EKONOMİ
Beta Enerji’nin hedefi halka arz 12 Mart 2026 Perşembe - 13:38:54 Türkiye’nin öncü transformatör markalarından Beta Enerji, sürdürülebilir büyüme yolculuğunda yeni bir dönüm noktası için gün sayıyor. 130 milyon dolarlık yatırımıyla Avrupa’nın en büyük enerji kampüslerinden birini hayata geçiren şirket, halka arzla birlikte küresel enerji dönüşümünün merkezinde yer almayı hedefliyor. Yaklaşık yarım asırlık sanayi tecrübesine sahip Beta Enerji, bugün Adana’dan dünyaya uzanan üretim ve ihracat gücünü halka arz ile taçlandırmaya hazırlanıyor. Gelecek hedefleri hakkında açıklamalarda bulunan Beta Enerji Yönetim Kurulu Üyesi ve İcra Kurulu Başkanı Yusuf Cenk Dağsuyu, şirketi enerji sektörünün şampiyonlar ligine çıkarmaya ve Beta markasını bir dünya markası yapmaya hazırlandıklarını belirtti. Halka arz için Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) onayını beklediklerini ifade eden Yusuf Cenk Dağsuyu, "Halka arz kararımızın temelinde, şirketimizi kişilerden bağımsız, sistem temelli ve şeffaf bir yönetim yapısıyla üçüncü nesle güçlü bir kurumsal miras olarak aktarma vizyonu yatıyor. Uluslararası kurumsal yönetim standartlarını benimseyerek, finansal dayanıklılığımızı özkaynaklarımızla perçinlemeyi hedefliyoruz. Türkiye’nin enerji arz güvenliğini destekleyen yerli ve milli bir güç olarak, yatırımcıların bu büyüme hikayesine ortak olmalarını hedefliyoruz" dedi. "Enerji arz güvenliği savunma sanayi kadar kritik hale geldi" Elektrifikasyonun artık ülkeler için savunma sanayi kadar kritik bir arz güvenliği meselesi haline geldiğini vurgulayan Yusuf Cenk Dağsuyu, küresel konjonktürün transformatöre olan ihtiyacı hiç olmadığı kadar artırdığını belirtti. Dağsuyu, enerjinin iletiminde alternatifi olmayan transformatörün, bugün dünya ekonomisinin en stratejik bileşeni olduğunu ifade ederek sektörün geleceğine dair şunları söyledi: "Dünyada devam eden jeopolitik gerilimler, bölgesel savaşlar ve küresel stres ortamı, özellikle Rusya-Ukrayna savaşının tetiklediği enerji kriziyle birlikte ülkelerin enerjide arz güvenliği ve bağımsızlık arayışını hayati bir noktaya taşıdı. Enerji artık ulusal güvenlik meselesi olarak ele alınıyor. Bununla birlikte ABD ve Avrupa’da 40-50 yıllık elektrik şebekeleri ekonomik ömrünü tamamlarken, bu altyapının akıllı şebeke uyumlu modern sistemlerle yenilenmesi gerekiyor. Afrika başta olmak üzere birçok bölgede ise hala yeni altyapı yatırımı ihtiyacı çok yüksek. Yani küresel ölçekte hem yenileme hem de sıfırdan kurulum kaynaklı çift yönlü bir talep söz konusu. Yeşil dönüşüm, elektrikli araçlar, veri merkezleri ve yapay zekânın artan enerji ihtiyacı da bu tabloyu hızlandırıyor. Tüm bu gelişmeler, elektrifikasyon sektörünü küresel stratejilerin merkezine yerleştiriyor." "Artan talebi karşılayacak donanıma sahibiz" Beta Enerji olarak bu büyük dönüşümün tam merkezinde olduklarını belirten Dağsuyu, "Türkiye’nin yerli ve milli üretim gücünü temsil ederken, Avrupa’nın tek çatı altındaki en büyük enerji komplekslerinden biri olan Beta Enerji ve Teknoloji Kampüsü ile global ölçekteki bu talebi karşılayacak donanıma sahibiz. Tüm bu küresel gelişmeler, ürünlerimize olan talebin önümüzdeki uzun yıllar boyunca kesintisiz ve artarak devam edeceğini gösteriyor" dedi. "Enerji AVM’sini yeni kampüsümüzde başardık" Dağsuyu, yaklaşık 130 milyon dolar değerinde yatırımla hayata geçirdikleri yeni kampüs ile ilgili çarpıcı rakamlar da paylaşarak, "Eski tesisimizde yıllık 6 bin adedin üzerinde olan dağıtım trafosu kapasitemiz, yeni kampüsümüzle 25 bin adedin üzerine ulaşacak. Güç transformatörlerinde ise kapasitemizi yaklaşık 30 kat artırmayı hedefliyoruz. Artık 1000MVA/1000kV gücündeki devasa üniteleri üretebilecek kabiliyetteyiz. Hedefimiz müşterinin tüm ihtiyacını tek noktadan karşıladığı bir ’enerji AVM’si’ kurgulamaktı, yeni kampüsümüzle bunu başardık" ifadelerini kullandı. "İhracatta ülke sayısını 5 yılda 130’un üzerine çıkarmayı hedefliyoruz" Beta Enerji’nin uluslararası pazarlardaki başarısına da dikkat çeken Dağsuyu, ihracatta ülke sayısını 5 yılda 130’un üzerine çıkarmayı hedeflediklerini anlatarak şunları söyledi: "Kurulduğumuz günden bugüne 6 kıtada 80’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştirdik ve toplam satışlarımızın içindeki ihracat payını yüzde 56 seviyesine ulaştırdık. 2025 yılında 2,3 milyar TL ihracat geliri elde ettik, toplam ciromuz ise 4,3 milyar TL oldu. Yeni kampüsümüzün tam kapasiteyle devreye girmesiyle birlikte, bu başarıyı çok daha ileriye taşıyarak ihracat yaptığımız ülke sayısını kısa vadede 100’ün, 5 yıl içinde ise 130’un üzerine çıkarmayı öngörüyoruz. Özellikle Amerika Kıtası, Avrupa Birliği, İngiltere, Balkan Ülkeleri, Suudi Arabistan, Suriye ve Ukrayna odak noktamızda yer alıyor. Turquality programının sağladığı ivmeyle de Amerika ve Avrupa pazarlarında en bilinen enerji markalarından biri olma yolunda varlığımızı her geçen gün daha da güçlendireceğiz." "Yeni teknoloji ve ürün yatırımlarını hızlandırmayı planlıyoruz" Beta Enerji’nin küresel rekabetteki en büyük kozunun Ar-Ge ve dijitalleşme olduğunu vurgulayan Yusuf Cenk Dağsuyu, 2010 yılında başlayan inovasyon yolculuğunu 2017’de Ar-Ge Merkezi belgesiyle taçlandırarak kurumsal bir ekosisteme dönüştürdüklerini belirtti. Ar-Ge stratejilerini, daha az enerji kaybı, daha uzun ömür ve akıllı şebeke çözümleri üzerine kurguladıklarını ifade eden Dağsuyu "Yeni nesil güç transformatörlerinden yüksek gerilim anahtarlama ürünlerine kadar geniş bir yelpazede, tasarımdan üretime, testlerden satış sonrası süreçlere kadar uzanan döngüyü dijital üretim sistemlerimizle hızlandırıyoruz. TÜBİTAK destekli projelerimizle transformatörleri sadece birer ekipman olmaktan çıkarıp, uzaktan izlenebilen ve yapay zeka ile erken uyarı veren akıllı çözümlere dönüştürdük. Üniversite-sanayi iş birliklerimiz sayesinde nitelikli genç beyinleri ekosistemimize dahil ediyor, patent ve ürün çıktılarımızla yeşil dönüşüm odaklı projelerimizi küresel pazarlarda fark oluşturacak şekilde geliştiriyoruz. Adana’daki Ar-Ge merkezimiz, sadece şirketimize değil, bölgenin teknoloji yatırımlarına ve tedarik zinciri gelişimine de yön veren bir üs konumunda. Önümüzdeki dönemde de yeni nesil güç transformatörleri, yüksek gerilim anahtarlama ürünleri, test altyapıları ve dijital üretim sistemleri, yapay zeka uygulamaları, verimlilik artırıcı üretim teknolojileri ve akıllı şebeke çözümleri alanında Ar-Ge faaliyetlerimizi hızlandırmayı hedefliyoruz" dedi. Küresel ticaretin yeni anayasası olarak kabul edilen "Sınırda Karbon Düzenlemesi"ne tam uyum stratejisini, sürdürülebilir büyümenin merkezine yerleştirdiklerini belirten Dağsuyu, "Yeni kampüsümüzü dünyanın en prestijli yeşil bina sertifikası olan LEED standartlarında hayata geçirdik. Yeni kampüsümüzde güneş paneli gücümüzü 8 MW’a çıkararak enerji üretimini yaklaşık 16 kat artırıyoruz. Bu hamleyle enerji ihtiyacımızın yüzde 100’ünü kendi ürettiğimiz temiz kaynaktan karşılayarak karbon nötr yolunda önemli bir adım atacağız. 2030 vizyonumuz kapsamında, emisyonlarımızı yüzde 30 azaltmayı, su tüketimini yüzde 20 düşürmeyi ve ambalaj atıklarımızı tamamen geri dönüştürülebilir hale getirmeyi amaçlıyoruz" diye konuştu. "İnsan odaklı dönüşüme öncülük ediyoruz" Beta Enerji ve Teknoloji Kampüsü ile mevcut çalışan sayısını yaklaşık bin 200 kişiye çıkarmayı hedeflediklerini belirten Yusuf Cenk Dağsuyu, halka açık bir şirket olmanın verdiği kurumsal güçle mühendislik ve teknoloji alanında en yetkin beyinleri bünyelerine katmayı amaçladıklarını söyledi. Sanayide "insan odaklı" dönüşümün öncülüğünü üstlendiklerini ifade eden Dağsuyu, "Yeni kampüsümüzü aynı zamanda nitelikli iş gücü için bir cazibe merkezi olarak kurguladık. Yaklaşık 20 bin metrekarelik dev bir alanı tamamen çalışanlarımızın sosyal ihtiyaçlarına ayırdık. Konaklama tesislerinden modern eğitim merkezlerine, spor komplekslerinden ailece vakit geçirilebilecek sosyal mekanlara kadar her ayrıntıyı, çalışan mutluluğunu ve sadakatini önceliklendirerek tasarladık. Yeni nesil açık ofis düzeni ve ergonomik iş birliği alanlarımızla, çalışanlarımıza çalışma alanının ötesinde bir yaşam alanı sunuyoruz. Bu yatırım, hem Adana ekonomisine sağladığımız katma değeri pekiştirecek hem de küresel rekabetteki en büyük gücümüz olan insan kaynağımızı geleceğe hazırlayacak" ifadelerini kullandı.
12 Mart 2026 Perşembe - 12:59 E-ihracatta yeni güç merkezi Türkiye: "Avrupa’nın e-ihracat hikayesi Anadolu’dan yükselebilir" Türkiye, üretim kapasitesi, bölgesel erişim gücü ve gelişen lojistik altyapısıyla global e-ticarette giderek daha stratejik bir konuma yerleşiyor. Bu yükseliş yalnızca büyük şehirlerle sınırlı kalmayıp, Anadolu’daki üretim ekosistemi de Avrupa’dan Körfez’e, Amerika’dan Asya’ya uzanan ticaret ağlarında önemli bir rol üstleniyor. Küresel ticaretin dijitalleşmesi, e-ihracatı yalnızca büyük ölçekli şirketlerin değil, Türkiye’nin farklı şehirlerinde üretim yapan işletmelerin de büyüme gündemine taşıdı. Dijital pazaryerleri ve sınır ötesi satış modelleri sayesinde artık üretim kabiliyeti olan firmalar, bulundukları şehirden bağımsız biçimde uluslararası müşterilere daha doğrudan ulaşabiliyor. Global Seller Academy Kurucu Ortağı Hasan Basri Demir’e göre bu yükseliş yalnızca büyük şehirlerle sınırlı değil; Anadolu’daki üretim ekosistemi de Avrupa’dan Körfez’e, Amerika’dan Asya’ya uzanan ticaret ağlarında daha güçlü bir rol üstleniyor. Hasan Basri Demir, Türkiye’nin son yıllarda yalnızca üretim yapan bir ülke olarak değil, aynı zamanda global e-ticaret için güçlü bir tedarik, operasyon ve dağıtım merkezi olarak öne çıktığını belirtti. Küresel e-ticarette artık yalnızca maliyetin değil tedarik sürekliliği, operasyonel çeviklik ve pazarlara hızlı erişim de belirleyici hale geldiğini belirten Demir, ülkenin sahip olduğu üretim derinliği ve coğrafi avantajla yeni dönemin öne çıkan merkezlerinden biri haline geldiğini aktardı. "Türkiye, yeni dönemde daha kritik bir merkez" Uluslararası markalar ve pazaryerleri, tedarik zincirlerini daha esnek, daha erişilebilir ve daha hızlı yönetilebilen yapılar üzerinden yeniden şekillendiğini aktaran Demir, "Türkiye; üretim çeşitliliği, bölgesel erişim avantajı ve lojistik kabiliyetiyle global e-ticaretin yeni merkezlerinden biri olarak konumlanıyor. Avrupa, Orta Doğu ve Asya arasında kurduğu güçlü bağlantı, bu rolü daha da pekiştiriyor" dedi. "Global pazar yerleri Türk satıcılarla daha güçlü bir yapı kuruyor" Türkiye’nin global e-ticaretteki gücünün yalnızca coğrafi avantajlardan kaynaklanmadığını vurgulayan Demir, "Türk üreticiler ve satıcılar; ürün çeşitliliği, hızlı adaptasyon kabiliyeti ve rekabetçi yapılarıyla global pazaryerleri için önemli bir değer oluşturuyor. Bu tablo yalnızca firmaların büyümesini değil, platformların daha güçlü, daha sürdürülebilir ve daha zengin bir ürün ekosistemi kurmasını da destekliyor" diye konuştu. "Avrupa’nın yeni e-ihracat hikayesi Anadolu’dan yükselebilir" Dönüşümün en dikkat çekici boyutlarından biri Anadolu’nun artan rolü olduğunu belirten Demir, "Bugün birçok marka için asıl ihtiyaç, yalnızca ürün bulmak değil; güvenilir, sürdürülebilir ve hızla devreye alınabilir bir tedarik yapısı kurabilmek. Anadolu’daki üretim gücü, Türkiye’yi Avrupa pazarı için daha güçlü ve daha tamamlayıcı bir partner haline getiriyor. Bu gelişme, Anadolu’daki üreticiler, KOBİ’ler ve girişimciler için de yeni fırsatlar oluşturuyor. E-ihracatın yaygınlaşmasıyla birlikte, yalnızca büyük şehirlerdeki firmalar değil, farklı şehirlerde üretim yapan işletmeler de küresel pazarlarda daha güçlü bir karşılık buluyor" şeklinde konuştu. "Kamu tarafındaki yaklaşım dönüşümü hızlandırıyor" Sektör temsilcilerine göre Türkiye’de e-ihracatın daha görünür, daha erişilebilir ve daha sistemli bir alan haline gelmesinde kamu tarafında son yıllarda atılan adımların da önemli payı bulunuyor. Özellikle Ticaret Bakanlığı’nın bu alandaki yönlendirici yaklaşımı, firmaların sınır ötesi ticarete daha hazırlıklı ve daha planlı ilerlemesini destekliyor. Hasan Basri Demir ise, "Türkiye’de e-ihracatın gelişmesi açısından Ticaret Bakanlığı’nın son dönemde ortaya koyduğu vizyon çok kıymetli. Özellikle E-İhracat Daire Başkanlığı’nın bu alanı sahiplenmesi, farkındalığın artması ve firmaların daha planlı hareket etmesi açısından önemli bir zemin oluşturdu" ifadelerini kullandı. "Yeni başarı hikayeleri Anadolu’dan çıkacak" Demir’e göre önümüzdeki dönemde Türkiye’nin e-ihracattaki yeni başarı hikayeleri, büyük ölçüde Anadolu’daki üreticiler, girişimciler ve KOBİ’ler üzerinden şekillenecek. Türkiye’nin üretim derinliği, girişimcilik enerjisi ve coğrafi avantajının güçlü olduğunu ve bu portalın e-ihracatla birleşmesi, firmalar kadar Türkiye’nin küresel ticaretteki konumu açısından da önemli bir sıçrama anlamına geldiğini belirten Demir, "Önümüzdeki dönemde e-ihracatın merkezinde yalnızca büyük şehirler değil, Anadolu’nun üretim gücü de olacak. Türkiye yeni dönemde tedarik, üretim ve lojistik açısından daha kritik bir rol üstlenirken, Anadolu da bu dönüşümün en güçlü taşıyıcılarından biri haline gelecek" dedi.
12 Mart 2026 Perşembe - 12:48 Bakan Bolat: "Cari işlemler açığı son 3 yılda makul düzeylerde ve istikrarlı bir görünüm sergilemiştir Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "Küresel konjonktürde artan jeopolitik gerilimlere, savaşlara ve ticarette korumacılık uygulamalarındaki hızlı artışlara rağmen cari işlemler açığı son 3 yılda makul düzeylerde ve istikrarlı bir görünüm sergilemiştir" dedi. Bakan Bolat, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) ocak ayı ödemeler dengesi verilerine ilişkin yazılı açıklamada bulundu. Söz konusu ayda cari işlemler açığının 6,8 milyar dolar, yıllıklandırılmış cari işlemler açığının ise 32,9 milyar dolar olarak gerçekleştiğini belirten Bolat, altın ve enerji hariç yıllıklandırılmış cari işlemler hesabının 33,9 milyar dolar fazla verdiğini ifade etti. Bolat, hizmet ihracatının güçlü seyrini devam ettirdiğine ve ocak ayında, yıllıklandırılmış olarak, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 5 artarak tüm zamanların en yüksek seviyesi olan 123,5 milyar dolara ulaştığını aktardı. Bakan Bolat, şu ifadelere yer verdi: "Seyahat gelirlerimiz ocak ayında 42,8 milyar dolar, taşımacılık gelirlerimiz ise 60,2 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Ocak ayı itibarıyla mal ve hizmet ihracatı toplamı, geçen yıla göre yüzde 4 artarak 396 milyar dolara yükselmiştir. 2025’te cari işlemler açığının milli gelire oranı yüzde 1,9 olarak gerçekleşerek tarihi ortalamanın altında kalmıştır. Küresel konjonktürde artan jeopolitik gerilimlere, savaşlara ve ticarette korumacılık uygulamalarındaki hızlı artışlara rağmen cari işlemler açığı son 3 yılda makul düzeylerde ve istikrarlı bir görünüm sergilemiştir." ABD-İsrail ve İran savaşının enerji fiyatları ve dış ticaret kanalları üzerinden etkisini artırmasının cari işlemler açığında yukarı yönlü riskler oluşturduğuna işaret eden Bolat, "Bu çerçevede, Bakanlık olarak jeopolitik çalkantıların dış ticaretimizde oluşturduğu risklerin etkisinin sınırlandırılmasına yönelik çalışmalarımızı sürdürmekteyiz" dedi. Bolat, TCMB’nin ödemeler dengesi istatistiklerinde veri kalitesini artırmak amacıyla borçlanma senetlerine yönelik faiz giderlerinin hesaplanmasında mikro veri tabanlı yeni bir yönteme geçtiğine söyleyerek, "Bu yöntem değişikliği neticesinde, Eylül 2020’den itibaren birincil gelir dengesi altındaki ’portföy yatırımları/gider’ kalemi toplamda 8,9 milyar dolar yukarı yönlü güncellenmiştir. 2025’te ise ’portföy yatırımları/gider’ kaleminde 4,8 milyar dolar yukarı yönlü önemli düzeyde bir revize gerçekleşmiştir. Bu revizyonlar neticesinde 2025 yılı cari işlemler açığı 25,2 milyar dolardan 30,1 milyar dolara revize olmuştur" ifadelerini kullandı.
12 Mart 2026 Perşembe - 12:46 ATO Başkanı Baran: "Gine ile ticaret hacmimizi kısa süre içerisinde 500 milyon dolar seviyesine taşıyabileceğimize inanıyorum" Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, "Binlerce kilometrelik coğrafi uzaklığa rağmen, her iki ülkenin potansiyelini değerlendirdiğimizde Gine ile ticaret hacmimizi kısa süre içerisinde 500 milyon dolar seviyesine taşıyabileceğimize inanıyorum" dedi. Gine’nin Ankara Büyükelçisi Abdoulaye Fofana, ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran’ı makamında ziyaret etti. Görüşmede iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin geliştirilmesine yönelik konular ele alındı. Türkiye ile Gine arasındaki ilişkilerin karşılıklı saygı, dostluk ve kazan-kazan anlayışı temelinde her geçen gün daha da güçlendiğini belirten Baran, 2013 yılında karşılıklı büyükelçiliklerin açılmasıyla ilişkilerin daha da güç kazandığını, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2016 yılında Gine’ye gerçekleştirdiği ziyaretin ise ilişkileri stratejik bir boyuta taşıdığını söyledi. Türkiye’nin Afrika ülkeleriyle ticari ve ekonomik ilişkilerini son yıllarda istikrarlı şekilde geliştirdiğinin altını çizen Baran; sanayiden tarıma, enerjiden lojistiğe kadar birçok alanda güçlü bir iş birliği zemininin oluştuğunu sözlerine ekledi. "Gine ile ticaret hacmimizi kısa süre içerisinde 500 milyon dolar seviyesine taşıyabileceğimize inanıyorum" Gine’nin zengin su, doğal kaynakları ve madencilik potansiyeli sayesinde Batı Afrika’nın yükselen ekonomileri arasında yer aldığını belirten Baran, "Binlerce kilometrelik coğrafi uzaklığa rağmen, her iki ülkenin potansiyelini değerlendirdiğimizde Gine ile ticaret hacmimizi kısa süre içerisinde 500 milyon dolar seviyesine taşıyabileceğimize inanıyorum. Sınırları içerisinde birçok nehri barındıran ve Batı Afrika’nın ‘su kulesi’ olarak adlandırılan Gine’nin hidroelektrik ve güneş enerjisi alanında potansiyeli yüksek. Dünyanın en büyük çıkartılmamış demir yataklarının bulunduğu Gine, dünya boksit üretiminde de ikinci sırada yer alıyor. Tarıma elverişli toprakları, enerji ve altyapı yatırımlarına olan ihtiyaç, Gine’yi iş dünyamız açısından önemli fırsatlar sunan bir ülke haline getiriyor" ifadelerine yer verdi. "Toplam ticaret hacmi 279 milyon dolar olarak gerçekleşti" Türkiye ile Gine arasındaki ticaret hacminin son yıllarda giderek arttığını ifade eden Baran, "2025 yılında ise 240 milyon doları ihracatımız olmak üzere toplam ticaret hacmi 279 milyon dolar olarak gerçekleşti. Elektrikli makine ve cihazlar, mekanik cihazlar, demir veya çelikten eşya, plastik ve mamulleri ile hububat ve mobilya ihracatımızda öne çıkan ürünler arasında yer alıyor. Gine’den ithalatımızda ise hayvan yemleri, kakao, bitkisel ve hayvansal yağlar, yağlı tohumlar, kahve, çay ve su ürünleri bulunuyor. Gine ile üyelerimiz arasında doğrudan temasların artırılmasını, iş insanlarımızın karşılıklı ziyaretlerini, sektörel ticaret heyetlerini ve B2B görüşmelerini son derece önemsiyoruz. ATO olarak Gine’de yatırım yapmak isteyen üyelerimize rehberlik etmeye, Gineli iş insanlarını Ankara’da ve Türkiye’de yatırım yapmaya teşvik etmeye hazırız" cümlelerine yer verdi. "Türkiye Cumhuriyeti, Gine’nin önemli stratejik ortaklarından biridir" Türkiye ile Gine arasındaki ilişkilerin stratejik bir ortaklık düzeyinde geliştiğini belirten Gine’nin Ankara Büyükelçisi Abdoulaye Fofana ise, "Günümüzde Türkiye Cumhuriyeti, Gine’nin önemli stratejik ortaklarından biridir. İş birliğimiz ticari, ekonomik ve siyasi alanlarda yüksek bir seviyede ve kaliteli bir şekilde ilerlemektedir. Bugün Gine’de çok sayıda Türk şirketi faaliyet gösteriyor. Bu şirketler liman işletmeciliğinden havalimanı inşaatına, su arıtma ve atık yönetiminden enerji üretimine kadar birçok alanda önemli projeler yürütüyor" diye konuştu.
Mobilya Ürünleri Meclisi Sektörü değerlendirdi: Gündem maliyet artışları ve taksit sayısı
17 Şubat 2026 Salı - 09:58 Mobilya Ürünleri Meclisi Sektörü değerlendirdi: Gündem maliyet artışları ve taksit sayısı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Türkiye Mobilya Ürünleri Meclisi, TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Saim Özakalın’ın katılımıyla ve Meclis Başkanı Ercan Ata’nın başkanlığında video konferans yöntemiyle bir araya geldi. Toplantının açılışında konuşan ETSO Başkanı Saim Özakalın, Haziran 2025’te gerçekleştirilen son toplantıda ele alınan ham madde temini, maliyet artışları ve piyasa koşullarına ilişkin sorunların sektör gündemindeki önemini koruduğunu vurguladı. Yeni Yerli Malı Tebliği kapsamında yayımlanan oran ve katsayılar, 2026 yılı küresel ve Türkiye ekonomik görünümü, mobilya alımlarında taksit sayılarının artırılmasına yönelik görüşler ile Uluslararası İstanbul Mobilya Fuarı’na ilişkin değerlendirmelerin toplantıda kapsamlı şekilde ele alınacağını belirterek sözü Meclis üyelerine bıraktı. Toplantının ilk gündem maddesinde 25 Ocak 2025 tarihli ve 32793 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yerli Malı Tebliği (SGM-2024/10) kapsamında yapılan düzenlemelere ilişkin Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından bilgilendirme gerçekleştirildi. Bu kapsamda, Yerli Katkı Oranı hesaplamalarında uygulanacak yeni oranlar ile ithal girdi katsayılarının Bakanlık internet sitesinde yayımlandığı belirtildi. Ayrıca söz konusu oran ve katsayı listelerinin her yılın Haziran ve Aralık aylarında gözden geçirilerek güncelleneceği ifade edilerek; sektör temsilcilerinin talep, görüş ve önerilerini elektronik ortamda Bakanlığa iletilebileceği bilgisi paylaşıldı. Gündemin bir diğer maddesinde Ankara Hacı Bayram Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Çetinkaya tarafından küresel ve Türkiye ekonomisine ilişkin bir sunum yapıldı. Sunumda Türkiye’de enflasyonla mücadele süreci, talep daralmasının ekonomik etkileri ve üretim tarafında yaşanan baskılar ele alındı. Mobilya sektörünün ihracat performansına ilişkin verilerin de paylaşıldığı sunumda, 2024 ve 2025 yıllarında ihracatta gerileme yaşandığı ve artan maliyetlerin sektörün rekabet gücünü olumsuz etkilediği ifade edildi. Kur politikaları ile ihracat gelirlerine uygulanan döviz dönüşüm oranının sektör üzerindeki etkileri değerlendirilirken, mevcut uygulamaların sürdürülebilirliği konusunda görüşler paylaşıldı. Toplantıda ayrıca mobilya alımlarında taksit sayılarının artırılmasına yönelik sektör talebi yeniden gündeme getirildi. Mobilyanın uzun ömürlü bir tüketim ürünü olduğu vurgulanarak, taksit sayısının en az 18 aya çıkarılması yönündeki talebin ilgili Bakanlığa iletilmesi konusunda görüş birliğine varıldı. Son olarak Uluslararası İstanbul Mobilya Fuarı 2026’ya ilişkin değerlendirmeler yapıldı. Fuarın sektör açısından stratejik öneme sahip olduğu ifade edilerek organizasyonun daha güçlü şekilde desteklenmesi gerektiği vurgulandı.
Mersin’de 13 ilçede 120 bin Ramazan kolisi dağıtılıyor
17 Şubat 2026 Salı - 09:31 Mersin’de 13 ilçede 120 bin Ramazan kolisi dağıtılıyor Mersin Büyükşehir Belediyesi, Ramazan ayı dolayısıyla kent genelinde 13 ilçede 120 bin ‘Ramazan Dayanışma Paketi’ dağıtımına başladı. 2019’dan bu yana ulaştırılan gıda kolisi sayısı yaklaşık 1 milyona ulaşırken, desteklerle ihtiyaç sahibi vatandaşların iftar sofraları bereketleniyor. Mersin Büyükşehir Belediyesi, Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı koordinesinde her yıl olduğu gibi bu yıl da ‘Ramazan Dayanışma Paketi’ni vatandaşlara ulaştırmaya başladı. Kent genelinde sürdürülen dağıtımlar kapsamında, Ramazan ayında 13 ilçede yaşayan ihtiyaç sahibi vatandaşlara toplam 120 bin adet gıda kolisi ulaştırılacak. Ramazan ayının birlik, beraberlik ve dayanışma ruhunu kentin dört bir yanında yaşatmayı amaçlayan Büyükşehir Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda hiçbir sofranın eksik kalmaması için destek çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. ‘Niyet Ettik Kalpten Paylaşmaya’ yazılı dayanışma paketleri, kentin 13 ilçesinde eş zamanlı olarak hanelere ulaştırılıyor. Bu yılki dağıtımlarla birlikte, 2019’dan bu yana vatandaşlara ulaştırılan gıda kolisi sayısı yaklaşık 1 milyona ulaştı. Büyükşehir Belediyesi, ‘Ramazan Dayanışma Paketleri’ içerisinde, 2 litre ayçiçek yağı, 1 kilogram toz şeker, 500 gram siyah çay, 2 kilogram pilavlık pirinç, 1 kilogram kırmızı mercimek, 5 adet 500 gramlık makarna, 800 gram sofralık siyah zeytin, 2 kilogram pilavlık bulgur, 750 gram tuz, 2 kilogram un, 1 kilogram nohut ve 1 kilogram şehriye yer alıyor. "İhtiyaç sahibi hiçbir sofranın eksik kalmaması için çalışıyoruz" Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığında görev yapan Sosyal Yardımlar Şefi Yusuf Yazgı, Büyükşehir Belediyesi olarak Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ruhunu kentin dört bir yanında hissettirmeye devam ettiklerini söyleyerek, "Bu Ramazan ayında da 13 ilçemizde yaşayan ihtiyaç sahibi hemşerilerimize yönelik, 120 bin adet gıda kolisi dağıtımımızı sürdürüyoruz. Ramazan birliktir, beraberliktir, sofraların paylaştıkça bereketlendiği bir aydır. İhtiyaç sahibi hiçbir sofranın eksik kalmaması için çalışmalarımıza aynı kararlıkla devam ediyoruz" dedi.
Octet Türkiye’nin 2026 odağı sürdürülebilir büyüme
17 Şubat 2026 Salı - 09:28 Octet Türkiye’nin 2026 odağı sürdürülebilir büyüme B2B alanında Türkiye’nin önde gelen markalarına çözüm sunan Octet Türkiye, 2026 ajandasında KOBİ’leri önceliklendiriyor. Octet Türkiye CEO’su Derya Ekemen Fidan, 2025 yılı boyunca kurumsal şirketler, bayi ağına sahip firmalar ve KOBİ’ler dahil olmak üzere toplam 8 bin 500 müşteriye hizmet sunduklarını belirterek, "2026’da da önceliğimiz güven ve odağına müşteri ihtiyaçlarını alarak istikrarlı bir şekilde büyümek" dedi. B2B ödeme ve tahsilat çözümleri alanında faaliyet gösteren ve şirketlerin işletme sermayesinin güçlenmesine destek olan Octet Türkiye, 2025 yılında büyüme stratejisini ürün bazlı performans üzerinden şekillendirdi. Yapılan açıklamaya göre şirket, 2025 yılı boyunca ürün portföyü içinde Sanal POS, Doğrudan Borçlandırma Sistemi (DBS) ve Tedarikçi Finansman Sistemi (TFS) çözümlerinin kullanım alanını genişletti. Geçtiğimiz yıl şirket, DBS gelirlerinde yüzde 194, TFS gelirlerinde ise yüzde 450 oranında artış kaydetti. Elde edilen bu performansın, şirketin çoklu banka altyapısı ve B2B odaklı platform yaklaşımının işletmelerin nakit akışı yönetiminde oluşturduğu etkiyi gösterdiği belirtildi. Şirketin Sanal POS çözümleri de 2025 yılı boyunca istikrarlı büyümesini sürdürdü. Sanal POS gelirleri, yıl genelinde yüzde 56 oranında artış gösterdi. Bu oran, enflasyonun yaklaşık iki katı seviyesinde bir büyümeye işaret ederken şirketin tahsilat çözümlerinde ölçeklenebilir ve sürdürülebilir bir yapı sunduğunu gösterdi. 2026 hedeflerinde güven ve istikrar öne çıkıyor Şirket, 2026 yılına yönelik stratejik önceliklerini ölçeklenebilir büyüme, regülasyon uyumu ve teknolojik dönüşüm ekseninde şekillendiriyor. Şirket, belirsizliklerin arttığı ekonomik ortamda işletmelerin nakit akışını daha öngörülebilir hale getiren çözümler sunmayı hedefliyor. Octet Türkiye CEO’su Derya Ekemen Fidan, 2026 perspektifine ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: "2026’yı fintek ekosisteminde hızlı büyümeden çok, dayanıklı ve sürdürülebilir yapıların öne çıktığı bir dönem olarak görüyoruz. Şirket olarak büyümeyi, ürünlerimizin işletmelerin nakit akışına sağladığı somut katkı üzerinden kurguluyoruz. Regülasyonlara uyum ve şeffaflık ise bu yaklaşımın doğal bir parçası." Ekemen Fidan, 2025’in sektör açısından seçici yatırımların ve güçlü denetim mekanizmalarının öne çıktığı bir dönem olduğuna dikkat çekerek, şirketin bu süreçte kurumsal şirketler, bayi ağına sahip firmalar ve KOBİ’ler dahil olmak üzere toplam 8 bin 500 müşteriye hizmet sunduğunu hatırlattı. 2026’ya ilişkin beklentilerini de paylaşan Ekemen Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Önümüzdeki dönemde işletmeler için nakit akışının öngörülebilirliği her zamankinden daha kritik hale geliyor. Biz de 2026’yı, işletmelerin finansal esnekliğini merkeze aldığımız bir yıl olarak görüyor; bölgesel yapılanma ve KOBİ segmentine açılımı öncelikli stratejik adımlarımızdan biri olarak konumlandırıyoruz. Özellikle KOBİ segmentinde finansal esnekliğin güçlü bir nakit akışıyla mümkün olduğuna dair farkındalığın artırılmasına odaklanacağız. Bu doğrultuda veri analitiği ve yapay zeka destekli altyapılara yaptığımız yatırımlarla hem mevcut ürünlerimizi güçlendirmeyi hem de ölçeklenebilir büyümeyi desteklemeyi hedefliyoruz. Ekonomik koşulların zorlu olduğunun farkındayız; ancak rotamızı koruyarak B2B odağında ilerlemeye devam edeceğiz."
Trabzon’da Ramazan öncesi güveç tezgâhları eski günlerini arıyor
17 Şubat 2026 Salı - 09:26 Trabzon’da Ramazan öncesi güveç tezgâhları eski günlerini arıyor Trabzon’da Ramazan ayına sayılı günler kala çarşı pazarda hareketlilik gözleniyor. Özellikle iftar sofralarının baş tacı olan güveçler için güveç tezgâhları ilgi görürken, fiyatları da büyüklüğüne göre değişiyor. Ramazan aylarının geleneksel lezzetleri arasında önemli bir yere sahip olan güveç kültürü yaşatılmaya çalışılıyor. Uzun yıllar boyunca mahalle fırınlarında pişirilen ve ailelerin bir araya gelerek paylaştığı güveçler, lezzetli bir seçenek olarak öne çıkıyor. Vatandaşlar, geçmişte Ramazan öncesi hazırlıkların önemli bir parçası olan güveç geleneğinin yeniden canlandırılması gerektiğini ifade ederken, esnaf ise eski yoğunluğun artık yaşanmadığını dile getiriyor. Trabzon’da güveç satıcılarından İsmail Aydın, işlerinin eskisi gibi olmadığından yakındı. Her bütçeye uygun güveç sattıklarını kaydeden Aydın, "Yavaş yavaş hareketlilik başlıyor. Tezgâhımızı düzenledik, güveçlerimiz hazır. Artık müşterilerimizi bekliyoruz. Her bütçeye uygun güvecimiz var; bir kişilikten on kişiliğe kadar farklı boyutlarda ürünler sunuyoruz. Nevşehir Avanos güveçleri satıyoruz. Ülkemizin her yerinde güveç yapılıyor ancak biz 30 yıldır Nevşehir Avanos güvecini satıyoruz. Yaklaşık 30 yıl önce Ramazan ayında iki kamyon güveç satardık. Daha sonra bu rakam bir kamyona düştü, son dönemlerde ise neredeyse yarım kamyona kadar geriledi. Vatandaş artık bütçesini korumak zorunda kalıyor. Varsa yenisini almamaya çalışıyor. Dolayısıyla eskiye oranla satışlarımız oldukça azaldı. Genelde Ramazan’da vatandaşların güvece olan ilgisi daha fazla oluyor" dedi. Aydın, iyi bir güveç kabı ile ilgili olarak ise "Güveç kabı doğal yanmış olmalı. Kullandıktan sonra bazı vatandaşlar tel ile ovmaya çalışıyor ancak buna gerek yok; sıcak suyla yıkayıp kullanmak yeterli olacaktır" diye konuştu.
Muş’ta hayvan sayısı 1,4 milyonu aştı: 650 bin kuzu ve oğlak doğumu bekleniyor
17 Şubat 2026 Salı - 09:21 Muş’ta hayvan sayısı 1,4 milyonu aştı: 650 bin kuzu ve oğlak doğumu bekleniyor Türkiye’nin önemli hayvancılık merkezlerinden biri olan Muş’ta, devlet destekleriyle küçükbaş hayvan sayısı 1 milyon 400 bini aşarken, bu yıl yaklaşık 650 bin kuzu ve oğlak doğumu bekleniyor. Türkiye’nin en önemli hayvancılık kentlerinden biri olan Muş’ta, küçükbaş hayvancılık devlet desteklerinin de etkisiyle her geçen yıl gelişimini sürdürüyor. Kent genelinde hayvan sayısının 1 milyon 400 binin üzerine çıktı. Bu yıl anaç koyun ve keçilerden yaklaşık 650 bin kuzu ve oğlak doğması bekleniyor. Söz konusu doğumların kent ekonomisine 5 milyar TL’nin üzerinde katkı sağlaması öngörülüyor. Muş Tarım ve Orman Müdürlüğünde görevli veteriner hekim Hüseyin Gören, sürdürülen destekleme programları ve saha çalışmalarıyla hayvancılığın daha da güçlenmesinin hedeflendiğini belirterek, üreticilerin hem verim hem de gelir açısından korunmasının amaçlandığını kaydetti. Veteriner hekim Gören, "Muş, küçükbaş hayvancılık sektöründe gerçekten önemli illerimizden biridir. Muş genelinde toplamda yaklaşık 1 milyon 400 bin küçükbaş hayvan varlığı bulunmaktadır. 2025 yılı içerisinde yaklaşık 550 bin kuzu ve oğlak küpelemesi ile kayıt altına alma çalışması gerçekleştirilmiştir. 2026 yılı için de bu hedefimizin yaklaşık 650 bin civarında olması planlanmaktadır. Normal şartlarda Muş’ta koç katımı ağustos-eylül aylarında yapılmaktadır. Ancak bazı sürülerde koçların sürüden ayrılmaması nedeniyle yavru doğumları yıl boyunca süreklilik arz etmektedir. Bu sürü de söz konusu sürülerden biridir. Yeni yıl ile birlikte 2026 yılında, tüm yetiştiricilerimize hayırlı, bereketli bir yıl diliyoruz" dedi. Muş’un Arpayazı köyünde besicilik yapan Arif Yılmaz ise "Besicilik işi yapıyorum. Bu sene koyunlarımın sürekli doğum yapması nedeniyle süt işiyle ilgilenmedim. Kuzu üzerine çalıştığım için kuzularım da yaklaşık üç dönem civarında doğuyor. Bu durum da bizim için iyi bir gelir kaynağı oluyor. Daha önce sığır besliyordum ve süt işi yapıyordum. Daha sonra koyunculuğa yöneldim. Koyun işinde süt üretimi yapmıyorum, tamamen kuzu ve yavru almaya odaklanıyorum. Bu dönem içerisinde inşallah kazancımız iyi olur, bundan sonraki süreçte de gelirimizin güzel olmasını temenni ediyoruz. Hayvancılık çok zor bir meslek; gerçekten emek isteyen bir iştir. Ancak severek yapıyoruz. Bizim için sadece bir iş değil, aynı zamanda bir mutluluk kaynağıdır. İşimizden memnunuz ve bu işi severek yapmaya devam ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Muş’ta hayvan sayısı 1,4 milyonu aştı: 650 bin kuzu ve oğlak doğumu bekleniyor
17 Şubat 2026 Salı - 09:19 Muş’ta hayvan sayısı 1,4 milyonu aştı: 650 bin kuzu ve oğlak doğumu bekleniyor Türkiye’nin önemli hayvancılık merkezlerinden biri olan Muş’ta, devlet destekleriyle küçükbaş hayvan sayısı 1 milyon 400 bini aşarken, bu yıl yaklaşık 650 bin kuzu ve oğlak doğumu bekleniyor. Türkiye’nin en önemli hayvancılık kentlerinden biri olan Muş’ta, küçükbaş hayvancılık devlet desteklerinin de etkisiyle her geçen yıl gelişimini sürdürüyor. Kent genelinde hayvan sayısının 1 milyon 400 binin üzerine çıktı. Bu yıl anaç koyun ve keçilerden yaklaşık 650 bin kuzu ve oğlak doğması bekleniyor. Söz konusu doğumların kent ekonomisine 5 milyar TL’nin üzerinde katkı sağlaması öngörülüyor. Muş Tarım ve Orman Müdürlüğünde görevli veteriner hekim Hüseyin Gören, sürdürülen destekleme programları ve saha çalışmalarıyla hayvancılığın daha da güçlenmesinin hedeflendiğini belirterek, üreticilerin hem verim hem de gelir açısından korunmasının amaçlandığını kaydetti. Veteriner hekim Gören, "Muş, küçükbaş hayvancılık sektöründe gerçekten önemli illerimizden biridir. Muş genelinde toplamda yaklaşık 1 milyon 400 bin küçükbaş hayvan varlığı bulunmaktadır. 2025 yılı içerisinde yaklaşık 550 bin kuzu ve oğlak küpelemesi ile kayıt altına alma çalışması gerçekleştirilmiştir. 2026 yılı için de bu hedefimizin yaklaşık 650 bin civarında olması planlanmaktadır. Normal şartlarda Muş’ta koç katımı ağustos-eylül aylarında yapılmaktadır. Ancak bazı sürülerde koçların sürüden ayrılmaması nedeniyle yavru doğumları yıl boyunca süreklilik arz etmektedir. Bu sürü de söz konusu sürülerden biridir. Yeni yıl ile birlikte 2026 yılında, tüm yetiştiricilerimize hayırlı, bereketli bir yıl diliyoruz" dedi. Muş’un Arpayazı köyünde besicilik yapan Arif Yılmaz ise "Besicilik işi yapıyorum. Bu sene koyunlarımın sürekli doğum yapması nedeniyle süt işiyle ilgilenmedim. Kuzu üzerine çalıştığım için kuzularım da yaklaşık üç dönem civarında doğuyor. Bu durum da bizim için iyi bir gelir kaynağı oluyor. Daha önce sığır besliyordum ve süt işi yapıyordum. Daha sonra koyunculuğa yöneldim. Koyun işinde süt üretimi yapmıyorum, tamamen kuzu ve yavru almaya odaklanıyorum. Bu dönem içerisinde inşallah kazancımız iyi olur, bundan sonraki süreçte de gelirimizin güzel olmasını temenni ediyoruz. Hayvancılık çok zor bir meslek; gerçekten emek isteyen bir iştir. Ancak severek yapıyoruz. Bizim için sadece bir iş değil, aynı zamanda bir mutluluk kaynağıdır. İşimizden memnunuz ve bu işi severek yapmaya devam ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Başkan Alan’dan ekonomiye güç veren isimlere vefa
16 Şubat 2026 Pazartesi - 17:16 Başkan Alan’dan ekonomiye güç veren isimlere vefa Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İdris Alan, kentin ekonomisine ve istihdamına uzun yıllardır katkı sunan iş dünyasının önemli isimlerini plaketle onurlandırarak birlik ve beraberlik mesajı verdi. Elazığ Ticaret ve Sanayi Odası (Elazığ TSO) Yönetim Kurulu Başkanı İdris Alan, şehrin ticari hayatına yön veren ve istihdam seferberliğine destek olan isimlerle bir araya gelerek teşekkür plaketi takdim etti. Elazığ Su Ürünleri Üreticileri Birliği Başkanı Gökhan Elgin’in de eşlik ettiği programda Başkan Alan, ilk durağında 44 yıldır esnaf ve sanatkar camiasına rehberlik eden Elazığ Esnaf Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi Başkanı Fikret Çelik ile buluştu. Çelik’in kent için bir kanaat önderi olduğuna dikkat çeken Başkan Alan, yarım asra yaklaşan hizmet süresi boyunca şehre sunduğu katkılardan dolayı şahsı ve odası adına şükranlarını sundu. Kendisine takdim edilen plaket sonrası konuşan Fikret Çelik, İdris Alan’ın yönetim anlayışından duyduğu memnuniyeti dile getirerek, 44 yıllık ticari tecrübesine dayanarak Elazığ’ın böylesine çalışkan bir başkana daha önce sahip olmadığını vurgulayarak, her koşulda İdris Alan’ın yanında yer alacağını belirterek desteğini yineledi. Programın devamında Başkan Alan, Adil Gül’ü iş yerinde ziyaret ederek yerel yatırımların önemine değindi. Gül Gıda’nın sağladığı istihdamla şehir ekonomisine ciddi bir katma değer sunduğunu belirten Alan, başarılı çalışmalarının devamını dileyerek kendisine plaketini sundu. İş insanı Adil Gül ise nazik jestinden dolayı Başkan Alan’a teşekkür ederek yatırımlarının süreceği mesajını verdi. Günün anısına çekilen fotoğrafların ardından program sona erdi.
Büyükşehirden hastane otoparkına 2 bin ton sıcak asfalt
16 Şubat 2026 Pazartesi - 16:44 Büyükşehirden hastane otoparkına 2 bin ton sıcak asfalt Manisa Büyükşehir Belediyesi, Merkez Efendi Devlet Hastanesi ile Manisa Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nin ortak kullandığı otoparkta 2 bin ton sıcak asfalt serimi gerçekleştirerek hasta ve hasta yakınlarının yaşadığı ulaşım ve park sorununu çözüme kavuşturdu. Manisa Büyükşehir Belediyesi, kent genelinde sürdürdüğü yol yapım ve yenileme çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Vatandaşlardan ve kurumlardan gelen yoğun talep üzerine harekete geçen Büyükşehir Belediyesi, Manisa Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Dairesi Başkanlığı koordinesinde, Merkez Efendi Devlet Hastanesi ile Manisa Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nin ortak kullanımındaki otopark alanında sıcak asfalt çalışması gerçekleştirdi. Özellikle hasta ve hasta yakınlarının yoğun olarak kullandığı otoparkta zamanla oluşan zemin bozulmaları, araç ve yaya ulaşımını olumsuz etkiliyordu. Yapılan çalışma ile hem güvenli hem de konforlu bir ulaşım imkanı sağlandı. Fen İşleri Dairesi Başkanlığı Yol Şube Şantiyeler Koordinatörü Fatih Nakışçı, çalışmaların vatandaşlardan ve ilgili kurumlardan gelen talepler doğrultusunda başlatıldığını belirtti. Nakışçı, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’nun talimatlarıyla otopark alanında yaklaşık 2 bin ton sıcak asfalt serimi gerçekleştirildiğini ifade etti. Tamamlanan çalışma sayesinde otopark alanının daha dayanıklı, uzun ömürlü ve konforlu bir yapıya kavuştuğu bildirildi. "Manisa’ya sözümüz var" Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin kent merkezinden kırsal mahallelere kadar yol yapım, bakım ve onarım çalışmalarını aralıksız sürdürdüğü vurgulanırken, vatandaşların yaşam kalitesini artırmaya yönelik hizmetlerin artarak devam edeceği kaydedildi.
Akça: "Fındıkta tekelci yapının manipülasyonu bitmek üzere"
16 Şubat 2026 Pazartesi - 16:24 Akça: "Fındıkta tekelci yapının manipülasyonu bitmek üzere" Ordu Altınordu Ziraat Odası Başkanı Atakan Akça, serbest piyasadaki fındık fiyatlarına tepki göstererek, "Almış olduğumuz duyumlar ve bize gelen bilgiler doğrultusunda tekelci firma, manipülasyon süresini uzatabilmek için kendi depolarında ‘sigorta’ olarak tuttuğu fındığı bile üretime sokmuş durumda" dedi. 2025 yılı fındık hasadı sonrası Ordu’da serbest piyasada 350 lira seviyesine ulaşan fındık, güncel olarak 230-240 liradan işlem görüyor. Serbest piyasadaki fındık fiyatlarının 230-240 TL bandında seyretmesinin ticaret kuralları ve piyasa gerçeklerine uygun olmadığını belirten Akça, "Dünyada tüm ürünlerin fiyatı yükselirken fındığın düşmesi normal değil. Bunun asıl sebebi ekonomik olarak çok güçlü bir yapının piyasaya yön vermesi ve bazı bürokratik avantajlardan yararlanması" diye konuştu. "350 TL’ye çıkan fiyat yanlış algıyla bir anda geriye çekildi" Akça, kısa sürede oluşan yanlış algının fiyatları 350 TL seviyesine taşıdığını, sonrasında ise tekelci yapının devreye girerek piyasayı baskıladığını ifade etti. Akça, "Enflasyonlarını sahneye koydular ve fiyatları hızla aşağı çektiler. Bu süreçte hem üretici hem de tüccar çok büyük sıkıntıya girdi. Tekelci firma geçen hafta 50 randımana karşılık 280 TL fiyat açıkladı. Depo ve ürün maliyeti 320-350 TL civarında olan tüccar bu fiyata satarsa büyük zarar eder. Bu nedenle piyasada satış olmadı, hareketlilik de görülmedi. Buna rağmen şuanda piyasada fındık 240 TL seviyesinde" ifadelerine yer verdi. "Depolardaki ‘sigorta’ fındığını üretime soktular" Piyasadaki manipülasyonunun sürdürülebilmesi için tekelci firmanın kendi depo stoklarını bile üretime sürdüğünü duyduklarını kaydeden Akça, "Tekelci firma bu manipülasyonun süresini uzatabilmek için kendi depolarında tuttuğu sigorta olarak depolarında tuttuğu fındığı bile üretime sokmuş durumda. Zannediyorum o sigorta olarak tuttuğu fındık da depolarında bitmek üzere ki geçen hafta 280 lira bir fiyat açıkladı. İhtiyaca binaen önümüzdeki günlerde yüksek bir fiyatın oluşabileceğini düşünüyorum. Temennimiz, piyasanın üretici lehine toparlanmasıdır" şeklinde konuştu.
Büyükşehir’den Kötekli ve Yeniköy’e 3 Bin 700 metrelik sıcak asfalt
16 Şubat 2026 Pazartesi - 16:06 Büyükşehir’den Kötekli ve Yeniköy’e 3 Bin 700 metrelik sıcak asfalt Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından Menteşe ilçesinin Kötekli ve Yeniköy mahallelerinde hayata geçirilen 502 milyon 28 bin TL’lik yol ve altyapı projesi etaplar halinde devam ediyor. Toplam 3 bin 700 metrelik sıcak asfalt serimini kapsayan proje ile bölgenin ulaşım altyapısı baştan sona yenileniyor. Beş etap halinde planlanan proje kapsamında; Kötekli Mahallesi Sıtkı Koçman Caddesi’nde 2 bin 200 metre, Yeniköy Mahallesi 404. Sokak’ta ise bin 500 metre olmak üzere toplam 3 bin 700 metre sıcak asfalt serimi gerçekleştirilecek. Yol ve kaldırım düzenlemelerinin yanı sıra plentmiks temel, binder, aşınma ve reglaj imalatları eş zamanlı olarak yürütülüyor. Proje genelinde toplam 8 bin metre içme suyu hattı ve 7 bin metre yağmursuyu hattı imalatı planlandı. 1. etapta asfalt çalışmaları başladı Kötekli girişi ile Gençlik Parkı önü arasını kapsayan birinci etapta yağmur suyu altyapı çalışmaları tamamlandı. Bu kapsamda bölgede yağmursuyu menfezleri ve drenaj boruları döşenerek yağmur suyunun daha sağlıklı şekilde tahliye edilmesi sağlandı. Çalışmalar kapsamında istinat ve bahçe duvarları inşa edilirken, iletişim hatları da yenilendi. Bölgede belediyeye ait data hattı ile internet altyapısı için Süperonline hattı döşendi. Bunun yanı sıra sulama suyu hatları ve içme suyu boruları da yenilenerek altyapı güçlendirildi. Bin 100 metre plentmiks temel serimi bitirilen Kötekli girişi ile Gençlik Parkı arasındaki bin 100 metrelik kısımda asfalt serimi çalışmalarına başlandı. 2. etapta su deposu tamamlandı Gençlik Parkı ile Yoğurtçu Parkı arasını kapsayan ikinci etapta 576 metreküp depolama kapasiteli su deposu inşaatı tamamlandı. 500 metre kutu menfez yağmursuyu hattı imalatı tamamlanırken, çalışmalar etap kapsamında devam ediyor. 5. etapta dere ıslahı ve altyapı imalatları yapıldı Yörük Market- AFAD güzergâhından Yeniköy Meydanı’na kadar uzanan beşinci etapta 295 metre dere ıslahı kapsamında kazı ve taş duvar imalatı tamamlandı. Ayrıca 2 metre yüksekliğinde ve 6 metre genişliğinde, köprü niteliğinde 2 adet menfez inşa edildi. Bu etapta mevcut beton yolun bin 150 metrelik bölümü sökülerek altyapı çalışmaları için uygun hale getirildi. Yağmur sularının sağlıklı şekilde tahliye edilmesi amacıyla 350 metre uzunluğunda drenaj borusu ve 600 metre uzunluğunda beton yağmursuyu hattı döşendi. Ayrıca bölgedeki atık su altyapısını güçlendirmek için 950 metre uzunluğunda kanalizasyon hattının yapımı da tamamlandı. Tüm etaplarda çalışmaların, onaylı iş programı doğrultusunda ve kontrol teşkilatının denetiminde sürdürüldüğü belirtildi. Projenin tamamlanmasıyla birlikte Kötekli ve Yeniköy mahallelerinin modern, güvenli ve uzun ömürlü bir ulaşım ve altyapı sistemine kavuşması hedefleniyor. Başkan Aras: "Üniversite bölgemizi modern ve güvenli bir ulaşıma kavuşturuyoruz" Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Kötekli ve Yeniköy mahallelerinde yürütülen çalışmaların bölgenin geleceği açısından büyük önem taşıdığını vurgulayarak, "Muğla’mızın her ilçesinde olduğu gibi Menteşe’de de vatandaşlarımızın yaşam kalitesini artıracak yatırımlarımıza aralıksız devam ediyoruz. Özellikle üniversite yerleşkesinin bulunduğu Kötekli ve Yeniköy mahallelerimizde yoğun bir nüfus hareketliliği var. Bu nedenle ulaşım ve altyapı çalışmalarını kapsamlı bir şekilde ele aldık" dedi. Başkan Aras, yalnızca yol yenilemesi değil, altyapının da baştan sona güçlendirildiğine dikkat çekerek, "502 milyon TL’yi aşan yatırımımızla bölgede sıcak asfalt seriminden yağmur suyu hatlarına, içme suyu altyapısından dere ıslahına kadar tüm ihtiyaçları planladık. Amacımız, hem öğrencilerimizin hem de mahalle sakinlerimizin uzun yıllar güvenle kullanacağı modern ve konforlu yollar oluşturmak. Muğla’mızı geleceğe hazırlayan projeler üretmeye devam edeceğiz. Kötekli ve Yeniköy mahallelerimize hayırlı olsun" diye konuştu.