ASAYİŞ - 05 Şubat 2025 Çarşamba 10:57

Sıla Bebek davasında duruşma başladı

A
A
A
Sıla Bebek davasında duruşma başladı

Tekirdağ’ın Malkara ilçesinde annesi tarafından komşusuna bırakıldıktan sonra cinsel istismar ve şiddet mağduru olan 2 yaşındaki Sıla Yeniçeri’nin ölümüyle ilgili davanın ikinci duruşması başladı. Sabahın erken saatlerinden itibaren avukatlar ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri Tekirdağ Adliyesi’ne gelirken, Tekirdağ İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı polisler adliye önünde geniş güvenlik önlemleri aldı.


Sıla bebeğin 8 Eylül 2024’te komşu çocukları tarafından şiddet ve cinsel istismara uğradıktan sonra ağır yaralandığı, 30 gün süren yaşam mücadelesinin ardından 7 Ekim 2024’te hayatını kaybettiği belirtilmişti. Olayın ardından başlatılan soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede, sanıkların ihmalleri ve eylemleri nedeniyle Sıla Yeniçeri’nin ölümüne sebebiyet verdikleri öne sürülüyor.



Ağır cezalar


Mahkemeye sunulan iddianamede, anne Bakiye Yeniçeri (29) hakkında "ihmali davranışla kasten öldürme" suçundan 67 yıl, komşu Kani A. (32) hakkında "nitelikli cinsel istismar" ve "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçlarından 28 yıl 6 ay hapis cezası talep ediliyor. Suça sürüklenen çocuklardan G.K. (14) için "çocuğun nitelikli cinsel istismarı" ve "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçlarından toplam 66 yıl, K.A. (13) için ise "nitelikli cinsel istismar" ve "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçlarından 48 yıl hapis cezası istenirken, ayrıca "kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep ediliyor. Sanık Sanlı Ö. (57) ise, "suçu bildirmeme" suçundan yargılanıyor.



Suç delillerini gizlemişti


İddianamede, anne Bakiye Yeniçeri’nin çocuğunun bakım ve korunmasından sorumlu olduğu halde Sıla’yı şiddet ve cinsel istismara uğrayabileceği bir ortamda bırakması, suç delillerini gizleyerek kanlı bezi çöpe atması ve yetkililere bildirimde bulunmaması nedeniyle sorumluluk taşıdığı belirtiliyor. Kani A.’nın oğlu K.A. ve komşu çocuğu G.K.’nin istismar ve şiddet olaylarına dahil olduğu ifade edildi.



Bildiği halde suçu gizlediği iddiası


Sanlı Ö. ise, Sıla bebeğin cinsel istismar ve şiddete uğradığını bildiği halde yetkililere bildirmemekle suçlanıyor. Sanlı Ö.’nün, olayla ilgili gerekli sorgulamaları yapmaması nedeniyle sorumluluğunun arttığı vurgulanıyor.



Başına darbe almış


Adli Tıp raporunda, Sıla Yeniçeri’nin ölümünün başına aldığı darbe sonucu gelişen beyin kanaması nedeniyle olduğu belirtiliyor. Ayrıca, Sıla bebeğin anal bölgesinde travma bulgularının bulunduğu ifade ediliyor.


Sanıklardan K.A.’nın babası Kani A., önceki duruşmada oğlunun suç işlemesi durumunda cezalandırılması gerektiğini belirterek, mahkemeye bir delil sunduğu ifade edilmişti. Duruşmanın, yetişkinler ile suça sürüklenmiş çocukların bir arada yargılanması nedeniyle duruşma oturuma kapalı yapılıyor.



Sıla Bebek davasında duruşma başladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Bakan Ersoy: "Mazisine sahip çıkan istikbaline yön verir" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Şaka’ik-ı Nu‘maniyye Çeviri ve Zeyilleri Projesi’nin açılışında yaptığı konuşmada "9 yıl kararlılıkla sürdürülen ve tamamlanan bu proje ile 13 ayrı eser, 18 ciltlik dev bir külliyat halinde araştırmacıların, akademisyenlerin ve kültür dünyamızın istifadesine sunulmuştur. ’Mazisine sahip çıkan istikbaline yön verir’ düsturuyla Aşık Çelebi’den Mecdi Efendi’ye, Atayi’den Akifzade’ye kadar uzanan bu muazzam yazım silsilesi, bizim ilimde süreklilik anlayışımızın en somut göstergesidir" dedi. Bakan Ersoy, Osmanlı tarihinin hacimli kaynaklarından, 13 eserden oluşan "Şaka’ik-ı Nu’maniyye Çeviri ve Zeyilleri Külliyatı"nın sergisinin açılışına katıldı. 18 cilt olarak tamamlanan eserin yer aldığı serginin açılışı Eyüpsultan’da Rami Kütüphanesi’nde yapıldı. Açılışta Bakan Ersoy’a Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanı Coşkun Yılmaz ve diğer davetliler eşlik etti. Burada konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, "Taşköprülüzade Ahmed Efendi’nin 16. yüzyılda kaleme aldığı Şaka’ik-ı Nu‘maniyye, biyografi geleneğimizin köşe taşı, ilim tarihimizin ise sarsılmaz zeminidir. Ancak bu eser sadece 16. asırla sınırlı kalmamış; yüzyıllar boyunca eklenen zeyiller, yapılan tercümelerle Osmanlı’nın kuruluşundan 19. yüzyıla dek kesintisiz devam eden ilmi, kültürel ve edebi hareketin izini sürebileceğimiz muazzam bir külliyata dönüşmüştür. Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığımız tarafından dokuz yıl kararlılıkla sürdürülen ve tamamlanan bu proje ile 13 ayrı eser, 18 ciltlik dev bir külliyat halinde araştırmacıların, akademisyenlerin ve kültür dünyamızın istifadesine sunulmuştur. ’Mazisine sahip çıkan istikbaline yön verir’ düsturuyla Aşık Çelebi’den Mecdi Efendi’ye, Atayi’den Akifzade’ye kadar uzanan bu muazzam yazım silsilesi, bizim ’ilimde süreklilik’ anlayışımızın en somut göstergesidir. Bu çalışma sayesinde, araştırmacılarımız artık 13 eser ve 18 ciltlik bir bütünlük içinde Osmanlı ilim ve ulema tarihimize dair bilgilere en doğru ve en güvenilir şekilde ulaşabileceklerdir. bin 300’lü yılların başından bin 800’lü yıllara kadar uzanan bu 500 yıllık tarihi süreçte, bir medeniyetin zihin inşasına ve o zihni ayakta tutan ulemanın adanmışlığına şahitlik ediyoruz" dedi. "Medeniyet hafızamızın sistemli biçimde ihyası anlamına gelen TÜYEK Külliyatı her geçen yıl daha da zenginleşmektedir" Ersoy, "Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz sergi de bu büyük mirası yalnızca metinler üzerinden değil, görsel ve tarihî bağlamıyla hatırlamamıza vesile olmaktadır. Panelimiz ise bu külliyatın ilmi değerini, tarihi önemini ve araştırma dünyasına sağlayacağı katkıları farklı yönleriyle ele alma imkânı sunacaktır. Osmanlı ilim tarihi, ulema biyografileri, medrese teşkilatı, kitap kültürü, tercüme faaliyetleri, tasavvuf çevreleri, edebiyat tarihi ve sosyal tarih alanlarında çalışan herkes için bu külliyat yeni araştırmalara kapı aralayacaktır. Medeniyet hafızamızın sistemli biçimde ihyası anlamına gelen TÜYEK Külliyatı her geçen yıl daha da zenginleşmektedir. Bu muazzam külliyata, dünyanın en büyük yazma eser portalı olan www.yek.gov.tradresinden de e-kitap olarak erişilebilmektedir" diye konuştu. Daha sonra Ersoy beraberinde Coşkun Yılmaz ile sergiyi gezdi.