ÇEVRE - 27 Nisan 2026 Pazartesi 11:00

Kahverengi kokarcaya karşı mücadelede zehirli mantarlardan yararlanılacak

A
A
A
Kahverengi kokarcaya karşı mücadelede zehirli mantarlardan yararlanılacak

Kahverengi kokarcaya karşı yürütülen mücadelede, böceği enfekte ederek öldüren zehirli mantarlar yeni bir umut olarak öne çıkıyor. Laboratuvarda yüksek etkili bulunan türlerle yerli bir biyolojik ilaç geliştirilmesi hedefleniyor.


Türkiye’de 2017 yılında tespit edilen kahverengi kokarca, geniş bir alana yayıldı. Doğal düşmanının bulunmaması ve coğrafi koşulların uygunluğu nedeniyle hızla çoğalan zararlı, bugün tarımsal üretim açısından ciddi bir tehdit haline geldi. 300’ün üzerinde bitkiyle beslenebilen kahverengi kokarca, özellikle fındık başta olmak üzere birçok üründe verim ve kalite kaybına yol açıyor. Sokucu-emici ağız yapısı sayesinde bitkilerin öz suyunu emerek hem bitkiye hem de tohuma zarar veriyor. Zararlıya karşı farklı mücadele yöntemleri uygulanıyor. Kimyasal mücadele ile birlikte biyoteknik yöntemlerde feromon tuzakları kullanılarak böcekler belirli alanlarda toplanıp imha ediliyor. Biyolojik mücadelede ise "samuray arısı" olarak bilinen tür öne çıkıyor. Bu arı, yumurtasını kokarcanın yumurtasına bırakarak zararlının çoğalmasını engelliyor.


Tüm bunların yanında böcekle mücadelede yeni yöntemler de geliştiriliyor. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü tarafından yapılan çalışma ile kahverengi kokarcayı enfekte ederek öldüren mikroorganizmalar üzerinde çalışmalar yürütülüyor. Özellikle mantar türleri, böceğin üzerine temas ederek enfeksiyon oluşturma özelliğiyle dikkat çekiyor. Laboratuvar ortamında yapılan çalışmalarda bazı mantar türlerinin kahverengi kokarca üzerinde yüksek etkili olduğu tespit edildi.


Bu kapsamda, etkili bulunan mantar türlerinden yerli bir biyolojik ilaç geliştirilmesi hedefleniyor. İlacın doğadaki etkinliği ve hedef dışı canlılar üzerindeki etkileri test edildikten sonra üretim ve kullanım sürecine geçilmesi planlanıyor.



"Samuray arısı ile yapılan uygulamaların etkili bir sonuç verip vermediğini göremiyoruz"


Yapılan çalışmalarla ilgili bilgiler veren KTÜ Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Demir, "Maalesef tarımsal açıdan ciddi bir saldırı ile karşı karşıyayız. Kahverengi kokarca 2017 yılında ülkemizde tespit etti. Trakya ve Batum bölgelerinden ülkemize giriş yaptı. Geldiğinde onun bu doğada bir düşmanı yoktu. Dolayısıyla meydan tamamen ona kaldı. Coğrafyamızda böceğin yaşaması için çok uyumlu. Yaklaşık 300’ün üzerinde bitki ile besleniyor. Bu böcek birkaç yıl olmasına rağmen çok ciddi yüksek popülasyona ulaştı. Değişik yöntemlerle zararlı ile mücadele etmek mümkün. Bunlardan bir tanesi kimyasal mücadele. Biyoteknik mücadelede çeşitli çekici kokular kullanılıyor. Feromon tuzakları ile böcekler bir araya toplanarak imha edilir. Bu yöntemler bazen tek başına uygulanabilir olduğu gibi bazen birlikte uygulanması gerekir. En etkili uygulama yöntemi bunlardır. Biyolojik mücadelede ise samuray arısı olarak bilinen arıcığın bu böceğin mücadelesinden kullanılmasıdır. Samuray arısı kendi yumurtasını gidip kokarcanın yumurtasının içerisine bırakıyor. Böylelikle kokarcanın değil samuray arısının yumurtaları çıkıyor. Maalesef böcek çok yoğun bir popülasyona sahip. Biyolojik mücadele noktasında özellikle samuray arısı ile yapılan uygulamaların etkili bir sonuç verip vermediğini göremiyoruz" dedi.



"Öldürme etkisi yüksek iki mantardan yerli bir ilaç geliştirmeye hedefliyoruz"


İki tür mantarın kahverengi kokarca üzerinde etkisini tespit ettiklerini belirten Demir, "Başka mücadele yöntemlerini de devreye almak gerekir. KTÜ Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü olarak böcekleri öldüren mikroplar üzerinde çalışıyoruz. İnsanları ve hayvanları öldüren mikroplar varsa böcekleri öldüren mikroplar, bakteriler ve virüsler var. Böceklerle mücadele yöntemini belirlerken böceğin biyolojisi de önemli oluyor. Kahverengi kokarca sokucu emici ağız yapısına sahip. Isırarak beslenmiyor, hortumunu ile sokarak bitkinin öz suyunu veya fındığın içerisindeki yumuşak suyu emiyor. Böylelikle hem bitkiye hem tohumuna zarar veriyor. Sokucu, emici ağız yapısına sahip olduğu için hangi mikropları değerlendirelim noktasında değerlendirme yapıyoruz. Bu durumda mantarlar öne çıkıyor. Mantarların böcekler tarafından yenmesine gerek yok. Mantar sporları böceğin üzerine düşer orada çimlenmeye başlar. Dolayısıyla böcek üzerinde enfeksiyonunu başlatır. Coğrafyamız mantarlar ve böcek için uygun. Biz bunları buluşturalım diye yola çıktık. Öldürücü mantarlarımızla böceği kontrol etmek için harekete geçtik. Elimizdeki 20 mantarla laboratuvar ortamında çalışmaya başladık. Yaptığımız denemelerde özellikle iki tane türün böceğin üzerinde çok etkili olduğunu gördük. Bundan sonra öldürücü etkisini yüksek o iki mantardan yerli bir ilaç geliştirmeye hedefliyoruz. Laboratuvarda etkili olan ilaç doğada etkili olacak mı buna bakacağız. Etkili olacağını düşünüyoruz. Sonrasında bu ilacın yan etki denemesini yapacağız. Bu ilacın hedef dışı organizmalar üzerinde etkili olmasını istemiyoruz. Bunu belirleyeceğiz. Herhangi bir sıkıntı olmaması halinde bu ilacı ilgilenen bir firma ile birlikte ticarileşme noktasında yol yürüyeceğiz. Sonrasında çiftçilerimizin kullanıma sunulacak" şeklinde konuştu.



"Maalesef saldırısı ve popülasyon yoğunluğu çok yüksek"


Kahverengi kokarca popülasyonun ilerleme ve yayılma aşamasında olduğuna dikkat çeken Demir, "Maalesef saldırısı ve popülasyon yoğunluğu çok yüksek. Özellikle geçen yıl sahadan 8-9 bin böcek topladım. Bazı yerlerde dengelenmiş olabilir ama yeni alanlara hızlı yayılmakta. Yeni alanlar böcek için beslenme ve iklim koşullarının yeniliği demek. Böcek şuan sahip kesiminde bu bizim için bir avantaj. Ama baktığımızda böceğin yüksek rakımlara çıktığını görüyoruz. Risk yüksek. Popülasyon henüz durulma aşamasında değil halen ilerleme ve yayılma aşamasındadır. Ciddi bir durum var. Halk ile birlikte eş zamanlı uygulamalar yapmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı.



Kahverengi kokarcaya karşı mücadelede zehirli mantarlardan yararlanılacak

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ardahan Ardahan’da arıcılığın geliştirilmesine yönelik değerlendirme toplantısı yapıldı Ardahan’da arıcılığın geliştirilmesine yönelik değerlendirme toplantısı gerçekleştirildi. Kafkas Arısı Üretim, Eğitim ve Gen Merkezi Müdürlüğü koordinasyonunda, Ardahan ilinde arıcılık faaliyetlerinin geliştirilmesi, mevcut potansiyelin etkin kullanılması ve kurumlar arası iş birliğinin güçlendirilmesi amacıyla değerlendirme toplantısı düzenlendi. Kafkas Arı Üretim, Eğitim ve Gen Merkezi Müdürlüğü toplantı salonunda düzenlenen toplantıya; Ardahan İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Ardahan Orman İşletme Müdürlüğü, Ardahan Üniversitesi ve Ardahan Arı Yetiştiricileri Birliği temsilcileri katılım sağladı. Toplantıda; arıcılık sektörünün mevcut durumu ele alınarak kısa, orta ve uzun vadede yapılabilecek çalışmalar detaylı şekilde değerlendirildi. Özellikle kaçak arı hareketleriyle mücadele, arıcılık desteklerinin etkinliğinin artırılması, bitkisel üretim faaliyetlerinin arıcılık üzerindeki etkileri, çayır-mera yönetimi ve arı yetiştiricilerine yönelik eğitim faaliyetleri gibi konular üzerinde duruldu. Ayrıca, arıcılık faaliyetlerinin sürdürülebilirliğinin sağlanması amacıyla kurumlar arası koordinasyonun artırılması, proje bazlı çalışmaların geliştirilmesi, gençler ve kadınlara yönelik eğitim ve teknik gezi programlarının planlanması, doğal kaynakların etkin kullanımı ve orman köylerinde arıcılığın geliştirilmesine yönelik başlıklar da görüşüldü. Toplantı kapsamında alınan kararlar doğrultusunda; arıcılık desteklerinin izlenmesi ve denetlenmesi amacıyla ilgili kurumların yer aldığı bir komisyon kurulması, çiftçilere yönelik bilinçlendirme faaliyetlerinin artırılması, tecrübesiz arıcılara yerinde teknik destek sağlanması ve teknik personelin eğitimlerle desteklenmesi kararlaştırıldı. Bunun yanı sıra, Kafkas arısı gen kaynağının korunmasına yönelik izole bölge uygulamalarının güçlendirilmesi, damızlık ana arı üretimine yönelik projelerin geliştirilmesi ve ulusal/uluslararası destek programlarından daha etkin faydalanılması konularında da önemli kararlar alındı. Gerçekleştirilen toplantı ile Ardahan ilinde arıcılığın geliştirilmesine yönelik yol haritası oluşturulmuş olup, alınan kararların ilgili kurumlar tarafından koordineli bir şekilde uygulanması hedefleniyor.
Şırnak Şırnak’ta dev operasyon: 610 milyon liralık kaçakçılık darbesi Şırnak’ta bir haftada düzenlenen operasyonlarda 610 milyon lira değerinde kaçak ürün, altın, döviz, araba ve silah ele geçirildi. Şırnak’ta güvenlik güçlerinin son bir haftada yürüttüğü kapsamlı operasyonlarda kaçakçılık ve uyuşturucu ticaretine ağır darbe vuruldu. İl merkezi ile ilçelerde gerçekleştirilen denetim ve baskınlarda piyasa değeri yaklaşık 610 milyon lirayı bulan kaçak ürün, döviz, altın ve silah ele geçirildi. Operasyonlar kapsamında çok sayıda şüpheli hakkında işlem başlatıldı. Şırnak İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, 20-26 Nisan 2026 tarihleri arasında gerçekleştirdikleri 4 ayrı operasyonda uyuşturucu ticaretine yönelik önemli bulgular elde etti. Çalışmalarda 0,70 gram metamfetamin ile 7,79 gram sentetik kannabinoid, kamuoyunda bilinen adıyla bonzai, maddesi ele geçirildi. Uyuşturucu operasyonları kapsamında 4 şüpheli hakkında yasal işlem başlatıldığı bildirildi. Kaçakçılıkla mücadele kapsamında düzenlenen 11 ayrı operasyonda ise dikkat çeken miktarlarda yasa dışı ürün ele geçirildi. Yapılan aramalarda 20 bin 720 paket kaçak sigara, 10 bin adet elektronik sigara tütünü, bin 950 puro, 75 elektronik sigara, 27 kilogram nargile tütünü ve 12 kilogram kaçak çay bulundu. Bunun yanı sıra 18 cep telefonu ile 2 bin 628 adet çeşitli kaçak emtiaya da el konuldu. Operasyonlarda ayrıca 1 uzun namlulu silah, 79 fişek ve 9 şarjör ele geçirilmesi, olayın boyutunu gözler önüne serdi. Operasyonların en dikkat çeken kısmını ise yüksek değerli malzemeler oluşturdu. Ekipler, 1 yabancı plakalı araçla birlikte 86 kilogram altın, 90 bin 600 dolar ve 7 bin 470 euro ele geçirdi. Yetkililer, ele geçirilen tüm kaçak ürünlerin toplam piyasa değerinin yaklaşık 610 milyon lira olduğunu açıkladı. Bu rakam, son dönemde bölgede gerçekleştirilen en büyük kaçakçılık operasyonlarından biri olarak kayıtlara geçti. Operasyonlar çerçevesinde toplam 16 şüpheli hakkında adli işlem yapıldı. Şüphelilerden 10’unun gözaltına alındığı, emniyetteki işlemlerinin ardından adli mercilere sevk edileceği öğrenildi. Öte yandan, Habur Kara Hudut Kapısı Şube Müdürlüğü ekiplerince yürütülen ayrı çalışmalarda da önemli sonuçlar elde edildi. 14 asayiş, 9 kaçakçılık, 1 göçmen kaçakçılığı ve 1 resmi belgede sahtecilik suçundan olmak üzere toplam 25 şüpheli hakkında yasal işlem yapıldı.
Konya Lystra’da 2026 kazı sezonu başladı Konya’nın Meram ilçesinde bulunan Lystra Antik Kenti’nde 2026 yılı kazı sezonu başladı. Hristiyanlık dünyası için kutsal kabul edilen kent, dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçilerden yoğun ilgi görüyor. Meram’ın kadim hafızasından gün yüzüne çıkarılan Lystra Antik Kenti, 2026 yılı kazı sezonuyla birlikte insanlığın ortak geçmişine kapı aralamaya devam ediyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı izniyle ve Konya Büyükşehir Belediyesi, Necmettin Erbakan Üniversitesi ve Meram Belediyesinin destekleriyle 2024 yılında başlatılan kazıların üçüncü sezonu büyük bir heyecan ve titizlikle start aldı. İncil’de adı geçen nadir yerleşimlerden biri olan, Aziz Pavlus’un ziyareti sebebiyle Hristiyanlık dünyasında özel bir yere sahip olan kentte önceki iki sezonda gerçekleştirilen kazılarda kilise ve şapel kalıntıları başta olmak üzere çok sayıda buluntuya ulaşıldı. Elde edilen veriler, kentin çok katmanlı tarihine ilişkin önemli bilgiler sundu. 2026 yılı çalışmalarında ise yerleşim alanının mimari yapısının daha iyi anlaşılmasına yönelik olarak farklı işlevlere sahip yeni yapıların ortaya çıkarılması hedefleniyor. Bu çerçevede kilise kalıntısı çevresindeki kazılar iki ayrı açmada sürdürülürken, bu yıl ayrıca nekropol alanında da kazılara başlandı. Karakök: "Lystra tarih ve inancın kesiştiği bir nokta" Kazı başkan yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Cahit Karakök, çalışmaların üçüncü sezonuna başladıklarını belirterek, bugüne kadar önemli buluntular elde edildiğini hatırlattı. Mimari yapıların gün yüzüne çıkarılmasına devam edildiğini aktaran Karakök, kilise çevresindeki kazıların sürdüğünü ve nekropol alanında da yeni çalışmaların başlatıldığını kaydetti. Karakök, kazı sezonunun henüz başında olmalarına rağmen antik kente yoğun ziyaretçi ilgisi olduğunu vurgulayarak, "Sezonun ilk günlerinde, Amerika, İngiltere ve Hollanda başta olmak üzere farklı ülkelerden yüzlerce ziyaretçi alanı gezdi. Lystra’ya yönelik uluslararası ilgi her geçen gün artıyor" diye konuştu. Aziz Pavlus’un ziyaret ettiği ve İncil’de adı geçen yerleşimlerden biri olan Lystra’nın, Hristiyanlık dünyası açısından önemli bir merkez olduğunu kaydeden Karakök, bu durumun inanç turizmi bakımından kente olan ilgiyi artırdığını belirtti.
İstanbul Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü davasında dinlenen gizli tanık: "Belediyenin içindeki kokuşmuş yapıyı anlattım" Belediye başkanlarına rüşvet vererek ihale süreçlerini organize ettiği iddia edilen ve liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen suç örgütüne yönelik 200 sanığın yargılandığı davanın görülmesine devam edildi. Duruşmada gizlenen gizli tanık XYZ "Belediyenin içindeki kokuşmuş yapıyı ortaya sermek için ifadelerimi anlattım. Belediye içindeki bütün ihalelerde rüşvet çarkları bir şekilde dönmektedir. Maksat rant elde etmektir. Piyasa değerinin üzerine çıkarılıp daha sonra düşük bir maliyet ile x firmasına verilmesidir. Bazen de rakamlar üzerinde oynanmayarak adet sayısı fazla gösterilerek iş verilmektedir" dedi. Liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen Çıkar Amaçlı Suç Örgütü tarafından tutuklu Beşiktaş Belediye Başkanı sanık Rıza Akpolat ve Avcılar Belediye Başkanı sanık Utku Caner Çaykara’nın arasında bulunduğu belediye başkanlarına rüşvet verilerek ihale süreçlerinin organize edilmesi iddiasına yönelik hazırlanan iddianame kapsamında 11’i tutuklu 200 sanığın yargılanmasına devam edildi. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan salonda görülen duruşmada gizli tanık XYZ dinlendi. "Belediye içindeki bütün ihalelerde rüşvet çarkları bir şekilde dönmektedir" Sesi değiştirilerek dinlenen gizli tanık XYZ "Ben daha önce savcılıkta beyanlarımı sundum. Belediyenin içindeki kokuşmuş yapıyı ortaya sermek için ifadelerimi anlattım. Aziz İhsan Aktaş, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanarak verdiğimiz bilgileri doğrulamıştır. Belediye içindeki bütün kokuşmuş yapıyı belgeleri ile ortaya çıkarmıştır. Belediye içindeki bütün ihalelerde rüşvet çarkları bir şekilde dönmektedir. Aziz İhsan Aktaş etkin pişmanlık hükümlerinde verdiği ifadelerinde bunları doğrulamıştır. Daha önce ifademde işlerin ne şekilde döndüğünü anlatmıştım. İhaleler zaman zaman doğrudan temin zaman zaman çağrı usulü ile yapılır. Buradaki maksat rant elde etmektir. Piyasa değerinin üzerine çıkarılıp daha sonra düşük bir maliyet ile x firmasına verilmesidir. Bazen de rakamlar üzerinde oynanmayarak adet sayısı fazla gösterilerek iş verilmektedir. Rıza Başkan belediyenin bir numarasıdır. Buluşmalarda tanık olduğumuz, belediyelerde iş yapılacaksa Rıza Başkandan geçmesi lazım. Rıza Akpolat acemi olduğu için yönlendiren Başkan Yardımcısı Ali Rıza Başkandır. Ben bunlara bizzat şahit olmadım. Herhangi bir iş yapanın bildiği şeylerdir. Bunları belediye iş yapanlar bilir" dedi. "Rıza Akpolat deneyimli bir başkan olsaydı şu an bu mahkemede kimse hazır bulunmazdı" Gizli tanık beyanlarının devamında "Rıza Akpolat’ın belediyeyi ne kadar zarara uğrattığı bellidir. Düzgün bir işleyiş olsaydı şu an bu mahkemede kimse ne sanık ne tanık olarak yargılanmazdı. Bunlar işlerin acemisi, başkalarının emri ile iş yapanlar yapar. Rıza Akpolat deneyimli bir başkan olsaydı şu an bu mahkemede kimse hazır bulunmazdı. Müteahhit firmalar belediyeye gelir işini yapar faturasını keser ama belediye içinde bu doğru kullanılmadığı için belediyeler ödeme aczine düşer. Dolayısıyla Aziz İhsan Aktaş ve farklı müteahhitler farklı yollara sapar. Usulsüzlük şöyle yapılır; belediyede bir ihale verilecekse, x firmaya verilecekse mutlaka ona verilecektir" ifadelerini kullandı. Duruşmaya gizli tanık beyanlarının ardından 1 saat ara verildi. Aranın ardından bir diğer gizli tanık Yaprak’ın dinleneceği öğrenildi.
Ankara Bakan Yumaklı: "Orman yangınlarıyla mücadelede 28 uçak, 119 helikopter ve 14 İHA ile mücadeleyi yürüteceğiz" Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Bu yıl orman yangınlarıyla mücadelede 28 uçak, 119 helikopter ve 14 İHA ile mücadeleyi yürüteceğiz. Sayısı 15 adet artan hava araçlarımızla birlikte, havadan müdahale kapasitemizi 462 tona ulaştırmış oluyoruz" dedi. Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı ile İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, orman yangınlarında riski yüksek olan 30 ilin valisiyle Tarım ve Orman Bakanlığı Yangın Yönetim Merkezi’nde hazırlık ve koordinasyon toplantısı gerçekleştirdi. Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey’in sunumu ile başlayan toplantıda, İzmir’in Kemalpaşa ilçesinde yangın tatbikatı gerçekleştirildi. 2 uçak, 2 helikopter ve arazözler ile müdahale edilen İnsansız Hava Aracı’nın (İHA) kamerasından izlenen yangın tatbikatında, termal görüntü ile ısının son durumu kontrol edildi. Hava araçlarının başarılı atışı sonrası karadan müdahale ile yangın kısa sürede başarılı bir şekilde kontrol altına alındı ve soğutma işlemleri sürdürüldü. "Yanan alanların bir metrekaresi bile imara açılmamıştır, açılmayacaktır, ağaçlandırılacaktır" Bakan Yumaklı yaptığı açıklamada, iklim değişikliğinin etkisiyle artan sıcaklıklar, kuraklık ve aşırı hava olaylarının, yangın riskini her geçen yıl daha da artırdığını dile getirerek, "Biz de mücadelemizi yangın çıktıktan sonra değil, yangın çıkmadan önce başlatıyoruz. Orman Genel Müdürlüğümüz, kasım ayından bu yana orman içi yollardan akıllı gözetleme kulelerine, ilk müdahale ekiplerinden eğitim çalışmalarına kadar geniş bir alanda hazırlıklarını yaptı. Köylerimizde, okullarımızda, camilerimizde, vatandaşlarımıza ulaştık, bilgilendirme çalışmalarını tamamladık. Özellikle çocuklarımızın doğayla kurduğu bağı çok önemsiyoruz. Çünkü bugün ormanı seven bir çocuk, yarın Yeşil Vatan’ı koruyan bilinçli bir birey olacaktır. Önümüzdeki günlerde 81 ilde ‘Orman Benim’ kampanyası düzenleyeceğiz. 7’den 70’e her bütün vatandaşlarımızı bu seferberliğe davet ediyorum. Ayrıca geçtiğimiz yıl yanan yerlerin ağaçlandırmasını bu yıl tamamlayacağız. Buradan her zaman dezenformasyon konusu yapılan bu konunun tekrar altını çizmek istiyorum. Tıpkı bundan önce olduğu gibi, bundan sonra da yanan alanların bir metrekaresi bile imara açılmamıştır, açılmayacaktır, ağaçlandırılacaktır" açıklamasında bulundu. "Orman yangınlarıyla mücadelede 28 uçak, 119 helikopter ve 14 İHA ile mücadeleyi yürüteceğiz" Yangınla mücadele edecek hava ve kara gücünün arttırılıp daha ileri bir seviyeye taşıdıklarını söyleyen Bakan Yumaklı, "Bu yıl orman yangınlarıyla mücadelede 28 uçak, 119 helikopter ve 14 İHA ile mücadeleyi yürüteceğiz. Sayısı 15 adet artan hava araçlarımızla birlikte, havadan müdahale kapasitemizi 462 tona ulaştırmış oluyoruz. Kara gücümüzde ise bin 953 arazöz, 2 bin 766 ilk müdahale aracı ve 878 iş makinesi sahada olacak. Teknolojiyi, insan tecrübemizle birleştirerek mücadelemizi güçlendirmeye devam ediyoruz. İHA’larımız, akıllı sistemlerimiz ve karar destek mekanizmalarımız, sahadaki insan emeğiyle gerçek anlamına ulaşmış olacak. Bu yıl orman kahramanlarımızın sayısını da 25 binden 28 bine çıkardık. Sayısı 138 bini aşan gönüllümüz de, sahadaki mücadelemizin en büyük destekçisi olacak" şeklinde konuştu. "2025’teki orman yangınlarının yüzde 91’i insan kaynaklı" Ormanların en büyük miras olduğunu vurgulayan Yumaklı, ufacık bir ihmalle küle dönecek kadar da hassas olduklarını belirterek, "İstatistikler acı bir gerçeği yüzümüze çarpıyor. 2025 yılında çıkan orman yangınlarının yüzde 91’i doğrudan ya da dolaylı insan kaynaklı. Yol kenarına atılan bir cam kırığı, tam söndürülmemiş bir piknik ateşi ya da ateşe verilen bir anız tarlası, saatler içinde binlerce hektar alanı ve içindeki canları yok edebiliyor. Bu ihmaller ciğerlerimizi yakıyor. Orman yangınlarının sebebi ile birlikte bir de müsebbibi olur. Bu anlamda ‘sıfır tolerans’ ilkesiyle devam edileceğini, bilerek veya bilmeyerek yangına sebep olmanın ağır cezası olduğunu hatırlatmak istiyorum. Vatandaşlarımıza ‘gelin bu yıl, bu riski hep birlikte yönetelim’ çağrısında bulunuyorum. Rüzgarlı sıcak günlerde açık alanlarda ateş yakmayalım. Piknik sonrası alanın soğuduğundan ve temizlendiğinden emin olalım. En ufak bir duman gördüğünüzde vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayalım. Unutmayalım, bir ağacı korumak, bir canı korumaktır. Bir ormanı kaybetmek, geleceğimizi kaybetmektir" diye konuştu. İbrahim Yumaklı, geçen yıl orman yangınlarında hayatını kaybedenleri ve tüm şehitleri rahmetle andığını belirterek, bu yıl yangınla mücadelede görev alacak personel ve gönüllülere kolaylıklar diledi. "Hedefimiz açıktır, yangın başlamadan riski azaltan ve önleyici yaklaşımı hakim kılmak" Bakan Çiftçi ise yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "AFAD’ın tahliye, geçici barınma, beslenme, lojistik, kaynak yönetimi, sağlık hizmetlerinin koordinasyonu, psikososyal destek, hasar tespiti ve ön iyileştirme süreçlerinde merkezi bir rol oynamaktadır. Emniyetimiz şehir merkezlerinde, jandarmamız kırsal olanlarda,112 Acil Çağrı Merkezlerimiz ise ilk ilk ihbardan itibaren hızlı bir bilgi akışında görev alacaklardır. Bugün icra edeceğimiz toplantıda varlıklarımızın koordinasyonunda alınacak önleyici tedbirler başta olmak üzere; risk haritaları, tahliye güzergahları, su ikmal noktaları, araç ve ekipman envanteri, gönüllü kapasitesi ve vatandaş bilgilendirme faaliyetleri bütün yönleriyle ele alınacaktır. Hedefimiz açıktır. Yangın başlamadan riski azaltan, ihmali önleyen ve sahayı sürekli kontrol altında tutan, güçlü bir önleyici yaklaşımı hakim kılmak. Gecikmeye alan bırakmayan bir müdahale, kargaşaya fırsat vermeyen bir koordinasyon, vatandaşı yalnız bırakmayan bir devlet anlayışı ve Yeşil Vatanı koruyan güçlü bir hazırlık kapasitesi geliştirmek." Çiftçi, Orman Genel Müdürlüğü (OGM) ile sahada görev yapan ekiplerin çalışmalarının ormanların korunması ve afetlere karşı hazırlık açısından büyük önem taşıdığını belirterek, İçişleri Bakanlığı olarak bu sürece güçlü destek vermeyi sürdüreceklerini ifade etti.
Manisa Köse’den Başkan Dutlulu’ya destek Manisa’da katı atık bertaraf tesisine İzmir’den taşınacak atıklara ilişkin süreç gündemdeki yerini korurken, Düşünce Rotası Derneği Genel Başkanı Fatih Köse, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’nun açıklamalarını teknik açıdan değerlendirerek, destek verdi. Köse yaptığı yazılı açıklamada, Manisa’daki tesisin yalnızca kentin kendi atıkları için planlandığını belirterek, kapasite aşımı riskine dikkat çekti. Köse, "Sayın Besim Dutlulu’nun ifade ettiği gibi bu sürecin geçici olması esastır. 6 ay gibi sınırlı bir süre için planlanan bir uygulamanın uzaması ya da kapasiteyi zorlayacak şekilde devam etmesi, Manisa açısından ciddi çevresel sorunlara yol açabilir" dedi. Köse, atık yönetimi süreçlerinde tesislerin proje kapasitesi, işletme yükü ve çevresel etki sınırlarının esas alınması gerektiğini belirterek, "Bir bertaraf tesisinin planlama kriterleri; günlük işleme kapasitesi, depolama hacmi ve çevresel etki limitleri dikkate alınarak belirlenir. Bu çerçevenin üzerinde oluşabilecek yük artışı, operasyonel verimlilikte düşüşe ve çevresel risklerin artmasına neden olabilir" dedi. Geçici olarak planlanan atık transferlerinin süre ve miktar açısından kontrollü yürütülmesi gerektiğini ifade eden Köse, "Kısa vadeli çözümler, sistemin genel işleyişini bozmayacak ve kapasiteyi aşmayacak şekilde uygulanmalıdır. Aksi durumda koku oluşumu, bekleme sürelerinin artması ve lojistik aksaklıklar gibi ikincil sorunlar ortaya çıkabilir" ifadelerini kullandı. Manisa’daki tesisin öncelikli olarak kentin kendi atık yönetimi ihtiyacına göre projelendirildiğine dikkat çeken Köse, "Bu tür tesislerde bölgesel yük dengesi kritik bir parametredir. Planlama dışı yük artışları, tesisin öngörülen ömrünü kısaltabileceği gibi bakım ve işletme maliyetlerini de artırabilir" diye konuştu. İzmir’deki atık bertaraf sürecine ilişkin kalıcı çözüm ihtiyacına da değinen Köse, "Büyük ölçekli şehirlerde atık yönetimi, yer tahsisi ve entegre tesis planlaması ile sürdürülebilir olmalı. Atığın kaynağa en yakın noktada yönetilmesi, hem lojistik hem de çevresel açıdan daha sağlıklı bir yaklaşımdır" dedi. Köse, iki şehir arasındaki sosyal ve ekonomik ilişkilerin önemine işaret ederek, "Bölgesel dayanışma elbette önemlidir ancak bu süreç teknik kriterler ve kapasite sınırları çerçevesinde yürütülmelidir" ifadelerini kullandı. Açıklamasında, atık yönetiminin uzun vadeli planlama gerektiren bir alan olduğunu vurgulayan Köse, "Sürdürülebilir bir sistem için her ilin kendi atık yönetim altyapısını güçlendirmesi ve geçici uygulamaların kalıcı hale gelmemesi gerekmektedir" değerlendirmesinde bulundu.