Son Dakika
|
İnşaatta kafasına mutfak tüpü düşen işçi hayatını kaybetti
Cumhurbaşkanı Erdoğan, işçi ve işveren temsilcilerini kabul etti
‘Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ duruşmasında 15 sanık tahliye edildi
Bursa’da avukat cinayeti: 7 şüpheli gözaltında
İzmir'de freni boşalan tır 10 araca çarptı
İstanbul'da sokak çetelerine yönelik operasyon
Trump: "İran işleri yoluna koyamıyor, akıllanmaları gerek"
Bartın’da halk otobüsü otomobilin üzerine devrildi: 44 yaralı
Şemdinli’de dereye düşen çocuğun cansız bedeni bulundu
Devler Ligi’nde 9 gollü maçın kazananı PSG
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Hamaney: "Düşmanlar ekonomik alanda da umutsuzluğa düşmeli"
İran'da patlama: 14 asker hayatını kaybetti!
Nevzat Bahtiyar’a verilen 17 yıl hapis cezasının gerekçesi açıklandı
Trump’tan AB menşeli otomobil ve ağır vasıtalara yüzde 25 gümrük vergisi kararı
Şanlıurfa’da üvey kardeşler arasında arazi kavgası: 2 ölü
Sobaya dökülen tinerin parlamasıyla ağır yaralanan genç hayatını kaybetti
Sakarya’da karaya oturan gemi havadan görüntülendi
SAĞLIK
Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Eroğlu: "Veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içinde yer alması önemli gündemlerimizden biri"
01 Mayıs 2026 Cuma - 23:58:46
Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, "Veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içerisinde yer alması konusu bizim en önemli gündemlerimizden biridir. 1219 sayılı kanun kapsamında sağlık meslek gruplarına verilen haklardan veteriner hekimler de yararlanmalıdır" dedi. Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, Dünya Veteriner Hekimler Günü dolayısıyla Kastamonu Veteriner Hekimler Odası Başkanlığı tarafından düzenlenen programa katıldı. Programda konuşan Eroğlu, hekimliği mesleğinin önemine dikkat çekerek, veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içinde hak ettiği yeri alması gerektiğini dile getirdi. "Veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içerisinde yer alması en önemli gündemlerimizdendir" Tüm veteriner hekimlerin Dünya Veteriner Hekimler Günü’nü kutladığını dile getiren Eroğlu, Merkez Konseyi ve 72 il ve bölge odasıyla çalışmalarını sürdürdüklerini belirterek, "Attığımız her adımı meslektaşlarımızla istişare ederek atıyoruz. Çünkü bir işe başlarken adını doğru koyarsanız doğru sonuçlara ulaşırsınız. Çalışmalarımızda Tarım ve Orman Bakanlığımız ile sürekli iş birliği içerisindeyiz. Bakanımız İbrahim Yumaklı başta olmak üzere tüm bürokratlara teşekkür ediyorum. Özellikle 41. madde ile ilgili uzun süredir devam eden bir sorunun çözüm aşamasına gelmiş olması bizim için önemlidir. 3 yıldır büyük sorun haline gelmişti. Meslek örgütleri ile kamu birlikte çalıştığında ortaya çıkan mevzuat daha sağlıklı ve isabetli olur. Bu nedenle iş birliği büyük önem taşımaktadır. Veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içerisinde yer alması konusu bizim en önemli gündemlerimizden biridir. 1219 sayılı kanun kapsamında sağlık meslek gruplarına verilen haklardan veteriner hekimler de yararlanmalıdır. Bu sağlandığında özlük hakları, maaşlar, fiili hizmet gibi birçok sorun çözüme kavuşacaktır. Sorunlarımızı ancak birlik ve beraberlik içinde çözebiliriz. Bilgiye dayanmayan açıklamalar bilgi kirliliği oluşturur. Bu nedenle meslektaşlarımızın konulara hakim olarak görüş bildirmesi büyük önem taşımaktadır. Veteriner hekimler, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre sağlık hizmetleri sınıfında yer almaktadır. Ancak bu durum tek başına yeterli değildir. Hakların tam anlamıyla elde edilebilmesi için ilgili diğer yasal düzenlemelerin de yapılması gerekmektedir. Hazırladığımız kanun teklifleri arasında veteriner hekimlerin tanımının güncellenmesi ve mesleğin kapsamının genişletilmesi de bulunmaktadır" dedi. "Tek sağlık yaklaşımının ülkemizde yasal altyapıya kavuşturulması gerekiyor" Veteriner hekimlerin sahipsiz hayvanlar sorununda aktif rol oynaması gerektiğini kaydeden Eroğlu, "Bu alanda belediyelerde yeterli sayıda veteriner hekim istihdam edilmesi gerekmektedir. Türkiye genelinde en az 4 bin veteriner hekimin bu alanda görevlendirilmesi gerektiğini ifade ediyoruz. Eğitim konusu da mesleğimizin geleceği açısından büyük önem taşımaktadır. Veteriner fakültelerinin niteliği artırılmalı, eğitim güçlendirilmelidir. Mezun olan veteriner hekimlerin yeterli donanıma sahip olması sağlanmalıdır. Veteriner hekimlik çevre, hayvan ve insan sağlığına aynı anda hizmet eden tek meslek grubudur. Bu nedenle stratejik bir meslektir. Sağlıklı hayvan, sağlıklı gıda ve sağlıklı insan demektir. Kovid-19 süreci de veteriner hekimliğin önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Zoonotik hastalıkların büyük bir kısmı hayvan kaynaklıdır ve bu hastalıklarla mücadelede veteriner hekimler kritik rol oynamaktadır. Bu nedenle ‘tek sağlık’ yaklaşımının ülkemizde yasal altyapıya kavuşturulması gerekmektedir. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak bu konuda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Cumhurbaşkanlığı ve ilgili kurumlara sunduğumuz raporlarla bu yapının oluşturulmasını talep ediyoruz" şeklinde konuştu. Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdür Yardımcısı Bekir Yücel Tanrıkulu da veteriner hekimlerin hayvancılığın sürdürülebilirliği açısından temel bir rol üstlendiğini söyledi. Meslek mensuplarının bilgi ve deneyimlerinin daha fazla görünür olması gerektiğini belirten Tanrıkulu, özellikle son dönemde hayvancılık konusunda farklı kesimlerin öne çıktığını, ancak meslek uzmanlarının daha aktif ve görünür olması gerektiğini kaydetti. Tanrıkulu, mesleğin temsil gücünün artırılmasının önemli olduğunu ifade ederek, yürütülen mevzuat çalışmalarının kısa sürede sonuçlanmasını temenni etti. Kastamonu İl Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Kılıç da, Kastamonu’da yaklaşık 280 bin büyükbaş ve 80 bine yakın küçükbaş hayvan varlığı bulunduğunu belirterek, hayvan sağlığının korunması ve buzağı ölümlerinin azaltılması için kurumlar arası iş birliğinin önemli olduğunu dile getirdi. Kastamonu Veteriner Hekimler Odası Başkanı Hacı İbrahim Maşalacı ise veteriner hekimlerin zorlu şartlarda görev yaptığını, çoğu zaman bu durumun bilinmediğini söyledi. "Veteriner hekimlerine destek veren bir ülke, hayvan sağlığına, gıda güvenliğine ve toplum sağlığına sahip çıkmış demektir" diyen Maşalacı, meslekte yaşanan sorunların doğrudan hayvan sağlığı, gıda güvenliği ve toplum sağlığını etkilediğini belirtti. Programa Kastamonu Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Özgür Kaynar, Kastamonu Ziraat Odası Başkanı Mehmet Butur, Kastamonu Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Bayram Pehlivan, oda yönetimi ve veteriner hekimler katıldı.
01 Mayıs 2026 Cuma - 18:39
Hitit Üniversitesi’nin kan bağışı duyarlılığına Kızılay’dan gümüş madalya
Türk Kızılay tarafından yürütülen kan bağışı kampanyalarına sağladığı katkı dolayısıyla Hitit Üniversitesine gümüş madalya verildi. Türk Kızılay Kan Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Bölge Kan Merkezleri ve Kan Bağışı Merkezleri tarafından yürütülen kan bağışı projeleri ve kampanyalarına destek veren kurumlara kurumsal madalya veriyor. Bu kapsamda 2025 yılında gerçekleştirilen toplam bin 54 ünite kan bağışıyla Çorum’da kurumsal gümüş madalyayı alan ilk kurum Hitit Üniversitesi oldu. Hitit Üniversitesinde kan bağışı kampanyalarına en fazla katkı Osmancık Ömer Derindere Meslek Yüksekokulu, Meslek Yüksekokulları Kampüsü ve Spor Bilimleri Fakültesinden geldi. Hitit Üniversitesi Rektörlüğü Senato Salonu’nda düzenlenen takdim töreninde konuşan Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Osman Öztürk, "Türk Kızılay tarafından üniversitemizde gerçekleştirilen kan bağışı kampanyalarına duyarlılık göstererek hayatlara dokunan akademik ve idari personelimiz ile öğrencilerimize yürekten teşekkür ediyorum" dedi. Çorum Kızılay Şube Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Bilgin de Çorum’da ilk kurumsal madalyanın 2024 yılında 654 ünite kan bağışı ile Osmancık 75. Yıl Cumhuriyet İlkokuluna verildiğini ifade ederek kurumsal gümüş madalyayı alan ilk kurumun ise Hitit Üniversitesi olduğunu kaydetti. Kan bağışlarının ülke genelindeki kan ihtiyacının karşılanmasınaönemli katkı sunduğuna dikkati çeken Bilgin, desteklerinden dolayı başta Rektör Prof. Dr. Ali Osman Öztürk olmak üzere üniversite yönetimine teşekkür etti. Törene, Hitit Üniversitesi Senato Üyeleri, Çorum Kan Bağışı Merkezi Müdürü Dr. Senem Biçer, Kan Bağışçısı Kazanım Uzmanı Yasemin Güloğlu ve Şube Müdürü Tuğrul Yıldırım katıldı.
01 Mayıs 2026 Cuma - 15:37
Büyükşehir’den diyabetli öğrencilere sensör desteği
Bursa’da gençlerin daha iyi bir eğitim alabilmesi ve gelecek kaygısı yaşamaması için çalışmalarını sürdüren Bursa Büyükşehir Belediyesi, sosyal güvencesi bulunmayan Tip 1 diyabet hastası üniversite öğrencilerine yönelik, ‘Şeker Sensörü Desteği’ni başlattı. Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı koordinesinde hayata geçirilen ‘Sürekli Glikoz Ölçüm Sensörü’ desteğiyle, üniversitelerin örgün eğitim programlarında öğrenim gören 18 yaş üzerindeki Tip 1 diyabetli gençlerin, kan şekeri seviyelerini gün içerisinde anlık olarak takip edebilmesi amaçlanıyor. Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından başlatılan destek programıyla eğitimine devam eden gençlerin yaşam kalitesinin artırılması ve hastalık yönetimlerinin daha güvenli hale gelmesi hedefleniyor. Projenin başvuruları, 1 Mayıs-15 Mayıs tarihleri arasında alınacak. Destekten yararlanmak isteyen öğrencilerin Bursa’da ikamet etmesi, 18 yaşını doldurmuş olması, Tip 1 diyabet tanısına sahip bulunması ve üniversitelerin örgün eğitim programlarında aktif olarak öğrenim görmesi gerekiyor. Değerlendirme süreçlerinin ardından uygun bulunan öğrencilere sensör desteği sağlanacak. Başvurular için https://www.bursa.bel.tr/form/?form_id=b8b53cd277 adresi ziyaret edilebilir.
01 Mayıs 2026 Cuma - 15:00
Sınav döneminde kontrolsüz ilaç kullanımı
Sınav hazırlık sürecinde dikkat artırma vaadiyle kullanılan ürünler, doğru tedavinin önüne geçebiliyor. Ailelerin bilinçsiz yönlendirmeleri çocukların sağlığını riske atıyor. Türkiye’de milyonlarca öğrencinin geleceğini etkileyen LGS ve YKS sürecinde artan stres ve başarı baskısı, öğrenci ve aileleri "kısa yoldan çözüm" arayışına itiyor. Son dönemde özellikle dikkat ve odaklanmayı artırdığı iddia edilen bazı ilaçların, hekim kontrolü olmadan kullanılması ciddi bir tartışma konusu haline geldi. Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Cansu Gerçek, kamuoyunda "zihin açıcı" olarak bilinen ürünlere ilişkin önemli bilgiler paylaştı. Dr. Gerçek, bu ürünlerden biri olan sitikolin; beyin hücre zarının yapısında yer alan fosfolipitlerin sentezine katılan, nörolojik süreçlerde rol oynayan bir madde oldğunu belirterek, "Sitikolin, çocuk ve ergen psikiyatrisinde bazı seçilmiş vakalarda destekleyici amaçla kullanılabilir. Ancak hiçbir şekilde temel tedavinin yerine geçmez. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda birinci basamak tedavi, bilimsel etkinliği kanıtlanmış stimülan ilaçlardır. Sitikolin bu tedavilere alternatif değildir; yalnızca gerekli görüldüğünde ek destek olarak değerlendirilebilir. Kkontrolsüz kullanımın en büyük tehlikesi, çocukların doğru tanı ve tedaviye ulaşmasının gecikmesi ve farklı sağlık sorunlarına yol açabilme riski. Çünkü her dikkat sorunu aynı nedene dayanmayabilir. Her dikkat sorunu DEHB değildir. Bu nedenle hekime danışmadan yapılan her müdahale, asıl sorunun gözden kaçmasına neden olabileceği gibi farklı sağlık sorunlarına da yol açabilir" dedi. Dr. Cansu Gerçek özellikle sosyal medya ve kulaktan dolma bilgilerle yapılan yönlendirmelerin ciddi risk taşıdığını belirterek, "Hekim önerisi olmadan ilaç kullanmayın, arkadaş tavsiyesi ile ilaca başlamayın ve gelişme çağındaki çocukların akademik başarısı için kimyasal destek arayışına girmeyin. Sitikolin gibi maddeler, doğru hastada ve doğru endikasyonla kullanıldığında fayda sağlayabilecek nörobiyolojik ajanlar arasında yer alıyor. Ancak bu durum, onların "herkes için uygun" olduğu anlamına gelmiyor. Gelişigüzel ‘zihin açıcı’ kullanımı doğru değildir. Kalıcı başarı, doğru tanı, uygun tedavi ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla mümkündür" dedi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
30 Nisan 2026 Perşembe- 09:15
Düşme sonrası gittiği hastanede nadir görülen ölümcül hastalığa yakalandığını öğrendi
2
30 Nisan 2026 Perşembe- 10:11
Grip olduğunu düşündü doktora gitmedi: Hayatının şokunu yaşadı
3
30 Nisan 2026 Perşembe- 10:04
İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Güner: "1 yılda 300 kere doktora giden hasta var"
4
01 Mayıs 2026 Cuma- 09:42
Dev sağlık tesisi hız kesmeden devam ediyor
5
01 Mayıs 2026 Cuma- 10:21
Mevsimsel alerjiler artışta
27 Ağustos 2025 Çarşamba - 14:04
Yüksekova’da hastane tuvaletleri QR kod sistemiyle daha temiz hale geliyor
Yüksekova Devlet Hastanesi, temizlik hizmetlerinde önemli bir yeniliğe imza attı. Hastane, tuvaletlerde QR kod temizlik uygulamasını hayata geçirerek hasta ve çalışan memnuniyetini artırmayı hedefliyor. Yüksekova Devlet Hastanesi’nin tuvaletlerine yerleştirilen QR kod sistemi sayesinde vatandaşlar ve hastane çalışanları, temizlik ihtiyaçlarını cep telefonları aracılığıyla anında bildirebilecek. Sistemin temel amacı, rutin temizlik saatlerini beklemeden karşılaşılan eksikliklere hızla müdahale etmek. "Bildirimler SMS ile personele ulaşıyor" Kullanıcılar, tuvaletlerdeki QR kodunu okuttuktan sonra açılan menüden "temiz, kirli, peçete yok" gibi durumları belirterek geri bildirimde bulunabiliyor. Yapılan bildirimler ilgili temizlik personeline doğrudan SMS yoluyla iletiliyor. Bu sayede personel vakit kaybetmeden belirtilen alana giderek eksikleri tamamlıyor. "Hijyen ve memnuniyet odaklı bir uygulama" Yüksekova Devlet Hastanesi İdari ve Mali İşler Müdür Yardımcısı Yiğit Nergiz, bu uygulamanın hastane genelinde daha temiz bir hizmet sunmak için başlatıldığını belirtti. Nergiz, "Vatandaşlarımız herhangi bir tuvaletimizde eksiklik fark ederse, karekod sistemi aracılığıyla bize anında bildirim yapabilirler. Mesai arkadaşlarımız da hemen eksikleri giderip bize bilgi veriyorlar. Bu sistem sayesinde hem hastanemizin hijyen standartlarını yükseltmeyi hem de hasta, çalışan ve ziyaretçilerimizin memnuniyetini artırmayı amaçlıyoruz" dedi. "Pilot uygulama Türkiye geneline yayılıyor" Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü tarafından farklı illerde pilot olarak uygulanan bu sistem, hastanelerde temizlik süreçlerini daha hızlı ve etkin hale getirmek amacıyla ülke genelinde yaygınlaştırılmaya başlandı. Yüksekova Devlet Hastanesi de bu yenilikçi uygulamayı ilk hayata geçiren kurumlardan biri oldu.
27 Ağustos 2025 Çarşamba - 14:00
Yüksekova’da hastane tuvaletleri QR kod sistemiyle daha temiz hale geliyor
Hakkari’nin Yüksekova Devlet Hastanesi, temizlik hizmetlerinde önemli bir yeniliğe imza attı. Hastane, tuvaletlerde QR kod temizlik uygulamasını hayata geçirerek hasta ve çalışan memnuniyetini artırmayı hedefliyor. Yüksekova Devlet Hastanesi’nin tuvaletlerine yerleştirilen QR kod sistemi sayesinde vatandaşlar ve hastane çalışanları, temizlik ihtiyaçlarını cep telefonları aracılığıyla anında bildirebilecek. Sistemin temel amacı, rutin temizlik saatlerini beklemeden karşılaşılan eksikliklere hızla müdahale etmek. "Bildirimler SMS ile personele ulaşıyor" Kullanıcılar, tuvaletlerdeki QR kodunu okuttuktan sonra açılan menüden "temiz, kirli, peçete yok" gibi durumları belirterek geri bildirimde bulunabiliyor. Yapılan bildirimler ilgili temizlik personeline doğrudan SMS yoluyla iletiliyor. Bu sayede personel vakit kaybetmeden belirtilen alana giderek eksikleri tamamlıyor. "Hijyen ve memnuniyet odaklı bir uygulama" Yüksekova Devlet Hastanesi İdari ve Mali İşler Müdür Yardımcısı Yiğit Nergiz, bu uygulamanın hastane genelinde daha temiz bir hizmet sunmak için başlatıldığını belirtti. Nergiz, "Vatandaşlarımız herhangi bir tuvaletimizde eksiklik fark ederse, karekod sistemi aracılığıyla bize anında bildirim yapabilirler. Mesai arkadaşlarımız da hemen eksikleri giderip bize bilgi veriyorlar. Bu sistem sayesinde hem hastanemizin hijyen standartlarını yükseltmeyi hem de hasta, çalışan ve ziyaretçilerimizin memnuniyetini artırmayı amaçlıyoruz" dedi. "Pilot uygulama Türkiye geneline yayılıyor" Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü tarafından farklı illerde pilot olarak uygulanan bu sistem, hastanelerde temizlik süreçlerini daha hızlı ve etkin hale getirmek amacıyla ülke genelinde yaygınlaştırılmaya başlandı. Yüksekova Devlet Hastanesi de bu yenilikçi uygulamayı ilk hayata geçiren kurumlardan biri oldu. (MT-ŞAK-
27 Ağustos 2025 Çarşamba - 13:41
Iraklı hasta Mersin’de şifa buldu
Mersin Şehir Hastanesinde Iraklı bir hasta ileri teknolojiyle gerçekleştirilen diz protezi ameliyatıyla sağlığına kavuştu. Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi, sağlık turizmi kapsamında uluslararası hastalara da umut olmaya devam ettiği belirtildi. Bu çerçevede Irak’tan gelen bir hasta, uzun süredir yaşadığı diz ağrıları nedeniyle Ortopedi Kliniğine başvurdu. Yapılan tetkiklerde hastada ileri derecede ’diz eklemi kireçlenmesi’ tespit edildi. Ortopedi Uzmanı Doç. Dr. Burkay Kutluhan Kaçıra, hastaya total diz protezi ameliyatı planladı. Operasyon, minimal invaziv teknik ve son nesil biyouyumlu protezlerle başarıyla gerçekleştirildi. Ameliyatın ardından hasta erken dönemde mobilize edilerek rehabilitasyon sürecine alındı. "Son nesil biyouyumlu protezler kullanarak başarıyla tamamladık" Yurt dışından gelen hastasında ileri derecede gonartroz tespit ettiklerini belirten Ortopedi Uzmanı Doç. Dr. Burkay Kutluhan Kaçıra, "Yapılan tetkikler sonrası total diz artroplastisi planladık. Operasyonu minimal invaziv teknikle, son nesil biyouyumlu protezler kullanarak başarıyla tamamladık. Ameliyat sonrası erken dönemde hastamız mobilize edildi ve rehabilitasyon sürecine alındı. Sağlık turizmi kapsamında, uluslararası hastalarımıza yüksek standartlarda cerrahi ve multidisipliner yaklaşım sunmaya devam ediyoruz" dedi. Hastane Başhekimi Prof. Dr. Mehmet Ballı ise Mersin’in sağlık turizminde önemli bir merkez haline geldiğini, modern altyapı ve uzman kadrosuyla dünyanın farklı coğrafyalarından gelen hastalara güvenle hizmet sunduğunu vurguladı.
27 Ağustos 2025 Çarşamba - 13:06
Sürpriz oyuncaklar çocukları kumara yönlendiriyor
Uzmanlar sürpriz oyuncakların çocuklarda kumar alışkanlığı oluşturabileceğini belirtirken, ebebeynlere alternatif olarak kültürümüzde de yeri olan bez bebekleri sağlıklı bir alternatif olarak gösteriyor. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Ahmet Erdem, son dönemde çocuklar arasında popülerleşen sürpriz oyuncakların bilinmezlik temelli yapısının, kumar alışkanlığına benzer bir tüketim döngüsü oluşturduğunu söyledi. Her kutudan hangi figürün çıkacağının bilinmemesinin, çocukları istedikleri ürünü bulana kadar sürekli alım yapmaya yönlendirdiğini vurgulayan Erdem, bu durumun oyuncağın kendisinden çok satın alma anındaki hazza odaklanmaya neden olduğunu belirtti. "Çocuk oyuncakla değil onu satın aldığı duyguyla ilgileniyor" Erdem, bu sürecin uzun vadede kumara yatkınlık geliştirebileceği uyarısında bulunarak, "Çocuk artık oyuncağın kendisiyle değil, onu satın alırken hissettiği duyguyla ilgileniyor. Bu, zihinde kumara benzer bir mekanizma oluşturuyor" dedi. "Bez bebekler sağlıklı bir alternatif olabilir" Geleneksel bez bebeklerin ise yalnızca oynama amacı taşıdığına dikkat çeken Erdem, içeriğinin görünür olması sayesinde tekrarlı alım baskısı oluşturmadığını ifade etti. Bez bebeklerin kültürel mirasla bağ kurma imkânı sunduğunu vurgulayan Erdem, "Bu oyuncaklar modern tüketim dayatmalarının aksine, geçmişin mirasını gelecek kuşaklara aktarmada sağlıklı bir alternatif olabilir" diye konuştu. "El yapımı bez bebek tercih ediyorum" Tokat Taşhan’da yöresel ürünler satan Sevgihan Telek ise, son dönemde Labubu gibi sürpriz oyuncaklara olan ilginin arttığını ancak bunun yerine el yapımı bez bebekleri tercih ettirdiğini söyledi.
27 Ağustos 2025 Çarşamba - 12:59
Şırnak’ta şap hastalığına karşı seferberlik
Şırnak’ta hayvan sağlığını korumak amacıyla şap hastalığına karşı kapsamlı bir denetim ve aşılama çalışması başlatıldı. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, kent merkezi ve ilçelerde sahaya inerek büyükbaş ve küçükbaş hayvanlarda sağlık taraması yaptı. Veteriner hekimler tarafından yürütülen kontrollerde, hayvanlara şap aşısı uygulanırken kimliklendirme ve kayıt altına alma işlemleri de eş zamanlı gerçekleştirildi. Tarım ve Orman Müdürlüğünce hastalığın yayılımını önlemek için üreticilere önemli uyarılarda bulunuldu. Müdürlükten yapılan açıklamada, ’’Şap hastalığı ciddi ekonomik kayıplara yol açabilir. Bu nedenle aşı programlarına eksiksiz uyulmalı, hayvan hareketlerinde dikkatli olunmalıdır" denildi. Ekiplerin il genelinde denetimlerini aralıksız sürdüreceği bildirildi.
27 Ağustos 2025 Çarşamba - 12:54
Sürpriz oyuncaklar çocukları kumara yönlendiriyor
Uzmanlar sürpriz oyuncakların çocuklarda kumara alışkanlığı oluşturabileceğini belirtirken ebebeynlere alternatif olarak kültürümüzde de yeri olan bez bebekleri sağlıklı bir alternatif olarak gösteriyor. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Ahmet Erdem, son dönemde çocuklar arasında popülerleşen sürpriz oyuncakların bilinmezlik temelli yapısının, kumar alışkanlığına benzer bir tüketim döngüsü oluşturduğunu söyledi. Her kutudan hangi figürün çıkacağının bilinmemesinin, çocukları istedikleri ürünü bulana kadar sürekli alım yapmaya yönlendirdiğini vurgulayan Erdem, bu durumun oyuncağın kendisinden çok satın alma anındaki hazza odaklanmaya neden olduğunu belirtti. "Çocuk oyuncakla değil onu satın aldığı duyguyla ilgileniyor" Erdem, bu sürecin uzun vadede kumara yatkınlık geliştirebileceği uyarısında bulunarak, "Çocuk artık oyuncağın kendisiyle değil, onu satın alırken hissettiği duyguyla ilgileniyor. Bu, zihinde kumara benzer bir mekanizma oluşturuyor" dedi. "Bez bebekler sağlıklı bir alternatif olabilir" Geleneksel bez bebeklerin ise yalnızca oynama amacı taşıdığına dikkat çeken Erdem, içeriğinin görünür olması sayesinde tekrarlı alım baskısı oluşturmadığını ifade etti. Bez bebeklerin kültürel mirasla bağ kurma imkânı sunduğunu vurgulayan Erdem, "Bu oyuncaklar modern tüketim dayatmalarının aksine, geçmişin mirasını gelecek kuşaklara aktarmada sağlıklı bir alternatif olabilir" diye konuştu. "El yapımı bez bebek tercih ediyorum" Tokat Taşhan’da yöresel ürünler satan Sevgihan Telek ise, son dönemde Labubu gibi sürpriz oyuncaklara olan ilginin arttığını ancak bunun yerine el yapımı bez bebekleri tercih ettirdiğini söyledi.
27 Ağustos 2025 Çarşamba - 11:40
Doç. Dr. Yıldırım: "Tiroit nodülleri toplumda çok sık görülmekte"
Tiroit nodüllerinin toplumda çok sık görüldüğünü belirten Doç. Dr. Mustafa Yıldırım, "Bunları çoğu iyi huylu karakterlidir. Bazı iyi huylu nodüller, hastalarda yutma güçlüğü ve nefes darlığına sebep olabilmektedir" dedi. Fırat Üniversitesi Hastanesi Girişimsel Radyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Yıldırım, tiroit nodüllerinde uygulanan ameliyatsız tedavi hakkında bilgiler verdi. Yıldırım, "Tiroit nodülleri toplumda çok sık görülmektedir. Bunları çoğu iyi huylu karakterlidir. Bazı iyi huylu nodüller, hastalarda yutma güçlüğü ve nefes darlığına sebep olabilmektedir. Ayrıca bazı hormonlar fazla çalışarak tiroit hormon üretimi yapabilmektedir. Biz bu nodülleri uygun hastalarda mikrodalga ablasyon yöntemi ile yakılabilmekteyiz. Mikrodalga ablasyon yöntemi ile hastaların tiroit nodülleri küçülmektedir. Mikrodalga ablasyon işlemi ameliyata alternatif bir işlemdir. Sadece lokal anestezi eşliğinde bu işlemi yapıyoruz. Lokal anestezi sonrasında hastalar herhangi bir ağrı hissetmiyor. Hastalar aynı gün işlem bitiminden sonra taburcu olabiliyor. Uygulanan yöntemden sonra hastanın tiroit nodüllerinde belirgin küçülmeler görmekteyiz. Birinci ayda yüzde 30, üçüncü ve altıncı ay kontrollerinde yüzde 50 ve 12’inci aya doğru yüzde 70 ile 80 arasında nodüllerde küçülme yakalayabiliyoruz. Bu sayede hastaların semptomlarını iyileştirebilmekteyiz" diye konuştu.
27 Ağustos 2025 Çarşamba - 10:45
"İnatçı sırt ve bel ağrıları multipl miyelom işareti olabilir"
Multipl miyelom hakkında bilgi veren Hematoloji Uzmanı Dr. Nihan Alkış, "Kemik iliğinde bulunan plazma hücrelerinden kaynaklanan multipl miyelom, tüm kanserlerin yaklaşık yüzde 1’ini, hematolojik kanserlerin ise yüzde 10’unu oluşturur. İleri yaş, hastalıkta en önemli risk faktörüdür. Özellikle bel, sırt ve kaburgalarda ortaya çıkan inatçı ağrılar, patolojik kemik kırıkları, açıklanamayan kansızlık ve böbrek yetmezliği bu hastalıkta sık karşılaşılan durumlardır" dedi. Kemik iliğinde bulunan plazma hücrelerinden kaynaklanan multipl miyelom, tüm kanserlerin yaklaşık yüzde 1’ini, hematolojik kanserlerin ise yüzde 10’unu oluşturuyor. Genellikle ileri yaşlarda görülen bu hastalık, son yıllarda gençlerde de sık teşhis edilmeye başlandı. VM Medical Park Bursa Hastanesi Hematoloji Uzmanı Dr. Nihan Alkış, multipl miyelomun erken dönemde fark edilmesinin hastalığın gidişatında büyük önem taşıdığını vurguladı. "İnatçı sırt ve bel ağrılarını hafife almayın" Multipl miyelomun en sık görülen belirtisinin kemik ağrısı olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Nihan Alkış, "Özellikle bel, sırt ve kaburgalarda ortaya çıkan inatçı ağrılar, patolojik kemik kırıkları, açıklanamayan kansızlık ve böbrek yetmezliği bu hastalıkta sık karşılaşılan durumlardır. Bunun yanında, halsizlik, tekrarlayan enfeksiyonlar, sinir hasarına bağlı uyuşmalar ve kilo kaybı da önemli uyarıcı deliller arasında yer alır" dedi. "Risk gruplarında daha sık görülüyor" Hastalığın görülme riskini artıran faktörler hakkında bilgi veren Uzm. Dr. Alkış, "İleri yaş en önemli risk faktörüdür. Bunun dışında erkek cinsiyet, ailede miyelom öyküsü, kimyasal madde maruziyeti ve monoklonalgamopati (MGUS) varlığı da riski artırmaktadır" diye konuştu. "Tanı için kemik iliği biyopsisi gereklidir" Tanıda kullanılan yöntemlere değinen Uzm. Dr. Alkış, "Kan ve idrar testlerinde M proteini varlığı, görüntüleme yöntemlerinde kemiklerde görülen litik lezyonlar ve kemik iliğinde klonal plazma hücre artışı tanının temelini oluşturur. Bu yüzden tanı için kemik iliği biyopsisi mutlaka yapılmalıdır. Erken tanı, tedavinin başarısı açısından kritik öneme sahiptir" açıklamasında bulundu. "Erken tanı hastalığın seyrini değiştiriyor" Uzm. Dr. Nihan Alkış, sözlerini şu şekilde tamamladı: "Bel ve sırt ağrıları geçmeyen, nedeni açıklanamayan kansızlık ya da sık tekrarlayan enfeksiyon yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden hematoloji uzmanına başvurması gerekir. Düzenli kontroller ve erken müdahaleler sayesinde hastalığın gidişatını değiştirmek mümkündür."
27 Ağustos 2025 Çarşamba - 10:41
BUÜ’den uluslararası tüberküloz araştırmasına önemli katkı
Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) akademisyenlerinin aralarında bulunduğu uluslararası bir araştırma ekibi, tüberküloz (verem) enfeksiyonunun tanısında yaygın olarak kullanılan bir testin bağışıklığı zayıflamış hastalarda tek başına yeterli olmadığını ortaya koydu. Almanya’daki Saarland Üniversitesi ve Borstel Araştırma Merkezi liderliğinde, 11 Avrupa ülkesinden 21 merkezin katılımıyla yürütülen bu kapsamlı çalışmaya Türkiye’den BUÜ Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aslı GörekDilektaşlı ve BUÜ İmmünoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Barbaros Oral katkı sağladı. Çalışmada, QuantiFERON-TB Gold Plus (QFT+)adı verilen tüberküloz enfeksiyonu tanı testinin, özellikle bağışıklığı baskılanmış hasta gruplarında ne kadar güvenilir olduğu incelendi ve elde edilen deliller, prestijli ve etkin bir bilim dergisi olan TheLancetRegionalHealth - Europe’dayayımlandı. Teşhisi zor bir hastalık Konu hakkında bilgi veren BUÜ İmmünoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Barbaros Oral, uluslararası bir araştırmada yer almaktan büyük gurur duyduklarını belirtti. Oral, "Tüberküloz, bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerde çok daha kolay ilerleyebilen, tehlikeli bir hastalıktır. Bu nedenle organ nakli, kök hücre nakli, romatoidartrit, kronik böbrek yetmezliği veya HIV enfeksiyonu gibi durumlarda bağışıklığı baskılanmış bireylerin tüberküloz enfeksiyonu taşıyıp taşımadığını belirlemek hayati önem taşıyor. Günümüzde, tüberküloz enfeksiyonunun teşhisi için hala standart bir yöntem bulunmuyor. Yaygın kullanılan Tüberkülin Cilt Testi’nin (PPD) duyarlılık ve özgüllük açısından ciddi sınırlılıkları var. Bu nedenle geliştirilen alternatif yöntemlerden biri olan QuantiFERON-TB Gold Plus (QFT+) testi, vücudun verem mikrobuna karşı bağışıklık tepkisini ölçüyor. Ancak, bağışıklık sistemi zayıfsa bu test yanlış negatif sonuçlar verebiliyor" açıklamasında bulundu. Testin güvenirliği sorgulandı BUÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aslı GörekDilektaşlıise çalışmanın, alanında bugüne kadar yapılmış en büyük çok merkezli araştırma olduğunu vurguladı. Dilektaşlı, "Avrupa çapında tüberküloz araştırmaları yürüten TBnet ağı kapsamında; bağışıklık sistemleri zayıflayan 2.600’den fazla hastanın verisini incelediğimiz kapsamlı bir çalışma yürüttük. Yürütülen bu araştırmada, QFT+ testinin özellikle bağışıklığı baskılanmış bireylerde tek başına güvenilir bir test olmadığını ve gelecekte tüberküloz hastalığı gelişimini öngörmede zayıf bir yöntem olduğunu ortaya koyduk. Bu sonuçlar ışığında, özellikle bağışıklığı baskılanmış hasta gruplarında, tüberküloz enfeksiyonu tanısı için QFT+ testinin tek başına kullanılmaması gerektiği sonucuna vardık."ifadelerini kullandı.
27 Ağustos 2025 Çarşamba - 10:38
Uzm. Dr. Okur: "Çocuklarda görülen anemi okul başarısında önemli rol oynar"
Okullar açılmadan önce çocuklara sağlık kontrolü yaptırılması gerektiğine dikkat çeken Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Salahattin Okur, "Çocuklarda görülen anemi okul başarısında önemli rol oynar. Tanısı oldukça kolay konulabilen aneminin tedavi edilmesi çocukta gözle görülür bir farka neden olmaktadır" dedi. Acıbadem Adana Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Salahattin Okur, çocukların sağlıklı ve başarılı bir eğitim-öğretim yılı geçirmesi için okullar açılmadan önce fiziksel, zihinsel ve sosyal gelişimlerinin değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Rutin sağlık kontrollerinin bu açıdan büyük önem taşıdığını vurgulayan Okur, okula dönüşte yapılan sağlık kontrollerinin öğrencilerin yeni eğitim-öğretim yılına sağlıklı bir şekilde başlamasını sağladığını anlattı. Dr. Okur sağlık taramalarında kilo ve boy ölçümü ile çocuğun büyümesinin değerlendirilerek, detaylı fizik muayenesi yapılması, tam kan sayımı, demir, B12 vitamini, D vitamini, tam idrar tahlili, kan kolesterol ve lipid profiline bakılabileceğini; ayrıca aile öyküsüne göre açlık kan şekeri ve tiroit fonksiyon testlerine ihtiyaç duyulabileceğini dile getirdi. Çocukların okul başarısında önemli rolü olan anemi (kansızlık) tespiti ve tedavisinin önemine işaret eden Dr. Okur, "Çocuklarda anemi; halsizlik, çabuk yorulma, solukluk ve daha birçok bulgu ile kendini gösterebilmektedir. Çocuklarda görülen anemi okul başarısında önemli rol oynar. Tanısı oldukça kolay konulabilen aneminin tedavi edilmesi çocukta gözle görülür bir farka neden olmaktadır. Yine tiroit hormonları tüm vücut fonksiyonlarında rol oynar, zihinsel performans için de tiroit hormonlarının normal seviyelerde olması gerekmektedir" dedi. "Bağışıklık için D vitamini ve çinko önemli" Sağlıklı beyin gelişimi ve nörolojik fonksiyonların aktif kalabilmesi açısından kandaki B12 vitamini seviyelerinin oldukça kritik olduğunu hatırlatan Dr. Okur, "D vitamini düzeylerinin kontrolü ve eksikliğinde tedavisi de hem bağışıklık hem kemik sağlığı için çok önemlidir. Çinko da yine bağışıklık sistemi üzerinde önemli rol oynamaktadır" diye konuştu. Okur, balık gibi zengin omega 3 kaynağı tüketimi yeterli olmayan çocuklara hem zihinsel fonksiyonları iyileştirmede hem de genel vücut sağlığı için doktor kontrolü ile omega-3 takviyeleri önerdi. Aşılara da değinen Dr. Okur, eksik aşılar varsa okul öncesi dönemde mutlaka tamamlanması gerektiğini de söyledi. Okur, okula başladıklarında kalabalık ve kapalı bir ortama girecekleri için enfeksiyon hastalıklarının kolay yayılabildiğini belirterek, "Bu yüzden rutin aşı takviminde olan aşılar eksiksiz uygulanmalı; astım, diyabet, kalp hastalığı gibi kronik hastalığı olan çocuklara mevsimsel grip aşısı yapılmalıdır" ifadelerini kullandı. "Görme ve işitme problemleri çocukları hırçınlaştırabilir" Çocuklardaki işitme kaybının hem konuşma hem de dil gelişiminde sorunlara neden olacağına da dikkat çeken Dr. Okur, şunları ifade etti: "Bu nedenle 4-5 yaşlarında ve okul çağında işitme durumunun değerlendirilmesi gerekir. Ayrıca yapılacak göz taramaları ile çocukta görme tembelliği, şaşılık ya da yüksek derece kırma kusurları olup olmadığı tespit edilmelidir. Görme ve işitme problemleri olan çocukların huzursuz, hırçın ve derslerinde başarısız olduğu da unutulmamalıdır." Okur, diş problemlerinin de çocuklarda öğrenmeyi ve derslere karşı ilgi ve odaklanmayı azaltabileceğini, bu nedenle okul öncesi mutlaka diş muayenesi yaptırılması ve dişlerin düzenli olarak fırçalanması gerektiği uyarısında bulundu. "İlkokul çocukları günde 9-10 saat uyumalı" Okul döneminde bağışıklığı artırmak için sağlıklı ve dengeli beslenmenin öneminden bahseden Dr. Okur, "Güne mutlaka kahvaltı yaparak başlanmalı, paketli gıdalardan uzak durulmalı, gün içerisinde kuru veya taze meyve, özellikle probiyotik içeren yoğurt gibi ürünler tüketilmelidir. Beslenmede protein, yağ, karbonhidrat dengesi yaşına uygun olarak ayarlanmalı, gün içerisinde yeterli miktarda su alınmalı, asitli içecek ve hazır meyve sularından uzak durulmalıdır. Yetersiz ve kalitesiz uyku gün içi uykulu hissetmeye neden olur, öğrenme, hafıza, dikkat üzerine olumsuz etki eder. Yapılan araştırmalarda uyku sorunları, çocuklarda artmış dürtüsellik ve saldırganlık, kaygı bozukluğu, karşı olma davranışı ile ilişkilendirilmiştir. 3-5 yaş çocukların günde 11-12 saat, 6-12 yaş çocukların günde 9-10 saat, 13-18 yaş çocukların 8 saat uyuması gerekmektedir" diyerek sözlerini tamamladı.
27 Ağustos 2025 Çarşamba - 10:28
Kısırlık sorunu olanların yüzde 30-40’ında varikosel görülüyor
Üroloji Uzmanı Opr. Dr. İdris Kıvanç Cavıldak, kısırlık (infertilite) sorunuyla doktora başvuranların yaklaşık yüzde 30-40’ında varikosele rastlandığını söyledi. Liv Hospital Samsun Üroloji Uzmanı Opr. Dr. İdris Kıvanç Cavıldak, testis torbası içerisinde yer alan damarların şişmesi olarak adlandırılan varikosel hakkında açıklamalarda bulundu. Varikoselin en belirgin belirtilerini sıralayan Opr. Dr. İdris Kıvanç Cavıldak, "Kısırlık; testis ısısının bozulması, kirli kan içindeki toksik maddelerin testiste birikmesi ile testis fonksiyonları etkilenir. Bu durum öncelikle sperm üretimini, ileri evrelerde ise erkeklik hormonu üretimini bozar. Varikosel düzeltilebilir erkek kısırlığının en sık sebebini oluşturmaktadır. Testiste şişlik ve kabarıklık; damarlardaki genişleme, bir süre sonra dışarıdan görülecek kadar belirginleşip, bacaklarda görülen varislere benzer görünüm alabilmektedir. Bu durum dışarıdan kabarıklık ve şişlik şeklinde kendini belli etmektedir. Testiste ağrı; varikosel ağrısı testiste olan rahatsız edici künt nitelikte kendini belli eden bir ağrıdır. Bu ağrı genelde kasık bölgesinde ve testiste hissedilebildiği gibi zaman zaman bacağa doğru da yayılabilir. Testiste küçülme; varikosel ilerleyen dönemlerde sperm ve erkeklik hormonu üretiminden sorumlu olan testisin boyutlarında küçülmeye neden olabilmektedir. Bu durum kendini kısırlık, cinsel isteksizlik ve cinsel sağlık sorunları ile gösterebilmektedir" dedi. "Varikosel tanısı elle muayene ile konulmaktadır" Varikosel tanısının nasıl konduğuna değinen Opr. Dr. Cavıldak, "Varikosel tanısı elle muayene ile konulmaktadır. Muayene neticesine göre varikosel 3 dereceye ayrılmaktadır. Varikosel tanısı konulduktan sonra, mutlaka testis boyutları ve kıvamı da kontrol edilmelidir. Klinik tanıyı desteklemek için gerektiğinde Skrotal Doppler Ultrasonografi yapılabilir ancak tanı için mutlak gerekli değildir. Sperm parametrelerinin değerlendirildiği semen analizinin yapılması ise varikosel ameliyatı gerekliliği konusunda belirleyici olmaktadır. Varikosel teşhisi konulan kişilerde kısırlık problemi yoksa, testis boyutları ve semen parametreleri etkilenmemişse destek tedavisi önerilebilir. Ameliyat kararı verebilmek için hastada muayene ile varikosel sorununun ortaya konulması ve bu durumun sperm parametrelerini etkilediğinin gösterilmesi gereklidir. Yine adolesan dönem erkeklerde varikosele bağlı testis boyutları arasında yüzde 10’dan fazla hacim farkı oluşmuşsa, ameliyat önerilmektedir. Varikosel ameliyatının mikro cerrahi teknikle mikroskop kullanılarak yapılması gerekir. Kasık bölgesinden 2 santimlik bir kesiden girilerek mikroskobik büyütme altında genişlemiş toplardamarlar bağlanır. Atardamarlar, lenfatikler ve sperm taşıyan kanalların hasar görmemesi ve buna bağlı istenmeyen komplikasyonların oluşmaması için mikro cerrahi yöntemin kullanılması oldukça önemlidir. Yine mikro cerrahi yöntem ile yapılan ameliyat sonrası varikoselin tekrarlama riski oldukça düşük olup, yüzde 0’a yakın iken klasik teknikle bu oran yüzde 15 civarındadır" diye konuştu. Varikosel ameliyatı için mikro cerrahinin çok önemli olduğunu belirten Opr. Dr. Cavıldak, ayrıca şunları söyledi: "Bu işlem güçlü operasyon mikroskopu altında gerçekleştiği zaman ameliyat sonrası nüks ihtimali çok düşüktür. Başarı oranı (sperm parametrelerinde düzelme ve gebelik şansı) daha yüksektir. Komplikasyon riski (lenfatik, atardamar ve sperm kanallarının yaralanması) oldukça düşüktür. Ameliyat sonrası erken dönemde yara yeri temizliğine ve ameliyat bölgesine darbe almamaya dikkat etmek gerekir. Yara yerinin 2-3 gün pansuman yapılıp kapalı kalması ve duş alınmaması tavsiye edilir. İlk 1 ay ağır efor gerektiren sporlardan, hareketlerden ve cinsel aktiviteden uzak durmalarında fayda vardır. Dengeli ve düzenli beslenme, düzenli uyku, stresten ve sigara gibi zararlı alışkanlıklardan uzak durma hem ameliyat sonrası iyileşme hem de sperm değerlerinin hızlı düzelmesi için önemlidir."
27 Ağustos 2025 Çarşamba - 10:18
Testis kanseri erken teşhisi için geliştirilen yerli tanı kiti, yatırım aldı
Doç. Dr. Nazlı Ece Güngör, 15-45 yaş arası genç erkeklerde görülen testis kanserinin erken tanısına yönelik önemli bir bilimsel çalışmaya imza attı. Doç. Dr. Güngör’ün patent sürecinde olan çalışması, "INNOWIN HEALTH-Sağlık Girişimcilerini Geliştirme Platformu" tarafından yatırım aldı. Testis kanserinin erkeklerde en sık rastlanan kötü huylu tümörlerden biri olduğunu vurgulayan Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Histoloji ve Embriyoloji Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Güngör, "Hastalık erken teşhis edilmediğinde hem kısırlığa neden olabiliyor hem de tedavi süreci uzuyor. Biz, menide, tükürükte veya kan örneklerinde testosteron seviyesini ölçerek kanseri erken evrede tespit edebilen bir tanı kiti geliştirdik. Bu kit sayesinde hem kısırlık riski azaltılacak hem de tedavi süreci hızlanacak" dedi. Çalışma, Biruni Teknopark bünyesinde 2023’ten bu yana faaliyet gösteren Neopreklinik ile İtalya Ulusal Araştırma Konseyi (CNR) iş birliğiyle yürütüldü. Doç. Dr. Güngör, projenin toplumsal etkisine dikkat çekerek, "Bu tarama testleri, genç erkeklerin ve ailelerin testis kanseri konusunda bilinçlenmesini sağlayacak. Toplum sağlığını güçlendiren bir farkındalık hareketi olmayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. İlk işbirliği yapıldı Bu yenilikçi proje aynı zamanda Biruni Üniversitesi ve Biruni Teknopark öncülüğünde kurulan, sağlık girişimcilerini desteklemek üzere hayata geçirilen "INNOWIN HEALTH - Sağlık Girişimcilerini Geliştirme Platformu" kapsamında geliştirilen ilk işbirliklerinden biri oldu. Girişimcilerin sağlık alanındaki yenilikçi çözümlerini desteklemek, ticarileşme süreçlerini hızlandırmak ve toplum sağlığına katkı sunmak amacıyla kurulan platform, ilk sözleşmesini Doç. Dr. Güngör tarafından kurulan Neopreklinik ile yaptı. İmza töreni gerçekleştirildi Biruni Üniversitesi’nde gerçekleştirilen imza törenine, üniversite Rektörü ve INNOWIN HEALTH Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Adnan Yüksel, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Zekeriya Avşar, Teknopark Genel Müdürü Sezgin Erzan, Doç. Dr. Nazlı Ece Güngör, yönetim kurulu üyeleri ile birlikte vizyon kurulu üyeleri katıldı. "Testis kanserinin erken evrede tespit edilmesine önemli katkılar sunacak" İmza töreninin ardından Rektör Prof. Dr. Adnan Yüksel yaptığı konuşmada, "Biruni Üniversitesi olarak bilimsel araştırmaların sadece akademik yayınlarla sınırlı kalmasını değil, topluma doğrudan fayda sağlayan projelere dönüşmesini önemsiyoruz. Doç. Dr. Nazlı Ece Güngör’ün geliştirdiği bu erken tanı kiti, genç erkeklerin hayatına dokunacak ve testis kanserinin erken evrede tespit edilmesine önemli katkılar sunacak. Üniversite olarak, bilim insanlarımızın yenilikçi fikirlerini hem ulusal hem de uluslararası girişimcilik ekosistemiyle buluşturmaya devam edeceğiz" dedi. Doç. Dr. Güngör ise, "Patent süreci devam eden bu erken tanı kiti, INNOWIN HEALTH’in sunduğu girişimcilik desteğiyle en kısa zamanda klinik uygulamalara geçmeyi hedefliyor. Bu sayede Türkiye’nin dört bir yanındaki genç erkekler, kolay ulaşılabilir tarama testleriyle testis kanseri riskine karşı korunabilecek" ifadelerini kullandı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder