Yerel Haberler
Ankara
21 Nisan 2026 Salı - 13:29 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Hiçbir bağımlılık türünü diğerine kıyasla daha masum ya da kabul edilebilir görmek mümkün değildir" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Bağımlılıklar arasında belirgin bir geçirgenlik söz konusu olduğu için hiçbir bağımlılık türünü diğerine kıyasla daha masum ya da kabul edilebilir görmek mümkün değildir" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen "Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulu Toplantısı"nda konuştu. Bağımlılıkla mücadelenin her alanda devam ettiğine dikkat çeken Yılmaz, tüm bağımlılıklar arasında bir bağlantı olduğunu ve hiçbirinin diğerinden daha az önemli olmadığını söyledi. "Amacımız benzer acıların bir daha yaşanmaması için riskleri henüz erken aşamada tespit edip önlemektir" Sözlerine ilk olarak Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul saldırılarında hayatını kaybedenler için başsağlığı yaralılar için ise şifa dileyerek başlayan Cevdet Yılmaz, "Tüm milletimizin başı sağ olsun diyorum. Devletimiz ilk andan itibaren tüm birimleriyle sahada olmuş gerekli adli ve idari soruşturmalar derhal başlatılmış ve titiz bir şekilde sürdürülmektedir. Olayla ilgili çok boyutlu, son derece titiz bir çalışma yürütülmektedir. Aynı anda orta ve uzun vadeli olarak da bu tür hadiselerin yaşanmaması adına neler yapılması gerektiği hususunda da kapsamlı değerlendirmeler yapıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından dün açıklandığı üzere proaktif ve çok boyutlu bir mücadeleyi orta ve uzun vadeli olarak da kararlılıkla hayata geçireceğiz. Amacımız benzer acıların bir daha yaşanmaması için riskleri henüz erken aşamada tespit edip önlemektir. Bugün bu çerçevede her türlü bağımlılıkla önümüzdeki dönemde mücadelemizi daha ileriye taşıyıcı çalışmaları planlamaları hep birlikte yapacağız" ifadelerini kullandı. "Bağımlılıkla mücadelede vatandaşlarımızın ve ailelerimizin özellikle önem verdiği zorunlu tedavi sürecinin iyileştirilmesine yönelik çalışmalar öncelikli olarak gündemimizde yer alıyor" Toplantıda konuşulacak konulardan ve bağımlılıkla mücadelenin öneminden bahseden Cevdet Yılmaz, "Sahanın gerçeklerine ve taleplerine duyarlı, yenilikçi, kaynakları etkili kullanan ve daha kalıcı sonuçlar elde etmeye odaklı olarak eylem planımızı dinamik bir şekilde gözden geçirmeye ve kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz. Bugün kurulumuzda 2025 yılında yapılan son toplantımızdan bu yana ilerlemeleri eylem planındaki gerçekleşmeleri sahadaki ihtiyaç ve yenilikçi önerileri dikkate alarak kapsamlı bir istişare gerçekleştireceğiz. Bağımlılıkla mücadelede vatandaşlarımızın ve ailelerimizin özellikle önem verdiği zorunlu tedavi sürecinin iyileştirilmesine yönelik çalışmalar öncelikli olarak gündemimizde yer alıyor. Bağımlılıkla mücadeleyi klinik bir süreç olmanın ötesinde önleyici faaliyetler, erken teşhis, psikososyal destek ve topluma yeniden uyumu kapsayan çok katmanlı ve bütüncül bir süreç olarak görüyoruz. Bu perspektifle Cumhurbaşkanlığı Yardımcılığı, Sağlık, Adalet, İçişleri, Aile ve Sosyal hizmetler, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlıklarımız ve Yeşilay işbirliğinde oluşturulan özel bir teknik çalışma grubu zorunlu tedavi sürecini, buna ilişkin şartları titiz bir şekilde çalışmıştır. Oluşturulan çalışma grubu vatandaşlarımızın ve ailelerimizin taleplerini aldı, önerilerini dinledi, sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya geldi ve bu çerçevede ailelerin, vatandaşlarımızın ihtiyaçlarına cevap veren hızlı, etkili ve kolaylaştırılmış bir süreç tasarımı gerçekleştirdi. Bugün bunu hep birlikte ele alacağız" diye konuştu. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırıları altında yatan çok yönlü nedenler kurulda değerlendirecek Zorunlu tedavi sürecini toplumun ve ailelerin beklentilerine daha uygun bir model olarak hızla hayata geçirmek için kamu, sivil toplum işbirliğinde çalışmaya devam ettiklerini söyleyen Yılmaz, "Bugün ayrıca bağımlılıklarla ilgili etkili mücadele için sivil toplum kuruluşlarının kapasitesinin arttırılmasına yönelik Yeşilay tarafından geliştirilen önerileri de kurulda ele alacağız. Bağımlılıkla mücadelede ailelerimiz ve sivil toplum çözüm sürecimizin en güçlü paydaşlarıdır. Kamu, sivil toplum, aile üçlü sacayağı üzerinde bu işbirliğini sahada yaygın ve etkin bir mücadele için ülkenin her köşesine uzanan hayati önem taşıyan kılcal damarlar olarak görüyoruz. 14-15 Nisan’da Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan elim hadiselerin altında yatan çok yönlü nedenleri de çok katmanlı bir yaklaşımla kurulda değerlendirecek risklerin erken aşamada önlenmesi için proaktif ve bütüncül olarak sistemsel tedbirleri ele alacağız. Bu kapsamda Milli Eğitim Bakanlığımız tarafından yürütülen lise öğrencilerine yönelik bağımlılık ve şiddet araştırması bulgularını değerlendirerek ihtiyaca odaklı bilimsel temelli ve yenilikçi politika önerilerini ele alacağız" ifadelerini kullandı. "Hiçbir bağımlılık türünü diğerine kıyasla daha masum ya da kabul edilebilir görmek mümkün değildir" Öğrenciler, eğitimciler, anne babalar, gençler, bağımlılık açısından riskli gruplar başta olmak üzere toplumun tüm kesimlerini kapsayan yaygın eğitim ve farkındalık çalışmaları yürüttüklerini söyleyen Yılmaz, "Bunların yanı sıra sahada görev yapan kamu personeline de düzenli ve sistematik eğitimler vererek kurumsal kapasitenin güçlenmesini sağlıyoruz. Bağımlılıklar arasında belirgin bir geçirgenlik söz konusu olduğu için hiçbir bağımlılık türünü diğerine kıyasla daha masum ya da kabul edilebilir görmek mümkün değildir. Bunun en çarpıcı örneklerinden biri oyun bağımlılığı nedeniyle azalan aile içi iletişimin gençleri tütün ürünü, alkol ve uyuşturucu madde kullanımına ilişkin risklere karşı açık hale getirmesidir. Nitekim bilimsel çalışmalar özellikle tütün ürünlerinin çoğu zaman diğer bağımlılık türleri için bir başlangıç zemini oluşturduğunu da ortaya koymaktadır. Bu gerçeklikten hareketle bağımlılıkla mücadele yüksek kurulumuz tütün, alkol, uyuşturucu gibi madde bağımlılıklarının yanı sıra dijitalleşmenin etkisiyle giderek yaygınlaşan sanal oyun ve kumar gibi davranışsal bağımlılıkları da kapsayan geniş ve dinamik bir çerçevede çalışmalarını sürdürmektedir. Tüm bu alanlar birbiriyle etkileşim içinde olan çok boyutlu bir yapı arz ettiğinden politikalarımız merkezi ve yerel düzeyde koordineli ve bütüncül bir bakış açısıyla ele alınmakta bilimsel analizler ışığında veri temelli ve sürdürülebilir müdahale modelleriyle izlenmekte ve değerlendirilmektedir. Özellikle yerelde mülki amirlerimizin liderliğinde yürütülen çalışmaların aileler, sivil toplum, üniversiteler, belediyeler gibi toplumsal taraflarla yönetişim modelleri ve yenilikçi projelerle ülkemizin her köşesinde aynı kararlılık ve hassasiyetle uygulanması kritik öneme sahiptir" ifadelerine yer verdi. Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulu’nda alınan kararların yüzde 93’ü hayata geçirildi Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçilmesinin ardından Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulu’nda toplam 105 karar alındığını söyleyen Yılmaz, "Bu kararların yüzde 93 gibi yüksek bir oranda hayata geçirildiğini ifade edebilirim. Kalan yüzde 7’sine yönelik çalışmalarımızda ise önemli mesafeler almış durumdayız. Bugün de bazı yeni kararlar alacağız inşallah" dedi. Yüksek Kurul Kararlarının yanı sıra kurumlar tarafından hayata geçirilen çalışmalara dair bilgi veren Yılmaz şöyle devam etti: "Uyuşturucu arzıyla mücadele eden kurumların teknik, istihbari ve personel kapasitesi arttırılarak planlı operasyonlarla uyuşturucu üretim ve kaçakçılığına yönelik önemli başarılar elde edilmiştir. Yasa dışı kenevir ekimiyle mücadelede ileri teknolojik tarama sistemleri kullanılarak ekim alanlarının tespiti ve imhası titizlikle gerçekleştirilmektedir. Uyuşturucu riskine karşı 143 binden binden fazla metruk binanın yüzde 87’si yıkım veya restorasyonla güvenli hale getirilmiş kalan binalarda çalışmalarımız sürdürülmektedir. Gümrük kapıları ve sınır hatlarında teknik altyapı, personel ve yüksek teknolojili cihazlarla uyuşturucu kaçak tütün girişine karşı önlemler arttırılmıştır. Uyuşturucuyla mücadelede cezalar arttırılırken rehabilitasyon odaklı ilk özel ceza infaz kurumu Adana’da açılmıştır. Adalet Bakanlığımız bu modeli İstanbul, Ankara, İzmir gibi illere yayarak tutuklu hükümlülerin topluma yeniden kazandırılması için adımlar atmayı planlamaktadır. Alo 171 hattı ile 1500’den fazla poliklinik ve mobil ekiplerle sigara bırakmak isteyenlere ücretsiz ilaç ve danışmanlık desteği sağlanırken 81 ilde dijital ortamda çevrim içi poliklinik hizmetleri de devreye alınmıştır. Aile hekimlerinin tütün mücadelesindeki yetkinliği arttırılarak hizmet kırsala yayılmış erişim kolaylığı sayesinde 2025’te başvuran sayısında yüzde 112 artış gerçekleşmiş ve başvuru 173 bini aşmıştır. Büyükşehirlerde deneyimli ekiplerle kapsamlı tütün denetimleri yapılarak pasif etkilenmenin önlenmesi için çalışmalar sürdürülmektedir. Alo 191 hattı 7/24 esasıyla bağımlılık konusunda 559 binden fazla kişiye gizlilik içinde danışmanlık ve tedavi randevusu desteği sunmaktadır. Yeşilay ve sağlıklı hayat merkezleriyle 81 ilde telefonla ve yüz yüze danışmanlık ve destek sunulmakta olup 2025’te sağlıklı hayat merkezlerinde yaklaşık 5 bin bağımlı ve yakınına uyuşturucu danışmanlığı hizmeti verilmiştir. Sağlık Bakanlığı 81 ilde ayakta ve yataklı bağımlılık tedavi hizmetlerini yaygın şekilde sürdürmekte ayrıca rehabilitasyon programlarının kapsamını genişletme çalışmalarına devam etmektedir. İstanbul’da Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile iş gücü uyum programı kapsamında tedavi sonrası istihdama yönelik pilot rehabilitasyon modeli uygulanmakta olup bu modeli daha sonra yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programı ile öğretmenlerimize, öğrencilerimize ve velilerimize farkındalık eğitimi verirken risk altındaki çocuklara yönelik ‘Okulda Bağımlılığa Müdahale Programı’ ile erken müdahale sistemi uygulamaktadır. Risk temelli araştırmalarda öğrencilerin bağımlılık riskleri önceden belirlenmektedir. Bu sayede koruyucu, önleyici ve müdahale edici hizmetleri sistematik olarak uyguluyoruz. Gençlik ve Spor Bakanlığı bağımlılıkla mücadelede farkındalık, gönüllülük ve savunuculuk faaliyetleriyle gençlerin sürece aktif katılımını sağlamaktadır. Bu bağlamda bağımlılık yapıcı maddelere yönelik tutum, bilgi ve risk algılarını ölçmek amacıyla kapsamlı bir saha araştırması çalışması başlatmıştır. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız ülke genelindeki Aile Eğitim Programlarıyla koruyucu ve önleyici bilgilendirme çalışmalarını sürdürmektedir. Tedavi sonrası bireylerin sosyal uyumunu destekleyen bakanlık riskli gruplara yönelik erken tespit, psikososyal destek ve güçlendirme hizmetleri yürütmektedir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımız tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerinin geri ödeme kapsamını genişleterek iyileşen bireylerin iş gücüne katılımını ve istihdamını desteklemektedir. RTÜK bağımlılıkla mücadelede kamu spotlarının yayınlanmasını sağlarken zararlı alışkanlıkları özendiren medya içeriklerine cezai müeyyideler uygulamaktadır. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımız ile BTK güvenli internet paketlerini sunmakta ve yasadışı bahis kumar gibi farklı başlıklar altında mücadelede etkin bir rol oynamaktadır. Her kurumun kendi alanında yürüttüğü çalışmalar birbirini destekleyerek daha güçlü bir toplam etki oluşturmaktadır." "Bu mücadele süreklilik gerektiren bir mücadele, kararlılık gerektiren bir mücadele" Çocuk ve gençlerin başta olmak üzere toplumun bağımlılıktan korunmasına yönelik adımları kararlılıkla attıklarını ve atmaya da devam edeceklerini söyleyen Yılmaz, "Bu mücadele süreklilik gerektiren bir mücadele, kararlılık gerektiren bir mücadele ve biz de bunu yapmaya devam edeceğiz. Bu noktada elde edilen birikimin somut kararlarla güçlendirilmesi önem taşımaktadır. Toplantımızın bundan sonraki bölümünde bağımlılıkla mücadelede atacağımız yeni adımları karara bağlamak üzere yüksek kurul üyelerimizle basına kapalı istişaremizi gerçekleştireceğiz. Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulu Üyeleri başta olmak üzere ilgili tüm bakanlıklarımıza, toplum sağlığını koruma yönünde katkı sunan kurum ve kuruluşlarımıza, bütün bu çalışmalarda teknik koordinasyonu sağlayan Sağlık Bakanlığımıza Türkiye Yeşilay Cemiyeti gibi sahada özveriyle mücadele eden sivil toplum örgütlerimize gönülden teşekkür ediyorum" diye konuştu.
21 Nisan 2026 Salı - 13:25 Bisikletçi Kobal’ın hayatını kaybettiği kazayla ilgili davada karar açıklandı Ankara’da 27 Ağustos 2025’te aracıyla bisiklet sürücüsü Berkan Kobal’a çarparak ölümüne neden olduğu iddiasıyla yargılanan sanık Ahmet İhsan Cihan, "taksirle ölüme neden olmak" suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı. Ankara 62. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, tutuksuz sanık Ahmet İhsan Cihan, hayatını kaybeden Kobal’ın ailesi ve yakınları ile taraf avukatları katıldı. Mahkeme hakimi, bilirkişi raporunun celse arasında dava dosyasına geldiğini söyleyerek, tutuksuz sanık Cihan’a söz verdi. Cihan, bilirkişi raporundaki aleyhe hususları kabul etmediğini ifade ederek, mahkemeden beraat talebinde bulundu. Dosyaya kaza esnasındaki araç içi kamera kaydını sunan müşteki avukatı, sanığın gereğinden fazla hızlı olduğunu belirterek, sanık Cihan’ın en ağır şekilde cezalandırılmasını talep etti. Beyanların ardından esas hakkında mütalaasını açıklayan Cumhuriyet savcısı, mahkemeden, sanığın "bilinçli taksirle ölüme sebep olma" suçundan cezalandırılmasını talep etti Esasa ilişkin mütalaaya karşın söz alan Cihan, savcının mütalaasını kabul etmediğini belirterek, "Yolda ıslaklık vardı, ben suya girerek hakimiyeti kaybettim. Ayrıca kaza esnasında elimde telefonum yoktu. Beraatımı talep ediyorum" iddialarında bulundu. Beyanların ardından kararını açıklayan hakim, sanık Ahmet İhsan Cihan’ın "taksirle ölüme neden olmak" suçundan 4 yıl 2 ay hapisle cezalandırılmasına ve ehliyetinin 1 yıl süreyle alınmasına karar verdi. Duruşma sonrası açıklamalarda bulunan aile avukatı Deniz Altaylı, "Cevat Berkan Kobal, geçtiğimiz yaz sonu bir trafik cinayetine kurban gitti. Esasında biz geçtiğimiz yazdan beri Anadolu Bulvarı üzerinde inanılmaz büyük bir süratle ilerleyip Berkan Bey’in canına mal olan sürücünün alabileceği en yüksek cezayı alabilmesi için aileleriyle birlikte bir mücadele yürüttük. Bugün karar açıklandı. Biz sanığın bilinçli taksir yönünden cezalandırılmasını beklerken mahkeme taksirden hüküm kurdu. Bu şu anlama geliyor. Alabileceği gerekli, alması gereken ceza mahkeme tarafından sanığa verilmedi. Bu bizim için aslında belli şeylerinde başlangıcı, mücadelemiz sürecek. İstinaf başvurusunda bulunacağız bu konuyla ilgili ve takdir edilen cezanın arttırılması ve sanığın cezaevinde geçireceği sürenin mümkün olan en yüksek hadde çekilmesi için elimizden gelen bütün mücadeleyi vereceğimizi söylüyoruz. Bunun diğer bisiklet sürücüleri ve trafikteki araç dışı diğer özneler açısından emsal teşkil etmesi yönünde bir beklentimiz ve mücadelemiz bulunmaktadır" ifadelerinde bulundu.
21 Nisan 2026 Salı - 13:03 Gönüllü Hasat Etkinliği 2026 yılı takvimi açıklandı Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından uygulanan Gönüllü Hasat Etkinliği’nin 2026 yılı takvimi belirlendi. Genç Çiftçi Projesi kapsamında 81 ilde uygulanacak etkinliklerle, gençlerin tarımda aktif katılımıyla, üreticilerin hasat dönemindeki iş gücü yükünün hafifletilmesi, hasat kayıplarının azaltılması ve gençlerin kırsal kalkınma süreçlerine gönüllü katkı sunması amaçlanıyor. Gençlik ve Spor Bakanlığı Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü koordinasyonunda, Genç Çiftçi Projesi kapsamında yürütülen Gönüllü Hasat Etkinliği’nin 2026 yılı takvimi açıklandı. 2026 yılı planlaması kapsamında, 81 il müdürlüğü koordinasyonunda toplam 164 etkinlik düzenlenmesi öngörülüyor. Programla birlikte ülke genelinde binlerce gencin hasat süreçlerine katılarak üretim deneyimi kazanması amaçlanıyor. İlk etkinlikler mart ayında başlayacak Program, mart ayında başlayarak yıl boyunca farklı illerde devam edecek. Artvin’de çay hasadıyla başlayacak süreçte, Burdur’da fide dikimi, Mersin’de çağla hasadı ve Ankara’da sebze üretimi gibi farklı tarımsal faaliyetler gerçekleştirilecek. Farklı ürün desenleriyle planlanan etkinlikler, gençlerin üretim süreçlerini yerinde gözlemlemesine imkân tanırken, doğayla bağ kurmalarını ve emek-değer ilişkisini deneyimlemelerini sağlayacak. Gençler üretime katılıyor Gençlik ve Spor Bakanlığı Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından Genç Çiftçi Projesi kapsamında yürütülen Gönüllü Hasat Etkinliği, gönüllülük kültürünü güçlendirirken tarıma yönelik farkındalığın artırılmasına katkı sunuyor. Program kapsamında gençlik liderleri, gönüllü gençler ve yerel üreticilerin iş birliğiyle yürütülecek faaliyetlere; yerel yönetimler, üniversiteler ve gençlik kuruluşları da aktif katılım sağlayacak.
Mersin merkezli yasa dışı bahis ve dolandırıcılık operasyonunda 16 tutuklama
04 Nisan 2026 Cumartesi - 12:26 Mersin merkezli yasa dışı bahis ve dolandırıcılık operasyonunda 16 tutuklama Mersin merkezli yasa dışı bahis ve dolandırıcılık soruşturmasında 16 kişi daha tutuklandı. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in ‘kökünü kazıyacağız’ diyerek işaret ettiği yasa dışı bahis soruşturmaları hız kesmeden sürdürülüyor. Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporları doğrultusunda Mersin ve Tarsus ilçesi merkezli olarak yasa dışı bahis ve dolandırıcılık soruşturması başlatıldı. Soruşturmada bin 657 kişinin hesapları üzerinden yaklaşık 259 bin IBAN kullanılarak 49 milyondan fazla işlem gerçekleştirildiği ve toplam işlem hacminin 273 milyar lirayı aştığı tespit edildi. Parayı kripto platformlarına aktardılar İşlem hacmi 273 milyar liraya ulaşan paranın önemli bir kısmının kripto varlık platformlarına aktarıldığı belirlendi. Dijital iz takibi yapılarak, para trafiğinin detayları ortaya çıkartıldı. Başsavcılık koordinesinde yürütülen projeli soruşturma kapsamında bugüne kadar 207 şüpheli hakkında işlem başlatıldı. Şüphelilerden 120’si tutuklanırken, 40’ı hakkında adli kontrol kararı verildi. Devam eden çalışmalarda ayrıca 48 şüpheliye ait hesaplarda 8,5 milyar liralık hareketlilik tespit edildi. Bu gelişme üzerine başsavcılığın talimatıyla 31 Mart tarihinde 58 adrese daha eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 36 şüpheli gözaltına alınırken, farklı illerde yakalananlarla birlikte çok sayıda kişi hakkında işlem yapıldı. Adreslerde yapılan aramalarda silah, mühimmat, dijital materyaller ve banka kartları ele geçirildi. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden 16’sı tutuklanırken, 15’i hakkında adli kontrol kararı verildi. Soruşturmanın çok yönlü olarak sürdürüldüğü bildirildi. Adalet Bakanı ‘kökünü kazıyacağız’ demişti Adalet Bakanı Akın Gürlek, göreve gelir gelmez yaptığı açıklamada yasa dışı bahisle mücadelede kararlı olduklarını vurgulayarak, "Bu işin sonuna kadar gideceğiz, kökünü kazıyacağız" ifadelerini kullanmıştı. Toplumsal bir tehdit olan yasa dışı bahisle ilgili operasyonların hız kesmeden sürmesi bekleniyor.
Uzmanından uyarı: "Gebeyken polen alerjisi tedavisine başlanmamalı"
04 Nisan 2026 Cumartesi - 12:01 Uzmanından uyarı: "Gebeyken polen alerjisi tedavisine başlanmamalı" Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Alerji ve İmmünoloji Hastalıkları İdari ve Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Şadan Soyyiğit, "Gebeyken immünoterapi (polen alerjisi aşı tedavisi) başlayamıyoruz ama başladığımız tedaviye devam edebiliriz" dedi. Bahar aylarının gelmesiyle ortaya çıkan polen alerjisi, küresel ısınma ve hava kirliliğinin etkisiyle artık daha erken dönemlerde başlıyor. Burun akıntısı, hapşırık ve gözlerde kaşıntı gibi belirtilerle kendini gösteren bu durum, hastaların günlük yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Semptomlar çoğu zaman medikal tedaviyle kontrol altına alınabilirken, ileri vakalarda alerjik astım ve nefes darlığı gibi daha ciddi şikayetler görülebiliyor. Uzmanlar, bu hastalara aşı tedavisi önerdiklerini fakat sürecin uzun ve sabır gerektirdiğini belirtiyor. İmmünoloji uzmanları, aşı tedavisinin hamilelerde önerilmediğini belirtirken, tedaviye başlanmışsa devam edilmesinde genellikle bir sakınca olmadığını ancak yine de tercih edilmediğini ifade ediyor. "Küresel iklim değişikliği, hava kirliliği ile birlikte polen mevsimi de biraz hareketlendi" Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Alerji ve İmmünoloji Hastalıkları İdari ve Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Şadan Soyyiğit, polen alerjisinin her yıl zamanının değiştiğini söyledi. Soyyiğit, "Küresel iklim değişikliği, hava kirliliği ile birlikte aslında polen mevsimi de biraz hareketlendi, biraz daha öne kaydı, biraz daha uzadı. Ama bu yıl daha erken geldi. O yüzden hastalarımızın da polikliniklerde sayısı arttı" diye konuştu. Burun akıntısı, hapşırık, gözlerde kızarıklık gibi semptomlarla alerjinin kendini gösterdiğini dile getiren Soyyiğit, bazı kişilerde daha ağır seyrettiğini, nefes darlığı ve mevsimsel astım gibi şikayetlerin olduğunu ifade etti. "Sosyal problemler yaşıyorlar" Soyyiğit, alerjinin hastanın yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilediğini belirterek, "Burun tıkanıklığı varsa, sabah yorgun uyanıyor, halsiz oluyor, iş performansı düşüyor. Toplum içinde birtakım sıkıntılar yaşıyor. İşe gitmekte sürekli hapşırıyor çünkü hasta. İş yerinde diyor ki ‘Hocam ben grip mi oldum, grip zannediyorlar beni, bulaştıracaksın’ diyorlar. Böyle sosyal problemler de yaşıyorlar açıkçası. ‘Çalışamıyorum, çok önemli bir görevdeyim’ diyorlar. ‘Ne yapacağım hocam bunun çaresi yok mu’ diye bize geliyorlar" şeklinde konuştu. "Alerji uzmanına başvurmakla çare başlıyor" Geç kalınmadan hastaneye gelinmesi gerektiğinin altını çizen Soyyiğit, "Alerji uzmanına başvurmakla çare başlıyor. Yani belirtileri tanımakla. Bunu polen mevsimiyle ilişkilendirdiğimizde evet hasta bize geliyor. ‘Polen mevsiminde şikayetlerim artıyor, bu tip şikayetlerim var’ diye. Ama kışa da yayılabiliyor artık bu şikayetler. Alerjik şikayetleri varsa anlattığım şekilde alerji uzmanına başvurmaları önemli. Önemli olan hem şikayetlerini azaltmak hatta gidermek tamamen ve yaşam kalitesini artırmak hastamızın" ifadelerini kullandı. Medikal tedavilerin bazı hastalar için yeterli olmadığını aktaran Soyyiğit, "Antihistaminik dediğimiz ilaçları aldıklarında uyku eğilimleri oluyor. Araba kullanamıyorlar. İş nedeniyle problem olabiliyor. Ya net ki yaşarsak ya da kontrol altına alamazsak şikayetleri. O zaman diyoruz ki sizin bir aşı şansınız da var" açıklamasında bulundu. "Aşı tedavisinde 3 ila 5 yıl bizimle birlikteler" Soyyiğit, aşı tedavisine başvurmak isteyen hastaların sabırlı olması gerektiğine dikkati çekerek, sözlerine şöyle devam etti: "Hastalığı tamamen de tedavi edebilecek bir yöntem. Tabii ki doğru uzman ve doğru tedavi seçimiyle ve uzman gözetimi de yapılır ise. Hastalarımızın bilmesi gereken bu tedavi için sabır gerekiyor. Uzun süreli bir tedavi çünkü bağışıklık üzerinde biz o alerjeni aslında hastaya küçük dozlarda vererek tanıtıyoruz. Bu süreçte 3 ila 5 yıl bizimle birlikteler. Bir doz artışı dönemi oluyor sonra aylık geliyorlar bize. Tabii ki yan etkisi poleni tanıttığımız için küçük dozlarda alerjik reaksiyon riski." "Gebeyken immünoterapi başlayamıyoruz ama başladığımız tedaviye devam edebiliriz" Hamile hastalar için de aşının birtakım riskleri olabildiğini anlatan Soyyiğit, "Gebelikte aslında immünoterapi daha önce başlandıysa güvenle devam edilebilir diye klasik bir bilgi var. Ancak burada hastanın tercihi önemli. Gebeyken immünoterapi başlayamıyoruz ağır alerjik reaksiyonlar nedeniyle. Ama başladığımız bir tedaviye devam edebiliriz. Bunu da hastayla konuşarak, onamını alarak, istişare ederek. Çünkü nadir de olsa alerjik reaksiyon görürsek, yapacağımız ilaçlarında tabii bebeği etkileme riski olabilir. O yüzden istiyoruz ki en hastalarımız o dönemde gebe olmasalar daha güvenle gidebiliriz" diye konuştu. "Dışarıdayken gözlük takılabilir, maske takılabilir, şapka takılabilir" Soyyiğit, medikal tedaviler ve aşının yanı sıra, günlük hayatta da alınması gereken önlemlere ilişkin şunları söyledi: "Polen uçuştuğu zamanlarda aslında dışarıda çok olmamak önerilir ama bu mümkün değil. Sabah saatlerinde özellikle evde camı açmamak gibi. Dışarıda mecburen alıyoruz. Ama eve geldiğimizde üstümüzü çıkarmak, duş almak, ayakkabılarla çok eve girişi sağlamamak. Dışarıdayken gözlük takılabilir, maske takılabilir, şapka takılabilir. Dışarıda çamaşır kurutulmamalı. Arabalarda polen filtresini kullanılmalı. Bunlar önem arz ediyor."
Prof. Dr. Fevzi Altuntaş: "Hastalıkları adeta ‘parmak izi’ gibi tanımlayarak kişiye özel tedavi planları oluşturabiliyoruz"
04 Nisan 2026 Cumartesi - 11:58 Prof. Dr. Fevzi Altuntaş: "Hastalıkları adeta ‘parmak izi’ gibi tanımlayarak kişiye özel tedavi planları oluşturabiliyoruz" Ankara Hematoloji Onkoloji Derneği (AHOD) Başkanı Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, hastalıkları adeta "parmak izi" gibi tanımlayarak kişiye özel tedavi planları oluşturabildiklerini belirterek, yapay zekanın tedavi süreçlerindeki önemini vurguladı. Ankara Hematoloji Onkoloji Derneği tarafından (AHOD) 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası dolayısıyla düzenlenen programda kanser tanı ve tedavisindeki son gelişmeler ele alındı. AHOD Başkanı Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, kanserle mücadelede erken tanının önemi, korunma yöntemleri ve yapay zeka uygulamalarının tedavi süreçlerindeki rolüne ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Dernek Başkanı Prof. Dr. Altuntaş, kanserin artık yalnızca tedavi edilmesi gereken bir hastalık değil, yönetilmesi gereken bir süreç olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Kanserin önlenebilir bir hastalık olduğuna işaret eden Altuntaş, sigara kullanımı, obezite, alkol tüketimi ve zararlı güneş ışınlarından korunma gibi önlemlerle kanser vakalarının önemli bir kısmının engellenebileceğini vurguladı. Kanser tarama programları vatandaşlara ücretsiz Erken tanının hayati önem taşıdığını dile getiren Prof. Dr. Altuntaş, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen meme, kolorektal (kalın bağırsak/kolon) ve rahim ağzı kanseri tarama programlarının ücretsiz olduğunu hatırlatarak, vatandaşların bu programlara katılımının artırılması gerektiğini hatırlattı. Prof. Dr. Altuntaş, kanserle mücadelede yalnızca fiziksel değil, psikolojik, sosyal ve manevi iyilik halinin de önem taşıdığına dikkat çekerek, son yıllarda bilimsel gelişmelerle birlikte kanser alanında önemli bir paradigma değişimi yaşandığını ifade etti. Erken tanı ile birlikte tedavi başarı oranı yüzde 90’lara kadar çıkıyor Kanserin günümüzde çaresiz bir hastalık olmaktan çıktığını vurgulayan Prof. Dr. Altuntaş, erken tanı, doğru risk analizi ve kişiye özel tedavi yaklaşımlarının ön plana çıktığını kaydetti. Erken tanı ile birlikte tedavi başarı oranlarının yüzde 90’lara kadar çıkabildiğini ve kanser kaynaklı ölümlerin önemli ölçüde azaltılabildiğini aktaran Altuntaş, bu nedenle erken teşhisin hayat kurtardığına dikkat çekti. Hastalıklar "parmak izi" gibi tanımlanıyor Prof. Dr. Altuntaş, "Günümüzde kanser tanı yöntemleri çok hızlı gelişmektedir. Dijital onkoloji, dijitalleşme ve yapay zeka uygulamaları bu alanda önemli yer tutmaktadır. Artık kanseri yalnızca morfolojik olarak değil, genetik ve moleküler düzeyde analiz edebiliyoruz. Hastalıkları adeta "parmak izi" gibi tanımlayarak kişiye özel tedavi planları oluşturabiliyoruz" şeklinde konuştu. Yapay zeka kişiselleştirilmiş tedavi yöntemlerinin önünü açıyor Yapay zeka teknolojileri sayesinde tanı ve takip süreçleri hızlandığını, daha kısa sürede daha doğru sonuçlar elde edildiğini vurgulayan Prof. Dr. Altuntaş, "Bu gelişmeler, kişiselleştirilmiş tedavi yöntemlerinin önünü açmaktadır" dedi. İmmünoterapi (bağışıklık tedavisi) ve hedefe yönelik tedavilerin bu sürecin en önemli parçaları olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Altuntaş, yapay zeka destekli uygulamalar sayesinde tanı ve takip süreçlerinin hızlandığının altını çizdi. Tedaviler umut verici sonuçlar ortaya koyuyor Hematolojik kanserlerin onkolojinin en hızlı gelişen alanlarından biri olduğunu belirten Prof. Dr. Altuntaş, yeni nesil tedavi yöntemleri ve akıllı ilaçlar sayesinde hastalıkların uzun süre kontrol altında tutulabildiğini söyledi. Özellikle immünoterapiler ve spesifik antikor (bağışıklık proteni) tedavilerinin umut verici sonuçlar ortaya koyduğunu ifade eden Altuntaş, hastalara umutlarını kaybetmemeleri çağrısında bulundu. Yeni tedavi yöntemleriyle uzun süreli ve kalıcı yanıtlar elde ediliyor Lenfoma ve multipl miyelom (kemik iliği kanseri) gibi hastalıklarda da yeni tedavi yöntemleriyle uzun süreli ve kalıcı yanıtlar elde edildiğini belirten Prof. Dr. Altuntaş, bu durumun hastaların yaşam süresini ve kalitesini artırdığını vurguladı. Kök hücre naklinde de önemli gelişmeler yaşandığını kaydeden Altuntaş, tam uyumlu verici bulunamadığı durumlarda dahi başarılı sonuçlar alınabildiğine dikkat çekti. Programa Ankara Hematoloji Onkoloji Derneği yönetiminden isimler de katıldı. Dernek Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Öztürk Ateş, Genel Sekreter Doç. Dr. Fatih Yıldız ve Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Halil Başar programda görüşlerini paylaştı. Alanında uzman isimlerin katılımıyla gerçekleştirilen program, kanser tanı ve tedavisindeki son gelişmeler ile yapay zeka uygulamalarının ele alındığı değerlendirmelerle tamamlandı. Program, bir restoranda düzenlenen yemekli organizasyonla sona erdi.
Bakan Göktaş: "Aile Akademi Platformu sayesinde bugüne kadar 67 bin 754 kişi içerik ve eğitimlere erişti"
04 Nisan 2026 Cumartesi - 11:44 Bakan Göktaş: "Aile Akademi Platformu sayesinde bugüne kadar 67 bin 754 kişi içerik ve eğitimlere erişti" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, aile eğitimi, evlilik, sağlık, çocuk ve genç gelişimi ile mahremiyet bilinci gibi başlıklarda eğitimlerin yer aldığı Aile Akademi Platformu’ndan bugüne kadar 67 bin 754 kişinin yararlandığını bildirdi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Aile Akademi Platformu’na ilişkin yazılı açıklama yaptı. Göktaş, platform ile sağlıklı aile yapısını güçlendirmeyi, bilgi ve bilinç düzeyini artırmayı, ebeveynlere rehberlik etmeyi ve toplumsal dayanışmayı pekiştirmeyi hedeflediklerini belirtti. Ebeveynlere rehberlik etmek amacıyla hizmetleri yaygınlaştırdıklarını kaydeden Göktaş, eğitim, ekonomi, kültür, sanat, sağlık ve ulaşım başta olmak üzere her alanda ailelerin yanında olmaya gayret ettiklerini vurguladı. Göktaş, ‘Aile Dostu Ekosistem’ anlayışıyla aileyi koruyan, değerlerini yaşatan, kuşaklar arası dayanışmayı güçlendiren ve güçlü bir toplumun temelini ailede gören bir vizyonla çalışmalarını sürdürdüklerini ifade etti. "Aileleri tehlikelerinden korumak için yoğun mesai harcıyoruz" Son yıllarda sosyal medyanın etkileri ve dijital risklerin aileler için önemli bir endişe kaynağı haline geldiğine dikkati çeken Göktaş, "Bu sorunları aşmanın yolu ancak bilinçli kullanım ve dijital farkındalıkla mümkündür. Bu kapsamda Bakanlık olarak toplumu, aileleri, özellikle de çocuklarımızı dijital dünyanın tehlikelerinden korumak için yoğun mesai harcıyoruz" ifadelerini kullandı. Aile Akademi Platformu’nun aile yapısını koruma, destekleme ve geleceğe taşıma yolunda önemli katkılar sunduğunu aktaran Göktaş, platform kapsamında hem vatandaşlara hem de Bakanlık personeline yönelik çeşitli eğitim içeriklerinin sunulduğunu aktardı. Ailelerin birlik ve beraberliğini güçlendiren projeleri hayata geçirmeye devam ettiklerini vurgulayan Göktaş, şöyle devam etti: "Aile yapısının güçlendirilmesi, sosyal hizmetlerin etkinliğinin artırılması, toplumsal farkındalığın yükseltilmesi ve Bakanlık personelinin bilgi ve beceri düzeylerinin geliştirilmesi amacıyla geçen yıl Aile Akademi Platformu’nu hayata geçirdik. Aile Eğitim Programı, Bilgi Güvenliği Farkındalık Eğitimi, Çocukların Yaşam Becerilerinin Güçlendirilmesi ve Geliştirilmesine Yönelik Farkındalık Eğitim Programı, Veri Güvenliği ve Kötüye Kullanım Senaryoları, ANKA Çocuk Destek Programı modülleri ile Siber Güvenlik Farkındalık Eğitimleri başta olmak üzere geniş bir yelpazede eğitim içerikleri sunuyoruz. Platform sayesinde bugüne kadar 67 bin 754 kişi, Bakanlığın sunduğu içerik ve eğitimlere erişti." "Kriz yönetimi ve teknoloji kullanımı başlıkları bulunuyor" Söz konusu eğitimlerle bireylerin ve Bakanlık çalışanlarının bilgi, farkındalık ve yetkinliklerinin artırılmasının hedeflendiğini belirten Göktaş, "Vatandaşlara yönelik eğitimlerde; aile eğitimi ve iletişimi, evlilik ve sağlık, çocukların ve gençlerin gelişimi, mahremiyet bilinci ile sosyal hizmetlere erişim gibi konular yer alıyor. Bakanlık personeline yönelik eğitimlerde ise mesleki becerilerin geliştirilmesi, yasal düzenlemeler, kriz yönetimi ve teknoloji kullanımı başlıkları bulunuyor" dedi. Aile Akademi Platformu’nun e-Devlet ile entegre şekilde tasarlandığını ve eğitimlere katılım ile başarı belgelerinin doğrulanabildiğini aktaran Göktaş, bu entegrasyon sayesinde katılımcıların kendilerine uygun zamanlarda eğitimlere erişebildiğini belirtti. Göktaş ayrıca, eğitimlerin çevrim içi sunulmasının hedef kitleyi genişlettiğini, geleneksel yöntemlere kıyasla zaman ve maliyet tasarrufu sağlayarak bütçeye katkı sunduğunu ifade etti.
Ankara merkezli 8 ildeki et fiyatlarında manipülasyon soruşturmasında 7 kişi tutuklandı
04 Nisan 2026 Cumartesi - 11:32 Ankara merkezli 8 ildeki et fiyatlarında manipülasyon soruşturmasında 7 kişi tutuklandı Ankara merkezli 8 ilde et fiyatlarını manipüle ettikleri, arzı kısıtladıkları ve bozulmuş etleri piyasaya sürdükleri iddia edilen kişilere yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 31 şüpheliden 7’si tutuklanırken, 2 şüpheli hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Genel Soruşturma Bürosu tarafından Tarım ve Orman Bakanlığının suç duyurusu üzerine CİMER başvuruları ve sosyal medya paylaşımları göz önüne alınarak soruşturma başlatıldı. Başsavcılıktan yapılan açıklamada, ülke genelinde 2025 yılı Ekim ayı sonuna kadar istikrarlı bir şekilde devam eden karkas et fiyatlarında bazı besici gruplar tarafından et ve et ürünlerinin fiyatlarının manipüle edilmek suretiyle olağanüstü bir şekilde yükseltildiği, karkas et tedarikçisi firmalar tarafından arz kısıtlamasına gidilerek elde mal olmadığı ya da kesime hayvan gelmediği gibi gerekçelerle karkas et arzını fiilen durdurdukları, hastalıklı hayvanların kesilmesi ile bozulmuş etlerin piyasaya sürüldüğü yönünde yapılan tespitler neticesinde değişik illerde faaliyette bulunan büyük ölçekli besici ve karkas et tedarikçilerinin örgütsel faaliyet kapsamında ‘nitelikli dolandırıcılık, fiyatları etkileme, mal ve hizmet satımından kaçınma, bozulmuş veya değiştirilmiş gıda ticareti’ suçlarını işlediklerine dair somut delillerin tespit edilmesi üzerine operasyon başlatıldığı belirtildi. Ankara merkezli Kırşehir, Kayseri, Konya, Bursa, Balıkesir, İstanbul ve Sakarya’da 28 şüpheli ile Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yapılacak denetimleri önceden haber veren 5 kamu görevlisi de dahil olmak üzere toplamda 33 şüpheli hakkında 31 Mart’ta eş zamanlı gözaltı kararı verildiği kaydedildi. Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince düzenlenen operasyonla 31 şüphelinin gözaltına alındığı, firari 2 şüpheli hakkında ise yakalama emri düzenlediği ifade edildi. Soruşturmanın titizlikle yürütüldüğü belirtilen açıklamada, "Gözaltında bulunan 5 şüpheli (kamu görevlileri) hakkında 1 Nisan, 16 şüpheli hakkında ise 3 Nisan tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığımızın talebiyle Sulh Ceza Hakimliğince adli kontrol kararı verilmiş, aynı tarihte tutuklamaya sevk edilen 10 şüpheliden 7’si Sulh Ceza Hakimliğince tutuklanmış, 3 şüpheli de adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştır. Soruşturma tüm şüpheliler ve yine halkımızın sağlığıyla oynadığı tespit edilen, edilecek tüm kişiler yönüyle titizlikle devam etmektedir" denildi.
Prof. Dr. Fevzi Altuntaş: "Hastalıkları adeta ‘Parmak İzi’ gibi tanımlayarak kişiye özel tedavi planları oluşturabiliyoruz"
04 Nisan 2026 Cumartesi - 11:19 Prof. Dr. Fevzi Altuntaş: "Hastalıkları adeta ‘Parmak İzi’ gibi tanımlayarak kişiye özel tedavi planları oluşturabiliyoruz" Ankara Hematoloji Onkoloji Derneği (AHOD) Başkanı Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası kapsamında düzenlenen programda kanser tanı ve tedavisindeki son gelişmeleri aktardı. Prof. Dr. Altuntaş, hastalıkları adeta "parmak izi" gibi tanımlayarak kişiye özel tedavi planları oluşturabildiklerini ve yapay zekanın tedavi süreçlerindeki önemini vurguladı. Ankara Hematoloji Onkoloji Derneği tarafından (AHOD) 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası dolayısıyla düzenlenen programda kanser tanı ve tedavisindeki son gelişmeler ele alındı. AHOD Başkanı Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, kanserle mücadelede erken tanının önemi, korunma yöntemleri ve yapay zeka uygulamalarının tedavi süreçlerindeki rolüne ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Kanser yönetilmesi gereken bir süreçtir Dernek Başkanı Prof. Dr. Altuntaş, kanserin artık yalnızca tedavi edilmesi gereken bir hastalık değil, yönetilmesi gereken bir süreç olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Kanserin önlenebilir bir hastalık olduğuna işaret eden Altuntaş, sigara kullanımı, obezite, alkol tüketimi ve zararlı güneş ışınlarından korunma gibi önlemlerle kanser vakalarının önemli bir kısmının engellenebileceğini paylaştı. Kanser tarama programları vatandaşlara ücretsiz Erken tanının hayati önem taşıdığını dile getiren Prof. Dr. Altuntaş, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen meme, kolorektal (kalın bağırsak / kolon) ve rahim ağzı kanseri tarama programlarının ücretsiz olduğunu hatırlatarak vatandaşların bu programlara katılımının artırılması gerektiğini hatırlattı. Prof. Dr. Altuntaş, kanserle mücadelede yalnızca fiztiksel değil, psikolojik, sosyal ve manevi iyilik halinin de önem taşıdığına dikkat çekerek, son yıllarda bilimsel gelişmelerle birlikte kanser alanında önemli bir paradigma değişimi yaşandığını ifade etti. Erken tanı ile birlikte tedavi başarı oranı yüzde 90’lara kadar çıkıyor Kanserin günümüzde çaresiz bir hastalık olmaktan çıktığını vurgulayan Prof. Dr. Altuntaş, erken tanı, doğru risk analizi ve kişiye özel tedavi yaklaşımlarının ön plana çıktığını kaydetti. Erken tanı ile birlikte tedavi başarı oranlarının yüzde 90’lara kadar çıkabildiğini ve kanser kaynaklı ölümlerin önemli ölçüde azaltılabildiğini aktaran Altuntaş, bu nedenle erken teşhisin hayat kurtardığına dikkat çekti. Hastalıklar "parmak izi" gibi tanımlanıyor Prof. Dr. Altuntaş, "Günümüzde kanser tanı yöntemleri çok hızlı gelişmektedir. Dijital onkoloji, dijitalleşme ve yapay zeka uygulamaları bu alanda önemli yer tutmaktadır. Artık kanseri yalnızca morfolojik olarak değil, genetik ve moleküler düzeyde analiz edebiliyoruz. Hastalıkları adeta "parmak izi" gibi tanımlayarak kişiye özel tedavi planları oluşturabiliyoruz" şeklinde konuştu. Yapay Zeka kişiselleştirilmiş tedavi yöntemlerinin önünü açmaktadır. Yapay zeka teknolojileri sayesinde tanı ve takip süreçleri hızlanmakta, daha kısa sürede daha doğru sonuçlar elde edildiğini vurgulayan Prof. Dr. Altuntaş, "Bu gelişmeler, kişiselleştirilmiş tedavi yöntemlerinin önünü açmaktadır" dedi. İmmünoterapi ( bağışıklık tedavisi) ve hedefe yönelik tedaviler bu sürecin en önemli parçaları olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Altuntaş, Yapay zeka destekli uygulamalar sayesinde tanı ve takip süreçlerinin hızlandığının altını çizdi. Tedaviler umut verici sonuçlar ortaya koyuyor Hematolojik kanserlerin onkolojinin en hızlı gelişen alanlarından biri olduğunu belirten Prof. Dr. Altuntaş, yeni nesil tedavi yöntemleri ve akıllı ilaçlar sayesinde hastalıkların uzun süre kontrol altında tutulabildiğini söyledi. Özellikle immünoterapiler ve spesifik antikor ( bağışıklık proteni) tedavilerinin umut verici sonuçlar ortaya koyduğunu ifade eden Altuntaş, hastalara umutlarını kaybetmemeleri çağrısında bulundu. Yeni tedavi yöntemleriyle uzun süreli ve kalıcı yanıtlar elde ediliyor Lenfoma ve multipl miyelom (kemik iliği kanseri) gibi hastalıklarda da yeni tedavi yöntemleriyle uzun süreli ve kalıcı yanıtlar elde edildiğini belirten Prof. Dr. Altuntaş, bu durumun hastaların yaşam süresini ve kalitesini artırdığını vurguladı. Kök hücre naklinde de önemli gelişmeler yaşandığını kaydeden Altuntaş, tam uyumlu verici bulunamadığı durumlarda dahi başarılı sonuçlar alınabildiğine dikkat çekti. Programa, Ankara Hematoloji Onkoloji Derneği yönetiminden isimler de katıldı. Dernek Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Öztürk Ateş, Genel Sekreter Doç. Dr. Fatih Yıldız ve Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Halil Başar da programda görüşlerini paylaştı. Alanında uzman isimlerin katılımıyla gerçekleştirilen program, kanser tanı ve tedavisindeki son gelişmeler ile yapay zeka uygulamalarının ele alındığı değerlendirmelerle tamamlandı. Program, Ankara’da bir restoranda düzenlenen yemekli organizasyonla sona erdi. (BC -