Bayramının coşkulu, sevinçli, milli birlik ve beraberliğimizi perçinleştiren bir bayrama dönüşmesini istiyorum. Geleneksel oyunlar, çocuk oyunları, folklor gösterileri, çocuklarımıza dokunabileceğimiz sosyal kültürel anlamda birçok etkinliği içine alan çok çeşitli etkinlikleri okullarımız şu anda belli bir metot çerçevesinde planlamada yaptık. İnşallah bu süreç böyle devam edecek" dedi.
Muş Muş’ta "askıda çiriş otu" uygulaması Baharın gelişiyle tezgâhlarda yerini alan çiriş otu, Muş’ta başlatılan "askıda" uygulamasıyla ihtiyaç sahiplerine ulaştırılıyor. Muş’ta baharın habercisi olan çiriş otu tezgâhlarda yerini alırken, yöresel ürün satışı yaparak geçimini sağlayan Yunus Kaya (Yunus Emmi), ihtiyaç sahiplerine destek olmak amacıyla "askıda çiriş otu" uygulamasını başlattı. Kentte her yıl bahar aylarında yoğun ilgi gören çiriş otu, başlatılan uygulama ile dikkat çekti. Yunus Kaya tarafından başlatılan uygulama kapsamında, çiriş otlarını ihtiyaç sahipleri için "askıya" bırakıyor. Tezgâha gelen dar gelirli vatandaşlar ise bu ürünlerden ücretsiz şekilde faydalanabiliyor. Öte yandan çiriş otu, sağlık açısından da birçok fayda sunuyor. Lif açısından zengin olan bu bitki sindirim sistemini desteklerken, bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı oluyor. Uygulamanın kısa sürede ilgi gördüğünü belirten Kaya, amaçlarının hem geleneksel bir ürünü yaşatmak hem de ihtiyaç sahiplerine katkı sunmak olduğunu ifade etti. Kaya, "Muş’un geleneksel yemeklerini, kültürünü, örf ve adetlerini tanıtmaya çalışıyoruz. Muş’un dağlarında kendiliğinden yetişen şifalı otları toplayarak ülkemizin dört bir yanına gönderiyoruz. Burada hem doğal ürünlerimizi hem de yöresel lezzetlerimizi tanıtıyoruz. Aklıma gelmişken böyle bir uygulama başlattım. Bazı insanlar dağlara çıkıp çiriş otu toplayamıyor, bazıları da maddi durumları nedeniyle satın alamıyor. Bu yüzden ’askıda çiriş otu’ uygulamasını hayata geçirdik. Akşam dükkanı kapattıktan sonra ihtiyaç sahibi vatandaşlarımız gelip askıya bıraktığımız çiriş otlarını alabiliyor. Bu durum bizleri gerçekten çok mutlu ediyor. Ne mutlu bize ki böyle güzel bir memlekette yaşıyoruz. Muş’un yemekleri hem çok lezzetli hem de oldukça sağlıklıdır. Biz de gücümüz yettikçe bu kültürü yaşatmaya ve tanıtmaya çalışıyoruz. Çiriş otunun da birçok faydası var. Özellikle sindirim sistemine ve bağırsaklara iyi geldiği söyleniyor. Üstelik yemekleri de oldukça lezzetli oluyor" dedi.