SAĞLIK
Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Eroğlu: "Veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içinde yer alması önemli gündemlerimizden biri" 01 Mayıs 2026 Cuma - 23:58:46 Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, "Veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içerisinde yer alması konusu bizim en önemli gündemlerimizden biridir. 1219 sayılı kanun kapsamında sağlık meslek gruplarına verilen haklardan veteriner hekimler de yararlanmalıdır" dedi. Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, Dünya Veteriner Hekimler Günü dolayısıyla Kastamonu Veteriner Hekimler Odası Başkanlığı tarafından düzenlenen programa katıldı. Programda konuşan Eroğlu, hekimliği mesleğinin önemine dikkat çekerek, veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içinde hak ettiği yeri alması gerektiğini dile getirdi. "Veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içerisinde yer alması en önemli gündemlerimizdendir" Tüm veteriner hekimlerin Dünya Veteriner Hekimler Günü’nü kutladığını dile getiren Eroğlu, Merkez Konseyi ve 72 il ve bölge odasıyla çalışmalarını sürdürdüklerini belirterek, "Attığımız her adımı meslektaşlarımızla istişare ederek atıyoruz. Çünkü bir işe başlarken adını doğru koyarsanız doğru sonuçlara ulaşırsınız. Çalışmalarımızda Tarım ve Orman Bakanlığımız ile sürekli iş birliği içerisindeyiz. Bakanımız İbrahim Yumaklı başta olmak üzere tüm bürokratlara teşekkür ediyorum. Özellikle 41. madde ile ilgili uzun süredir devam eden bir sorunun çözüm aşamasına gelmiş olması bizim için önemlidir. 3 yıldır büyük sorun haline gelmişti. Meslek örgütleri ile kamu birlikte çalıştığında ortaya çıkan mevzuat daha sağlıklı ve isabetli olur. Bu nedenle iş birliği büyük önem taşımaktadır. Veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içerisinde yer alması konusu bizim en önemli gündemlerimizden biridir. 1219 sayılı kanun kapsamında sağlık meslek gruplarına verilen haklardan veteriner hekimler de yararlanmalıdır. Bu sağlandığında özlük hakları, maaşlar, fiili hizmet gibi birçok sorun çözüme kavuşacaktır. Sorunlarımızı ancak birlik ve beraberlik içinde çözebiliriz. Bilgiye dayanmayan açıklamalar bilgi kirliliği oluşturur. Bu nedenle meslektaşlarımızın konulara hakim olarak görüş bildirmesi büyük önem taşımaktadır. Veteriner hekimler, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre sağlık hizmetleri sınıfında yer almaktadır. Ancak bu durum tek başına yeterli değildir. Hakların tam anlamıyla elde edilebilmesi için ilgili diğer yasal düzenlemelerin de yapılması gerekmektedir. Hazırladığımız kanun teklifleri arasında veteriner hekimlerin tanımının güncellenmesi ve mesleğin kapsamının genişletilmesi de bulunmaktadır" dedi. "Tek sağlık yaklaşımının ülkemizde yasal altyapıya kavuşturulması gerekiyor" Veteriner hekimlerin sahipsiz hayvanlar sorununda aktif rol oynaması gerektiğini kaydeden Eroğlu, "Bu alanda belediyelerde yeterli sayıda veteriner hekim istihdam edilmesi gerekmektedir. Türkiye genelinde en az 4 bin veteriner hekimin bu alanda görevlendirilmesi gerektiğini ifade ediyoruz. Eğitim konusu da mesleğimizin geleceği açısından büyük önem taşımaktadır. Veteriner fakültelerinin niteliği artırılmalı, eğitim güçlendirilmelidir. Mezun olan veteriner hekimlerin yeterli donanıma sahip olması sağlanmalıdır. Veteriner hekimlik çevre, hayvan ve insan sağlığına aynı anda hizmet eden tek meslek grubudur. Bu nedenle stratejik bir meslektir. Sağlıklı hayvan, sağlıklı gıda ve sağlıklı insan demektir. Kovid-19 süreci de veteriner hekimliğin önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Zoonotik hastalıkların büyük bir kısmı hayvan kaynaklıdır ve bu hastalıklarla mücadelede veteriner hekimler kritik rol oynamaktadır. Bu nedenle ‘tek sağlık’ yaklaşımının ülkemizde yasal altyapıya kavuşturulması gerekmektedir. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak bu konuda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Cumhurbaşkanlığı ve ilgili kurumlara sunduğumuz raporlarla bu yapının oluşturulmasını talep ediyoruz" şeklinde konuştu. Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdür Yardımcısı Bekir Yücel Tanrıkulu da veteriner hekimlerin hayvancılığın sürdürülebilirliği açısından temel bir rol üstlendiğini söyledi. Meslek mensuplarının bilgi ve deneyimlerinin daha fazla görünür olması gerektiğini belirten Tanrıkulu, özellikle son dönemde hayvancılık konusunda farklı kesimlerin öne çıktığını, ancak meslek uzmanlarının daha aktif ve görünür olması gerektiğini kaydetti. Tanrıkulu, mesleğin temsil gücünün artırılmasının önemli olduğunu ifade ederek, yürütülen mevzuat çalışmalarının kısa sürede sonuçlanmasını temenni etti. Kastamonu İl Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Kılıç da, Kastamonu’da yaklaşık 280 bin büyükbaş ve 80 bine yakın küçükbaş hayvan varlığı bulunduğunu belirterek, hayvan sağlığının korunması ve buzağı ölümlerinin azaltılması için kurumlar arası iş birliğinin önemli olduğunu dile getirdi. Kastamonu Veteriner Hekimler Odası Başkanı Hacı İbrahim Maşalacı ise veteriner hekimlerin zorlu şartlarda görev yaptığını, çoğu zaman bu durumun bilinmediğini söyledi. "Veteriner hekimlerine destek veren bir ülke, hayvan sağlığına, gıda güvenliğine ve toplum sağlığına sahip çıkmış demektir" diyen Maşalacı, meslekte yaşanan sorunların doğrudan hayvan sağlığı, gıda güvenliği ve toplum sağlığını etkilediğini belirtti. Programa Kastamonu Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Özgür Kaynar, Kastamonu Ziraat Odası Başkanı Mehmet Butur, Kastamonu Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Bayram Pehlivan, oda yönetimi ve veteriner hekimler katıldı.
01 Mayıs 2026 Cuma - 18:39 Hitit Üniversitesi’nin kan bağışı duyarlılığına Kızılay’dan gümüş madalya Türk Kızılay tarafından yürütülen kan bağışı kampanyalarına sağladığı katkı dolayısıyla Hitit Üniversitesine gümüş madalya verildi. Türk Kızılay Kan Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Bölge Kan Merkezleri ve Kan Bağışı Merkezleri tarafından yürütülen kan bağışı projeleri ve kampanyalarına destek veren kurumlara kurumsal madalya veriyor. Bu kapsamda 2025 yılında gerçekleştirilen toplam bin 54 ünite kan bağışıyla Çorum’da kurumsal gümüş madalyayı alan ilk kurum Hitit Üniversitesi oldu. Hitit Üniversitesinde kan bağışı kampanyalarına en fazla katkı Osmancık Ömer Derindere Meslek Yüksekokulu, Meslek Yüksekokulları Kampüsü ve Spor Bilimleri Fakültesinden geldi. Hitit Üniversitesi Rektörlüğü Senato Salonu’nda düzenlenen takdim töreninde konuşan Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Osman Öztürk, "Türk Kızılay tarafından üniversitemizde gerçekleştirilen kan bağışı kampanyalarına duyarlılık göstererek hayatlara dokunan akademik ve idari personelimiz ile öğrencilerimize yürekten teşekkür ediyorum" dedi. Çorum Kızılay Şube Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Bilgin de Çorum’da ilk kurumsal madalyanın 2024 yılında 654 ünite kan bağışı ile Osmancık 75. Yıl Cumhuriyet İlkokuluna verildiğini ifade ederek kurumsal gümüş madalyayı alan ilk kurumun ise Hitit Üniversitesi olduğunu kaydetti. Kan bağışlarının ülke genelindeki kan ihtiyacının karşılanmasınaönemli katkı sunduğuna dikkati çeken Bilgin, desteklerinden dolayı başta Rektör Prof. Dr. Ali Osman Öztürk olmak üzere üniversite yönetimine teşekkür etti. Törene, Hitit Üniversitesi Senato Üyeleri, Çorum Kan Bağışı Merkezi Müdürü Dr. Senem Biçer, Kan Bağışçısı Kazanım Uzmanı Yasemin Güloğlu ve Şube Müdürü Tuğrul Yıldırım katıldı.
01 Mayıs 2026 Cuma - 15:00 Sınav döneminde kontrolsüz ilaç kullanımı Sınav hazırlık sürecinde dikkat artırma vaadiyle kullanılan ürünler, doğru tedavinin önüne geçebiliyor. Ailelerin bilinçsiz yönlendirmeleri çocukların sağlığını riske atıyor. Türkiye’de milyonlarca öğrencinin geleceğini etkileyen LGS ve YKS sürecinde artan stres ve başarı baskısı, öğrenci ve aileleri "kısa yoldan çözüm" arayışına itiyor. Son dönemde özellikle dikkat ve odaklanmayı artırdığı iddia edilen bazı ilaçların, hekim kontrolü olmadan kullanılması ciddi bir tartışma konusu haline geldi. Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Cansu Gerçek, kamuoyunda "zihin açıcı" olarak bilinen ürünlere ilişkin önemli bilgiler paylaştı. Dr. Gerçek, bu ürünlerden biri olan sitikolin; beyin hücre zarının yapısında yer alan fosfolipitlerin sentezine katılan, nörolojik süreçlerde rol oynayan bir madde oldğunu belirterek, "Sitikolin, çocuk ve ergen psikiyatrisinde bazı seçilmiş vakalarda destekleyici amaçla kullanılabilir. Ancak hiçbir şekilde temel tedavinin yerine geçmez. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda birinci basamak tedavi, bilimsel etkinliği kanıtlanmış stimülan ilaçlardır. Sitikolin bu tedavilere alternatif değildir; yalnızca gerekli görüldüğünde ek destek olarak değerlendirilebilir. Kkontrolsüz kullanımın en büyük tehlikesi, çocukların doğru tanı ve tedaviye ulaşmasının gecikmesi ve farklı sağlık sorunlarına yol açabilme riski. Çünkü her dikkat sorunu aynı nedene dayanmayabilir. Her dikkat sorunu DEHB değildir. Bu nedenle hekime danışmadan yapılan her müdahale, asıl sorunun gözden kaçmasına neden olabileceği gibi farklı sağlık sorunlarına da yol açabilir" dedi. Dr. Cansu Gerçek özellikle sosyal medya ve kulaktan dolma bilgilerle yapılan yönlendirmelerin ciddi risk taşıdığını belirterek, "Hekim önerisi olmadan ilaç kullanmayın, arkadaş tavsiyesi ile ilaca başlamayın ve gelişme çağındaki çocukların akademik başarısı için kimyasal destek arayışına girmeyin. Sitikolin gibi maddeler, doğru hastada ve doğru endikasyonla kullanıldığında fayda sağlayabilecek nörobiyolojik ajanlar arasında yer alıyor. Ancak bu durum, onların "herkes için uygun" olduğu anlamına gelmiyor. Gelişigüzel ‘zihin açıcı’ kullanımı doğru değildir. Kalıcı başarı, doğru tanı, uygun tedavi ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla mümkündür" dedi.
Kars’ta Tarım Orman Müdürü Aydın kolları sıvadı, büyükbaş hayvanları aşıladı
27 Ağustos 2025 Çarşamba - 10:09 Kars’ta Tarım Orman Müdürü Aydın kolları sıvadı, büyükbaş hayvanları aşıladı Kars’ta göreve başladığı günden itibaren tarım ve hayvancılığın gelişmesi için sürekli sahada olan l Tarım ve Orman Müdürü, bu kez kolları sıvayarak büyükbaş hayvanları bizzat kendisi şap aşısı yaptı. Kars İl Tarım ve Orman Müdürü Enver Aydın, merkeze bağlı Küçük Pirveli köyünde hayvan yetiştiricileriyle bir araya gelerek aşılama çalışmalarına katıldı. Bölgedeki sığırlara Şap Hastalığı’na karşı aşı yapan Aydın, çiftçilere destek olmanın önemine vurgu yaptı. Kars Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ekipleri, şap hastalığıyla mücadele kapsamında kent genelindeki aşılama çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Bu kapsamda müdürlük personeline destek olmak amacıyla Küçük Pirveli köyüne gelen İl Müdürü Enver Aydın, bizzat aşılama işlemine katıldı. Yetiştiricilerle sohbet eden ve sorunlarını dinleyen Aydın, sağlıklı hayvanların verimli üretim için temel şart olduğunu belirtti. Tarım ve Orman İl Müdürü Aydın, "Bölgemizin en önemli geçim kaynaklarından biri olan hayvancılığın sürdürülebilirliği için hayvan sağlığına büyük önem veriyoruz. Bugün burada çiftçilerimizle birlikte aşı yaparak hem onlara destek olmak hem de bu mücadelenin ne kadar önemli olduğunu göstermek istedik. Aşılama çalışmalarımız kent genelinde düzenli olarak devam edecektir" dedi. Yetiştiriciler ise Tarım ve Orman Müdürü Enver Aydın’ın kendilerine destek olmasından duydukları memnuniyeti dile getirdi. Yetiştiriciler, Aydın’ın bizzat sahaya inerek çalışmalara katılmasının kendileri için motive edici olduğunu söyledi. Öte yandan Tarım ve Orman Müdürlüğü’nce merkez ve tüm ilçelerde yürütülen çalışmalarla, hayvan sağlığını korumak ve hastalıkların yayılımını önlemek amacıyla aşılama yapılıyor. Hayvan pazarlarının güvenle açılabilmesi için aşılama çalışmaları hızla sürdürülürken, üreticilerin de desteğiyle, Kars’ta hayvan hastalıklarıyla mücadele kararlılıkla devam edeceği bildirildi.
Kahvaltı alışkanlıkları kalbe zarar verebilir
27 Ağustos 2025 Çarşamba - 09:41 Kahvaltı alışkanlıkları kalbe zarar verebilir Kahvaltıda özellikle yüksek tuz, trans yağ ve şeker içeren gıdaların uzun vadede damar sertliği, hipertansiyon ve kalp yetmezliği gibi sorunlara neden olabileceğini aktaran Medicana Sağlık Grubu Kardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. İstemihan Tengiz, ideal bir kahvaltı öğününde neler olması gerektiği hakkında bilgi verdi. Kahvaltı, günün en önemli öğünü olarak bilinse de, masum görünen bazı besin tercihleri kalp-damar sağlığı açısından ciddi riskler barındırabiliyor. Özellikle yüksek tuz, trans yağ ve şeker içeren gıdaların uzun vadede damar sertliği, hipertansiyon ve kalp yetmezliği gibi sorunlara yol açabileceğine dikkat çeken Medicana International İzmir Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. İstemihan Tengiz, sağlıklı bir kahvaltı için dikkat edilmesi gerekenleri anlattı. Kahvaltıda sık tüketilen bazı gıdaların kalp-damar sağlığı açısından nasıl riskler barındırdığını anlatan Prof. Dr. İstemihan Tengiz, "Tüketilen gıdalara ve bunların tüketim sıklığına göre karşımıza çeşitli kalp hastalıkları çıkabiliyor. Örneğin, trans yağ içeren margarinler, işlenmiş sucuk salam gibi gıdalar damar sertliği açısından risk oluştururken; tuzlu gıdalar da (peynir zeytin salça veya salça ile hazırlanan bazı kahvaltı ürünleri) hipertansiyon ve kalp yetmezliği hastalığına davetiye çıkartıyor. Tuz içeren gıdalar hipertansiyon ve kalp yetmezliğini tetikleyebilirken, yağ veya trans yağ içeren gıdalar da damar sertliğine neden olabiliyor" açıklamalarını yaptı. Tuz, yağ ve şeker tüketimine dikkat Tuzlu, yağlı ve şekerli gıdaların kalp sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çeken Prof. Dr. İstemihan Tengiz, "Yüksek tuz tüketimi, sodyum seviyesini artırarak ödem oluşumuna ve hipertansiyona yol açar. Kalp yetmezliği olan bir hastada, mevcut dengeli durumu (kompanse hali) bozarak hastalığın kötüleşmesine (dekompanse hale gelmesine) sebep olabilir. Örneğin, tansiyonu kontrol altında olan bir hasta fazla tuz tüketirse ilaç tedavisi yetersiz kalabilir. Aynı şekilde, hipertansiyon öncesi dönemde olan bir birey de yüksek tuzlu gıdalar tüketirse, ilaç kullanmak zorunda kalabilir ve hastalığı bir üst evreye geçebilir. Trans yağlar kolesterolü artırarak damar sertliği sürecini hızlandırır. Yüksek şekerli gıdalar ise LDL kolesterolün oksitlenmesine neden olarak damar sertliğine katkı sağlar. Ayrıca, aşırı şeker tüketimi katarakt oluşumuna ve diyabete bağlı komplikasyonların daha kolay ortaya çıkmasına zemin hazırlar" dedi. Zeytinin masumiyeti aldatmasın Kahvaltıda sağlıklı diye tüketilen bazı gıdaların özellikle tuz oranları nedeniyle risk oluşturduğunu aktaran Prof. Dr. İstemihan Tengiz, "Öncelikle zeytin sağlıklı bir besindir. Ancak içeriğindeki tuz miktarı zeytin tüketiminde dikkat edilmesi gereken bir konudur. Ayrıca İşlenmiş gıdalar; sucuk salam gibi gıdaların içeriğindeki katkı ve tuz kontenti bizim için önemlidir. Yine trans yağ özellikle kahvaltıda kullanılan margarin, tereyağı ve kaymak gibi gıdalar dikkat edilerek tüketilmesi gerekenler arasında yer alıyor. Bu nedenle tüketilen gıdaların kontentinin, içeriğinin iyi bilinmesi gerekiyor. Bu noktada önerim şu olur; işlenmemiş taze hazırlanmış, tuz içeriği, yağ içeriği az; kalorisi düşük, glisemik endeksi düşük gıdalar tercih edilmeli" mesajını verdi. Kalp sağlığına zararlı besinlerin tüketim sıklığının da önemli olduğuna değinen Prof. Dr. İstemihan Tengiz, "Sıklık miktarı artıkça risk artar. Her gün kokoreç yiyen biri ile ayda bir kokoreç yiyen birisinin riski aynı değildir. Dolayısıyla burada şunu diyebiliriz sıklık artıkça lineer şekilde risk artar" dedi. Yeşil gıdalar kahvaltıda baskın olmalı Sağlıklı bir kahvaltı için öğünleri tercih ederken nelere dikkat edilmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. İstemihan Tengiz, "Glisemik indeksi düşük, yani karbonhidrat içeriği düşük olan gıdalar; protein ağırlıklı mesela yumurtanın beyazı serbest ama sarısı kısıtlanmış olması gerekiyor. Yapılabilirse posa ve lifli gıdalar, örneğin tere, roka gibi yeşil gıdaların kahvaltı sofrasında daha dominat olması tavsiye edilebilir" diye konuştu.
Prof. Dr. Selim Topçu, ANKA’da
27 Ağustos 2025 Çarşamba - 09:40 Prof. Dr. Selim Topçu, ANKA’da Kardiyoloji alanında ulusal ve uluslararası çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Selim Topçu, Gaziantep Özel ANKA Hastanesi’nde hasta kabulüne başladı. 2001 - 2007 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde eğitimini tamamlayan Prof. Dr. Selim Topçu, uzmanlık eğitimini Atatürk Üniversitesi Kardiyoloji Anabilim Dalı’nda, doktora eğitimini ise Atatürk Üniversitesi Biyoistatistik Anabilim Dalı’nda tamamladı. Kariyeri boyunca Oltu Devlet Hastanesi, Atatürk Üniversitesi Araştırma Görevliliği, Ceylanpınar Devlet Hastanesi’nde doktorluk ve başhekimlik görevlerinde bulundu. Ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri’nde Oschner Clinic/New Orleans/Louisiana’da observership programına katılarak uluslararası tecrübeler edindi. Akademik kariyerine Atatürk Üniversitesi ve Nişantaşı Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı’nda Doç. Dr. ve ardından Prof. Dr. unvanlarıyla devam etti. Prof. Dr. Selim Topçu’nun uzmanlık alanları arasında Girişimsel Kardiyoloji:Koroner anjiyografi, stent tedavisi, IVUS ve FFR, zor koroner girişimler (CTO), bifurkasyon lezyonlarına müdahale. Yapısal Kalp Hastalıkları ve Cihaz Tedavileri: TAVI, VSD-PDA kapatılması, kalp pili-ICD-CRT uygulamaları, mitral kapak girişimleri. Ritim Bozuklukları: Çarpıntı, taşikardi, bradikardi, EPS ve ablasyon yönlendirmesi, Holter ve uzun süreli ritim takibi.Kalp Yetmezliği: İleri evre kalp yetmezliği yönetimi, cihaz ve medikal tedaviler, genetik test yaklaşımları. Hipertansiyon ve Kolesterol Yönetimi: Dirençli hipertansiyon, pulmoner hipertansiyon, renovasküler hipertansiyon araştırmaları. Koroner Arter Hastalıkları, Check-up, Sporcu ve Kadın Kalp Sağlığı değerlendirmeleri bulunuyor. Prof. Dr. Selim Topçu, Anka Hastanesi’nde hizmet vermeye başladığı için mutlu olduğunu dile getirirken, Gaziantep Özel ANKA Hastanesi Genel Müdür Yardımcısı Ayşe Koç, yaptığı açıklamada, "Prof. Dr. Selim Topçu’nun kadromuza katılmasıyla birlikte, özellikle girişimsel kardiyoloji ve yapısal kalp hastalıkları alanında çok daha güçlü bir sağlık hizmeti sunacağız. Gaziantep halkı ve bölgemiz için önemli bir kazanım olduğuna inanıyoruz" diye konuştu.
Hareketsizlik bel ve boyun ağrısı şikayetlerini artırdı
27 Ağustos 2025 Çarşamba - 09:39 Hareketsizlik bel ve boyun ağrısı şikayetlerini artırdı Teknolojinin gelişmesiyle birlikte hareketsizliğin arttığına, bunun da bel ve boyun ağrılarını tetiklediğine değinen Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, "Toplumumuz iyice hareketsiz kalmaya başladı. Eskiden köylerde, mahallelerde hareket olurdu ancak şimdi onların hiçbirisi kalmadı. İleri yaşlarda bel ve boyun fıtığı gibi hastalıklara kalmamak, obeziteye yakalanmamak için hareket etmeliyiz" dedi. Gelişen teknoloji hayatı kolaylaştırırken, uzun süre telefon, tablet ve bilgisayar ekranına bakmak ise hareketsizliği artırdı. Ekran başında geçirilen saatler ve yanlış oturma pozisyonları omurga rahatsızlıklarının çoğalmasına neden oldu. Uzmanlar, son yıllarda bel ve boyun ağrılarıyla doktorlara başvuranların sayısının ciddi oranda arttığını söyledi. "Eskiden köylerde, mahallelerde hareket olurdu" Konuyla ilgili Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, İhlas Haber Ajansı muhabirine konuştu. Prof. Dr. Şen, "Bel ve boyun ağrıları son yıllarda arttı. Bunun da en büyük nedeni hareketsizlik. Toplumumuz iyice hareketsiz kalmaya başladı. Eskiden köylerde, mahallelerde hareket olurdu. Ancak şimdi çocuklar masa başında hareketsiz kalıyor. Çocuklar eskiden derslerine ara verdiklerinde oyun oynarlardı, sokağa çıkarlardı, artık bunların hiçbirisi kalmadı. Bilgisayar, tablet ve cep telefonuyla vakit geçiriyorlar" ifadelerini kullandı. "Her ergonomik koltuk ve sandalye, aynı faydayı sağlamaz" Ergonomik olarak satışa sunulan koltuk ve sandalyelerin herkes için aynı uygunluğa sahip olmadığını belirten Prof. Dr. Şen, "Hareketsizlik ile birlikte yanlış koltuk ve yatak seçimleri son yıllarda bel ve boyun ağrısı şikayetlerini artırdı. Her ergonomik olarak satışa sunulan koltuk ve sandalye, herkes için aynı yararlı etkiyi sağlamaz. Buna dikkat etmek gerekir" diye konuştu. "Çocuklar spora yönlendirilmeli" Çocukların küçük yaşlardan itibaren spora yönlendirilmesi gerektiğini belirten Şen, "Çocuklarımız elbet ders çalışacak, bilgisayarda vakit geçirecek ancak hareketsiz olmamalılar. Yüzme veya başka sporlara çocuklarımızı yönlendirmeliyiz. Bu disiplini vermemiz gerekiyor. İleri yaşlarda bel ve boyun fıtığı gibi hastalıklara kalmamak, obeziteye yakalanmamak için hareket etmeliyiz. Çocuklara küçük yaştan itibaren sporu sevdirmeliyiz" dedi. Şen ayrıca, herkesin günlük en az 30-60 dakika hareket etmesi gerektiğini, marketlerden insanların kurye ile sipariş talep etmemesi, hareket ederek markete gidip alışverişlerini kendilerinin yapmasının sağlık açısından daha uygun olduğunu belirtti.
Çocuğa aşırı koruyucu tutum, başarısızlık nedeni
27 Ağustos 2025 Çarşamba - 09:35 Çocuğa aşırı koruyucu tutum, başarısızlık nedeni Klinik Psikolog Doğancan Dursun, çocukların başarı yolculuğunda anne babaların rolüne dikkat çekerken, aşırı koruyucu tutumların çocukların gelişimini engellediğini söyledi. Yeni bir öğretim yılıyla birlikte yine pek çok anne babanın ‘Çocuğumun başarılı olması için neyi eksik yapıyorum’ sorusuna cevap arayacağını belirten Dursun, "Eksik değil aşırı yapıyoruz. Çocukların mutsuz ve başarısız olabilmesinin en önemli nedeni, anne babaların aşırı müdahaleci yaklaşımı; aşırı ebeveynlik. Ebeveynler çocuklarına her sorunu çözen değil, yol gösteren rehberler olmalı." dedi. Acıbadem Bayraklı Tıp Merkezi’nden Klinik Psikolog Doğancan Dursun, 1 Eylül’de birinci sınıfların oryantasyonu ile başlayacak 2025/2026 öğretim yılı öncesinde anne babaları çocuklarına karşı aşırı müdahaleci olmamaları konusunda uyardı. Dursun, günümüzde pek çok ailenin çocuklarının başarılı olması için yoğun çaba sarf ettiğini, en iyi, pahalı okullara gönderip özel öğretmenlerle ders takviyesi yaptırdığını, ancak yine de çocuklarının hâlâ mutsuz ve başarısız olmalarına anlam veremediklerini söyledi. Dursun, bunun nedenleri konusunda şunları söyledi: ’Sen beceremezsin’ mesaji vermeyin "Ülkemizde çocukların başarılı olmalarını engelleyen en önemli faktör aşırı ebeveynlik. Çocuğun yerine her şeyin yapılması, çocuğun gelişimini engelliyor. Çünkü çocuk kendi başına deneme fırsatı bulamadıkça, sorun çözme becerisi gelişmiyor ve ‘ben yapamam, başaramam’ inancı oluşuyor. Anne baba ise iyilik yaptığını sanırken, farkında olmadan ‘sen beceremezsin’ mesajını vermiş oluyor. Bu da çocuğun sorunlarla başa çıkabilmesini engelliyor. Çocuğun özgüvenini zedeliyor, problem çözme becerisini geliştirmesine engel oluyor ve bağımlı bir kişilik oluşturuyor." Fırsat verin Klinik Psikolog Doğancan Dursun, çocukların yemek yemek, su içmek, giyinmek, temizlik gibi günlük becerileri kazanması için beceremese dahi yapması için fırsat tanınması gerektiğini ifade etti. Çocuk bir şeyde zorlandığında hemen müdahale etmenin yanlış olduğunu belirten Dursun, çocuklara sorumluluk bilincinin kazandırılmasının önemine dikkat çekti. Okul çağındaki çocuklara kendi çantasını hazırlamak, yatağını toplamak, sofraya yardım etmek gibi görevler verilmesinin özgüven gelişimi için önemli olduğunun altını çizdi. Sorun çözen değil yol gösteren ebeveynlik Dursun, anne babaların çocuklarının hayatında her sorunu çözen değil, yol gösteren rehberler olması gerektiğini söyledi. Dursun, "Yeme, içme, giyinme, temizlik ve uyku gibi temel alanlarda yaşı geldikçe hizmetten geri çekilmeyi bilmeliyiz. Çocuklar kendi başına bir şey denerken, hemen "bırak, ben yapayım" dememek gerekiyor. Çocuk ‘anne yardım et’ demeden biz müdahale edersek, aslında onun kendi başına başarma şansını elinden almış oluruz. Ağlamak, vazgeçmek değildir. Çocuğun sakinleşip yeniden denemesine fırsat tanımak gerekir. Ayrıca yardım isteğinin yaşına uygun olup olmadığına bakmak gerekir. Yaşına uygun alanlarda yardım etmek onun yerine yapmak değildir. Böyle olursa çocuk size bağımlı hale gelir, sorunları çözmek konusunda sürekli bir kurtarıcıya bağımlı hale gelen kurban rolüne bürünür. Bu sebepten yardım konusunda talep edilmesi kadar yaşına uygunluğu da çok önemlidir." diye konuştu. Öte yandan Dursun, bilgisayar ve tablet oyunlarının da başarıyı olumsuz etkilediğini hatırlattı. Ekran süresinin çocuğun yaşının 10 dakikayla çarpılarak bulunacağını ve bu sürenin aşılmaması gerektiğini vurgulayan Dursun, "Ayrıca sadece hafta sonları, sorumluluklarını yerine getirdikten sonra kullanılmalı. Hafta içi oyuna erişen çocukların akademik başarılarındaki düşüşlerini gösteren pek çok araştırma var" dedi. Dursun, tutarlı ve kararlı bir şekilde bu yöntemler uygulandığında çocuklarda mutlaka olumlu değişimlerin görüleceğini, ortalama 1 ayı aşan süre içerisinde sorunlar sürüyorsa bir uzmandan destek almak gerekeceğini sözlerine ekledi.
"Soğuk duş kalp hastaları için riskli olabilir"
27 Ağustos 2025 Çarşamba - 09:22 "Soğuk duş kalp hastaları için riskli olabilir" Sıcak havalarda serinlemek için tercih edilen soğuk duşun, kalp sağlığı üzerindeki etkileri konusunda uyarılarda bulunan Doç. Dr. Ender Özgün Çakmak, "Ani soğuk su teması vücutta ‘soğuk şok tepkisi’ denilen fizyolojik bir refleksi tetikler. Bu sırada sempatik sinir sistemi devreye girer, damarlar büzülür, kan basıncı yükselir, kalp atım sayısı artar ve adrenalin salgılanır. Sağlıklı bireylerde genellikle tolere edilir ve düzenli uygulandığında bağışıklık, dolaşım ve stres yönetiminde olumlu etkiler sağlayabilir. Ancak kalp hastaları için ani yüklenme risklidir" dedi. Medical Park Ataşehir Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ender Özgün Çakmak, soğuk duşun kalp sağlığı üzerindeki etkileri konusunda uyarılarda bulundu. Ani soğuk su temasının vücutta "soğuk şok tepkisi" denilen fizyolojik bir refleksi tetiklediğine değinen Doç. Dr. Çakmak, "Bu sırada sempatik sinir sistemi devreye girer, damarlar büzülür, kan basıncı yükselir, kalp atım sayısı artar ve adrenalin salgılanır. Sağlıklı bireylerde genellikle tolere edilir ve düzenli uygulandığında bağışıklık, dolaşım ve stres yönetiminde olumlu etkiler sağlayabilir. Ancak kalp hastaları için ani yüklenme risklidir" şeklinde konuştu. "Kalp hastaları için ani soğuk tehlikeli" Özellikle koroner arter hastalığı olanlarda ani soğuk su temasının kalbe giden kan akımını kısıtlayabileceğini vurgulayan Doç. Dr. Çakmak, "Bu durum göğüs ağrısı, taşikardi, atriyal fibrilasyon veya nadiren ventriküler aritmi gibi ritim bozukluklarını tetikleyebilir. Hipertansiyon hastalarında tansiyon ani yükselebilir. İleri yaş, hipertansiyon, diyabet ve damar tıkanıklığı olanlarda risk daha yüksektir" dedi. "Kalp krizi riski artabilir" Doç. Dr. Çakmak, sağlıklı bireylerde tek başına ciddi bir risk oluşturmadığını ancak kalp damar hastalığı olanlarda ani soğuk temasının miyokard iskemisini tetikleyebileceğini söyledi. Doç. Dr. Çakmak, "Önceden kalp krizi geçirmiş, damar tıkanıklığı veya ciddi ritim bozukluğu olan, yoğun efor sonrası hemen soğuk duş alan veya çok soğuk ortamlarda suya giren kişilerde kalp krizi riski artar. Özellikle kış sabahları bu risk daha yüksektir" şeklinde konuştu. "Soğuk duş sonrası baş dönmesi ve çarpıntıya dikkat" Doç. Dr. Çakmak, "Ani baş dönmesi, çarpıntı veya nefes darlığı yaşayan kişilerin, vücudun soğuk şoka aşırı tepki verdiğini bilmeleri gerekir. Baş dönmesi tansiyonun kısa süreli dalgalanmasından, çarpıntı kalp atım hızının ani yükselmesinden, nefes darlığı ise göğüs kaslarının ani kasılmasından kaynaklanabilir. Bu belirtiler tekrar ederse mutlaka kardiyoloji kontrolü gerekir" dedi. Duşta dikkat edilmesi gereken sağlık kuralları Doç. Dr. Çakmak, soğuk duşun vücutta şok etkisi oluşturmaması için şu kurallara uyulması gerektiğini söyledi: "Duşa ılık suyla başlayın, su sıcaklığını yavaş yavaş düşürün. Önce eller, kollar, ayaklar gibi uç bölgelerden başlayın, baş ve göğüs bölgesine ani soğuk temas vermeyin. Sabah uyanır uyanmaz değil, vücut biraz ısındıktan sonra duşa girin. Soğuk duş süresini 1-3 dakika ile sınırlayın. Aç veya çok tokken duş yapmayın. Duş sonrası yavaşça ısının, ani sıcak suya geçmeyin." "Kalp hastaları duş suyu sıcaklığına dikkat etmeli" Kalp hastaları için en güvenli duş sıcaklığının 33-37 dereceler olduğunu dile getiren Doç. Dr. Çakmak, "Ani sıcak-soğuk geçişler (kontrast duş) kalp hastalarında önerilmez. Ilık suda başlayıp hafif serin suyla bitirmek genellikle daha güvenlidir, ancak yeni bir rutin denemeden önce doktorunuza danışın" açıklamasında bulundu. Deniz ve havuzda ani dalış riskleri Soğuk suya ani dalışın, soğuk duşun etkisini yoğunlaştırdığını anlatan Doç. Dr. Çakmak, "Ani damar büzülmesi göğüs ağrısını tetikleyebilir, tansiyon ve kalp atım sayısı yükselir, ritim bozuklukları oluşabilir, nefes kilitlenmesi görülebilir. Özellikle su sıcaklığı 20 derecenin altındaysa risk artar. Önce ayak, bacak ve kollarla suya yavaş girmek gerekir" ifadelerini kullandı. Yaygın yanlış inanışlar Doç. Dr. Çakmak, toplumda soğuk duşla ilgili bazı yanlış bilgilerin bulunduğunu belirterek, şu bilgileri paylaştı: Yanlış: Soğuk duş her zaman bağışıklığı artırır. Doğru: Düzenli ve kontrollü uygulama sınırlı etki sağlar, mucizevi koruma sağlamaz. Yanlış: Soğuk duş kalbi güçlendirir. Doğru: Yanlış uygulama kalbe zarar verebilir. Yanlış: Soğuk duşla kilo verilir. Doğru: Etki sınırlıdır, kilo verme yöntemi değildir Yanlış: Soğuk su baş ağrısını hemen keser. Doğru: Bazı kişilerde migreni tetikleyebilir. Sağlıklı duş alışkanlıklar Doç. Dr. Çakmak, sağlıklı duş için şu önerilerde bulundu: "Ilık suyu tercih edin, çok sıcak veya çok soğuk su kullanmayın. Duş süresini 5-15 dakika ile sınırlayın. Duş öncesi ve sonrası bol sıvı alın. Sabah erken saatlerde veya yemek sonrası hemen soğuk duş almaktan kaçının. Spor sonrası en az 10-15 dakika dinlenip nabız normale gelince duş alın. Göğüs ağrısı, çarpıntı veya baş dönmesi durumunda duşu hemen sonlandırın ve tıbbi yardım alın. Kalp rahatsızlığı olanlar yeni bir duş rutini denemeden önce doktor onayı almalıdır."
Konyaaltı’nda vatandaşa ücretsiz diyetisyen ve psikolog desteği
26 Ağustos 2025 Salı - 17:01 Konyaaltı’nda vatandaşa ücretsiz diyetisyen ve psikolog desteği Konyaaltı Belediyesi, ücretsiz psikolojik danışmanlık ve diyetisyen hizmetleriyle vatandaşların yanında oluyor. Konyaaltılılar, randevularını alarak sunulan hizmetlerden yararlanabiliyor. Konyaaltı Belediyesi, ücretsiz psikolojik danışmanlık ve diyetisyen hizmetleriyle vatandaşların yanında olmaya devam ediyor. Konyaaltılılar, gerçekleştirilen hizmetlerden randevularını alarak faydalanabiliyor. Halk sağlığı açısından öneme sahip olan bu hizmetlerin ücretsiz olması, vatandaşlar açısından memnuniyetle karşılanıyor. Halk sağlığı konusundaki çalışmaların aralıksız süreceği aktarılırken, vatandaşların 0242 245 55 21 numarasını arayarak ya da Yaşam Boyu Sanat ve Destek Merkezi’ne gelerek yüz yüze randevu alabileceği bildirildi. Her yaşa uygun psikolojik danışmanlık sağlanıyor Konyaaltı Belediyesi’nde psikolog olarak görev yapan Şakir Üzülen, "Çocuk, genç ve yetişkinlere yönelik ücretsiz psikolojik danışmanlık hizmeti vermekteyiz. Ailelerin çocukları yetiştirme tutumları, okula uyum problemlerinin yanı sıra yetişkinlerin bireysel sorunları, gençlere yönelik ergenlik sorunları ve akran problemleri gibi sorunlara yönelik hizmetlerimiz devam ediyor" dedi. Hizmetin randevu sistemiyle gerçekleştiğine değinen Üzülen, "Vatandaşlarımız ister telefonla ister merkezimize gelerek randevu alıyorlar ve hizmet bu şekilde başlamış oluyor. Belediyenin böyle bir hizmeti ücretsiz vermesinden dolayı şaşırıyorlar" diye konuştu. Danışmanlık hizmetinden yararlanmak için Konyaaltı’nda ikamet edilmesi gerektiğini aktaran Üzülen, "Başkanımız Cem Kotan’ın halk sağlığına verdiği önem doğrultusunda hizmetlerimizi gerçekleştirmekteyiz. Vatandaşlarımız bu hizmetten dolayı memnuniyetlerini bizlere sürekli iletiyorlar" dedi. Diyetisyenler sağlıklı beslenme önerileri sunuyor Konyaaltı Belediyesi’nde diyetisyen olarak görev yapan Zuhal Kıldıran, "Konyaaltı’nda ikamet eden vatandaşlarımız randevularını alıyorlar ve arkadaşlarımız kendilerine randevularını oluşturuyor. Tahlillerini istiyoruz. Sonrasında ise sağlıklı beslenme sürecine başlıyoruz" dedi. Hizmetin yalnızca kilo alıp vermeyle sınırlı olmadığını dile getiren Kıldıran, "Burada çok güzel sonuçlar alıyoruz. Hastalıklar üzerinde de beslenme önerilerinde bulunuyoruz. Hizmetin ücretsiz olması çok kıymetli" diye konuştu. Kıldıran diyetisyen hizmetinde gerçekleşen aşamaları ise şu sözlerle ifade etti; "Önce vücut analiz cihazımızda danışanlarımızın ölçümlerini yapıyoruz. Sonra varsa hastalık, kilo problemi ona göre uygun beslenme listelerini hazırlıyoruz. Sonrasında 2-3 haftalık periyotlarla kontrollere çağırıyoruz. 6 aylık bir takip sürecimiz oluyor. 6 aydan sonra 6 aylık bir ara veriyoruz. Sonrasında vatandaşlarımız isterlerse, sürece tekrar başlıyoruz" dedi. "Buradan aldığım hizmet sayesinde 12 kilo verdim" Ücretsiz diyetisyen hizmetinden faydalanan Helin Görhan, "İlk olarak 2023 yılında bu hizmetten faydalanmıştım. İnternette araştırırken görmüş ve randevu almıştım. Tahliller istenmişti. Sürecim öyle başladı. Hizmet sayesinde 12 kilo vermiştim" dedi. Kilo verme sürecine sağlık problemleri dolayısıyla ara vermek zorunda kaldığını dile getiren Görhan, "Bir ameliyat süreci geçirdim. Ameliyat sonrası maalesef verdiğim kiloları geri aldım. Hizmetten duyduğum memnuniyetten dolayı tekrar Konyaaltı Belediyesi’nin ücretsiz diyetisyen hizmetine başvurdum" diye konuştu. Diyetisyen hizmetinin ücretsiz olmasının büyük bir avantaj olduğuna değinen Görhan, "Dışarıdaki diyetisyen hizmet fiyatları çok fazla. Bu hizmetin ücretsiz olması çok önemli" ifadelerini kullandı.