SAĞLIK - 27 Ağustos 2025 Çarşamba 10:28

Kısırlık sorunu olanların yüzde 30-40’ında varikosel görülüyor

A
A
A
Kısırlık sorunu olanların yüzde 30-40’ında varikosel görülüyor

Üroloji Uzmanı Opr. Dr. İdris Kıvanç Cavıldak, kısırlık (infertilite) sorunuyla doktora başvuranların yaklaşık yüzde 30-40’ında varikosele rastlandığını söyledi.


Liv Hospital Samsun Üroloji Uzmanı Opr. Dr. İdris Kıvanç Cavıldak, testis torbası içerisinde yer alan damarların şişmesi olarak adlandırılan varikosel hakkında açıklamalarda bulundu. Varikoselin en belirgin belirtilerini sıralayan Opr. Dr. İdris Kıvanç Cavıldak, "Kısırlık; testis ısısının bozulması, kirli kan içindeki toksik maddelerin testiste birikmesi ile testis fonksiyonları etkilenir. Bu durum öncelikle sperm üretimini, ileri evrelerde ise erkeklik hormonu üretimini bozar. Varikosel düzeltilebilir erkek kısırlığının en sık sebebini oluşturmaktadır. Testiste şişlik ve kabarıklık; damarlardaki genişleme, bir süre sonra dışarıdan görülecek kadar belirginleşip, bacaklarda görülen varislere benzer görünüm alabilmektedir. Bu durum dışarıdan kabarıklık ve şişlik şeklinde kendini belli etmektedir. Testiste ağrı; varikosel ağrısı testiste olan rahatsız edici künt nitelikte kendini belli eden bir ağrıdır. Bu ağrı genelde kasık bölgesinde ve testiste hissedilebildiği gibi zaman zaman bacağa doğru da yayılabilir. Testiste küçülme; varikosel ilerleyen dönemlerde sperm ve erkeklik hormonu üretiminden sorumlu olan testisin boyutlarında küçülmeye neden olabilmektedir. Bu durum kendini kısırlık, cinsel isteksizlik ve cinsel sağlık sorunları ile gösterebilmektedir" dedi.



"Varikosel tanısı elle muayene ile konulmaktadır"


Varikosel tanısının nasıl konduğuna değinen Opr. Dr. Cavıldak, "Varikosel tanısı elle muayene ile konulmaktadır. Muayene neticesine göre varikosel 3 dereceye ayrılmaktadır. Varikosel tanısı konulduktan sonra, mutlaka testis boyutları ve kıvamı da kontrol edilmelidir. Klinik tanıyı desteklemek için gerektiğinde Skrotal Doppler Ultrasonografi yapılabilir ancak tanı için mutlak gerekli değildir. Sperm parametrelerinin değerlendirildiği semen analizinin yapılması ise varikosel ameliyatı gerekliliği konusunda belirleyici olmaktadır. Varikosel teşhisi konulan kişilerde kısırlık problemi yoksa, testis boyutları ve semen parametreleri etkilenmemişse destek tedavisi önerilebilir. Ameliyat kararı verebilmek için hastada muayene ile varikosel sorununun ortaya konulması ve bu durumun sperm parametrelerini etkilediğinin gösterilmesi gereklidir. Yine adolesan dönem erkeklerde varikosele bağlı testis boyutları arasında yüzde 10’dan fazla hacim farkı oluşmuşsa, ameliyat önerilmektedir. Varikosel ameliyatının mikro cerrahi teknikle mikroskop kullanılarak yapılması gerekir. Kasık bölgesinden 2 santimlik bir kesiden girilerek mikroskobik büyütme altında genişlemiş toplardamarlar bağlanır. Atardamarlar, lenfatikler ve sperm taşıyan kanalların hasar görmemesi ve buna bağlı istenmeyen komplikasyonların oluşmaması için mikro cerrahi yöntemin kullanılması oldukça önemlidir. Yine mikro cerrahi yöntem ile yapılan ameliyat sonrası varikoselin tekrarlama riski oldukça düşük olup, yüzde 0’a yakın iken klasik teknikle bu oran yüzde 15 civarındadır" diye konuştu.


Varikosel ameliyatı için mikro cerrahinin çok önemli olduğunu belirten Opr. Dr. Cavıldak, ayrıca şunları söyledi:


"Bu işlem güçlü operasyon mikroskopu altında gerçekleştiği zaman ameliyat sonrası nüks ihtimali çok düşüktür. Başarı oranı (sperm parametrelerinde düzelme ve gebelik şansı) daha yüksektir. Komplikasyon riski (lenfatik, atardamar ve sperm kanallarının yaralanması) oldukça düşüktür. Ameliyat sonrası erken dönemde yara yeri temizliğine ve ameliyat bölgesine darbe almamaya dikkat etmek gerekir. Yara yerinin 2-3 gün pansuman yapılıp kapalı kalması ve duş alınmaması tavsiye edilir. İlk 1 ay ağır efor gerektiren sporlardan, hareketlerden ve cinsel aktiviteden uzak durmalarında fayda vardır. Dengeli ve düzenli beslenme, düzenli uyku, stresten ve sigara gibi zararlı alışkanlıklardan uzak durma hem ameliyat sonrası iyileşme hem de sperm değerlerinin hızlı düzelmesi için önemlidir."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bolu Bolu’da park halindeki araçlara çarpıp takla attı: Sürücü alkolmetreye üfleyemedi Bolu’da park halindeki iki araca çarptıktan sonra takla atan otomobilin sürücüsü, polis ekiplerinin dakikalar süren çabasına rağmen alkolmetreye üfleyemedi. Kazadan yara almadan kurtulan sürücü, kan testi yapılmak üzere hastaneye götürüldü. Olay, gece saatlerinde Bahçelievler Mahallesi Alemdar Sokak üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Konak Sokak’tan Alemdar Sokak istikametine dönüş yapmak isteyen F.D. idaresindeki 14 FB 828 plakalı otomobil, yol kenarında park halinde bulunan 14 ABL 306 plakalı otomobile çarptı. Çarpmanın şiddetiyle savrulan 14 ABL 306 plakalı araç da önünde park halindeki 14 AS 206 plakalı otomobile çarparak durabildi. Meydana gelen zincirleme kazada, 14 FB 828 plakalı otomobil çarpışmanın etkisiyle takla atarak ters döndü. Kazayı gören çevredeki vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine sağlık, polis ve itfaiye ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekiplerinin müdahalesiyle ters dönen araçtan çıkarılan sürücü F.D., kontrol amacıyla sağlık ekiplerine teslim edildi. Kaza anı kamerada Kazayı şans eseri yara almadan atlatan sürücü F.D.’ye polis ekipleri tarafından alkol testi yapılmak istendi. Ancak sürücü, polis ekiplerinin dakikalar süren tüm yönlendirmelerine ve uğraşlarına rağmen alkolmetre cihazına üflemekte başarılı olamadı. O anlar ve polis ekiplerinin çabası saniye saniye kameralara yansıdı.Alkolmetre cihazına üfleyemeyen F.D., alkol oranının belirlenmesi amacıyla kan testi yapılmak üzere polis nezaretinde hastaneye götürüldü. Kazaya karışan araçların çekici yardımıyla yoldan kaldırılmasının ardından, olayla ilgili inceleme başlatıldı.