SAĞLIK
Efeler’de OED cihazları hizmete girdi 28 Nisan 2026 Salı - 17:04:45 Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin, Aydın basınının unutulmaz ismi merhum Erman Çetin’in anısını yaşatan, modern tıbbın en önemli ilk yardım araçlarından biri olan OED cihazlarını hizmete sundu. Efeler Belediyesi ile Aydın Gazeteciler Cemiyeti (AGC) iş birliğiyle, kentin en işlek noktaları OED (Otomatik Eksternal Defibrilatör) cihazlarıyla donatıldı. Geçtiğimiz yıl 28 Nisan’da, geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Erman Çetin, vefatının yıl dönümünde anlamlı bir törenle anıldı. Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Naci Eriş ve yönetiminin tam kadro katıldığı programa; Erman Çetin’in ailesi, Aydın Büyükşehir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ümit Özmen, İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi, gazeteciler, sivil toplum kuruluşlarının, siyasi partilerin temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. Çetin’in adı Efeler sokaklarında insanları hayata bağlayan bir simgeye dönüştü. Uğur Mumcu Parkı’nda düzenlenen etkinlikle birlikte; Adnan Menderes Bulvarı üzerindeki Uğur Mumcu Parkı, Menderes Park, Fatih Mahallesi kapalı pazar yeri, İmamköy Mahallesi Doğa Otel, Zafer Meydanı’ndaki belediye otoparkı, Pınarbaşı Mesire Alanı, Efeler Belediyesi hizmet binası girişi ve ESKO iş hanı olmak üzere kentin 8 farklı noktasına yerleştirilen cihazlar hizmete girdi. Etkinliğin ardından katılımcılar, düzenlenen lokma hayrında bir araya geldi. Programda konuşan Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin, "Aydın Gazeteciler Cemiyeti’nin fikriyle yola çıktığımız bir sosyal sorumluluk projesinin paydaşı olmaktan mutluyuz. Geçen yıl; önceki dönem Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı, Aydın’ın değerli gazetecisi kıymetli kardeşim Erman Çetin’in hiç beklenmedik kaybına uyanmıştık. Aydın kıymetli bir değerini kaybetti. Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Naci Eriş ile görüştük. Birlikte böyle bir sosyal sorumluluk projesi yaptık. Aydın’da 8 noktaya yerleştirdik. OED cihazı ani kalp durmalarında tamamen otomatik ilk yardım yapacak bir cihaz. Aydın’da bulunan spor salonlarından da bu cihazı temin etmelerini isteyeceğiz. Bundan sonra böyle acı kayıplar yaşamak istemiyoruz. Tekrar Erman Çetin’e Allah’tan rahmet, ailesi, yakınları, sevenleri ve basın camiasına baş sağlığı diliyorum. Proje fikrinin sahibi Aydın Gazeteciler Cemiyeti’ne de teşekkür ediyorum. Umarız birlikte ortak çalışmalarımıza devam ederiz" dedi. Erman Çetin’i çocukluğundan beri tanıdığını ifade ederek konuşmasına başlayan Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Naci Eriş, "Erman Çetin Başkanımız benim çocukluğumdan beri tanıdığım, biz daha okula giderken ilçemizde gazetecilik yapan bir ağabeyimizdi. Zaman geçti aynı şehirde gazetecilik yaptık, aynı cemiyette basın camiamız için sorumluluk aldık. Maalesef hiç beklemediğimiz bir anda Erman ağabeyimizi kaybettik. Erman Çetin şehrimiz için önemli bir değerdi ve ismini yaşatmak için, aynı zamanda da şehrimize faydalı olabilecek bir anı bırakmak istedik. Son dönemde erken yaşta gelen kalp krizi nedeniyle çok sayıda vatandaşımızı kaybettik. Başka değerlerimizi kaybetmeyelim, Erman Çetin’in de adını yaşatalım diye bu proje ortaya çıktı. Anıl başkanımıza projemizi ilettik ve hemen kabul etti. Bugün de ilk adımı attık. Umarım tüm Aydın’da bunu yaygınlaştırırız." diye konuştu.
28 Nisan 2026 Salı - 14:55 Uzmanı uyardı: Baharda cilt hastalıkları artıyor Acıbadem Bodrum Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Muhsin Akbaba, bahar aylarında artan güneş ışınları, yükselen sıcaklık, polen yoğunluğu ve terleme gibi çevresel faktörlerin cilt sağlığını doğrudan etkilediğini belirterek, "Bu dönemde hem mevcut deri hastalıkları alevlenebilir hem de bazı cilt sorunları ilk kez ortaya çıkabilir" dedi. "Güneş alerjisi baharda daha sık görülüyor" Bahar aylarında cildin dış etkenlere karşı daha hassas hale geldiğini vurgulayan Akbaba, "Kış aylarında güneşten uzak kalan cilt, bahar aylarında ani şekilde güneşe maruz kaldığında savunmasız kalır. Bu nedenle baharın ilk dönemlerinde güneş alerjisi vakalarında belirgin bir artış gözlemliyoruz. Bu durum genellikle güneşe çıkıldıktan kısa süre sonra ortaya çıkar. Özellikle yüz, boyun, kol ve dekolte gibi güneşe açık bölgelerde kaşıntılı, kızarık ve kabarık döküntüler görülür" diye konuştu. "Bitki teması kalıcı lekeler bırakabilir" Açık havada geçirilen sürenin artmasıyla birlikte bitkilerle temasın da arttığını belirten Akbaba, şu uyarılarda bulundu: "Özellikle limon, incir ve bazı yabani bitkilerle temas sonrası gelişen fitodermatit sık görülür. Bu durumda ciltte önce kızarıklık ve yanma hissi oluşur ardından güneş ışığıyla etkileşime girerek kahverengi lekeler ortaya çıkabilir. Bu lekeler bazı hastalarda uzun süre kalıcı olabilir." "Terleme mantar enfeksiyonlarını tetikliyor" Hava sıcaklıklarının yükselmesiyle birlikte artan terlemenin cilt üzerinde nemli bir ortam oluşturduğunu belirten Akbaba, "Bu durum mantar enfeksiyonları için uygun zemin hazırlar. Özellikle ayaklarda, kasık bölgesinde ve vücudun kıvrım alanlarında kaşıntılı, kızarık ve bazen pullanma ile seyreden lezyonlarla kendini gösterir. Kişisel hijyenin yanı sıra uygun kıyafet seçimi de mantarı önleme noktasında önemlidir. Sentetik ve hava almayan kıyafetler enfeksiyonları artırabilir" uyarısında bulundu. "Polen ve çevresel faktörler alerjiyi artırıyor" Bahar aylarında polen yoğunluğunun artmasıyla sadece solunum yollarının değil, cilt hastalıklarının da tetiklendiğini söyleyen Akbaba, "Kontakt dermatit vakalarında da bu dönemde belirgin artış görülür. Polenler, bitkiler ve bazı kozmetik ürünleri ciltte kaşıntı, kızarıklık ve hassasiyete yol açabiliyor. Ayrıca atopik dermatit (egzama) hastalarında da bu dönemde alevlenmeler görülebilir. Cilt bariyeri zaten hassas olan bireylerde çevresel alerjenler kaşıntı ve kuruluğu daha da artırır" dedi. "Ani güneş maruziyeti yanıklara neden olabiliyor" Bahar aylarında güneş daha masum gibi algılansa da UV etkisinin oldukça güçlü olduğunu söyleyen Akbaba, "Özellikle ilk güneşlenmelerde cilt korunmasız kalabiliyor. Bu durum güneş yanıklarına neden olabiliyor. Ciltte kızarıklık, hassasiyet, yanma hissi ve bazı durumlarda su toplaması gibi bulgular ortaya çıkabiliyor" diye konuştu. "Akne şikayetleri artış gösterebilir" Artan sıcaklık ve terlemeyle birlikte ciltte yağ üretiminin de arttığını belirten Akbaba, "Akneye yatkın bireylerde sivilce oluşumu artabilir. Gözeneklerin tıkanmasıyla birlikte iltihaplı lezyonlar oluşabilir. Bu dönemde uygun cilt temizliği ve bakımı önem kazanır" dedi. "Basit önlemlerle korunmak mümkün" Bahar aylarında cilt sağlığını korumak için alınacak basit önlemlerin büyük fark gösterebileceğini vurgulayan Akbaba, şunları kaydetti: "Güneşten korunmak en önemli adımdır. Yüksek koruma faktörlü güneş kremi kullanımının yanı sıra cilt tipine uygun nemlendiriciler düzenli olarak kullanılarak cilt bariyeri güçlendirilmeli. Ayrıca pamuklu ve hava alabilen kıyafetler tercih edilmeli, terleme sonrası cilt temizlenmeli ve bitki teması sonrası cilt yıkanmalıdır. Bahar aylarında ortaya çıkan veya artış gösteren cilt problemleri hafife alınmamalı özellikle uzun süren, şiddetlenen ya da yayılım gösteren lezyonlarda bir dermatoloji uzmanına başvurulması önemlidir."
Menteşe’nin 6 Mahallesine kesintisiz su
15 Eylül 2025 Pazartesi - 15:09 Menteşe’nin 6 Mahallesine kesintisiz su Muğla Büyükşehir Belediyesi MUSKİ ekipleri Menteşe İlçesinde su yetersizliği nedeniyle dönüşümlü su verilen 6 Mahalle için yaptığı çalışmalarla bu bölgelere kesintisiz su sağladı. Sandras su kaynağında yapılan iyileştirme ve yeni içme suyu hat çalışmaları ile bu bölgelere kalıcı olarak içme suyu sağlandı. İl genelinde içme suyu altyapısını güçlendirmek için çalışmalarına devam eden MUSKİ ekipleri son olarak Menteşe’de su yetersizliği nedeniyle dönüşümlü su verilen 6 mahalleyi kesintisiz içme suyuna kavuşturdu. Sandras kaynaklarında yapılan iyileştirme ve yeni içme suyu hat çalışmaları ile 6 mahalledeki dönüşümlü su uygulaması sona erdi. Sandras Dağı kaynaklarında iyileştirme Karacaören, Yörükoğlu, Muratlar, Gazeller, Taşlı ve Fadıl Mahallelerini besleyen Sandras Dağı Akçaalan ve Doruk kaynaklarında iyileştirme çalışmaları tamamlandı. Suyun toplandığı ve depolara aktarıldığı yerler olan kaptajlarda gerçekleştirilen çalışmalar işe yaradı. Çalışmalar kapsamında: 9 yeni su çıkış noktasına kaptaj imalatı, 4 yeni kaptaj çalışması, 2 km’lik içme suyu isale hattı yapımı, gerçekleştirilerek Ilıca kaynakları sisteme dahil edildi. Sisteme günlük 2 bin 500 kişiye yetebilecek miktarda su ilave edildi İçme suyu kaynaklarında yapılan iyileştirmelerle sisteme saniyede 8 lt ilave su kazandırıldı. Böylece 6 mahallede yaşanan su kesintilerinin önüne geçildi ve vatandaşlara daha güvenli su temini sağlandı. Sisteme yeni kazandırılan su miktarının ise günlük 2 bin 500 kişiye yetebilecek miktarda olduğu belirtildi. Projenin devamında ise 500 metrelik ana isale hattının yenilenmesi planlanıyor. Bu hattın da tamamlanmasıyla birlikte çalışmalar bütünüyle hayata geçirilmiş olacak. MUSKİ İkinci Bölge İşletme Daire Başkanlığı şefi Özcan Çınar, "Karacören Mahallesi Sandraz, Mevki, Doruk 1, Doruk 2 kaynakları, Akçalan kaynaklarında iyileştirme yapmak için bu alanda çalışma yapmaktayız. Çalışma kapsamında Karacören Mahallesi, Yörükoğlu, Gazeller, Muratlar, Taşlıca, Fadıl Mahalleleri bu çalışmamızdan faydalanacaktır. Faydalanan mahallelerde dönüşümlü su vermek zorunda kalıyorduk kaynaklardaki azlıktan dolayı. Şu anda altı mahallemize de kesintisiz su vermekteyiz. Çalışma kapsamında 10 kaptaş noktasında iyileştirme ve yeni kaynak ilaveleri yaptık. 8 litre saniye gibi bir debi sisteme dahil edildi. Önümüzdeki yıllarda bu mahallelerde su kesintisinin olmayacağını ümit ediyoruz"
"Ozonu yetkili yerlerde yaptırın"
15 Eylül 2025 Pazartesi - 14:40 "Ozonu yetkili yerlerde yaptırın" İdeal Tıp Merkezi GETAT ve Acil Sorumlu Hekimi Dr. Mehmet Kınacı, ozon tedavisinin denetlenen ve yetkili yerlerde yapılması gerektiğini söyleyerek, "Sıkıntılı olaylara bakınca denetimi olmayan, klinik görüntüsü verilmiş kaçak yerler görüyoruz" dedi. Suyun bile uygun dozlarda alınmadığında zehirlenme yapabileceğini söyleyen Dr. Mehmet Kınacı, "Biliyorsunuz ki bizim en temel gıdamız su. Literatürde su zehirlenmesi diye bir şey var. Suyu bile uygun dozlarda vermezseniz bize zarar verebilir. Dolayısıyla, ozon gibi doğal bir madde dahi olsa, uygun dozlarda olmaz ise tabii ki sıkıntı verebilir. Literatürdeki, geçmişteki sıkıntılı olaylara baktığımızda; hepsinin aslında denetimi olmayan, kaçak klinik görüntüsü verilmiş yerlerde yapıldığını görüyoruz. Dolayısıyla, Sağlık Bakanlığından özel yetki almış, bu konuda uzmanlaşmış ve bu konuda özel eğitim almış hekimler tarafından yapılan ozonda herhangi bir problem olmamaktadır" dedi. Kınacı, vatandaşların tedavilerini yetkili yerlerde yaptırması gerektiğini belirterek, "Burada özel ozon jeneratörleri dediğimiz cihazları kullanıyoruz. Uygun cihaz olması çok önemli. Kaçak yerlerde cihazlar uygun değil. Cihazlar kalibre edilmiyor, dolayısıyla da uygun dozların ayarlanması çok zor oluyor. Sağlık Bakanlığının yetkili kliniklerinde, bu belli aralıklarla bizim cihazlarımızın düzenli kalibrasyonu ve denetimi yapılır; dolayısıyla da sıkıntı çıkarma ihtimali olamaz. Halkımız ozon ve bütün tedavilerini lütfen Sağlık Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş, o konunun uzmanları tarafından ve düzenli denetime tabi olan hastane ve kliniklerden tedavi alsınlar" ifadelerini kullandı.
Uzmanı uyardı: "Okul kaygısı ayrılık anksiyetesine dönüşmesin"
15 Eylül 2025 Pazartesi - 14:39 Uzmanı uyardı: "Okul kaygısı ayrılık anksiyetesine dönüşmesin" Okula başlama sürecinde yaşanan kaygı ve duygusal dalgalanmaların doğal olduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog Deniz Aykol Ünal, çocukların okula adaptasyonunu kolaylaştırmaları için ebeveynlere önerilerde bulundu. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Yeniboğaziçi’nden Uzman Klinik Psikolog Deniz Aykol Ünal, okula adaptasyon sürecinde ebeveynlerin dikkat etmesi gereken tutumlara ilişkin açıklamalarda bulundu. Her çocuğun gelişim sürecinin birbirinden farklı ilerlediğini belirten Uzm. Klin. Psk. Deniz Aykol Ünal, "Çocukların gelişim hızları, olaylara verdikleri tepkiler ve duygusal süreçleri birbirinden farklı olabilir. Bazı çocuklar okula başlamadan önce motive ve mutlu hissederken, bazıları yoğun kaygı, korku ya da isteksizlik yaşayabilir. Kimi çocuklar okulun kapısında ebeveynine el sallayarak vedalaşırken, kimileri ayrılmakta zorlanabilir ve yoğun kaygı yaşayabilir" dedi. Bu nedenle çocukların okula başlamadan önce duygusal ve zihinsel olarak hazırlanması gerektiğini ifade eden Uzm. Klin. Psk. Deniz Aykol Ünal, "Hissettikleri kaygı ve korkunun normal olduğunun mutlaka anlatılması gerekir" diye konuştu. Çocukların düzeni ve güven duygusunu sevdiğini vurgulayan Uzm. Klin. Psk. Deniz Aykol Ünal, "Yeni bir deneyim, yetişkinlerde olduğu gibi, çocuklarda da kaygı oluşturabilir. Bu kaygıya zamanında ve doğru şekilde müdahale edilmezse, süreç ayrılık anksiyetesi bozukluğuna kadar ilerleyebilir" ifadelerini kullandı. Ebeveynlere altın öneriler Her şeyden önce ebeveynlerin; çocukla şeffaf, nazik ve sevecen bir iletişim kurması gerektiğini belirten Uzm. Klin. Psk. Deniz Aykol Ünal, "Okulun nasıl bir deneyim olacağı dürüstçe anlatılmalı; okul yalnızca ‘çok eğlenceli, harikalarla dolu bir yer’ olarak değil, gerçekçi bir şekilde tanıtılmalıdır" dedi. Çocuklara; okulda yeni arkadaşlar edinebileceği, yeni aktiviteler ve beceriler kazanabileceği, belirli kuralların olduğu, yemek saatlerine uyulması gerektiği, tuvalet için öğretmenden izin alınacağı, derslerde akademik bilgi edinileceği, oyun oynayacağı ve iletişim kurmaktan keyif alacağı arkadaşlarının olabileceği gibi bazen hoşlanmadığı arkadaşlarının da olabileceğinin anlatılması gerektiğini belirtti. "Okulu bir tehdit ya da korku unsuru olarak kullanmak büyük bir hatadır" ifadelerini kullanan Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Yeniboğaziçi Uzman Klinik Psikoloğu Deniz Aykol Ünal, "Böyle yaparsan öğretmenin kızar’ ya da ‘Arkadaşların seni sevmez’ gibi söylemlerden kesinlikle uzak durulmalıdır" dedi. Bu söylemler yerine, ebeveynin kendi olumlu okul anılarını paylaşmasının çocuğa pozitif bir bakış açısı kazandıracağını ifade eden Uzm. Klin. Psk. Deniz Aykol Ünal, bunun yanında keyifli bir okul alışverişi yapmanın ve malzemelerin seçiminde çocuğa söz hakkı vermenin de onun heyecanını artırabileceğine değindi. Ebeveynlerin, çocuğundan ayrıldığı ilk anı dramatize etmemesi gerektiğinin de altını çizen Uzm. Klin. Psk. Deniz Aykol Ünal, "Çocuğun büyüdüğünü görmek elbette duygusal bir süreçtir; ancak gözyaşları çocuğun bu durumu farklı yorumlamasına yol açabilir" ifadelerini kullandı. Uzm. Klin. Psk. Deniz Aykol Ünal, son olarak adaptasyon sürecinin uzun sürdüğü ve kaygının azalmadığı durumlarda, sürecin kronikleşmemesi için uzman desteği alınması gerektiğini vurguladı.
HPV aşısı olduktan sonra da düzenli kontroller aksatılmamalı
15 Eylül 2025 Pazartesi - 14:35 HPV aşısı olduktan sonra da düzenli kontroller aksatılmamalı HPV aşısının kansere karşı son derece etkili bir koruma sağladığını ancak kontrollerin ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Damla Sönmez Yalçınkaya, "Aşı, bilinen en yaygın ve riskli HPV tiplerine karşı yüksek oranda koruma sağlasa da virüsün tüm tiplerine karşı yüzde 100 koruma sağlamaz ve hâlihazırda var olan bir enfeksiyonu tedavi etmez. Bu yüzden rahim ağzı kanserini erken evrede tespit etmek için yapılan Smear testleri ve HPV taramaları, aşıdan bağımsız olarak her kadının yaşamının bir parçası olmaya devam etmelidir" dedi. Medical Park İzmir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Damla Sönmez Yalçınkaya, HPV aşısının kansere karşı en güçlü koruyucu adımlardan biri olduğunu, ancak düzenli Smear ve HPV testlerinin mutlaka devam etmesi gerektiğini söyledi. "HPV kansere yol açabilir" Human Papillomavirus’un (HPV) dünyada hem kadın hem de erkeklerde en yaygın cinsel yolla bulaşan viral enfeksiyonlardan biri olduğunu dile getiren Op. Dr. Yalçınkaya, "Çoğu zaman herhangi bir belirti göstermese de, bazı HPV tipleri yalnızca genital siğillere sebep olurken bazı HPV tipleri rahim ağzı, anüs, ağız ve gırtlak gibi bölgelerde de kansere yol açabilir. Bu noktada HPV aşısının sunduğu koruma büyük önem kazanır" dedi. Aşının bağışıklık sistemini virüs proteini ile tanıştırarak gerçek bir enfeksiyon durumunda savunmaya hazır hale getirdiğini söyleyen Op. Dr. Yalçınkaya, "İçerdiği proteinler sayesinde bağışıklık sistemimiz HPV’yi bir tehdit olarak algılar ve ona karşı antikorlar üretir. Böylece virüse maruz kalındığında vücut onu etkisiz hale getirebilir ve enfeksiyonun ilerlemesini, dolayısıyla da kanser veya siğil gibi ciddi sağlık sorunlarının ortaya çıkmasını engelleyebilir" diye konuştu. "Aşı düzenli kontrollerin yerine geçmez" HPV aşısının kansere karşı son derece etkili bir koruma sağladığını ancak kontrollerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Op. Dr. Yalçınkaya, "Aşı, bilinen en yaygın ve riskli HPV tiplerine karşı yüksek oranda koruma sağlasa da, virüsün tüm tiplerine karşı yüzde 100 koruma sağlamaz, hâlihazırda var olan bir enfeksiyonu tedavi etmez. Bu yüzden rahim ağzı kanserini erken evrede tespit etmek için yapılan Smear testleri ve HPV taramaları, aşıdan bağımsız olarak her kadının yaşamının bir parçası olmaya devam etmelidir" ifadelerini kullandı. "Erken teşhis hayat kurtarır" Smear testinin rahim ağzı hücrelerindeki anormal değişiklikleri ortaya çıkardığını aktaran Op. Dr. Yalçınkaya, "Bu hücreler henüz kanser aşamasına gelmeden yıllar önce tespit edilebilir ve tedavi edilebilir. HPV taraması ise yüksek riskli HPV tiplerinin varlığını doğrudan belirler. Bu iki testin kombinasyonu, potansiyel bir problemi henüz kanserleşme aşamasına gelmeden çok önce saptama ve müdahale etme imkânı sunar" şeklinde konuştu. Rahim ağzı kanserinin tedavi edilebilir bir hastalık olduğunun altını çizen Op. Dr. Yalçınkaya, "Erken teşhis, tedavinin başarısında kritik bir rol oynar. HPV aşısı geleceğinizi koruyan güçlü bir kalkan görevi görürken, düzenli Smear ve HPV taramaları bu kalkanı tamamlayan hayati bir adımdır. Her iki koruma yöntemini de ihmal etmeyerek kendinize ve geleceğinize yatırım yapın" diyerek sözlerini tamamladı.
"Ozonu yetkili yerlerden yaptırın"
15 Eylül 2025 Pazartesi - 14:28 "Ozonu yetkili yerlerden yaptırın" İdeal Tıp Merkezi GETAT ve Acil Sorumlu Hekimi Dr. Mehmet Kınacı, ozon tedavisinin denetlenen ve yetkili yerlerde yapılması gerektiğini söyleyerek, "Sıkıntılı olaylara bakınca denetimi olmayan, klinik görüntüsü verilmiş kaçak yerler görüyoruz" dedi. Suyun bile uygun dozlarda alınmadığında zehirlenme yapabileceğini söyleyen Dr. Mehmet Kınacı, "Biliyorsunuz ki bizim en temel gıdamız su. Literatürde su zehirlenmesi diye bir şey var. Suyu bile uygun dozlarda vermezseniz bize zarar verebilir. Dolayısıyla, ozon gibi doğal bir madde dahi olsa, uygun dozlarda olmaz ise tabii ki sıkıntı verebilir. Literatürdeki, geçmişteki sıkıntılı olaylara baktığımızda; hepsinin aslında denetimi olmayan, kaçak klinik görüntüsü verilmiş yerlerde yapıldığını görüyoruz. Dolayısıyla, Sağlık Bakanlığından özel yetki almış, bu konuda uzmanlaşmış ve bu konuda özel eğitim almış hekimler tarafından yapılan ozonda herhangi bir problem olmamaktadır" dedi. Kınacı, vatandaşların tedavilerini yetkili yerlerde yaptırması gerektiğini söyleyerek, "Burada özel ozon jeneratörleri dediğimiz cihazları kullanıyoruz. Uygun cihaz olması çok önemli. Kaçak yerlerde cihazlar uygun değil. Cihazlar kalibre edilmiyor, dolayısıyla da uygun dozların ayarlanması çok zor oluyor. Sağlık Bakanlığının yetkili kliniklerinde, bu belli aralıklarla bizim cihazlarımızın düzenli kalibrasyonu ve denetimi yapılır; dolayısıyla da sıkıntı çıkarma ihtimali olamaz. Ozon ve bütün tedaviler hakkında söyleyebilirim; lütfen Sağlık Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş, o konunun uzmanları tarafından ve düzenli denetime tabi olan hastane ve kliniklerden lütfen tedavi alsınlar" ifadelerini kullandı.
Basit kontroller ile prostat kanserinden korunun
15 Eylül 2025 Pazartesi - 13:52 Basit kontroller ile prostat kanserinden korunun Prostat kanserinin erken teşhis edildiğinde tedavi başarı oranının yüksek olduğunu vurgulayan Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Abdullah Gül, 50 yaşından sonra düzenli olarak test yaptırmanın hayat kurtarıcı olduğunu belirtti. Dünya Prostat Kanseri Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Gül, prostatın, erkeklerde mesanenin hemen altında yer alan ve idrar kanalını çevreleyen küçük bir bez olduğu bilgisini verdi. Meninin sıvı kısmını üretmek ve üreme sağlığını desteklemek gibi görevleri olan prostat bezinin yaş ilerledikçe büyüyebileceğine dikkat çeken Doç. Dr. Gül, "Bu büyüme bazı durumlarda kansere dönüşebilir. Prostat kanseri, erkeklerde en sık görülen kanserlerden biri olup özellikle erken dönemde belirti vermeden, sessizce ilerlemesiyle dikkat çeker" dedi. İleri yaş, sağlıksız yaşam alışkanlıkları, kilo fazlalığı ve genetik yatkınlık gibi risk faktörlerinin hastalığın ortaya çıkmasında önemli rol oynadığını dile getiren Gül, özellikle birinci derece akrabasında prostat kanseri öyküsü olan erkeklerde, riskin belirgin şekilde yükseldiğinin altını çizdi. Son yıllarda yapılan araştırmalara göre, tütün ürünleri kullanımının ve dengesiz beslenmenin de hastalığın daha agresif seyretmesine katkıda bulunabileceğini vurgulayan Gül, "Erken teşhis, prostat kanserinde hayat kurtarıcıdır. Çünkü erken evrede tanı konulduğunda tedavi başarı oranı son derece yüksektir. Bu nedenle 50 yaşından itibaren, aile öyküsü olan erkeklerde ise 45 yaşından sonra düzenli olarak PSA (Prostat Spesifik Antijen) testi yaptırmak ve üroloji muayenesine gitmek büyük önem taşır. Bu kontroller basit, hızlı ve hayat kurtarıcıdır" şeklinde konuştu. "Düzenli kontrollerinizi ihmal etmeyin" Prostat muayenesinden utanmanın ya da muayeneyi ertelemenin hastalığın ilerlemesine fırsat tanıdığına işaret eden Gül, "Sağlığınız sizin en değerli hazinenizdir. Bugün küçük bir adım atarak kendiniz ve sevdikleriniz için büyük bir fark oluşturabilirsiniz. Düzenli kontrollerinizi ihmal etmeyin, sağlıklı bir gelecek için harekete geçin" ifadelerini
Milletvekili Prof. Dr. Keleş: "800 yataklı hastane, Cumhuriyet tarihinin Elazığ’a en büyük yatırımlarından biridir"
15 Eylül 2025 Pazartesi - 13:28 Milletvekili Prof. Dr. Keleş: "800 yataklı hastane, Cumhuriyet tarihinin Elazığ’a en büyük yatırımlarından biridir" Elazığ’da bir merkez sağlık kompleksi kurduklarını dile getiren AK Parti Elazığ Milletvekili Prof. Dr. Erol Keleş, "800 yataklı hastane, Cumhuriyet tarihinin Elazığ’a en büyük yatırımlarından biridir. İhtiyaç var mıydı, evet çok ciddi bir ihtiyaç vardı" dedi. AK Parti Elazığ Milletvekili Prof. Dr. Erol Keleş, Fırat Havzası Gazeteciler Cemiyeti’ni (FHGC) ziyaret ederek cemiyet başkanı Serkan Gürtürk ve yönetimiyle bir araya geldi. Ziyaret sırasında açıklamalarda bulunan Keleş, Elazığ’a yapılacak yeni 800 yataklı üniversite hastanesi ile ilgili detayları paylaştı. "Cumhuriyet tarihinin Elazığ’a en büyük yatırımlarından biridir" Milletvekili Prof. Dr. Keleş, " 800 yataklı hastanemizde, ihale tarihi belirlendi. Zor bir süreçti. Çok ciddi de çalışmalar oldu. Bu çalışmalar sonucunda biz bu yıl mutlaka ihale tarihi alıp, ödeneklerimizi kullanmamız lazımdı ki önümüzdeki yıl ödenek alabilelim. 800 yataklı hastane, Cumhuriyet tarihinin Elazığ’a en büyük yatırımlarından biridir. İhtiyaç var mıydı, evet çok ciddi bir ihtiyaç vardı. Çünkü üniversite hastanemiz şehir içinde sıkışık kalmıştı ve büyümeye elverişli değildi. Hastanenin yanına binalar yapıldı. Hem trafik açısından hem büyüme açısından, üniversite hastanesi şarttı. 800 yataklı hastane şehrin batısına yapılacak. Özellikle Hankendi’ye yakın bir noktada ve yeri belliydi. Burası büyümeye de elverişli ve ileriye düşünmek lazım. Bu işleri yaparken 50 yıl sonrasını da düşünmek gerekir. Üniversite hastanemiz bin 60 yataklı ve bu şehri asla kaldıramaz. Bugün 800 yataklı. Belki 3-5 yıl sonra yine 800 yataklı olacak. Burayı bir sağlık kompleksi haline dönüştürecektir diye düşünüyorum" diye konuştu. Mevcut üniversite hastanesinin yerinin hizmet vermeye devam edeceğini aktaran Milletvekili Keleş, "Önümüzde daha bir süreç var. Bunun için oturup konuşacağız. Belki ikinci basamak bir hastane, belki Sağlık Bakanlığı ile görüşerek buraya ikinci basamak bir hastane veya üniversiteye bağlı başka bir hastane olabilir. Daha konuşulmamış ama örnek vermek gerekirse ortopedi, fizik tedavi gibi birimler de planlanabilir. Bu planlamaları mutlaka ilgili kurumlarla konuşacağız. Çok kıymetli ve değerli bir yatırım olduğunu düşünüyorum. İnşallah bundan sonraki süreç hızlı şekilde tamamlanır. Emeği geçen cumhurbaşkanımıza ve herkese teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. "Bir merkez sağlık kompleksi kuruyoruz diyebiliriz" Elazığ genelindeki diğer hastane projelerine de değinen Prof. Dr. Keleş, " Bence önemli ve kapsamlı bir proje. İleriye dönük olarak şehrimize büyük katkı sağlayacak. Yeni bir yapılanma, yeni katkıyı beraber yapıyoruz. Şehir hastanesiyle beraber çevreyi de geliştiriyoruz. Bir merkez sağlık kompleksi kuruyoruz diyebiliriz. Elazığ şu anda sağlık üssü olma yolunda yoluna devam ediyor. Aslında yine sağlık üssü çünkü Bingöl, Tunceli, Muş ve bu bölgedeki insanlara hizmet veriyor. Sağlık kadromuz özellikle üniversite ve şehir hastanelerimiz çok güçlü ve çok iyi de hizmetler vermekte. Bu yapılanma, özellikle bu bölgede bir sağlık merkezi olması açısından son derece önemli. Yer konusunda da çıkan spekülasyonları da atmış olduk. Şehrin doğusunda bir şehir hastanesi var, batısında da üniversite hastanesi olacak. Şehrin ortasındaki üniversite hastanesi hizmet vermeye devam edecek" ifadelerini kullandı. "Sigorta hastanesinin yerine de 150 yataklı ikinci basamak hastane hayata geçecek" Keleş, "Sigorta hastanesinin bulunduğu yerde yatırım programına teklif ettik ve bakanlıktan çıktı. Cumhurbaşkanı onaylarsa sigorta hastanesinin yerine de 150 yataklı ikinci basamak hastane hayata geçecek. Elazığ, sağlık açısından Türkiye’de üst sıralarda yer alıyor. Bu nedenle bölgeye hizmet edecek ikinci basamak hastaneye ihtiyacımız vardı. Sivrice’de 40 yataklı hastane bitmek üzere. Alacakaya için de çalışmalar devam ediyor. Tüm ilçelerimizde sağlık hizmeti sunulmuş olacak" dedi.
Enfeksiyon hastalıklarından korunmada dikkat edilmesi gerekenler
15 Eylül 2025 Pazartesi - 12:41 Enfeksiyon hastalıklarından korunmada dikkat edilmesi gerekenler Medical Point Gaziantep Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Vuslat Keçik Boşnak, enfeksiyon hastalıklarının yayılma yolları, korunma yöntemleri ve günümüzde artan önemine dair bilgiler paylaştı. Enfeksiyon hastalıkları, virüsler, bakteriler, mantarlar ve parazitler gibi mikroorganizmaların yol açtığı, hem bireysel hem toplumsal sağlığı tehdit eden ciddi sağlık sorunlarıdır. Medical Point Gaziantep Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Vuslat Keçik Boşnak, bu hastalıkların yayılma yolları, korunma yöntemleri ve günümüzde artan önemine dair önemli bilgiler paylaştı. Enfeksiyon hastalıklarının yayılma yolları Doç. Dr. Boşnak, enfeksiyonların hava yolu, temas, su ve gıda kaynaklı ya da vektörler aracılığıyla hızla bulaşabildiğini vurguladı. Boşnak, "Grip, Covıd-19, tüberküloz ve hepatit gibi hastalıklar, bulaşıcılık açısından özel dikkat gerektirir" dedi. Korunma yolları ve aşıların rolü Doç. Dr. Boşnak, "El hijyenine özen göstermek, maske kullanmak, kalabalık ortamlardan mümkün olduğunca uzak durmak ve aşıları zamanında yaptırmak, enfeksiyonlardan korunmanın en etkili yöntemleridir. Ayrıca sağlıklı beslenme ve düzenli yaşam bağışıklık sistemini güçlendirir" ifadelerini kullandı. Antibiyotik direnci ve tedavi güçlükleri Doç. Dr. Boşnak, "Antibiyotiklerin yanlış ve gereksiz kullanımı, mikropların direnç kazanmasına neden olur. Bu da tedaviyi zorlaştırır. Antibiyotikler yalnızca doktor kontrolünde kullanılmalıdır" uyarısında bulundu. "Covıd-19 pandemisinden alınan dersler" Boşnak, "Covıd-19 pandemisi, enfeksiyon hastalıklarının ne kadar hızlı yayılabileceğini gözler önüne serdi. Bu nedenle kişisel hijyen ve toplum sağlığı önlemleri artık her zamankinden daha kritik" diye konuştu.
Türkiye, sağlık diplomasisinin küresel merkezi oluyor: 50’den fazla ülke İzmir’de buluşacak
15 Eylül 2025 Pazartesi - 12:31 Türkiye, sağlık diplomasisinin küresel merkezi oluyor: 50’den fazla ülke İzmir’de buluşacak Türkiye, sağlık turizmi ve diplomasi alanında küresel ölçekte dikkat çeken bir etkinliğe ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 21-22 Kasım 2025 tarihlerinde İzmir’in Balçova Termal Tesisleri’nde düzenlenecek olan ’Uluslararası Sağlık Turizmi Köprüleri’, ’Türkiye’de Sağlık Diplomasisi ve İnovasyon Kongresi’, 50’den fazla ülkenin sağlık bakanları, büyükelçileri, diplomatik heyetleri ve sektör temsilcilerini bir araya getirecek. Türkiye’nin sağlık diplomasisi vizyonunu uluslararası kamuoyuyla paylaşacağı kongre, sağlık turizminde iş birliği ağlarının güçlendirilmesini hedefliyor. Kongrede ayrıca inovasyon, teknoloji ve uygulamalı eğitim alanlarında önemli oturumlar düzenlenecek. Program kapsamında, ’Sağlık Diplomasisi Panelleri’, ’Eğitim Oturumları ve Çalıştaylar’, ’İnovasyon ve Teknoloji Sunumları’ ile ’Sektörel Buluşmalar’ gibi çok sayıda başlıkta eş zamanlı etkinlikler gerçekleştirilecek. Yapay zeka destekli sağlık çözümleri, tele-sağlık uygulamaları ve dijital sağlık sistemleri gibi son teknoloji konuları konuşulacak. Kongre süresince katılımcılar için özel etkinlikler de planlandı. Açılış kokteyli ve diplomatik networking toplantıları, teknik saha incelemeleri ve Kültür ve Turizm Bakanlığı iş birliğiyle düzenlenecek Efes Antik Kenti gezisi, programın dikkat çeken bölümleri arasında yer alıyor. Kongrede sunulan akademik bildiriler, uluslararası indekslerde taranan ve DOI numarası verilen bir kongre kitabında yayımlanacak. Bilimsel katkıların, hem sektör profesyonellerine hem de akademik camiaya önemli veriler sunması bekleniyor. Kongreye paralel olarak SATKOF Akademi tarafından yıl boyunca sürdürülecek olan eğitim programları da dikkat çekiyor. Saç Ekimi Eğitimi, Kalite Mühendisliğine Giriş, Toplam Kalite Yönetimi ve Liderlik, ISO 9001:2015 Kalite Yönetim Sistemi & İç Tetkik Eğitimi, ISO Standartlarına Genel Bakış ve Kalite Yöneticiliği Sertifika Programı gibi alanlarda verilecek eğitimler, e-Devlet onaylı ve uluslararası geçerliliğe sahip sertifikalarla belgelendirilecek. Kongreye ilişkin açıklamalarda bulunan Kongre Koordinatörü Prof. Dr. Aysun Bay, "Balçova Termal’de düzenleyeceğimiz bu kongre, Türkiye’nin sağlık turizminde dünyaya açılan en güçlü vizyon projelerinden biridir. 50’den fazla ülkenin katılımıyla sağlık diplomasisinin ve inovasyonun geleceğini şekillendirirken, aynı zamanda Türkiye’nin termal sağlık potansiyelini ve kültürel mirasını da tanıtacağız" diye konuştu