Yerel Haberler
Trabzon
Çuvalcı: "Trabzon’a gelen turistlerin kişi başına harcamasını arttırmak öncelikli hedef olmalı" 27 Nisan 2026 Pazartesi - 15:58:36 Trabzon’a gelen turistlerin sayısından daha çok turistlerin kişi başına harcamasının arttırılmasının hedeflenmesi gerektiği belirtildi. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan turizmci Barış Çuvalcı, 2025 yılı içerisinde 12 ülkeden Trabzon’a dış hatlardan yaklaşık 429 bin 503 kişinin geldiğini hatırlattı. Uçuşların büyük çoğunluğunun Körfez ülkeleri, özellikle Suudi Arabistan kaynaklı olduğunu vurgulayan Çuvalcı, "Ancak bu rakamların doğrudan turist olarak değerlendirilmesi doğru olmaz. Bu sayıların tamamını nitelikli turist olarak görmek doğru değil. Para harcayan, şehre katma değer sağlayan gerçek turist sayısına ulaşmamız gerekiyor. Çünkü bu rakamlara gurbetçiler, iş seyahatleri, mülk sahipleri, KKTC uçuşları, hac ve umre uçuşları da dahil. Gerçek turist sayısının ortaya çıkarılması için veriler ayrıştırılmalıdır. Ancak bu şekilde doğru bir planlama yapılabilir" dedi. 2025 yılı ile 2026’nın ilk üç ayını karşılaştıran Çuvalcı, dış hatlardan gelen yolcu sayısının 20 bin 879’dan 24 bin 944’e yükseldiğini ifade etti. Çuvalcı, "Geçtiğimiz yıl 10 gün Ramazan ayına denk gelmişti. Ayrıca savaşın etkisi de var. Sayılar daha yüksek olabilirdi. Ama önemli olan sayının arkasındaki gerçek etkidir, turistin niteliği ve ne kadar harcadığıdır" ifadesini kullandı. 2025 yılında iç hatlardan gelen yolcu sayısının 1 milyon 510 bin 327 olduğunu belirten Çuvalcı, iç hatlardaki yoğunluğun büyük kısmının gurbetçi ziyaretleri, akraba ziyaretleri, yerel hareketlilik olduğunu, bu nedenle şehre sağlanan ekonomik katkının sınırlı kaldığını dile getirdi. Çuvalcı, gelen turistin kişi başı harcamasının artırılmasının öncelikli hedef olması gerektiğini belirterek, "Sayılardan ziyade kişi başı harcamayı nasıl artırırız, bunu konuşmamız gerekiyor. Bu şehre katma değerli turist getirip burada harcama limitini artırıp şehrin ekonomisine nasıl fayda sağlayabiliriz diye düşünmek gerekiyor. Trabzon Limanı kruvaziyer turizmi açısından önemli bir avantaj sunuyor. Son yıllarda sadece Rusya menşeili Astoria Grande gemisi düzenli sefer yapıyor. 2025 yılında 22 seferle yaklaşık 20 bin turist geldi. Kruvaziyer turisti yüksek harcama potansiyeline sahip. Bir kruvaziyer yolcusu günlük 100 ile 300 dolar arasında harcama yapıyor. Bu da 20 bin yolcuyla 2 ila 6 milyon dolar arasında bir ekonomik katkı demektir" diye konuştu. Barış Çuvalcı, Sümela Manastırı’nın UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmesinin Trabzon için büyük bir fırsat olacağını belirterek, "Şehrimizde eğer UNESCO’ya dahil bir tarihi miras olursa bu şehir Kapadokya gibi, Efes gibi liglere çıkabilir. Yani yüksek maliyette, yüksek potansiyelde turist sayısına erişebilir. Eğer şehrinizde UNESCO listesinde bir tarihi eser varsa, daha uzun konaklayan, kültürel ilgi düzeyi yüksek, kişi başı harcaması daha fazla turist gelir. Trabzon için en kritik kazanım budur. Çok turist değil, değerli turist anlamına geliyor. Ama tabii ki yalnızca UNESCO’ya girmek yeterli değil. Ulaşım planınız, ziyaretçi yönetiminiz yoksa, kalite standardı düşükse bu fırsat da elimizden kaçabilir" şeklinde konuştu.
27 Nisan 2026 Pazartesi - 11:00 Kahverengi kokarcaya karşı mücadelede zehirli mantarlardan yararlanılacak Kahverengi kokarcaya karşı yürütülen mücadelede, böceği enfekte ederek öldüren zehirli mantarlar yeni bir umut olarak öne çıkıyor. Laboratuvarda yüksek etkili bulunan türlerle yerli bir biyolojik ilaç geliştirilmesi hedefleniyor. Türkiye’de 2017 yılında tespit edilen kahverengi kokarca, geniş bir alana yayıldı. Doğal düşmanının bulunmaması ve coğrafi koşulların uygunluğu nedeniyle hızla çoğalan zararlı, bugün tarımsal üretim açısından ciddi bir tehdit haline geldi. 300’ün üzerinde bitkiyle beslenebilen kahverengi kokarca, özellikle fındık başta olmak üzere birçok üründe verim ve kalite kaybına yol açıyor. Sokucu-emici ağız yapısı sayesinde bitkilerin öz suyunu emerek hem bitkiye hem de tohuma zarar veriyor. Zararlıya karşı farklı mücadele yöntemleri uygulanıyor. Kimyasal mücadele ile birlikte biyoteknik yöntemlerde feromon tuzakları kullanılarak böcekler belirli alanlarda toplanıp imha ediliyor. Biyolojik mücadelede ise "samuray arısı" olarak bilinen tür öne çıkıyor. Bu arı, yumurtasını kokarcanın yumurtasına bırakarak zararlının çoğalmasını engelliyor. Tüm bunların yanında böcekle mücadelede yeni yöntemler de geliştiriliyor. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü tarafından yapılan çalışma ile kahverengi kokarcayı enfekte ederek öldüren mikroorganizmalar üzerinde çalışmalar yürütülüyor. Özellikle mantar türleri, böceğin üzerine temas ederek enfeksiyon oluşturma özelliğiyle dikkat çekiyor. Laboratuvar ortamında yapılan çalışmalarda bazı mantar türlerinin kahverengi kokarca üzerinde yüksek etkili olduğu tespit edildi. Bu kapsamda, etkili bulunan mantar türlerinden yerli bir biyolojik ilaç geliştirilmesi hedefleniyor. İlacın doğadaki etkinliği ve hedef dışı canlılar üzerindeki etkileri test edildikten sonra üretim ve kullanım sürecine geçilmesi planlanıyor. "Samuray arısı ile yapılan uygulamaların etkili bir sonuç verip vermediğini göremiyoruz" Yapılan çalışmalarla ilgili bilgiler veren KTÜ Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Demir, "Maalesef tarımsal açıdan ciddi bir saldırı ile karşı karşıyayız. Kahverengi kokarca 2017 yılında ülkemizde tespit etti. Trakya ve Batum bölgelerinden ülkemize giriş yaptı. Geldiğinde onun bu doğada bir düşmanı yoktu. Dolayısıyla meydan tamamen ona kaldı. Coğrafyamızda böceğin yaşaması için çok uyumlu. Yaklaşık 300’ün üzerinde bitki ile besleniyor. Bu böcek birkaç yıl olmasına rağmen çok ciddi yüksek popülasyona ulaştı. Değişik yöntemlerle zararlı ile mücadele etmek mümkün. Bunlardan bir tanesi kimyasal mücadele. Biyoteknik mücadelede çeşitli çekici kokular kullanılıyor. Feromon tuzakları ile böcekler bir araya toplanarak imha edilir. Bu yöntemler bazen tek başına uygulanabilir olduğu gibi bazen birlikte uygulanması gerekir. En etkili uygulama yöntemi bunlardır. Biyolojik mücadelede ise samuray arısı olarak bilinen arıcığın bu böceğin mücadelesinden kullanılmasıdır. Samuray arısı kendi yumurtasını gidip kokarcanın yumurtasının içerisine bırakıyor. Böylelikle kokarcanın değil samuray arısının yumurtaları çıkıyor. Maalesef böcek çok yoğun bir popülasyona sahip. Biyolojik mücadele noktasında özellikle samuray arısı ile yapılan uygulamaların etkili bir sonuç verip vermediğini göremiyoruz" dedi. "Öldürme etkisi yüksek iki mantardan yerli bir ilaç geliştirmeye hedefliyoruz" İki tür mantarın kahverengi kokarca üzerinde etkisini tespit ettiklerini belirten Demir, "Başka mücadele yöntemlerini de devreye almak gerekir. KTÜ Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü olarak böcekleri öldüren mikroplar üzerinde çalışıyoruz. İnsanları ve hayvanları öldüren mikroplar varsa böcekleri öldüren mikroplar, bakteriler ve virüsler var. Böceklerle mücadele yöntemini belirlerken böceğin biyolojisi de önemli oluyor. Kahverengi kokarca sokucu emici ağız yapısına sahip. Isırarak beslenmiyor, hortumunu ile sokarak bitkinin öz suyunu veya fındığın içerisindeki yumuşak suyu emiyor. Böylelikle hem bitkiye hem tohumuna zarar veriyor. Sokucu, emici ağız yapısına sahip olduğu için hangi mikropları değerlendirelim noktasında değerlendirme yapıyoruz. Bu durumda mantarlar öne çıkıyor. Mantarların böcekler tarafından yenmesine gerek yok. Mantar sporları böceğin üzerine düşer orada çimlenmeye başlar. Dolayısıyla böcek üzerinde enfeksiyonunu başlatır. Coğrafyamız mantarlar ve böcek için uygun. Biz bunları buluşturalım diye yola çıktık. Öldürücü mantarlarımızla böceği kontrol etmek için harekete geçtik. Elimizdeki 20 mantarla laboratuvar ortamında çalışmaya başladık. Yaptığımız denemelerde özellikle iki tane türün böceğin üzerinde çok etkili olduğunu gördük. Bundan sonra öldürücü etkisini yüksek o iki mantardan yerli bir ilaç geliştirmeye hedefliyoruz. Laboratuvarda etkili olan ilaç doğada etkili olacak mı buna bakacağız. Etkili olacağını düşünüyoruz. Sonrasında bu ilacın yan etki denemesini yapacağız. Bu ilacın hedef dışı organizmalar üzerinde etkili olmasını istemiyoruz. Bunu belirleyeceğiz. Herhangi bir sıkıntı olmaması halinde bu ilacı ilgilenen bir firma ile birlikte ticarileşme noktasında yol yürüyeceğiz. Sonrasında çiftçilerimizin kullanıma sunulacak" şeklinde konuştu. "Maalesef saldırısı ve popülasyon yoğunluğu çok yüksek" Kahverengi kokarca popülasyonun ilerleme ve yayılma aşamasında olduğuna dikkat çeken Demir, "Maalesef saldırısı ve popülasyon yoğunluğu çok yüksek. Özellikle geçen yıl sahadan 8-9 bin böcek topladım. Bazı yerlerde dengelenmiş olabilir ama yeni alanlara hızlı yayılmakta. Yeni alanlar böcek için beslenme ve iklim koşullarının yeniliği demek. Böcek şuan sahip kesiminde bu bizim için bir avantaj. Ama baktığımızda böceğin yüksek rakımlara çıktığını görüyoruz. Risk yüksek. Popülasyon henüz durulma aşamasında değil halen ilerleme ve yayılma aşamasındadır. Ciddi bir durum var. Halk ile birlikte eş zamanlı uygulamalar yapmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı.
26 Nisan 2026 Pazar - 16:19 Trabzonspor’da Stefan Savic şoku Trendyol Süper Lig’in 31’nci haftasında deplasmanda Konyaspor ile karşılaşacak olan Trabzonspor, bu maçın hazırlıklarını tamamlarken, bordo-mavililerde kaptan Stefan Savic şoku yaşandı. Trabzonspor, Süper Lig’de deplasmanda oynayacağı Konyaspor karşılaşmasının hazırlıklarını tamamladı. Teknik Direktör Fatih Tekke, yönetiminde taktik ağırlıklı geçen antrenmanla hazırlıklarını tamamlayan Karadeniz ekibinde takım kaptanı Stefan Savic’ten gelen sakatlık haberi moralleri bozdu. Trabzonspor Sağlık Kurulu Başkanı Ahmet Beşir, tecrübeli savunma oyuncusunun sakatlığıyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Samsunspor maçında sol bacağının alt kısmında ağrı hisseden Stefan Savic’in yapılan muayene ve görüntülemeleri sonucunda, sol alt bacak iç kısmında kısmi kas yaralanmasına bağlı kanama ve ödem tespit edildi. Oyuncunun tedavisine sağlık ekibi tarafından başlanmıştır." Savic, Batagov ve Okay Yokuşlu kafilede yer almıyor Trabzonspor, deplasmanda oynayacağı Konyaspor karşılaşması için Konya’ya 19 kişilik maç kafilesi ile gitti. Sakatlıkları bulunan ve tedavileri süren Savic, Batagov ve Okay Yokuşlu yer almadı. Bordo-mavililerin 19 kişilik maç kafilesinde şu isimler yer aldı: "Andre Onana, Onuralp Çevikkan, Ahmet Doğan Yıldırım, Chibuike Nwaiwu, Wagner Pina, Mustafa Eskihellaç, Mathias Lovik, Benjamin Bouchouari, Tim Jabol Folcarelli, Christ Inao Oulai, Salih Malkoçoğlu, Ozan Tufan, Ernest Muçi, Onuralp Çakıroğlu, Anthony Nwakaeme, Oleksandr Zubkov, Felipe Augusto, Umut Nayir, ve Paul Onuachu" Trabzonspor, Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri’nde gerçekleştirdiği son antrenmanın ardından hava yoluyla Konya’ya hareket etti.
Sebat Gençlik’te Kazancıoğlu sesleri
26 Haziran 2025 Perşembe - 11:13 Sebat Gençlik’te Kazancıoğlu sesleri TFF 3. Lig’de mücadele eden Trabzon temsilcisi Sebat Gençlik FK’ da, mevcut başkan Cemil Kalkışım’ın aday olmayacağını açıklamasının ardından kırmızı-beyazlılarda sessizlik Temel Kazancıoğlu’nun adaylığını açıklamasıyla son buldu. TFF 3. Lig’de mücadele eden Trabzon temsilcisi Sebat Gençlik FK’da, 28 Haziran’da gerçekleştirilecek Olağan Genel Kurul öncesi Temel Kazancıoğlu adaylığını açıkladı. Akçaabat’ın köklü ailelerinden gelen ve hem Trabzonspor hem de Sebatspor’da uzun yıllar yöneticilik yapmış olan Kazancıoğlu, aldığı güçlü destekle başkanlığa hazırlanıyor. Mevcut Başkan Cemil Kalkışım’ın adaylıktan çekilmesiyle doğan belirsizlik, Kazancıoğlu’nun etrafında kenetlenen camia sayesinde yerini umut ve heyecana bıraktı. Geniş destekle geliyor Sebat Gençlik’in yeni lideri olmaya hazırlanan Kazancıoğlu, yalnızca tecrübesiyle değil, arkasındaki güçlü destekle de dikkat çekiyor. Trabzonspor’un efsane yöneticilerinden Atalay Armutçu ile iş birliği yapan Kazancıoğlu, camianın tamamının desteğini alarak büyük bir dönüşüm sürecine liderlik etmeye hazırlanıyor. 28 Haziran’daki kongrede güçlü bir yönetim yapısıyla üyelerin karşısına çıkacak olan Kazancıoğlu ve ekibinin hedefi, kulübü önce 2. Lig’e, ardından kurumsal bir yapıyla Türk futbolunun zirvesine taşımak. Sebat camiasında yeniden doğuş heyecanı Kazancıoğlu ve Armutçu’nun öncülüğünde oluşacak yeni yönetim, Sebat Gençlik taraftarları arasında büyük heyecan oluşturdu. Kulübün uzun süredir özlemini çektiği vizyoner yönetim anlayışının geri geleceğine dair beklentiler artarken, camiada birlik ve beraberlik havası hakim olmaya başladı. Kazancıoğlu: "Birlik ve beraberlikle başaracağız" Yıllara dayanan yöneticilik deneyimi ve yerel-ulusal düzeydeki güçlü bağlantılarıyla dikkat çeken Temel Kazancıoğlu, yaptığı açıklamada, "Birlik ve beraberlik içerisinde hareket ederek ilçemizi yeniden tek yürek haline getireceğiz. Temel hedefimiz Sebat Gençlik’i hak ettiği yerlere taşımak ve tarihi günleri geri getirmek" ifadelerini kullandı.
Op. Dr. Mehmet Feryat Demirhan: "Çocuklarda kafa travmaları ihmal edilmemeli"
26 Haziran 2025 Perşembe - 09:11 Op. Dr. Mehmet Feryat Demirhan: "Çocuklarda kafa travmaları ihmal edilmemeli" Çocuklarda yazın kazaların daha sık olduğunu belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Mehmet Feryat Demirhan, özellikle yaşanabilecek kafa travmalarının göz ardı edilmemesinin altını çizdi. Demirhan, "Kafa travması sonrası çocukta bilinç düzeyinde bozulma veya koma, geçici bilinç kaybı, davranış değişiklikleri, bulantı ve/veya tekrar eden kusmalar olayı ciddiye almanıza yönelik belirtilerdir. Bu durumlarda acil olarak hastaneye başvurulması şarttır" dedi. Yazın gelip havaların ısınması sonucu çocukların daha fazla dışarıda zaman geçirmeye başlaması, kaçınılmaz olarak kaza risklerini de artırıyor. Özellikle düşmelerde meydana gelen kafa travmalarının çocuklarda yaygın görülen yaralanmalar arasında ilk sıralarda geldiğini belirten Medical Park Karadeniz Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Mehmet Feryat Demirhan, konuyla ilgili açıklamalarda bulundu. "Baş ağrısı, kusma, uyku hali, mide bulantısı, kusma ve havaleye dikkat" Kafa travmalarının en sık nedenlerinin trafik kazaları, bisikletten düşme, oyun bahçelerinde kaydıraktan düşme, ev ortamında koltuktan düşme gibi olaylar sonucu meydana geldiğini ifade eden Op. Dr. Mehmet Feryat Demirhan, "Kafa travmaları çocuklarda hiçbir semptom vermeyeceği gibi, baş ağrısı, kusma, uyku halinin olması, mide bulantısı, kusma, nöbet (havale) ile kendini gösterebilir" diye konuştu. Op. Dr. Mehmet Feryat Demirhan, kafa travması sonrasında görülebilecek belirtiler hakkında şu bilgileri paylaştı: "Kafa travması sonrası çocuklarda hiçbir anormal beyin bulgusu görülmeyeceği gibi en sık sırasıyla kafa kemikleri kırıkları, kafa kemiklerinin çökme kırıkları (kemiklerde seviye farkı oluşması), epidural hematom (beyin kemikleri ile beyin zarı arası kanama), subdural hematom (beyin zarı ile beyin yüzeyi arası kanama), intraserebral hematom (beyin dokusu içi kanamalar) ve beyin ödemi görülebilir." "Önemli olan kafa travmasının oluş mekanizması ve şiddeti" Kafa travmalarına nasıl müdahale edilmesi gerektiğine değinen Op. Dr. Demirhan, "Hafif kafa travmalarında, herhangi bir şikâyeti ve muayene bulgusu olmayan çocuklarda belirgin bir beyin hasarının ortaya çıkma ihtimali düşüktür. Önemli olan kafa travmasının oluş mekanizması ve şiddetidir. Kafa travması sonrası çocukta bilinç düzeyinde bozulma veya koma, geçici bilinç kaybı, davranış değişiklikleri, bulantı ve/veya tekrar eden kusmalar olayı ciddiye almanıza yönelik belirtilerdir" uyarısında bulundu. "Hastane ortamında ayrıntılı muayene ve tetkik şart" Travma sonrası hastanın mutlaka hastane ortamında ayrıntılı muayene ve tetkik edilmesi gerektiğini söyleyen Op. Dr. Demirhan, "Muayene sonrası Direkt Kafa Grafileri (Röntgen), Bilgisayarlı Tomografi veya MR isteyebiliriz. Muayene sonucunda herhangi bir problem görmediğimizde; hastadan bazen hiçbir tetkik istemeyebilir ve hasta yakınlarını travma konusunda bilgilendirerek evine göndeririz. Bazen de gerekli müdahalenin yapılması sonrası travmanın durumuna göre cerrahi de dâhil olmak üzere gerekli tedavi planı oluşturulur" dedi. "Bu belirtilerden bir ya da birkaçı görülürse acilen hekime başvurun" Op. Dr. Demirhan, hafif kafa travması sınıfında değerlendirilen, erişkin veya çocuk hastalarda taburculuktan birkaç gün sonrasına kadar "Bilinç kaybı, bilinç bulanıklığı, bayılma, anlama ve konuşma problemi. 5-6 kez fışkırır tarzda kusma. Uyanık olunması beklenen saatlerde bebeğin uyuklaması. Bebeklerde etrafa ilginin azalması, emme veya yeme bozukluğu. Burun veya kulaktan saydam sıvı ya da kan gelmesi. Baş ağrısı yakınması. Denge kaybı veya yürümede problem. Bulanık, çift görme veya ani görme kaybı. Her iki kolda veya bacakta güçsüzlük. Epilepsi yani sara nöbeti veya kasılmalar" gibi belirtilerden bir ya da birkaçı görüldüğünde en kısa sürede bir uzmana başvurulması gerektiğini belirtti:
Sel suları ile kirlenen denizde yüzmek enfeksiyon riskini artırıyor
26 Haziran 2025 Perşembe - 09:10 Sel suları ile kirlenen denizde yüzmek enfeksiyon riskini artırıyor Sel suları ile kirlenen denizlerde yüzmenin enfeksiyon riskini artırdığını belirten uzmanlar, özellikle yaz aylarında denize girecek vatandaşlara dikkatli olmaları uyarısında bulundu. İmperial Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Hava Aydın, artan yağışlar ve sel sularının halk sağlığı açısından ciddi riskler taşıdığına dikkat çekerek özellikle yaz aylarında denize giren vatandaşların dikkatli olmaları gerektiğini vurguladı. Sel ve kirli sularla denize taşınan mikroorganizmaların enfeksiyonlara neden olabileceğini kaydeden Aydın, "Karadeniz bölgemiz yıl boyunca yoğun yağış alan bir coğrafyaya sahiptir. Yağışların fazla olması, toprakta bulunan mikroorganizmaların veya atık sulardaki zararlı mikroorganizmaların yüzey sularına, derelere, nehirlere ve yer altı su şebekelerine geçişini kolaylaştırmaktadır. Bu durum, çeşitli enfeksiyon risklerini beraberinde getirmektedir. Özellikle sel suları ve kirli sular aracılığıyla bu mikroorganizmalar denize kadar taşınabilmekte ve deniz suyunu kirletebilmektedir. Bu kirli sularla temas sonucunda bazı enfeksiyon hastalıkları ortaya çıkabilmektedir. Özellikle denize girme ya da suyla doğrudan temas yoluyla enfeksiyonların bulaşması mümkündür. En yaygın görülenler bağırsak enfeksiyonlarıdır. Bununla birlikte Hepatit A ve Hepatit E gibi bulaşıcı hastalıklar da kirli sular yoluyla vücuda alınabilir. Ayrıca açık yarası olan kişilerde, özellikle yaşlılarda ve diyabet gibi kronik hastalığı bulunan bireylerde, kirli sularla temas sonucunda yara enfeksiyonları sıkça görülmektedir. Bu enfeksiyonlar genellikle ayak ve bacaklarda meydana gelmekte, tedavi sürecini zorlaştırmaktadır. Bu nedenle, yalnızca temizliği onaylanmış ve denetlenen alanlarda denize girilmesini öneriyoruz. Herhangi bir hastalık belirtisi (örneğin ishal, ateş, mide bulantısı, yara iltihabı vb.) görülmesi durumunda, vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulması büyük önem taşımaktadır. Çünkü bu enfeksiyonlara yol açan mikroorganizmalar oldukça çeşitlidir ve doğru tedavi ancak uygun tanıyla mümkündür. Gelişigüzel ilaç kullanımı enfeksiyonun seyrini kötüleştirebilir" dedi. Havuzlarda da risk var "Kirli sulardan kaynaklanan enfeksiyonlar yalnızca denizlerde değil, havuz gibi toplu kullanım alanlarında da görülebilir" diyen Aydın, "Özellikle göz ve kulak enfeksiyonları yaygındır. Kirli havuz sularının yutulması halinde mide bulantısı, karın ağrısı, ishal, ateş, kulak ağrısı gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Gözde iltihaplanma, kaşıntı ve alerjik reaksiyonlar da bu duruma eşlik edebilir. Bu nedenle havuzların düzenli dezenfekte edilmesi ve kişisel hijyen kurallarına uyulması, olası enfeksiyonların önlenmesi açısından son derece önemlidir" diye konuştu.
Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu: "Ozon gazı için en iyi ağaç; Türk fındığıymış"
25 Haziran 2025 Çarşamba - 14:56 Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu: "Ozon gazı için en iyi ağaç; Türk fındığıymış" İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Afet Yönetim Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, sıcaklığın artmasıyla salgın hastalıklarında arttığını işaret ederek "Ozon gazı için en iyi ağaç, Türk fındığıymış. Literatürde böyle geçiyor. Burada ağaç dikerken süslü püslü ağaçlar yerine faydalı ağaçlar dikin" dedi. Sıcaklıkların artması ile birlikte yeni tropikal hastalıkların da türediğini belirten Kadıoğlu "Kene bile evrim geçirdi. Kene müthiş bir hayvandır. İnceleseniz, hayran kalırsınız. Akşam toprağın altına iniyor, gündüz güneşle birlikte en tepeye çıkıyor ve karbondioksit ölçüyor. Belli bir mesafeye atlayarak bir canlının üzerine atlıyor ve hayatına devam ediyor. Keneler, ‘Lyme hastalığı’ ya da ‘Kırım Kongo Kanamalı Ateşi’ne neden oluyor. ‘Lyme hastalığı’na yakalanırsanız doktor bulamıyorsunuz" diye konuştu. Trabzon Kent Konseyi tarafından düzenlenen Ulusal İklim Değişikliği ve Su Sempozyumu ikinci gününde sürüyor. Hamamizade İhsan Bey Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen sempozyumun ikinci gününde İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Afet Yönetim Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, ‘Küresel iklim değişikliği ve Trabzon’ konularında bilgiler verdi. Sıcaklığın artmasıyla salgın hastalıklarında arttığını işaret eden Kadıoğlu, "Ozon gazı için en iyi ağaç, Türk fındığıymış. Literatürde böyle geçiyor. Burada ağaç dikerken süslü püslü ağaçlar yerine faydalı ağalar dikin. Sıcaklık artıkça salgın hastalıklar artıyor. Burnumuzun vazifesi; dışarıdaki havanın sıcaklığını ve nemi akciğere göre ayarlamak. Hava sıcaklığı bu sıcaklığa yaklaştığı zaman buruna gerek kalmıyor. Afrika’ya gidin, burunlar küçüktür. Çünkü uzun bir buruna ihtiyaç yok. Yeni tropikal hastalıklar türüyor. Kene bile evrim geçirdi. Kene müthiş bir hayvandır. İnceleseniz, hayran kalırsınız. Akşam toprağın altına iniyor, gündüz güneşle birlikte en tepeye çıkıyor ve karbondioksit ölçüyor. Belli bir mesafeye atlayarak bir canlının üzerine atlıyor ve hayatına devam ediyor. Keneler, ‘Lyme hastalığı’ ya da ‘Kırım Kongo Kanamalı Ateşi’ne neden oluyor. ‘Lyme hastalığı’na yakalanırsanız doktor bulamıyorsunuz. Türkiye’de bu konuda uzman çok az" şeklinde konuştu. Prof. Dr. Ülgen Aytan: "Hayatınızı dikkatlice incelerseniz, bir kapanın içerisinde yer aldığımızı hissedersiniz" Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Su Ürünleri Temel Bilimler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ülgen Aytan ise yaptığı konuşmada, plastik bir yaşamın içerisinde olunduğunu kaydederek, "Bu bizim için çok normalleşti. Aslında hayatınızı dikkatlice incelerseniz, bir kapanın içerisinde yer aldığımızı hissedersiniz. Plastiğin, istilacı ve patojen türleri taşıma potansiyeli, üretim esnasında eklenen kalıcı toksik kimyasallar ki bunların çoğu kansorejen ve hormon bozucu kimyasallar. Bunların canlı bünyesine ve suya geçmesi ve deniz suyunda bulunan her türlü kirleticiyi üzerinde absorbe edebilme kapasitesi ile gerçekten tahmin edilemez bir kirletici. Suyu girdiği andan itibaren fiziksel ve kimyasal özellikler aşınmaya bağlı olarak sürekli değişiyor. Her an başka bir kirletici gibi davranıyor. Biz bilim insanları bunları deneysel çalışmalarla anlayama çalışsak da şu an ki kabiliyetimizle bunu başaramıyoruz. Karadeniz yüzey suyundan kilometre karede milyonlarca plastik topladığımda her bir mikroplastik farklı bir kirletici gibi davranıyor. Plastik adı altında; çok komplike, sınır tanımaz, baş etmesi zor, tahmin edilemez bir kirleticiden bahsediyoruz" ifadelerini kullandı.
Doç. Dr. Dönüş Gençer: "2024 yılındaki afetlerde en fazla ölüme sıcak hava dalgaları ve seller neden oldu"
25 Haziran 2025 Çarşamba - 09:25 Doç. Dr. Dönüş Gençer: "2024 yılındaki afetlerde en fazla ölüme sıcak hava dalgaları ve seller neden oldu" Dünyada 2024 yılında toplam 16 bin 753 kişinin afetler nedeniyle hayatını kaybettiği, en çok ölümlerin ise sıcak hava dalgaları ve seller nedeniyle gerçekleştiği belirtildi. Hamamizade İhsanbey Kültür Merkezi’nde Trabzon Kent Konseyi tarafından düzenlenen Ulusal İklim Değişikliği ve Su Sempozyumu’nda söz alan Trabzon Üniversitesi Mülkiyet Koruma ve Güvenlik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Dönüş Gençer, 2024 yılına ait uluslararası afet verilerini katılımcılarla paylaştı. Doç. Dr. Dönüş Gençer, Uluslararası Acil Durum Veri Tabanı’nın 2024 yılı istatistiklerine göre Asya kıtasının 167 afetle en fazla doğal afet yaşayan bölge olarak ilk sırayı aldığını, Asya kıtasını ise Amerika kıtasının 118 afetle ikinci sırada yer aldığını söyledi. Gençer, bu afetler sonucunda dünya genelinde toplam 16 bin 753 kişinin hayatını kaybettiğini ifade ederek en fazla can kaybının sıcak hava dalgaları ve seller nedeniyle yaşandığına dikkat çekti. En yüksek can kaybı Suudi Arabistan, Afganistan ve ABD’de görüldü sıcak hava dalgaları ve seller nedeniyle en fazla can kayıplarının Suudi Arabistan, Afganistan ve ABD’de görüldüğünü kaydeden Gençer, "2024 yılının Uluslararası Acil Durum veri tabanına göre afet sayılarına baktığımızda, Asya kıtası 167 afetle birinci sırada yer almakta, Amerika kıtası ise 118 doğal afetle ikinci sırada bulunmaktadır. 2024 yılında toplam 16 bin 753 kişi afetler nedeniyle hayatını kaybetmiştir. En çok ölümler ise sıcak hava dalgaları ve seller nedeniyle gerçekleşmiştir. Yine 2024 verilerinde en yüksek can kaybı Suudi Arabistan, Afganistan ve ABD’de görülmüştür. 2024 yılında afetlerden etkilenen kişi sayılarına baktığımızda, en çok etkilenenler 48,8 milyon ile sellerden, 36,4 milyon kişi ise sıcak hava dalgalarından etkilenmiştir" dedi. "Afetlerde en büyük maddi kayıplar fırtınadan kaynaklanıyor" Afetlerin yıllık ekonomik kayıplarıyla ilgili en büyük kaybın fırtınalardan kaynaklı olduğunu ifade eden Gençer "Dünya genelinde 2024 yılı ekonomik kayıplarına bakıldığında, en büyük ekonomik kaybın 172,6 milyar dolarla fırtınalardan kaynaklandığı kayıt altına alınmıştır. Seller dolayısıyla 32,8 milyar dolar, depremler dolayısıyla ise 18,1 milyar dolarlık ekonomik kayıp söz konusudur. Ülkemizde, 2023 yılında meydana gelen depremde 53 bin insanımız hayatını kaybederken, 100 milyar dolarlık ekonomik kaybımız olmuştur. 2023 yılından sonra, 2024 yılında Uluslararası Acil Durum Veri Tabanı’nda Türkiye şu an ilk on sıralamada bulunmamaktadır" diye konuştu. Küresel iklim değişikliğini azaltmak için önlemler alınması gerektiğine dikkat çeken Gençer, "Küresel iklim değişikliğini azaltmak için hem bireysel hem de toplumsal düzeyde bazı önlemler almamız gerekmektedir. Bunun ilk adımı, afet risklerini azaltmaya yönelik iyi bir planlama yapılarak uygulamaya konulmasıdır. Aynı zamanda risklerin önüne geçilmesi de büyük önem arz etmektedir. Bireysel olarak da evimizde yapacağımız en ufak değişikliklerle bu sorunların önüne geçebiliriz" diye konuştu.
KTÜ SEM ile Lokma Tatlı arasında eğitim iş birliği
24 Haziran 2025 Salı - 21:04 KTÜ SEM ile Lokma Tatlı arasında eğitim iş birliği Karadeniz Teknik Üniversitesi Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi (KTÜ SEM) ile Lokma Tatlı Limited Şirketi arasında personel gelişimi için kapsamlı eğitim protokolü imzalandı. Karadeniz Teknik Üniversitesi Sürekli Eğitim Uygulama ve Araştırma Merkezi (KTÜ SEM) ile Lokma Tatlı Ltd. Şti. arasında personel gelişimini hedefleyen kapsamlı bir eğitim protokolü imzalandı. Protokole KTÜ adına Rektör Prof. Dr. Hamdullah Çuvalcı, Lokma Tatlı Dünyası Ltd. Şti. adına ise iş yeri sahibi Bekir Aktürk imza attı. Protokol çerçevesinde; çalışanların iletişim becerilerini güçlendirmeye, stresle başa çıkma yetkinliklerini artırmaya, kurumsal sorumluluk bilincini geliştirmeye ve mesleki yeterliliklerini yükseltmeye yönelik çeşitli eğitimler düzenlenecek. Ayrıca, gıda üretimi ve hizmet sektöründe görev yapan personelin ihtiyaçlarına özel teknik ve uygulamalı hizmet içi eğitimler de verilecek. Eğitimler, KTÜ SEM tarafından planlanacak; içerikler, eğitmen görevlendirmeleri ve değerlendirme süreçleri akademik standartlara uygun şekilde yürütülecek. Eğitimleri başarıyla tamamlayan katılımcılar, e-Devlet üzerinden doğrulanabilir sertifikalarla belgelendirilecek. Bu iş birliğiyle, Lokma Tatlı çalışanlarının kişisel ve profesyonel gelişimine katkı sağlanması, aynı zamanda sektördeki hizmet kalitesinin artırılması amaçlanıyor.
Türkiye için korkutan senaryo: Akdeniz havzası 7 derece ısınabilir
24 Haziran 2025 Salı - 13:07 Türkiye için korkutan senaryo: Akdeniz havzası 7 derece ısınabilir Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkanlığı’ndan Çevre Mühendisi Ali Cem Deniz, Türkiye ve Akdeniz havzasının karşı karşıya olduğu iklim değişikliği risklerine dikkat çekti. Akdeniz havzasının dünya üzerinde en hızlı ısınan bölgelerden biri olduğuna vurgu yapan Deniz, "Dünya genelinde 3-4 derece arasında bir sıcaklık artışı öngörülürken, kötümser senaryoda Akdeniz havzasında 7 dereceye kadar bir artış bekleniyor" dedi. Trabzon Kent Konseyi tarafından 24-25 Haziran tarihlerinde düzenlenecek olan Ulusal İklim Değişikliği ve Su Sempozyumu başladı. Hamamizade İhsan Bey Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen sempozyumun açılışına Trabzon Valisi Aziz Yıldırım, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç ve akademisyenler katıldı. İklim değişikliği ve su konusunun bilimsel çerçevede ele alınacağı sempozyumda alanında uzman bilim insanlarının deneyimlerini paylaşacak. Çeşitli panellerin gerçekleştirileceğini sempozyumda konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkanlığı’ndan Çevre Mühendisi Ali Cem Deniz, "İçerisinde bulunduğumuz Akdeniz havzası dünya üzerinde en sıcak noktalardan bir tanesi. Dünya genelinde biz 3 ila 4 derece sıcaklık artışı ön görürken kötümser senaryoda Akdeniz havzasında bu sıcaklık artışının 7 derecelere varacağını görmekteyiz. İyimser senaryoda ülkemiz 3 ila 4 derece arasında ısınma ile karşı karşıya kalmış durumda. Uluslararası raporları incelediğimizde ilk olarak IPCC’nin bölgemiz üzerinde hazırladığımız olduğu Akdeniz havzası raporu bulunmakta. Bu rapora göre 2021 yılı itibariyle biz 1.5 derce sınırını aştık. 1.5 derece sınırı aslında insanoğlunun faaliyetlerini sürdürebilmesi için gereken minimum sınır değer. Biz 1.5 dereceyi aştığımız zaman artık karşılaşmış olduğumuz tüm afetleri ve iklim değişikliği kaynaklı doğal afetleri çok daha şiddetli bir şekilde görmekteyiz. Biz aslında 2021 yılını 1.5 derece eşiğini derece sınırını aştığını görmekteyiz. Güncel çalışmalar şunu gösteriyor, 2025 yılında biz Türkiye olarak 2.1 derecelik bir sıcaklık artışı ile Akdeniz havzası özelinde karşı karşıyayız" şeklinde konuştu. "Yıllar içerisinde görüyoruz ki git gide Türkiye kurak konuma geliyor" Karadeniz’in iç taraflarında sıcaklık artışını net gördüklerini kaydeden Deniz, "Yıllar içerisinde görüyoruz ki git gide Türkiye kurak konuma geliyor. 2100 yılında artık biz neredeyse Karadeniz Bölgesi dahil yağışlarda azalma bekliyoruz. Türkiye’nin ortası artık neredeyse çöl ikliminin hakim olduğu bölge haline gelirken, Karadeniz Bölgesi dahil yağışlarda çok ciddi azalmaları bekliyoruz. İklim projeksiyonları çalışması başlattık. Ülkemizin iklim değişikliğine yönelik 2100 yılına kadar karşılaşacağı koşulları ortaya koymamızı sağlıyor. Biz artık mahalle bazlı analiz yapabilir düzeye geleceğiz. Şuanda 3 modeli tamamladık. Diğer 3 modelimiz çalışması devam ediyor. Mahalle bazlı trendlerdeki değişimi göreceğiz. Biz artık burada iklim trendlerini mahalle bazlı modelleyebilir düzeye geleceğiz. Yerel yönetimler için çok büyük bir silah olacak. Trabzon’da ortalama sıcaklıklarda ciddi bir artış bekliyoruz. Karadeniz’in iç taraflarında sıcaklık artışı net görüyoruz. 2100 yılına kadar baktığımızda özellikle Trabzon bölgesinde 2 derecelere yakın bir artışı ön görüyoruz. Şuanda karşılaşmış olduğumuz afetleri 4 kat daha yaşamamız anlamına geliyor. Özellikle su kaynakları ciddi risk altında" diye konuştu. "Karadeniz Bölgesi’nin iç kesimlerinde ciddi kuraklık riskinin oluşabilir" "Bölgemiz sıcaklıklarda çok ciddi bir artışı ön görüyor hem de yağışlarda çok ciddi bir azalma ön görüyor" diyen Deniz, "Bölgede yağışlarda yüzde 40’a varan azalmayı biz senaryoya göre bekliyoruz. 2100 yılına kadar Trabzon bölgesinde çok büyük bir azalma yok ama neredeyse yüzde 5-10’a varan azalmayı ön görmekteyiz. Sıcaklıklardaki artışla beraber gerçekleşen olan yağışlardaki azalma da Karadeniz Bölgesi’nin iç kesimlerinde ciddi kuraklık riskinin oluşabileceğini ortaya koymakta. Ülkemizdeki en büyük iklim tehlikelerinden bir tanesi şiddetli yağışlar. Özellikle Trabzon, Rize ve Artvin hattının çok ciddi bir risk altında olduğunu görmekteyiz. Ortalama yağışlarda biz azalma oluyor ancak ekstrem yağışlarda yani 1-2 ayda gelecek yağışın bir günde düştüğünü görüyoruz. Özellikle bu bölgede yağışların ciddi ölçüde artacağını ön görmekteyiz" ifadelerini kullandı.
Ertuğrul Doğan’dan transfer ve mali durum açıklaması
23 Haziran 2025 Pazartesi - 23:18 Ertuğrul Doğan’dan transfer ve mali durum açıklaması Trabzonspor Kulübü Başkanı Ertuğrul Doğan, gündemde olan Christopher Wooh transferinde son aşamaya geldiklerini, Jeremie Boga için ise teklif sunduklarını söyledi. Trabzonspor Başkanı Ertuğrul Doğan, Fransa’da bulunduğu süreçte kulübün transfer çalışmaları ve ekonomik durumu hakkında Kadırga TV’ye açıklamalarda bulundu. Stoper bölgesi için Christopher Wooh transferinde sona geldiklerini belirten Doğan, Jeremie Boga için ise 15 milyon Euro’nun üzerinde bir teklif aldıklarını ve kendi tekliflerini sunduktan sonra beklemeye geçtiklerini ifade etti. Takımdan dört oyuncu için resmi teklif geldiğini, bir oyuncu için ise sözlü teklif aldıklarını söyledi ve "Bu transferlerde beklediğimiz teklifler gelirse hocamızla değerlendirip bir karar vereceğiz" ifadelerini kullandı. Uğurcan Çakır, konusunda net tavır Uğurcan Çakır’ın durumuna da açıklık getiren Doğan, "Ben bunu söylemekten yoruldum. Nasıl yapmak lazım bilmiyorum. Yazımı yazayım? Sürekli dursun insanlar baksın. Uğurcan Çakır’a yurt dışından gelen ciddi bir transfer teklifi olursa verdiğim söz üzerine yardımcı olacağımızı söyledik. Türkiye’den takımlar konuşuluyor ama bize gelen resmi bir teklif yok. Uğurcan Çakır çıkıp, ’Ben Trabzonspor’dan ayrılmak istemiyorum’ demediği süreci bizim için yurt dışı veya yurt içi bir durum yok. Trabzonspor takım kaptanının burada kalarak futbol hayatına devam etmesidir. Uğurcan Çakır’dan da bize gelen bir durum yok. Gelen resmi bir teklif de yok. Bu konuda konuşacak bir şey de yok" ifadelerini kullandı. "Onuachu transferi için 8-9-10 Milyon Euro veremem" Onuachu konusunda İngiliz kulübün bitmek bilmeyen istekleri bulunduğunu belirten Doğan, "Konuşulan 8-9-10 gibi rakamları ben vermem. Geçtiğimiz sezonda 15 Milyon Euro istediler o zamanda vermeyeceğimizi söyledik. Trabzonspor’un verecek böyle bir parası yok. Bonuslar la birlikte yapmış olduğunu teklif 5-6 Milyon Euro arasında bir rakam. Şu anda görüşmeler devam ediyor" diye konuştu. "Kimse bu paraların nasıl bulunacağını konuşmuyor" Doğan, kulübün mali yapısına dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "Herkes dışardan bir şeyler söylüyor, istekler bitmiyor. Herkesin bir fikri ve görüşü var. Konuşulmayan tek bir şey var bu paralar nasıl bulunacak. Buraları kimse konuşmuyor. Konuşmakta istemiyor. Üstüne basa basa anlatmama rağmen kimse anlamak istemiyor. Bankalar Birliği’nden kaynaklı Trabzonspor’un tüm hesaplarında bloke vardı. Biz bu dayağa yiyeceğimizi bilmemize rağmen Trabzonspor Kulübü kötü günlere düşmesin diye biz bu göreve talip olduk. O günden beri de mücadele ediyoruz. İşin içinde olan bir adam olarak bu durumu en iyi ben biliyorum. Önceki 5 yılda da bu yükün tamamını tek başıma çekmiştim. Geldiğimiz günden beri hal edilmeyen bir sürü durum vardı. Trabzonspor kendi stadyumunu bile alamamıştı. Kendi tesislerinde işgalci durumda. Kartal’ı bile uzatamamış. Bu problemlerin tamamını biz bu dönemde hal ettik. Bunlar taraftar için bir şey ifade etmiyor. Ekonomiyi bilen aklı başında yöneticilik yapmış adam, eski başkanlık yapmış olan isimler içinde bir şey ifade etmediğini görüyoruz bu garip. Çünkü eskiden yöneticilik yapmış arkadaşlarımızın, dostlarımızın bunu biliyor olması lazım. Herkesin bir fikri var. Herkesin görüşünü saygılıyız. 20-25 yılı bulan Trabzonspor’un vergi borçları var. Halen daha Trabzonspor’un 1 TL geliri yok. Sermaye artırımı sürecini tamamlarsak borcumuz 2 Milyar civarına geliyor. Vergi borcundan da kurtaracağız. Biz bu paraları ödemeseydik rakiplerimizin 20 Milyar TL borçları konuşuluyor oralarda olurduk. İçerdeki oyuncuların satışlarını versem nerdeyse borcu kapatacağım. Bur yandan da bu kulübü yarıştırmak zorundayım." "5 Milyon Euro zarar ettik" Trabzonspor’un geçen yıl stadyumdan 5 milyon Euro zarar ettiğini vurgulayan bordo-mavililerin başkanı, "Rakiplerimizin stadyum gelirleri 90 milyon Euro civarındayken, biz zarar ediyoruz. Bu şartlarda 200 milyon Euro bütçeli takımlarla rekabet etmeye çalışıyoruz. Üzerine bir de MHK var. Çalınan 25 puanımız var, bu yüzden üçüncü olamadık" dedi.