Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Trabzon
Çuvalcı: "Trabzon’a gelen turistlerin kişi başına harcamasını arttırmak öncelikli hedef olmalı"
27 Nisan 2026 Pazartesi - 15:58:36
Trabzon’a gelen turistlerin sayısından daha çok turistlerin kişi başına harcamasının arttırılmasının hedeflenmesi gerektiği belirtildi. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan turizmci Barış Çuvalcı, 2025 yılı içerisinde 12 ülkeden Trabzon’a dış hatlardan yaklaşık 429 bin 503 kişinin geldiğini hatırlattı. Uçuşların büyük çoğunluğunun Körfez ülkeleri, özellikle Suudi Arabistan kaynaklı olduğunu vurgulayan Çuvalcı, "Ancak bu rakamların doğrudan turist olarak değerlendirilmesi doğru olmaz. Bu sayıların tamamını nitelikli turist olarak görmek doğru değil. Para harcayan, şehre katma değer sağlayan gerçek turist sayısına ulaşmamız gerekiyor. Çünkü bu rakamlara gurbetçiler, iş seyahatleri, mülk sahipleri, KKTC uçuşları, hac ve umre uçuşları da dahil. Gerçek turist sayısının ortaya çıkarılması için veriler ayrıştırılmalıdır. Ancak bu şekilde doğru bir planlama yapılabilir" dedi. 2025 yılı ile 2026’nın ilk üç ayını karşılaştıran Çuvalcı, dış hatlardan gelen yolcu sayısının 20 bin 879’dan 24 bin 944’e yükseldiğini ifade etti. Çuvalcı, "Geçtiğimiz yıl 10 gün Ramazan ayına denk gelmişti. Ayrıca savaşın etkisi de var. Sayılar daha yüksek olabilirdi. Ama önemli olan sayının arkasındaki gerçek etkidir, turistin niteliği ve ne kadar harcadığıdır" ifadesini kullandı. 2025 yılında iç hatlardan gelen yolcu sayısının 1 milyon 510 bin 327 olduğunu belirten Çuvalcı, iç hatlardaki yoğunluğun büyük kısmının gurbetçi ziyaretleri, akraba ziyaretleri, yerel hareketlilik olduğunu, bu nedenle şehre sağlanan ekonomik katkının sınırlı kaldığını dile getirdi. Çuvalcı, gelen turistin kişi başı harcamasının artırılmasının öncelikli hedef olması gerektiğini belirterek, "Sayılardan ziyade kişi başı harcamayı nasıl artırırız, bunu konuşmamız gerekiyor. Bu şehre katma değerli turist getirip burada harcama limitini artırıp şehrin ekonomisine nasıl fayda sağlayabiliriz diye düşünmek gerekiyor. Trabzon Limanı kruvaziyer turizmi açısından önemli bir avantaj sunuyor. Son yıllarda sadece Rusya menşeili Astoria Grande gemisi düzenli sefer yapıyor. 2025 yılında 22 seferle yaklaşık 20 bin turist geldi. Kruvaziyer turisti yüksek harcama potansiyeline sahip. Bir kruvaziyer yolcusu günlük 100 ile 300 dolar arasında harcama yapıyor. Bu da 20 bin yolcuyla 2 ila 6 milyon dolar arasında bir ekonomik katkı demektir" diye konuştu. Barış Çuvalcı, Sümela Manastırı’nın UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmesinin Trabzon için büyük bir fırsat olacağını belirterek, "Şehrimizde eğer UNESCO’ya dahil bir tarihi miras olursa bu şehir Kapadokya gibi, Efes gibi liglere çıkabilir. Yani yüksek maliyette, yüksek potansiyelde turist sayısına erişebilir. Eğer şehrinizde UNESCO listesinde bir tarihi eser varsa, daha uzun konaklayan, kültürel ilgi düzeyi yüksek, kişi başı harcaması daha fazla turist gelir. Trabzon için en kritik kazanım budur. Çok turist değil, değerli turist anlamına geliyor. Ama tabii ki yalnızca UNESCO’ya girmek yeterli değil. Ulaşım planınız, ziyaretçi yönetiminiz yoksa, kalite standardı düşükse bu fırsat da elimizden kaçabilir" şeklinde konuştu.
27 Nisan 2026 Pazartesi - 11:00
Kahverengi kokarcaya karşı mücadelede zehirli mantarlardan yararlanılacak
Kahverengi kokarcaya karşı yürütülen mücadelede, böceği enfekte ederek öldüren zehirli mantarlar yeni bir umut olarak öne çıkıyor. Laboratuvarda yüksek etkili bulunan türlerle yerli bir biyolojik ilaç geliştirilmesi hedefleniyor. Türkiye’de 2017 yılında tespit edilen kahverengi kokarca, geniş bir alana yayıldı. Doğal düşmanının bulunmaması ve coğrafi koşulların uygunluğu nedeniyle hızla çoğalan zararlı, bugün tarımsal üretim açısından ciddi bir tehdit haline geldi. 300’ün üzerinde bitkiyle beslenebilen kahverengi kokarca, özellikle fındık başta olmak üzere birçok üründe verim ve kalite kaybına yol açıyor. Sokucu-emici ağız yapısı sayesinde bitkilerin öz suyunu emerek hem bitkiye hem de tohuma zarar veriyor. Zararlıya karşı farklı mücadele yöntemleri uygulanıyor. Kimyasal mücadele ile birlikte biyoteknik yöntemlerde feromon tuzakları kullanılarak böcekler belirli alanlarda toplanıp imha ediliyor. Biyolojik mücadelede ise "samuray arısı" olarak bilinen tür öne çıkıyor. Bu arı, yumurtasını kokarcanın yumurtasına bırakarak zararlının çoğalmasını engelliyor. Tüm bunların yanında böcekle mücadelede yeni yöntemler de geliştiriliyor. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü tarafından yapılan çalışma ile kahverengi kokarcayı enfekte ederek öldüren mikroorganizmalar üzerinde çalışmalar yürütülüyor. Özellikle mantar türleri, böceğin üzerine temas ederek enfeksiyon oluşturma özelliğiyle dikkat çekiyor. Laboratuvar ortamında yapılan çalışmalarda bazı mantar türlerinin kahverengi kokarca üzerinde yüksek etkili olduğu tespit edildi. Bu kapsamda, etkili bulunan mantar türlerinden yerli bir biyolojik ilaç geliştirilmesi hedefleniyor. İlacın doğadaki etkinliği ve hedef dışı canlılar üzerindeki etkileri test edildikten sonra üretim ve kullanım sürecine geçilmesi planlanıyor. "Samuray arısı ile yapılan uygulamaların etkili bir sonuç verip vermediğini göremiyoruz" Yapılan çalışmalarla ilgili bilgiler veren KTÜ Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Demir, "Maalesef tarımsal açıdan ciddi bir saldırı ile karşı karşıyayız. Kahverengi kokarca 2017 yılında ülkemizde tespit etti. Trakya ve Batum bölgelerinden ülkemize giriş yaptı. Geldiğinde onun bu doğada bir düşmanı yoktu. Dolayısıyla meydan tamamen ona kaldı. Coğrafyamızda böceğin yaşaması için çok uyumlu. Yaklaşık 300’ün üzerinde bitki ile besleniyor. Bu böcek birkaç yıl olmasına rağmen çok ciddi yüksek popülasyona ulaştı. Değişik yöntemlerle zararlı ile mücadele etmek mümkün. Bunlardan bir tanesi kimyasal mücadele. Biyoteknik mücadelede çeşitli çekici kokular kullanılıyor. Feromon tuzakları ile böcekler bir araya toplanarak imha edilir. Bu yöntemler bazen tek başına uygulanabilir olduğu gibi bazen birlikte uygulanması gerekir. En etkili uygulama yöntemi bunlardır. Biyolojik mücadelede ise samuray arısı olarak bilinen arıcığın bu böceğin mücadelesinden kullanılmasıdır. Samuray arısı kendi yumurtasını gidip kokarcanın yumurtasının içerisine bırakıyor. Böylelikle kokarcanın değil samuray arısının yumurtaları çıkıyor. Maalesef böcek çok yoğun bir popülasyona sahip. Biyolojik mücadele noktasında özellikle samuray arısı ile yapılan uygulamaların etkili bir sonuç verip vermediğini göremiyoruz" dedi. "Öldürme etkisi yüksek iki mantardan yerli bir ilaç geliştirmeye hedefliyoruz" İki tür mantarın kahverengi kokarca üzerinde etkisini tespit ettiklerini belirten Demir, "Başka mücadele yöntemlerini de devreye almak gerekir. KTÜ Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü olarak böcekleri öldüren mikroplar üzerinde çalışıyoruz. İnsanları ve hayvanları öldüren mikroplar varsa böcekleri öldüren mikroplar, bakteriler ve virüsler var. Böceklerle mücadele yöntemini belirlerken böceğin biyolojisi de önemli oluyor. Kahverengi kokarca sokucu emici ağız yapısına sahip. Isırarak beslenmiyor, hortumunu ile sokarak bitkinin öz suyunu veya fındığın içerisindeki yumuşak suyu emiyor. Böylelikle hem bitkiye hem tohumuna zarar veriyor. Sokucu, emici ağız yapısına sahip olduğu için hangi mikropları değerlendirelim noktasında değerlendirme yapıyoruz. Bu durumda mantarlar öne çıkıyor. Mantarların böcekler tarafından yenmesine gerek yok. Mantar sporları böceğin üzerine düşer orada çimlenmeye başlar. Dolayısıyla böcek üzerinde enfeksiyonunu başlatır. Coğrafyamız mantarlar ve böcek için uygun. Biz bunları buluşturalım diye yola çıktık. Öldürücü mantarlarımızla böceği kontrol etmek için harekete geçtik. Elimizdeki 20 mantarla laboratuvar ortamında çalışmaya başladık. Yaptığımız denemelerde özellikle iki tane türün böceğin üzerinde çok etkili olduğunu gördük. Bundan sonra öldürücü etkisini yüksek o iki mantardan yerli bir ilaç geliştirmeye hedefliyoruz. Laboratuvarda etkili olan ilaç doğada etkili olacak mı buna bakacağız. Etkili olacağını düşünüyoruz. Sonrasında bu ilacın yan etki denemesini yapacağız. Bu ilacın hedef dışı organizmalar üzerinde etkili olmasını istemiyoruz. Bunu belirleyeceğiz. Herhangi bir sıkıntı olmaması halinde bu ilacı ilgilenen bir firma ile birlikte ticarileşme noktasında yol yürüyeceğiz. Sonrasında çiftçilerimizin kullanıma sunulacak" şeklinde konuştu. "Maalesef saldırısı ve popülasyon yoğunluğu çok yüksek" Kahverengi kokarca popülasyonun ilerleme ve yayılma aşamasında olduğuna dikkat çeken Demir, "Maalesef saldırısı ve popülasyon yoğunluğu çok yüksek. Özellikle geçen yıl sahadan 8-9 bin böcek topladım. Bazı yerlerde dengelenmiş olabilir ama yeni alanlara hızlı yayılmakta. Yeni alanlar böcek için beslenme ve iklim koşullarının yeniliği demek. Böcek şuan sahip kesiminde bu bizim için bir avantaj. Ama baktığımızda böceğin yüksek rakımlara çıktığını görüyoruz. Risk yüksek. Popülasyon henüz durulma aşamasında değil halen ilerleme ve yayılma aşamasındadır. Ciddi bir durum var. Halk ile birlikte eş zamanlı uygulamalar yapmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı.
26 Nisan 2026 Pazar - 17:33
Basketbol Süper Ligi: Trabzonspor: 79 - Galatasaray MCT Technic: 69
Trabzonspor, Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi’nin 28. haftasında sahasında karşılaştığı Galatasaray MCT Technic’i 79-69 mağlup etti. Hayri Gür Spor Salonu’nda oynanan karşılaşmanın ilk periyodunu 23-19 önde tamamlayan Trabzonspor, ikinci periyotta 18 sayı üreterek devreyi 41-32 önde kapattı. Son periyoda 61-46 önde giren bordo-mavili ekip, son periyotta da 18 sayı üretti ve parkeden 79-69’luk skorla galip ayrıldı.
26 Nisan 2026 Pazar - 16:19
Trabzonspor’da Stefan Savic şoku
Trendyol Süper Lig’in 31’nci haftasında deplasmanda Konyaspor ile karşılaşacak olan Trabzonspor, bu maçın hazırlıklarını tamamlarken, bordo-mavililerde kaptan Stefan Savic şoku yaşandı. Trabzonspor, Süper Lig’de deplasmanda oynayacağı Konyaspor karşılaşmasının hazırlıklarını tamamladı. Teknik Direktör Fatih Tekke, yönetiminde taktik ağırlıklı geçen antrenmanla hazırlıklarını tamamlayan Karadeniz ekibinde takım kaptanı Stefan Savic’ten gelen sakatlık haberi moralleri bozdu. Trabzonspor Sağlık Kurulu Başkanı Ahmet Beşir, tecrübeli savunma oyuncusunun sakatlığıyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Samsunspor maçında sol bacağının alt kısmında ağrı hisseden Stefan Savic’in yapılan muayene ve görüntülemeleri sonucunda, sol alt bacak iç kısmında kısmi kas yaralanmasına bağlı kanama ve ödem tespit edildi. Oyuncunun tedavisine sağlık ekibi tarafından başlanmıştır." Savic, Batagov ve Okay Yokuşlu kafilede yer almıyor Trabzonspor, deplasmanda oynayacağı Konyaspor karşılaşması için Konya’ya 19 kişilik maç kafilesi ile gitti. Sakatlıkları bulunan ve tedavileri süren Savic, Batagov ve Okay Yokuşlu yer almadı. Bordo-mavililerin 19 kişilik maç kafilesinde şu isimler yer aldı: "Andre Onana, Onuralp Çevikkan, Ahmet Doğan Yıldırım, Chibuike Nwaiwu, Wagner Pina, Mustafa Eskihellaç, Mathias Lovik, Benjamin Bouchouari, Tim Jabol Folcarelli, Christ Inao Oulai, Salih Malkoçoğlu, Ozan Tufan, Ernest Muçi, Onuralp Çakıroğlu, Anthony Nwakaeme, Oleksandr Zubkov, Felipe Augusto, Umut Nayir, ve Paul Onuachu" Trabzonspor, Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri’nde gerçekleştirdiği son antrenmanın ardından hava yoluyla Konya’ya hareket etti.
30 Haziran 2025 Pazartesi - 10:34
Trabzonspor’un yeni transferi Wagner Pina, Trabzon’a geldi
Trabzonspor’un yeni transferi Portekizli futbolcu Wagner Pina, gece saatlerinde Trabzon’a geldi. Trabzonspor’un, Portekiz temsilcisi Estroil’den kadrosuna kattığı 22 yaşındaki sağ bek Wagner Pina, Trabzon’a geldi. Havaalanında basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Pina, yeni bir maceraya atılmak için hazır olduğunu belirtti. Wagner Pina, "Gayet iyiyim, mutluyum, yeni maceraya hazırım. Her şey çok hızlı gelişti. Ben de gelmek istiyordum, son teklifi bekliyordum ve çabucak karar verdim" dedi. Trabzonspor hakkında daha önce bilgi sahibi olduğunu belirten Portekizli oyuncu, "Pereira, Bosingwa gibi isimlerden dolayı kulübü biliyordum. Milli takımdan arkadaşım Djaniny de bana Trabzonspor hakkında bilgiler verdi" ifadelerini kullandı. Forma numarası konusunda henüz karar vermediğini söyleyen Pina, "Hangi numarayı giyeceğime henüz karar vermedim. Türkiye liginin çok kaliteli bir lig olduğunu biliyorum. Avrupa’dan birçok iyi oyuncunun burayı tercih ettiğini görüyoruz" şeklinde konuştu. Teknik Direktör Fatih Tekke ile henüz bir görüşme yapmadığını da dile getiren Wagner Pina, "Hocamla yüz yüze görüştüğümüzde detaylı bir konuşma yapacağız. Hedefim burada kalıcı olup başarılar elde etmek ve takıma katkı sağlamak" cümlelerine yer verdi. Pedro’yu önceden tanıdığını ifade eden Pina, "Pedro gayet iyi bir oyuncuydu, burada çok iyi işler yaptı. Onun başardıklarını ben de başarmak istiyorum" diyerek sözlerini tamamladı.
30 Haziran 2025 Pazartesi - 10:16
Dr. Öğretim Üyesi Olcay Ayçiçek: "Dünyada her yıl ortalama 230 bin kişi, Türkiye’de ise 600-bin arası kişi suda boğularak hayatını kaybediyor"
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Olcay Ayçiçek, dünyada her yıl ortalama 230 bin kişinin, Türkiye’de ise 600-bin arası kişinin suda boğularak hayatını kaybettiğini belirterek, vatandaşların güvenli yerlerde denize girmeleri ve cankurtaran hizmetinin olduğu plajları tercih etmesi gerektiğini söyledi. Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte ülkemizde boğulma vakaları yaşanmaya başlarken, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre dünya genelinde her yıl ortalama 230 bin kişi suda boğularak hayatını kaybediyor. Türkiye’da ise her yıl ortalama 600 ila bin kişinin suda boğularak hayatını kaybettiği kaydedilirken, 1-24 yaş arasındaki kişiler suda boğulma riski en yüksek olan yaş grubunu oluşturuyor. Bu sayının doğal afetlerden bile daha fazla can kaybına yol açtığı belirtilirken, boğulmaların yüzde 70’ten fazlası yaz aylarında özellikle tatil dönemlerinde meydana geliyor. Konuyla ilgili uyarılarda bulunan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Olcay Ayçiçek, vatandaşların güvenli yerlerde denize girmeleri gerektiğini söyledi. Ülkemizde her yıl 600 ila bin kişinin suda boğulma sonucu hayatını kaybettiğine dikkat çeken Ayçiçek, "Yaz mevsiminde, bayram tatillerinde boğulma vakalarında artış gözlemliyoruz. Bu nedenle vatandaşlarımızın bu konuda dikkatli olmaları gerekir. Suda boğulma, suya battıktan sonra nefessiz kalma sonucu gelişen durum olarak tanımlanır. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) verilerine göre dünya çapında önlenebilir ölümler arasında en yaygın üçüncü neden. DSÖ’ye göre dünya genelinde her yıl ortalama 230 bin civarında kişi suda boğularak hayatını kaybetmektedir. Türkiye’de ise her yıl ortalama 600 ila bin kişi suda boğularak hayatını kaybediyor. Bu ciddi bir oran. Bu bakımdan vatandaşlarımızın özellikle güvenli yerlerde denize girmeleri, cankurtaran hizmetinin olduğu plajları tercih etmesi çok önemli" dedi. "Kalıcı hasara yol açabilir" Su altında kalma süresinin kişide kalıcı hasarlara yol açabileceğine dikkat çeken Ayçiçek, boğulma olayı sırasında veya hemen sonrasında görülen etkileri şöyle anlattı: "Nefessizlik (Hipoksi): Boğulan kişi suya batınca nefes alamaz ve kısa sürede oksijen yetersizliği başlar. Bu durum çok tehlikelidir, çünkü beyin 4-6 dakika oksijensiz kaldığında hasar görmeye başlar. Bilinç kaybı: Kişi su altında birkaç dakika kalırsa bayılabilir. Bilinç kaybı, müdahale gecikirse kalıcı hasara yol açabilir. Kalp durması: Nefes alamama kalp atışlarının durmasına neden olabilir. Bu durumda acil müdahale (CPR) hayat kurtarıcıdır." Ayçiçek, uzun vadeli hasarları da şöyle anlattı: "Boğulmadan kurtulan bazı kişilerde olaydan sonra uzun süre devam eden sağlık sorunları oluşabilir: Beyin Hasarı: Oksijensiz kalma süresi uzunsa kişi yaşasa bile beyninde kalıcı hasarlar olabilir. Bu hafıza kaybı, konuşma bozukluğu, dikkat dağınıklığı gibi sorunlara yol açabilir. Hareket Bozuklukları: Sinir sistemi zarar gördüyse kişi yürüme, el-kol hareketleri gibi işlevlerde zorluk yaşayabilir. Psikolojik Etkiler: Boğulma tehlikesi geçiren kişilerde travma, suya karşı korku (hidrofobi), panik atak veya stres bozuklukları gelişebilir. Bu da kişinin hayat kalitesini olumsuz etkileyebilir. Akciğer Problemleri: Olay sonrası bazı kişilerde zatürre (aspirasyon pnömonisi) gibi solunum yolu enfeksiyonları gelişebilir." "Başını yana çevirin, kusturmaya çalışmayın" Boğulma vakalarında alınacak tedbirlerle ilgili bilgi veren Ayçiçek, "Boğulan kişiye yardım edecek kişinin önce kendi güvenliğini kontrol altına alması gerekir. Hasta güvenli bir şekilde kıyıya alındıktan sonra hemen 112’ye haber verilmeli. Hastanın nefes alıp almadığı, bilincinin kapalı olup olmadığı kontrol edilmeli. Başını yana çevirin, kusturmaya çalışmayın. Nefes kontrolünü gözlemleyin, tekrar bilinci kapanırsa tekrar 112’yi bilgilendirin. Eğer hastanın bilinci kapalı, solumuyorsa bu durumda en hızlı sürede kalp ve solunum masajı yapılmalı. Bunun da eğitim görmüş kişiler tarafından yapılması gerekiyor" ifadelerini kullandı.
29 Haziran 2025 Pazar - 16:03
Harmantepe Şehitleri dualarla anıldı
Rusların Karadeniz’e ilerleyişini durdurmak için kahramanca mücadele ederken şehit düşen askerlerimizin 109. yıl dönümünde, Köprübaşı ilçesindeki Harmantepe Şehitliği’nde anma töreni düzenlendi. Törende konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç Harmantepe’ye yol sözü vererek, "Şehitlerimizin emanetine sahip çıkacağız" dedi. Trabzon’un düşman işgali sırasında, Köprübaşı ilçesi Harmantepe Mevkii’nde Rus kuvvetlerinin Karadeniz’e ilerleyişini durdurmak için kahramanca savaşarak şehit düşen askerlerimiz, Köprübaşı Kaymakamlığı ile Köprübaşı Belediyesi’nce düzenlenen törenle dualarla anıldı. 7’si subay olmak üzere toplam 150 askerin şehit düştüğü Harmantepe’deki şehitlikte gerçekleştirilen törene, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’in yanı sıra Köprübaşı Kaymakamı Elif Koz, Köprübaşı Belediye Başkanı Ali Aydın, Sürmene-Köprübaşı Harmantepe Şehitliği ve Yaşatma Derneği Başkanı Süleyman Bilgin, gaziler, şehit yakınları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Trabzon Büyükşehir Belediyesi Mehter Takımı tarafından seslendirilen kahramanlık türküleri ile başlayan törende konuşan Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, "Yurdumuzun toprakları, bazı ülkelerin topraklarında olduğu gibi cetvelle çizilmemiş. Bugün andığımız şehitlerimizin kanlarıyla beraber çizilmiş. O nedenle bu topraklara ilelebet sahip çıkacağız. Şehitlerimizi anlayacağız, anmak yetmez. Bugünkü şartlarla kıyasladığımızda düşünün ki yol yok, ayakkabı yok, elbise yok. Çarıklar var, çaputlar var. Böyle bir mücadele ruhuna sahip olan dedelerimiz bu toprakları bize emanet etti. Bunun bir sebebi olması lazım. O da şudur; bizim inancımızdır. Çünkü bizim inancımıza göre vatan sevgisi imandandır. Biz vatanı savunmayı, namusumuz gibi biliriz. Böyle şehit oldular, bize bu toprakları bıraktılar. Onun için onları anacağız ama onları iyi anlayacağız. Onları çok daha iyi anlamamız gereken bir dönemden geçiyoruz. Yüz sene önce sınır boylarımızda olan bu emperyal güçler şu anda maalesef Orta Doğu’yu karıştırmak için yine bizim ülkemizin ötesindeler. Yani hedefte Türkiye var. Çünkü bu emperyal güçler Türklerin tarihte ne yaptığını ve ne yapabileceğini çok iyi biliyorlar. Onun için şu anda bu dönemde de şehitlerimizin yaptığı gibi vatanı savunmakla görevliyiz, mükellefiz. Cenabı Allah birliğimizi, beraberliğimizi bozmasın. Birlik beraberliğimizi bozmak isteyen bu emperyalist güçlere de fırsat vermesin. Cenab-ı Allah’a dua edeceğiz ama dua etmekle beraber daha çok çalışacağız" dedi. Harmantepe’ye yol sözü Başkan Genç, "Harmantepe şehitlik yolunu yapacağımızı seçimden önce Köprübaşı’nda halkımıza söz vermiştim. Kahvedüzü’nden şehitlik alanımıza kadar tam 9 bin 900 metre yolumuz var. Cenab-ı Allah nasip ederse hem bu şehitlerimizin manevi hatırasına hem bu yolu kullanan Köprübaşı, Sürmene, Araklı ilçelerimiz başta olmak üzere bütün vatandaşlarımıza söz verdiğimiz bu hizmeti yapacağız. Seneye 29 Haziran’da buraya geldiğimizde Kahvedüzü’nden buraya kadar toprak yola basmadan buraya geleceğiz. Ekiplerimiz 20 gündür burada çalışıyorlar. Altyapısını yaptık. Allah nasip ederse seneye geldiğimizde toprak yola basmadan burada merasimi yine hep beraber icra edeceğiz. Bu vesileyle tekrar buradaki 157 vatan evladımızı rahmetle, minnetle, şükranla anıyorum" diye konuştu. Program çerçevesinde Kur’ân-ı Kerim tilaveti okunarak şehitler için dualar edildi.
29 Haziran 2025 Pazar - 09:59
İklim değişikliği bin kat hızlandı: Kıyılar tehlikede, ekosistem alarm veriyor
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Afet Yönetim Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, iklim değişikliğinin doğanın binlerce yıl boyunca yaşadığı doğal bir süreç olduğunu ancak günümüzdeki hızın insan etkisiyle tehlikeli boyutlara ulaştığını söyledi. Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, geçmiş dönemlerde Güneş’in etkisi, astronomik döngüler, volkanik faaliyetler ve tektonik hareketler gibi doğal nedenlerle iklimin 150 bin yılda ortalama 1 derece ısınıp soğuduğunu, ancak günümüzde aynı sıcaklık artışının sadece 150 yılda gerçekleştiğini kaydetti. Kadıoğlu, "İklim değişikliği her zaman olan bir şey ilk kez olmuyor. Güneş, astronomik hareketler, volkan patlamaları, tektonik hareketlerden dolayı iklim geçmiş yıllarda hep dünyada 150 bin yılda yaklaşık 1 derece ısınıp soğumuş. Sanayi devrimi ile baktığımız zaman 150 yılda bir ısındığımızı görüyoruz. Bu tabi insan kaynaklı. Doğal iklim değişikliğine göre bin kat hızlı. Esas tehlike burada. Normalde dünyanın soğuyor olması gerekiyordu. Ama insan devreye girdi öyle bir iklimi değiştirdi ki bin kat hızlı ve ekolojik sistem buna ayak uyduramıyor. Bazı türlerde yok oluşlar gibi problemler yaşıyoruz. İklim değişikliği normalde problem olmadığı halde bu kadar hızlı olması problem teşkil ediyor" dedi. "Deniz seviyesi 2070’e kadar 1,5 metre yükselebilir" Küresel ısınmanın etkilerinin yalnızca buzulların erimesiyle sınırlı olmadığını ifade eden Kadıoğlu, asıl tehlikenin deniz suyu sıcaklıklarının artmasıyla yaşandığını vurguladı. Kadıoğlu, "Buzların erimesinden daha çok deniz sularının ısınmasından dolayı sular genleşiyor ve yükseliyor. Dünyanın genelinde ortalama 2070 yılına kadar 60 cm civarında su seviyesinin yükselmesi bekleniyor. Karadeniz kıyılarında bu 1,5 metre gibi tahmin ediliyor. Burun kuralı diye bir kural var. Su dikey yönde bir birim yükselirse yatayda 100 birim alana etki ediyor. 60 cm yükselse 60 metre kıyıların su altında kalacağını, erozyona tabi olacağını, yer altı sularının tuzlanacağını düşünmek gerekiyor. 1 metre ise 1 kilometreden fazla kıyılar su altında kalacak. 2 derece ısınırsa neler su altında kalacak, 4 derece ısınırsa neler su altında kalacak gibi bazı simülasyonlar var. Trabzon kıyılarında 2 ve 4 derecede su alacak kıyılar belli. Buna göre kıyıları kullanmamız lazım. Kıyıları daha çok rekreasyon, park ve bahçeler şeklinde yapmamız gerekiyor. Uzun yıllar ayakta kalacak sanat yapıları gibi şeyleri yapmamak lazım. Çünkü onlar sürdürülebilir olmayacak" şeklinde konuştu. "Karadeniz’de ağaç sınırı daha yukarı kayıyor" İklim değişikliğinin etkilerinin sadece deniz seviyesinde değil, doğrudan doğada da gözlemlendiğini ifade eden Kadıoğlu, özellikle Karadeniz Bölgesi’nde orman sınırlarının yükseldiğine dikkat çekerek, "İklim değişikliğinin doğada da işaretleri var. Karadeniz’de, Trabzon’da yaylaya doğru ağaçların ilerlediğini görüyoruz. Ağaç sınırı daha yukarı kayıyor. Eskiden bir ağaç sınırı vardı. Oradan yukarı ağaç olmazdı. Isınma ile beraber ağaç sınırı yaylaya doğru ilerliyor. Ormanlarda böceklenme görüyoruz. Kaçkarlardaki buzullarda da erimeler oluyor. Normalde buzullar eriyor kışın geri geliyordu şuan geri gelme çok az. Değişik bitki türleri, böcekler ortaya çıkıyor. Bunların hepsi iklimlerle alakalı olaylar" ifadelerini kullandı.
28 Haziran 2025 Cumartesi - 14:52
Uğurcan Çakır’dan transfer iddialarına şampiyonluk kupalı yanıt
Trabzonspor'un kaptanı ve kalecisi Uğurcan Çakır, son günlerde artan transfer iddialarına sosyal medya hesabından yaptığı anlamlı bir paylaşımla yanıt verdi.
28 Haziran 2025 Cumartesi - 14:44
Trabzon’da denize giren 15 yaşındaki çocuk boğuldu
Trabzon’un Sürmene ilçesinde serinlemek için denize giren 15 yaşındaki Muhammet Efe Kol, boğuldu. Olay, ilçeye bağlı Soğuksu Mahallesi’ndeki balıkçı barınağında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 15 yaşındaki Muhammet Efe Kol, kuzenleriyle birlikte serinlemek amacıyla denize girdi. Bir süre sonra denizde çırpınmaya başlayan Kol, gözden kayboldu. Durumun bildirilmesi üzerine olay yerine Sahil Güvenlik ve deniz polisi sevk edildi. Yapılan arama çalışmaları sonucu Muhammet Efe Kol’a ulaşıldı. Ekipler tarafından denizden çıkartılan genç ambulansla Sürmene Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Muhammet Efe Kol, burada yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.
28 Haziran 2025 Cumartesi - 09:16
Halılar serildi, artık açılışa hazır
Yapımına 2018 yılında başlanan, projesi eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar'ın destekleriyle hazırlanan Pazarkapı mevkisinde denize hakim bir noktada sahil şeridinde yaptırılan Hanife Hatun Camii ve Külliyesi artık açılış için gün sayıyor.
28 Haziran 2025 Cumartesi - 09:10
Halılar serildi, artık açılışa hazır
Yapımına 2018 yılında başlanan, projesi Çevre ve Şehircilik Eski Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın destekleriyle hazırlanan Pazarkapı mevkiinde denize hakim bir noktada sahil şeridinde yaptırılan Hanife Hatun Camii ve Külliyesi artık açılış için gün sayıyor. 11 Temmuz 2025 tarihinde Cuma Namazında ilk kez ibadete açılacak olan caminin halıları serilirken, kubbe yüksekliği açısından Türkiye’de nadir eserlerden biri ve Doğu Karadeniz’in en büyük camisi olma özelliği taşıyor. Trabzonlu hayırseverlerin destekleri ile 182 bin metrekare rekreasyon alanındaki 26 bin metrekarelik arsa üzerinde yapımı son aşamaya gelen Hanife Hatun Camii ve Külliyesi’nde avlu kısmıyla birlikte yaklaşık 15 bin kişi aynı anda ibadet edebilecek. "Caminin tüm montaj aşaması tamamlandı, temizlik aşamasına geçtik" Caminin teknik sorumlusu Yüksek İnşaat Mühendisi Sinan Aydın, caminin tüm montaj işlemlerinin tamamlandığını şu an temizlik aşamasına geçildiğini söyledi. Aydın, "Caminin tüm montaj aşaması tamamlandı, şu an temizlik aşamasına geçtik. İnşallah 11 Temmuz Cuma günü, Cuma namazıyla birlikte camimizin açılışı gerçekleşecek. İbadet alanının tamamı halkımızın hizmetine sunulacak. Külliye yapısında devam eden çalışmalarımız olacak ancak genel hatlarıyla camimiz ibadete tam anlamıyla açılmış olacak. Kubbe yüksekliği açısından Türkiye’de nadir eserlerden biri. Doğu Karadeniz’in en büyük camisidir. Kapalı alanda 7 bin 700 kişilik bir ibadet alanı bulunuyor, açık alanlarla birlikte bu sayı 14-15 bine kadar çıkıyor. Bu yönüyle bölgede muhteşem bir destinasyon oluşturacak bir yapı olacak. Külliye kapsamında ilerleyen dönemde açılacak sosyal donatı alanları da halkımıza ciddi oranda hizmet ve destek sağlayacak. İbadet alanını halkın hizmetine açacağız; ancak planladığımız atölye çalışmaları gibi geri kalan kısımların inşası ibadet kısmından ayrı olarak önümüzdeki dönemde devam edecek" dedi. Caminin mimarı özellikleri hakkında bilgi veren Aydın, "Mimari olarak Osmanlı ve Selçuklu motiflerinin birleşiminden oluşan camimiz, kubbe yüksekliği, genişliği, açık revak alanları ve avlularıyla bölgedeki diğer camilerden ayrılıyor. Aynı zamanda halkın sosyal amaçla da kullanabileceği büyük bir yapı oldu. Halı serilecek tüm alanlar tamamlandı, şu anda temizlik çalışmaları yapılıyor. Camiye hizmet edecek tefrişatla ilgili ufak tefek işlerimiz kaldı, onları da 11 Temmuz’a kadar tamamlamış olacağız. Cuma günü, Cuma namazıyla birlikte açılışı gerçekleştireceğiz "diye konuştu. Bitmemiş olmasına rağmen ziyaretçi akını Caminin tamamlanmamış olmasına rağmen yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı olduğunu kaydeden Aydın, "Şu anda oldukça fazla ziyaretçimiz var. Çevredeki bazı şantiye alanları henüz kapalı olmasına rağmen gelenler oluyor. Ziyaretçiler, bölgede bu ölçüde bir kubbe yüksekliği görmedikleri için şaşırıyorlar. İç hacmi beklentilerin oldukça üzerinde "ifadelerini kullandı. Öte yandan 15 bin 442 metrekare toplam inşaatı alanı ve 8 bin 831 metrekare bodrum kat alanı ile 14 derslikli eğitim merkezi, 15 atölye, bin kişilik konferans ve toplantı salonu, aşevi, bay/bayan abdesthane, gasilhane ve kapalı otoparkın bulunan camide 6 bin 255 m2 ibadet alanları bulunuyor. 2 bin 800 metrekare harim alanı, bin 140 metrekare revak alanı, bin 200 metrekare avlu alanı ve bin 115 metrekare mahfil katında oluşan cami ve külliyenin geleneksel Türk-İslam mimari tarzı ile günümüz çizgilerini bütünleştirerek döneminin ve şehrin sembol eserlerinden biri oldu. Ana kubbesi 42 metre yüksekliğinde ve 22 metre çapında olan, 77 metre yüksekliğinde 4 minaresinde 12 şerefe bulunan caminin içi 24 pencereden ışık alıyor. Ses akustiği de dikkate alınarak tasarlanan cami ve külliye ana kubbe, ön cephe ile mihrap cephesinde bulunan iki yarım kubbe ve güneybatı ve kuzeydoğu cephesindeki iki büyük kemerden oluşuyor. Toplamda 6 bin 100 metrekare namazgâh alanı içerisinde avlu ve revak alanı ile birlikte yaklaşık 15 bin kişinin aynı anda ibadet edebileceği camide engelli kullanıcıların ulaşımı için de asansör bulunuyor. (BK-ÖS-Y)
27 Haziran 2025 Cuma - 12:21
Paul Onuachu: "Henüz tamamlanmamış bir işimiz var"
Trabzonspor’un yeni transferi Paul Onuachu, daha iyi ve daha güçlü bir şekilde geri döndüğünü belirterek, "Henüz tamamlanmamış bir işimiz var "dedi.
27 Haziran 2025 Cuma - 10:13
Trabzonspor, golcü futbolcu Paul Onuachu’yu kadrosuna kattığını açıkladı.
Trabzonspor, golcü futbolcu Paul Onuachu’yu kadrosuna kattığını açıkladı.
27 Haziran 2025 Cuma - 09:29
Kendisi küçük, mücadelesi büyük
Karadeniz Bölgesi’nde fındık başta olmak üzere birçok tarım ürününe büyük zarar veren kahverengi kokarca böceğiyle mücadelede önemli bir adım atıldı. Trabzon Orman Bölge Müdürlüğü laboratuvarında üretilen samuray arıları, zararlı böceğin yayılımını durdurmak için doğaya salınıyor.
26 Haziran 2025 Perşembe - 14:33
Trabzon Ticaret Borsası Başkanı Ergan:
Trabzon Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Eyyüp Ergan, 10 yıl önce dünya genelinde yıllık fındık tüketimi yaklaşık 900 bin ton civarında iken bugün bu rakamın 1 milyon 200 bin tona ulaştığını belirterek, "Fındıkta verim artıyor, hedef 4 milyar dolar ihracat" dedi. Ergan, fındık üretimi ve zararlılarla mücadele konularında önemli açıklamalarda bulunarak geçtiğimiz yıl fındıkta büyük zarara yol açan kahverengi kokarca ile mücadelede bu yıl ciddi adımlar atıldığını belirtti. Ergan, "Kokarca, geçen yıl ürünümüze ciddi zarar verdi. Bu yılki etkisini önümüzdeki dönemlerde daha net göreceğiz. Ancak bu zararlıyla mücadele kapsamında hem biyolojik yöntemler hem de samuray arısı salımı konusunda önemli çalışmalar yapıldı. Türkiye genelinde yaklaşık bir milyon samuray arısı doğaya bırakılacak. Bu arı, kokarcanın yumurtalarına yuva yaparak üremesini engelliyor. Umuyoruz ki bu çalışmalar başarıya ulaşır ve ülkemiz bu zararlıdan en kısa sürede kurtulur" diye konuştu. Rekolte beklentisi yüksek Trabzon’da bu yıl fındık rekoltesinin geçen yıla göre oldukça iyi olduğunu vurgulayan Ergan, "Tarım Bakanlığı, Trabzon için 62 bin tonluk bir rekolte tahmini açıkladı. Eğer bu rakama ulaşabilirsek, son yılların en yüksek üretim miktarına erişmiş olacağız. Zararlılarla mücadelede başarı sağlanır ve üreticilerimiz bahçelerine gereken ilgiyi gösterirse, bu yıl çok verimli geçecek" ifadelerini kullandı. Hedef: 1,5 milyon ton üretim, 4 milyar dolar gelir Fındık ihracatında yeni pazarlara açıldıklarını belirten Ergan, küresel tüketimin her geçen yıl arttığını ifade ederek "10 yıl önce dünya genelinde yıllık fındık tüketimi yaklaşık 900 bin ton civarındaydı. Bugün bu rakam 1 milyon 200 bin tona ulaştı. Üretim arttıkça tüketim de artıyor. Bu nedenle üretim ve kaliteyi artırmaya yönelik projeler geliştiriyoruz. Hedefimiz, 750 bin ton değil, 1,5 milyon ton üretmek. Bu miktarı hem iç piyasada tüketebilir hem de ihraç edebiliriz. Böylece 2,5 milyar dolar yerine 4 milyar dolara yakın bir gelir elde edebiliriz. Bu rakam, Türkiye ekonomisi için büyük önem taşıyor" dedi. Türkiye’nin şu anda yaklaşık 120 ülkeye fındık ihraç ettiğini belirten Ergan, "Yurtiçinde yıllık ortalama 100-150 bin ton fındık tüketiyoruz. Kalan 600-650 bin ton civarındaki ürünü ise ihraç ediyoruz. Önümüzdeki süreçte hem ihracat yaptığımız ülke sayısı hem de tüketim miktarı daha da artacaktır" şeklinde konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder