EKONOMİ
Turfanda can eriği Avrupa ülkelerine ihraç ediliyor 04 Nisan 2026 Cumartesi - 22:01:18 Hatay’da 5 bin metrekarelik serasında 320 ağaçta can eriği üretimi yapan Aladdin Aslan, nisan ayında başladığı hasadı sürdürüyor. Ağaçlardan tek tek elle toplanan can eriğinin kilosu iç piyasada 350 TL iken, yurt dışına 450 TL’den ihraç ediliyor. Türkiye’nin en bereketli topraklarından olan Hatay’da afetzede çiftçiler üreterek hayata tutunmayı sürdürüyor. Samandağ ilçesi Yaylıca Mahallesi’nde 5 bin metrekarelik serasında 320 ağacıyla can eriği üretimi yapan çiftçi Aladdin Aslan, bahçesinde nisan ayında can eriği hasadına başladı. Kış aylarında örtü altında üretilen can eriğinin kilogram fiyatı iç piyasada 350 TL iken, dış piyasada ise 450 TL’den genellikle Avrupa ülkeleri İngiltere, Almanya, Danimarka, Belçika ve Hollanda’ya ihraç ediliyor. Geçtiğimiz yıl Orta Doğu’ya da ihracat yapan Arslan, ABD, İsrail ve İran’ın savaşı nedeniyle bu yıl Arap ülkelerine satış yapamıyor. Can eriği üretiminden memnun olduğunu ifade eden Aslan, bu yıl yağışlarla birlikte can eriğinde rekolteyi yüksek beklediğini söyledi. Çiftçi Alaadin Arslan, "Ben 15 yıldır örtü altı yani serada can eriği yetiştiriyorum. Geçen sene bir kuraklık vardı. Onun zorluğunu bir şekilde çektik ama çok şükür yine atlattık. Bu sene de yağışlardan dolayı biraz erkencilikte geç kaldık ama yine şükür erikte rekolteler güzel oluyor. Burası 5 dönüm ve içinde 320 erik ağacı var. Ben bir hevesle ve sevgiyle başladım. Bizde Akdeniz Bölgesi iklim olarak müsait durumda. Biraz daha erkencilik sağlayalım diye düşündük, yaptık ve başardık. Bu yıl hasat çok şükür rekolte olarak güzel. Kışın bu şekilde soğukların iyi gitmesi etki etti. Çünkü bu sert çekirdekli olan bütün ağaçlar, meyveler soğuğu sever. Soğuğu alacak ki uykuya girsin ve uyandığı zaman rahat uyansın. Bu sene bunu yaşadık ve iyi verim olarak çok güzel oldu. İç piyasa ve ihracat piyasası gibi iki ayrı kalemden topluyoruz. Zaten ihracat olmazsa ciddi bir şekilde bu işi yapamayız. Erik iç piyasada 200 ila 350 TL bandında değişiyor. İhracat olduğu zaman biraz daha kalite gerekiyor. İhracatta ise 350 ila 450 TL arasında değişiyor. Geçen yıl verim az olduğu için biraz daha iyiydi. Geçen sene fiyat 500 TL bandındaydı. Biz her sene aynı ihracat firmalarına verdiğimiz için Avrupa ülkelerine gönderiyoruz. Zaten şu anda Orta Doğu’da vardı ama Orta Doğu’ya savaştan dolayı biraz ihracat yapamıyoruz. Avrupa ülkeleri olarak Almanya, Danimarka, Belçika, İngiltere ve Hollanda gibi ülkelere gidiyor. Erikler ağaçlardan elle tane tane koparılarak toplanıyor" ifadelerini kullandı.
04 Nisan 2026 Cumartesi - 21:46 Ticaret Bakanlığı: "Tüketicilerimizin haklarını korumak için piyasa gözetim ve denetim faaliyetlerimizi kararlılıkla sürdürmekteyiz" Ticaret Bakanlığından yapılan açıklamada, "Tüketicilerimizin hak ve menfaatlerini korumaya yönelik piyasa gözetim ve denetim faaliyetlerimizi ülke genelinde kesintisiz ve kararlılıkla sürdürmekteyiz" denildi. Ticaret Bakanlığı tarafından yürütülen piyasa gözetim ve denetim çalışmaları kapsamında; İstanbul’da faaliyet gösteren bir marketler zincirinde; çeri domates, Çengelköy salatalık ve kırmızı biber ürünlerine ilişkin olarak tedarik zinciri boyunca oluşan fiyat hareketleri Hal Kayıt Sistemi üzerinden detaylı şekilde incelendiği vurgulandı. Yapılan incelemeler sonucunda; çeri domates ürününün, İstanbul’da faaliyet gösteren bir tüccar tarafından Antalya Kumluca Hali’nde faaliyet gösteren komisyoncudan 50 liradan satın alındığı, aynı tüccar tarafından İstanbul’da faaliyet gösteren zincir markete 110 liradan satıldığı, söz konusu zincir market tarafından ise ürünün tüketicilere 250 liradan satıldığı, Çengelköy salatalık ürününün, İstanbul’da faaliyet gösteren bir komisyoncu tarafından zincir markete 60 liradan satıldığı, zincir market tarafından ise tüketiciye 135 liradan sunulduğu belirlendi. Kırmızı biber ürününün ise Antalya Kumluca Hali’nde faaliyet gösteren komisyoncu tarafından İstanbul’da faaliyet gösteren tüccara 70 liradan satıldığı, aynı tüccar tarafından zincir markete 100 liradan satıldığı, zincir market tarafından ise ürünün tüketiciye 225 liradan sunulduğu tespit edildi. Bakanlık tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda, adı geçen firmalar tarafından haksız fiyat artışı yapıldığı tespit edilerek, gerekli idari yaptırımların uygulanması amacıyla konu Ticaret Bakanlığı Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu’na iletildi. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, "Ticaret Bakanlığı olarak; üretimden tüketime kadar tüm aşamalarda fiyat hareketlerini yakından takip etmeye, piyasalarda adil, şeffaf ve dengeli fiyat oluşumunu sağlamaya, tüketicilerimizin hak ve menfaatlerini korumaya yönelik piyasa gözetim ve denetim faaliyetlerimizi ülke genelinde kesintisiz ve kararlılıkla sürdürmekteyiz. Fırsatçılığa ve haksız fiyat artışlarına karşı mücadelemiz tavizsiz şekilde devam edecektir" ifadelerine yer verildi.
04 Nisan 2026 Cumartesi - 18:58 Bakan Işıkhan, gençleri heyecanlandıran müjdeleri ardı ardına verdi Denizli ziyareti kapsamında iş dünyasıyla istişare toplantısında bir araya gelen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, gençlere yönelik müjde vererek, "Gençlerimizi üretim sürecine daha erken dahil etmek, onları hayatın içine daha güçlü şekilde katmak amacıyla yeni bir adım attık. Başlattığımız ’Gençliğin Üretim Çağı-GÜÇ Programı’, gençlerimizin çalışma hayatına daha erken, daha donanımlı ve daha güçlü bir şekilde katılmasını hedeflemektedir" dedi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Denizli programının son durağında iş dünyasıyla istişare toplantısında buluştu. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından başlayan programda konuşan Denizli Valisi Yavuz Selim Köşger, kentin tarım, turizm, ticaret ve gelişmiş sanayi altyapısıyla ülke ekonomisine yüksek katma değer sağlayan öncü şehirlerden biri olduğunu vurguladı. Kablo, tekstil ve doğal taş başta olmak üzere birçok sektörde üretim gerçekleştirildiğini, ulusal ve uluslararası pazarlarda kentin rekabet gücünün yüksek olduğunu ifade eden Vali Köşger, "Yaklaşık 5 milyar dolara yaklaşan ihracat hacmiyle hem dış ticarette hem de iç piyasada adından söz ettirmektedir. 2025 yılında İhracatın Yıldızları Ödül Töreni’nde ilimizden 37 başarılı şirket ödül sahibi olmuş, "Tim İlk 1000 İhracatçı Listesi"nde ise ilimizden 24 şirket yer almaktadır. Devletimizin üretimi, yatırımı ve istihdamı önceleyen politikaları doğrultusunda; KOSGEB desteklerinden etkin şekilde faydalanan KOBİ’lerimiz, organize sanayi bölgelerimizde hayata geçirilen yatırımlar ve sağlanan ilave istihdam imkânları ile ilimiz ekonomik büyümesini istikrarlı bir şekilde sürdürmektedir" dedi. "İhracatçılarımızın gösterdiği üstün gayret takdire şayandır" Denizli’nin güçlü altyapısı sayesinde işsizlik oranlarının en düşük olduğu büyükşehirler arasında üst sıralarda olduğunu ifade eden Vali Köşger, kentin sanayi, ihracat ve ticaretin merkezlerinden biri olarak öne çıktığını dile getirdi. Özellikle tekstil, tarım ve hizmet sektörlerinde sağlanan yoğun istihdam ile Türkiye ortalamasının üzerinde bir performans sergilendiğini belirten Vali Köşger, "İŞKUR’dan alınan verilere göre; 2025 yılında açık iş sayımız, 39 bin 339 iken işe yerleştirme sayımız, 18 bin 770 olmuştur. En fazla açık iş talebi alınan sektör sanayide tekstil ve mermer sektörleri olmuştur. 2026 yılı Ocak-Mart dönemi açık iş sayımız 7 bin 416 iken işe yerleştirme sayımız üç aylık süreçte 2 bin 634’tür. Yine bu yıl da en fazla açık iş alınan sektörlerimiz, sanayide tekstil ve mermerdir. Yine TUİK verilerine göre 2025 yılında, Denizli’de ihracatın yüzde 5,82 artışla 4 milyar 674 milyon 402 bin 255 dolar seviyesine ulaştığını ve ilimizin ihracatta ülke genelinde dokuzuncu sırada yer aldığını memnuniyetle ifade etmek isterim. İhraç ettiğimiz ürünler arasında bakır telde, tekstil ürünlerinden havlu, bornoz ve nevresimde ayrı ayrı, işlenmiş doğal taşta ve tarımda leblebi ile ay çekirdeği üretiminde Türkiye birinciliğimiz; kabloda ise Türkiye ikinciliğimiz mevcut. Bu başarılar ile ülke ihracatına sunduğu katkı için ihracatçılarımızın gösterdiği üstün gayret takdire şayandır. Bu çalışkanlığın ve özverinin sonucu elde edilen başarı, şehrimizin ekonomik dinamizmini güçlendirmekte, aynı zamanda ülkemizin uluslararası pazarlardaki etkinliğini de pekiştirmektedir" diye konuştu. "Sizlerin azmi ve kararlılığı ülkemizin çalışma hayatını daha güçlü kılıyor" Sanayicilerin üretimi devam ettikçe Türkiye’nin kalkınmasının ivmelendiğini dile getiren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "Ülkemizin geleceği söz konusu olduğunda elini taşın altına koymaktan çekinmeyen iş dünyamızın milli dayanışma ruhunu takdirle izliyoruz. Özellikle yerel kalkınma sürecine büyük destek veren yatırımcımız, üretimcimiz, işverenlerimiz, esnaflarımız, ticaret erbabımız geleceğin her bakımdan güçlü, tam bağımsız, kalkınmış Türkiye’sine giden yolda bizim en değerli yol arkadaşlarımızdır. Sizlerin azmi ve kararlılığı, hem şehrimizin hem de ülkemizin çalışma hayatını daha güçlü kılıyor. Sizler ürettikçe, kalkınmamız ivme kazanıyor. Türkiye olarak; bölgemizde ve dünyada gittikçe büyüyen ve yayılan çatışma ortamına rağmen bugün ulaştığımız nokta, hem gücümüzün sınırlarına, hem de gelecekte başarabileceklerimize dair önemli göstergedir. Ülkemizi güçlendirme hedefimiz istikametindeki kararlılığımızı, azmimizi koruduğumuz sürece her alanda olumlu sonuçlar almaya devam edeceğimize inanıyorum" dedi. "Herkes faaliyet gösterdiği alanda en iyisi olmak için daha çok çalışmalıdır" Türkiye’yi güçlü kılacak her mecrada duraksama, tereddüt etme lüksü olmadığını ifade eden Bakan Işıkhan, "Şunu unutmamalıyız ki tam bağımsız güçlü bir ekonomi ve kendi kendine yetebilen bir Türkiye demek; aynı zamanda, daha adil, daha huzurlu bir dünya demektir. Çünkü bugün Türkiye, küresel güvensizlik ortamında üstlendiği uluslararası sorumluluklar, tarihi ve kültürel misyonu ile sadece bölgesinin değil dünyanın da can simidi olmaya devam etmektedir. Bölgesel tehditlerin kapımıza kadar ulaşmış olması, bize, büyüme yolunda atmamız gereken kararlı adımları bir kez daha hatırlatmaktadır. Bu sebeple, başta çalışma hayatı olmak üzere, Türkiye’yi içeride ve dışarıda daha güçlü kılacak her mecrada; durma, duraksama, adımlarımızda tereddüt etme, kabuğumuza çekilme lüksümüzün olmadığını özellikle vurgulamak istiyorum. Herkes, faaliyet gösterdiği alanda en iyisi olmak için daha çok çalışmalı ve daha fazla katma değer üretmelidir. Bu anlamda Denizli’nin üretim gücüne, potansiyeline inanıyoruz" şeklinde konuştu. Çalışma hayatına yön veren her sektöre yapılan yatırımlarla, iş dünyasının katkılarıyla Denizli’nin hak ettiği konuma ulaşacağını dile getiren Bakan Işıkhan, Denizli halkının mahrum kaldığı yerel hizmetleri telafi etmeye devam edeceklerini söyledi. Çalışma hayatı ve ekonomi güçlendikçe Türkiye’nin de istikrarla büyüyeceğini ifade eden Bakan Işıkhan, ekonomi güçlendikçe, istihdam ve üretim arttıkça, yatırımlar çoğaldıkça bu refahı nüfusun tamamına yaymak için kapsamlı politikalar üretmeye devam edeceklerini açıkladı. Bakan Işıkhan gençleri heyecanlandıran müjdeleri verdi Konuşmasının sonunda gençlere yönelik müjdeleri ardı ardına sıralayan Bakan Işıkhan, "Bugün genç kardeşlerimiz de burada. Gençlerin enerjisi, bu şehrin dinamizmi; gençlerin hayalleri, Türkiye’nin hedefleridir. Günümüz dünyasında gençlerimizin karşılaştığı en büyük zorluklardan biri, eğitimden iş hayatına geçiş sürecidir. Birçok gencimiz, okuldan mezun olduktan sonra iş bulma sürecinde zorluklar yaşamakta, tecrübe eksikliği nedeniyle geri planda kalmaktadır. Bu durumun, toplumsal olarak da çözmemiz gereken önemli bir mesele olduğunu biliyoruz. İşte tam da bu noktada, Cumhurbaşkanımızın liderliğiyle gençlerimizi üretim sürecine daha erken dahil etmek, onları hayatın içine daha güçlü şekilde katmak amacıyla yeni bir adım attık. İŞKUR öncülüğünde başlattığımız ’Gençliğin Üretim Çağı - GÜÇ Programı’, gençlerimizin çalışma hayatına daha erken, daha donanımlı ve daha güçlü bir şekilde katılmasını hedeflemektedir. Bu programla; Gençlerimize staj imkanları sunuyor, Meslek sahibi olmalarını teşvik ediyor, Ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerimizi çalışma hayatına kazandırıyor, İlk iş deneyimlerini edinmelerine destek oluyoruz. Staj Desteği programıyla 3 yılda 800 bin gencimizin staj yapmasını sağlayacağız. Geleceğim Meslekte Programı ile meslek okulu mezunlarını kendi mesleklerinde çalışmaya teşvik edeceğiz. NEET İşgücü Uyum Programı ile, ne eğitimde ne istihdamda olan 450 bin genci kamu kurumları ile işbirliği içinde çalışma hayatına dahil edeceğiz. İşe ilk adım programı ile 3 yılda 750 bin gencin 6 ay boyunca ücretinin tamamını veya 18 ay boyunca ücretinin yarısını ödeyeceğiz. Böylece tecrübe eksikliği nedeniyle ilk iş deneyimlerinde zorluk yaşayan gençlere deneyim de kazandıracağız. Özellikle işe alımda tecrübe şartı arayan işverenlerimizi de tecrübesiz gençleri istihdam etmesi ve tecrübe kazandırması noktasında teşvik edeceğiz. Geçen sene başlattığımız İŞKUR GENÇLİK Programı ile de, bildiğiniz gibi üniversite öğrencilerimizi yarı zamanlı modelle çalışma hayatına alıştırmaya, tecrübe katmaya devam ediyoruz. Gençlerimiz, Türkiye’nin geleceği. Gençlerimizin eğitim sonrası çalışma hayatından uzak kaldıkları her gün, Türkiye’nin kaybıdır. Bu nedenle gençlerimiz bizim en büyük önceliğimizdir. Bu vesileyle ülkemizin ve şehirlerimizin kalkınması için, her daim sahada olan iş dünyamızın temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarımız, belediyelerimiz, gençlerimiz ve kamu kurumlarımızla birlikte istişarelerle ihtiyaç ve talepleri almaya, sorunları çözmeye devam edeceğiz" dedi.
04 Nisan 2026 Cumartesi - 18:35 Manisa Lokantacılar Odası’ndan ‘Hileli gıda’ çıkışı Manisa Lokantacılar, Kebapçılar, Tatlıcılar ve Yoğurtçular Odası Başkanı Şafak Yıldırım, son dönemde gıda ürünlerinde tespit edilen tağşiş ve hileli karışımlara sert tepki gösterdi. Yıldırım, "Hileye geçit yok, sağlığa tam destek" mesajı vererek, dürüst esnafın emeğinin korunması çağrısında bulundu. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yapılan denetimlerde bazı gıda işletmelerinde ürünlerin içeriğinin değiştirildiği ve tağşiş yapıldığının belirlenmesi üzerine Manisa Lokantacılar Odası harekete geçti. Oda Başkanı Şafak Yıldırım, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, hileli üretimin hem toplum sağlığını hem de sektörün güvenilirliğini zedelediğini vurguladı. Resmi denetim sonuçlarını değerlendiren Başkan Yıldırım, "Son dönemde yapılan resmi denetimlerde, bazı işletmelerin ürünlerinde tağşişe başvurduğu, yani hileli karışımlar ve katkılarla halkımızın sofrasına gölge düşürdüğü tespit edilmiştir. Bu durum yalnızca toplum sağlığını tehdit etmekle kalmamakta, aynı zamanda alın teriyle üreten dürüst esnafımızın emeğini değersizleştirmektedir. Et ve et ürünlerinde farklı türlerin gizlice karıştırılması, süt ve süt ürünlerinde doğallığı bozan katkıların kullanılması; hem sağlığımızı hem de güvenimizi zedelemektedir. Biz, Manisa Lokantacılar, Kebapçılar, Tatlıcılar ve Yoğurtçular Odası olarak, emeğini dürüstlükle ortaya koyan, ürününün içeriğini şeffafça paylaşan ve halkımıza güvenle sunan esnafımızın her zaman yanındayız" dedi. "Etiketleri dikkatle inceleyin" Tüketicilere de uyarılarda bulunan Yıldırım, güvenilir ve belgeli işletmelerin tercih edilmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi:"Bizim duruşumuz nettir: Hileye geçit yok, sağlığa tam destek! Halkımızın sağlığı ve esnafımızın onuru için mücadelemiz kararlılıkla sürecektir. Dürüst esnafın emeğini korumak, toplumun vicdanını korumaktır. Tüketicilerimize çağrımız; etiket bilgilerini dikkatle inceleyiniz. Güvenilir ve belgeli işletmeleri tercih ederek dürüst esnafa destek olunuz. Şüpheli durumları ilgili kurumlara bildiriniz. Unutmayalım: Soframızdaki her lokma yalnızca bedenimizi değil, vicdanımızı da besler" şeklinde konuştu.
İTO, 800 bin üyesi için "yapay zeka tabanlı chatbot’u" 2026’da devreye alacak
26 Aralık 2025 Cuma - 10:19 İTO, 800 bin üyesi için "yapay zeka tabanlı chatbot’u" 2026’da devreye alacak İstanbul Ticaret Odası (İTO), 800 bini aşkın üyesine hizmet süreçlerini hızlandırmak ve verimliliği artırmak amacıyla yapay zeka tabanlı uygulamaları hayata geçirmeye hazırlanıyor. İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, Oda’nın 2025 Faaliyet Raporu ile 2026 İş Programı ve Bütçesi’nin ele alındığı Olağanüstü Meclis Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, 2026 yılı itibarıyla yapay zeka destekli chatbot (sanal asistan) ve otomasyon sistemlerinin Oda hizmetlerine entegre edileceğini açıkladı. Oda üyelerinin taleplerine daha hızlı yanıt verebilmek, işlem sürelerini kısaltmak ve hizmet kalitesini artırmak için yapay zekadan etkin şekilde faydalanacaklarını belirten Avdagiç, dijital dönüşümün Oda’nın öncelikli stratejik alanlarından biri olduğunu vurguladı. Avdagiç, "2026 yılında üye hizmetlerimizi daha nitelikli hale getirmek için iş süreçlerimize yapay zeka destekli çözümleri mutlaka dahil edeceğiz. Bu amaçla Ticaret Sicili ve MERSİS Destek Formu’na ek olarak, temel soruların cevaplandırıldığı bir chatbot (sanal asistan) oluşturacağız. Bunun çalışmalarına başladık. Yapay zeka destekli çözüm ile zaman kaybını önlemeyi ve üye memnuniyetini artırmayı hedefliyoruz." açıklamasını yaptı. "İş süreçlerini tek bir veri tabanında topladık" Bu doğrultuda HAVELSAN iş birliği ile DİJİTO Projesi kapsamında FAZ-1 ve FAZ-2 modüllerini başarıyla devreye aldıklarını hatırlatan Avdagiç, Oda’nın 20 müdürlüğünün farklı platformlarda yürütülen süreçleri tek bir merkezde toplayarak tamamen dijitalleştirdiklerini bildirdi. Böylece İTO’nun dijital dönüşümünün birinci evresini tamamladıklarını belirten Avdagiç, şöyle devam etti: "Tüm iş süreçlerini tek bir veri tabanında topladık. Kurum için değerli bir büyük veri (big data) altyapısı oluşturduk. Bu veri havuzu üzerinden veri madenciliği çalışmaları yaparak üye bazlı gelişmiş raporlamalar üretmeye başladık. Hepsinden önemlisi de yapay zeka, robotik iş süreçleri ve chatbot altyapıları için gerekli ortamı sağladık. Şimdi dijital dönüşümü bir ileri safhaya taşıyacak yapay zeka dönemine hazırlanıyoruz. Bütün eforumuzu ve dikkatimizi buna odaklamış durumdayız." Avdagiç, yerli bir proje olan DİJİTO Projesi ile "3 milyon 698 bin 938 satır" kod yazıp, 341 milyon 173 bin 144 kaydı yani veriyi dijital ortama aktardıklarını söyledi. "2026’da üyelerimiz için dijital servisleri genişleteceğiz" Avdagiç, "İTO kurumsal portalını (www.ito.org.tr), güncel teknoloji standartlarına uygun şekilde yeniledik. Ayrıca ödemeden randevu sistemine kadar çeşitli hizmetlerimizin sorunsuz gerçekleşmesi için ciddi yazılım geliştirme çalışmaları yaptık. Dijitalleşmenin dezavantajlarından biri olan siber güvenliği en üst seviyede sağlayacak önlemleri devreye aldık. 2026’da gerçekleştirmek istediğimiz hedeflerimiz arasında ise ‘yapay zeka ve otomasyon, siber güvenlik, veri odaklı karar mekanizmaları, yeşil IT ve sürdürülebilirlik’ yer alıyor. 2026’da üyelerimiz için dijital servisleri genişleteceğiz" bilgisini verdi. 2026 hedeflerine değinen Avdagiç, "Yapay zeka, otomasyon ve veri yönetimi alanlarında atacağımız adımlar, İTO’nun hizmet kalitesini yeni bir seviyeye taşıyacak" değerlendirmesinde bulundu. İTO hamilik yaptığı meslek okulu sayısını 100’e çıkarmayı hedefliyor Avdagiç, konuşmasında Oda’nın mesleki eğitim konusundaki çalışmaları hakkında da bilgi paylaştı. Mesleki Eğitim İş Birliği Protokolü çerçevesinde hayata geçirilen İTO Hamilik Projesi’nde bir atılım dönemi yaşadıklarını belirten Avdagiç, "Meslek liselerine hamilik, öncelikli konumuz. 54 olan hamilik yaptığımız okul sayısını 2025 yılı itibariyle 59’a çıkardık. Makul zamanda ilk hedefimiz bu sayıyı 100’e çıkarmak. TOBB Mesleki Eğitim İş Birliği Protokolü kapsamında bir Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin hamiliğini de yürütüyoruz. Okullarımıza ayırdığımız bütçeyi de ciddi oranda yükselttik." bilgisini verdi. 2025 yılında AB Erasmus+ Programı kapsamındaki "Mesleki Eğitim Akreditasyonuna" müracaat ettiklerini aktaran Avdagiç, 2026’nın başında sonuçlanacak projeye hamisi oldukları en az 8 meslek lisesinden öğrencileri dahil edeceklerini, böylece farklı ülkelerde mesleki staj deneyimi elde etmelerini, dijital ve sürdürülebilirlik konularında yetkinlikler kazanmalarını sağlayacaklarını kaydetti. "60’tan fazla üst düzey yabancı heyet ile İTO’da toplantılar yaptık" Ticari diplomasi çalışmalarına 2025 yılında da devam ettiklerini belirten Avdagiç, Lüksemburg’dan Mısır ve Suudi Arabistan’a, Çin ve Singapur’dan ABD ve Pakistan’a, dünyanın pek çok ülkesinden 60’tan fazla üst düzey heyet ile İTO’da toplantılar yaptıklarını söyledi. İTO Başkanı Avdagiç, Oda’nın uluslararası ilişkiler alanında yürüttükleri projelere de değindi. B2G’yi yani Business to Government (İşletmeden Devlete) görüşmelerini eklediklerini anlatan Avdagiç, yabancı ülkelerin İstanbul’da faaliyet gösteren ticari temsilcileri ile Oda üyeleri arasında gerçekleşen B2G görüşmelerinin çok verimli geçtiğini kaydetti. Avdagiç, "İlk etkinlikte Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Avusturya, ikinci etkinlikte Polonya, Bulgaristan ve Yunanistan ticari temsilcilikleri ile üyelerimiz buluştu. 2026’da Belçika, İngiltere, Hollanda, Suudi Arabistan, Mısır ve Malezya ticari temsilcilikleriyle bu projeye devam etmeyi planlıyoruz" dedi.
Kızılırmak Deltası’nda manda yetiştiriciliği markalaşarak geleceğe taşınıyor
26 Aralık 2025 Cuma - 10:15 Kızılırmak Deltası’nda manda yetiştiriciliği markalaşarak geleceğe taşınıyor Samsun’un doğal miraslarından biri olan Kızılırmak Deltası’nda manda yetiştiriciliğini modern, sürdürülebilir ve katma değerli bir yapıya kavuşturmak amacıyla "Mandadan Markaya" projesi hayata geçiriliyor. Proje ile bölgedeki geleneksel üretim, bilimsel destekle markalaşma sürecine girecek. Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Yetiştirme ve Islahı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Kemal Ayan’ın yürütücülüğünü üstlendiği projenin eğitim danışmanlığını Doç. Dr. Bakiye Kılıç yapıyor. Projenin koordinasyonu ise Ondokuzmayıs Yerel Eylem Grubu Derneği (OMYEGDER) Başkanı Tolga Eren tarafından sağlanacak. Toplam 60 bin dolar bütçeye sahip olan ve 12 ay sürecek proje, manda varlığının korunmasının yanı sıra yerel halkın gelir kaynaklarının güçlendirilmesini hedefliyor. Geleneksel üretim bilimsel destekle markalaşacak Türkiye’nin en yüksek manda varlığına sahip ili olan Samsun’da yaklaşık 26 bin 600 baş manda bulunmasına rağmen, ürünlerin markasız ve düşük katma değerle satılması üreticilerin en büyük sorunu olarak öne çıkıyor. "Mandadan Markaya" projesi kapsamında bu sorunun aşılması için akademik bilgi ile yerel deneyim bir araya getirilecek. Proje çerçevesinde Samsun’a özgü manda ürünleri için coğrafi işaret süreci başlatılacak, böylece ürünlerin kalite ve menşe güvencesi sağlanacak. Ayrıca pazar araştırmaları, ambalaj tasarımı çalışmaları ve online satış kanallarının kullanılmasıyla ürünlerin ticari değeri artırılacak. Üreticilere hijyenik sağım, doğru yemleme ve modern dölleme yönetimi gibi teknik konularda kapsamlı eğitimler de verilecek. Proje bilgilendirme toplantısı yapıldı Kızılırmak Deltası’nda manda üreticileri, proje ortaklarının ve akademisyenlerinin katılımıyla proje bilgilendirme toplantısı yapıldı. Proje hakkında konuşan Prof. Dr. Ali Kemal Ayan, "Mandadan Markaya projesi ilk olarak 2005 yılında Manda Sevdamız projesiyle başladı. Birleşmiş Milletlerin Küresel Çevre Fonu destekli bir projeydi. O projeden sonra geldiğimiz bu noktadan manda sürü sahiplerinin hem manda sayıları attı. Manda sütünden ve etinin yapılan ürünlerin çeşitlendirilmesi, pazar değerlerinin arttırılması ve marka yolcuklarının oluşturulmasıyla ilgili bir ihtiyaç ortaya çıktı. Bu ihtiyacı karşılamak için manda ile ilgili olan bütün kurumlar kuruluşların desteğiyle bu projeyi yürütmeye çalışıyoruz. Manda bu sulak alanların en önemli ekosistem mühendisleridir. Burada mandanın ekonomik öneminin yanında ekolojik bir önemi mevcuttur. Mandaya, manda üreticilerine, manda ürünlerini pazara taşıyan bir projedir" dedi. "Bu proje umuyorum mandanın o güzel ürünlerini afiyetler içerisinde yeme fırsatı verir" Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Küçük Ölçekli Projeler Türkiye Ulusal Koordinatörü Gökmen Argun, "Türkiye’de 33 yılımız. 400 üzerinde proje destekledik. Samsun şu anda bizim odak alanımız. Burada 11 tane proje destekledik. Bunlardan 1 tanesi de ‘Mandadan Markaya’ projesidir. Geçmişte desteklediğimiz ‘Manda Sevdası’ projesinin ikinci kademesi gibi gözüküyor. Muazzam bir çalışmanın bu aşamaya gelmesi bizi çok heyecanlandırdı. Umut ediyorum manda gerçek anlamda hem Samsun için hem Kızılırmak Deltası’ndaki çeşitliliği tanıtmak için muazzam bir fırsat olur. Mandanın o güzel ürünlerini afiyetler içerisinde yeme fırsatı verir" şeklinde konuştu. "Süt verimini yükseltmemiz lazım" Samsun Damızlık Manda Yetiştiriciler Birliği Temsilcisi İsmail Metin, "Samsun’da 2008 yılında kurulduğumuz yıllarda manda sayısı 7 bin adetti. Türkiye genelinde ise 30 bin adetti. Bakanlığımız ve üniversitemiz ile yapmış olduğumuz projelerle 2024 yılında 22 bine çıktı. Maalesef bu durum aşağıya inmeye başladı. Şu anda 19 bin manda varlığımız var. Bunların yegane sebeplerinden bir tanesi de ekonomik sıkıntılardır. Beslenme alanlarındaki yırtıcı hayvanlardan dolayı yüzde 10 yavru kaybımız var. Bu durum da manda sayısının artışını engelliyor. Markalaşma konusunda ise süt verimini arttırmamız gerekiyor. Bizim manda birliğimiz ıslah birliğidir. Türkiye genelinde 30 bin manda da ıslah projesi yürütüyoruz. Bunun 4 bin tanesi Samsun’dadır. İtalya, Türkiye’den dünyanın diğer illerinde aldığı mandaları 30 yılda ıslah etmiş. Bugün İtalya’nın süt ortalaması 9 kilodur. Önce süt ortalamasını yükseltmiş. Biz de 6 kilo bile olamadık" ifadelerini kullandı. Kadınlar ve gençler kırsal kalkınmanın merkezinde Projenin önemli hedeflerinden biri de kırsalda istihdamı artırmak olacak. Bu kapsamda 50 kadın ve genç üreticiye yönelik özel eğitimler, mentorluk çalışmaları ve destek bilgilendirmeleri gerçekleştirilecek. Engiz Kadın Girişimi Kooperatifi’nin katkılarıyla üretici örgütlenmesinin ve kooperatifleşmenin güçlendirilmesi amaçlanıyor. Hedef 150 bin dolarlık gelir artışı "Mandadan Markaya" projesinin sonunda manda ürünleri için güçlü ve tanınabilir bir marka kimliği oluşturulması hedefleniyor. Projenin tamamlanmasıyla birlikte bölge üreticilerinin toplam gelirinde yaklaşık 150 bin dolarlık bir artış sağlanması bekleniyor. Yerel festivaller, tadım etkinlikleri ve sosyal medya kampanyaları aracılığıyla manda ürünlerinin hem ekolojik değeri hem de sağlık açısından faydaları kamuoyuna tanıtılacak. Yetkililer, projenin Kızılırmak Deltası’nda sürdürülebilir tarım ve hayvancılık adına örnek bir model oluşturacağını belirtti. Projenin tanıtım toplantısında ayrıca OMÜ Yerel Eylem Grubu Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Erel, Bafra Doğa Koruma ve Milli Parklar Şefliğinde görevli Cengiz Akyüz, OMÜ Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümünden Doç. Dr. Bakiye Kılıç Topuz da bir sunum yaptı. Toplantı manda ürünlerinin sunumu ile son erdi.
İkinci el otomobil sektöründe yeni yılda hareketlilik bekleniyor
26 Aralık 2025 Cuma - 10:13 İkinci el otomobil sektöründe yeni yılda hareketlilik bekleniyor İkinci el araç piyasasında 1 Ocak 2026 itibarıyla devreye girecek yeni düzenlemeler ve kısıtlamaların sona ermesi ihtimaliyle birlikte sektörde hareketli bir döneme girilmesi bekleniyor. Ticaret Bakanlığı tarafından ikinci el araç ticaretine yönelik uygulanan "6 ay ve 6 bin kilometre" kısıtlamasının 1 Ocak 2026 itibarıyla yürürlükten kalkması bekleniyor. Kısıtlamanın sona ermesi durumunda, ikinci el otomobil piyasasında arz dengesinin yeniden oluşması ve satış süreçlerinin hızlanacağı öngörülüyor. Sektör temsilcileri, düzenlemenin değişmesinin yanı sıra faiz oranlarında düşüş beklentisinin de etkisiyle 2026 yılında satışlarda belirgin bir artış bekliyor. Öte yandan, yeni yılda araç satış işlemlerine ilişkin mali yükümlülüklerde de değişikliğe gidiliyor. 1 Ocak’tan itibaren noterlerde gerçekleştirilen araç devir işlemlerinde, araç bedeli üzerinden binde 2 oranında nispi harç alınacak. Uygulamada taban harç tutarı bin TL olarak belirlendi. Bu tutar, mevcut noter masraflarına ek olarak tahsil edilecek. Düzenleme, kayıtlı ticaret yapanlar ile bireysel satıcılar arasında ayrım içeriyor. İkinci el motorlu kara taşıtı ticareti yetki belgesine sahip galericiler, araç alımları sırasında bu nispi harçtan muaf tutulacak. Ancak yetki belgesi bulunmayan işletmeler, belgesiz satıcılar ve bireysel vatandaşlar söz konusu harcı ödemekle yükümlü olacak. Düzenlemeler ve sektörel değişimler Otokent Genel Müdürü Yılmaz Karakaya, otomotiv piyasasındaki gelişmeleri değerlendirerek, "İkinci el araç piyasası tüm olumsuz şartlara rağmen 2025 yılını iyi geçirdi. Şu ana kadar satışlar sıfır araçlarla birlikte 10 milyon 500 bini buldu. Geçen ay sıfır araçların 1 milyon 200 bin bandında satıldığını tespit ettik, yıl sonu kampanyalarıyla hedefin 1 milyon 500 bin civarında olacağı kanaatindeyiz. İkinci el ile sıfır araç arasındaki fiyat farkı daraldığı için insanlar sıfıra yöneldi ama ikinci elde piyasa hiçbir zaman durmaz. 2026 yılından umutluyuz çünkü belimizi büken yüksek faizlerde hükümetimizin politikasıyla kademeli bir indirime gidiliyor. Bu arada, ’6 ay 6 bin kilometre’ uygulamasının da biteceğini tahmin ediyoruz. İkinci el yetki belgesi olan esnafımız alıcı olduğunda binde 2’lik noter harcını ödemeyecek, ben arada aracıyım, ticaretini yapan firmayım, bu yüzden yetki belgesi olan esnaf bu muafiyetten yararlanacak, aracı sattığımız vatandaş ise alıcı olarak bu ödemeyi yapacak" dedi. 2026 satış beklentileri 2026 yılı itibarıyla otomotiv sektöründe önemli değişikliklerin kapıda olduğunu belirten Galerici Fahri Karlık, "1 Ocak 2026’dan itibaren ’6 ay 6 bin kilometre’ kısıtlamasının sona ermesi biz galericileri sevindirir, ikinci el piyasasına olumlu yansıyacak bir gelişme olur. Öte yandan, yeni dönemde hem sıfır hem ikinci el araç satışlarında binde 2 oranında, en düşük araçta ise minimum bin lira olarak uygulanacak ’nispi harç’ dönemi başlıyor. Yetki belgeli galericilerin bu harçtan muaf tutulması esnafımız adına sevindirici olsa da vatandaşlar ve belgesi olmayanlar bu ek maliyetle karşılaşacak, ayrıca biz esnafa getirilen 40 bin liralık ön ödemeli vergi gibi zorluklara rağmen Türkiye’deki yüksek tüketim iştahı sayesinde araç satış rakamlarının 2026’da daha da yukarı çıkacağını öngörüyoruz" ifadelerini kullandı.
Bitkisel üretim bir önceki yıla göre azaldı
26 Aralık 2025 Cuma - 10:12 Bitkisel üretim bir önceki yıla göre azaldı Üretim miktarları, 2025 yılında bir önceki yıla göre tarla ürünleri olan tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde (yem bitkileri hariç) yüzde 9,0, sebzelerde yüzde 0,9, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde yüzde 30,9 oranında azaldı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı Bitkisel Üretim İstatistikleri’ni açıkladı. Buna göre, üretim miktarları, 2025 yılında bir önceki yıla göre tarla ürünleri olan tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde (yem bitkileri hariç) yüzde 9,0, sebzelerde yüzde 0,9, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde yüzde 30,9 oranında azaldı. Buna göre, yaklaşık üretim miktarları tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde 68,1 milyon ton, sebzelerde 33,3 milyon ton, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde ise 19,6 milyon ton olarak gerçekleşti. Tahıl üretimi 2025 yılında bir önceki yıla göre azaldı Tahıl ürünleri üretim miktarları 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 12,3 oranında azalarak yaklaşık 34,2 milyon ton olarak gerçekleşti. Bir önceki yıla göre, buğday üretimi yüzde 13,7 oranında azalarak 17,9 milyon ton, arpa üretimi yüzde 25,9 oranında azalarak 6 milyon ton, çavdar üretimi yüzde 20,9 oranında azalarak yaklaşık 203 bin ton, yulaf üretimi yüzde 26,3 oranında azalarak yaklaşık 288 bin ton, mısır üretimi ise yüzde 4,9 oranında artarak 8,5 milyon ton oldu. Kuru baklagiller grubunda nohut, kuru fasulye ve kırmızı mercimek üretimi sırasıyla yaklaşık 413 bin ton, 247 bin ton ve 250 bin ton oldu. Yumru bitkilerden patates ise bir önceki yıla göre yüzde 7,2 oranında azalarak 6,4 milyon ton üretildi. Yağlı tohumlardan soya üretimi yüzde 17,4 oranında azalarak yaklaşık 149 bin ton, ayçiçeği üretimi ise yüzde 11,8 oranında azalışla yaklaşık 1,9 milyon ton oldu. Şeker pancarı üretimi yüzde 2,0 oranında azalarak yaklaşık 22 milyon ton olarak gerçekleşti. Sebze üretimi 2025 yılında bir önceki yıla göre azaldı Sebze ürünleri üretim miktarı 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 0,9 oranında azalarak yaklaşık 33,3 milyon ton olarak gerçekleşti. Sebzeler grubu ürünlerinden karpuzda yüzde 6,7, kuru soğanda yüzde 9,8, sivri biberde yüzde 1,8 oranında üretim artışı; domateste yüzde 7,6, salçalık kapya biberde yüzde 4,7, hıyarda yüzde 2,0 oranında üretim azalışı oldu. Meyve üretimi 2025 yılında bir önceki yıla göre azaldı Meyveler, içecek ve baharat bitkileri üretim miktarı 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 30,9 oranında azalarak yaklaşık 19,6 milyon ton oldu. Meyveler grubunda, bir önceki yıla göre elmada yüzde 48,3, çilekte yüzde 1,9, şeftalide yüzde 46,1, nektarinde yüzde 44,1, kirazda yüzde 70,6, üzümde yüzde 27,5, narda yüzde 10,2 oranında üretim azalışı oldu. Turunçgil meyvelerinden mandalinada üretimde yüzde 5,8’lik artış oldu; portakalda yüzde 17,5, limonda yüzde 34,4 oranında üretim azalışı görüldü. Sert kabuklu meyvelerden fındıkta yüzde 38,5, cevizde yüzde 38,2, Antep fıstığında yüzde 61,5 oranında üretim azalışı oldu. Muz üretiminde yüzde 1,2, zeytin üretiminde yüzde 34,7 azalış gerçekleşti. Süs bitkileri üretimi 2025 yılında bir önceki yıla göre azaldı Süs bitkileri üretim miktarı 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 1,4 oranında azaldı. Süs bitkileri üretimi içinde kesme çiçeklerin yüzde 66,4, diğer süs bitkilerinin ise yüzde 33,6’lık bir paya sahip olduğu görüldü. Bir önceki yıla göre kesme çiçek üretiminde yüzde 5,8 oranında azalış, diğer süs bitkileri üretiminde ise yüzde 8,7 oranında artış gerçekleşti.
En yüksek gelir grubunun toplam gelirden aldığı pay yüzde 48,0 oldu
26 Aralık 2025 Cuma - 10:08 En yüksek gelir grubunun toplam gelirden aldığı pay yüzde 48,0 oldu En yüksek eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert gelirine sahip yüzde 20’lik grubun toplam gelirden aldığı pay bir önceki yıla göre 0,1 puan azalarak yüzde 48,0 olurken en düşük gelire sahip yüzde 20’lik grubun aldığı pay ise 0,1 puan artarak yüzde 6,4 oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı Gelir Dağılımı İstatistikleri’ni açıkladı. Son yapılan araştırma sonuçlarına göre, en yüksek eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert gelirine sahip yüzde 20’lik grubun toplam gelirden aldığı pay bir önceki yıla göre 0,1 puan azalarak yüzde 48,0 olurken en düşük gelire sahip yüzde 20’lik grubun aldığı pay ise 0,1 puan artarak yüzde 6,4 oldu. Gini katsayısı 0,410 olarak tahmin edildi Gelir dağılımı eşitsizliği ölçütlerinden olan Gini katsayısı, sıfıra yaklaştıkça gelir dağılımında eşitliği, bire yaklaştıkça gelir dağılımında bozulmayı ifade etmektedir. Gini katsayısı hesabında hanenin ve fertlerin elde ettiği yıllık gelirlerin toplamından, gelir referans döneminde ödenen vergiler ve diğer hane veya kişilere yapılan düzenli transferler düşüldükten sonra bulunan hanehalkı kullanılabilir geliri kullanılmaktadır. Daha önceki yıllardan farklı olarak 2025 yılı sonuçları ile birlikte, idari kayıtlardan elde edilen vergi ve sosyal güvenlik priminin net kullanılabilir gelire dahil edilmesi ile elde edilen brüt gelir için Gini katsayısı hesaplandı. En son yapılan araştırma sonuçlarına ilişkin Gini katsayısı bir önceki yıla göre 0,003 puan azalış ile 0,410 olarak tahmin edildi. Tüm sosyal transferler hariç tutulduğunda Gini katsayısı 0,473, emekli ve dul yetim maaşı dahil diğer tüm sosyal transfer gelirleri hariç tutulduğunda ise 0,420 olarak tahmin edildi. Brüt gelir üzerinden hesaplanan Gini katsayısı ise 0,422 oldu. Toplumun en yüksek gelir elde eden yüzde 20’sinin elde ettiği payın en düşük gelir elde eden yüzde 20’sinin elde ettiği paya oranı şeklinde hesaplanan P80/P20 oranı bir önceki yıla göre 0,2 puan azalarak 7,5, gelirden en fazla pay alan yüzde 10’unun elde ettiği gelirin en az pay alan yüzde 10’unun elde ettiği gelire oranı şeklinde hesaplanan P90/P10 oranı ise 0,4 puan azalarak 12,9 olarak gerçekleşti. Yıllık ortalama hanehalkı kullanılabilir geliri 662 bin 414 TL oldu Türkiye’de yıllık ortalama hanehalkı kullanılabilir geliri bir önceki yıla göre yüzde 76,7 artarak 662 bin 414 TL oldu. Yıllık ortalama eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert geliri 332 bin 882 TL oldu Türkiye’de yıllık ortalama eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert geliri bir önceki yıla göre yüzde 77,3 artarak 187 bin 728 TL’den 332 bin 882 TL’ye yükseldi. Tek kişilik hanehalklarında yıllık ortalama eşdeğer hanehalkı kullanılabilir geliri 418 025 TL oldu Yıllık ortalama eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert gelirlerinde en yüksek gelir, geçen yıla göre 194 bin 166 TL artarak 418 bin 025 TL ile tek kişilik hanehalklarının oldu. Çekirdek aile bulunmayan birden fazla kişiden oluşan hanehalklarının yıllık ortalama eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert geliri 386 bin 713 TL iken tek çekirdek aileden oluşan hanehalklarında bu değer 338 bin 164 TL oldu. En düşük yıllık ortalama eşdeğer kullanılabilir hanehalkı fert gelirine sahip hanehalkı tipi ise 264 bin 413 TL ile en az bir çekirdek aile ve diğer kişilerden oluşan hanehalkları oldu. Toplam gelirden en yüksek payı yüzde 49,7 ile maaş ve ücret geliri aldı Toplam gelir içerisinde en yüksek payı, yüzde 49,7 ile bir önceki yıla göre 0,9 puan artan maaş ve ücret geliri aldı. İkinci sırayı yüzde 18,3 ile önceki yıla göre 2,5 puan azalan müteşebbis geliri alırken üçüncü sırayı yüzde 18,2 ile önceki yıla göre 0,4 puanlık artış gösteren sosyal transfer geliri oluşturdu. Tarım gelirinin müteşebbis geliri içindeki payı yüzde 15,6 olurken, emekli ve dul-yetim aylıklarının sosyal transferler içindeki payı ise yüzde 89,3 olarak gerçekleşti. En yüksek yıllık ortalama esas iş geliri 566 bin 839 TL ile yükseköğretim mezunlarının oldu Eğitim durumuna göre yıllık ortalama esas iş gelirleri sırasıyla yükseköğretim mezunlarında 566 bin 839 TL, lise ve dengi okul mezunlarında 376 bin 932 TL, lise altı eğitimlilerde 290 bin 323 TL, bir okul bitirmeyenlerde 183 bin 900 TL olarak hesaplandı. Geçen yıla göre yıllık ortalama esas iş gelirinde en yüksek artış yüzde 83,0 ile yükseköğretim, en düşük artış ise yüzde 56,7 ile lise ve dengi okul mezunlarında oldu. Yıllık ortalama esas iş gelirinde en yüksek artış yüzde 79,0 ile inşaat sektöründe oldu Esas iş gelirleri sektörel ayrımda incelendiğinde; en yüksek yıllık ortalama gelirin 426 bin 045 TL ile hizmet sektöründe, en düşük yıllık ortalama gelirin ise 237 bin 461 TL ile tarım sektöründe olduğu görüldü. Bir önceki yıla göre; yıllık ortalama esas iş gelirinde en yüksek artış yüzde 79,0 ile inşaat sektöründe gözlenirken, bunu yüzde 75,8 ile hizmet sektörü izledi. Diğer taraftan sanayi sektöründe yüzde 70,1, tarım sektöründe ise yüzde 54,4 artış gözlendi. En yüksek yıllık ortalama esas iş geliri 1 milyon 204 bin 791 TL ile işverenlerin oldu İşteki duruma göre yıllık ortalama esas iş gelirleri sırasıyla işverenlerde 1 milyon 204 bin 791 TL, ücretli maaşlılarda 379 bin 047 TL, kendi hesabına çalışanlarda 348 bin 045 TL ve yevmiyelilerde 186 bin 682 TL olarak hesaplandı. Geçen yıla göre en yüksek artış yüzde 80,7 ile ücretli ve maaşlılarda, en düşük artış ise yüzde 49,7 ile işverenlerde oldu. En düşük gelir TRB2 (Van, Muş, Bitlis, Hakkari) bölgesinde gerçekleşti Araştırma sonuçlarına göre 2025 yılında, Türkiye’de yıllık ortalama eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert geliri 332 bin 882 TL iken, İBBS 2. Düzey bölgeleri itibarıyla en yüksek olduğu bölge 449 bin 618 TL ile TR51 (Ankara) bölgesi oldu. Bu bölgeyi, 434 bin 929 TL ile TR10 (İstanbul) bölgesi ve 405 bin 896 TL ile TR31 (İzmir) bölgesi izledi. En düşük yıllık ortalama eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert geliri ise 172 bin 552 TL ile TRB2 (Van, Muş, Bitlis, Hakkari) bölgesinde gerçekleşti. Gelir eşitsizliği en fazla TR71 (Kırıkkale, Aksaray, Niğde, Nevşehir, Kırşehir) bölgesinde oldu Son yapılan araştırma sonuçlarına göre P80/P20 oranı Türkiye’de 7,5 iken, bu değerin en düşük olduğu İBBS 2. Düzey bölgesi 4,6 ile TRB1 (Malatya, Elazığ, Bingöl, Tunceli) ve TR42 (Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu, Yalova) olurken bu bölgeyi 4,9 ile TR81 (Zonguldak, Karabük, Bartın) ve TRB2 (Van, Muş, Bitlis, Hakkari) bölgeleri izledi. P80/P20 oranının en yüksek olduğu İBBS 2. Düzey bölgeleri ise 8,5 ile TR71 (Kırıkkale, Aksaray, Niğde, Nevşehir, Kırşehir), 8,3 ile TR61 (Antalya, Isparta, Burdur) ve 8,1 ile TRA2 (Ağrı, Kars, Iğdır, Ardahan) oldu. Bir önceki yıla göre son yüzde 10’luk grupta olanların yüzde 68,1’i aynı gelir grubunda kaldı Eşdeğer hanehalkı kullanılabilir fert gelirine göre sıralı yüzde 10’luk gelir grupları itibarıyla fertlerin bir önceki yıla göre yüzdelik geçişleri incelendiğinde; bir önceki yılda ilk yüzde 10’luk grupta olan fertlerin 2025 yılında yüzde 58,9’unun, son yüzde 10’luk grupta olan fertlerin ise yüzde 68,1’inin gelir grubu değişmedi. Ayrıca 2024 yılında ilk yüzde 10’luk grupta olan fertlerin yüzde 19,8’i 2025 yılında bir gelir grubundan fazla yükseldi. Son yüzde 10’luk grupta olan fertlerin yüzde 11,4’ü ise bir gelir grubundan fazla düştü. Bir önceki yılda işsiz olan fertlerin yüzde 38,7’si 2025 yılında çalışmaya başladı Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması panel veriden elde edilen sonuçlara göre 2024 yılında işsiz olan fertlerin yüzde 38,7’si 2025 yılında çalışmaya başladı. Faaliyet durumu 2024 yılında çalışan olarak belirlenen fertlerin yüzde 90,3’ü 2025 yılında çalışma hayatına devam etti. Bir önceki yıl işgücüne dahil olmayan fertlerin ise yüzde 10,1’i işgücüne (çalışan+işsiz) katıldı.
Dededen gelen arıcılığı profesyonelleştirdi, ürettiği bal dünyada zirveye çıktı
26 Aralık 2025 Cuma - 10:01 Dededen gelen arıcılığı profesyonelleştirdi, ürettiği bal dünyada zirveye çıktı Zonguldak’ta yaşayan Akosman çifti, 9 yıl önce 40 kovanla başladıkları arıcılık yolculuğunda "Kestane balının diyarı Zonguldak" sözünü uluslararası arenada kanıtladı. Saflık ve kalite göstergesi olan prolin değeri dünya standartlarının üzerinde çıkan Zonguldak kestane balı, önce Londra’da ardından Paris’te düzenlenen uluslararası yarışmalarda iki yıl üst üste ‘altın bal’ ödülüne layık görüldü. Kilimli ilçesinde yaşayan 33 yaşındaki Muhammet Akosman, dedesinden ve ailesinden devraldığı arıcılık mesleğini akademik eğitimle birleştirdi. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Arıcılık Bölümü’nden mezun olan Akosman, 2016 yılında kendi işletmesini kurdu. Devlet desteğiyle 40 kovanla başladığı üretimini, eşiyle birlikte her yıl büyüttü. Muhammet Akosman, üretim sürecini ve elde edilen başarıyı şu sözlerle anlattı: "Zonguldak bölgesinde kestane balı ve arı ürünleri üreticisiyim. Dededen gelen bir mesleğimizi devam ettiriyoruz. Zonguldak bölgesi endemik bitkiler var. Özellikle kestane balı dünya standartlarının üzerinde bir bal ve kalitesi de bu kadar yüksek. Biz bu balı iyi bir şekilde üretmeye çalışıyoruz. Arıcılığa çok önem veriyoruz. Önem verdiğimiz için en iyi sonuçları elde ettik. 2024 senesinde Londra’da Altın Bal Ödülü almıştık. 2025 üretimi üretimde ise bu sefer Paris’e Uluslararası Bal Yarışması’na katıldık." "İki sene peş peşe ödül almak gurur verici" Akosman, iki yıl üst üste kazanılan altın ödüllerin kendileri ve Zonguldak için büyük bir gurur kaynağı olduğunu belirtti. 2024 yılında Londra, 2025 yılında da Paris’te ödül aldıklarını söyleyen Akosman, "Bu yarışmayla da birlikte yine iki sene iki üst üste altın balı ödülünü almış olduk. Yani bu konuda çok mutluyuz, gururluyuz hatta. 2025 senesinde ürettiğimiz kestane balıyla Paris’e bu sefer yarışmaya katıldık. Yine uluslararası arenada Paris’te altın ödülünü aldık. 2 sene peş peşe altın ödülünü almak, Zonguldak’a bu ödülü getirmek çok güzel. Bizim için çok gurur verici bir olay." "Bu bal antioksidan bakımından çok zengin" Zonguldak kestane balının farkını analiz sonuçlarının net şekilde ortaya koyduğunu vurgulayan Akosman, balın sağlık açısından da çok özel bir ürün olduğuna dikkat çekerek şöyle konuştu: "Bu balı almamızın, bu ödülü almamızın sebeplerinden biri Zonguldak’ın dünya standartlarının üzerinde bir kestane balının olması. Bu bal antioksidan bakımından çok yüksek. Hatta dünya standartlarında en üstün en fazla antioksidan kestane balında var. Bunun yanında kestane balı bağışıklığı yükseltir. Akciğer rahatsızlıklarında ve üst solunum rahatsızlıklarına iyi geldiği bilinmektedir." "Yer altı elması kömür, yer üstü elması kestane balı" Zonguldak’ın hem yeraltı hem de yerüstü zenginliklerine dikkat çeken Akosman, şu ifadeleri kullandı: "Hatta ben her zaman şu cümleyi kullanıyorum. Bizim Zonguldak’ın yeraltı elması kömürse yerüstü elması da kestane balıdır. Yani bu cümleyi her yerde vurguluyoruz. Çünkü Zonguldak bizim için çok değerli. Kestane balımız da değerli. Bu şekilde üretime güzel bir şekilde devam etmeye çalışıyoruz." Bal analizlerinde özellikle prolin ve diastaz değerlerine önem verdiklerini belirten Akosman, elde edilen sonuçları da ayrıntılarıyla paylaştı. Akosman, "Biz tahlile bal gönderdiğimizde analizi okumak çok önemli. Analizde dikkat ettiğimiz konular var. Prolin ve diastaz sayıları. Yani bunlar arının bal attığı değerdir. Yani insanın baldan aldığı faydadır. Bunlar dünya standartlarının çok üstünde çıkıyor bizim kestane balında. Ortalama 1.500 üstü. Hatta Londra’da ödül aldığımızda 1.980 rakamlarını yakaladık. 2025’te ise 1.500 üzeri prolin değerleri 45-50 arası diastaz. Yani baldan aldığımız kalite ve fayda çok üst seviyeler seviyelerde" dedi. "Hedefimiz Zonguldak kestane balını tanıtmak" Geleneksel arıcılıkla modern yöntemleri birleştirdiklerini belirten Akosman, hedeflerini şu sözlerle anlattı: "Biz dededen gelen arıcılığı devam ettiriyoruz. Şu an Muğla Üniversitesi Arıcılık bölümünden mezun oldum. Yani kültürel yöntemle bir yandan şu anki modern arıcılığı birleştirip en kaliteli arı ürünlerini üretmeye özen gösteriyorum. Bundan sonraki sürecimiz Zonguldak kestane balını bir yerlere taşımak, tanıtmak ve diğer arı ürünleriyle birlikte Zonguldak’ta güzel bir marka olmak." Piyasada balda tağşişin yaygın olduğuna da dikkat çeken Akosman, üretim anlayışlarını şu sözlerle ifade etti: "Çünkü biliyorsunuz şu an birçok yerde balda tağşiş yani kalitesizlik çok var. Biz en iyi ürünü üretip kendi çocuklarımıza getirebildiğimiz balları ve arı ürünlerini birçok ailenin sofrasına getirmek. Çünkü kestane balı normal sofralık bir bal değildir. Sabah aç karnına tatlı kaşığı yenen yani sağlık amacıyla tüketebileceğimiz bir üründür. En iyi bir şekilde yapıp arıcılığımızı en iyi bir şekilde balımızı üretip bunu bu şekilde müşterimize ve piyasaya sunmaya çalışıyoruz." Eşi Sevgi Akosman da arıcılığın yaşamlarının merkezinde olduğunu belirterek, şunları söyledi: "Arının içerisindeyiz. Kestane balı üretimi yapıyoruz. Eşimle tanıştığımdan beri arıcılığın içerisindeyim. Gezginci arıcılık yapıyoruz aslında ama asıl mesleğimiz kestane balı. Kestane balının şifalarından biraz bahsetmek istiyorum. Antioksidan etkisi var, bağışıklık etkisi var. O yüzden kestane balını tüm dünyaya tavsiye ediyoruz." Zonguldak kestane balının farkını vurgulayan Sevgi Akosman, iki yıl üst üste alınan ödüllerin önemine dikkat çekerek konuşmasını şöyle tamamladı: "Bizim kestane balımızın diğer kestane bağlarından farkını söylemek istiyorum. 2024 yılında Londra’da 2025 yılında da Paris’te ödül aldık. Dünyanın en iyi kestane balını ürettik. Eşimle birlikte arıcılığı severek yapıyoruz. Tüm kadın üreticilere arıcılığı tavsiye ediyorum. Kadınların yapamayacağı hiçbir şey yoktur."
Osmangazi Belediyesi yüzde 50 hibeli çilek fidesi dağıtacak
26 Aralık 2025 Cuma - 09:59 Osmangazi Belediyesi yüzde 50 hibeli çilek fidesi dağıtacak Osmangazi Belediyesi, tarımsal üretimi desteklemek ve yerel üreticiye katkı sağlamak amacıyla "Bereket Fideleri" projesi kapsamında yüzde 50 hibeli çilek fidesi desteğinde bulunacak. Belediye Başkanı Erkan Aydın öncülüğünde hayata geçirilen projeyle, "Her fide bir umut, her hasat bir bereket" sloganıyla Osmangazi sınırlarındaki çiftçilere destek olunması hedefleniyor. Başvuru şartları ve detaylar Hibe destekli proje kapsamında dağıtılacak Albion (yedi veren de deniliyor) cinsi frigo çilek fideleri, sertifikalı ve yüksek verimli özellikleriyle öne çıkıyor. Proje şartlarına göre her bir üreticiye 5 bin adet çilek fidesi teslim edilecek. Fidelerin maliyetinin yüzde 50’si Osmangazi Belediyesi tarafından karşılanacak. Başvuruda bulunacak üreticilerin 2025-2026 yılına ait Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) kaydının bulunması ve arazilerinin Osmangazi ilçe sınırları içinde olması gerekiyor. Destekten aynı haneden yalnızca 1 (bir) kişi faydalanabilecek. Başvurular dijital ortamda alınıyor Üreticiler, hibe desteği başvurularını 15 Aralık 2025 ile 15 Ocak 2026 arasında gerçekleştirebilecek. Başvurular, belediyenin resmi internet sitesi (osmangazi.bel.tr/fide-dagitimi-basvuru) üzerinden online olarak veya ilgili duyuru görsellerindeki QR kod okutularak yapılabilecek. Osmangazi Belediyesi, bu projeyle bölgedeki tarımsal çeşitliliği artırmayı ve çiftçinin girdi maliyetlerini düşürerek yerel ekonomiyi canlandırmayı amaçlıyor.
Mersin’de hıyar fidesi desteği Aydıncık’ta hasada dönüştü
26 Aralık 2025 Cuma - 09:53 Mersin’de hıyar fidesi desteği Aydıncık’ta hasada dönüştü Mersin Büyükşehir Belediyesinin Aydıncık’ta yüzde 70 hibeyle dağıttığı hıyar fideleri seralarda ürüne dönüşürken, üreticiler artan verim ve kaliteyle hasada başladı. Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından Aydıncık’ta tarımsal üretimi desteklemek amacıyla hayata geçirilen ‘Hıyar Fidesi Dağıtımı Projesi’ kapsamında, üreticiler hasat sürecine başladı. Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı koordinesinde yürütülen proje kapsamında dağıtılan fideler, Aydıncık’ta seralarda yetiştirilerek ürün vermeye başladı. Aydıncık’ta örtü altı sebze üreticilerinin verimliliğinin artırılması, modern tarım tekniklerinin yaygınlaştırılması ve üreticilerin gelir düzeyinin yükseltilmesi hedefiyle hayata geçirilen proje ile sofralık tüketime uygun, verimli ve piyasa değeri yüksek sırık hıyar fideleri, üreticilere yüzde 70 hibeli olarak ulaştırıldı ve seralarda hasat başladı. "42 üreticiye, toplamda 45 bin 360 adet hıyar fidesi dağıttık" Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığında görev yapan Ziraat Mühendisi Aysun Seçkin, Aydıncık’ta dağıtımı yapılan hıyar fideleriyle, üretimde verim ve kaliteyi artırmayı hedeflediklerini söyledi. Seçkin, "Aydıncık küçük bir ilçe olmasına rağmen, yaptığı iş çok büyük. Mersin’in hıyar üretiminin yüzde 65’ini, Türkiye’nin ise yaklaşık yüzde 10’unu karşılıyor. Bu küçümsenecek bir rakam değil" dedi. Üretimin genellikle küçük ölçekli seralarda yapıldığını ifade eden Seçkin, proje kapsamında 6’sı kadın, 36’sı erkek olmak üzere toplam 42 üreticiye, kişi başı bin 80 adet, toplamda ise 45 bin 360 hıyar fidesi dağıtıldığını belirtti. Talebin oldukça yüksek olduğuna dikkat çeken Seçkin, "Bu yıl talep çok fazlaydı. Seneye bu sayıyı da artırmayı hedefliyoruz. Hıyar fidesi çeşidini seçerken, proje aşamasında üreticilerimizle ve hal piyasasıyla sürekli iletişim halindeydik. Piyasa değeri en yüksek, en çok tercih edilen ve özellikle İstanbul pazarında yoğun talep gören bir çeşidi seçtik. Dağıttığımız fideler, piyasada yaklaşık yüzde 70 oranında tercih ediliyor" ifadelerini kullandı. "Üreticilerimizin, üretim süreçlerinde de yanlarında oluyoruz" Üreticilerin en büyük girdi maliyetlerinden biri olan fide ücretlerinin, Büyükşehir Belediyesi tarafından yüzde 70 hibe ile karşılandığını söyleyen Seçkin, üreticiler için bu oranın önemli bir avantaj olduğunu kaydetti. Seçkin, "Fideler dağıtıldıktan sonra, üreticilerimizin üretim süreçlerinde de yanlarında oluyoruz. Teknik geziler düzenleyerek, eksik bulduğumuz noktalarda üreticilere gerekli bilgilendirmeleri yapıyor, daha sağlıklı ve verimli bir üretim yapabilmeleri için besleme programları ile zararlılara karşı mücadele konusunda desteklerimizi veriyoruz. Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak, tarımın her kolunda üreticilere destek olmaya devam edeceğiz" diye konuştu.
Dededen gelen arıcılığı profesyonelleştirdi, ürettiği bal dünyada zirveye çıktı
26 Aralık 2025 Cuma - 09:52 Dededen gelen arıcılığı profesyonelleştirdi, ürettiği bal dünyada zirveye çıktı Zonguldak’ta yaşayan Akosman çifti, 9 yıl önce 40 kovanla başladıkları arıcılık yolculuğunda "Kestane balının diyarı Zonguldak" sözünü uluslararası arenada kanıtladı. Saflık ve kalite göstergesi olan prolin değeri dünya standartlarının üzerinde çıkan Zonguldak kestane balı, önce Londra’da ardından Paris’te düzenlenen uluslararası yarışmalarda iki yıl üst üste ‘altın bal’ ödülüne layık görüldü. Kilimli ilçesinde yaşayan 33 yaşındaki Muhammet Akosman, dedesinden ve ailesinden devraldığı arıcılık mesleğini akademik eğitimle birleştirdi. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Arıcılık Bölümü’nden mezun olan Akosman, 2016 yılında kendi işletmesini kurdu. Devlet desteğiyle 40 kovanla başladığı üretimini, eşiyle birlikte her yıl büyüttü. Muhammet Akosman, üretim sürecini ve elde edilen başarıyı şu sözlerle anlattı: "Zonguldak bölgesinde kestane balı ve arı ürünleri üreticisiyim. Dededen gelen bir mesleğimizi devam ettiriyoruz. Zonguldak bölgesi endemik bitkiler var. Özellikle kestane balı dünya standartlarının üzerinde bir bal ve kalitesi de bu kadar yüksek. Biz bu balı iyi bir şekilde üretmeye çalışıyoruz. Arıcılığa çok önem veriyoruz. Önem verdiğimiz için en iyi sonuçları elde ettik. 2024 senesinde Londra’da Altın Bal Ödülü almıştık. 2025 üretimi üretimde ise bu sefer Paris’e Uluslararası Bal Yarışması’na katıldık." "İki sene peş peşe ödül almak gurur verici" Akosman, iki yıl üst üste kazanılan altın ödüllerin kendileri ve Zonguldak için büyük bir gurur kaynağı olduğunu belirtti. 2024 yılında Londra, 2025 yılında da Paris’te ödül aldıklarını söyleyen Akosman, "Bu yarışmayla da birlikte yine iki sene iki üst üste altın balı ödülünü almış olduk. Yani bu konuda çok mutluyuz, gururluyuz hatta. 2025 senesinde ürettiğimiz kestane balıyla Paris’e bu sefer yarışmaya katıldık. Yine uluslararası Paris’te altın ödülünü aldık. 2 sene peş peşe altın ödülünü almak, Zonguldak’a bu ödülü getirmek çok güzel. Bizim için çok gurur verici bir olay." "Bu bal antioksidan bakımından çok zengin" Zonguldak kestane balının farkını analiz sonuçlarının net şekilde ortaya koyduğunu vurgulayan Akosman, balın sağlık açısından da çok özel bir ürün olduğuna dikkat çekerek şöyle konuştu: "Bu balı almamızın, bu ödülü almamızın sebeplerinden biri Zonguldak’ın dünya standartlarının üzerinde bir kestane balının olması. Bu bal antioksidan bakımından çok yüksek. Hatta dünya standartlarında en üstün en fazla antioksidan kestane balında var. Bunun yanında kestane balı bağışıklığı yükseltir. Akciğer rahatsızlıklarında ve üst solunum rahatsızlıklarına iyi geldiği bilinmektedir." "Yer altı elması kömür, yer üstü elması kestane balı" Zonguldak’ın hem yeraltı hem de yerüstü zenginliklerine dikkat çeken Akosman, şu ifadeleri kullandı: "Hatta ben her zaman şu cümleyi kullanıyorum. Bizim Zonguldak’ın yeraltı elması kömürse yerüstü elması da kestane balıdır. Yani bu cümleyi her yerde vurguluyoruz. Çünkü Zonguldak bizim için çok değerli. Kestane balımız da değerli. Bu şekilde üretime güzel bir şekilde devam etmeye çalışıyoruz." Bal analizlerinde özellikle prolin ve diastaz değerlerine önem verdiklerini belirten Akosman, elde edilen sonuçları da ayrıntılarıyla paylaştı. Akosman, "Biz tahlile bal gönderdiğimizde analizi okumak çok önemli. Analizde dikkat ettiğimiz konular var. Prolin ve diastaz sayıları. Yani bunlar arının bal attığı değerdir. Yani insanın baldan aldığı faydadır. Bunlar dünya standartlarının çok üstünde çıkıyor bizim kestane balında. Ortalama 1.500 üstü. Hatta Londra’da ödül aldığımızda 1.980 rakamlarını yakaladık. 2025’te ise 1.500 üzeri prolin değerleri 45-50 arası diastaz. Yani baldan aldığımız kalite ve fayda çok üst seviyeler seviyelerde" dedi. "Hedefimiz Zonguldak kestane balını tanıtmak" Geleneksel arıcılıkla modern yöntemleri birleştirdiklerini belirten Akosman, hedeflerini şu sözlerle anlattı: "Biz dededen gelen arıcılığı devam ettiriyoruz. Şu an Muğla Üniversitesi Arıcılık bölümünden mezun oldum. Yani kültürel yöntemle bir yandan şu anki modern arıcılığı birleştirip en kaliteli arı ürünlerini üretmeye özen gösteriyorum. Bundan sonraki sürecimiz Zonguldak kestane balını zaten bir yerlere taşımak, tanıtmak ve diğer arı ürünleriyle birlikte Zonguldak’ta güzel bir marka olmak." Piyasada balda tağşişin yaygın olduğuna da dikkat çeken Akosman, üretim anlayışlarını şu sözlerle ifade etti: "Çünkü biliyorsunuz şu an birçok yerde balda tağşiş yani kalitesizlik çok var. Biz en iyi ürünü üretip kendi çocuklarımıza getirebildiğimiz balları ve arı ürünlerini birçok ailenin sofrasına getirmek. Çünkü kestane balı normal sofralık bir bal değildir. Sabah aç karnına tatlı kaşığı yenen yani sağlık amacıyla tüketebileceğimiz bir üründür. En iyi bir şekilde yapıp arıcılığımızı en iyi bir şekilde balımızı üretip bunu bu şekilde müşterimize ve piyasaya sunmaya çalışıyoruz." Eşi Sevgi Akosman da arıcılığın yaşamlarının merkezinde olduğunu belirterek, şunları söyledi: "Arının içerisindeyiz. Kestane balı üretimi yapıyoruz. Eşimle tanıştığımdan beri arıcılığın içerisindeyim. Gezginci arıcılık yapıyoruz aslında ama asıl mesleğimiz kestane balı. Kestane balının şifalarından biraz bahsetmek istiyorum. Antioksidan etkisi var, bağışıklık etkisi var. O yüzden kestane balını tüm dünyaya tavsiye ediyoruz." Zonguldak kestane balının farkını vurgulayan Sevgi Akosman, iki yıl üst üste alınan ödüllerin önemine dikkat çekerek konuşmasını şöyle tamamladı: "Bizim kestane balımızın diğer kestane bağlarından farkını söylemek istiyorum. 2024 yılında Londra’da 2025 yılında da Paris’te ödül aldık. Dünyanın en iyi kestane balını ürettik. Eşimle birlikte arıcılığı severek yapıyoruz. Tüm kadın üreticilere arıcılığı tavsiye ediyorum. Kadınların yapacağı hiçbir şey yoktur." (OA
Samsun’un turizm ve tanıtım atağı
26 Aralık 2025 Cuma - 09:52 Samsun’un turizm ve tanıtım atağı Samsun’un turizmde ulusal ve uluslararası görünürlüğünü artırmaya yönelik 2025 yılı çalışmaları, İl Turizm Tanıtım ve Geliştirme Koordinasyon Kurulu Toplantısı’nda kapsamlı şekilde ele alındı. İl Turizm, Tanıtım ve Geliştirme Koordinasyon Kurulu Toplantısı; Samsun Valisi Orhan Tavlı başkanlığında, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Rektör Vekili Prof. Dr. Çetin Kurnaz, Türkiye Turizm Geliştirme Ajansı (TGA) yetkilileri, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirildi. TGA Destinasyon Grup Müdürü Yasin Topçu, Büyükşehir Belediyesi Turizm, Tanıtım ve Dış İlişkiler Şube Müdürü Dr. Fatih Akman ile İl Kültür ve Turizm Müdürü Süleyman Demirtaş tarafından 2025 yılında yürütülen çalışmalarla ilgili birer sunum yapıldı. 36 ülkede Samsun ile alakalı 59,2 milyon erişim elde edildi Türkiye Turizm Geliştirme Ajansı’nca Go Türkiye Platformu dijital iletişim çalışmaları kapsamında Samsun’un tanıtımı için 8 farklı dilde ve 37 ülkede yürütülen dijital banner kampanyalarıyla, 2025 yılı Ocak ayı itibarıyla toplam 20 milyon gösterim gerçekleştirildi. Global kanallar tanıtım faaliyetleri kapsamında Al Jazeera Mubasher kanalında "Discover Türkiye" programının Samsun bölümü yayınlandı. Çin pazarına yönelik tanıtım ve pazarlama çalışmaları kapsamında ülkenin önde gelen tur operatörleriyle iş birliği yapılarak Samsun Workshop 2025 düzenlendi. Go Samsun ve Gezsen Samsun sosyal medya hesaplarında toplam 23 milyon profil görüntülemesine ulaşıldı. İç turizm kapsamında influencerlerin katılımıyla etkinlikler düzenlenerek 10,2 milyon sosyal medya erişimi sağlandı. Dış turizm çerçevesinde ise 10 ülkeden çok sayıda basın mensubu, influencer ve tur operatörünün katılımıyla çeşitli etkinlikler gerçekleştirildi. TGA tarafından Samsun destinasyonunun tanıtımını güçlendirmek amacıyla özel bir hava yolu şirketi ile iş birliği içinde kapsamlı bir tanıtım kampanyası yürütüldü. Kampanya kapsamında yerel konaklama tesisleriyle iş birliği yapılarak programlar oluşturuldu, müze ve kültürel alan ziyaretleri gerçekleştirildi ve destinasyonun öne çıkan doğal ile kültürel değerleri deneyim odaklı olarak tanıtıldı. Samsun’un turizm destinasyon ve ürünlerini tanıtmak amacıyla destinasyon ve doğa konulu basın bültenleri hazırlanarak yayımlandı. Yürütülen PR faaliyetleri sonucunda 36 ülkede 370 basın yansımasıyla 59,2 milyon erişim elde edildi. Samsun Büyükşehir Belediyesince; kültürel etkinliklerle dünyaya açılan Samsun hedefi doğrultusunda, şehri uluslararası bir kültür sahnesine dönüştüren organizasyonlar gerçekleştirildi. Gastronomi ve yerel değerleri markalaştırma hedefiyle Samsun’un lezzetlerini ve kültürel mirasını öne çıkaran festivaller düzenlendi. Şehrin potansiyelini ulusal arenada güçlü bir şekilde temsil etme amacıyla TEKNOFEST İstanbul’da 30 bin kişiyle doğrudan temas kuruldu. Kruvaziyer turizminde etkin karşılama ve tanıtım hedefiyle 20 bin misafire yönelik özel karşılama ve tanıtım faaliyetleri yürütüldü. Samsun tarihine ışık tutan, bilimsel kaynaklara dayalı 40’tan fazla süreli yayın ve albüm çalışması gerçekleştirildi. Eski Etnografya Müzesi, dijital altyapısı ve deneyimli personeliyle hizmet verecek modern bir Turizm Bilgilendirme Ofisi olarak yeniden düzenlendi; mefruşat ve yazılım çalışmaları tamamlandı. Samsun Turizm Master Planı hazırlandı İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünce; 7 stratejik hedef, 14 öncelikli alan ve 50 politika önerisi içeren Samsun Turizm Master Planı referans alınarak yürütülen Samsun Turizm Eylem Planı, 5 ay süren çalışmanın ardından tamamlandı. Uygulama ve koordinasyon kolaylığı sağlanması amacıyla Samsun Turizm Master Planı’ndaki 14 proje birleştirilerek Samsun Turizm Eylem Planı’nda; Tanıtyönet-Şehrinitanı-Smartkent, Mirassamsun-Atafest19, Gastronomisamsun, Ekoturizmsamsun-Delta55, Sporsamsun-Macerasamsun, Sağlıkturizmi, Turizmlüks-Samsunport-Samsunbeach olmak üzere 7 başlık altında ele alındı. Önerilen projeler için yerinde inceleme ve saha çalışmaları ile kamu kurum ve kuruluşlarına ziyaretler gerçekleştirildi. Alanında yetkin kurum temsilcileri ve diğer paydaşların katılımı ve onayıyla Turizm Eylem Planı nihai halini aldı. Tanıtım ve Geliştirme Koordinasyon Kurulu’nun aynı zamanda Destinasyon Yürütme Kurulu olarak uygulama sürecini yönetecek olması, yedi başlık altında belirlenen turizm alanları için departmanların oluşturulması ve görevlendirmelerin yapılmasıyla birlikte Samsun Turizm Eylem Planı’nın en yüksek oranda uygulanması hedefleniyor.
Özçelik İş Sendikası’ndan asgari ücret açıklaması
26 Aralık 2025 Cuma - 09:24 Özçelik İş Sendikası’ndan asgari ücret açıklaması Özçelik-İş Sendikası, 2026 asgari ücretinin 28 bin 75 lira olarak belirlenmesinin ardından yaptığı açıklamada, asgari ücretin çalışanı değil dört kişilik bir ailenin tüm temel ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde ve daha adil bir komisyon yapısıyla hesaplanması gerektiğini vurguladı. Özçelik-İş Sendikası tarafından yapılan açıklamada, asgari ücretin yalnızca çalışanı değil ailesini de kapsaması gerektiğine dikkat çekildi. Açıklamada, "Asgari ücretliler aldıkları ücreti sadece kendileri için değil; ailesinin gıda, barınma, sağlık, eğitim, ısınma ve ulaşım gibi temel ihtiyaçları için harcamaktadır. Bu koşullarda bir asgari ücretlinin ailesini geçindirmesi, hatta temel ihtiyaçlarını karşılaması dahi zorlaşmıştır" ifadelerine yer verildi. Asgari ücret belirlenirken temel ihtiyaçlar ve zorunlu harcamaların esas alınması gerektiği belirtilen açıklamada, daha adil ve gerçekçi kriterlere ihtiyaç olduğu kaydedildi. Ayrıca metal sektöründe çalışan işçilerin, işin ağırlığına ve niteliğine bağlı olarak asgari ücretin üzerinde kazanç elde etseler dahi, asgari ücret artışlarının düşük olmasının toplu iş sözleşmesi süreçlerini olumsuz etkilediği ifade edildi. Açıklamada, asgari ücretli işçilerin temsili konusuna da dikkat çekilerek, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun mevcut yapısının çalışanları tatmin edecek bir ücret belirlemeye elverişli olmadığı savunuldu. Milyonlarca emekçiyi ilgilendiren asgari ücretin, daha güçlü, kapsayıcı ve temsil kabiliyeti yüksek bir komisyon yapısıyla belirlenmesi gerektiği vurgulandı. Özçelik-İş Sendikası, HAK-İŞ Konfederasyonu’nun da dile getirdiği üzere, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun demokratik, katılımcı ve çoğulcu bir anlayışla yeniden yapılandırılmasının zorunlu olduğunu belirterek, "Ancak bu şekilde asgari ücretliyi ve ailesini mutlu edecek bir ücretin belirlenmesi mümkün olacaktır" değerlendirmesinde bulundu.