SAĞLIK - 30 Nisan 2026 Perşembe 10:04

İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Güner: "1 yılda 300 kere doktora giden hasta var"

A
A
A

İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, başvuruda ilk basamağın aile hekimi olması gerektiğini söyleyerek, "Kocamustafapaşa’da bir teyzemiz vardı, bir yılda 300 kere doktora gitmişti, sordum; ‘Alışkanlığım böyle’ dedi. Sosyalleşme aracı olarak da kullanıyorlar, ihtiyacı olan hastanın ulaşmasıyla ilgili problem yaşama ihtimalimiz var. Acilde sarı ve kırmızı alanda herhangi bir sıkıntı yok. Yoldan geçerken ‘Bir acile uğrayayım’ , ‘Pazara inmiştim, gelmişken bir acile uğrayayım’ bunlarla karşılaşıyoruz. Vatandaşlar, evine ortalama 7 dakika yürüme mesafesindeki aile hekimliklerine başvurarak sorunlarının çoğunu çözebilir" dedi.

İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, megakentteki muayene sayılarından devam eden sağlık yatırımlarına kadar birçok konuda bilgi verdi. Vatandaşların aile hekimliklerine başvurusunun önemine dikkat çeken Doç. Dr. Güner, İstanbul’daki ilk 3 aya ilişkin verileri de paylaştı.

"Kocamustafapaşa’da bir teyzemiz 300 kere doktora gitmişti"

’İstanbul’da 53 tane devlet, 130’dan fazla özel hastane var’ diyerek sözlerine başlayan Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, "Aile hekimlikleriyle beraber devasa bir sistemde sağlık hizmeti sunuyoruz. Bunun için zaten dünyanın sağlık başkenti diyoruz. 7-24, bayramı seyranı, gecesi gündüzü olmadan hiçbir şekilde inkıtaya uğramaması gereken bir süreç var. Sağlık hizmetini kesintisiz bir şekilde veriyoruz. 201 ülkeden 500 bin vatandaşın genel cerrahi, ortopedi, onkoloji hastalarının gelip şifa bulduğu bir kentten bahsediyoruz. Estetik olsun botoks, rinoplasti olsun, saç ekimi İstanbul’da hatta Antalya, İzmir gibi noktalarda da büyük bir teveccühle tüm dünyada karşılanıyor. Şunu biliyoruz ki; İstanbul bu noktanın ana başkenti. 2025 yılında 207 milyon muayene, 2 milyon 600 bin ameliyat. Sadece 5 milyon kardiyoloji muayenesi yapmış durumdayız, 90 bine yakın anjiyo, 100 binden fazla kalp ameliyatı. 207 milyon muayene yapmışız kişi başı 12’ye denk geliyor, bu tüm dünyanın ortalamasının çok üstünde bir rakam. İnsanlar sağlık hizmetine erişmekte zorluk yaşamıyorlar ama bir problem de şu; acaba doğru sağlık hizmetine mi ulaşıyoruz? En yakın sağlık danışmanımız kim; aile hekimi. Ben hastaneye geçen sene sadece 1 kere başvurdum, Kocamustafapaşa’da bir teyzemiz vardı, bir yılda 300 kere doktora gitmişti. Ben de aradım, sordum, neden? O, ‘Alışkanlığım böyle’ dedi. Pazartesi, Salı, Çarşamba, Perşembe, Cuma, Çapa’sı, Samatya’sı, Haseki’si. Sosyalleşme aracı olarak da kullanıyorlar, bizim ihtiyacı olan hastanın ulaşmasıyla ilgili problem yaşama ihtimalimiz var. Teyzemiz 1 yıl içinde gitmiş zaten 365 gün var, aynı gün içinde 3-4 yere gitmiş olması gerekiyor. Bu bir alışkanlık olmuş " dedi.

"3 branş dışında her branşa aynı güne randevu verebiliyoruz"

‘80’den fazla branşta randevu açıyoruz’ diyen Doç. Dr. Güner, "MHRS’yi kontrol ettiğimizde 3 tane branşımız dışında her branşa aynı güne randevu verebiliyoruz. 3 branş; göz, cildiye ve kardiyoloji. Bunlara 10 gün içinde randevu verebilir durumdayız. İsteğimiz şu; nitelikli tetkik dediğimiz kolonoskopi, endoskopi, ameliyat süreleri gibi bunların da minimize edilebilmesi. Şükür olsun sayın Bakanımız, Bakan olduktan sonra geliştirdiği performans sistemleriyle, kamu hastane sistemleriyle bu rakamlar geriye doğru geldi. Muayene ile ilgili problemi çözmüş olduk. Yapay zekaya, internete sorduğumuz kadar aile hekimine sorsak o 12 başvurunun belki 3,4’ünü minimize etmiş olacağız. İstanbul’da 43 milyon radyolojik görüntüleme yapılmış, 207 milyon muayenenin üzerine" ifadelerini kullandı.

İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Güner:

"Akşam polikliniklerinde 1 milyondan fazla muayene yapmış durumdayız"

‘Akşam poliklinikleri bir ihtiyaç olarak belirlediğimiz bir şey’ diyerek sözlerine devam eden Doç. Dr. Güner, vatandaşların da süreçten memnun olduğunu ifade ederek, "Çok büyük teveccühüyle karşılaşıyor. İnsanlar çalışırken muayeneye ulaşmakta zorluk yaşıyorlar. Muayene için izin almanız gerekiyor. Şu anda akşam 17.00’dan gece 22.00’a kadar akşam poliklinikleri tesisleştirdik. Günden güne de sayılarını artırıyoruz. Biz 2025’in ekiminde başladık. Akşam polikliniklerinde 1 milyondan fazla bir muayene yapmış durumdayız. Sarı ve kırmızı alan acil kapsamında herhangi bir sıkıntı yok, bekleme sürelerimiz de çok düşük. Sorun şu; MHRS’yi takip etmezsek, randevu almazsak, gerekli kontrol ve muayenelerimizi zamanında yapmaya çalışmazsak ilk başvurduğumuz yer acil oluyor. Yoldan geçerken ‘Bir acile uğrayayım’ diyenler oluyor veya ‘Pazara inmiştim, gelmişken de bir acile uğrayayım’ bunlarla karşılaşıyoruz. Ortalama bekleme süremiz 20-30 dakika arasında değişiyor. Vatandaşlar, evine ortalama 7 dakika yürüme mesafesindeki aile hekimliklerine başvurarak sorunlarının çoğunu çözebilir" diye konuştu.

"Şu anda İstanbul’daki doğurganlık hızı 1,2"

Sözlerini sürdüren Doç. Dr. Güner, "Şu anda İstanbul’daki doğurganlık hızı 1,2. Türkiye’de bu 1.48’lerde aslında 2,1’in üzerine çıkartmamız lazım. Şöyle düşünün; nüfusunuz sabit kalsa bile yaşlılara bakacak genç nüfusa ihtiyacınız var. Sezaryen ile mücadelemizde ana noktalardan birisi bu, sağlık açısından değerlendirdiğimizde her türlü ameliyatın bir komplikasyon, hastamıza zarar verme riski var. Nüfus piramidimiz günden güne yaşlanıyor. Aile Yılı ilan edilmesinin ana etmenlerinden biri de bu, biz de sağlık açısından üzerimize düşen vazifeleri yaparak bununla mücadele etmemiz lazım. 2,6’lardan itibaren Türkiye’nin doğum hızı 1,48’lere kadar düştü" şeklinde konuştu.

"İlk 3 ayda 61 milyon muayene yaptık"

2026 yılının ilk 3 ayına ilişkin istatistiklere ilişkin konuşan Doç. Dr. Güner, "İlk 3 ay verilerimize de bakmak gerekirse 2025’i 207 milyon ile kapattık. İlk 3 ayda 61 milyon muayene yaptık, yine yüksek bir rakam ve altını çizmek istiyorum; Ramazan olmasına rağmen. 880 bin ameliyat, 11 milyon görüntüleme. Sorun şu; 2 ihtimal var, vatandaşımız ya gereksiz yere doktora gidiyor, bunu engellememiz lazım ya da sağlığını korumuyor, doktora gitmek zorunda kalıyor, bunu da engellememiz lazım. Onun için korumak, korumak, korumak. Aile hekimi sadece ilaç yazdırılan, çocuğunuzu aşıya götürdüğünüz, gebe olduğunuzda izlemleri yaptırdığınız yer değil, sizin sağlıkla ilgili, genel cerrahi, kardiyoloji ile ilgili olsun soruyu soracağınız kişi" dedi.

Hasibe Karadağ - Emirhan Toplu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Kepez’de Uluslararası Mozaik Sempozyumu başlıyor Kepez Belediyesi ev sahipliğinde, Uluslararası Mozaik Sempozyumu ’Annelerin Sabrıyla Taşların Dili’ temasıyla Dokumapark Modern Sanatlar Galerisi’nde gerçekleştirilecek. Meksika’dan İtalya’ya, Rusya’dan Hollanda’ya kadar birçok sanatçıyı ağırlayacak sempozyum, 2 Mayıs Cumartesi günü saat 16.00’da başlayacak. Kepez’de sanat ve kültürlerarası buluşma, "Annelerin Sabrıyla Taşların Dili" temasıyla hayat buluyor. Kepez Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenen Uluslararası Mozaik Sempozyumu, sanatseverleri bir araya getirmeye hazırlanıyor. Sempozyumun açılışı 2 Mayıs saat 16.00’da, sergi açılışı ise 10 Mayıs saat 14.00’te Dokumapark Modern Sanatlar Galerisi’nde gerçekleştirilecek. Küratörlüğünü Rabia Alagöz’ün üstlendiği etkinlik, farklı coğrafyalardan sanatçıları Kepez’de buluşturacak. Meksika’dan İtalya’ya, Rusya’dan Hollanda’ya uzanan geniş bir katılımcı yelpazesiyle dikkat çeken sempozyumda, Rodrigo Garcia, Girgis Mickail, Mireille Elkess Youhanna, Xenia Samokina, Ekatarina Shmorgun, Suzanne Blom, Darya Zharikova gibi uluslararası isimlerin yanı sıra Türkiye’den Sibel Akbaba, Gülçin Sökücü, Duygu Özkan, Meltem Yalçıkaya Temel, Ceren Karabaki, Emine Öztürk, Metin Katarcı, Nedret Yıldırım Demir gibi birçok sanatçı da yer alacak. Akademik katkılar da sempozyumun önemli bir parçasını oluşturacak. Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ömer Zaimoğlu, Doç.Dr. Işılay Konak, Tunus- Sfax Yüksek Sanatlar ve Zanaatlar Enstitüsü Ögr. Gör.Hana Krichen, Akdeniz Üniversitesi’nden Havva Çetin, Başak Serçe, Hüsna Ela Akbulu ve Gülhan Özdemir gibi akademisyenlerde sempozyumda yerini alacak. Taşın en sade halinden başlayarak sabırla işlenen ve bir hikayeye dönüşen eserler, izleyicilere hem üretim sürecini gözlemleme hem de ortaya çıkan sanat eserleriyle buluşma imkanı sunacak. Sempozyum 2 Mayıs 24 Mayıs tarihleri arasında uluslararası sanatçıları Antalyalılarla buluşturacak.
Kahramanmaraş Okul saldırısında hayatını kaybeden Şuranur’un amcası: "O caninin mezarı bile belli değil" Kahramanmaraş’ta meydana gelen okul saldırısında hayatını kaybeden Kerem Erdem Güngör’ün babası Mustafa Güngör, "Çocukların katili olan bu çocuğun cenaze namazı kılınmadı ve kabri bile yok deniliyor. Yok olmaya mahkumlar" dedi. Hayatını kaybeden Şuranur Sevgi Kazıcı’nın amcası Şeref Kazıcı da, "Bizim şehitlerimizin mezarları belli. O cani ruhlu şahsın mezarı da belli değil" diye konuştu. Kahramanmaraş Ayser Çalık Ortaokulu’nda gerçekleşen silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden öğrencilerin aileleri mezarlık ziyaretlerini sürdürüyor. Aileler, çocuklarının mezar başlarına gelerek Kur’an-ı Kerim okuyup dualar ediyor. Okul saldırısında hayatını kaybeden Kerem Erdem Güngör’ün babası Mustafa Güngör, Kerem’in okul saldırısında sınıftaki diğer kızlara siper olduğunu ve kurtardığını söyledi. Oğlunun mezarına gelip dualar ettiğini ve oğluyla konuştuğunu da anlatan baba Güngör, "Başına bir şey gelmesinden hep endişe duyarak okula götürürdük. Böyle bir olay yaşandı ve çok üzgünüm. Kerem Erdem bu dünya zindanından kurtuldu diye teselli buluyorum. Yoksa kafayı yiyeceğim. Dün akşam yemek yiyoruz, ‘Kerem nerede’ diyorum. İçim cız ediyor Allah kimseye evlat acısı vermesin çok acı bir şey. Her sabah geliyorum Allah bizden daha merhametlidir oğlum, size daha güzel şeyler yediriyor ve içiriyordur, size daha iyi bakıyordur’ oğlum diyorum. Tek tesellim o yoksa düşündükçe çok kötü oluyorum. Günahsız ve niyeti ile beraber gitti. O kız çocukları kurtararak gitti, Allah bizi de onların şefaatçisi eylesin. Melek isimli arkadaşı geldi ağlıyor sarılıyor ve o kızımızla konuştum cani kısa süreli gelip gittiği için çocuklara fırsat tanımamış çocuğumuz orada nasıl şehit olmuş ben de bilemiyorum. Birkaç kere gelmiş gitmiş sınıfa" dedi. "Biz çocuğumuzu şımarmasın diye gece seviyorduk" Çocuğu ile hayallerinin olduğunu söyleyen ve ailelere seslenen baba Güngör, "Bu caninin bedenini beslemişler ruhunu beslememişler. Bu cani ortalama 1.80 boyunda 90 kilogram. İster emniyet müdürü ol, ister öğretmen ol beni hiç ilgilendirmez. Benim çocuğum bir tarafa dünya bir tarafa idi. Benim çocuğumu mahvettiniz, siz bu çocuğu beslemediğiniz için ruhunu benim çocuğum ve bu çocuklar hayatını kaybetti. Ruhunu beslemeyen kim varsa Türkiye’de lütfen iyi bakılsın iyi incelensin. Biz çocuğumuzu şımarmasın diye gece seviyorduk. Böyle bir çocukken birilerinin çocuğu geldi bizim çocuğumuzu hayatından etti. Ailelere sesleniyorum, ben de bir eğitimciyim. Böyle bir canilik ve katliam yapacak düzeye gelemez. Babası hala, ’benim çocuğum zeki idi’ diyor. Zeka bir tarafa bizim çocuklar geri zekalı mıydı? Bizim çocuklarımız da zeki idi ve bu çocuk matematikte 15’te 15 yapan bir çocuktu, geleceği uçak mühendisi olmaktı. Hayallerimiz vardı bitirdiniz. Senin o kibrin yüzünden bitti emniyet müdürü. Allah seni bildiği gibi yaptı. Kibriniz aileleri mahvetti" diye konuştu. "Cenaze namazı kılınmadı, kabri de yok" Katil zanlısının cenaze namazının kılınmadığını ve kabrinin de olmadığını söyleyen baba Güngör, "Bu adam her şeyi hesaplamış silahları ortaya koymuş, benim babam emniyette bekçiydi 27 yıl. Ben babamın silahlarına dokunamazdım. Babam silahı ortaya bırakmazdı. Burada anne de sevgiyi vermediği için çok büyük suçtur. Daha önce silahlarla fotoğraf çektirmiş. Çocuğunu tedavi ettirmez mi? Şimdi kendinin hayatı da bitti, çocuğunun hayatı da bitti. Ne oldu bu kadar insanın ahını alıyorlar. Türkiye’den bu kadar insan geliyor, bizim çocuklarımıza dua ediyorlar, senin çocuğuna ne geliyor? Başka aileler yaşamasın diye söylüyorum. Tedbirini alsınlar, devletin her şeye gücü yetmez, şımarık ve egoist çocuk yetiştirmemeliyiz. Allah başka insanların canlarına vermesin, ülkemizde son bulsun. Çocukların katili olan bu çocuğun evet cenaze namazı kılınmadı ve kabri bile yok deniliyor. Yok olmaya mahkumlar. Biz bunu yok olmaya mahkum etmezsek ve gündeme taşımazsak tekrarlanır" dedi. "O cani ruhlu şahsın mezarı da belli değil" Kahramanmaraş’ta okul saldırısında hayatını kaybeden Şuranur Sevgi Kazıcı’nın amcası Şeref Kazıcı, yeğeninin mezarı başında yaptığı açıklamada, "Bizim şehitlerimizin mezarları belli. O cani ruhlu şahsın mezarı da belli değil. Ben buradan, sizin vesilenizle, aracılığınızla o imam efendiye de teşekkür etmek istiyorum. Göstermiş olduğu duyarlılıktan sebep Allah hocamızdan da razı olsun" dedi. "Katilin tek başına olduğuna inanmıyoruz" Amca Kazıcı, okul saldırganının yalnız olduğuna inanmadığını, arkasında başkalarının da olabileceğini ifade ederek, "Ben bu hadisenin tek başına yapılmış münferit bir hadise olduğuna inanmıyorum. Yani tek başına olmadığına inanıyorum ve bu işin planlı, projeli olduğuna inanıyorum" şeklinde konuştu.
Samsun Afet Beslenme Grubu toplantısı Samsun Valiliği öncülüğünde, afet ve acil durumlara hazırlık kapsamında yürütülen çalışmalar çerçevesinde Afet Beslenme Grubu toplantısı gerçekleştirildi. Türkiye genelinde uygulanan Türkiye Afet Müdahale Planı kapsamında oluşturulan yerel afet gruplarının görev ve sorumluluklarına yönelik eğitim ve toplantıların sürdüğü bildirildi. Vali Yardımcısı Canan Hançer Baştürk başkanlığında düzenlenen toplantı, AFAD İl Müdürlüğü koordinasyonunda yapıldı. Afet bölgesinde beslenme hizmetlerinin planlanması ve yürütülmesinden sorumlu grubun ana çözüm ortağı olan Türk Kızılay’ın ev sahipliğinde gerçekleşen toplantıya kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve ilgili paydaş temsilcileri katıldı. Toplantıda, afet anında görev yapan personel ile afetzedelerin beslenme ihtiyaçlarının karşılanması, sahadaki arama kurtarma ekiplerine kesintisiz gıda desteği sağlanması ve gerekli durumlarda yemek üretim tesislerinden sıcak yemek temininin organize edilmesi konuları ele alındı. Ayrıca yerel kapasitenin belirlenmesi, yüksek kalorili beslenme desteğinin planlanması, gıda tedarik zincirinin kurulması ve dağıtım standartlarının oluşturulmasına yönelik eğitim verildi. Yetkililer, afet bölgelerinde hızlı ve etkin müdahalenin hayati önem taşıdığına dikkat çekerek, özellikle ilk 72 saatin "altın saatler" olarak nitelendirildiğini vurguladı. Vatandaşların bu kritik süreye hazırlıklı olması gerektiği hatırlatıldı.