SAĞLIK - 04 Nisan 2026 Cumartesi 11:58

Prof. Dr. Fevzi Altuntaş: "Hastalıkları adeta ‘parmak izi’ gibi tanımlayarak kişiye özel tedavi planları oluşturabiliyoruz"

A
A
A
Prof. Dr. Fevzi Altuntaş: "Hastalıkları adeta ‘parmak izi’ gibi tanımlayarak kişiye özel tedavi planları oluşturabiliyoruz"

Ankara Hematoloji Onkoloji Derneği (AHOD) Başkanı Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, hastalıkları adeta "parmak izi" gibi tanımlayarak kişiye özel tedavi planları oluşturabildiklerini belirterek, yapay zekanın tedavi süreçlerindeki önemini vurguladı.


Ankara Hematoloji Onkoloji Derneği tarafından (AHOD) 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası dolayısıyla düzenlenen programda kanser tanı ve tedavisindeki son gelişmeler ele alındı. AHOD Başkanı Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, kanserle mücadelede erken tanının önemi, korunma yöntemleri ve yapay zeka uygulamalarının tedavi süreçlerindeki rolüne ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Dernek Başkanı Prof. Dr. Altuntaş, kanserin artık yalnızca tedavi edilmesi gereken bir hastalık değil, yönetilmesi gereken bir süreç olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Kanserin önlenebilir bir hastalık olduğuna işaret eden Altuntaş, sigara kullanımı, obezite, alkol tüketimi ve zararlı güneş ışınlarından korunma gibi önlemlerle kanser vakalarının önemli bir kısmının engellenebileceğini vurguladı.



Kanser tarama programları vatandaşlara ücretsiz


Erken tanının hayati önem taşıdığını dile getiren Prof. Dr. Altuntaş, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen meme, kolorektal (kalın bağırsak/kolon) ve rahim ağzı kanseri tarama programlarının ücretsiz olduğunu hatırlatarak, vatandaşların bu programlara katılımının artırılması gerektiğini hatırlattı. Prof. Dr. Altuntaş, kanserle mücadelede yalnızca fiziksel değil, psikolojik, sosyal ve manevi iyilik halinin de önem taşıdığına dikkat çekerek, son yıllarda bilimsel gelişmelerle birlikte kanser alanında önemli bir paradigma değişimi yaşandığını ifade etti.



Erken tanı ile birlikte tedavi başarı oranı yüzde 90’lara kadar çıkıyor


Kanserin günümüzde çaresiz bir hastalık olmaktan çıktığını vurgulayan Prof. Dr. Altuntaş, erken tanı, doğru risk analizi ve kişiye özel tedavi yaklaşımlarının ön plana çıktığını kaydetti. Erken tanı ile birlikte tedavi başarı oranlarının yüzde 90’lara kadar çıkabildiğini ve kanser kaynaklı ölümlerin önemli ölçüde azaltılabildiğini aktaran Altuntaş, bu nedenle erken teşhisin hayat kurtardığına dikkat çekti.



Hastalıklar "parmak izi" gibi tanımlanıyor


Prof. Dr. Altuntaş, "Günümüzde kanser tanı yöntemleri çok hızlı gelişmektedir. Dijital onkoloji, dijitalleşme ve yapay zeka uygulamaları bu alanda önemli yer tutmaktadır. Artık kanseri yalnızca morfolojik olarak değil, genetik ve moleküler düzeyde analiz edebiliyoruz. Hastalıkları adeta "parmak izi" gibi tanımlayarak kişiye özel tedavi planları oluşturabiliyoruz" şeklinde konuştu.



Yapay zeka kişiselleştirilmiş tedavi yöntemlerinin önünü açıyor


Yapay zeka teknolojileri sayesinde tanı ve takip süreçleri hızlandığını, daha kısa sürede daha doğru sonuçlar elde edildiğini vurgulayan Prof. Dr. Altuntaş, "Bu gelişmeler, kişiselleştirilmiş tedavi yöntemlerinin önünü açmaktadır" dedi. İmmünoterapi (bağışıklık tedavisi) ve hedefe yönelik tedavilerin bu sürecin en önemli parçaları olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Altuntaş, yapay zeka destekli uygulamalar sayesinde tanı ve takip süreçlerinin hızlandığının altını çizdi.



Tedaviler umut verici sonuçlar ortaya koyuyor


Hematolojik kanserlerin onkolojinin en hızlı gelişen alanlarından biri olduğunu belirten Prof. Dr. Altuntaş, yeni nesil tedavi yöntemleri ve akıllı ilaçlar sayesinde hastalıkların uzun süre kontrol altında tutulabildiğini söyledi. Özellikle immünoterapiler ve spesifik antikor (bağışıklık proteni) tedavilerinin umut verici sonuçlar ortaya koyduğunu ifade eden Altuntaş, hastalara umutlarını kaybetmemeleri çağrısında bulundu.



Yeni tedavi yöntemleriyle uzun süreli ve kalıcı yanıtlar elde ediliyor


Lenfoma ve multipl miyelom (kemik iliği kanseri) gibi hastalıklarda da yeni tedavi yöntemleriyle uzun süreli ve kalıcı yanıtlar elde edildiğini belirten Prof. Dr. Altuntaş, bu durumun hastaların yaşam süresini ve kalitesini artırdığını vurguladı. Kök hücre naklinde de önemli gelişmeler yaşandığını kaydeden Altuntaş, tam uyumlu verici bulunamadığı durumlarda dahi başarılı sonuçlar alınabildiğine dikkat çekti.


Programa Ankara Hematoloji Onkoloji Derneği yönetiminden isimler de katıldı. Dernek Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Öztürk Ateş, Genel Sekreter Doç. Dr. Fatih Yıldız ve Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Halil Başar programda görüşlerini paylaştı. Alanında uzman isimlerin katılımıyla gerçekleştirilen program, kanser tanı ve tedavisindeki son gelişmeler ile yapay zeka uygulamalarının ele alındığı değerlendirmelerle tamamlandı. Program, bir restoranda düzenlenen yemekli organizasyonla sona erdi.



Prof. Dr. Fevzi Altuntaş: "Hastalıkları adeta ‘parmak izi’ gibi tanımlayarak kişiye özel tedavi planları oluşturabiliyoruz"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Şanlıurfa ’Tarım kenti’ Şanlıurfa yağışa doydu Şanlıurfa’da 2026 yılında etkili olan yağışlar bereket getirdi. Geçtiğimiz yıl kuraklıkla mücadele eden kentte, bu yılın ilk aylarından itibaren etkili olan yağışlar dikkat çekici seviyelere ulaştı. Hububat tarımının önemli kentlerinden biri olan Şanlıurfa’da, bu yıl hiç sulama yapılmaya gerek kalmadan ekimi yapılan buğday, arpa ve mercimek gibi ürünlerin hasadı yapılacak. Harran Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar Sulama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Rıza Öztürkmen, tarlada yağan yağış miktarı ve faydaları ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. "Oldukça bereketli bir yıldayız" Öztürkmen, "2026 yıllı bereketli ve bol yağmurlu bir yıl oldu. Geçen yıl yaşadığımız kurak bir yılın ardından 2026 yılı bize çok ümit verdi. Geçtiğimiz yıl normal şartlar altında Ocak ayından Mart ayına kadar yağın yağış miktarı 160 kilogram iken, yağış miktarı bu yıl 300 kilograma yaklaştı. Bizim Şanlıurfa ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin tamamında da aynı ortalama elde edildi. 2025-2026 su yıllı diyoruz. Ekim ayından itibaren ilimize yağan yağmur miktarı 490 milimetre yani geçmiş yılları biz çoktan geçtik, yüzde 25 ile geçtik. Yine aynı şekilde bu yıl, geçen yıl Ocak’tan Mart ayına kadar yağan yağmur miktarını 2 katını elde ettik. Oldukça bereketli bir yıldayız. Çünkü geçen yıl çiftçimiz, yaşanan kurallık nedeniyle büyük sıkıntı yaşadı. Bu kuraklık bütün toplumu da etkiledi. Bu yaşlılar ümit ediyorum, kuru tarım arazilerinde olduğu gibi sulu tarım arazilerinde de yüzümüzü güldürecek" dedi. Suruç Ovası çiftçilerinden Mehmet Dindar Yıldız, geçen yılla göre çok yağışlı, bereketli bir yıl yaşadıklarını belirterek, "Geçtiğimiz yıl kurak, sıkıntılı bir dönem yaşadık. Çok şükür bu yıl Allah’ın bereketi bayağı fazlaydı. Ekinler de baya iyi oldu. Çok şükür bu yıl baraj suyuna gerek kalmadan ekinler büyüdü. Allah’ın rahmet ve bereketi hepimizin gözünü doyurdu" diye konuştu. Meteorolojik verilere göre, 2026 yılının ilk dört ayında metrekareye 490 kilogram yağış düştü. Uzmanlar, bu yağış miktarı ile tarımsal üretimde yüksek rekolte beklendiğini bildirdi.
Sivas Uzmanı uyardı: "Kişisel veriler, mahrem bilgiler yapay zekayla paylaşılmamalı" SİVAS (İHA) – Sivas Cumhuriyet Üniversitesi (SCÜ) İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sefer Darıcı, kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğini söyleyerek, "Verileriniz afişe olabilir" dedi. Günümüzde sohbet tabanlı yapay zeka uygulamalarının artmasıyla birlikte bireylerin bu sistemlerle kurduğu iletişim daha kişisel bir boyuta taşınıyor. Yapay zeka ile iletişim kuran kişilerin bu sistemleri zaman zaman bir insan gibi algılayarak daha detaylı ve özel bilgiler paylaştığı görülüyor. Bu durum literatürde ‘anthropomorfize etme’ olarak tanımlanırken, kullanıcıların yapay zekaya insana özgü özellikler atfetmesi anlamına geliyor. Paylaşılan içeriklerin kişisel ve mahrem bilgiler içermesi ise veri güvenliği açısından çeşitli riskleri beraberinde getiriyor. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi İletişim Fakültesi Yeni Medya ve İletişim Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Sefer Darıcı, yapay zeka ile kurulan iletişimde dikkatli olunması gerektiğini belirtti. Darıcı, kullanıcıların farkında olmadan kişisel verilerini paylaşabildiğini ve bunun ilerleyen süreçte çeşitli riskler doğurabileceğini, verilerin pazarlanabileceğini söyleyerek, "Önemli olan kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğidir" ifadelerini kullandı. "Yapay zeka mahrem bilgilerinizle besleniyor" Yapay zekanın insanların mahrem bilgilerinden beslendiğini söyleyen Darıcı, "Günümüzde yapay zeka kullanımının hızla artmasıyla birlikte anthropomorfize etme eyleminin de arttığını görüyoruz. Anthropomorfize, yapay zekaya sanki bir insanmış gibi insana ait özellikler atfetme durumudur. Sanki karşınızda insan varmış gibi algılama eğilimini ifade eden bir kavramdır. Karşımızdakini insan gibi düşündükçe ve o tarzda bir eğilim içerisinde oldukça, onunla olan paylaşımlarımızda insanla olan paylaşımlarımız gibi daha detaycı ve daha mahrem içerikler dahi olabiliyor. Yapay zekanın bir yandan kendi öğrenim yapısı olduğu kadar, aynı zamanda yapay zekayı kullanan kişilerden öğrendiği verilerle birlikte de öğrendiğini görebiliyoruz. Hatta kişinin yapay zekaya geçmişinden, o uygulamayla yapmış olduğu paylaşımlardan yola çıkarak, o kişiye yani müşteriye ilişkin yanıtlar verdiğini de biliyoruz. Doğal olarak yapay zeka bir yandan sizden besleniyor, diğer yandan da algoritma olarak öğrenmiş olduğu diğer kaynaklardan besleniyor. Bu tarz içeriklerin paylaşımını yaptığımızda da yapay zekanın sizin mahrem bilgilerinizle de beslenmesi ve onunla da öğrenmesi anlamına gelmektedir" dedi. "Bir sınırı olduğunu unutmamak gerekiyor" Paylaşılan verilerin açığa çıkma ihtimali olduğunu belirten Darıcı, "Bu durum, ilerleyen zamanlarda verilerinizin üçüncü kişiler tarafından da kullanılabilmesi riskini de beraberinde getiriyor. Bu durum aynı zamanda sizin profilinizin, duygularınızın, yapay zekayla yapmış olduğunuz paylaşımların, geçmişinizin, merak etmiş olduğunuz ve sorduğunuz şeylerin bu bilgisayar algoritması içerisinde var olması ve onun da bu bilgilere sahip olması anlamına geliyor. Bu tarz içeriklerin paylaşılıyor olması, yarın bir gün verilerle alakalı bir sıkıntı yaşandığı zaman sizin verilerinizin de afişe olması anlamına gelebilir. Yapay zeka uygulamalarında firmaların kendi içlerinde bu verileri belirli şartlar altında kullandıklarını, hatta bazılarının da bu bilgileri üçüncü kişilerle paylaşılabileceğini, yapay zeka kullanmadan önce onayladığımız sözleşmede zaten otomatik olarak kabul etmiş oluyorsunuz. Böylesi bir durumda ilerleyen zamanda reklam, pazarlama, siyasal bir amaçla veya belirli bir profili tahmin etme gibi amaçlarla da kullanılabilir. Bu nedenle yapay zekayla ister istemez o sohbetler yapılırken belirli paylaşımlar yapılmak zorunda, ancak bunun da bir sınırı olduğunu unutmamak gerekiyor" diye konuştu. "Mahrem bilgiler yapay zekayla paylaşılmamalı" Kişisel Verileri Koruma Kanunu söz konusu olsa da verilerin sızıntı durumunda ortaya dökülebileceğini unutmamak gerektiğinin altını çizen Darıcı, "Her ne kadar da karşınızdaki firma sizin verilerinizi koruyacağını ifade ediyor olsa dahi veya ‘biz anlaşma yaptığımız üçüncü şahıslara karşı verememe konusunda, reklam pazarlama iş birliği yaparız’ gibi bir içeriği söz konusu olsa da, bunlara dikkat etmek gerekiyor. Sizin atmış olduğunuz herhangi bir veriniz, bu bir fotoğraf olabilir, bir içerik, herhangi bir metin veya doküman olabilir, bu yapay zekayı hem eğiten hem de bunu üçüncü kişilerle pazarlayan bir yapısı söz konusu olabilir. Önemli olan burada kişisel verilerin, özellikle de mahrem bilgilerin yapay zekayla paylaşılmaması gerektiğidir" şeklinde konuştu.